TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GALİP YILMAZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1258)
Karar Tarihi: 13/6/2013
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Selami ER
Başvurucular
:
Hasan Hüseyin YILMAZ
Asiye YALÇIN
Efğani KEREM
Kezban ERDOĞMUŞ
Sevil BİŞGİN
Ayten YILMAZ
Nihal ELMAS
Feride YILMAZ
Tuğba KİRAZ
Kübra YILMAZ
Havva YILDIRIM
Firdevs YILMAZ
Nur MESCİ
Feride KONTAŞ
Galip YILMAZ
Yusuf YILMAZ
Sıdıka TAŞKOPARAN
Niyazi KOÇ
Sebiha ÖZTÜRK
Sebahat SEZĞEK
Selfet KOÇ
Vekili
:
Av. Nedim ÇAĞLAR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, daha öncemaliki oldukları ve 1984 yılında kamulaştırılan taşınmazın,kamulaştırılmasından vazgeçildiği ve bir kamu hizmetine tahsis edilmeyip fiilenel konulmadığı gerekçesiyle adlarına tescili ve iadesi davasının reddedilmesinedeniyle hak arama hürriyetleri ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 12/2/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine şahsen yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 27/3/2013 tarihinde başvurunun kararabağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden,Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3)numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesindekiilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucular ve murislerineait Ankara Yenimahalle’de bulunan taşınmaz hakkında Milli Savunma Bakanlığı 19/1/1981 tarih ve 496 sayılı karar ile kamulaştırma kararıalmış ve kendilerinin rızasıyla taşınmaz 11/10/1982 tarih ve 3175 sayılıişlemle Hazine adına tescil edilmiştir.
6. İdare 16/12/1982tarihinde kamulaştırmadan vazgeçmiş ve 25/6/1984 tarih 1258 yevmiye numaralıişlemle taşınmaz başvurucular ve murisleri adına tescil edilmiştir.
7. İdare, daha sonra 8/5/1984 tarihinde yeni bir kamulaştırma kararı almış ve bukarar Asiye YALÇIN’a 5/11/1984 tarihinde tebliğedilmiştir.
8. Başvuruculardan Asiye YALÇINve başvurucuların murislerinden Mustafa YILMAZ tarafından 1984/733 sayılı dosyaile açılan bedel artırım davası, bedelin bankaya depo edilmemiş olmasısebebiyle reddedilmiştir.
9. Asiye YALÇIN ve MustafaYILMAZ 8-9/11/1984 tarih 3017 ve 3052 sayılı işlemlerile diğer malikler 1984 ve 1985 yıllarında farklı tarihlerde kamulaştırmabedelinin kendilerine ödeneceği mülahazasıyla paylarını ferağ vererek Hazineyedevretmişler ve taşınmaz Hazine adına tescil edilerek kamulaştırılmıştır.
10. Başvuruculardan 14’ü (HasanHüseyin YILMAZ, Asiye YALÇIN, Efğani KEREM, KezbanERDOĞMUŞ, Sevil BİŞGİN, Ayten YILMAZ, Nihal ELMAS, Feride YILMAZ, Tuğba KİRAZ,Kübra YILMAZ, Havva YILDIRIM, Firdevs YILMAZ, Nur MESCİ, Feride KONTAŞ) 20/11/2009 tarihinde Sincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinezdinde bahse konu taşınmaz hakkında önce kamulaştırma kararı alınıp sonravazgeçildiği ve bu tarihten sonra fiilen el atılmadığı, kamulaştırma bedeliödenmeden ve kamulaştırma tamamlanmadan tescil yapıldığı ve taşınmazın bir kamuhizmetine tahsis edilmeyip fiilen el konulmadığı takdirde aradan geçen süreyebakılmaksızın taşınmaz idare adına tescil edilse dahi bu tescilin iptali ileeski malike iadesi gerektiği gerekçeleriyle tapu kaydının iptali ve kendileriadına tescili maksadıyla tapu iptali ve tescil davası açmışlardır.
11. Mahkeme, yaptığı keşiftebaşvurucuların dava konusu taşınmazının da içinde bulunduğu General Selahattin Gökkartal Kışlası ve civarının büyük bir askeri alanolduğunu, etrafının tel örgüyle çevrili olduğunu, askeri alan olduğunu gösteririşaretler bulunduğunu ve askeri birliklerce kullanıldığını tespit etmiştir.
12. Başvuruculardan ikisi (GalipYILMAZ ve Yusuf YILMAZ) ile başvuruculardan beşinin (Sıdıka TAŞKOPARAN, NiyaziKOÇ, Sebiha ÖZTÜRK, Sebahat SEZĞEK ve Selfet KOÇ) murisi Atiye KOÇ’unda aralarında bulunduğu dört kişi Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazdıkları 1/10/2010 tarihli dilekçeyle davaya katılma talebindebulunmuşlardır.
13. Mahkeme, 8/4/2011tarih ve E.2009/683, K.2011/178 sayılı kararıyla başvurucuların iddialarınınaksine kamulaştırma işleminin ilgililere tebliğ edildiği, paydaşların bedelartırım davasının reddedildiği, paydaşların tamamının paylarını Hazineyedevrettiği ve kamulaştırma işleminin tamamlandığı, ayrıca somut olayda davakonusu taşınmazın kamulaştırma amacına uygun biçimde kullanıldığı ve 4/11/1983tarih, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 23. maddesinde yer alan koşullarınoluşmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
14. Bahsedilen karar 20/11/2009 tarihinde dava açan 14 başvurucu hakkındakurulmuştur. Katılma başvurusunda bulunan iki başvurucu ve kalan beşbaşvurucunun murisinin hakkında kurulmuş bir hüküm bulunmamaktadır.
15. Başvurucular, karara karşıyaptıkları temyiz başvurusunda yerel mahkemenin davayı yanlış bir biçimde vesanki yasal bir kamulaştırma işlemi varmış gibi 2942 sayılı Kanun’un 23.maddesi kapsamında ele aldığını, hâlbuki kendilerinin bedeli ödenmeden yapılankamulaştırmanın ve mülkiyetin Hazineye devrinin usul, yasa ve hukuka aykırıolduğu iddiasını öne sürdüklerini, ayrıca ıslah talepleri cevaplanmadan hükümtesis edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
16. Başvurucuların bu talebi,Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 17/4/2012 tarih veE.2011/20720, K.2012/7965 sayılı kararıyla, davanın 4/11/1983 tarihli ve 2942sayılı Kanun’un 23. maddesine dayanılarak geri alım istemine ait olduğu,kararın dayandığı gerekçelere göre davanın reddine karar verilmesindeisabetsizlik olmadığı gerekçesiyle reddedilerek yerel mahkeme kararıonanmıştır.
17. Başvurucuların karardüzeltme talebi de Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 29/11/2012tarihli ve E.2012/17521, K.2012/24497 sayılı kararıyla reddedilmiş ve kararkesinleşmiştir.
18. Başvurucu Sincan 1. AsliyeHukuk Mahkemesi önündeki dava devam ederken davaya konu taşınmazın gerçekdeğerini tespit etmek amacıyla aynı mahkemeye müracaat etmiş ve mahkemeyesunulan 1/9/2010 tarihli bilirkişi raporuylataşınmazın değeri 3.681.250,00 TL olarak tespit edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
19. Anayasanın 46. maddesişöyledir:
“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiğihallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunantaşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas veusullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmayayetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedelinakden ve peşin olarak ödenir…
…”
20. 2942 sayılı Kanunu’nun 24/4/2001 tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişmeden önceki “Satın Alma Usulü” başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“Kamulaştırmayı yapacak idare, kamulaştırma kararınınalınmasından sonra kamulaştırma işleminin her safhasında kendi ihale komisyonu,yoksa bu amaçla kuracağı komisyon marifetiyle tespit ettireceği bedel üzerindenmal sahibi ile anlaşarak taşınmaz malı, kaynağı veya bunlar üzerindeki irtifakhaklarını satın alabilir.
Bu suretle satın alınan taşınmaz mal, kaynak veya irtifakhakkı, sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılır. Ancak, kamulaştırmayave bedeline itiraz davaları açılamaz.”
21. 2942 sayılı Kanunu’nun 23.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Kamulaştırma bedelinin kesinleşmesi tarihinden itibaren beşyıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece veya 22 ncimaddenin ikinci fıkrası uyarınca devir veya tahsis yapılan idarece;kamulaştırma ve devir amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veyakamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibibırakılırsa, mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları gündenitibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte ödeyerek, taşınmaz malını gerialabilir.
Doğmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmayan geri almahakkı düşer. Aynı amacın gerçekleşmesi için birden fazla taşınmaz mal birliktekamulaştırıldığı takdirde bu taşınmaz malların durumunun bir bütün oluşturduğukabul edilerek yukarıdaki fıkralar buna göre uygulanır.”
22. 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı TürkMedeni Kanunu’nun “Olağan Zamanaşımı”başlıklı 712. maddesi şöyledir:
“Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malikolarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksızolarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onunbu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez.”
23. 4721 sayılı Kanun’un “Tescili İsteme Hakkı” başlıklı 716.maddesi şöyledir:
“Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukuki sebebedayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişiselhakka sahip olan kimse, malikin kaçınması halinde hakimden,mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.
Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebriicra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan doğruyayaptırabilir.
Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimidolayısıyla meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin istemiyle tapukütüğüne doğrudan tescil olunur.”
24. 4721 sayılı Kanun’un “Yolsuz Tescil” başlıklı 1025. maddesişöyledir:
“Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescilyolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni hakkızedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.
İyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarakkazandıkları ayni haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 13/6/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun14/12/2012 tarih ve 2012/1258 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
26. Başvurucular, daha öncemaliki oldukları ve 1984 yılında verdikleri ferağ takrirleriyle kendilerinebedel ödenmeden kamulaştırılan taşınmazla ilgili olarak kamulaştırma bedeliödenmeden ve kamulaştırma tamamlanmadan tescil yapıldığı ve taşınmazın bir kamuhizmetine tahsis edilmeyip fiilen el konulmadığı takdirde aradan geçen süreyebakılmaksızın taşınmaz idare adına tescil edilse dahi bu tescilin iptali ileeski malike iadesi gerektiği gerekçesiyle 2009 yılında açtıkları tapu tescil veiade davasının reddedilmesi nedenleriyle hak arama hürriyetleri ve mülkiyethaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve yerel mahkemece tespit edilentaşınmazın gerçek değeri üzerinden tespit tarihinden itibaren işleyecek faizlebirlikte kendilerine tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
27. Anayasa’nın 148. maddesişöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.
Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
28. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
(2) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya daihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınınbireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
29. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temelhakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan vebaşvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
30. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireyselbaşvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği vebu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
31. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “HukukunUygulanması” kenar başlıklı 33. maddesi şöyledir:
“Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.”
1- 14 Başvurucu İle İlgili Olarak
32. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralıfıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolundagözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılıKanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceğibelirtilmiştir.
33. Bir anayasal hakkın ihlaliiddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yenidenincelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa veKanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkinolduğu açıktır.
34. Bahsedilen kurallaruyarınca, derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış olayların sübutu,delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasıile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönündenadil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Anayasa’da yeralan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ya da açıkça keyfilikiçermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar dabireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derecemahkemelerinin delilleri takdirinde açıkça keyfilik bulunmadıkça AnayasaMahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz. (B. No: 2012/1027, § 26, 12/2/2013)
35. Başvurucuların, bedelödenmeden ve kamulaştırma tamamlanmadan yapılan tescil sonrası kamulaştırmaamacına uygun kullanılmadığını iddia ettikleri taşınmazın iadesi amacıylakamulaştırmadan 24-25 yıl sonra tapu tescil ve iptal davası açmışlardır.Mahkemece yapılan keşifte kamulaştırmanın tamamlandığı, taşınmazın kamulaştırmaamacına uygun biçimde kullanıldığı tespit edilmiş ve 2942 sayılı Kanunu’nun 23.maddesi kapsamında ele alınan dava reddedilmiştir.
36. Başvurucular, mahkemecedavanın 2942 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi kapsamında ele alınması ve retkararı verilmesinin anayasal haklarının ihlaline yol açtığını ifadeetmektedirler. Başvurucular, mülkiyet haklarının varlığını gösteren belgeyebağlı somut bir delil sunmamışlardır. Başvurucuların mülkiyet hakkı iddiası,açtıkları tapu tescil ve iptal davasına bağlı ve bu davanın kendileri hakkındaolumlu sonuçlanmış olması halinde ileri sürülebilecek bir iddiadır. Bu nedenlemülkiyet hakkı açısından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
37. Bu durumda başvurucularıniddialarının özünün derece mahkemelerince dava konusu uyuşmazlığın hukukinitelendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığı ve esas itibariyleyargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
38. 6100 sayılı Kanunun 33.maddesi gereği hukukun uygulanması ve yorumlanması hâkimin resen gözeteceği birhusustur. Bu kapsamda dava konusu uyuşmazlığın hukuki nitelemesi hakimin takdir yetkisi içindedir. Derece mahkemelerininuyuşmazlık konusunun hukuki nitelemesinde açık bir keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz.
39. Açıklanan nedenlerle, 14başvurucunun iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinolduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz bir şekilde keyfilik de içermediğianlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2- Yedi Başvurucu İle İlgili Olarak
40. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale nedenolduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının tüketilmiş olması gerekir.
41. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır. Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan kanun yollarıile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hakihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumundabaşvurulabilir (B. No: 2012/946, § 17, 18, 26/3/2013).
42. İlk derece mahkemesi önündedava açan 14 başvurucu dışında kalan yedi başvurucu ve murisinin davaya katılmatalepleri hakkında hüküm kurulmadığı, yani yedi başvurucunun bireysel başvuruyakonu şikâyetleri hakkında daha önce yetkili bir mahkeme önünde taraf olarak yeralmadıkları anlaşılmaktadır.
43. Tapu tescil talepleriyleilgili davalarda başvurucuların Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmesi için, öncelikle bu taleplerini ilgili kanun hükümlerine dayanarakyetkili ve görevli hukuk mahkemeleri önünde dile getirmeleri, taleplerininreddi halinde bilahare kanun yollarına başvurmaları ve böylece başvuruyollarını tüketmeleri gerektiği açıktır. Başvuru konusu olayda, iki başvurucuile beş başvurucunun murisinin katılma talepleri mahkemece uygun bulunmadığındanbaşvurucular için olağan kanun yolları tüketilmemiş sayılmaktadır.
44. Açıklanannedenlerle, yedibaşvurucunun başvuru konusu işleme karşıkanunda öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamı tüketilmeden bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin “başvuruyollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
1-Başvuruculardan Hasan Hüseyin YILMAZ, Asiye YALÇIN, EfğaniKEREM, Kezban ERDOĞMUŞ, Sevil BİŞGİN, Ayten YILMAZ, Nihal ELMAS, Feride YILMAZ,Tuğba KİRAZ, Kübra YILMAZ, Havva YILDIRIM, Firdevs YILMAZ, Nur MESCİ ve Feride KONTAŞ’ın başvurularının, “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
2-Başvuruculardan Galip YILMAZ, Yusuf YILMAZ, Sıdıka TAŞKOPARAN, Niyazi KOÇ, Sebiha ÖZTÜRK, Sebahat SEZĞEK ve SelfetKOÇ’un başvurularının, “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3-Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde bırakılmasına,
13/6/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.