TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GEMAK GEMİ İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7698)
Karar Tarihi: 18/2/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Gemak Gemi İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Vekili
:
Av. Mahmut Celal KARAMAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, emlak vergisi tahakkukuna ve dayanağı olan takdirkomisyonu kararına karşı açılan davanın ehliyet yönünden reddedilmesininmahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine İstanbul 21.Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır.Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesindebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 13/12/2013 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 11/4/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
5. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş25/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu Şirket, sahibi bulunduğu Yalova ili Altınova ilçesiTavşanlı beldesi Dipgölcük mevkiindeki taşınmazın2009 yılı emlak vergisinin 18.519,72 TL olmasına karşılık 2010 yılı emlakvergisinin 148.593,10 TL olarak belirlenmesi üzerine 2010 yılına ait emlakvergisi tarh ve tahakkuk işlemi ile bu işleme dayanak olan takdir komisyonukararının iptali ve 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nunmükerrer 49. maddesinin (b) fıkrasının üçüncü paragrafının Anayasa’yaaykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulması istemiyleBursa 2. Vergi Mahkemesinde dava açmıştır.
8. Vergi Mahkemesi, Anayasa'ya aykırılık itirazını ciddi görerekbelirtilen hükmün Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaliistemiyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
9. Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca AnayasaMahkemesi tarafından başvuru hakkında beş ay içinde karar verilmediğigerekçesiyle Bursa 2. Vergi Mahkemesi 7/12/2011 tarihli ve E.2010/1454,K.2011/2168 sayılı kararıyla davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göresonuçlandırarak takdir komisyonu kararlarına karşı ancak 213 sayılı Kanun’unmükerrer 49. maddesinde sayılan kişi ve kurumlarca dava açılabileceğigerekçesiyle davanın komisyon kararının iptali istemine ilişkin kısmınınehliyet yönünden; komisyon kararına bağlı olan tarh ve tahakkuk işlemineilişkin kısmının da kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddine kararvermiştir.
10. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Temyiz incelemesi devamederken 31/5/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi, 213 sayılı Kanun’un mükerrer 49.Maddesinin (b) fıkrasının üçüncü paragrafının birinci cümlesinin Anayasa’yaaykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Bunun üzerine başvurucu temyizincelemesini sürdüren Danıştay Dokuzuncu Dairesine 20/6/2012 tarihinde dilekçevermek suretiyle iptal kararı doğrultusunda yerel Mahkeme kararının bozulmasınıtalep etmiştir.
11. Danıştay Dokuzuncu Dairesi 5/7/2012 tarihli ve E.2012/1224,K.2012/4505 sayılı kararıyla temyiz istemini reddederek kararı onamıştır. Onamakararı şöyledir:
“Dayandığı hukuki vekanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynıgerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz istemineilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın bozulmasınısağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararınonanmasına…”
12. Başvurucu, anılan iptal kararını ileri sürerek kararındüzeltilmesini istemiş ve bu istem karara bağlanmadan önce Anayasa Mahkemesininiptal kararı 13/10/2012 tarihli Resmî Gazete’deyayımlanmıştır. Ancak söz konusu istem, aynı Dairenin 25/3/2013 tarihli veE.2012/10043, K.2013/2407 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar şöyledir:
“Danıştay davadaireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilmişolan kararlar hakkında kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ancak, 2577 sayılıİdari Yargılama Usulü Kanunun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birininbulunması ile mümkündür. Dilekçe sahibinin ileri sürdüğü sebepler bunlardanhiçbirine uymadığından yerinde olmayan karar düzeltme isteminin reddine…”
13. Nihai karar başvurucu vekiline 20/9/2013 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucu14/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. Anayasa’nın 152. maddesi şöyledir:
“Bir davaya bakmaktaolan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnameninhükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bukonuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.
Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddîgörmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.
Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişindenbaşlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde kararverilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak,Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadargelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.
…”
15. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü, beşinci ve altıncıfıkraları şöyledir:
“Kanun, kanun hükmündekararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri,iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihiayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı gündenbaşlayarak bir yılı geçemez.”
“İptal kararları geriyeyürümez.”
“Anayasa Mahkemesikararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargıorganlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”
16. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (5) numaralıfıkrası şöyledir:
“Anayasa Mahkemesi,işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içindekararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse ilgili mahkemedavayı yürürlükteki hükümlere göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesininkararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse mahkeme buna uymakzorundadır.”
17. 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (1) ve (3) numaralıfıkraları şöyledir:
“Mahkeme kararlarıkesindir. Mahkeme kararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını,idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.”
“Mahkemece iptalinekarar verilen kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının ResmîGazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli gördüğühâllerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğegireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir.”
18. 213 sayılı Kanun’un, Anayasa Mahkemesi tarafından iptaledilmeden önceki hâliyle“Emlak vergisine ait bedel ve değerlerin tespiti, ilanı ve kesinleşmesi”kenar başlıklı mükerrer 49. maddesinin (b) fıkrası şöyledir:
“ b) Takdirkomisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitineilişkin dört yılda bir yapacakları takdirler, tarh ve tahakkuk işleminin (EmlâkVergisi Kanununun 33. maddesinin (8) numaralı fıkrasına göre yapılacaktakdirler dahil) yapılacağı sürenin başlangıcından en az altı ay önce kararabağlanarak, arsalara ait olanlar takdirin ilgili bulunduğu il ve ilçemerkezlerindeki ticaret odalarına, ziraat odalarına ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıklarıile belediyelere, araziye ait olanlar il merkezlerindeki ticaret ve ziraatodalarına ve belediyelere imza karşılığında verilir.
Büyükşehir belediyesi bulunan illerde takdirkomisyonu kararları, vali veya vekalet vereceği memurun başkanlığında,defterdar veya vekalet vereceği memur, vali tarafından görevlendirilecek tapusicil müdürü ile ticaret odası, serbest muhasebeci mali müşavirler odası veesnaf ve sanatkârlar odaları birliğince görevlendirilecek birer üyeden oluşanmerkez komisyonuna imza karşılığında verilir. Merkez komisyonu kendilerinetebliğ edilen kararları onbeş gün içinde inceler veinceleme sonucu belirlenen değerleri ilgili takdir komisyonuna geri gönderir.Merkez komisyonunca farklı değer belirlenmesi halinde bu değerler ilgili takdirkomisyonlarınca yeniden takdir yapılmak suretiyle dikkate alınır.
Takdir komisyonlarının bu kararlarına karşıkendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle veköy muhtarlıkları onbeş gün içinde ilgili vergimahkemesi nezdinde dava açabilirler. Vergi mahkemelerince verilecek kararlaraleyhine onbeş gün içinde Danıştay'a başvurulabilir.
Kesinleşen asgari ölçüde arsa ve arazi birimdeğerleri, ilgili belediyelerde ve muhtarlıklarda uygun bir yere asılmaksuretiyle tarh ve tahakkukun yapıldığı yılın başından Mayısayı sonuna kadar ilân edilir.
Bakanlar Kurulu bu fıkrada yer alan dörtyıllık süreyi sekiz yıla kadar artırmaya veya iki yıla kadar indirmeyeyetkilidir.”
19. Anayasa Mahkemesinin 213 sayılı Kanun’un mükerrer 49.maddenin (b) fıkrasının üçüncü paragrafının ilk cümlesini iptal ettiği31/5/2012 tarihli ve E.2011/38, K.2012/89 sayılı kararının gerekçesi şöyledir:
“Başvuru kararında, 213sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 49. maddesninin (b)fıkrasının üçüncü pragrafı gereğince emlak vergisitahakkuk ettirilmesine dair işlemin, dayanağı asgari ölçü birim tespitineilişkin takdir komisyonu kararına karşı emlak vergisi mükelleflerine dava açmahakkı tanımayan itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüştür.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun iptaliistenilen 49. maddesinde emlak vergisine ait bedel ve değerlerin tespiti,ilanı, kesinleşmesi ve takdir komisyonları kararlarına karşı kimlerin yargıyoluna başvurabilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede takdirkomisyonlarının kararlarına karşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum,teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıklarının onbeşgün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açma haklarının bulunmasınarağmen emlak vergisini ödeyecek olan mükelleflerin dava açma hakkınınbulunmadığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukukdevleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak veözgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurupbunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasave hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olandevlettir.
Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen36. maddesinin birinci fıkrasında 'Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.' denilerek yargı mercilerinedavacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia,savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Kişinin uğradığıbir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığıhaksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüpkanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu,yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileriönünde dava hakkı tanınması hak arama özgürlüğünün bir gereğidir.
Kanun koyucu itiraz konusu kural ile, takdirkomisyonlarınca belirlenen değerlere karşı vergi mükellefi olan ve olaydandoğrudan etkilenebilecek kişilere dava açma hakkı verilmemekte sadece yasadadeğinilen kurum ve kuruluşları harekete geçirerek, asgari ölçüde arsa ve arazibirim değer tespitlerine karşı dava açılabilmesi imkanıtanınmaktadır. Emlak vergisi mükelleflerinin ödeyeceği verginin hesaplanmasındaesas alınan takdir komisyonu kararları idari bir tasarruf olduğu için bunakarşı mükelleflere yargı yolunun kapatılması, Anayasayla güvence altına alınmışolan hak arama hürriyeti ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural,Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 18/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu; sahibi olduğu taşınmaz için tahakkuk ettirilenemlak vergisi ve bu verginin matrahının tespitine esas takdir komisyonukararına karşı açtığı davada takdir komisyonu kararına karşı dava açmasınıengelleyen kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığıiddiasındabulunduğunu ve Vergi Mahkemesinin itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesinebaşvurduğunu, Anayasa Mahkemesinin de hak arama hürriyeti ve hukuk devletiilkesine aykırı bularak hükmü iptal ettiğini, Anayasa’nın 152. maddesininüçüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca iptal hükmüne uyulması zorunlu olduğuhâlde temyiz ve karar düzeltme kanun yolları aşamalarında gerekçebelirtilmeksizin iptal kararının gözetilmediğini belirterek Anayasa’nın 36. ve141. maddeleri kapsamında hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüşve ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talepetmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
22. Başvuru konusu olayda başvurucunun vergi matrahınıbelirleyen takdir komisyonu kararına karşı dava açmasını engelleyen kanunhükmü, başvurucunun açtığı davada yargılamayı yapan Bursa 2. Vergi Mahkemesininitiraz yoluyla başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.Ancak Bursa 2. Vergi Mahkemesi, söz konusu iptal kararından önce yasal beklemesüresinden sonra uyuşmazlığı yürürlükteki kanun hükmüne göre karara bağlamış vebaşvurucunun anılan komisyon kararına karşı dava açma ehliyeti bulunmadığıgerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bu karar temyiz aşamasında iken AnayasaMahkemesi, iptal kararını açıklamış ancak temyiz mercii olan Danıştay, sözkonusu iptal hükmünü dikkate almadan Vergi Mahkemesi kararını onamış ve karardüzeltme istemini de reddederek karar kesinleşmiştir.
23. Başvurucu, davasının ehliyet yönünden reddedilmesi nedeniyleadil yargılanma hakkı kapsamında hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
24. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun dile getirdiğişikâyetlerin Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan ve Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkına ilişkin olduğu belirtilmiştir.
25. Başvuru konusu olayda başvurucunun açtığı davanın takdirkomisyonu kararına ilişkin kısmı başvurucunun “dava ehliyeti bulunmadığı”gerekçesiyle reddedilmiş ve böylece başvurucunun emlak vergisi tahakkukuna vetakdir komisyonu kararına ilişkin iddialarının esası Mahkemeceincelenememiştir. Bu nedenle başvurunun mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içerenbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
27. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileriönünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkınasahiptir.”
28. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya dacezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makulbir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkınasahiptir…”
29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma” ifadesi, 3/10/2001 tarihli ve4709 sayılı Kanun ile Anayasa’ya eklenmiştir. Anayasa’da adil yargılanmahakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin Sözleşme’nin“Adil yargılanma hakkı” kenarbaşlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir.
30. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak veyükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bukonularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanmahakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışındakalacağından bireysel başvuruya konu olamaz. (AdnanOktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).
31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)içtihadında vergi aslıyönünden başvuru konusu yapılan uyuşmazlıkların vergi yükümlüsü ile vergialacaklısı konumunda bulunan taraf devlet arasında kamusal niteliği ağır basanbir uyuşmazlık olmasının ve vergilendirmenin taraf devletlerin kamusalyetkisinin sert çekirdeği içinde yer aldığının kabul edilmesi gerekçeleriylecezai nitelik taşımayan vergisel uyuşmazlıkların, 6. maddenin güvence kapsamıdışında kalacağı belirtilmekte ise de (Ferrazzini/İtalya [BD], B. No: 44759/98, 12/6/2001,§29), Anayasa Mahkemesi içtihadı,başta mülkiyet hakkıolmak üzere medeni hak ve yükümlülükler alanında önemli yansımalarıbulunduğundan salt vergisel uyuşmazlıkların adil yargılanma hakkına ilişkingüvencelerden yararlanabileceği yönündedir (E.T.Y.İ.A. Ş., B. No: 2013/596,8/5/2014, §§ 24-28).
32. Somut başvuruda, Anayasa Mahkemesinin E.T.Y.İ. A.Ş. kararında belirlediğiiçtihadından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından başvuru konusuuyuşmazlığa yönelik adil yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddialarının AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
33. Başvurucunun iddiaları açıkça dayanaktan yoksun olmadığıgibi başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka birneden de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
34. Başvurucu, Anayasa’nın 152. maddesinin üçüncü fıkrasının soncümlesi uyarınca Derece Mahkemesinin ilgili iptal hükmüne uyması zorunlu olduğuhâlde temyiz ve karar düzeltme kanun yolları aşamalarında gerekçegösterilmeksizin iptal hükmüne uyulmamasının adil yargılanma hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
35. Bakanlık görüş yazısında, somut olayda Anayasa Mahkemesikararının 13 Ekim 2012 tarihinde Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu durumun başvurucu tarafından dilekçe ilebildirilmesine rağmen Danıştay tarafından verilen kararla hem temyiz talebininhem de daha sonra yapılan karar düzeltme talebinin reddedildiği ve yerelMahkeme kararının onandığı oysa Anayasa Mahkemesinin iptal kararının takdirkomisyonu kararlarına karşı mükelleflerin de dava açabilmelerinin yolunuaçtığını ve Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca AnayasaMahkemesi kararının esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelmesidurumunda, Mahkemenin buna uymak zorunda olduğu hüküm altına alınmış olmasınarağmen Danıştay kararlarında bu hukuki durum ve başvurucu açısındansonuçlarıyla ilgili bir gerekçeye yer verilmediği hususlarının dikkate alınmasıgerektiği bildirilmiştir.
36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi bir temel hakniteliği taşımasının ötesinde- diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbiridir (Vedat Benli, B. No:2013/307, 16/5/2013, § 30).
38. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamandatoplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanmahakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmadabulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayanbir haktır (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım,B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 40).
39. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almakta olup (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28), bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığınetkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir.Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâlegetiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştirensınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §52).
40. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin enetkili ve güvenceli yolu; yargı mercileri önünde dava hakkınıkullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması hakarama özgürlüğünün bir gereğidir. Emlak vergisi mükelleflerinin ödeyeceğiverginin hesaplanmasında esas alınan ve takdir komisyonlarınca belirlenendeğerlere karşı vergi mükellefi olan ve olaydan doğrudan etkilenebilecekkişilere dava açma hakkı verilmeyerek mükelleflere yargı yolunun kapatılması,Anayasa'yla güvence altına alınmış olan hak arama hürriyeti ve hukuk devletiilkesi ile bağdaşmamaktadır (AYM, E.2011/38,K.2012/89,31/5/2012).
41. Somut olayda başvurucunun tahakkuk eden 2010 yılı emlakvergisine ve verginin matrahını belirleyen takdir komisyonu kararına karşıaçtığı davada Vergi Mahkemesi, başvurucunun takdir komisyonu kararına karşıdava açmasını engelleyen kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine itirazyoluyla başvurmuş, beş ay içinde Anayasa Mahkemesince karar verilmediğindenAnayasa’nın 152. maddesi uyarınca yürürlükteki kanun hükmüne göre uyuşmazlığısonuçlandırarak başvurucunun vergi matrahını belirleyen takdir komisyonukararına karşı dava açma hakkı bulunmadığından bu kısmın dava ehliyeti yönündenreddine, tahakkuk eden emlak vergisine ilişkin kısmın ise takdir komisyonuncabelirlenen metrekare birim değerleri uyarınca yapılan tahakkuk işleminde hukukaaykırılık bulunmadığından reddine karar vermiştir. Kararın temyiz incelemesisürmekte iken Anayasa Mahkemesi, başvurucunun dava açmasını engelleyen kanunhükmünü, hak arama hürriyetine ve hukuk devleti ilkesine aykırı bularak iptaletmiştir. Başvurucu bu kararı, temyiz hakkında karar verilmeden önce DanıştayDokuzuncu Dairesine sunmuş ancak bu husus tartışılmadan Vergi Mahkemesi kararıonanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararının Resmî Gazete’deyayımlanmasının ardından başvurucu, yayımlanan iptal kararını aynı Daireyesunmuş ancak bu hususla ilgili değerlendirme yapılmadan karar düzeltme istemireddedilmiş ve karar böylece kesinleşmiştir.
42. Anayasa’nın 152. maddesinde bir davaya bakmakta olanmahkemenin, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümleriniAnayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılıkiddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceğikarara kadar davayı geri bırakacağı, Anayasa Mahkemesinin işin kendisinegelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, busüre içinde karar verilmezse derece mahkemesinin davayı yürürlükteki kanunhükümlerine göre sonuçlandıracağı ancak Anayasa Mahkemesi kararının esashakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelmesi hâlinde mahkemenin buna uymakzorunda olduğu açıkça düzenlenmiş; benzeri kurallar 6216 sayılı Kanun’un 40.maddesinde de yer almıştır.
43. Anayasa’nın 153. maddesinde ise iptal edilen kanun hükmününiptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlandığıtarihte yürürlükten kalkacağı; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idaremakamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı ve geriye yürümeyeceğidüzenlenmiştir.
44. Anayasa Mahkemesinin iptal kararları geriye yürümemeklebirlikte somut norm denetiminde iptal kararının, itiraz başvurusuna konuyargılamada karar kesinleşmeden önce verilmesi halinde uygulanacağı noktasındatereddüt bulunmamaktadır. Adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olanmahkemeye erişim hakkını engelleyen yasa kuralının iptal edilmesinden, henüzkararı kesinleşmeyen somut norm denetimine konu yargılamadaki taraflarınöncelikle faydalanacağı açıktır.
45. Temel hak ve özgürlüklerin korunması öncelikle idarimakamlarla derece mahkemelerinin görevi olup (İsmailBuğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17) bu kapsamdayargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları vegösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,23/1/2014, § 19). Anayasa Mahkemesinin bu noktadaki görevi ikincilniteliktedir. Başvurucuların da üzerlerine düşen özen yükümlülüğüne uygunşekilde anılan makamlardaki başvurularını ve davalarını takip etmelerigerekmektedir.
46. Somut olayda emlak vergisi mükelleflerine, ödeyecekleriverginin hesaplanmasında esas alınan takdir komisyonu kararlarına karşı yargıyolunu kapatan kanun hükmü, adil yargılanma hakkına aykırı bulunarak iptaledilmiştir. Başvurucu; özen yükümlülüğüne uygun şekilde söz konusu iptalkararını, temyiz ve karar düzeltme istemleri karara bağlanmadan önce DanıştayDokuzuncu Dairesine dilekçeyle bildirmiştir.
47. Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derece mahkemesindekiuyuşmazlığa etkisine ilişkin açık bir Anayasa ve kanun hükmü vardır. Bu hükmeverilecek olağan anlam bellidir ve başvurucu kendisine buna göre muameleedileceğini beklemektedir. Belirtilen hükümlere verilebilecek olağan anlam iseAnayasa Mahkemesinin kararı sonrasında başvurucunun davasının dava ehliyetiyönünden incelenmesine engel bir durumun kalmaması ve bu husus kararkesinleşmeden önce temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ortaya çıktığındantemyiz merciince dikkate alınarak iptal kararı çerçevesinde inceleme yapılmasıdır.Ancak bu yönde birinceleme yapılmadığı gibi neden bu yönde uygulama yapılmadığına dair biraçıklamaya da kararlarda yer verilmemiştir.
48. Bu durumda emlak vergisine ilişkin davasını incelettirmeimkânından mahrum kalan başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındamahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
50. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
51. Başvurucu, ihlalin tespitiyle yargılamanın yenilenmesinekarar verilmesi talebinde bulunmuştur.
52. Başvuruya konu yargılamada başvurucunun dava açmasınıengelleyen kanun hükmünün iptali için itiraz yoluyla başvurulan AnayasaMahkemesi tarafından kanun hükmü iptal edilmesine rağmen iptal hükmünün temyizve karar düzeltme aşamalarında dikkate alınmayarak başvurucunun davasınınincelenmesinin engellenmesi nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
53. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılamada hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adli yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bursa2.Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin,kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihindenitibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu süreninsona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZUYGULANMASINA,
F. Kararınbir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
18/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.