TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FİKRET KEMAL TEKİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3019)
Karar Tarihi: 10/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Fikret Kemal TEKİN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 10/3/2011 tarihlive 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı KuvvetleriPersonel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddede düzenlenen haklardan yararlanmakiçin açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 2/5/2013 tarihindeBalıkesir İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 19/12/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından15/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının27/2/2015 tarihli görüş yazısı 7/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu, 11/3/2015 tarihli dilekçesi ile Bakanlık görüşüne karşı cevaplarınısunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi veeklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, astsubaystatüsünde görev yapmakta iken disiplinsizliği nedeniyle 1/8/2000 tarihindeYüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla Türk SilahlıKuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.
8. 6191 sayılı Kanun’un 10.maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine kapalı idari işlemlerveya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı haklarının iadesininsağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu hükümdenyararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 60 güniçinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulmasıgerektiği hükme bağlanmıştır.
9. Başvurucunun, 926 sayılıKanun’a eklenen geçici 32. madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyleyaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 5/7/2011tarihli işlemi ile reddedilmiştir.
10. Başvurucunun 9/8/2011tarihinde, ayırma işlemine ilişkin bilgi ve belge talep etmesi üzerineGenelkurmay Başkanlığının 11/10/2011 tarihli yazısı ile ayırma işleminin uzunbir süre zarfında sıralı sicil amirlerinin gözlem, inceleme vedeğerlendirmeleri, yetkili personelin dosya üzerinden yapmış olduğu ve tümbelge, bilgi, izlenim, kanaat ve raporları göz önünde bulundurularak tesisedildiği yönünde başvurucuya bilgi verilmiş, bunun yanında Marksist-Leninistgörüşleri benimsediği, PKK terör örgütünü övücü konuşmalar yaptığı,çevresindekilere bu doğrultuda propaganda yaptığı, sakıncalı kategorisindebulunan bir kişiyle irtibatlı olduğu, amirleri nezdinde örgüt mensubu birşahsın veya grubun kendisini rahatlıkla kullanabileceği kanaatini uyandırdığı,İzmit ilinde siyasi bir partinin mitinglerine gittiği, yine İzmit ilinde solgörüşlü kişilerin barındığı kahvehanelere gittiği ve arkadaşlarını daberaberinde götürdüğü, 2000 yılındaki son atamasından sonra göreve başladığıgemide hiç kimseyle görüşmediği ve hiçbir konuda fikir beyan etmediği, 2000yılında sakıncalı sol personel kategorisine alındığı, bu nedenlerle tutum vedavranışları ile yasa dışı görüşleri benimseyip bu faaliyetlerde bulunduğubelirtilmiş, ayrıca ailesinin PKK taraftarı olduğu gerekçeleriyle TSK'danayırma işlemine tabi tutulmasına ilişkin 28/7/2000 tarihli YAŞ'asevk kararı, 1/8/2000 tarihli YAŞ kararı ve 1983 yılından 2000 yılına kadarolan dönemdeki sicil bilgi ve notları başvurucuya gönderilmiştir.
11. Başvurucu tarafından, anılanişlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) BirinciDairesinde açılan davaya ait dilekçede“...YAŞ kararıyla emekliye sevk edildiğini, bunun da aynı gemide görev yaptığı vegeçimsizlik ve çekememezlik nedeniyle anlaşamadığı rütbeli bir personelinyazdığı ihbar mektubuna ve hatalı yürütülen bir istihbarat çalışmasınadayandığını düşündüğünü, ailesiyle aynı sitede ve fakat farklı apartmanlardaoturan adları aynı yaptıkları iş aynı ve iş yerlerinin mesafesi yaklaşık 500 mt. olan bir bölgede istihbarat faaliyeti yapıldığını,babası ile bölücü örgüt sempatizanı olan şahısların isimlerininkarıştırıldığına inandığını, oysa babasının emekli öğretmen olduğunu, aynızamanda oturduğu apartmana bitişik Erdal Büfe isimli büfeyi işlettiğini,sonradan … üyesi olduğunu ve çocuklarının da bölücü faaliyetlere katıldığınıöğrendiği Ali GÖÇEN isimli başka bir şahsın da, babasının işlettiği ErdalBüfenin bitişiğindeki D Blokta ikamet ettiğini, bu şahsın da babasınınbüfesinin 500 mt. uzağında ve babasının oturduğuapartmanın ismini taşıyan Evrim Büfe isimli başka bir büfeyi işlettiğini, kezayine sonradan öğrendiğine göre babasının oturduğu sitenin C bloğunda,kendisiyle hiçbir akrabalık ya da sosyal bağları bulunmadığı halde kendisi gibi"Tekin" soyadını taşıyan Kürt kökenli bir öğretmenin ikamet ettiğini,muhtemelen bu iki şahıs ile babasının karıştırıldığını, bu doğrultudadüzenlenen istihbarat raporu sayesinde Ordudan atıldığını, oysa hiçbir zamanbölücü örgütü övmediğini, hep karşısında olduğunu bu hatalı istihbarat raporunudüzenleyenler hakkında 2011 yılında şikayetçi olduğunu, Savcılığa suçduyurusunda bulunulduğunu, yeniden yapılacak bir istihbarat çalışması sayesindehaklılığının ortaya konulabileceğini ...” ileri sürmüştür.
12. AYİM Birinci Dairesi4/12/2012 tarihli ve E.2012/366, K.2012/1405 sayılı kararı ile davayıreddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“Anayasanın 125/4'üncû maddesinde; yargı yetkisinin, idarîeylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, buyetkinin hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağıbelirtilmektedir. 1602 sayılı AYİM Kanununun 21/2'nci maddesinde de benzerhükümler yer almaktadır
Bu bağlamda dava konusu işlem değerlendirildiğinde; davalıidare tarafından gönderilen belgelerden; davacının Marksist-Leninist görüşleribenimsediği, PKK Terör örgütünü övücü konuşmalar yaptığı, çevresindekilere buyönde konuşmalar yaptığı, amirleri üzerinde örgüt mensubu bir kişinin veyagurubun kendisini rahat bir şekilde kullanabileceği yönünde kanaat uyandırdığı,İzmit'te … mitingine katıldığı, 28 Şubat 2000 tarihinde son atamasından sonrahiçbir konuda fikir beyan etmediği, 09.01.2000 tarihinde sakıncalı sol personelkategorisine alındığı, Balıkesir'de ikamet eden ailesinin, çevresinde PKKtaraftarı ve … olarak bilindiği, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen01 Temmuz 1999 tarihli cevabi yazıda da; aynı mahiyette tespitler yapıldığı,davacıyla ilgili alınan başka raporlarda da benzer mahiyette tespitleryapıldığı, bir çok sicil amirinin menfi kanaatinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak; her ne kadar davacı, hakkında yanlışistihbarat yapıldığını ileri sürmüş ise de gelen ihbar mektubu üzerine davacıhakkında Birliğinde yapılan tespitte, ihbar mektubu üzerine, mektupta geçenhususların araştırılması konusunda yazılan yazı üzerine Kocaeli EmniyetMüdürlüğünün isim ve adres üzerinden yaptığı tespitler ve somut bilgiler,davacıyla ilgili birlik kanaatleri ve düzenlenen raporlar birlikte dikkatealındığında, davacı hakkındaki tespitlerde yanılma suretiyle başka bir kişiylekarıştırıldığına dair emare bulunmadığı, bu nedenle yeni bir araştırmayapılmasına gerek olmadığı, tüm bu hususlar dikkate alındığında, davalıidarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı, açık bir değerlendirmehatasının bulunmadığı, bu bağlamda davalı idare tarafından tesis edilen işlemdehukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
13. Başvurucunun bu karara karşıkarar düzeltme istemi de aynı Dairenin 9/4/2013 tarihli ve E.2013/447,K.2013/398 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar 24/4/2013 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu, 2/5/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmıştır.
B. İlgiliHukuk
15. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenarbaşlıklı 157. maddesi şöyledir:
“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarcatesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkinidarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk veson derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklardailgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfındanolan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının saltçoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yeriçin gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe venitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığıncaher boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.
Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi enfazla dört yıldır.
Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkimsınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.
(Değişik fıkra: 7/5/2010-5982/21 md.)Askerî Yüksek İdareMahkemesinin kuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, mensuplarının disiplin veözlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına görekanunla düzenlenir.”
16. 4/7/1972 tarihli ve 1602sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat” başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, DaireBaşkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri olarak TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında hizmetgörürler.”
17. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9.ve 10. maddeleri şöyledir:
“Üyelerin seçimi:
Madde 8 – (Değişik: 25/12/1981 -2568/1 md.)
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakimsınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve üyeler tam sayısının saltçoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,
Hakim sınıfından olmayan üyeleri, GenelkurmayBaşkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,
Cumhurbaşkanınca seçilir.”
“Atanma:
Madde 9 – (Değişik: 25/12/1981 -2568/1 md.)
Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre AskeriYüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire başkanlıklarına veüyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı, Cumhurbaşkanınınonaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar ResmiGazete'de yayımlanır.
Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”
“Görev süresi:
Madde 10 – (Değişik: 25/12/1981 -2568/1 md.)
Askeri Hakim sınıfından olmayanüyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”
18. 926 sayılı Kanun’un geçici32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ileTürk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde haksahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvururlar.
Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine engeç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadecegerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğindekomisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum vekuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerindenilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en geçaltmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığınagönderilir.
…
Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgilileraltmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 10/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 2/5/2013 tarihli ve 2013/3019numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu, hangi somut bilgive belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdindeaçıklanmayan, kendisi ve ailesi hakkındaki soyut iddialara dayanılarak davanınreddedildiğini, geçici 32. maddeden yararlandırılma talebinin reddi üzerinebilgi edinme hakkı kapsamında dayanak bilgi ve belgeleri talep ettiğini, işlemtesisinde amirlerin uzun süren gözlem ve değerlendirmelerinin esas alındığınıbelirterek, hiçbir somut bilgi ve belgenin gönderilmediğini, görev yaptığı sonyıla ait sicil safahatı ve sicil özetinin iyi seviyede olduğunu, şahsı veailesi hakkında iftira niteliğinde olan, somut hiçbir bilgi içermeyen, yer,zaman ve isim bildirilmeksizin tanzim edilen belgeye dayanarak kararverildiğini, bu belgede iddia edilen hususlarla ilgili olarak hiçbir idaritahkikat yapılmadığını ve dava açılmadığını, AYİM’inadeta ihraç işlemi hakkında karar verdiğini, oysa davanın konusunun geçici 32.maddeden yararlandırmama işlemi olup, kararın maddi ve hukuki gerekçeden yoksunolduğunu, AYİM kararlarına karşı temyiz yolunun bulunmadığını, karar düzeltmeincelemesinin kararı veren heyetçe yapıldığını, AYİM yapısında sınıfsubaylarının bulunduğunu belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti ile işleminiptalini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmamasına, gerekçeli kararhakkının ihlal edilmesine, AYİM bünyesinde sınıf subaylarının bulunmasına veAYİM daire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmamasınayönelik iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiş ve ayrıbaşlıklar halinde incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
22. Başvurucu, 926 sayılıKanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanınreddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
23. Adalet Bakanlığı görüşünde,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) açıkça keyfilik olmadıkça belirli birkanıt türünün kabul edilebilir olup olmadığına karar verme yetkisininkendisinde olmadığını ve önemli olanın yargılamanın bir bütün olarak adil olupolmadığının irdelenmesi gerektiğini dikkate aldığını, başvuru konusu olaydaAYİM tarafından, başvurucunun ilişiğinin kesilmesine dayanak teşkil edenhususların değerlendirildiğini belirterek, bu hususların dikkate sunulmasıgerektiğini değerlendirmiştir.
24. Başvurucu cevapdilekçesinde, istihbari raporun tek başına delilolarak değerlendirilemeyeceğini, bu konuda birçok yargı kararı olduğunubelirterek, başvuru konusu olayda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinitekrarlamıştır.
25. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamıAnayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §22).
26. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanmasıve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucunesas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz.Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti vesağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi vebu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleriihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindekibaşvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça AnayasaMahkemesince incelenemez (Necati Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
27. Adil yargılanma hakkıbireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulününadil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvurudaadil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucununyargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığıveya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğiveya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olanunsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğeilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
28. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, hangi somut bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idaretarafından da mahkeme nezdinde açıklanmayan, kendisi ve ailesi hakkındaki soyutiddialara dayanılarak davanın reddedildiğini, geçici 32. maddedenyararlandırılma talebinin reddi üzerine bilgi edinme hakkı kapsamında dayanakbilgi ve belgeleri talep ettiğini, işlem tesisinde, amirlerin uzun süren gözlemve değerlendirmelerinin esas alındığının belirtilerek, hiçbir somut bilgi vebelgenin gönderilmediğini, görev yaptığı son yıla ait sicil safahatı ve sicilözetinin iyi seviyede olduğunu, şahsı ve ailesi hakkında iftira niteliğindeolan, somut hiçbir bilgi içermeyen, yer, zaman ve isim bildirilmeksizin tanzimedilen belgeye dayanarak karar verildiğini, bu belgede iddia edilen hususlarlailgili olarak hiçbir idari tahkikat yapılmayıp dava açılmadığını, AYİM'in adeta ihraç işlemi hakkında karar verdiğini, oysadavanın konusunun geçici 32. maddeden yararlandırmama işlemi olup, kararınmaddi ve hukuki gerekçeden yoksun olduğunu belirtmiş, AYİM ise başvurucununMarksist-Leninist görüşleri benimsediği, PKK terör örgütünü övücü konuşmalaryaptığı, amirleri üzerinde, örgüt mensubu kişilerce rahat bir şekildekullanılabileceği yönünde intiba uyandırdığı, İzmit'te bir partinin mitinginekatıldığı, 9/1/2000 tarihinde sakıncalı sol personel kategorisine alındığı,Balıkesir ilinde ikamet eden ailesinin PKK taraftarı ve siyasi bir partiliolarak bilindiği, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen 1/7/1999 tarihliyazıda ve başka raporlarda da aynı nitelikte tespitler yapıldığı, birçok sicilamirinin menfi kanaatinin bulunduğu, her ne kadar yanlış istihbarat yapıldığıileri sürülmüşse de ihbar mektubu üzerine hakkında yapılan tespitlerde, başkabir kişiyle karıştırıldığına dair emare bulunmadığı, bu nedenle yeni biraraştırmaya gerek görülmediği dikkate alınarak dava konusu işlemde hukukaaykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
29. Somut olayda başvurucunun,yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belgesunmadığı, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamındanyararlandırılmamasına ilişkin işleme karşı açtığı davada iddialarını ilerisürebildiği ve karşı tarafın görüşlerinden haberdar olmadığına dair yargılamaaşamasında AYİM’e bir itirazda bulunmadığıgörülmektedir.
30. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, davanın konusunun başvurucunun TSK’danilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin değil, yalnızca 926 sayılı Kanun’ungeçici 32. maddesinden yararlandırılması talebinin reddine ilişkin işleminiptaline yönelik olduğu, bu kapsamda iddiaların özünün derece Mahkemesitarafından delillerin ve mevzuatın değerlendirilmesinde ve yorumlanmasındaisabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunun hukuka aykırılık teşkilettiğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır (Yümrü Dilek, B. No: 2013/4189, 21/5/2015, § 40).
31. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınderece mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğunailişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdirhatası veya açıkça keyfilik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilmemiştir.
32. Açıklanan nedenlerle, derecemahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurucunun yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığıyönündeki iddiasının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası
33. Başvurucu, ret kararınıngerekçelerinin yeterli olmadığını ileri sürmüştür.
34. 6216 sayılı Kanun'un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvurularınkabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarailişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahaleninmeşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerdenibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.
35. Anayasa'nın 141. maddesindegüvence altına alınan gerekçeli karar hakkı, mahkeme kararlarında kararlarındayandığı hukuki gerekçenin yeterli açıklıkta gösterilmesini gerektirir.
36. Mahkeme kararlarınıngerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekildeyanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe göstermezorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birliktebaşvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dairiddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnş. Taah. Mad. Gıda Turizm Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti., B.No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).
37. Başvuru konusu olayda AYİM,idare tarafından kullanılan takdiryetkisinin sınırlarının nelerden ibaret olduğunu belirttikten sonra, başvurucununilişiğinin kesilmesine neden olan olayları değerlendirerek (§ 12), 926 sayılıKanun’un 32. maddesinden yararlandırılmamasına konu işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
38. Bu durumda AYİM, dava konusuişlemin tesisinde takdir yetkisinin hukuka uygun kullanıldığı gerekçesiyledavayı reddetmiş olup, kararda başvurucunun iddialarının karşılanmadığından sözedilemez.
39. Açıklanan nedenlerle,gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,başvurucunun ret kararının gerekçelerinin yeterli olmadığı yönündekiiddialarının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Askeri Yüksek İdareMahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası
40. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız vetarafsız olmadığını ileri sürmüştür.
41. Başvurucunun ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığıveya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
42. Anayasa Mahkemesi tarafındanbu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’inoluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altınaalınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerinbağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarınızedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap vermedurumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek DisiplinKurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29). Diğeryandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görevyapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna tabikılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce herhangibir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşıbağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Mustafa Yavuz veDiğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 29870/96,25/5/2000; Bek/Türkiye, B. No:23522/05, 20/4/2010, § 30).
43. Açıklanan nedenlerle,mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığındanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. İki Dereceli Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
44. Başvurucu, AYİM dairekararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığını ilerisürmüştür.
45. Anayasa ve Kanun hükümlerinegöre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme’nin veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18).
46. Sözleşme’ye ek 7. Protokol’ün 2.maddesinde, cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı tanınmış ise deTürkiye bu protokole taraf olmadığı gibi başvuru konusu olay da bir cezayargılamasına ilişkin değildir.
47. Başvurucunun başvurudilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanmahakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığıgibi, Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangibirinin kapsamına da girmemektedir (MahirAkarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014, §§ 42-45).
48. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlaliddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “konubakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanınsonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
2. Gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği iddiasının “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
3. AskeriYüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
4. İkidereceli yargılanma hakkı iddiasının “konubakımından yetkisizlik”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
10/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.