TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
G.K. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/16625)
Karar Tarihi: 3/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucular
:
G.K. ve diğerleri (bkz ekli tablonun (B) sütunu)
Başvurucular Vekili
:
Av. Özcan GÜZEL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesinedayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esasıincelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemehakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Ekli tablonun (A) sütununda numaraları belirtilenbaşvuruların konu yönünden irtibatları nedeniyle 2018/16625 numaralı başvuruile birleştirilmesine ve incelemenin 2018/16625 numaralı başvuru üzerindensürdürülmesine karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka PlanBilgisi
10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafındantehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temelhak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terörörgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınmasıkararlaştırılmıştır (ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017).
11. Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl ilanedilmiş ve olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Buçerçevede 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK)23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğegirmiştir.
12. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde devletin millîgüvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilenyapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veyailtisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro,pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personelin kamu görevindençıkarılmaları öngörülmüştür.
13. 667 sayılı KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılıKanun'un 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır.
B. SomutBaşvurulara İlişkin Olay ve Olgular
14. Başvurucular, Kayapınar Belediyesine (Belediye)hizmet veren özel şirketlerde (Şirket) işçi olarak çalışmakta iken KayapınarBelediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünün fesih yazısı veekli listesiyle başvurucuların terör örgütü ile iltisaklı olduklarınınbildirilmesi üzerine Belediye, iş akitlerinin feshedilmesini Şirkettenistemiştir. Şirket, bu talep üzerine başvurucuların iş akdini feshetmiştir.
15. Başvurucular, iş akdinin usulüne uygun olarakfeshedilmediğini ve fesih için somut bir olguya dayanılmadığını belirterek işeiade istemiyle Şirket ve Belediye aleyhine dava açmıştır. Davalı Belediye cevapdilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. Davalı Şirket ise işe alım ve işakdinin feshinin asıl işveren konumundaki Belediyenin tasarrufunda olduğunubelirtmiştir.
16. Diyarbakır İş Mahkemesi açılan davaların reddinekarar vermiştir. Mahkeme kararlarında; başvurucuların millî güvenliği tehditeden yapılar ile irtibatlı ve iltisaklı oldukları gerekçesiyle 667 sayılıKHK'ya dayalı olarak iş akitlerinin feshedildiği aynı maddenin (2) numaralıfıkrası uyarınca da bu kişilerin bir daha kamu hizmetinde çalıştırılmasınınmümkün olmadığı gerekçesine yer verilmiştir.
17. Başvurucular, karara karşı istinaf yolunabaşvurmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi (Bölge AdliyeMahkemesi) başvurucuların istinaf istemlerini reddetmiştir. Kararda;başvurucuların millî güvenliği tehdit eden yapılar ile irtibatı ve iltisakıolabileceğinin Belediye tarafından bildirilmesi üzerine davalı işverenbakımından iş sözleşmesinin devam etmesinde yasal engel bulunduğuvurgulanmıştır.
18. Nihai kararların tebliğinin ardından başvurucularsüresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
19. İlgili hukuk için bakınız Berrin Baran Eker,[GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-35.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
21. Başvurucular; işverence iş akdine KHK gereği sonverildiği belirtilmesine rağmen terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklıolduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığını bu nedenle masumiyetkarinesinin ve adil yargılanma hakkının diğer ilkelerinin ihlal edildiğiniiddia etmiştir. Başvurucular; haklarında tutulan gizli bilgiler nedeniyle özelhayata ve aile hayatına saygı haklarının; işten çıkarılmaları nedeniyle gelirkaybı ve emeklilik haklarının ellerinden alındığını ileri sürerek mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
22. Bakanlık görüşünde özetle somut olayda ilk derecemahkemelerinin şüphe feshi kapsamında verdiği kararların istinaf ve temyizmercilerince değerlendirildiği ve başvurucuların bireysel başvurudakiiddialarının kanun yolu şikâyeti mahiyetinde olduğu belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
23. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenarbaşlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Somut olayda başvurucuların temel iddiası; Belediye tarafındangönderilen bilgilerin derece mahkemelerince yeterli kabul edilerek esasıhakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan işe iade davalarınınreddedilmesidir. Bu nedenle başvurucuların iddialarının adil yargılanma hakkıkapsamındaki mahkeme hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
26. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruda uygulanacakilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Berrin Baran Ekerkararında belirlemiştir (Berrin Baran Eker §§ 53-60). Anılan karardabelirtildiği üzere demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindekiadil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı uyuşmazlığınbir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkinesaslı iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini vebir karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir.Buna göre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrasıhaklarını içerir (Berrin Baran Eker § 55).
27. Mahkemenin önündeki uyuşmazlığı karara bağlarkentaraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak buna karşı diğer tarafınöne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırması hâlinde-ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda bir yargılamayapıldığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargı yolununteorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylece mahkemehakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaret kalacaktır (BerrinBaran Eker § 56).
28. Diğer taraftan mahkemelerin önündeki uyuşmazlığınesasını incelememesi sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynızamanda davanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer(maddi) hak ve özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine deyol açabilir. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlüklebağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir.Kişiler dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili olarakyargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine cevapvermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia vesavunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerininanayasal yükümlülüğüdür (Berrin Baran Eker § 57).
29. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı davanınsonucuna yönelik bir güvence içermemekte yargılama sürecinin adil olarakyürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıylabireysel başvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirmeyapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir. AnayasaMahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların -mahkemehakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetinin gerektirdiğiölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (BerrinBaran Eker § 58).
30. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Berrin Baran Eker kararındavurgulandığı üzere 667 sayılı KHK'da, devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veyagruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen işçilerin iş sözleşmelerininfeshedilmesi öngörülmüş ancak yargı mercilerinin denetim yetkisini kısıtlayanherhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu bakımdan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesidayanak gösterilerek iş sözleşmesi feshedilen işçiler tarafından açılan işeiade davalarının esasının incelenmesini önleyen herhangi bir düzenlemebulunmamaktadır (Berrin Baran Eker § 69).
31. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve buKanun'u yorumlayan Yargıtay içtihatlarına göre asıl işverenin alt işverendensözleşmenin feshini istemesi feshi kendiliğinden tek başına geçerli hâlegetirmemektedir. Ayrıca her ne kadar işten çıkarmanın şüphe feshine dayalıolduğu, dolayısıyla niteliği gereği şüphenin veya şüpheye götüren olgularınispatının imkânsız olduğu haklı olarak ileri sürülebilirse de -Yargıtaykararlarında da belirtildiği üzere- derece mahkemelerince işvereni şüpheyegötüren olguların ispat koşulu aranmadan bir bütün olarak değerlendirilmesineengel bir durum yoktur. Aksi takdirde işverenin şüphesine dayanak olgularındeğerlendirilememesi, böylece feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığınınincelenememesi şüphe feshinde yargı yolunun açık olmasını anlamsız kılar.Dolayısıyla derece mahkemelerinin başvurucunun iş sözleşmesinin feshiningeçerli nedene dayanıp dayanmadığını inceleme yükümlülüğünün bulunmadığısonucuna ulaşılmasını gerektirecek herhangi bir neden söz konusu değildir (BerrinBaran Eker § 69).
32. Kısacası 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde belirtilenörgüt, yapı, oluşum veya gruplara üye olunması ya da bunlara mensubiyetin veyailtisakın yahut irtibatın bulunması geçerli bir fesih sebebi olaraköngörülmüştür. Ancak bu düzenleme sözü edilen yapılarla irtibatının bulunduğugerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilen bir işçinin açtığı işe iade davasındaderece mahkemelerinin geçerli fesih sebebi olarak gösterilen olguyu, diğer birifadeyle işçinin kuralda belirtilen yapılarla irtibatının bulunup bulunmadığınıiş hukukunun kurallarını da gözeterek araştırma ve ortaya koyma yükümlülüğünüortadan kaldırmamaktadır (Berrin Baran Eker § 71).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
33. Somut olayda da anılan karardan ayrılmayı gerektirenbir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Derece mahkemeleri, adil yargılanma hakkınınbir unsuru olan mahkeme hakkı gereği asıl işverenin başvurucu hakkındakideğerlendirmesinin objektif ve makul dayanakları olup olmadığını, dolayısıylageçerli feshin koşullarının oluşup oluşmadığını incelemeden asıl işvereninşüphesine bağlı kalarak sonuca varmıştır. Başka bir ifadeyle derece mahkemeleriyargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alan maddi vehukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işlevini yerinegetirmemiş, gerçek anlamda bir yargısal faaliyet icra etmemiştir. Dolayısıylahukuk düzeni tarafından başvurucuya tanınan feshe karşı yargı yolunun açıkolması teorik olmaktan öteye geçememiştir. Bu durumda başvurucuların mahkemehakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkeme hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
35. Adil yargılanma hakkı yönünden ulaşılan sonuçgözetildiğinde başvurucuların diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesinegerek görülmemiştir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir...
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
37. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesine vezararlarının tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
38. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
39. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
40. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı vemahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdiryetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşanmahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
41. İncelenen başvuruda, derece mahkemelerinin davakonusu uyuşmazlığın esasını incelememeleri sebebiyle adil yargılanma hakkıkapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıylaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
42. Bu durumda mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gerekeniş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucunaulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni birkarar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere esas numaraları ekli tablonun (D) sütununda gösterilenDiyarbakır İş Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
43. İşbu ihlal kararının başvurucular tarafından açılandavaların esasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediğivurgulanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiği ihlal gerekçelerinigözeterek ve söz konusu işlemlerle ilgili olarak yeniden bir değerlendirmeyaparak gereken kararı vermek ekli tablonun (D) sütununda gösterilen Diyarbakırİş Mahkemelerinin takdirindedir.
44. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tablonun (E)sütununda gösterilen miktarlardaki harcın başvuruculara ayrı ayrı 3.000 TLvekâlet ücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereDiyarbakır İş Mahkemelerine (Esas numaraları ekli tablonun (D) sütunundagösterilmiştir.) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. Ekli tablonun (E) sütununda gösterilen harcınbaşvuruculara AYRI AYRI, 3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.