TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FEVZİ YAZICI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/59786)
Karar Tarihi:13/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Fevzi YAZICI
Vekili
:
Av. Sevgi TAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalarkapsamında bir gazeteci hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmamasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; ifade özgürlüğü kapsamındakieylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle de ifade özgürlüğünün ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/10/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri veyargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'deçok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanısıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardakiyapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, Mehmet Hasan Altan(2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun daaralarında bulunduğu ve çoğunluğu gazeteci, yazar ve akademisyen olan on ikişüpheli hakkında FETÖ/PDY'nin medya yapılanmasıylabağlantılı olarak soruşturma başlatılmıştır.
9. Bu kapsamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 4/8/2016tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasıistemiyle başvurucuyu İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
10. Başvurucunun Hâkimlikteki ifadesi şöyledir:
"... Atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben2003 yılında gazetede çalışmaya başladım. 1997- I999 yılları arasında Aksiyondergisinde çalıştım. 2003-2016 yılları arasında Zaman gazetesinde görselyönetmen olarak çalışmaktaydım. Mahkeme kararı ile kayyum atanmasından kısa birsüre önce gazete yönetimi tarafından işime son verildi ve tazminatım ödenmiştazminatımın ödendiği ve işten çıkanldığımdansonradan haberim oldu. Kayyum atanmadan 1 gün önce beni tekrar işe almışlardır.Zaman gazetesi ve Aksiyon dergisinin sahipleri künyede yazılı kişilerdir. Benen son Ali Akbulut'un gazetenin sahibi olduğunu biliyorum. Derginin sahibinibilmiyorum. Fethullah Gülen'i tanıyorum. Gazete vedergi üzerinde herhangi bir etkisi olduğuna şahit olmadım. Gazete ve dergininyayın politikasını yayın toplantılarında ilgili kişiler olan yayın yönetmeni veyardımcıları kararlaştırmaktadır. Fethullah Gülenhakkında aleyhe bir yazı yayınlanıp yayınlanmadığını bilmiyorum. Fethullah Gülen'in ne yapmaya çalıştığı konusunda birfikrim yoktur. Ben sadece gazetenin dizayn işi ile uğraşmaktayım. Bu konudaekibi eğitip yönetimini yapıyordum. Orada bulunduğum süre içerisindegazetecilik faaliyeti dışında herhangi bir işte bulunmadım. Eğer bir terörfaaliyeti görseydim o kurumda asla bulunmazdım. Gazetenin yayın politikasıgenellikle Türkiye'de olumlu yapılan işlerin desteklenmesi yönündeydi. 2013yılında yolsuzluk soruşturması yapıldıktan sonra yayın politikası buna göreşekillendi. Çalıştığım gazete gerçeklerin ortaya çıkması konusunda bir yayınpolitikası gütmüştür. Dindar bir kişi olduğum için bir kere sohbetinegitmiştim. 3 yıl süre ile Amerika'da kaldığım dönemde FethullahGülen'in sohbetine katılmıştım. Darbe girişiminin FethullahGülen tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği konusunda kesin birkanaatim yoktur. Eğer onun talimatı ile gerçekleştirilmiş ise kendimialdatılmış hissederim. Darbe girişimi Fethullah Gülentarafından gerçekleştirilmiş ise onu da lanetliyorum. Suçsuz olduğum için diğergazete çalışanları gibi herhangi bir yere kaçmadım..."
11. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 4/8/2016 tarihinde, başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanmasına karar verilmiştir.
12. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili bölümü şöyledir:
"Şüphelinin ... FETÖ/PDY silahlı terörörgütünün basın ayağı olarak adlandınlan yapılanmasıiçerisinde yer alan anılan gazete, dergi ve ajanslarda görev yaparak ve sözkonusu yayınların dağıtımını sağlayarak örgüte bağlılıkve sadakat ilkesi çerçevesinde görevlerini ifa ettikleri ve kamuoyunda 17/25Aralık soruşturma dosyaları olarak bilinen silahlı terör örgütünün TürkiyeCumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engelleme suçunaiştirak eden emniyet görevlilerini, yargı mensuplarını haberleştirerek örgütünamaçları doğrultusunda propaganda faaliyetleri yürüttükleri, bir kısımşüphelilerin örgüte ait şirketlere el konulmasını önlemek amacıyla devirişlemleri yaptığı ve mal kaçırma girişiminde bulundukları, ... terör örgütününyayın organı olan veya yayın organı haline dönüşen bilahere668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan gazete, dergi ve ajansçalışanı olan şüphelilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyeleri olduklarıyönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunduğu;suçun kanunda öngörülen ceza miktarı, işlendiği iddia edilen suçun önemli veciddi sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle tutuklama nedeninin 'kanungereğince' var sayılan (suçlardan olduğu), soruşturmanın henüz tamamlanmamasınedeniyle şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanıklar üzerinde baskıoluşturma şüphesinin bulunduğu, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik önlemi değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13.maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca, daha hafif koruma önlemiolan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada soruşturmaya konu suç ve buşüpheliler açısından 'yetersiz' kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği kanaatinevarılarak ... tutuklanmasına ... [karar verildi.]"
13. Başvurucu 12/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiştir. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 2/9/2016 tarihinde "soruşturma aşamasında ele geçirilen delillerbir bütün olarak değerlendirildiğinde; mevcut olan bu delillerin şüphelininüzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterensomut delillerin bulunduğu, suçun 5271 Sayılı CMK'nun100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle varolduğukabul edilen tutuklama nedenlerinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, işinönemi ve verilmesi beklenen ceza dikkate alındığında tutuklama tedbirininölçülü olduğu, şüpheli hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının buaşamada yetersiz kalacağı, İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin ... kararınınusul ve yasaya uygun bulunduğu" gerekçesiyle itirazın kesinolarak reddine karar verilmiştir.
14. Başvurucu, anılan kararı 22/9/2016 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
15. Başvurucu 21/10/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindekamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu dışında on altı şüpheli hakkındada benzer suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.
17. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'ninyapısına, kamuoyunca bilinen isimleriyle 17-25Aralık, MİT Tırları, Selam-Tevhid-Kudüs Ordusu,Tahşiye, Kozmik Oda ve Balyoz gibi soruşturmalarda veya bu soruşturmalar sonucundaaçılan davalarda, anılan örgütün yargı ve emniyet içindeki unsurlarını kendiamaçları doğrultusunda nasıl kullandığına ve Hükûmeti devirmeye yönelikeylemlerine değinilmiştir. Devamında ise FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuve darbe girişimine iştirak ettikleri değerlendirilen Zaman, Today's Zaman, Taraf, Samanyolu TV, Can EzincanTV gibi örgütün medya yapılanmasına dâhil olduğu belirtilen unsurlara yerverilmiştir.
18. Başvurucuyla ilgili suçlamalara esas alınan iddianamedekiolgular şöyle özetlenebilir:
i. FETÖ/PDY terör örgütünün 15/7/2016 tarihli darbe girişimisürecine kadar basın-medya yapılanmasındaki eylemlerinin tespitine yönelikyürütülen soruşturma kapsamında bu örgüte ait Feza Gazetecilik A.Ş. bünyesindefaaliyet yürüten Zaman gazetesi, Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş., CihanMedya Dağıtım A.Ş., Dünya Dağıtım A.Ş., Irmak Radyo ve Televizyon HizmetleriA.Ş. ve Fia Prodüksiyon Radyo TV Reklam Organizasyonİletişim San. Tic. Ltd. Şti.ne 4/3/2016 tarihindeSulh Ceza Hâkimliğince kayyum atandığı, kayyum atanan bu şirketlerin terörörgütü lideri Fethullah Gülen'in talimatlarıdoğrultusunda yayın yapan kuruluşlar olduğunun açığa çıktığı, başvurucunun dabu örgütün mensubu olarak terör örgütünün yayın ve propaganda faaliyetlerineiştirak eden ve örgütsel amaç birlikteliği doğrultusunda hareket edenlerdenbirisi olduğu ileri sürülmüştür.
ii. Başvurucunun Feza Gazetecilik Anonim Şirketine ait ticarisicil bilgilerine ve 8/9/2015 tarihli Zaman gazetesi künyesine göre adı geçengazetenin görsel yönetmen-grafik tasarım sorumlusu olarak görev yaptığı tespitedilmiştir.
iii. Başvurucunun FETÖ/PDY terör örgütünün iş kanadınınsendikası olduğu bilinen ve bu kapsamda 23/7/2016 tarihli 667 Sayılı OlağanüstüHal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ilekapatılan Pak Medya İş Sendikasına üye olduğu ileri sürülmüştür.
iv. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin finanskuruluşu olduğu belirtilen Bank Asyada hesap harkeketlerinin örgüte destek mahiyetinde olduğu ilerisürülmüştür. Bu kapsamda;
- FETÖ/PDY'nin amacını gerçekleştirmekamacıyla mali kaynağa ihtiyaç duyduğu, bunun himmet, bağış vb. adlarla halktanveya örgüt mensuplarından toplanan paralarla temin edildiği, bununla birlikteörgütün suçtan elde ettiği gelirleri aklama yöntemiyle Banka Asyanın araç olarak kullanıldığı, bankanın örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından yönetildiği husususun MaliSuçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu(BDDK) raporları ile tespit edildiği, elindeki mali gücünü ve kendisini bu güceulaştıran kaynakları kaybetmek istemeyen örgütün anılan Bankanın desteklenmesiyolunda çağrılar yaptığı, bu amaçla Fetullah Gülen'in internet ortamında yayımlanan birkonuşmasında Bankanın likitide durumunun artırılmasıiçin örgüt üyelerinin ve bu kişilerin çevresindeki şahısların Bankayayönlendirilmesi konusunda açık bir talimat verdiği, bu talimata istinadenörgütün yayın organları vasıtasıyla şahısların Bankaya yönlendirilmesikonusunda açıkça propagandaların yapıldığı, özellikle 2013 yılı Aralık ayındanitibaren 2014 yılı da dâhil olmak üzere Banka üzerinden olağan bankacılıkfaaliyetleri ile bağdaşmayacak nitelikte para yatırma, hesap açtırma, bireyselemeklilik başvurusu, katılım hesabı açma, kredi kartı kullanımı gibi bankacılıkişlemlerinde artışların meydana geldiği, bu durumun örgüt liderinin çağrısınaistinaden örgüt üyeleri tarafından mali destek sağlamak amacıyla yapıldığı vebu şekilde örgüte fon sağlandığı belirtilmiştir.
- Başvurucunun Bank Asyada hesabınınolduğu, bu hesabında 31/12/2013 ila 24/12/2014 tarihleri arasında 22.363,97TL'lik artış olduğu, eşi F.Y.nin de bu tarihler arasındahesabında 1.478,84 TL'lik artış olduğu belirtilmiştir.
- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 3/2/2015 tarihindeFETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu değerlendirilen Bank Asyanınyönetimine el koymuş, BDDK ise anılan Bankayı 29/5/2015 tarihinde TMSF'ye devretmiştir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantıları olduğubelirtilen çok sayıda ticari kuruluşa da kayyum atanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 35).
19. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarakyapılan hukuki değerlendirmenin ilgili bölümü şöyledir:
"Örgütsel amaçlar doğrultusundaöncesinden bildikleri darbe girişimine, maddi cebir kullanmak suretiyle iştirakeden faillerin eyleminegirişime sözde neden teşkil edensiyasal ve toplumsal kaos ortamının bulunduğuna ve bu ortamın yaratılmasınayönelik örgütsel amaçla gerçekleştirilen kalkışma suçlarının hareket unsurununalt unsuru olan 'cebir' teriminin öncülü ve ayrı düşünülemeyecek bir parçasıolan söylem ve propagandalarda bulunmak, medya etki gücünü kullanarak toplumundarbe girişimine karşı koymamasını telkin etmek veya hücre tipi örgütlenmemodeline göre teşkilatlanan Silahlı Kuvvetler içerisindeki hücrelerin birkısmının katıldığı darbe girişimine ilişkin talimat iletmek suretiyle iştirakettikleri, asli fail oldukları ... darbe girişimi tarihinden önce haklarında'silahlı terör örgütü yöneticisi olma' suçundan açılan iddianame veiddianamelerdeki eylem tarihlerinden sonra faaliyetlerine devam ettikleri, ayrıca... her birinin kendi bölümünde anlatılan başka soruturmalarakonu eylemlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu nazara alınıp iş bu iddianamemizekonu eylemleriyle birlikte değerlendirildiğinde eylemlerin kalkışma suçlarıylaamaçlanan zarar tehlikesini yaratmaya elverişli olduğu, tüm şüphelilerineylemlerinin ise terör örgütünün faaliyeti kapsamında aynı amaca yönelik olduğuiçin deliller ile eylemlerinin hukuki vasıflandırılmasının birliktedeğerlendirilebilmesini teminen aynı iddianameye konuedildiği anlaşılmakla;
...
... Üzerlerine atılı kalkışma suçlarıniteliğindeki Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya göreviniyapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadankaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütünün üyesi olmalarınedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını işlediklerinin kabulüyle... cezalandırılmalarına ..."
20. Cumhuriyet savcısı 11/12/2017 tarihli duruşmada esashakkındaki mütalaasını sunmuştur. Savcılık mütalaasında, iddianamede olduğuüzere (bkz. § 18) FETÖ/PDY hakkında genel bazı açıklamalara yer verilmiş;başvurucunun da aralarında bulunduğu her bir sanık hakkında ayrı ayrıdeğerlendirme yapılmıştır. Başvurucuyla ilgili değerlendirmeler genel olarakiddianamede belirtilen olgularla aynı mahiyette olup bunlara ek olarak Zaman TV isimli Youtube kanalında Zaman Gazetesi reklam filmi- Sükutun Çığlığı-Ekim2015 ismiyle 5/10/2015 tarihinde bir dakika süreli olarak yayımlanankayda değinilmiştir.
21. Mütalaada;Zamangazetesinin 2015 yılı güz dönemine ait kısa reklam filminin açıklama kısmında "Zaman Gazetesi'nin güz dönemi yeni abonekampanyası başladı. Ulusal kanalların yanı sıra internet sitelerinde bu andanitibaren yayınlanmaya başlayan yeni reklam filminde tek bir kelime bilekullanılmıyor." açıklamasının yazılı olduğu, yirmi saniyesüreli reklam filmde olağanüstü durumlarda ve tehdit durumlarında uyarı amaçlıçalınan siren sesleri eşliğinde boş görünümlü binaların, insansız sokaklarınolduğu, terk edilmiş izlenimi veren bir yerleşim yerinin havadan çekilmişgörüntüleriyle reklam filminin başladığı, ardından gülen, yeni doğmuş birbebeğin ekrana geldiği, akabinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) kullandığızırhlı araçlara ait top sesi eşliğinde Zaman gazetesinin logosunun göründüğü,bu kısa reklam filminin sonunda duyulan top sesinin başlangıçta gösterilenyerleşim yerinin bombalandığı algısını oluşturduğu ifade edilmiştir.
22. Mütalaaya göre "...'film' bütünsel olarak terör örgütünün ve medya yapılanmasının önemliaktörlerinden olan Zaman Gazetesi'nin anlatılan yapısı ve örgütsel işlevi,örgüt lideri Gülen'in ... haberleşme ve talimat iletim yöntemlerinden 'şifrelive bilinçaltı mesaj verme' yöntemi olgusu, reklam senaryosunu hazırlayan veyayına sunanların örgütsel bağlılık ve konumları, filmde herhangi bir sebepsonuç bağlantısı bulunmadığını, birbirinden bağımsız figürler olup ulusalölçekte yayın yapan bir gazete için herhangi bir anlam ifade etmediği gerçeği,adının terör örgütü lideri Gülen bağlamında ifade ettiği anlam ve darbegirişimi öncesinde toplumsal algı zemini yaratmaya yönelik ... diğer örgütselfaaliyetlerle birlikte bir arada değerlendirildiğinde;15/07/2016 tarihli terörörgütü tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi ile gülen bir bebeğe aitgörüntünün bulunduğu reklam filminin yayınlandığı 05/10/2015 tarihi arasındakisürenin bebeğin doğum tarihi olan 9 ay 10 gün olması, darbe girişimininbaşarılı olması halinde sözde sıkıyönetim ilanıyla sokağa çıkma yasağınıngetirilmesi sonucu ülke genelinde oluşacak görüntünün reklam filmindekullanılan insansız sokakların olduğu, terk edilmiş yerleşim görüntüleri ilebenzerlik göstermesi, darbe girişimi olayında TBMM başta olmak üzere bir kısımyerleşim yerlerinin ve kamu kurumlarının bombalanmasıyla reklam filmindekullanılan savaş ve tehdit durumunda uyarı amaçlı çalınan siren seslerininkullanılması, ayrıca gazetenin logosu ekrana gelirken duyulan top sesininfilmde gösterilen yerleşim yerini bombaladığı algısını vermesi nazaraalındığında darbe girişimi olayı ile reklam filminin benzerlik göstermesinintesadüf olamayacağı ... diğer faaliyetler gibi darbe sonrası dönem ve darbegirişimin hedef aldığı siyasal iktidara karşı kamuoyu ve toplumsal algı zeminioluşturma amacı taşıdığı, darbe girişimiyle ilgili olarak terör örgütünün yayınorganı olup sonradan faaliyetlerine son verilen Zaman Gazetesi'nin, eski gazeteçalışanları olan tanıkların beyan ve değerlendirmesine göre de 9 ay 10 günsonra darbe olacağı mesajını içerir reklam filminin 05/10/2015 tarihindeyayımlandığı, reklamın yayınlanmasından sonra belirtilen süre sonunda15/07/2016 tarihinde örgüte mensup bir kısım asker şahıslarca darbe girişimindebulunulduğu, reklam senaryosunu hazırlayan kişiler arasında bulunup hakkındayakalama emri düzelenen firari sanık E.D.nin reklamın yayınlandığı tarihte darbe iması ve terörörgütüyle ilgili soruşturmalar yürüten savcılar ve davalarına bakan hakimlerbaşta olmak üzere kamu görevlileri ile mevcut hükümeti tehdit eden niteliktekiköşe yazısını kaleme aldığı, somut olayda şifreli mesaj gönderme yöntemininTürk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızmış terör örgütü mensuplarına mesajgönderme amacı taşıdığının, darbe girişimi sonucuyla birlikte ele alındığındabariz olduğu, darbe mesajı verilen söz konusu reklam filminin darbeci askerikanat ile fikir ve eylem birliği içerisinde, önceye dayalı planın bir parçasıolarak hazırlandığı ...[açıktır.]"
23. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/2/2018 tarihlikararıyla başvurucunun cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye CumhuriyetiAnayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başkabir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapiscezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.İddianamede ve mütalaadabelirtilen delillere atıflaverilen kararın ilgi kısmı şöyledir:
"... terör örgütüyle organik bağlarıaçıklanan medya unsurları sanıkların ... söz konusu reklam filminin hazırlanıpyayınlanması eylemine ve anlatılan şekilde darbe girişimini önceden bilerek,maddi cebir kullanmak suretiyle iştirak eden faillerin eylemine girişime sözdeneden teşkil eden siyasal ve toplumsal kaos ortamının bulunduğuna ve bu ortamınyaratılmasına yönelik örgütsel amaçla gerçekleştirilen kalkışma suçlarınınhareket unsurunun alt unsuru olan 'cebir' teriminin öncülü ve ayrıdüşünülemeyecek bir parçası olan söylem ve propagandalarda bulunmak, hücre tipiörgütlenme modeline göre teşkilatlanan Silahlı Kuvvetler içerisindeki FETÖhücrelerinin bir kısmının katıldığı darbe girişimine ilişkin talimat iletmeksuretiyle iştirak ettikleri ve bu nedenlerle üzerine atılı anayasal düzeni ortadan kaldırmayateşebbüs etme suçunun asli faili olduğu ... somut olayda sanığın eyleminin birbütün olarak TCK'nın 309/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağıanlaşılmakla .... cezalandırılmasına ... kararverilmiştir."
24. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaistinaf aşamasında derdesttir vebaşvurucunun hükmentutukluluk durumu devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
25. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdakisuçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
26. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
27. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenarbaşlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
28. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu'nun "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncümaddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarakhükmolunur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 13/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu; tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklamayaneden olabilecek hiçbir maddi olgunun kararda gösterilmediğini ve tutuklamakararının gerekçesiz olduğunu belirterek masumiyet karinesinin, adil yargılanmahakkının ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşve tazminat talebinde bulunmuştur.
2. Değerlendirme
31. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
33. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir.Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
35. Anayasa Mahkemesi AydınYavuz ve diğerleri (Aynı kararda bkz. §§ 187-191) kararında,olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkinbireysel başvuruları incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temelhak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir.Buna göre olağanüstü bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sırabireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirinolağanüstü durumla bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesiuyarınca yapılacaktır.
36. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsünden sonraCumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 21/7/2016 tarihindeolağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş; daha sonra da olağanüstü hâlbirçok kez uzatılmıştır. Olağanüstü hâl ilanı nedenlerinin başında darbeteşebbüsü gelmektedir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 224, 226). Olağanüstü hâl ilanı ile darbeteşebbüsünden kaynaklanan tehlikenin yanı sıra bu teşebbüsün arkasında olduğudeğerlendirilen FETÖ/PDY'den kaynaklanan tehdit vetehlikenin de bertaraf edilmesinin amaçlandığı görülmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 48, 229).Nitekim darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmanın FETÖ/PDY olduğuna ilişkinkamu makamlarınca ve soruşturma mercilerince yapılan değerlendirmeler olgusaltemellere dayanmaktadır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 216).
37. Başvurucunun tutuklandığı tarihte Türkiye'de olağanüstü hâlyönetim usulü yürürlüktedir. Tutuklama kararında, başvurucunun darbe teşebbüsükapsamında bir suç işlediği ve darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu ileri sürülmüştür (bkz. §§ 11, 12). Dolayısıyla başvurucunun tutuklanmasınadayanak olan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgiliolduğu görülmektedir.
38. Bu itibarla olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarkapsamında bir suçlamayla tutuklanan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
39. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
40. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
41. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
42. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığındavranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veyabaşkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetlişüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
43. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacakhususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacakolan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
44. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikteyargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığıAnayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustakidenetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkinsüreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
45. Başvurucu, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/8/2016tarihli kararıyla tutuklanmıştır.
46. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağınınolup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe teşebbüsünün ardındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin medyayapılanması içinde yer aldığı iddiasıyla yürütülen bir soruşturma (bkz. § 9)kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesi uyarınca tutuklanmıştır (bkz. §§ 11, 12). Dolayısıyla başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
47. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
48. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, iddianamede vemütalaada; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün medya yapılanması içinde yer alanmedya organlarında görev yaptığına ve örgütün amaçları doğrultusunda faaliyetyürüttüğüne, Bank Asya hesabındaki hareketliliğe ve Pak Medya İş Sendikasınaüye olunmasına ve Zaman TV isimliYoutube kanalında Zaman Gazetesi reklamfilmi- Sükutun Çığlığı-Ekim 2015 ismiyle 5/10/2015 tarihinde birdakika süreli olarak yayımlananreklam filminedayanılmıştır (bkz. §§ 12, 18, 20, 21, 22). 14 Temmuz gecesi yapılan darbegirişimine zemin hazırlamak ve bunun için kamuoyu algısını şekillendirmekamacıyla bu reklamın yapıldığı belirtilmiştir. Reklama konu olayda belirtilendoğumun olacağı günde ise askerî bir darbe teşebbüsü gerçekleşmiştir.
49. Soruşturma makanmlarınca,başvurucunun FETÖ/PDY'ninönemli bir medya organı olanZaman gazetesinde görsel yönetmen-grafik tasarım sorumlusu olarak görevyapmasının ve Gazeteye kayyum atanıncaya kadar bu göreve devam etmesinin,başvurucu ile anılan FETÖ/PDY arasında örgütsel bir ilişki olduğuna dairkuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
50. Soruşturma mercilerince ayrıca başvurucunun Asya Bankhesabında 31/12/2013 ila 24/12/2014 tarihleri arasında para artışının olduğutespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi,FETÖ/PDYterör örgütünün mali kaynağını oluşturduğu ve örgüte bu yolla gelir sağladığıtespit edilen Bank Asyaya örgüt liderinin veyöneticilerinin çağrıları üzerine para yatırılmasının somut olayın koşullarınagöre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin detemelsiz ve keyfî olmayacağını kabul etmektedir (Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58). Buna göresoruşturma makamlarınca ve/veya tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerceFETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun örgütün mali kaynağını oluşturanve bu yolla gelir elde ettiği Bankadaki para artışının somut olayın koşullarınagöre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtiolarak kabul edilmesi, anılan Bankanın durumu itibarıyla temelsiz ve keyfî birtutum olarak değerlendirilemez.
51. Başvurucunun yukarıda belirtilen eylemleri nedeniyleİstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/2/2018 tarihli kararıyla 5237 saylıKanun'un 309. maddesi uyarınca cebirve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeniortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya budüzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıylacezalandırılmasına da karar verilmiştir.
52. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
53. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesininbulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşrubir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somutolayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.
54. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken suça ilişkinkanunda öngörülen ceza miktarına, isnat edilen suçun katalog suçlar arasındaolmasına, delilleri etkileme imkânın bulunmasına ve adli kontrolün yetersizkalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir.
55. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sisteminin öngördüğü ağır yaptırım olan vehapis cezasını gerektirmektedir. Başvurucu ayrıca hukuk sistemimizdeki en ağırsuçlardan birini işlediğinden bahisle en ağır ceza olan cebir ve şiddetkullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadankaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzeninfiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etme suçundanmahkemece mahkûm edilmiştir. İsnat edilen suça ilişkin kanunda öngörülencezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Aydın Yavuz ve diğerleri, §275). Ayrıca anılan suçlar, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklamanedeni varsayılabilen suçlar arasındadır.
56. Darbe teşebbüsü sonrasındaki koşullar dolayısıyla soruşturmakonusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Bu dönemde ortaya çıkankargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etkiedilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri, §§ 271, 272;Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).
57. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 3.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklamanedenlerinin olgusal temellerden yoksun olduğu söylenemez.
58. Son olarak başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
59. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 64).
60. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suçlar içinöngörülen cezanın miktarını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
62. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
B. İfade Özgürlüğününİhlal Edildiğine İlişkin İddia
63. Başvurucu; soruşturmaya konu edilen ve tutuklamaya dayanakoluşturan hususların tamamen mesleki faaliyetinden ibaret olduğunu, bu faaliyetindendolayı tutuklanması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
64. Anayasa Mahkemesi tutuklama tedbirinin ifade ve basınözgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunmahakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerkenöncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyiaşıp aşmadığını değerlendirmekte; sonrasında tutuklamanın hukukiliğine ya datutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarakdiğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 92-100; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 111-117; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§157-164; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§191-203; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 105-116; Mustafa Ali Balbay, §§ 120-134; Kemal Aktaş ve Selma Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§61-75; Faysal Sarıyıldız, B. No:2014/9, 3/1/2014, §§ 61-75; İbrahim Ayhan, B. No: 2013/9895, 2/1/2014,§§ 60-74; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894, 2/1/2014, §§60-74).
65. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığıiddiası incelendiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesiiçin inandırıcı delillerin bulunduğu ve ayrıca olayda tutuklama nedenlerininmevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğu söylenebileceği sonucunavarılmıştır (bkz. §§ 48-63). Bukapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucunun yalnızcaifade özgürlüğü kapsamında kalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığıve tutuklandığı iddiası yönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılanbir durum bulunmamaktadır.
66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının ifade vebasın özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığıaçık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA13/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.