TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FİKRET TÜFEK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9768)
Karar Tarihi: 30/6/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Fikret TÜFEK
Vekili
:
Av. Gürbüz UĞRAŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 28/2/2001 tarihinde İzmir 3. İş Mahkemesindeaçtığı tazminat davasında makul sürede yargılama yapılmadığını ve zararlarınıntazmin edilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 30/12/2013 tarihinde İzmir 1. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 31/3/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, 9/4/1999 tarihinde meydana gelen iş kazasısonucu üç parmağını kaybetmiştir.
6. a. Başvurucu, 28/2/2001 tarihinde, işyeri sahibi M.Ş.B.aleyhine İzmir 3. İş Mahkemesinde açtığı davada, 500,00 TL maddi ve 4.500,00 TLmanevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talepetmiştir.
b. Mahkemece, 7/9/2011 tarih ve E.2001/192, K.2011/379 sayılıkararla; başvurucunun meslekte kazanma gücünü %13,1 oranında kaybettiği vedavalının %60 oranında kusurunun bulunduğu, maddi zararının 4.271,82 TL olduğugerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, 500,00 TL maddi,2.700,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,başvurucunun maddi tazminatla ilgili fazlaya ilişkin haklarının saklıtutulmasına karar verilmiştir.
c. Temyiz üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 4/12/2012 tarihve E.2011/14658, K.2012/22034 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.
d. Başvurucu, anılan ilama dayalı olarak İzmir 27. İcraMüdürlüğünde 26/9/2011 tarihinde icra takibi başlatmış, asıl alacaklar vefaizleriyle birlikte toplam 18.323,26 TL’yi 24/12/2012 tarihinde borçludantahsil etmiştir.
7. a. Anılan dava devam ederken başvurucu, 30/11/2006tarihinde işveren M.Ş.B. ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) aleyhineİzmir 8. İş Mahkemesinde açtığı davada, iş göremezlik aylığı bağlanmasını talepetmiştir.
b. Mahkemece, 4/11/2008 tarih ve E.2006/486, K.2008/637 sayılıkararla; Adli Tıp Kurumunun 9/3/2005 tarihli ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun22/12/2007 tarihli raporlarına göre, başvurucunun meslekte kazanma gücünü %13.1 oranında kaybettiği gerekçesiyle davanın kısmenkabulüne, başvurucuya 15/7/1999 tarihinden itibaren sürekli kısmi iş göremezlikgeliri bağlanmasına karar verilmiştir.
c. Karar Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 10/5/2010 tarih veE.2009/26, K.2010/6776 sayılı ilamıyla onanmıştır.
8. a. Başvurucu, Mahkemece tespit edilen maddi zararın4.271,82 TL olduğunu, 500,00 TL maddi tazminatın tahsil edildiğini ilerisürerek, bakiye 3.771,82 TL maddi tazminatın yasal faiziyle tahsili amacıylaİzmir 1. İcra Müdürlüğünde işveren M.Ş.B. aleyhine 25/12/2012 tarihinde genelhaciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatmıştır.
b. Borçlunun borca ve ferilerine itirazı üzerine takipdurmuştur.
c. Başvurucu, 23/1/2013 tarihinde M.Ş.B. aleyhine İzmir 5. İşMahkemesinde açtığı davada, davalının itirazının iptalini ve takibin devamınıtalep etmiştir.
d. Davalı 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiğinisavunarak davanın reddini istemiştir.
e. Mahkemece, 4/4/2013 tarih ve E.2013/45, K.2013/191 sayılıkararla; iş kazasının 9/4/1999 tarihinde meydana geldiği, başvurucunun28/2/2001 tarihinde tazminat davası açtığı, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun60. maddesindeki 1 ve 10 yıllık süreler ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun72. maddesinde düzenlenen 2 ve 10 yıllık sürelerin, zararın ve failininöğrenilmesinden itibaren geçtiği gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir.
f. Temyiz üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 21/10/2013tarih ve E.2013/11715, K.2013/18811 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.
g. Karar, 6/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
9. Başvurucu, 30/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
10. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi”kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
11. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgilihükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıfyaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleriuygulanır.”
12. 30/1/1950 tarih ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş Kanununa göre işçi sayılankimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarındaistisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleriarasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğanhukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde işmahkemeleri kurulur.”
13. 5521 sayılı Kanun’un 7.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlkoturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veyavekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esashakkında hüküm verilir.”
14. 5521 sayılı Kanun’un 15.maddesi şöyledir:
“Bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk MuhakemeleriUsulü Kanunu hükümleri uygulanır.”
15. 22/4/1926 tarih ve 818sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 60. maddesi şöyledir:
“Zararve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesinemüteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaıtarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundanitibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.”
16. 11/1/2011 tarih ve 6098sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi şöyledir:
“Tazminat istemi, zarar görenin zararı vetazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâldefiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar….”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 30/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 30/12/2013 tarih ve 2013/9768 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu, 9/4/1999 tarihinde iş kazası sonucuyaralanması üzerine 28/2/2001 tarihinde işveren aleyhine tazminat davasıaçtığını, Mahkemece maddi zararın 4.271,82 TL olduğunun tespit edildiğini,ancak talep doğrultusunda 500,00 TL maddi tazminatın tahsiline ve fazlayailişkin haklarının saklı tutulmasına karar verildiğini, bu ilama dayalı olarakyapılan takip sonunda 24/12/2012 tarihinde tazminatların ödendiğini, bakiye3.771,82 TL maddi tazminatın tahsili amacıyla İzmir 1. İcra Müdürlüğünde25/12/2012 tarihinde yaptığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine İzmir 5. İşMahkemesinde itirazın iptali davası açtığını, Mahkemece, davanın zamanaşımınedeniyle reddedildiğini, zamanaşımı süresinin geçmediğini, zira zararınmiktarını ilk yargılama sırasında bilirkişi raporunun tebliğ edildiği 1/8/2011tarihinde öğrendiğini, 28/2/2001 tarihinde açtığı davanın 21/10/2013 tarihindesonuçlanmış olduğunu, makul sürede yargılama yapılmadığını, uzun yargılamanedeniyle maddi tazminatın zamanaşımına uğradığını belirterek, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
19. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,28/2/2001 tarihinde açtığı tazminat davasının makul sürede sonuçlanmamasınedeniyle ve 23/1/2013 tarihinde açtığı itirazın iptali davasının reddedilmesinedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğüanlaşılmıştır.
20. Başvurucu,İzmir 3. İş Mahkemesinde dava açtığı 28/2/2001 tarihinden itibaren, İzmir 5. İşMahkemesinde açtığı dava sonunda verilen kararın kesinleştiği 21/10/2013tarihine kadar her iki dava dosyasındaki yargılama sürelerini birliktedeğerlendirerek makul sürede yargılama yapılmadığını ileri sürmüştür. AnayasaMahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlıolmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, farklıMahkemelerde yapılan yargılamalara ilişkin olduğu için dava dosyaları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
1. İzmir 3. İş Mahkemesindeki YargılamaSüresi Yönünden
21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun,başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”
22. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün“Başvuru süresi ve mazeret”başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.”
23. Bireysel başvurunun ön şartlarındanbirisi de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınmasıgereken bir usul hükmüdür.
24. Bireysel başvuruların, 6216 sayılıKanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurtdışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (B. No: 2012/1075,12/2/2013, §§ 18-19).
25. Somut olaydabaşvurucu, 28/2/2001 tarihinde İzmir 3. İş Mahkemesinde açtığı davada makulsürede yargılama yapılmadığını, İzmir 5. İş Mahkemesinde açtığı itirazın iptalidavası sonunda verilen kararın kesinleştiği 21/10/2013 tarihine kadar yaklaşık13 yıl yargılamanın devam ettiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
26. Başvurucu, 28/2/2001 tarihindeişveren aleyhine İzmir 3. İş Mahkemesinde açtığı davada maddi ve manevitazminat talep etmiştir. Mahkemece, 7/9/2011 tarihli kararla başvurucunun maddizararının 4.271,82 TL olduğu belirtilmiş, ancak taleple bağlı kalınarak 500,00TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Başvurucu anılankarara dayalı olarak 26/9/2011 tarihinde icra takibi başlatmıştır. Kararın,4/12/2012 tarihinde Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmesinden sonra24/12/2012 tarihinde başvurucuya tüm tazminatları faiziyle birlikte ödenmiştir.
27. Başvurucu, İzmir 3. İş Mahkemesinde makul süredeyargılama yapılmadığını ileri sürmüşse de en geç anılan Mahkeme kararının icraedilerek tazminatların tahsil edildiği 24/12/2012 tarihinden itibaren 30 güniçinde bireysel başvuruda bulunması gerektiği halde, 30/12/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur. Dolayısıyla başvuruda süre aşımı bulunduğusonucuna varılmaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle, İzmir 3. İşMahkemesindeki yargılama sürecine ilişkin adil yargılanma hakkının ihlaliiddialarının, ihlalin öğrenilmesinden itibaren otuz gün geçtikten sonra ilerisürüldüğü anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin “süreaşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. İzmir 5. İşMahkemesindeki Yargılama Süresi Yönünden
29. Başvurucu, 23/1/2013 tarihinde İzmir 5. İş Mahkemesindeaçtığı itirazın iptali davasının makul sürede tamamlanmadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
31. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
32. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
33. Somut başvurunun dayanaklarından birini oluşturan makulsürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir.Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesi de, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerekir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 39).
34. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalarailişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvurukonusu olayda, iş kazasına dayalı maddi tazminatın tahsili amacıyla yapılanicra takibine itirazın iptaline yönelik bir dava bulunmakta olup, bu sorununçözümüne yönelik olarak 5521 ve 6100 sayılı Kanun’lardayer verilen usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşkubulunmamaktadır.
35. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
36. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
37. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süredeğerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tümgecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisideğerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından dahaetkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
38. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından23/1/2013 tarihidir.
40. Sürenin bitiş tarihi ise, yargılamanın sona ermetarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
41. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekiliarasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarındandoğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altınaalınmıştır.
42. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucuniteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerindışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konununuzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimdesonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2013, § 47).
43. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süreiçinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurmaödevi yükler. İş kazasına dayalı tazminat davasında derhal bir yargı kararıverilmesinde, çalışanın önemli bir kişisel yararı bulunmaktadır. Bu nedenle işuyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel biritina göstermesi gerekir.
44. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğegirmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış veiş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama usulügetirilmiştir. Dolayısıyla iş hukukuna dayalı tazminatlarının ödenmesi amacıylaaçılan davalarda takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’unyürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.
45. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalardauygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısabir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ilesonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
46. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,başvurucu 23/1/2013 tarihinde, İzmir 5. İş Mahkemesinde açtığı davada, işkazasından kaynaklanan maddi tazminatın tahsili amacıyla yapılan icra takibineitirazın iptalini talep etmiştir.
47. Mahkemece, 4/4/2013 tarihinde davanın reddine kararverilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin21/10/2013 tarihli ilamıyla hüküm onanmış ve karar düzeltme yolu kapalı olanhüküm aynı tarihte kesinleşmiştir.
48. Davanın açıldığı tarihten, hükmün kesinleştiği tarihekadar yargılamanın 8 ay 28 gün sürdüğü anlaşılmıştır.
49. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
50. Somut olayda, başvuruya konuitirazın iptali davasında, yargılamanın iki dereceli mahkeme önünde toplam 8 ay28 gün sürdüğü tespit edilmiştir. Yargılama süresinin bütünü dikkatealındığında İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtaydakiyargılama sürecinde başvurucunun haklarını ihlal edecek şekilde bir gecikmeolmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
51. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun İzmir 5. İş Mahkemesindeki yargılamanın makul süreyi aştığıyönündeki iddiaları konusunda, açık ve görünür bir ihlal saptanmadığından,başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. İzmir 5. İş MahkemesiKararının Adil Olmadığı İddiası Yönünden
52. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
53. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
54. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
55. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
56. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, maddi tazminat miktarının 4.271,82 TL olduğunu 1/8/2011 tarihindetebliğ edilen bilirkişi raporu ile öğrendiği halde, İzmir 5. İş Mahkemesinde23/1/2013 tarihinde açtığı itirazın iptali davasının 4/4/2013 tarihindezamanaşımı nedeniyle reddedildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
57. Başvurucu, 25/12/2012tarihinde İzmir 1. İcra Müdürlüğünde 3.771,82 TL bakiye maddi tazminatıntahsili amacıyla icra takibi başlatmış ve takibe itiraz edilmesi üzerine, İzmir5. İş Mahkemesinde itirazın iptali davası açmıştır. Mahkemece, olayın meydanageldiği 9/4/1999 tarihinden itibaren, 818 sayılı mülga Kanun’da belirtilen 1 ve10 yıllık süreler ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda belirtilen 2 ve 10 yıllıksürelerin, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren geçtiği, davalınınzamanaşımı definde de bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
58. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
59. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınderece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
60. Açıklanan nedenlerle, İzmir 5. İşMahkemesi kararına yönelik başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanunyolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece Mahkemesi kararlarının bariz takdirhatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun bukısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun;
1. İzmir 3. İş Mahkemesindeki yargılamanın uzunluğunedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden “süreaşımı”,
2. İzmir 5. İş Mahkemesindekiyargılamanın uzunluğu nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiasıyönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3. İzmir 5. İş Mahkemesindeyapılan yargılama sonunda verilen karara ilişkin adil yargılanma hakkınınihlali iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
30/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.