TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
FİRAS ASLAN VE HEBAT ASLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/1158)
Karar Tarihi: 21/11/2013
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Mehmet ERTEN
Zehra Ayla PERKTAŞ
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Serhat ALTINKÖK
Başvurucular
:
Firas ASLAN
Hebat ASLAN
Vekili
:
Av. İnan AKMEŞE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1.Başvurucular; tutukluluk hallerinin devamına dair kararların formül gerekçeleredayandığını, tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapıldığını veMahkemece Cumhuriyet Savcısından alınan mütalaanın kendilerine bildirilmediğiniileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru,11/12/2012 tarihinde İstanbul 17. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. BirinciBölüm Üçüncü Komisyonunca, 18/3/2012 tarihinde AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralıfıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm, 26/3/2013 tarihinde yapılan toplantıda Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b)bendi uyarınca kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikteyapılmasına karar vermiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular 26/3/2013 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 31/5/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. AdaletBakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 5/6/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucular, karşıbeyanlarını 26/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesinesunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7.Başvurucuların dilekçesinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
8.Başvuruculardan Hebat ASLAN 1987 doğumlu olupTekirdağ 1 No.lu F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olarak bulunmaktadır. Diğerbaşvurucu Firas ASLAN 1986 doğumlu olup İstanbul’daikamet etmektedir.
9.Başvurucular, 31/12/2008 tarihinde İstanbul EmniyetMüdürlüğüne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince yakalanıpgözaltına alınmış, emniyet ve savcılık ifadelerinin ardından “Yasa Dışı Silahlı Örgüte Üye Olmak”suçlaması ile tutuklama talebiyle sevk edildikleri İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince3/1/2009 tarihinde tutuklanmışlardır.
10. Başvurucular,E.2009/38 sayılı dosya kapsamında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesindeyargılanmaya başlanmıştır.
11. İstanbul10. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan 4/10/2012 tarihliduruşmada, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında gösterilen tutuklama nedenlerinin varolduğu, tutuklama nedenlerine nazaran adli kontrol hükümlerinin uygulanmasınınyetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu gerekçesiylebaşvurucuların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.
12. Başvurucular,İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk halinin devamına dair kararına,Anayasa’nın 19. maddesine aykırı olduğu iddiasıyla 9/10/2012tarihinde itiraz etmişlerdir.
13. İstanbul10. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk halinin devamına dair kararına karşıyapılan itiraz, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/10/2012tarih ve Değişik İş 2012/718 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ret kararıbaşvuruculara 12/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. İstanbul10. Ağır Ceza Mahkemesince 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesi gereğince yapılantutukluluk incelemesinde, 31/10/2012 tarihindebaşvurucuların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.
15. BaşvuruculardanFiras ASLAN 27/11/2012tarihli duruşmada tahliye edilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünde,başvuruculardan Hebat ASLAN’ınAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduktan sonra 19/2/2013tarihinde tahliye edildiğini bildirmiştir.
16. Başvurucularhakkındaki dava Mahkeme önünde derdesttir.
B. İlgiliHukuk
17.5271sayılı Kanun’un 100. maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veyasanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenenceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararıverilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüpheoluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a)26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
…
11.Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (Madde 309, 310, 311,312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı AteşliSilahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silahkaçakçılığı (Madde 12) suçları.
…”
18. 5271sayılı Kanun’un 101. maddesi şöyledir:
“(1)Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemiüzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığıntutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’senmahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlîkontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlereyer verilir.
(2) (Değişik fıkra: 02/07/2012-6352S.K./97.md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliyeisteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren delillersomut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheliveya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiylekendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
…
(5) BuMadde ile 100 üncü Madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”
19. 5271sayılı Kanun’un 104. maddesi şöyledir:
“(1)Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanıksalıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheliveya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veyamahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.
…”
20. 5271sayılı Kanun’un 108. maddesi şöyledir:
“(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıylatutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü Madde hükümlerigöz önünde bulundurularak karar verilir.
…
(3) Hâkimveya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekipgerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasındaya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'senkarar verir.”
21. 5271sayılı Kanun’un 270. maddesi şöyledir:
“İtirazıinceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısıve karşı tarafa bildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibigerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.”
22. 5271sayılı Kanun’un 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kanundayazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızınkarar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafiveya vekil dinlenir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
23.Mahkemenin 21/11/2013 tarihinde yapmış olduğutoplantıda, başvurucuların 11/12/2013 tarih ve 2012/1258 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucular; tutukluluk hallerinin devamına dair kararlarınformül gerekçelere dayandığını, gerek kendilerinin itirazı üzerine gerekse de5271 sayılı Kanun’un 108. maddesi gereğince mahkemesince resen gerçekleştirilenincelemelerin duruşmasız olarak dosya üzerinden yapıldığını, MahkemeceCumhuriyet Savcısından alınan mütalaanın kendilerine bildirilmemesi neticesindeçelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine riayet edilmediğini ilerisürerek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
25. AdaletBakanlığı görüşünde; hem tahliye taleplerini hem de tutukluluğun devamına karşıyapılan itirazların incelenmesini kapsayacak şekilde, belli bir mahkemenezdinde yapılan tutukluluğun yasallığına ilişkin itiraz başvurularının Avrupaİnsan Hakları Mahkemesince (“AİHM”) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(“AİHS”) 5. maddesinin (4) numaralı fıkrası çerçevesinde değerlendirildiğiniifade etmiştir. Adalet Bakanlığı ayrıca, AİHM’in biryargılamada tutuklamanın uzatılmasına ilişkin olan ve exofficio (resen) ilkesiyle kabul edilenmahkeme kararları hakkında, AİHS’nin 5. maddesinin (4) numaralı fıkrasıbakımından bir yargıya varmakla yükümlü olmadığı yönündeki içtihadını birçokkararında yinelediğini belirtmiştir.
26. AdaletBakanlığı somut olayda İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince 5271 sayılı Kanun’un108. maddesi gereğince verilen 31/10/2012 tarihlikararın, başvurucuların tutukluluğunun hukukiliğinin değerlendirmesine ilişkinbaşvuruları veya itirazları bulunmaksızın resen yapılan bir incelemeneticesinde verildiğini ifade etmiştir.
27. Başvurucular, Adalet Bakanlığının başvurunun kabuledilebilirliği yönünden yaptığı değerlendirmelere katılmamış, başvurudilekçesinde dile getirdikleri iddialarını yineleyerek; tutukluluk hallerinindevamına dair kararların formül gerekçelere dayanmasının, tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız olarak dosya üzerinden gerçekleştirilmesinin,tutukluluğa itiraz üzerine Mahkemece Cumhuriyet Savcısından alınan mütalaanınkendilerine bildirilmemesinin ve bu nedenle yargılama sırasında silahlarıneşitliği ilkesine riayet edilmemesinin Anayasa’nın 19. maddesinde yer alan kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettiğini ifade etmişlerdir.
28. Anayasa’nın19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her nesebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkındakarar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir.”
29.AİHS’nin 5. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yakalamaveya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işlemininyasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve eğer tutulmayasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkınasahiptir.”
30.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci ve AİHS’nin 5. maddesinin (4) numaralıfıkraları, her ne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiyetutuklanmasının yasallığı hakkında süratle karar verebilecek ve tutulmasıkanuni değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkıtanımaktadır. Anılan Anayasa ve AİHS hükümleri esas olarak, tutukluluğunyasallığına ilişkin itiraz başvurusu üzerine, bir mahkeme nezdinde yürütülmekteolan davalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarınınincelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır.
31. 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesinde, soruşturma evresindeşüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreleritibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda,Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100. maddehükümleri göz önünde bulundurularak; kovuşturma evresinde ise tutuklu sanığıntutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullargerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuz günlük süre içinde hâkimveya mahkemece resen karar verileceği hükme bağlanmıştır.
32. 5271sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılacak değerlendirme resen (ex officio)yapılmakta olup Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ile hürriyetikısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme hakkı kapsamındadeğerlendirilemez. Bu nedenle başvurucuların, 31/10/2012tarihinde 5271 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre mahkemece resen yapılanincelemenin duruşmasız olduğu ve çelişmeli yargılama ilkesine uyulmadığıyönündeki şikâyetlerinin “konu bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
33.Başvurucular itiraz üzerine mahkemece verilen tutukluluğun devamına ilişkinkararların formül gerekçelere dayandığından şikâyetçi olmuşlardır. Buna göre,formül gerekçelere dayanılarak verilen tutukluluğun devamına ilişkin mahkemekararlarına karşı başvurucuların 5271 sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerinegöre maddi ve/veya manevi tazminat istemiyle dava açmaları mümkündür. Bunedenle bu şikâyet bakımından başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğideğerlendirilmelidir.
34.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncaAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için ihlale neden olduğuiddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir. Bireysel başvurunun ikincilnitelikte bir hak arama yolu olması nedeniyle, asıl olan hak ve özgürlüklerekamu otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal durumunda bunun idarive/veya yargısal olağan yollarla giderilmesidir. Bu nedenle bireysel başvuruyoluna ancak kanunda öngörülen olağan yollar tüketilmesine rağmen ihlalinortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebilir (B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§ 26–28).
35. Ancaktüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olmaları yanında, telafi kabiliyetinihaiz olmaları ve tüketildiklerinde başvurucunun şikâyetlerini gidermede makulbaşarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesitek başına yeterli olmayıp uygulamada da etkili olduklarının gösterilmesi ya daen azından etkili olmadıklarının kanıtlanmamış olması gerekir (B. No: 2012/338,2/7/2013, § 29).
36. 5271sayılı Kanun’un tazminat isteminin düzenlendiği 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre, kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklananveya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanuna uygun olaraktutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve busüre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddî ve manevî her türlüzararlarını Devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerin bu hususta birbaşvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 30). Ancak, aynı Kanun’un tazminat istemininkoşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşmetarihini izleyen bir yıl içinde” tazminat isteminde bulunulabileceğihükmüne yer verilmiştir.
37. Somutolayda başvuruculardan Firas ASLAN 31/12/2008tarihinde gözaltına alınmış ve 27/12/2012 tarihinde tahliye edilmiş, Hebat ASLAN ise 31/12/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve19/2/2013 tarihinde tahliye edilmiştir. Başvurucular, mahkemece verilentutukluluğun devamına ilişkin kararların formül gerekçelere dayandığındanşikâyetçi olmuşlardır. Buna göre, formül gerekçelere dayanılarak verilentutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarına karşı başvurucuların 5271sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerine göre maddi ve/veya manevi tazminat istemiyledava açmaları mümkündür. Ancak başvurucuların tutukluğun devamının formülgerekçelere dayandığı yönündeki şikayetleri açısından 5271 sayılı Kanun’unanılan maddelerinde belirtilen yolun hüküm kesinleşmeden önce etkili olduğunayönelik uygulamada bir örnek bulunmamaktadır (B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 32).
38. Bunedenle başvurucuların mağduriyetini giderebilecek nitelikte tüketilmesigereken bir başvuru yolu olmadığı anlaşılmaktadır. Başvurunun, “tutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarınınformül gerekçelere dayandığı” şeklindeki kısmının, dayanaktan yoksunolmadığı görülmektedir. Başka bir kabul edilemezlik nedeni de görülmeyenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
39.Başvurucuların, Cumhuriyet savcısının görüşünün kendilerine tebliğ edilmediğive kendilerinin başvurusu üzerine gerçekleştirilen tutukluluğa itirazincelemesinin dosya üzerinden duruşmasız olarak gerçekleştirildiği yönündekiiddialarının da açıkça dayanaktan yoksun olmadığı, ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı görüldüğünden bu şikayetlerbakımından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esasİnceleme
40.Başvurucuların, tutukluluk hallerinin devamına dair mahkeme kararlarının formülgerekçelere dayandığı yönündeki şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesininyedinci, tutukluluğa itiraz incelemesinin çelişmeli yargılama ve silahlarıneşitliği ilkelerine uyulmaksızın duruşmasız olarak dosya üzerindengerçekleştirildiği yönündeki şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesininsekizinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
a. Anayasa’nın19. Maddesinin Yedinci Fıkrasının İhlal Edildiği İddiası
41.Başvurucular, tutuklu bulundurulmalarına karşı yaptıkları itiraz başvurusununformül gerekçelerle reddedildiğinden şikâyet etmiştirler.
42. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların tahliyetaleplerinin formül gerekçelerle reddedildiği yönündeki şikâyetleri ile ilgiliolarak; tutuklamaya ilişkin konularda AİHM kararlarlarınagöre belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için makul şüphe ya dainandırıcı nedenlerin aranmasının yeterli olduğunu, somut olayda başvurucununatılı suçu işlediğine dair inandırıcı delillerin bulunup bulunmadığının, toplamtutukluluk süresi ve tutukluluk konusundaki yerel mahkeme kararlarınıngerekçelerinin, davanın kapsamının ve karmaşıklığının, sanık sayısının, ikiayrı iddianame ve iki davanın birleştirilmesinin, isnat olunan suçun organizesuç olmasının, yargılama süresince derece mahkemesine izafe edilebilecekherhangi bir ihmal veya hareketsiz kalmanın bulunup bulunmadığının veyargılamanın sürdürülüp tamamlanmasında mahkemenin kendinden beklenen her türlüdikkat ve özeni gösterip göstermediğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğiniifade etmiştir.
43.Başvurucular, Adalet Bakanlığının görüşüne katılmamış ve başvuru dilekçesindekibeyanlarını tekrarlamışlardır.
44.Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
“Tutuklanankişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturmasırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılmailgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerinegetirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”
45.Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza soruşturması kapsamındatutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede bitirilmesini ve soruşturmaveya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğugüvence altına alınmıştır.
46.Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun, genel bir ilke çerçevesindedeğerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarak bulundurulduğusürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerine göredeğerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmenAnayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliğihakkından daha ağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumundahaklı bulunabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61;Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Labita/İtalya [BD], no.26772/95, 6/4/2000, § 152).
47. Birdavada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derecemahkemelerinin görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamu yararı gereğinietkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbestbırakılma taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu ve olayların ortaya konulmasıgerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).
48.Tutuklama tedbirine kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasınınyanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklamanedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülebilirsede bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerininhâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bugerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde, yargılamasürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanınkarmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibifaktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkatealınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olupolmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).
49. DolayısıylaAnayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinindeğerlendirmesinde esas olarak, serbest bırakılma taleplerine ilişkinkararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafındanyapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler çerçevesindekararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır.Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönündekuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devamettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk halinin makul kabuledilmesi gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 63-64).
50. Makulsürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıpgözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda isetutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığıya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 65).
51. Davadosyası incelendiğinde, 4/10/2012 tarihli duruşmadabaşvurucular “iddianame kapsamında sadecetelefon tapelerinin var olduğunu, FirasASLAN’ın telefon görüşme kayıtlarının dahi olmadığınıve telefon görüşmesinde sadece adının geçtiğini, somut olgularla desteklenmeyentelefon görüşmelerine göre ceza verilemeyeceğinin Yargıtay tarafından da kabuledildiğini, gizli tanık ve tutanak mümzilerininaleyhlerine herhangi bir beyanlarının bulunmadığını, 3 yıl 9 aydır tutukluolduklarını” ifade ederek Mahkemeden tahliye edilmelerini talepetmişlerdir.
52. Başvurucuların tahliye taleplerini değerlendiren İstanbul10. Ağır Ceza Mahkemesi, “tutuklu sanıklarınüzerlerine atılı suçu işledikleri hususunda; mağdur beyanları ve tutanaklar gözönünde bulunduğunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgularınbulunduğu, atılı suçlara öngörülen cezaların alt ve üst sınırına göre kaçmaşüphesinin varlığını gösteren olguların varlığı ve atılı suçların 5271 sayılıKanun’un 100. maddesinin (3) fıkrasında gösterilen tutuklama nedenleri arasındayer aldığı, ayrıca tutuklama nedenlerine göre de adli kontrol hükümlerininuygulanmasının yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu” gerekçesiylebaşvurucuların tutukluluk hallerinin devamına karar vermiştir.
53.Başvurucular karara itiraz etmiş, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/10/2012 tarih ve 2012/718 Değişik İş sayılı kararıyla “sanıklar üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti,mevcut delil durumuna nazaran mahkemesince verilen tutukluluk halinin devamınailişkin kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyletahliye talepleri reddedilmiştir.
54.Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını,delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlargibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerdetutulabilirler. Bu şartların tutukluluk süresince devam ediyor olması,tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmazbir koşul olmakla birlikte bu durumun devam edip etmediğinin ilgili ve yeterligerekçelerle ortaya konulması ve yürütülen işlemlerde gerekli özeningösterilmesi gerekir (B. No: 2012/338, 2/7/1013, §70).
55. Somutolayda başvurucular 31/12/2008 tarihinde gözaltınaalınmış ve İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince 3/1/2009 tarihindetutuklanmışlardır. Başvuruculardan Firas ASLAN 27/12/2012 tarihinde, Hebat ASLANise 19/2/2013 tarihinde tahliye edilmiştir. Buna göre başvuruculardan Firas ASLAN 3 yıl 11 ay 24 gün, HebatASLAN ise 4 yıl 1 ay 16 gün boyunca özgürlüklerinden mahrum kalmışlardır.
56. Derecemahkemelerince verilen tutukluluğa itiraz ve itirazın reddine dair kararlarıngerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerin tutukluluğun devamının hukukauygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olmadığıve aynı hususların tekrarı niteliğinde olduğu görülmektedir. Somut olaydakitutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğusöylenemez. İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucularınözgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları an ile ilk derece mahkemesi kararıylatahliye edilmelerine kadar geçen tutuklu bulundukları süre makul olarakdeğerlendirilemez.
57.Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Anayasa’nın19. Maddesinin Sekizinci Fıkrasının İhlal Edildiği İddiası
58.Başvurucular, tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak dosyaüzerinden gerçekleştirildiğini ve tutukluluğa itiraz üzerine MahkemeceCumhuriyet Savcısından alınan mütalaanın kendilerine bildirilmediğini ve bunedenle haklarında yürütülen yargılamada çelişmeli yargılama ve silahlarıneşitliği ilkelerine riayet edilmediğini ileri sürmüşlerdir.
59. Adalet Bakanlığı görüşünde, itiraz incelemesinin duruşmasızyapıldığı iddiası ile ilgili olarak; başvurucuların İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesinde devam eden yargılama esnasında duruşmalara katıldıklarını ve hâkimkarşısında dinlenilme hakkına sahip olduklarını, AİHM kararları göz önünealındığında tutukluluğun devamı konusundaki incelemenin sanığın makularalıklarla dinlenilerek gerçekleştirilmesi gerektiğini ancak tutukluluğailişkin her incelemede şüpheli ya da sanığın dinlenmesi zorunluluğunun butürden incelemenin çok kısa sürede karara bağlanması gerektiği de göz önünealındığında yargı sistemini işlemez hale getirebileceğini, şüpheli veya sanığınmakul aralıklarla dinlenilmesinin yeterli olduğunu ifade etmiştir.
60. Görüşteayrıca itiraz incelemesinden kısa bir süre önce tutuklu kişilerin hâkimkarşısına çıktığı durumlarda itiraz incelemesinde ayrıca duruşma yapılmamasınınAİHS’e aykırılık oluşturmayacağı ifade edilmiştir.
61. AdaletBakanlığı görüşünde, itiraz incelemesinde sadece Cumhuriyet Savcısının görüşününalındığı iddiası ile ilgili olarak, tarafların karşı tarafın beyanlarındanhaberdar edilmesi ve bu beyanlara cevap verebilme olanağının tanınmasıgerektiğini, tutuklu kişilerin makul aralıklarla dinlenerek hakkında kararverilmesi ile ilgili olarak 11/4/2013 tarih ve 6459sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişikliğin 30/4/2013 itibarıyla yürürlüğegirdiğini ifade etmiştir.
62.Başvurucular, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı, başvuru dilekçesindekibeyanlarını tekrarlamışlardır.
63. Anayasa’nın19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her nesebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkındakarar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir.”
i. Tutukluluğaİtirazın Duruşma Yapılmaksızın Değerlendirildiği İddiası
64.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, yakalama veya tutuklama yoluylaözgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksun bırakılmasınınyasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkin koşullar ile ilgiliolarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı tanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanankişinin şikayetleri ile ilgili olarak yetkili yargı merciince yapılacakdeğerlendirmenin, adli nitelik taşıması ve özgürlükten mahrum bırakılankişilerin itirazları bakımından uygun olan teminatları sağlaması gerekir(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Çatal/Türkiye, B. No. 26808/08, 17/4/2012, § 32; A. veDiğerleri/Birleşik Krallık [BD], B. No. 3455/05, 18/2/2009, § 203).
65.Tutukluluğunun gözden geçirilmesi esnasında yapılan incelemenin“çelişmeli yargı” ve “silahların eşitliği” ilkelerine riayet edilmesi gerekir(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Altınok/Türkiye, B. No: 31610/08, 29/11/2011, § 45).
66.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, tutukluluğun yasaya aykırı olupolmadığının hâkim önünde düzenlenen duruşmalarda etkili olarak incelenmesinitalep etme ve tutukluluk halinin gerekli olup olmadığının yetkililer tarafındanhızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme hakkını da teminat altınaalmaktadır.
67.Hürriyeti kısıtlanan kişinin, salıverilme talebine ilişkin karar veren ilkderece mahkemesi huzurunda hazır bulunması ancak itiraz incelemesinin yapıldığımahkemenin önüne çıkmaması ve burada duruşma yapılmaması, silahların eşitliğiilkesi gözetildiği müddetçe Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ilesağlanan teminatları ihlal etmez (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Saghinadze ve Diğerleri/Gürcistan, B. No: 18768/05, 27/5/2010, § 150; Depa/Polonya, B. No: 62324/00, 12/12/2006, §§ 48–49).
68.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, tutukluluğun devamınailişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan her itirazda başvurucunundinlenilmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişinin makul aralıklarladinlenilmeyi talep etme hakkı vardır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Altınok/Türkiye, B.No: 31610/08, 29/11/2011, § 54; Knebl/Çek Cumhuriyeti, B. No: 20157/05, 28/10/2010, § 85).
69. 5271sayılı Kanun’un 108. maddesinin (3) numaralı fıkrasına göre hâkim veya mahkeme,tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekipgerekmeyeceğini her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında;(1) numaralı fıkrasına göre ise soruşturma evresinde en geç otuz günlük zamandilimleri içerisinde incelemek zorundadır.
70. 5271sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre şüpheli veya sanıksoruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında herhangi bir sürebeklemeksizin salıverilmesini talep edebilir. Aynı Kanun’un 267. maddesine göreise resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tüm kararlar mahkemeönünde itiraza konu olabilirler.
71. Somutolayda itiraz incelemesi sırasında duruşma yapılmamıştır. Başvurucuların veCumhuriyet Savcısının tutukluluk halinin hukuka aykırı olup olmadığına ilişkinsözlü açıklama yapmak üzere Mahkemeye çağrılmadığı ve dinlenmediği incelemedesilahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinden bahsedilemez (Benzer yöndekiAİHM kararı için bkz: Çatal/Türkiye, B. No: 26808/08, 17/4/2012,§ 37).
72.İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, düzenli aralıklarla yapılan ve başvurucularında savunma yapma fırsatı bulduğu duruşmalarda, tutukluluk halinin hukuka aykırıolup olmadığını incelemiştir. Mahkemece yapılan 4/10/2012tarihli duruşmada, başvurucuların tutukluluk hallerinin devamına kararverilmiştir. Başvurucular, haklarında verilen tutukluluğun devamına dair kararaaynı gün içinde itiraz etme imkânı bulmuşlar ancak talep mahkemecereddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucular, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinintutukluluk halinin devamına dair kararına, Anayasa’nın 19. maddesine aykırıolduğu iddiasıyla 9/10/2012 tarihinde itirazetmişlerdir. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk halinin devamınadair kararına karşı yapılan itiraz, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/10/2012 tarih ve 2012/718 Değişik İş sayılı kararı iletarafların yazılı belgeleri temel alınarak duruşma yapmaksızın reddedilmiştir. 31/10/2012 tarihinde ise Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 108.maddesi uyarınca başvurucuların tutukluluk halini duruşma yapmaksızın resengözden geçirmiştir.
73.Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen kural dikkatealındığında hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısa sürede kararverilmesi esası dâhil olmak üzere tutukluluk kararına karşı yapılan heritirazda duruşma yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez halegetirecektir. Bu nedenle, Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yeralan yargılama usulüne ilişkin yükümlülükler, duruşma yapmayı gerektirecek özelbir durum olmadığı sürece, tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için her durumdaduruşma yapılmasını gerektirmez (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Çatal/Türkiye,B. No: 26808/08, 17/4/2012, § 40; Altınok/Türkiye, B. No: 31610/08,29/11/2011, § 54).
74. Somutolayda başvurucular, tutukluluk halleri ile ilgili itirazlarını İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesince yapılan 4/10/2012 tarihliduruşmada dile getirme ve mahkeme önünde sözlü savunma yapma fırsatıbulmuşlardır. Bu nedenle, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince yapılanincelemeden 11 gün gibi makul bir süre sonra, 15/10/2012tarihinde İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itiraz incelemesisırasında duruşma yapılması gerekli değildir.
75.Açıklanan nedenlerle, itiraz incelemesi esnasında başvurucular hakkında verilentutukluluk kararına ilişkin olarak duruşma yapılmamış olmasının Anayasa’nın 19.maddesinin sekizinci fıkrasını ihlal etmediğine karar verilmesi gerekir.
ii. CumhuriyetSavcısı’nın Görüşünün Tebliğ Edilmediğiİddiası
76.Tutukluluk haline itirazda bulunulan bir davada, Cumhuriyet Savcısı ve tutuklunundavaya katılma hakkı bulunmaktadır. Ayrıca tutukluluk haline itirazbaşvurusunda Cumhuriyet Savcısı ve tutuklu arasında silahların eşitliğiilkesinin gözetilmesi gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Ceviz/Türkiye,B. No: 8140/08, 17/7/2012, § 52; Nikolova/Bulgaristan [BD], B. No: 31195/96, 25/3/1999, § 58).
77.Silahların eşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasına ulaşabilmesine imkânverilmesini gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet Savcısının görüşlerine etkilibir şekilde cevap verebilme imkânı, kural olarak başvurucunun söz konusubelgelere ulaşması halinde mümkün olabilir. Bu gerekliliğin hangi şekildeyerine getirileceğini belirlemek kanun koyucuya ait olmakla beraber, taraflarınbeyanlarının birbirlerine bildirilmesi ve bu beyanlara cevap verebilme imkânınasahip olmaları gerekir.
78. Şüpheli veya sanığın salıverilme taleplerinin incelenmesineilişkin usulün belirlendiği 5271 sayılı Kanun’un 105. maddesinin (1) numaralıfıkrasına, 6459 sayılı Kanun’un 15. maddesi ile “Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanıkveya müdafiinin görüşü alınmaz.” cümlesieklenerek, duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilirken taraflarıngörüşlerinin alınmayacağı hükme bağlanmıştır. Böylece 6459 sayılı Kanun’unyürürlüğe girdiği 30/4/2013 tarihinden sonrakisalıverilme taleplerinin duruşma dışında değerlendirilmesi halinde incelemelerdosya üzerinden gerçekleştirilecek ve tarafların görüşleri alınmayacaktır.
79. Somutolayda başvurucular, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk halinindevamına dair kararına 9/10/2012 tarihinde itirazetmişlerdir. Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 270. maddesine göre CumhuriyetSavcısının yazılı görüşünü almış ancak bu görüş başvuruculara bildirilmemiştir.Başvurucuların Cumhuriyet Savcısının görüşüne cevap verme imkânları olmamıştır.İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk halinin devamına dair kararınakarşı yapılan itiraz, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince 15/10/2012tarihinde Cumhuriyet Savcısı görüşü doğrultusunda reddedilmiştir.
80.Tutukluluğa itiraz incelemesinde Cumhuriyet Savcılığından alınan görüşünbaşvuruculara bildirilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizincifıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanunun 50. Maddesi Yönünden
81. 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonundaihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimiyapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hükümaltına alınmıştır.
82.Başvuruda Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci ve sekizinci fıkralarının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır. Başvuruculardan her biri 10.000,00 TL maddi ve20.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
83.Başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile ilgili olaraktazminat talebi ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamıştır. Başvurucularınmaddi tazminat talepleri reddedilmelidir.
84.Başvurucuların özgürlük ve güvenlik haklarına yönelik müdahale nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararlarıkarşılığında, somut olayın özelliklerini dikkate alarak takdirenbaşvurulardan Firas ASLAN’a4.000,00 TL ve Hebat ASLAN’a4.200,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
85.Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen172,50 harç ve 2.640,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.812,50 TLyargılama giderinin başvuruculara ödenmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurunun,31/10/2012 tarihinde 5271 sayılı Kanun’un 108.maddesine göre mahkemece resen yapılan itiraz incelemesinin duruşmasız olarakgerçekleştirildiği ve çelişmeli yargılama ilkesine uyulmadığı yönündekişikâyetler ile ilgili kısmının “konubakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B.Başvurunun diğer iddialar yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C.Tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarıngerekçelerinin yetersiz olması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin yedincifıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D.Tutukluluğa itirazla ilgili yargılama usulü çerçevesinde sözlü açıklama ve duruşmayapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLALEDİLMEDİĞİNE,
E.Tutukluluğa itirazla ilgili yargılama usulü çerçevesinde başvurucular veyaavukatlarına Cumhuriyet Başsavcısının görüşünün bildirilmemesi nedeniyleAnayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
F.Başvurucu Firas ASLAN’a4.000,00 TL, Hebat ASLAN’a4.200,00 TL takdiren manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
G.Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
H.Başvurucular tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 2.640,00 TL vekâletücretinden oluşan toplam 2.812,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAÖDENMESİNE,
I.Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Hazinesine başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde,bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faizuygulanmasına,
İ. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,
21/11/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.