TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GALİP KOCUK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5639)
Karar Tarihi: 24/6/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Galip KOCUK
Vekili
:
Av. Halil ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davanınAskeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından reddedilmesi nedeniyleAnayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen sosyal hukuk devleti ilkesiyle 36.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 25/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindeKomisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/6/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 1/12/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş,Adalet Bakanlığı 16/12/2014 tarihli dilekçesi ile görüş sunmayacağınıbildirmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, askerlik hizmetini yerine getirdiği birliğinde3/8/2011 tarihinde sağ el bileğinden yaralanmış, yaralanmaya bağlı olarakGülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Sağlık Kurulunun 12/9/2012 tarihliraporuyla askerliğe elverişli olmadığına karar verilmiştir.
8. Başvurucu, üç askerin müessir fiiline maruz kaldığı ve bukişilerden kaçarken dengesini kaybedip bir camın üzerine düşmesi sonucu sağ elbileğinin kesilmesi nedeniyle askerliğe elverişsiz hale geldiğini, idareninkusurundan kaynaklanan bu yaralanma nedeniyle uğradığı maddi ve manevizararların istemiyle 18/9/2012 tarihinde Milli SavunmaBakanlığına müracaat ederek tazminat talebinde bulunmuş, ancak başvurusu zımnenreddedilmiştir.
9. Başvurucunun maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle19/11/2012 açtığı davada, AYİM İkinci Dairesi, 13/11/2013 tarihli veE.2012/1221, K.2013/1309 sayılı kararıyla davayı reddetmiş ve reddedilen maddive manevi tazminat miktarları üzerinden 659 sayılı Genel Bütçe KapsamındakiKamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesineİlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesi uyarınca takdir edilen10.490 TL avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesinekarar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
"Davacıvekili, müvekkilinin askerlik hizmetim yerine getirdiği birliğinde 03.08.2011tarihinde üç askerin müessir fiiline maruz kaldığını, bu kişilerden kaçarkenitilmesi üzerine dengesi kaybedip bir camın üzerine düşmesi sonucunda sağ elbileğinin kesilmesi suretiyle yaralandığını, bu yaralanma nedeniyle malul halegeldiğini iddia etmiş ise de, dava konusu cam kırılması olayına ilişkin olarakHava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılınca davacı hakkında askeri eşyayıkasten tahrip etmek suçundan soruşturma yapılıp kamu davası açıklığının tespitedilmesi üzerine, Mahkememizin ara karar, ile talep etmesi üzerine gönderilensoruşturma ve kovuşturma aşamasına ait delillerden, bu deliller arasındadavacının cama kendisinin yumruk attığını gören asker ve rütbeli tanıklarınbeyanlarından, olayla ilgili tutulan tutanaklardan, olaydan hemen sonragötürüldüğü Hastanelerde düzenlenen raporlardaki davacının psikolojik bunalımsonucu cama yumruk attığına ilişkin beyanlarından, davalı idarece gönderilenbilgi ve belgelerden, Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığına 14.01.2011 tarihindekatılışını müteakiben, 17.01,2011 tarihinde görevli psikologların düzenlemişoldukları Psikolojik Danışma özet Formu'nda "Yaralamave gasptan 3 defa, toplamda 21 ay ceza almış,860 civarı jilet izi var, 2 defaintihar girişimi olmuş, en son 2009 yılında yapmış, intihar düşüncesi var. İlaçtedavisi uygulandı" ve "Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Psikiyatri’de 3 ay yatmış, psikolojik atak geçiriyor"kayıtlarının yer aldığı ve RDM Takipli Er kapsamına alarak tedaviye başlandığı,25.02.2011 tarihinde 12'nci Hv.Ulş.Ana ÜsK. lığına katılışı sonrası yapılan mülakatta dapsikolojik sorunlu: olduğu ve sivil hayatta geçirmiş olduğu trafik kazasısebebiyle sol kolunda platin olduğunun Bölük Komutanı tarafından tespitedildiği, bu tarihten başlayarak sırasıyla 28.02.2011'de katılış muayenesi,02.03.2011'de bayılma, 03.03.2011'de diş ağrısı, 09.03.2011’de bayılma ve buşekilde devam eden 16.06.2011 tarihine kadar toplam 18 defa, sağlık birimlerinesevk edilerek tedavi ettirilerek ilaçlarının kullanımının düzenli olarak takipedildiği, katılışını müteakip sevk edildiği Birlik Psikologutarafından Personel Bilgi Formu ve Psiko-SosyalTarama Anketi ile 04.03.2011, 02.05.2011 ve 26.05.2011 tarihlerinde düzenlenenDanışma Özet Formları'nda da davacının psikolojikgelişiminin takip edildiği, 11.06.2011 tarihinde saat 18.30 sularında erbaş veerlerin yoğun olarak bulunduğu Uçaksavar Tabur Komutanlığı er dinlenme yeriolan bahçede, görev yaptığı yerden daha önceden bulduğu böcek ilacını içerirşişenin dibinde kalan takribi 20 ml miktardan 1/2 yudum alarak içtiği, birlikKomutanlığınca bu ilaç içme olayının, ilaçtan içilen miktar, daha önceki süreçtede hava değişimi almak için defaten çeşitli rahatsızlıkları beyan ederekviziteye çıkması ve koğuşta istirahat halindeyken sebepsiz olarak bayılmaolaylarını gerçekleştirip, bayılmalarını müteakip sevk edildiği birlik SağlıkAmirliği'nde bayılma emarelerini gösterir (göz bebekleri büyümesi, solumaazlığı, tansiyon düşüklüğü vb) hiçbir rahatsızlıktespit edilememesi nedeniyle mevcut. bir problemi nedeniyle değil tamamenaskerlik işlevselliğini yerine getirmemek için olduğu kanaatine varıldığı, sözkonusu böcek ilacının ilacının çöpte bulunmasınailişkin sorumluların tespit edilerek haklarında cezai işlem uygulandığınınbelirtildiği, davacının bir süre sonra Kayseri Askeri Hastanesi Psikiyatribölümüne sevk edildiği, hava değişimi dönüşü (21 Temmuz 2011) davacı ilegörüşülerek mevcut psikolojik sorunları olduğu görülerek randevu alınarak 26Temmuz 2011'de tekrar Kayseri Askeri Hastanesi Psikiyatri Kliniğine sevkedildiği, "Antisosyal Kişilikte Anksiyete + uyum bozukluğu, 1 ay sonra kontrol"tedavisi ve teşhisi ite (Psikiyatrik ilaç verilerek) birliğine gönderildiği,hava değişimi sonrası kendisine psikolojik rahatsızlığı sebebiyle herhangi birgörev verilmeyip koğuşlar bölgesinde koğuşçu ernezaretinde ve kontrolünde bırakıldığı, 27 Temmuz 2011 - 03 Ağustos 2011tarihleri arasında herhangi bir olayı olmadığı. 03 Ağustos 2011 tarihindekicama yumruk atarak sağ elini yaralaması olayının hemen öncesi davacı koğuştauyumakta iken davacıdan sorumlu olan İsmail USLU'nunkendisini içtimaya çağırmak için uyandırdığı, Hv.P.Er Hüseyin BALIKÇI’nınkendisine söylediği sıkıntılı durumu ile ilgili Galip KOCUK’asorunları hakkında sorular sorup sakinleştirmeye çalıştığı, bu esnadaçıktıkları koridorda Sabri YILMAZ ve Mahmut GÜNERİ ile karşılaştıkları, onlarında davacıyı sakinleştirmeye çalışmalarına rağmen davacının bağırmaya ve hakaretetmeye başlayıp ardından da koridor sonunda bulunan Nöbetçi Astsubaylığa doğrukoşarak ve bağırarak koridorda bulunan dolaplara tekme, yumruk atarak yaklaşık50 metre ilerideki Nöbetçi Astsubaylık giriş kapısını açarak, çıkış kapısıyanındaki cama yumruk atarak kırdığı ve kırılan camlardan kolunun kesilerekyaralandığı anlaşılmıştır.
Davacınınaskerliğe elverişsizliğine neden olan yaralanmasının iddia edildiği gibiidarenin ajanlarının eylemlerinden kaynaklanmayıp davacının kendi eylemindenkaynaklandığı, davacının sağlık durumu ile ilgili gerekli takiplerin yapıldığı,davacının yaralanması nedeniyle uğradığı zarar ile idare arasında sorumluluğugerektirecek bir eylem, illiyet bağı bulunmadığından davacının maddi ve manevitazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.”
10. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ilerisürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş, AYİM İkinci Dairesinin 26/3/2014tarihli ve E.2014/510, K.2014/409 sayılı kararıyla talebin reddine kararverilmiş ve karar, 22/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu, 25/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
12. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfadeÖzgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1.maddesi ile 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinindördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:
“Ancak,tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usulkuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmeksuretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasınailişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğedilir.”
13. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi şöyledir:
“Dairelerveya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemelerikendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzumgördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesinitaraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerinbulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
Taraflardanbiri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek kararüzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, arakararında bu husus ayrıca belirtilir.
Ancak,istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetiningüvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği veyüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusubilgi ve belgeleri vermeyebilir.
(Değişikdördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davadosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki;mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge vedosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet vegüvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulmasımaksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ilepersonelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerineincelettirilemez.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerineincelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıylataraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, tarafve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafındankarartılarak ayrıca gönderilir.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili,karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecekunsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz,mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerkarşı tarafa incelettirilebilir.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilenve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkemeharicinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlarhakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”
14. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nın14. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ileicra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlartarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehineneticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerdeilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekaletücreti takdir edilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 24/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 25/4/2014 tarihli ve 2014/5639 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A.Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu, üç er tarafından sebepsiz olarak bir odaya kapatılıpdarp edildiğini, saldırganlardan birinin itmesi sonucunda cam üzerine düşerekyaralandığını, psikolojik durumunun göz ardı edildiğini, idarenin kusurunedeniyle malul duruma düştüğünü, AYİM kararının sosyal hukuk devleti ilebağdaşmadığını, diğer taraftan davanın reddedilmesi sonucunda idareye 10.490 TLavukatlık ücreti ödemeye mahkum edildiğini, davayı açtığı 19/11/2012 tarihindeaskeri idari yargıda henüz ıslah müessesesi bulunmadığından olası hak kayıplarınınönüne geçmek için tazminat miktarının yaklaşık bir değer üzerindenbelirlendiğini ifade ederek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılama hakkını ihlal edildiğini ileri sürmüş, 100.00 maddi ve 25.000 manevitazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
B.Değerlendirme
17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder. Başvurucununşikâyetleriadil yargılanmahakkı çerçevesinde yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı ve mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği başlıkları altında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığıİddiası
18. Başvurucu, açtığı davanın reddedilmesinin adil yargılanmahakkının ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
19. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
20. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
21. 6216 sayılı Kanun’un “Esashakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireyselbaşvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği vebu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
22. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
23. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önündedava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Buçerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatasıveya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
24. Başvurucu, üç er tarafından sebepsiz olarak bir odaya kapatılıpdarp edildiğini, saldırganlardan birinin itmesi sonucunda cam üzerine düşerekyaralandığını, psikolojik durumunun göz ardı edildiğini, idarenin kusurunedeniyle malul duruma düştüğünü, AYİM kararının sosyal hukuk devleti ilebağdaşmadığını ileri sürmüştür.
25. AYİM İkinci Dairesi ise başvurucunun psikolojik durumuyla ilgiliolarak yaptığı eylemlerden ve bu eylemlere karşı idarenin tüm iyileştirmeçabalarından bahsettikten sonra, başvuruya konu yaralanmanın başvurucunun camayumruk atması neticesinde kırılan cam parçasından kaynaklandığı ve ortaya çıkanzararın kendi eylemi sonrasında olduğu, bu sebeple zarar ile idareninsorumluluğu arasında illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddinekarar vermiştir.
26. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararındeğil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânıverir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerinincelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygıgösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu delillerve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itirazetme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararınınoluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal yada açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir.
27. Somut olayda başvurucu, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırıolduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmamış olup, mahkemece delillerindeğerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetinidile getirdiği anlaşılmaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararınınbariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. MahkemeyeErişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası
29. Başvurucu, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeyeerişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksunolmayıp, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından, bu şikâyetyönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
30. Başvurucu, davanın reddedilmesi sonucunda idareye 10.490 TLavukatlık ücreti ödemeye mahkum edildiğini, davayıaçtığı 19/11/2012 tarihinde askeri idari yargıda henüz ıslah müessesesibulunmadığından olası hak kayıplarının önüne geçmek için tazminat miktarınınyaklaşık bir değer üzerinden belirlendiğini ifade ederek, Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkınınihlaledildiğini iddia etmiştir.
31. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:
“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adilyargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbirmahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
32. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmekanlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkemekararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemliölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §52).
33. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılanveya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarınınhükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahaleoluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleridisipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak, busınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalıve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararınıngerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacakşekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, § 61-62).
34. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlıkücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkınayönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesiiçin kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olmasıgerekir. Başvuru konusu olayda dava açılmadan önce 2/11/2011 tarihindeyayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğudavaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri veavukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi halinde idare lehineavukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksizbaşvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerinfuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesiamacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerinkapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülenyükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derecezorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan avukatlıkücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (SerkanAcar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38 -39).
35. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyanbaşvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlıkücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirlidava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeyebaşvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda, davanın özelkoşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişimhakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (ÖzkanŞen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 54).
36. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi vebenzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesindebelirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hakkazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veyaöngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bubelirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluylaaşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 19/11/2011 tarihiöncesinde mümkün olmadığından, hak kaybına uğramak istemeyen davacıların,tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerininolmadığı görülmektedir.
37. Başvurucunun da bu nedenle, AYİM’eaçtığı davada uğrağı zarar için 100.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminattalebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM, davayı reddettikten sonra,başvurucunun reddedilen tazminat talepleri üzerinden davalı idare lehine 10.490TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.
38. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânınınolmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu,davanın reddedilmesi sonrasında 10.490 TL avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğüaltına girdiği anlaşılmaktadır.
39. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngörendüzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Budüzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesigerekir.
40. Somut olayın koşulları bir bütün halinde değerlendirildiğinde,başvurucunun, dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybınauğramamak için talebini yüksek tuttuğu, yargılama sonucunda talep edilen ancakreddedilen maddi ve manevi tazminat tutarı üzerinden 10.490 TL avukatlıkücretini davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığı görülmüştür. Böylecebaşvurucunun, ıslah imkânı olmaması nedeniyle davanın açıldığı sırada yüksektazminat talebinde bulunduğu yargılamanın sonucunda aleyhine hükmedilenavukatlık ücretinin ölçülü olmadığı saptandığından, mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
41. Açıklanan nedenlerle, yapılan müdahale ölçülü olmadığındanbaşvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
42. Başvurucu, uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine kararverilmesi talebinde bulunmuştur.
43. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
44. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarınınortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya takdiren net 4.000 TL manevitazminat ödenmesine, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.
45. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığı iddiasının“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Aleyhe avukatlık ücretinehükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine ilişkiniddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuyanet 4.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLavukatlık ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığınabaşvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olmasıhalinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre içinyasal faiz uygulanmasına,
24/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.