TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
FİKRİYE ŞAHİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/9840)
Karar Tarihi: 22/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucu
:
Fikriye ŞAHİN
Vekili
:
Av. Cüneyt ALKANDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, işçialacaklarının tahsili istemiyle 10/1/2008 tarihinde açtığı davanın makul süredesonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş, ihlalin tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 23/6/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede dosyanın Komisyonasunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 30/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölümtarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından6/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 19/3/2015 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, 10/1/2008 tarihinde,iş akdine dayalı olarak ihbar ve kıdem tazminatı alacağının ödenmesi talebiyle,işveren Milli Eğitim Bakanlığı ve Sosyal SigortalarKurumu Genel Müdürlüğü aleyhine dava açmıştır.
8. Nusaybin Asliye HukukMahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla), 28/11/2008 tarihli ve E.2008/15, K.2008/343sayılı kararıyla, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü bakımından davanınhusumet yönünden reddine, Milli Eğitim Bakanlığıbakımından davanın kabulüne karar vermiştir.
9. Milli Eğitim Bakanlığının temyiziüzerine karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20/4/2011 tarihli ve E.2009/10500,K.2011/12073 sayılı ilâmıyla, eksik inceleme sonucunda hüküm kurulduğugerekçesiyle bozulmuştur.
10. Bozma kararından sonraMahkeme, 11/10/2012 tarihli ve E. 2011/598, K.2012/358 sayılı ilâmıyla,taraflar arasındaki hukuki ilişkinin iş sözleşmesi olaraknitelendirilemeyeceğinden, davaya bakmakla görevli mahkemenin Mardin İdareMahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
11. Söz konusu karar, Yargıtay7. Hukuk Dairesinin, 21/5/2013 tarihli ve E.2013/10468, K.2013/9305 sayılıilâmıyla düzeltilerek onanmıştır.
12. Anılan karar üzerinedosyanın gönderildiği Mardin İdare Mahkemesi, görevsizlik kararı veren merciingörevli olduğu kanısına vararak, 3/3/2014 tarihinde, 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca, görevliyargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmasına kararvermiştir.
13. Uyuşmazlık Mahkemesinin1/4/2014 tarihli ve E.2014/437, K.2014/472 sayılı kararıyla, talep edilentazminatın iş hukukuna dayalı olduğu ve uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerinegöre çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varılarak, Nusaybin AsliyeHukuk Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına hükmedilmiştir.
14. Mardin İdare Mahkemesitarafından, 6/5/2014 tarihli ve E.2014/80, K.2014/1110 sayılı kararla davanıngörev yönünden reddine, dosyanın Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmesine karar verilmiştir.
15. Dava, Nusaybin Asliye HukukMahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) E.2014/226 sayılı dosyasına kaydedilmişolup, yargılama devam etmektedir.
16. Başvurucu, 23/6/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
17. 12/1/2011 tarihli ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ve 447. maddesinin (1)numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesinin birinci fıkrası, 7. maddesinin birinci fıkrası ve 15. maddesi (bkz. B.No: 2013/6792, 18/6/2014, §§16–20).
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 22/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/6/2014 tarihli ve 2014/9840numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu, işçi alacaklarının tahsili istemiyle 10/1/2008 tarihinde açtığıdavanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
20. Başvuru formu ile eklerininincelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Başvurucu, 10/1/2008tarihinde açtığı davanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
22. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarındanortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke vehaklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
23. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 41–45).
24. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, işçi alacaklarının tahsili istemli bir davanın söz konusu olduğugörülmekle, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerinegöre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konualan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (GüherErgun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
25. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 10/1/2008tarihidir.
26. Sürenin bitiş tarihi iseyargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvurularınyargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan,değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun kararabağlandığı tarihtir (Güher Ergun veDiğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
27. Makul sürede yargılanmahakkına ilişkin olarak yapılan değerlendirmede önemli bir ölçüt olan başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği kriteri çerçevesinde, gerek bireylerin ekonomik geleceği gerekçalışma barışı açısından arz ettiği önem nazara alındığında, işuyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının özel biritina göstermesi gerekmektedir. Bu nedenle kanun koyucu iş hukukunun çalışanıkoruyucu niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genelmahkemelerin dışında sözlü yargılama usulüne tabi özel bir iş yargılamasısistemi ihdas ederek iş davalarının, konunun uzmanı mahkemelerce mümkünolduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013,§ 59).
28. 6100 sayılı Kanun’un 447.maddesiyle daha önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seriyargılama usulleri kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına dauygulanmak üzere basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulüyazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa birincelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecekdava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013,§ 64-65).
29. Başvuruya konu yargılamasüreci incelendiğinde; davanın, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarınniteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaatide dikkate alındığında, makul görülemeyecek derecede uzun olan yedi yılı aşkınbir süredir devam ettiği, yargılamanın uzamasına büyük oranda, karşılıklıverilen görevsizlik kararlarının etkili olduğu anlaşılmaktadır.
30. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin İş Mahkemesi önünde devamettiği anlaşılmakla, 5521 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ilemedeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılamafaaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 5521sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortayakoyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 17).
31. 5521 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (Hayrettin Ekim, B.No: 2013/3442, 20/3/2014, §§ 33-55).
32. Başvuruya konu davada yeralan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerininniteliği çerçevesinde davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yedi yılıaşkın süredir devam eden söz konusu yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
33. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
34. Başvurucu, yargılamanınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TLmanevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
35. 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracakşekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
36. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yedi yılı aşkın süredir devam eden yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya net6.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
37. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
38. Başvurucu yapılan vedosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâletücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
39. Başvuruya konu yargılamanınyedi yılı aşkın süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanmahakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olanbir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 6.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesine (İşMahkemesi sıfatıyla) gönderilmesine,
22/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.