TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FİLİZ BALİC VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/15824)
Karar Tarihi: 3/7/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Hasan SARAÇ
Başvurucular
:
1. Filiz BALİC
2. Vehbiye AĞAR
3. Semra BALİC
Vekili
:
Av. Muhammed Neşet GİRASUN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; murisin faili meçhul kişilerce öldürülmesi nedeniyleyaşam hakkının, uğranılan manevi zararın tazmin edilmemesi ve bu kapsamdakiidari ve yargısal sürecin makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle de adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/9/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruya konu alandaiçtihat oluştuğundan Bakanlık cevabı beklenmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göreilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvuruculardan Vehbiye Ağar'ınresmî nikâhlı olmayan eşi, diğer başvurucuların ise babası olan R.B. 3/3/1994tarihinde kardeşi İ.B. ile birlikte Cizre ilçesindeki evlerinin önündeöldürülmüştür.
9. Başvurucuların Cizre Başsavcılığı tarafından olayla ilgiliolarak başlatılan soruşturmanın dosyasındaki herhangi bir belgeyi bireyselbaşvuru formu ile eklerine eklemedikleri ve bu dosyanın akıbeti hakkında biraçıklamada bulunmadıkları anlaşılmıştır.
10. Başvurucular, olayın faillerinin ilçede görev yapan sivilkıyafetli polis ve jandarmalar olduğu gerekçesiyle 17/7/2004 tarihli ve 5233sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması HakkındaKanun uyarınca Şırnak Valiliği bünyesindeki Tazminat Komisyonuna (Komisyon)başvuru yapmışlardır.
11. Komisyon, muris R.B.nin kimliğibilinen kişiler tarafından, kişisel amaçla öldürüldüğü gerekçesi ile başvurununreddine karar vermiştir.
12. Başvurucular anılan kararın iptali ve tazminat talebiyleMardin İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 19/3/2008 tarihinde başvurucu Vehbiye Ağar'ın ölen R.B.ninresmî nikâhlı eşi olmaması nedeniyle tazminat talebinin reddine kararvermiştir. Aynı kararda 5233 sayılı Kanun'da öngörülen kriterler uygulanarakbelirlenen 7.652,75 TL maddi tazminatın diğer başvurucuların her biri içinödenmesine, manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. Mahkemekararının ilgili kısımları şöyledir:
''...[D]osyanın incelenmesinden, davacılar tarafından murisleri[R.B.]nin 3/3/1994tarihinde Şırnak ili Cizre ilçesine yasadışı PKK terör örügütmensuplarınca yapılan saldırı sonrasında çıkan çatışmada ölümü nedeniyleuğranılan zararların tazmini için 27/7/2004 tarihinde yaptıkları başvurusonucunda murislerinin kimliği bilinen kişilerce kişisel amaç güdülerek öldürüldüğü,olayın 5233 sayılı Yasa kapsamına girmediği gerekçesiyle reddine dair ŞırnakValiliği Zarar Tespit Komisyonu işleminin iptali ile maddi ve manevizararlarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmaktaolan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
...
Bakılan davada olayın oluş şekli ve niteliğiile yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında 4/3/1994 tarihindedavacıların murisi [R.B.]nin yasadığı terör örgütü militanlarının saldırı sonucuçıkan çatışmalar sırasında öldürüldüğü kanaatine varıldığından ...dava konusuişlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
...Uyuşmazlığın manevi tazminat talebiyleilgili kısmına gelince ...5233 sayılı Yasa ile terör eylemleri veya terörlemücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar uğrayan kişilerinsadece maddi zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemişolup, manevi zararlar Yasa kapsamında yer almadığından, davacının manevitazminat talebinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. ''
13. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 17/6/2014 tarihli ilamı ile hükmünonanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 11/6/2015tarihli ilamı ile reddedilmiştir.
14. Karar düzeltme isteminin reddi kararı, başvurucular vekiline12/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucular 11/9/2015 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. İlgili hukuk için bkz. Özeyir Kocakaya (B. No: 2014/1457,14/11/2018, §§ 26-32), Ali Şaşkın vediğerleri (B. No: 2013/6819, 21/4/2016, §§ 17-20), CelalDemir (B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-24) başvuruları hakkındaverilen kararlar.
16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgilikısımları şöyledir:
“1. İdaridava türleri şunlardır:
...
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,
...”
17. 2577 sayılı Kanunu’nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“İdarieylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bueylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretleöğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibarenbeş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesiniistemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bukonudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmışgün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren,dava süresi içinde dava açılabilir.”
18. Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009 tarihli ve E.2006/79,K.2009/97 sayılı kararı şöyledir:
"5233sayılı Yasa, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargıyoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluylakarşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayanvatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatifbir çözüm yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amacauygun olarak yargılama hukuku kurallarından farklı hükümler öngörerek bunailişkin esasları Yasa'da ayrıntılı olarak kurala bağlamıştır.
İdare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucuolan, nedensellik bağı kurulabilen zararları kusur sorumluluğu ilkesi uyarıncatazminle yükümlüdür. Ancak bazen idare, kusur koşulu ve nedensellik bağıaranmadan da meydana gelen bazı zararlardan sorumlu olabilmektedir. Bunlar,idarenin kendi faaliyet alanıyla ilgili önlemekle yükümlü olduğu haldeönleyemediği zararlardır. 5233 sayılı Yasa'da yer alan sorumluluğun dayanağınıda kusursuz sorumluluğun bir türü olan ve bilimsel ve yargısal içtihatlarlageliştirilen 'sosyal risk ilkesi' oluşturmaktadır.
Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idaribir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararların karşılanmasınailişkin 5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasak oyucunun sosyal hukukdevletinin gereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerine yasaylagetirdiği bir istisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyal riskilkesi' gereği sulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerden ibaretolduğunun tespiti, yasak oyucunun takdir yetkisi içindedir. İtiraz konusukurallarda yer alan maddi zararların öncelikle sulh yoluyla karşılanmasınailişkin hükümlerin bulunmasını bu kapsamda değerlendirmek gerekir.
5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işlemininsonucu olmayan ve herhangibir idari işlem veyaeylemle doğrudan nedensellik bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörlemücadele sırasında meydana gelen zararların da tazmini yolunu açan, bu anlamdaidarenin kusursuz sorumluluk alanını genişleten bir yasadır. Bu Yasa idareninkusursuz sorumluluk alanını genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör veterörle mücadele sırasında meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olankısmının sulh yoluyla tazminine ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir.Yasa'da bu zararlardan 'manevi' olan kısmın idareden talep edilemeyeceğineilişkin bir hükme yer verilmediği gibi, 12. maddede 'sulh yoluyla çözülemeyenuyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır' denilerekAnayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasına paralel bir düzenlemeye yerverilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu ibare, idarenin sorumluluk alanınıdaraltan veya idari işlem veya eylemlere karşı yargı yolunu kapatan bir hükümiçermemektedir."
19. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/3/2014 tarihli veE.2013/1489, K.2014/1219 sayılı ilamının ilgili kısımları şöyledir:
"5233 sayılı Yasa, idarenin terörolaylarına dayalı kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargıyoluna başvurmadan sulh yoluyla ödenmesine öngören, bu yönüyle uyuşmazlığınsadece maddi zararlara ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemlegiderilmesini sağlayan, ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyennitelikte bir yasadır.
Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin18888/02 nolu başvuruya konu 12/01/2006 günlü Aydın İçyer - Türkiye kararının 81. paragrafında, 5233 sayılıTerör ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan Zararların Karşılanması HakkındaKanunla ilgili olarak “Tazminat Kanun’unda yalnız maddi zararlar için tazminattalep etme olanağının bulunduğu doğru olsa da Kanun’un 12. maddesinin idarimahkemelerde manevi zarar için tazminat talep etme olanağı verdiğigörülmektedir.” ifadesine yer verilmiştir.
Bu durumda, terör olayları nedeniyle meydanagelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Yasa uyarıncakarşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminattaleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke vekuralları çerçevesinde 2577 sayılı Yasanın öngördüğü usullere tabi olarakmanevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemesinin yapılmasıgerekmektedir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Yaşam Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
21. Başvurucular, murislerinin kamu görevlilerince veya kamu görevlilerininihmali neticesinde öldürüldüğünü ileri sürerek yaşam hakkının ihlal edildiğiniifade etmiş; ihlalin tespitini talep etmişlerdir.
2. Değerlendirme
22. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesindemurislerinin 1994 yılında öldürülmesi ile ilgili ceza soruşturması sürecinedair başvurucuların herhangi bir bilgiye yer vermedikleri, salt murislerininhayatını kaybetmesi nedeniyle yaşam haklarının ihlal edildiğinin tespitinekarar verilmesini istedikleri görülmektedir.
23. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre ne 5233 sayılı Kanun'daöngörülen Komisyon ne de bu Komisyonun kararını inceleyecek olan idari yargıyeri şikâyete konu ihlali tespit etme ve uygun giderim sağlama yetkisinesahiptir. Bir başka ifadeyle ileri sürülen söz konusu iddialar dikkatealındığında başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri,5233 sayılı Kanun kapsamında tazminat ödenmesi istemiyle yürütülen sürecinolayın gerçekleşme koşullarını aydınlatıp bu şekilde maddi gerçeği ortayaçıkarabilecek ve gerektiğinde varsa olayın sorumlularının cezai yaptırımlar ilehesap vermesini sağlayabilecek nitelikte değildir. Bu açıdan 5233 sayılıKanun'da öngörülen tazminat yolunun somut olaydaki şikâyet bakımından etkilibir yol olmadığı kanaatine ulaşılmıştır (Özeyir Kocakaya, §§ 57-59).
24. Bu itibarla olayın niteliği ile başvurucuların iddialarıbirlikte dikkate alındığında başvuruda yaşam hakkı kapsamında başvuruyollarının tüketilmesi kuralı bakımından bir değerlendirme yapılırken idariyargı merciinde görülen tazminat davasının değil olaya ilişkin cezasoruşturmasının nazara alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Özeyir Kocakaya, §60). Başvurucular ceza soruşturmasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgesunmamıştır.
25. Bu itibarla somut olayın niteliği ile başvurucularıniddiaları birlikte değerlendirildiğinde başvuruda yaşam hakkı kapsamındabaşvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır.
26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucularınİddiaları
27. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurulan idarisürecin ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
b. Değerlendirme
28. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğegiren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihlive 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı BaşvurularınTazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
29. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafındanincelenmesi öngörülmüştür.
30. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuruimkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma veyeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerindeninceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).
31. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35,36)
32. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduklarına karar verilmesi gerekir.
2. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucularınİddiaları
34. Başvurucular, maddi tazminat ödenmesine karar verildiğihâlde manevi tazminat ödenmemesinin başta Anayasa'nın 2. maddesinde güvencealtına alınan hukuk devleti ilkesi ile 125. maddesinde belirtilen idarenin hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ilkesini ihlalettiğini, 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminata yer verilmemesinin idari yargıyerinin manevi zararı tazmin etmesine engel olmadığını belirterek adil yargılanmave etkili başvuru hakkının ihlalin tespitini istemişlerdir.
b. Değerlendirme
35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular manevi zararları hakkında idarehukuku genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir giderim sağlanmasıimkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 2. ve 125.maddelerinde güvence altına alınan ilkelerin ihlal edildiğini iddia etmiştir.Manevi tazminat isteminin reddedilmesi ile ortaya çıkan temel sorunbaşvurucuların mahkemeye etkili erişimlerinin engellenmesi olduğundanbaşvurucuların manevi tazminat istemi hakkındaki iddialarının adil yargılanmahakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi uygungörülmüştür (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Mehmet Emin Timurtaş, B. No: 2014/2008, 22/11/2017, § 46).
i. Kabul EdilebilirlikYönünden
36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Esas Yönünden
37. 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği üzere maddi zararlarınözel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi zararların genel hükümlere görekarşılanmasına da engel olmayan bir kanundur. 2577 sayılı Kanun'un 12. ve 13.maddelerinde idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlaledilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol 5233sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılanzararın tazminine imkân sağlamaktadır (AbbasEmre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81).
38. Anılan içtihatta ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanunmanevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göre açılacaktam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir. Bir başkaifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun kapsamında değil5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genel prensiplerinegöre açacakları davalarda dile getirebilirler.
39. Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıklarıdavaların niteliği ve manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getirilişbiçimleri özel önem taşır. Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtileniçtihada uygun şekilde yani genel hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'unilgili maddelerinde belirtilen usullere göre mi açıldığı yoksa manevi tazminattalebinin 5233 sayılı Kanun'a mı dayandırıldığının ortaya konulması gerekir.
40. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin (Emir Ağgül ve diğerleri,B. No: 2014/16320, 21/11/2017) kararında belirtildiği üzere bir tazminat veyatam yargı davasına konu alacağa ilişkin mevzuat hükümleri kapsamında yürütülenyargılamada, kişilerin taleplerini başlattıkları usulde hataya düşülerekincelemenin yapılacağı mevzuat kaynaklarının daraltılmasının belirtilen anlamdadava açılması ile ilgili bir kısıtlama olarak değerlendirilmesi ve bumüdahalenin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.
41. Nitekim 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi tazminatödenmesine ilişkin benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş veAnayasa Mahkemesi, terör ve terörle mücadele kapsamında gerçekleşen zararlarailişkin manevi tazminat taleplerinin karşılanması için 5233 sayılı Kanun’dahüküm bulunmamakla birlikte idare hukukunun genel hükümleri kapsamındabaşvurucuların anılan talep hakkına sahip olduklarını belirtmiştir. AnayasaMahkemesi, 5233 sayılı Kanun'un maddi zararların özel bir giderim usulü olmaklabirlikte manevi zararların karşılanmasına da engel olmayan bir kanun olduğunu,2577 sayılı Kanun’un 12. ve 13.maddelerinde, idarenin işlem veya eylemindenkaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânıtanındığını belirterek idareye yaptıkları başvuru ve açtıkları davayı tazminathukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalanbaşvurucuların mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No:2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).
42. Somut olayda başvurucular, idare hukuku genel hükümlerikapsamında maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle iptal ve tam yargıdavası açmışlardır (bkz. § 10). Başvurucuların manevi tazminat istemini 5233sayılı Kanun'a dayandırmadıkları anlaşılmaktadır. Mardin İdare Mahkemesi madditazminat istemini kısmen kabul ederken 5233 sayılı Kanun'a göre manevitazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle manevi tazminat istemini reddetmiştir.
43. Oysa manevi tazminat istemiyle tazminat hukukunun genel prensiplerinegöre açıldığı anlaşılan davada 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesinin sonfıkrasındaki ve 2577 sayılı Kanun’un 2. ve 13. maddelerindeki (bkz. §§ 15, 16)açık düzenlemeler ile Danıştay (bkz. § 19) ve Anayasa Mahkemesi (bkz. § 18)içtihatları dikkate alındığında, manevi tazminat talepleri hakkında idarehukukunun genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir karar verilmesiyoluyla başvurucuların mahkemeye erişimine olanak sağlanmalıdır. Açtığıdavasını tazminat hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrumkalan başvurucuların mahkemeye erişim haklarına müdahalede bulunulduğu açıktır.Yukarıdaki belirtilen ilkeler ışığında yapılan incelemede başvurucuların manevitazminat isteminin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğine yönelik iddiaları hakkında yukarıda değinilen içtihatlardan farklıkarar verilmesini gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
46. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuştur.
47. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
48.Bu durumda adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göreyapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin İdare Mahkemesine(E.2007/575, K.2008/485) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
49. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi nedeniyletazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mardinİdare Mahkemesine (E.2007/575, K.2008/485) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay OnbeşinciDairesine GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.