TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FEYYAZ BAYRAM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7822)
Karar Tarihi: 16/11/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Recai AKYEL
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Feyyaz BAYRAM
Vekili
:
Av. Nezahat PAŞA BAYRAKTAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltına alınma, tutukluluk ve yakalamaya ilişkinhukuka aykırılıklar nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltındaderhâl müdafi atanmaması nedeniyle müdafi yardımından faydalanma hakkının;belirli suçlara bakmakla görevli mahkemede yargılanma nedeniyle kanuni hâkimgüvencesinin; iddianamenin kabulü aşamasında itiraz hakkının tanınmaması veyargılamadaki eksiklikler ve hatalar nedenleriyle hakkaniyete uygun yargılamahakkının; hükme etkili bir tanığın mahkeme huzurunda dinlenilmemesi ve tanığasoru sorulamaması nedeniyle tanık sorgulama hakkının; mahkeme kararlarınınuygun biçimde gerekçelendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının; temyizaşamasında duruşma yapılmaması nedeniyle duruşmalı yargılanma hakkının;yargılamanın uzun sürede sonuçlanması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının;mahkûmiyetle birlikte belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmayahükmedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının; kovuşturmanın ertelemesikararı sonucunda belirli bir süre ceza tehdidi altında bırakılma nedeniyletoplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının; çıkartılanyakalama kararı sonucunda üniversiteye devam edilememesi nedeniyle eğitimhakkının; yargılama sırasında etnik kökenden dolayı ayrımcılığa uğranılmasınedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/5/2014 tarihinde İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/12/2014 tarihinde,başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/12/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından başvuruya ilişkin herhangi birgörüş sunulmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. 10/10/2010 tarihinde gerçekleşen bir yürüyüşte PKK terörörgütü adına slogan, polise molotof kokteyli ve havaifişek atılması eylemlerine yönelik olarak soruşturma başlatılmıştır.
9. Olay yerinde parmak izi tespit edilen M.N.Y. 13/11/2010tarihinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifadesinde, kendisine gösterilen (8) ve(9) numaralı fotoğraflardaki kişilerin yürüyüşe katılmaları yönünde konuşmalaryaptığını söylemiştir.
10. Kolluk tarafından hazırlanan 24/11/2010 tarihli tespittutanağında (8) numaralı fotoğraftaki kişinin başvurucu, (9) numaralıfotoğraftakinin ise O.U. olduğu belirtilmiştir.
11. Başvurucu, 28/11/2010 tarihinde gözaltına alınmıştır.Kollukta verdiği ifadesinde M.N.Y. ve O.U. isimli kişileri tanımadığını,fotoğraftaki kişinin kendisi olmadığını ve suç unsuru tespit edildiğibelirtilen telefonu ikinci el olarak aldığını ve kullandığı esnada buiçeriklerin mevcut olmadığını söylemiştir. İfade tutanağında, isnat edilensuçlamaların başvurucuya bildirildiği ve müdafi yardımından yararlanma, susma,yakalandığının yakınlarına bildirilmesini isteme ve delil toplanmasını talepetme gibi haklarının başvurucuya hatırlatıldığı belirtilmektedir.
12. Başvurucu 29/11/2010 tarihinde Cumhuriyet savcısına verdiğiifadesinde kolluktaki beyanlarını tekrarlamış; herhangi bir olayakatılmadığını, PKK terör örgütünün gençlik yapılanması olan DYGM'ninüyesi olmadığını söylemiştir.
13. (Kapatılan) İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. maddeile görevli) 29/11/2010 tarihinde, başvurucunun ve diğer iki şüphelinin silahlıterör örgütü üyeliği suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.
14. Başvurucu müdafiinin dosyanın birfotokopisinin verilmesi talebi,vekâletnamesiolmadığı gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından reddedilmiştir. İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesi 10/12/2010 tarihinde, başvurucu müdafiinindosyanın bir örneğini alabileceğine karar vermiştir.
15. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarfındanbaşvurucu ve diğer beş sanık hakkında 31/12/2010 tarihinde iddianamedüzenlemiştir.
16. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 13/1/2011 tarihli tensiptutanağı ile başvurucunun tahliyesine, duruşma gününün ve iddianameninbaşvurucuya tebliğine karar vermiştir.
17. Başvurucu 21/4/2011 ve 1/6/2011 tarihli duruşmalarakatılmamıştır.
18. Tanık M.N.Y. 21/4/2011 tarihli duruşmada alınan ifadesindeherhangi bir gösteriye katılmadığını, molotofatmadığını, başvurucuyu ve diğer sanıkları tanımadığını söylemiştir.
19. 24/8/2011 tarihli duruşmada iddianame ve ekleri başvurucuyaokunmuştur. Başvurucu, hakkındaki suçlamaları kabul etmemiş; örgüt üyesiolmadığını ve herhangi bir kişiyi yürüyüşe katılması hususunda teşviketmediğini ileri sürmüştür. Mahkeme, başvurucu müdafiinindinlenilmesini talep ettiği tanıklar N.A ve B.D.yleilgili olarak adreslerinin bildirilmesinin ardından işlem yapılmasına kararvermiştir.
20. Tanıkların adreslerinin 14/12/2011 tarihli duruşmaya kadarbildirilmemesi üzerine Mahkeme, bu hususta başvurucu müdafiineon beş gün süre tanımıştır.
21. Tanık N.A., 9/4/2012 tarihli ifadesinde 2010 yılının Ekimayında başvurucunun bazı günler evinde kaldığını, 10 Ekim günündeki olaylarabaşvurucunun katılmadığını söylemiştir.
22. Başvurucu müdafii, 15/8/2012tarihli duruşmaya mazeret bildirerek katılmamıştır. Duruşma tarihi itibarıylaCumhuriyet Savcılığının henüz mütalaasını sunmadığı anlaşılmıştır.
23. Başvurucu müdafii 22/10/2012tarihli duruşma için mazeret bildirmiştir. Mahkeme, diğer sanıklarla ilgiliolarak gizli tanığın dinlenilmesine karar vermiştir. Bu tanığın dinlenildiği7/12/2012 tarihli duruşmaya ve 10/12/2012 tarihli duruşmaya başvurucu müdafii katılmamıştır.
24. Cumhuriyet Savcılığı 27/2/2012 tarihli duruşmada esashakkındaki mütalaasını sunmuş, başvurucu müdafiikarşı beyanlarını bildirmek üzere süre talep etmiştir.
25. (Kapatılan) İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ilegörevli) 22/5/2013 tarihli ve E.2011/13, K.2013/80 sayılı kararı ilebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl ve göreviyaptırmamak için direnme suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasıylacezalandırılmasına hükmetmiştir. Mahkûmiyete bağlı olarak başvurucunun26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindekihaklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına da karar verilmiştir.
26. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi, terör örgütününpropagandasını yapma suçundan açılan davada kovuşturmanın üç yıl süreyleertelenmesine ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundanbaşvurucunun beraatına hükmetmiştir.
27. Kararda, başvurucuyla ilgili beyanlarda bulunan tanıklarM.N.Y., N.A., B.D. ile M.T.nin ifadelerine yerverilmiştir. M.T.nin, başvurucunun DYGM'nin İzmir sorumlusu olduğu ve Kütahya'da da faaliyettebulunduğu yönünde ifade verdiği görülmektedir. Mahkeme, tanıklardan M.N.Y.nin baskı altında ifadesini değiştirdiğinideğerlendirmiş ve bu kişinin soruşturma aşamasındaki beyanlarını esas almıştır.
28. Mahkeme kararının ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
"DELİLLER
A)Olay Tutanağı, Ev Arama, Yakalama ve El Koyma Tutanakları, TespitTutanakları, CD İnceleme ve Fotoğraftan Teşhis Tutanakları,Şüphelilereait ifade tutanakları, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve KimlikTespit Şube Müdürlüğütarafından düzenlenen Biyometrik İz Ekspertiz Raporu.
...
MAHKEMEMİZİN KABULÜ VE GEREKÇE:
Dosya kapsamında bulunan ve deliller kısmındabelirtilen deliller, olay, arama, yakalama, el koyma, tespit, CD inceleme,fotoğraftan teşhis tutanakları, biyometrik izekspertiz raporu, müşteki, tanık ve gizli tanık beyanları, bilirkişi raporubirlikte değerlendirildiğinde;
...
Sanık Feyyaz BAYRAM’danelde edilerek el konulan cep telefonunun incelenmesinde PKK/KONGRA-GEL terörörgütü lideri Abdullah ÖCALAN’ı övücü mahiyettepropaganda içeren sözlerin ve yazıların bulunduğu, dosyalar içerisindeDiyarbakır'dan Kürdistan’ın AMED eyaleti şeklinde bahsedildiği, yine sözleriniçerisinde terör örgütünün kırsal alanlarından ve terör örgütünün kuruluşyıldönümü 27 Kasım ile ilgilibilgilerin bulunduğununtespit edildiği tespit edilmiştir.
...
Netice olarak;
Sanıklar E... P...,İ... T... ve İ... O...’un10.10.2010 tarihinde İzmir ili, Konak ilçesi, Kadifekalesemtindeki eylemlerle ilgili olarak üzerlerine atılı ve sübuta eren, kişilerdekorku, kaygı ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde patlatmak suçunuişleyen yaşı küçük kişilere (çocuklara) molotofkokteyli vermek suretiyle söz konusu suçu işlemelerine azmettirdikleri,
Sanıklar Feyyaz Bayram, O... U..., E... P..., İ... T... ve İ... O...’un üzerlerineatılı birden fazla kişinin, birlikte, varolan suçörgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak kamu görevlilerine karşıgörevin yapılmasını engellemek amacı ile cebir kullanmak suçunu işledikleri
Sanıklar Feyyaz Bayram, O... U..., E... P..., İ... T... ve İ... O... [ve] M... Ö...’in dosyamızda sübut bulan ve gerçekleştirdikleri kabuledilen eylemleri itibariyle terör örgütü ile aralarında organik bağbulunduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle ayrıca silahlı terör örgütü üyeliğinedeniyle cezalandırılmalarının gerektiği,
Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352sayılı yasanın geçici 1. maddesi ile ... kovuşturma evresinde, kovuşturmanınertelenmesine karar verileceği hükmügetirilmesi nedeniyle sanıklar Feyyaz Bayram, ... hakkındaki terör örgütününpropagandasını yaptıkları iddiasıyla açılan dava nedeniyle kovuşturmanınertelenmesi gerektiği,
Sonuç ve kanaatine varılmıştır."
29. Başvurucu hakkında hükümle birlikte yakalama emriçıkarılmıştır.
30. Başvurucu müdafiinin yakalama emriçıkarılmasına yaptığı itirazlar, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/6/2013 ve9/9/2013 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Bu kararlar sırasıyla 18/6/2013ve 23/9/2013 tarihlerinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
31. Terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan kovuşturmanınertelenmesi kararı itiraz edilmeksizin ve genel güvenliğin kasten tehlikeyesokulması suçundan verilen beraat kararı da temyiz edilmeksizin 10/9/2013tarihinde kesinleşmiştir.
32. Başvurucu; polislerin hazırladığı fotoğraf tespittutanağının gerçek dışı olduğunu, M.N.Y.ninCumhuriyet Savcılığındaki ifadesinin esas alındığını, dinlenen tanıklarınınolay tarihinde kendisin başka bir yerde olduğunu belirttiğini, tanık M.T.nin ifadesinin talimatla alındığını ve Mahkeme huzurundadinlenilmediğini, tanığa soru sorma hakkının kendisine tanınmadığını, tanıkifadesi duruşmada da okunmadığından karşı beyanda bulunamadıklarını belirterekmahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. Başvurucu, kovuşturmada eksikliklerolduğunu, suçun ve cezanın tespitinde hataya düşüldüğünü de ileri sürmüştür.
33. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/3/2014 tarihli veE.2013/16430, K.2014/2852 sayılı ilamı ile terör örgütüne üye olmak suçundanverilen cezanın onanmasına karar verilmiştir. Görevi yaptırmamak için direnmesuçu bakımından ise mahkûmiyeti gerektirecek delil bulunmamasına rağmen cezayahükmedildiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
34. Başvurucu, nihai karardan 26/5/2014 tarihinde haberdarolduğunu beyan etmiştir.
35. Başvurucu 27/5/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
36. Silahlı örgüt üyeliği suçu, 5237 sayılı Kanun'un 314.maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir.
.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
37. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
38. Başvurucu;
i. Hangi suç şüphesiylegözaltına alındığının kendisine bildirilmediğini, yasal haklarınınhatırlatılmadığını, ailesine haber verilmediğini, derhâl bir müdafiatanmadığını, dosyanın bir örneğinin müdafiine ancaksorgu hâkimi önüne çıkarılacağı aşamada verildiğini, dosya üzerinden yapılaninceleme sonucunda ve matbu gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiğini,tutukluluk incelemesinde sunulan Savcılık görüşünün ve tutukluluğun devamıkararlarının tebliğ edilmediğini, tutukluluğa ve yakalamaya itirazların etkilibiçimde incelenmediğini, yeni bir delil olmaksızın hükümle birlikte yakalamakararı çıkarıldığını ve buna karşı yaptığı itirazın duruşma açılmaksızın vegerekçesiz biçimde reddedildiğini,
ii. 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi uyarınca belirli suçlariçin kurulan ayrı statüye sahip mahkemede yargılandığını, iddianamenin kabulüaşamasında beyanının alınmadığını, M.N.Y.nin ifadealma işlemi esnasında hazır bulunmayan polislerin gerçek dışı hazırladığıteşhis tutanağına dayanıldığını, sonradan değiştirmesine rağmen bu kişininSavcılık ifadesine itibar edildiğini, M.T.ninçelişkili beyanlarının hükme esas alındığını, aleyhine ifade veren tanığa sorusoramadıklarını, tanığın Mahkeme huzurunda dinlenmediğini ve beyanlarınınduruşmada okunmadığını, delillerin toplanmadığını, telefonuna ait HTSkayıtlarının getirilmediğini, olayı gören tanıkların araştırılmadığını, teşhistutanağını hazırlayan polislerin dinlenmediğini, örgüt üyeliği suçunununsurlarının oluşmadığını, Mahkeme kararlarının uygun biçimdegerekçelendirilmediğini, Yargıtay dairesinin dosyaya bakmadan tetkik hâkimininraporu üzerinden temyiz incelemesini yaptığını, temyiz aşamasındadinlenmediğini, yargılamanın beş yıla yakın sürdüğünü,
iii. Mahkûmiyetlebirlikte özel hayatını sonlandıracak biçimde 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiuyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına da hükmedildiğini,
iv. Mahkûmiyet sonrasıçıkartılan yakalama kararı nedeniyle eğitimini bırakmak zorunda kaldığını vedevamsızlık nedeniyle okuldan atıldığını,
v. Katıldığı belirtilengösteri nedeniyle beş yıl süreyle ceza tehdidi altında bırakıldığını,
vi. Mahkûm edildiği suçundiğer suçlara göre daha uzun süre cezaevinde kalmasını gerektirecek infazrejimine tabi olduğunu, karara konu suçların sadece Yargıtay 9. Ceza Dairesinceincelendiğini, etnik kimliğinden dolayı yargılama sırasında ayrımcılığauğradığını ileri sürmüştür.
39. Başvurucu, bu nedenlerle Anayasa'nın 10., 13., 19., 20.,34., 36., 37., 38., 40. ve 42. maddelerindeki haklarının ihlal edildiğini iddiaetmiştir. Başvurucu, ayrı ayrı 100.000 TLmaddi vemanevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun gözaltına alınmasına,tutukluluğuna ve yakalama kararına ilişkin iddialarının kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı; gözaltında kendisine derhâl bir müdafi atanmadığına yönelikiddiasının müdafi yardımından faydalanma hakkı; 5271 sayılı Kanun'un 250.maddesi ile görevli mahkemede yargılandığına ilişkin iddiasının kanuni hâkimgüvencesi; M.N.Y.nin Savcılıktaki ifadesinin esasalındığına, polislerin hazırladığı teşhis tutanağının gerçek dışı olduğuna,eksik araştırmaya dayalı karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ve Yargıtayın inceleme şekline yönelik iddialarınınhakkaniyete uygun yargılama hakkı; M.T.nin Mahkemehuzurunda dinlenmediğine ve tanığa soru soramadıklarına yönelik iddialarınıntanık sorgulama hakkı; Mahkeme kararlarının gerekçesine ilişkin iddiasınıngerekçeli karar hakkı; temyiz aşamasında dinlenmediğine ilişkin iddiasınınduruşmalı yargılama hakkı; yargılama süresine yönelik iddiasının makul süredeyargılanma hakkı; mahkûmiyetle birlikte 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiuyarınca medeni haklarının kullanımına getirilen kısıtlamanın özel hayatınayapılmış ağır birmüdahale olduğu yönündeki iddiasınınözel yaşama saygı hakkı; kovuşturmanın ertelenmesi kararıyla birlikte beş yılsüreyle ceza tehdidi altında bırakıldığına yönelik iddiasının toplantı vegösteri yürüyüşü hakkı; yakalama kararı nedeniyle üniversiteye devamedemediğine yönelik iddiasının eğitim hakkı; yargılama sırasında etnik kökeninedeniyle maruz kaldığı uygulamalar nedeniyle ayrımcılığa uğradığına yönelikiddiasının ise eşitlik ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir. Değerlendirme aşamasında iddianamenin tebliğ edilmediğineilişkin iddia da adil yargılanma hakkı kapsamında ayrı bir başlıktaincelenmiştir.
a. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
41. Başvurucu; gözaltına alınması, tutuklanması ve mahkûmiyetsonrası hakkında yakalama kararı çıkarılması sürecinde çeşitli nedenlerle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
42. Başvurucunun iddialarının gözaltına alınması ve tutukluğuile yakalama kararı yönünden olmak üzere iki başlık altında incelenmesigerekmektedir.
i. Başvurucunun Gözaltına Alınması ve TutukluğuYönünden
43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem vekararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,§ 17).
44. Somut olayda başvurucunun gözaltı ve tutukluluk durumusırasıyla 29/11/2010 ve 13/1/2011 tarihlerinde (bkz. §§ 13, 16) yani bireyselbaşvuruların incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 günündenönce sona ermiştir.
45. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Yakalama KararıYönünden
46. Anayasa’nın 19. maddenin birinci fıkrasında herkesin kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu, ikinci ve üçüncü fıkralarında isebireylerin bu haktan şekil ve şartları kanunda gösterilen bazı istisnaidurumlarda mahrum edilebileceği kuralı yer almaktadır. Buna göre hürriyettenyoksun bırakılma ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenendurumlardan birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir. “Mahkemelerce verilmişhürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi” amacıyla kişilerinhürriyetinden yoksun bırakılması maddenin ikinci fıkrasında sayılan hâllerdenbiridir (Uğur Uzal,B. No: 2012/873, 15/10/2014, § 21).
47. Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin 22/5/2013 tarihindeaçıklanan kararıyla başvurucunun cezalandırılmasına ve hakkında yakalama emriçıkarılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin mahkûmiyetle birlikte verdiği bukarar, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki “mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların yerine getirilmesi” kapsamındadır.
48. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
i. Kanuni HâkimGüvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
49. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevlimahkemede yargılanmasının kanuni hâkim güvencesini ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
50. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında 5271 sayılıKanun'un 250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağır ceza mahkemelerinin doğalhâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar verilmiştir (Deniz Seki, B. No: 2014/5170, 25/6/2015,§§ 51-57; Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi,B. No: 2013/6068, 18/11/2015,§§ 47-52). Başvurucununiddiası bakımından farklı bir sonuca ulaşılmasını gerektirecek bir hususbulunmamaktadır.
51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Müdafi YardımındanFaydalanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
52. Başvurucu, gözaltına alınmasının ardından kendisine derhâlbir müdafi atanmadığını belirterek müdafi yardımından faydalanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
53. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenarbaşlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
54. Şüphelilerin soruşturma aşamasında bir müdafiinhukuki yardımından yararlanmaları, en az kovuşturma aşamasındaki kadarönemlidir. Çünkü bu aşamada elde edilen deliller, yargılama sırasında sözkonusu suçun hangi çerçevede ele alınacağını belirlemektedir. Özellikledelillerin toplanması ve kullanılması aşamasında cezai yargılamaya ilişkinmevzuat giderek daha karmaşık hâle geldiğinden şüpheliler, ceza yargılamasınınbu evresinde kendilerini savunmasız bir durumda bulabilir. Belirtilensavunmasızlık hâli, ancak bir müdafinin hukuki yardımı ile gereği gibi telafiedilebilir (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No:2013/1138, 27/10/2015, § 135; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Salduz/Türkiye [BD], B. No: 36391/02,27/11/2008, § 54).
55. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin görevi, başvuru konusuyargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını değerlendirmektir (Abdullah Özen, B. No: 2013/4424, 6/3/2014,§ 22).
56. Somut olay bakımından gözaltına alınmasının ardındanbaşvurucuya tam olarak ne zaman müdafi atandığı dosyadan anlaşılamamaktadır.Bununla birlikte başvurucu, gözaltındaki ifadesini müdafiihuzurunda vermiştir (bkz. § 11).Müdafi yokluğundakibir aşamada başvurucunun beyanın alındığını gösteren herhangi bir bilgi veyabelge ya da başvurucunun bir iddiası bulunmamaktadır. Bu itibarla müdafiatamasının yapılmasında bir bütün olarak yargılamanın adilliğine halel getirenbir gecikmenin yaşandığı söylenemez.
57. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. DeğerlendirmeAşamasında İddianamenin Tebliğ Edilmediğine İlişkin İddia
58. Başvurucu, değerlendirilmesi ve kabulü sürecindeiddianamenin kendisine tebliğ edilmediğini ve kendisine iddianameye itirazhakkı tanınmadığını ileri sürmüştür.
59. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun bu iddiasının kabuledilebilirliği konusunda görüş bildirilmemiştir.
60. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
61. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesiniistemek hakkına sahiptir…”
62. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §22).
63. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak veyükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bukonularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelikbir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanmahakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamıdışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).
64. 5271 sayılı Kanun'un "İddianameniniadesi " kenar başlıklı 174. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaiddianamenin, iddianame ve soruşturma evrakının mahkemeye verildiği tarihtenitibaren en geç on beş gün içinde eksik veya hatalı noktalar belirtilmeksuretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilebileceğibelirtilmiştir. Anılan maddenin (3) numaralı fıkrasına göre de belirtilen süresonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. Öte yandan anılan Kanun'un191. maddesinin (1) numaralı fıkrasında duruşmanın başladığının iddianameninkabulü kararı okunarak açıklanacağı belirtilmiştir. Bu itibarla 5271 sayılıKanun'da, kabulü aşamasında "iddianamenin" veya kabul edildiktensonra "iddianamenin kabulü kararının" taraflara tebliği için bir usulbelirlenmemiştir. Ayrıca iddianamenin kabulüne itiraz mümkün değildir. (Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candemir, B. No:2013/7349, 1/12/2015, § 77).
65. İddianamenin değerlendirilmesi sürecindeki incelemeninkonusu, "iddianame"nin bizatihi kendisiolup "cezai alanda ... yöneltilen suçlamaların esası konusunda"herhangi bir inceleme yapılmamaktadır. Diğer taraftan adil yargılanma hakkıbireylere, kovuşturulmamayı isteme gibi bir hak da sağlamamaktadır (Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candemir,§ 78).
66. Bu nedenle iddianamenin değerlendirilmesi prosedürüneilişkin iddiaların konusunun, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanınınkapsamı dışında yer aldığının kabulü gerekir.
67. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Hakkaniyete UygunYargılama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
68. Başvurucu; M.N.Y.nin Savcılıktakiifadesinin esas alındığını, polislerin hazırladığı teşhis tutanağının gerçekdışı olduğunu, eksik araştırmaya dayalı karar verildiğini, suçun unsurlarınınoluşmadığını ve Yargıtayın dosyayı incelemeksizinkarar verdiğini belirterek hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
69. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Bireyselbaşvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."
70. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
71. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,derece mahkemesikararları bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
72. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, başvurucu aleyhindekollukta ifade veren M.N.Y.yive başvurucunun kendi lehine gösterdiği tanıklar N.A. ve B.D.yidinlemiştir. Mahkeme, gerekçesini açıklamak suretiyle M.N.Y.ninkollukça alınan ifadesine itibar etmiştir. Teşhis tutanağını hazırlayantanıkların dinlenilmesi, olay yerinde keşif yapılması gibi kovuşturmatedbirlerine Mahkemenin gerek görmediği anlaşılmaktadır.
73. M.T. isimli kişinin ifadesinin talimatla alındığıanlaşılmakta ise de bu husus ayrı bir başlık altında incelenecektir.
74. Bu itibarla başvurucunun iddialarının özünün DereceMahkemesinin delilleri değerlendirmede ve hukuk kurallarını yorumlamada isabetedemediğine ve asıl olarak yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yargıtaydaki temyiz incelemesine yönelik iddialarınınayrıca değerlendirilmesini gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
75. Başvurucu, bu başlık altında incelenen hususlara ilişkinolarak yargılama sürecinde sunulan deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, tanıkM.T.nin beyanları dışındaki delillere ve iddialaraetkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafındandinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi DereceMahkemelerinin kararlarında bariz takdir hatası veya açık birkeyfîlikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
76. Açıklanan nedenlerle kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğuanlaşıldığından başvurucunun iddiasınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
v. Tanık SorgulamaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
77. Başvurucu, M.T. isimli tanığın dinlenilmesi esnasında hazırbulunamadıklarını, tanığın Mahkeme huzurunda ifade vermediğini ve beyanlarınında duruşmada okunmadığını belirterek tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
78. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılaniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
vi. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
79. Başvurucu, Mahkeme kararlarının uygun gerekçe içermediğinibelirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
80. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri gereği mahkemelerin hertürlü kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ilerisürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararınniteliğine göre değişebilir (Mehmet Yavuz, B.No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayıyapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veyaatıfla kararına yansıtması yeterlidir (YaseminEkşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).
81. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda tarafların,davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılarakverilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir.Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm vegerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkınayönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
82. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
vii. Duruşmalı YargılamaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
83. Başvurucu, temyiz aşamasında dinlenilmemesi nedeniyleduruşmalı yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
84. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesindedüzenlenen, yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. İlk derecemahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp karar verildikten sonra kanunyolu incelemesinin duruşmasız yapılması hâlinde adil yargılanma hakkı ihlaledilmiş olmaz(NevruzBozkurt, B. No: 2013/664, 17/9/2013, § 32).
85. Somut olayda hükmedilen ceza miktarı itibarıyla temyizaşamasında duruşma yapılması mümkün değil ise de İlk Derece Mahkemesindekiyargılamanın duruşmalı olarakyürütüldüğü, başvurucununiddia ve savunmalarını ortaya koyabildiği görülmüştür. Diğer taraftanbaşvurucu, temyiz incelemesi duruşmalı yapılmış olsaydı Mahkeme önünde dilegetiremediği hangi iddiaları ileri süreceğine ilişkin olarak herhangi biraçıklamada da bulunmamıştır. Dolayısıyla başvuruda ileri sürülen iddialarkapsamında bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
86. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
viii. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
87. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun sürede sonuçlanmasınedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
88. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında bir suçisnadına dayalı yargılamaların makul sürede karara bağlanması gerektiğine dairtemel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda kararlarverilmiştir (B.E., B. No:2012/625, 9/1/2014; Ersin Ceyhan,B. No: 2013/695, 9/1/2014). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir husus bulumamaktadır.
89. Mevcut başvuruda 28/11/2010 tarihinde başvurucunun gözaltınaalınmasıyla başlayan yargılama sürecinde verilen kararın 12/3/2014 tarihindeYargıtay tarafından terör örgütü üyeliği yönünden onanarak kesinleştiğianlaşılmıştır (bkz. §§ 11, 33).
90. Görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından isemahkûmiyeti gerektirecek delil bulunmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.Ancak bozma sonrası dosyanın hangi esas numarasına kaydedildiğine ve dosyanınbulunduğu aşamaya dair başvurucu tarafından herhangi bir bilgi verilmiştir.Başvuru formuna da bu hususlara ilişkin bir bilgi ve belgeyerastlanılmadığından ihlal iddiasının kesinleşen yargılamaya hasredildiği kabuledilmiştir.
91. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde davanın ikidereceli bir yargılama sisteminde toplam 3 yıl 3 ay 12 gün sürdüğü, yargılamasürecinin bütünü dikkate alındığında başvurucunun haklarını ihlal edecek birgecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
92. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Özel Hayata Saygı ileEğitim Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
93. Başvurucu; mahkûmiyetle birlikte belli haklardan yoksunbırakılma tedbirlerine hükmedilmesi, çıkartılan yakalama kararı çıkarılmasınedeniyle okuluna devam edememesi ve devamsızlıktan okulla ilişkisininkesilmesi nedeniyle özel hayata saygı ve eğitim haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
94. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3),48. maddesinin (1)ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda,kamu gücünün neden olduğu iddia edilenihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvurukapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler vedeliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B.No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
95. Somut olayda başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerinisunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalardabulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. İhlal iddiası, özelhayata saygı hakkı yönünden başvurucunun kişisel durumuylailişkilendirilmeksizin genel ve soyut biçimde dile getirilmiştir. Eğitimhakkının ihlal edildiği şikâyeti bakımından ise bu iddianın ilgili makamlarönünde dile getirilip getirilmediğine (başvuru yollarının tüketilmesi) veokulla ilişiğin ne zaman kesildiğine (başvuru süresine uyulması) dair herhangibir bilgi verilmemiştir. Başvurucunun söz konusu şikâyetleri çok genelifadelerle ileri sürdüğü ve ayrıntılı açıklamalar veya destekleyici belgelersunmadığını görülmektedir. Bu itibarla başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
96. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
97. Başvurucu, katıldığı belirtilen bir gösteri nedeniyle beşyıl süreyle ceza tehdidi altında bırakılması nedeniyle toplantı ve gösteriyürüyüşü hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
98. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması gerekir (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
99. Terör örgütünün propagandasını yapma suçundan açılan davanınüç yıl süreyle ertelenmesine karar verilmekle birlikte başvurucu, iddialarınıileri sürebileceği itiraz olağan kanun yolunutüketmeksizin (bkz. § 31) bireysel başvuruda bulunmuştur.
100. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
e. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
101. Başvurucu; karara konu suçların sadece Yargıtay 9. CezaDairesince incelendiğini, mahkûm olduğu suçun infazrejimininfarklı olduğunu, etnik kimliğinden ve siyasi görüşlerinden dolayı ayrımcılığamaruz kaldığını belirterek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
102. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi veSözleşme'nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğineyönelik iddiaların soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlakaAnayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerlebağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).
103. Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun,kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru birtemeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedenedayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).
104. Somut olayda başvurucunun uğradığını iddia ettiğiayrımcılığa ilişkin delilleri ortaya koyamadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucu tarafından ilerisürülen iddiaların kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
105. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
106. Başvurucu, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
107. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahipolduğu belirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamıdüzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).
108 Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgilikısımları şöyledir:
"(3) Bir suç ile ithamedilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:
…
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veyaçektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altındadavet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;
..."
108. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)bendinde güvence altına alınan haklardan biri, sanığın iddia tanıklarınısorguya çekme veya çektirme hakkıdır. Kovuşturma sırasında bütün kanıtlarıntartışılabilmesi için kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığınhuzurunda ortaya konması gerekir. Bu kural istinasız olmamakla birlikte eğerbir mahkûmiyet sadece veya belirleyici ölçüde, sanığın soruşturma veyayargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimsetarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Sözleşme'nin 6.maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,20/3/2014, § 46).
109. Bir sanığın hakkında gerçekleştirilen ceza yargılamasısürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıklarınbeyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması, adil bir yargılamanınyapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylelikle sanık, aleyhindeki tanıkbeyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılamailkesine uygun olarak onların güvenilirliğini huzurda sınayabilecek (testedebilecek), tanığın inandırıcılığı ve güvenilirliği bakımından sorduğusorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkarabilecek ve yargılama makamınınuyuşmazlık konusu olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değilsavunmanın argümanlarıyla da algılamasını sağlayabilecektir (AZ. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, § 55).
110. Kural olarak tüm delillerin sanığın huzurunda ortayakonması gerekmekle birlikte bu şart, uyuşmazlık konusu kovuşturmanın öncesindeya da haricinde alınan ifadelerin kesinlikle delil olarak kabul edilemeyeceğişeklinde anlaşılamaz (Aligül Alkaya ve diğerleri, § 136).
111. Somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilentanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar veripvermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test uygulanmalıdır. İlk olaraktanığın mahkemede hazır edilmemesi, geçerli bir nedenin mevcudiyetinedayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen ifadenin karara götürentek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma haklarının adilyargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıpsınırlandırılmadığına bakılacaktır (LeventYanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, § 75; Abdurrahim Balur, B. No:2013/5467, 7/1/2016, § 80).
112. Yukarıdaki değerlendirme yapılırken “geçerli neden” şartı,öncelikli olarak gözetilmelidir. Çünkü yegâne ispat unsuru olmasa dahi ifadesihükme esas alınan bir tanığın geçerli bir neden olmaksızın duruşmadadinlenilmemesi tek başına adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturabilir. Kamumakamları bu nedenle ifadesi hükme dayanak yapılacak tanıkların duruşmada hazıredilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır (Levent Yanlık, § 76; Abdurrahim Balur, § 81).
113. Bununla birlikte sanık aleyhinde beyanda bulunan birtanığın ifadesinin hükme esas alınması, bu tanığın mahkeme önünde dinlenmesinive sorgulanmasını gerektirse de tanık ifadesinin görülen dava bakımından"açıkça ilgisiz olması ya da ihtiyaç haricinde kalması" hâlleri saklıtutulmalıdır (Abdurrahim Balur, § 82).
114. Somut olayda yargı çevresi dışındaki başka bir cezaevindeolduğu için (geçerli neden) 10/3/2011 tarihinde beyanları istinabe suretiylealınan M.T., başvurucunun PKK terör örgütünün gençlik yapılanması olan DYGM'nin İzmir sorumlusu olduğunu ve Kütahya'da da faaliyettebulunduğunu belirtmiştir. 24/8/2011 tarihli celsede sanığın yokluğunda dinlenentanık beyanları, diğer tutanak ve belgeler ayrı ayrı okunmuştur. Aynı tarihlicelsede savunma yapan başvurucu ve müdafii, istinabesuretiyle beyanları alınan tanık M.T.nin beyanlarınaitiraz etme imkânından yararlanmış; tanığın huzurda veya yeniden dinlenilmesitalep etmemiştir. Gerekçeli karar incelendiğinde tanık M.T.ninanlatımlarının mahkûmiyet için yegâne veya belirleyici delil niteliğindeolmadığı, birçok delil yanında anılan beyana da dayanıldığı görülmektedir.
115. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddiaların zaman bakımındanyetkisizlik ve açıkça dayanaktanyoksun olması nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkıkapsamındaki kanuni hâkim güvencesinin, müdafi yardımından faydalanma,hakkaniyete uygun yargılanma, gerekçeli karar ve makul sürede yargılanmahaklarının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkıkapsamındaki değerlendirme aşamasında iddianamenin tebliğ edilmediğine ilişkiniddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Eşitlik ilkesininihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Özel hayata saygıhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Eğitim hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Toplantı ve gösteriyürüyüşü hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
8. Adil yargılanma hakkıkapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan tanıksorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.