TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
F.Y. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1798)
Karar Tarihi: 22/1/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Özcan ÖZBEY
Başvurucu
:
F. Y.
Vekili
:
Av. Çetin KAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, Hizbullah Terör Örgütü üyesi olmak suçundanyargılanarak mahkûm olduğunu, isnat edilen suçu işlemediğini, Mahkemecedelillerin yeterince değerlendirilmeyerek gerekçesiz bir şekilde kararverildiğini, yargılamanın yaklaşık 13 yıl sürdüğünü, bu nedenle gerekçeli kararhakkı ve makul sürede yargılanma hakkına bağlı olarak Anayasa’nın 36. ve 141.maddelerinin ihlal edildiğini belirterek, yeniden yargılanma ve infazındurdurulması talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 7/3/2013 tarihinde AnayasaMahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 29/3/2013tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından, 26/6/2013 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına vebir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2013tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 26/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı görüşü başvurucuya 5/8/2013tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu, karşı görüşlerini sunmamıştır.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Muş Cumhuriyet Başsavcılığının 9/2/2000tarihli fezlekesi üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülensoruşturma kapsamında “Hizbullah İsimliSilahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak, Terör Örgütü Propagandası Yapmak ve TerörÖrgütüne Yardım ve Yataklık Etmek” iddiasıyla 23/9/2000 tarihindegözaltına alınmış, 25/9/2000 tarihinde tutuklanmış ve 19/7/2001 tarihindetahliye edilmiştir.
9. Başvurucu hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığının 5/10//2000tarihli iddianamesiyle “Hizbullah TerörÖrgütüne üye olmak” suçundan Van Devlet Güvenlik Mahkemesine davaaçılmıştır. Açılan bu dava, aynı örgüte yönelik açılmış olan ve 10 kadardavanın birleşmiş olduğu Mahkemenin E.2000/82 sayılı dosyası ile 11/9/2001 tarihinde birleştirilerek, bu dosya üzerindeyürütülmüştür.
10. Başvurucu hakkında, anılan suçtan Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin(5271 sayılı CMK’nın 250. Maddesi ile Yetkili) 13/1/2011 tarih ve E.2000/82, K.2011/5 sayılı kararı ile 6yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmiştir.
11. 10 iddianame kapsamında açılmış olan ve 48 sanığın yargılandığıdavanın 199 sayfadan oluşan kararın başvurucu ile ilgili olan kısmındakigerekçesi şöyledir:
“Sanığın süresi içerisinde 4959 sayılı topluma kazandırmayasasından faydalanma talebine ilişkin İç İşleri Bakanlığı Emniyet GenelMüdürlüğünün 13.09.2004 tarihli yazısında; Şüphelinin Hizbullah Terör Örgütünekatıldığı, bu örgüt adına Muş ilinde faaliyetlerde bulunduğu, şahsın 23.09.2000tarihinde yakalandığı, örgütte kaldığı süre içerisinde örgüt mensubu,İstihbarat birim elemanı olarak görevler üstlendiği anlaşılmış olup örgütüniçindeki konum ve faaliyetleri ile uyumlu şekilde katıldığı faaliyetlerhakkında vermiş olduğu bilgileri mevcut bilgiler ile örtüştüğü ancak bubilgilerin örgütün dağılmasına veya meydana çıkarılmasına neden olacakmahiyette olmadığı değerlendirilmektedir. Şeklindegörüş bildirilmiştir (gerekçe s. 129-130).
Sanık F.'nin 1995 - 2000 yılları arası Hizbullah adlı silahlı terörörgütünün üyesi olduğu, mülkiyeti kendisine ait ancak plakasını dahi bilmediği 34 … plakalı aracı örgüt mensubu A.C.’ye verdiği, bazı şahıslar hakkında örgüte raporsunduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup… (gerekçe s. 129-130).
…Hizbullahadlı silahlı terör örgütünün sair efradı olmak suçundan aranan sanık F. Y.23.09.2000 günü Muş Emniyet Müdürlüğünce yakalanmış (gerekçe s. 129-130). Sanıkifadelerinde örgüt üyesi olmadığını, kendisine iftira edildiğini belirtmiş,Hizbullah terör örgütü üyesi olmaktan yakalanan ve Van DGM’de yargılanan sanık A.C.’den ele geçen 34 … plakalı aracın mülkiyeti sanık F. Y.’yeait olduğu halde sanık F.’in kendisine ait olanaracın plakasını dahi bilmediğini, örgütün üyesi olmaktan daha önce yakalananA. B.’nin, ‘sanık F.’ninkendi evinde kiracı olduğunu, bu evde ilk önce E.A.’nınoturduğunu daha sonra eve M. R. Y.’nin taşındığını,M. R. Y.’nin de evi F.’yedevrettiğini, kirayı M. R. Y.’nin ödediğini...’ beyanetmiştir.
…Sanık E.’nin 17.01.2000 günü İstanbul ili Beykoz ilçesindekioperasyon neticesi ele geçen diktelerde örgüte köyde bulunan N. T., M. K., F. Y. ve M. Ş. K. hakkında rapor verdiğianlaşılmıştır.
Mic.Word. mus1Muş-şahıs bilgileri – MİT, MART 1996 belgesinde çok sayıda şahıs hakkındakişisel değerlendirmelerin yapıldığı, değerlendirme yapanlar arasında M. U., M. R. Y., H. D., F. Y. isimlerinin yer aldığıanlaşılmıştır.
Sanık A.C. kolluktaki ifadesinde; ‘… F. Y., B… Köyü sorumlusuolduğunu’ beyan etmiştir.
M. S. A.ve A. C., F. Y. adına kayıtlı olan 34 … plaka sayılı araç içerisinde 30.01.2000 tarihindeyakalanmışlardır.
Hizbullahüyesi M. A. 6.3.2000 tarihli kolluk ifadesinde, sanık F. ile ilgili olarak; ‘A.L.’nin evinde ders yaparken bizim gruba S. M. Ö. veF. Y. geldiler.’
Hizbullahüyesi E. H. 18.02.2000 tarihli kolluk ifadesinde F. ile ilgili olarak; ‘F. Y.’nin oturduğu evde daha önce Muş Bölge sorumlusu E. A.’nın oturduğunu, E.’nin talimatıile eve giderek odunluktan silahları çıkardığını, ... F. Y.’ninMuş B… Köyü sorumlusu olduğunu, …A. L.’ye bağlı ikigrup olduğunu, bunların bir grubunda da F. Y.’ninolduğunu, kişinin serbest meslek sahibi olduğunu belirtmiştir.
A. B., F. ile ilgili olarak kollukta; ‘M. R. Y.’denkirayı istediğini, kendisinin buradan taşındığını söylediğini ve yerine F. Y.’nin taşındığını, ancak kirayı ondan değil kendisindenalmasını söylediğini’ belirtmiştir.
Sanık F.Y.’nin ‘MUŞ /PKK/KONGRA-GEL terör örgütüBİLGİLERİ/NİSAN 1996’ adı altında örgüte bilgiler verdiği ve bunların İstanbuloperasyonunda ortaya çıktığı anlaşılmıştır.
Her nekadar dosya kapsamında sanığın özgeçmiş raporuna rastlanmamış ise de, diğerörgüt üyelerinin hakkındaki beyanları ve sanık tarafından düzenlendiğianlaşılan notlar bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde, belirli bir eğitimve tebliğ sürecinden geçen sanığın örgüt üyeliği konumu hiç kuşkusuzgerçekleşmiştir (gerekçe s. 189-190).”
12. Başvurucunun temyiz istemi, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20/12/2012 gün ve E.2012/7970, K.2012/15259 sayılı kararıile reddedilerek, başvurucu hakkındaki hüküm onanmış ve aynı tarihte kesinleşenbu karar 28/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup, karar gerekçesişöyledir:
“İlk derece mahkemesinde 19.04.2007 tarihli duruşmadaverilen ve daha sonra başka bir mütalaa verilmiş olması nedeniyle CMK'nın 230/1-a maddesi kapsamında görüş niteliğindebulunmayan mütalaayı hazırlayan Cumhuriyet savcısının temyiz aşamasında dosyayıYargıtay Cumhuriyet savcısı olarak inceleyip tebliğnamedüzenlemesine yasal bir engel bulunmadığı gibi, dosya kapsamına göre;tarafsızlığını şüpheye düşürecek bir nedenin de tespit edilemediği anlaşıldığından,duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen bu hususa ilişkin temyiz itirazlarıyerinde bulunmamış; … Yapılan yargılama sonunda toplanan delillerkarar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, olay niteliğine vekovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebinniteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar …hakkında 4959 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış,incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemişolduğundan, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı incelemesırasında sanıklar …müdafilerinin ileri sürdüğü ve yerinde görülmeyen temyizitirazlarının reddiyle hükümlerin onanmasına…”
13. Başvurucu, 7/3/2013 tarihli dilekçesiile süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
14. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Silahlı örgüt” kenar başlıklı 314.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üyeolanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.”
15. 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“3 ve 4üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adli para cezaları yarı oranında arttırılarakhükmolunur. Bu suretler tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek hernevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbethapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 22/1/2015 tarihinde yapmışolduğu toplantıda, başvurucunun 7/3/2013 tarih ve 2013/1798 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, Hizbullah Terör Örgütü üyesi olmak suçundanyargılanarak mahkûm olduğunu, isnat edilen suçu işlemediğini, Mahkemecedelillerin yeterince değerlendirilmeyerek gerekçesiz bir şekilde kararverildiğini, gerekçenin hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, suçun maddive manevi unsurlarının gerçekleşmediğini, yargılamanın yaklaşık 13 yılsürdüğünü, bu nedenle gerekçeli karar hakkı ve makul sürede yargılanma hakkınabağlı olarak Anayasa’nın 36. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini belirterek,yeniden yargılanma ve infazın durdurulması talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
18. Başvurucu her ne kadar “gerekçelikarar hakkı”nında ihlal edildiğini belirtmiş ise de başvuru dilekçesinin tümü dikkatealındığında, şikâyetin özünün “yargılamanınsonucu itibarıyla adil olmadığı” ve “makulsürede yargılanma hakkı”nınihlal edildiği iddiaları ile ilgili olduğu kabul edilerek, başvuru anılan buihlal iddiaları kapsamında ayrı ayrı incelenmiştir.
a.Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
19. Başvurucu, yüklenen suçu işlemediği halde maddi ve hukukidayanaktan yoksun gerekçe ile mahkûm edilerek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
20. Bakanlık görüşünde özet olarak, Anayasa Mahkemesinin yerelmahkeme kararlarını gözden geçiren dördüncü derece bir yargı organı olmadığı,delillerin kabul edilebilirliği veya değerlendirilmesi gibi konuların öncelikleyerel mahkemeleri ilgilendirdiği, başvurucu hakkında verilen mahkûmiyethükmünün gerekçelendirildiği, ortaya konulan delillerin tartışıldığı veiddiaların Mahkeme tarafından dinlenip incelendiğinin anlaşıldığı, bu konudatakdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.
21. Başvurucunun, Bakanlık görüşüne karşı herhangi bir beyanıolmamıştır.
22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireyselbaşvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
23. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme,… açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
24. 6216 sayılı Kanun’un “Esashakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bölümlerin,bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri,bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadankaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
25. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkinincelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabitutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında iseaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir.
26. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derecemahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen başvurularınaçıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Mahkemenin yetkisikapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bu kapsamda,bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabuledilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleritarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuruincelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer alan hak veözgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir hatası veya açık birkeyfilik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukukihatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derecemahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası veya açık keyfilikbulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B.No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 25-26).
27. Somut olayda Mahkeme, başvurucu hakkında, dosya kapsamındabulunan sanık ve tanık anlatımları ile diğer bilgi ve belgelerden yararlanmaksuretiyle ilgili mevzuat kapsamında bir sonuca varmış ve mevcut delillerçerçevesinde başvurucunun isnat edilen suçu işlediğini kabul etmiş, bu kabulünümakul gerekçelerle ortaya koymuş ve Yargıtay da bu kararın usul ve yasaya uygunolduğunu belirterek kararı onamıştır (§ 11-12).
28. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararındeğil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânınıverir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerinincelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygıgösterilmediği, bu süreçte karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgisahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığınçözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafındandinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumunasebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açıkkeyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B. No:2013/2767, 2/10/2013, § 22).
29. Başvuru konusu olayda, başvurucunun, yargılama sürecininhakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmadığı, Mahkemecedelillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığı,gerekçenin yetersiz olduğu şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır. Bunagöre, başvurucunun iddialarının esas itibarıyla Derece Mahkemesince verilenkararın yanlış olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınuygulanmasında isabet bulunmadığına ve dolayısıyla kararın sonucuna ilişkinolduğu görülmektedir. Yapılan incelemede, Derece Mahkemesinceyürütülen yargılama sırasında başvurucunun, karşı tarafın sunduğu deliller vegörüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve bunlara karşı etkili bir şekilde itirazetme ve kendi delillerini ve iddialarını sunma konularında bir sorunlakarşılaştığına dair bir bulguya rastlanılmadığı gibi, somut olayda dosyadakibilgi ve belgeler dikkate alınarak yapılan yargılama ve kurulan hükümde vekararın gerekçesinde herhangi bir bariz takdir hatası veya açıkça keyfi birdurum da tespit edilmemiştir.
30. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararınınbariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası
31. Yapılan incelemede, başvurucunun bu şikâyetinin açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu bölümününkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
32. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın makulsüre içinde sonuçlanmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
33. Bakanlık görüş yazısında, AİHM kararlarına atıf yapılarak, yaklaşık13 yılı bulan yargılama sürecinin makul olup olmadığı konusundaki takdirinAnayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.
34. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somutgörünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yerverilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
35. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§41–45).
36. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere,medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alandayöneltilen suç isnatlarının makul sürede karara bağlanmasını talep hakkıtanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirilmesi olup, kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suçisnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun pozitifdüzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülencezanın niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunanfiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında cezahukukunun kuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesiyapılmaksızın, adil yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B.No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).
37. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “Hizbullah Terör Örgütüne üye olmak” suçundan9/2/2000 tarihinde soruşturma başlatılmıştır. İsnatolunan suç 5237 ve 3713 sayılı Kanun hükümleri kapsamında hapis cezasınıgerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suçisnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamınagirdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014,§ 32).
38. Cezai alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, kişiyebir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veyaisnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığıan olup, somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun bahse konu suçkapsamında gözaltına alındığı anlaşılan 23/9/2000tarihidir. Sürenin bitiş tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai kararınverildiği tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılamafaaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan,değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun kararabağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 34;B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyetiaçısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucu hakkındaki suç isnadına ilişkinolarak verilen onama kararının tarihi olan 20/12/2012tarihi olduğu anlaşılmaktadır.
39. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, yargılamanınkonusunun devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşıoluşan silahlı terör örgütü üyeliği olduğu, ayrı ayrı 10 iddianame ile açılmışve 48 sanığı kapsayan birleştirilmiş davada başvurucu hakkındaki iddianameninise 5/10/2000 tarihinde düzenlendiği, başvurucunun,soruşturma kapsamında 23/9/2000 tarihinde gözaltına alındığı, 25/9/2000tarihinde tutuklandığı ve 19/7/2001 tarihinde tahliye edildiği, davanınyargılaması sonucunda 13/1/2011 tarihinde verilen kararın temyiz edildiği veYargıtay tarafından 20/12/2012 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
40. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir(B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 22-45).
41. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyetinedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanınkarmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında,somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yönbulunmadığı ve söz konusu yaklaşık 12 yıl 3 aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanunun 50. Maddesi Yönünden
43. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemeyegönderilmesini talep etmiş olup, herhangi bir tazminat isteminde bulunmamıştır
44. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
45. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündekiiddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine,
C. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
22/1/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.