TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÖKÇE EKİN BARAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/13539)
Karar Tarihi: 9/1/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Burak FIRAT
Başvurucu
:
Gökçe Ekin BARAN
Vekili
:
Av. Deniz ÖZBİLGİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü çerçevesinde izinsizafiş astığı için idari para cezası verilmesinin başvurucunun ifade özgürlüğünüihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu 1995 doğumlu olup üniversite öğrencisidir.Başvurucu 19/4/2016 tarihinde saat 13.55 civarında dört arkadaşıyla birlikteAnkara'nın araç trafiğine kapalı ve daha çok kafeler ile kitapçıların bulunduğumerkezî yerlerinden olan Yüksel Caddesi ile Konur Sokağın kesiştiği noktadayanlarında getirmiş oldukları katlanır masayı açarak bir stant kurmuştur.Başvurucunun da aralarında bulunduğu grup kurdukları standın ön ve arkatarafına üniversite öğrencileri tarafından kurulan öğrenci kolektifleriplatformuna ait bir afiş asmışlardır. Asılan afişin üzerinde şu ifadeler yeralmaktadır:
"Çember kırılacak üniversite kazanacak. 1Mayısa, sokaklara, özgürlüğe. Öğrenci Kolektifleri"
10. Emniyet görevlileri saat 14.25'te stant açan grubun yanınagelerek herhangi bir makamdan izin almaksızın çevre ve gürültü kirliliğioluşturacak şekilde stant açmalarının kanuna aykırı olduğunu, eylemlerine sonvermeleri gerektiğini aksi takdirde müdahale edileceği yönünde ikazdabulunmuşlardır. Aynı ikaz, emniyet görevlileri tarafından saat 14.32'deyinelenmiş, ancak anılan grup ikazlara uymayarak stant başında oturmaya devametmiştir.
11. Emniyet görevlileri saat 14.48'de yaptıkları üçüncü ikazınardından gruba müdahale ederek afişleri indirmiş, standı kaldırmış ve elafişlerini muhafaza altına almıştır.
12. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nunkamuya ya da özel kişilere ait alanlara izinsiz afiş asılması hâlinde yaptırımuygulanmasını düzenleyen 42. maddesi uyarınca Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğünün19/4/2016 tarihli işlemiyle başvurucuya 219 TL idari para cezası uygulanmıştır.
13. Başvurucu, idari para cezasına karşı Ankara 6. Sulh CezaHâkimliğine (Hâkimlik) itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz dilekçesinde, stantaçılarak barışçıl bir şekilde görüşlerin dile getirilmesinin ifade özgürlüğükapsamında kaldığının açık olduğu ve afişlerin kendilerine ait olan masayaasıldığının dikkate alınması gerektiği savunulmuştur.
14. Hâkimlik, idari yaptırım kararı ile verilen idari paracezasının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiş ve 30/6/2016 tarihindeitirazın reddine kesin olarak karar vermiştir.
15. Anılan karar, başvurucu vekiline 13/7/2016 tarihinde tebliğedilmiş; başvurucu, 21/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kaynakları için bkz. Abdulvahap Can ve diğerleri (B. No:2014/3793,8/11/2017, §§ 18-23).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 9/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu; görüşlerini barışçıl olarak bildirmek amacıylastant kurduğunu ve üzerinde 1 Mayıs çağrısı bulunan afişleri astığınıbelirtmiştir. Başvurucu afişlerin herhangi bir şiddet çağrısı içermediğini,standın kurulduğu alanın çeşitli siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleritarafından kullanılan bir alan olduğunu ifade etmiştir.
19. Benzer konuda verilen ve afiş asma eyleminin ifade özgürlüğükapsamında kaldığını belirten mahkeme kararlarının dikkate alınmadığını dilegetiren başvurucu, hakkında verilen kararın gerekçeden yoksun olduğunubelirterek toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve eklerinde 1 Mayıshakkındaki görüşlerin paylaşılması amacıyla stant kurularak afiş asıldığıbelirtildiği ve afiş içeriğinde 1 Mayıs tarihinde belirli bir yer ve saatiçeren bir toplantı çağrısı da bulunmadığı dikkate alındığında başvurucununiddialarının ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir (benzer konularda incelemenin toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı kapsamında yapıldığı başvurular için bkz. Halil Devrim Ulaş ve diğerleri, B. No:2015/12590, 6/3/2019, § 22; HalkevleriDerneği, B. No: 2015/9174, 7/3/2019, § 26).
21. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ...kamudüzeninin, ...korunması ...amaçlarıyla sınırlanabilir.
…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
23. Başvurucunun izinsiz afiş astığı gerekçesiyle idari paracezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olduğukabul edilmelidir.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
25. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
26. 5326 sayılı Kanun’un 42. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
ii. Meşru Amaç
27. Başvurucunun idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkinkararın Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelikönlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
(a) Demokratik Toplumda İfade ÖzgürlüğününÖnemi
28. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratiktoplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pekçok kez açıklamıştır. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarınınfikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayıkınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarlaserbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarınaaktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhilolmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceyepaydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusundabaşkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcudemokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasalçoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçeifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğüdemokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No:2014/12151, 4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
(b)Müdahalenin Demokratik Toplum DüzenininGereklerine Uygun Olması
29. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıbir müdahale olması gerekir. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale,zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa (bazı farklılıklarla birliktebkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51; Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722, 7/7/2015, §37) ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse(bazı farklılıklarla birlikte bkz. BekirCoşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın,§ 68; Tansel Çölaşan, § 51; Bayram Akın, B. No: 2015/19278, 9/5/2019,§ 33) demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarakdeğerlendirilemez.
(2) Somut OlayınDeğerlendirilmesi
30. Somut olayda başvurucu, 1 Mayıs İşçi Bayramı hakkındakigörüşlerini kamuoyuna duyurmak amacıyla Yüksel Caddesi ile Konur Sokağınkesiştiği bir noktada arkadaşlarıyla birlikte yanlarında getirdiklerikatlanabilir masayı açarak bir stant oluşturmuş ve başvuruya konu afişleriasmıştır. Başvurucuya, izinsiz afiş astığı gerekçesiyle 219 TL idari paracezası verilmiştir. Afiş içeriği nedeniyle başvurucu hakkında kamu makamlarıncaherhangi bir adli veya idari soruşturma açıldığına dair bir bilgibulunmamaktadır.
31. Yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı ile ilgili toplumsalfarkındalık ve bilinç oluşturma amacı taşıyan afişin asılmasının bir düşünceaçıklaması mahiyetinde olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıylabaşvuruya konu afişler aracılığıyla düşünce açıklaması, Anayasa'da düzenlenenifade özgürlüğüne ilişkin güvencelerden yararlanır. Anayasa Mahkemesi daha öncebu şekildeki düşünce açıklamalarının anayasal güvencelerden yararlanmasının,afiş asmanın bazı ön biçim koşullarına bağlanmasına engel teşkil etmeyeceğinekarar vermiştir. Buna göre hakkın kullanımını imkânsız veya hakkın tanınmasınıanlamsız hâle getirmedikçe afiş asmanın ön biçim koşullarına bağlanması ifadeözgürlüğünün ihlaline yol açmaz (benzer yöndeki değerlendirmeler için sendikahakkı yönünden bkz. Abdulvahap Can vediğerleri, § 53; toplantı hakkı yönünden Halil Devrim Ulaş ve diğerleri, § 40).
32. Kanun koyucu 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesinde kamuya aitalanlarda afiş asılmasını yetkili makamın, özel alanlarda ise malikinin izninebağlı kılmış ve izin koşulu yerine getirilmeden afiş asılmasını idari paracezası yaptırımına tabi tutmuştur. Bu konuda kanun koyucunun takdir yetkisinihaiz olduğunun kabulü gerekir (NeslihanAlbayrak, B. No: 2015/19611, 13/9/2018, § 21). Anılan Kanun'ungerekçesinden, kamuya ait alanlarda afiş asmanın yetkili makamın iznine tabikılınmasının görüntü kirliliğinin engellenmesi amacına dayandırıldığıanlaşılmaktadır. Kamuya ait yerlere ve duvarlara afiş yapıştırılması ile ortayaçıkan görüntü kirliliğinin önlenmesi gayesiyle kamuya ait alanlarda afişasmanın izne bağlanmasının gerekli bir tedbir olmadığı söylenemez (Abdulvahap Can ve diğerleri, § 54).
33. Öte yandan tek başına izin koşuluna uyulmamış olması,yaptırım uygulanmasının haklılaştırılması bakımından yeterli görülmeyebilir.Nitekim eldeki somut başvuruya konu olayda cezalandırmanın görüntü kirliliğininengellenmesi önlemek amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu noktada izinsizafiş asılması nedeniyle görüntü kirliliğinin oluşturup oluşturmadığı ehemmiyetarz etmektedir.
34. Somut olayda idarenin ya da Hâkimliğin yaptırım konusuafişin herhangi bir görüntü kirliliğine sebebiyet verdiğine dair bir tespiti vedeğerlendirmesi bulunmamaktadır.
35. Yukarıdaki değerlendirmelere göre somut olayın koşullarındabarışçıl bir düşünce açıklaması kapsamında asılan afiş ile ilgili olarakbaşvurucu hakkında idari para cezası uygulanmasının zorunlu bir sosyal ihtiyacakarşılık geldiğine ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe ortaya konulmamıştır.Dolayısıyla müdahalenin demokratik toplum gereklerine uygun olmadığı sonucunaulaşılmıştır.
36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvencealtına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
37. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
38. Başvurucu, maddi tazminat olarak para cezasının iadesine ve5.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
39. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir(AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
40. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
41. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileİçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşanmahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,66-67).
42. İncelenen başvuruda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idarenin eyleminden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemeleri de ihlaligiderememişlerdir. Bu açıdan ihlal aynı zamanda mahkeme kararındankaynaklanmıştır.
43. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gerekeniş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucunaulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni birkarar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
44. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebininreddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
45. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara6. Sulh Ceza Hâkimliğine (Değişik İş 2016/2469) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.