TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÖKSEL KUM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6862)
Karar Tarihi: 30/6/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Göksel KUM
Vekili
:
Av. Habib YENEN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, alacaklı olduğu şahsın tapuya kayıtlıtaşınmazının tapu sicilinde iki ayrı kişi adına tescilli gözükmesine rağmentemelde aynı borçluya ait olduğunu, Tapu Sicil Müdürlüğünce tapu kaydında isimdüzeltmesinin gerçekleştirilmemesi nedeniyle alacağını tam olarak tahsiledemediğini, Maliye Hazinesi aleyhine açtığı tazminat davasının reddedildiğinibelirterek, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yenidenyargılama yapılmasını veya tazminat ödenmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 27/8/2013 tarihinde Bakırköy 2. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca,10/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4.İkinci Bölümün 29/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 28/3/2014tarihli görüş yazısı başvurucuya bildirilmiş, başvurucu vekili 22/4/2014tarihli dilekçesinde, Adalet Bakanlığı görüşüne katılmadığını belirterek,başvuru dilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. a. Başvurucu, AbdulhalimEner isimli şahıstan olan alacağının tahsili amacıyla 2/8/1996 tarihinde,İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün E.1996/7622 sayılı dosyasında borçlu aleyhine,1.150,00 TL asıl alacak ve 5.190,00 TL işlemiş faiz ile birlikte 6.340,00 TLüzerinden icra takibi başlatmıştır.
b.Takibin kesinleşmesi üzerine, Ankara ili Çankaya ilçesi Yalıncak Mahallesi27012 ada 2 parsel numaralı taşınmazın 1.600,00 TL bedelle, 27013 ada 1 parselnumaralı taşınmazın 665,00 TL bedelle ihalesi yapılarak satışa çıkarılmış vebaşvurucu tarafından 7/7/1998 tarihinde alacağına mahsuben satın alınmıştır.
c. Anılanicra takip dosyasında başka bir işlem yapılmadığı belirlenmiştir.
8. Başvurucunun, icra yoluylahisselerini satın aldığı taşınmazlarda Abdulhalim Ener ve Halim Ener ile başkaşahısların hisseleri de bulunmaktadır.
9. Başvurucunun borçlusuAbdulhalim Ener vekilinin talebi üzerine Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin17/7/1992 tarih ve 1992/486, K.1992/581 sayılı ilamıyla verilen, 27012 ada 1parselin tapu kaydında “Halim, Hamdi oğlu”olan ismin “Abdulhalim Ener, Hamdi oğlu”olarak düzeltilmesine dair karar, 2/2/1993 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğüncetapu kaydına işlenmiştir.
10. PTT Genel Müdürlüğünce,başvurucunun icra yoluyla satın aldığı parsellere yönelik olarak, Ankara 9.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırmaya dayalı tapu iptali ve tescildavası sonunda, 8/10/1999 tarih ve E.1994/812, K.1999/712 sayılı kararlataşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile İdare adına tapuya tesciline kararverilmiş ve anılan karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onanarak 9/11/2000tarihinde kesinleşmiştir.
11. Başvurucu, icra yoluylasatın aldığı taşınmazlarına herhangi bir bedel ödenmeksizin İdare tarafından elkonulduğu iddiasıyla Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/155 sayılıdava dosyasında PTT Genel Müdürlüğü aleyhine tazminat davası açmış olup,yargılama devam etmektedir.
12. a. Başvurucunun icra yoluylasatın aldığı taşınmazlardaki diğer hissedarlar ve başvurucunun borçlusuAbdulhalim Ener, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada,8/10/1999 tarih ve E.1994/812, K.1999/712 sayılı dava dosyasında tarafteşkilinin hatalı yapıldığını ileri sürerek, yargılamanın yenilenmesi talebindebulunmuşlardır.
b. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi davadosyasında borçlusunun da taraf olduğunu öğrenmesi üzerine, taşınmazları icrayoluyla satın aldığını ileri sürerek 1/7/2010 tarihinde Ankara 9. Asliye HukukMahkemesinde açılan yargılamanın yenilenmesi dava dosyasına feri müdahil olarakkatılmıştır.
c. Mahkemece, 13/9/2012 tarih ve E.2008/333,K.2012/276 sayılı kararla yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığıgerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
d. Temyiz üzerine, Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 18/6/2013 tarih ve E.2013/6248, K.2013/12892 sayılı ilamıylahüküm onanmıştır.
13. a. Başvurucu, 30/3/2011tarihinde, Maliye Hazinesi aleyhine Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıdavada, 27012 ada 2 parsel ve 27013 ada 1 parsel numaralı taşınmazların tapukaydına göre maliki gözüken Abdulhalim Ener ile Halim Ener'in aynı kişilerolduğunu, tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle farklı kişilermiş gibi ikiayrı hisse oluşturulduğunu, borçlusu olan Abdulhalim Ener aleyhine yaptığı icratakibi sonucu yalnızca Abdulhalim Ener'e ait hissenin icra yoluyla satışınınsağlandığını, Halim Ener isimli hissedarın, Abdulhalim Ener ile aynı kişiolmasına rağmen Halim Ener adına tapuya kayıtlı hissenin satışınıngerçekleştirilemediğini, bu nedenle alacağını tam olarak tahsil edemediğini, tapusicili doğru tutulmuş olsaydı, aynı kişiye ait iki ayrı kayıt olmayacağını vehisselerin tamamı Abdulhalim Ener adına tescilli olacağı için yaptığı icratakibi sonucu satışı gerçekleştirilen hisse çok olacağından alacağını tahsilimkanı bulabileceğini, tapu sicilinin tutulmasında Devletin kusursuzsorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, tazminat talep etmiştir.
b.Mahkemece, 23/2/2012 tarih ve E.2011/172, K.2012/91 sayılı kararla; “başvurucunun Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin2007/155 esas sayılı dava dosyasında PTT Genel Müdürlüğü aleyhinekamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası açtığı, bu dosyada Ankara 9.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/812 esas sayılı dava dosyasının 17/5/2007tarihinden itibaren talep edildiği, davacının, davalının 25/7/2007 tarihlidilekçesi ekinde sunulan ve kendilerine tebliğ edilen yazıdan 9. Asliye HukukMahkemesi kararını öğrendiği, Mahkemece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi davadosyasının 17/5/2007 tarihinden itibaren birden çok defa Mahkemesinden talepedildiği, bu dosyanın 26/6/2007 tarihinde başvurucunun açtığı dava dosyasınageldiği, dolayısıyla başvurucunun 26/6/2007 tarihinde durumu öğrenmişsayılacağı ve bu tarihten itibaren 1 yıldan fazla sürenin geçtiği, davacınınsonradan haberdar olduğunu belirtmesi doğru olmadığı gibi, sonradan öğrenmişise bu durumun tamamen kendi kusurundan kaynaklandığı, ayrıca başvurucununzararının taşınmazların satışının gerçekleştirildiği tarihte doğduğu ve otarihten itibaren de 10 yıldan fazla sürenin geçtiği, yine Abdulhalim ve HalimEner'in aynı kişi olduklarının 24/2/2009 tarihli yazıyla bildirildiğigerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine” kararverilmiştir.
c.Temyiz üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarih ve E.2012/13211,K.2012/28150 sayılı ilamıyla; “dosyadabulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre davanın reddinekarar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle temyiz itirazlarınınreddine, usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına” kararverilmiştir.
d. Karar düzeltme istemi aynıDairenin 6/6/2013 tarih ve E.2013/9578, K.2013/11959 sayılı kararıylareddedilmiştir.
e. Karar, 31/7/2013 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu, 27/8/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 22/11/2001 tarih ve 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinin birincive ikinci fıkraları şöyledir:
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütünzararlardan Devlet sorumludur.
Devlet,zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.”
16. 22/4/1926 tarih ve 818sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiylenakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara vefailine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve herhalde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.”
17. 22/7/2013 tarih ve 2013/5150sayılı Tapu Sicil Tüzüğü’nün 90. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 18/5/1994tarih ve 94/5623 sayılı Tapu Sicil Tüzüğü'nün 11. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Kanunlarda veya bu Tüzükte yazılı istisnalar dışında,yazılı istem olmadıkça tapu sicili üzerinde işlem yapılamaz.”
18. 94/5623 sayılı mülga TapuSicil Tüzüğü'nün 85. maddesi şöyledir:
“Kütük üzerinde belgelere aykırı tescil veya yazımındüzeltilebilmesi için ilgililerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterinekaydedilmesi gerekir.
Belgeye aykırı yazımın veya tescilindüzeltilmesine, ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlıkveya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder.
Hazine avukatı bulunmayan yerlerde budüzeltmeler için müdürlük tarafından re'sen davaaçılır.
İkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıcakütük sayfasının beyanlar sütununda belirtilir.
Kütük, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerdebelgesine aykırı olarak basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesihalinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re'sen düzeltme yapılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 30/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 27/8/2013 tarih ve 2013/6862 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, Abdulhalim Enerisimli şahıstan olan alacağını tahsil etmek amacıyla İstanbul 5. İcraMüdürlüğünde icra takibi yaptığını ve borçlunun hissedar olduğu 27012 ada 2parsel ve 27013 ada 1 parsel numaralı taşınmazların satışı sonucu 7/7/1998tarihinde alacağının bir kısmına mahsuben taşınmazları satın aldığını,taşınmazlara yönelik olarak PTT Genel Müdürlüğünce kamulaştırmaya dayalı tapuiptali ve tescil davası açıldığını ve taşınmazların anılan İdare adına tapuyatescil edildiğini, daha sonra PTT Genel Müdürlüğünce taşınmazların AnayasaMahkemesine tahsisinin gerçekleştirildiğini ve taşınmaz üzerine Mahkemebinasının yapıldığını, kendisine herhangi bir kamulaştırma bedeli ödenmediğiiçin PTT aleyhine tazminat davası açtığını, bu dava sırasında taşınmazlarındiğer maliklerinin PTT Genel Müdürlüğünce açılan ve kesinleşen kamulaştırmayadayalı tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılamanın yenilenmesini talepettiklerini öğrendiğini, bu dosyada, borçlusu Abdulhalim Ener'in de taraf olmasıüzerine feri müdahil olarak yargılamanın yenilenmesi davasına katıldığınıbildirmiştir. Başvurucu, bu yargılama sırasında Abdulhalim Ener ile HalimEner'in aynı kişi olmasına rağmen tapu kaydında iki ayrı kişiymiş gibi iki ayrıkayıt yapıldığını öğrendiğini, bu şekilde taşınmazın hissedar sayısınınarttığını, yalnızca Abdulhalim Ener adına kayıtlı hisselerin satışını talepettiğini, bu hissenin satışı sonucu alacağının küçük bir kısmını tahsiledebildiğini, Halim Ener'in gerçekte Abdulhalim Ener olmasına rağmen tapukaydında gerekli düzeltme yapılmadığı için alacağının kalan kısmını tahsiledemediğini, tapu kaydının tutulmasında Tapu Sicil Müdürlüğünün kusurununbulunduğunu, zira Abdulhalim Ener ile Halim Ener’in aynı kişiler olduğu TapuSicil Müdürlüğünce, 27012 ada 1 parsel numaralı taşınmazda isim tashihiyapıldığı için bilinmesine rağmen, diğer parseller için isim düzeltmesininyapılmadığını ve bu konuda girişimde bulunulmadığını, Halim Ener'e ait gözükenhissenin de Abdulhalim Ener adına kayıtlı olması halinde Abdulhalim Ener'intaşınmazlardaki hissesi artacağı için taşınmazın satışı sonucu alacağının dahafazla kısmını tahsil imkânı bulacağını belirtmiştir.
21. Başvurucu, bu olaylar üzerine tapu sicilinin tutulmasındaDevletin kusursuz sorumluluğu bulunduğu için Maliye Hazinesi aleyhine tazminatdavası açtığını, bu davada zamanaşımının başlangıcı yanlış hesaplandığı içindavanın zamanaşımından reddedildiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, karardabelirtilen gerekçelerin çelişkili ve gerçeğe uygun olmadığını, Mahkemekararında belirtilen Abdulhalim ile Halim Ener'in aynı kişi olduklarına dair24/2/2009 tarihli beyanın soyut bir beyan olduğunu, bu kişilerin aynıolduklarının Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/812 esas sayılıdosyasında yer almadığını, bu şahısların aynı kişi oldukları hususununyargılamanın yenilenmesine konu olan 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/333 esassayılı dava dosyasında gündeme geldiğini, bu dosyaya ise 1/7/2010 tarihindemüdahil olduğunu, bu tarihten itibaren 1 yıl içinde 30/3/2011 tarihinde MaliyeHazinesi aleyhine tazminat davası açtığını, Mahkemece verilen kararıngerekçesiz olarak onandığını belirterek, Anayasa'nın 2., 10., 35., 36., 40.,125. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,yargılamanın yenilenmesini, olmadığı takdirde tazminat ödenmesini talepetmiştir.
B. Değerlendirme
22. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle Maliye Hazinesi aleyhine açtığıtazminat davasının reddedilmesinin ve anılan kararın Yargıtay tarafındanonanmasının Anayasa'nın 2., 10., 35., 36., 40., 125. ve 141. maddelerindetanımlanan haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. AnayasaMahkemesi başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlıolmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, yargılamasonucunda verilen kararın adil olup olmadığına yönelik olup, bu iddialar daadil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.Başvurucunun, Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğuna yönelikiddiaları ayrıca incelenmiştir.
1. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığı İddiası
23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
24. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
25. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
26. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılansonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine konuolamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
27. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, Tapu Sicil Müdürlüğünce tapu sicilinin hatalı tutulduğunu,Abdulhalim Ener ve Halim Ener isimli kişilerin, aynı kişi olup Abdulhalim Enerolarak tapuda kayıtlı olması gerektiği halde, Tapu Sicil Müdürlüğünce gereklidüzeltmenin yapılmaması nedeniyle Abdulhalim Ener'den olan alacağını tam olaraktahsil edemediğini, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararıntazmini talebiyle Maliye Hazinesi aleyhine açtığı davanın zamanaşımı süresininyanlış hesaplanması sonucu reddedildiğini belirterek, anayasal haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
28. Adalet Bakanlığı görüş yazısı ile mülkiyet hakkınınihlali iddialarının kişi bakımından yetki ve başvurunun açıkça dayanaktanyoksun olup olmadığı açısından değerlendirilmesi gerektiğini, zira tapukaydının yanlış tutulmasının, başvurucunun borçlusu Abdulhalim Ener hakkındasonuçları olan bir durum olmasına rağmen aynı şeyin başvurucu hakkındasöylenmesinin söz konusu olmadığını, başvurucunun mevcut bir mülkündenkaynaklanan hakkına müdahale edildiğinden değil, kendi borçlusuna ait bir mülkeilişkin hukuki durumdan şikayet ettiğini bildirmiş, başvurucu vekili 22/4/2014tarihli dilekçesinde, Adalet Bakanlığı görüşüne katılmadığını belirterek, başvurudilekçesindeki iddialarını tekrar etmiştir.
29. Başvurucunun, tapu sicilininyanlış tutulmasına dayalı olarak açtığı davada Mahkemece, Ankara 9. AsliyeHukuk Mahkemesinin 8/10/1999 tarih ve E.1994/812, K.1999/712 sayılı dosyası, budosyada verilen karara yönelik olarak yargılamanın yenilenmesi talebini içerenve başvurucunun 1/7/2010 tarihinde müdahil olarak katıldığı Ankara 9. AsliyeHukuk Mahkemesinin 13/9/2012 tarih ve E.2008/333, K.2012/276 sayılı dosyası,Abdulhalim Ener'e ait hisselerin icra yoluyla satış tarihi incelenerek;başvurucu tarafından PTT Genel Müdürlüğü aleyhine Ankara 10. Asliye HukukMahkemesinde açılan 2007/155 esas sayılı dava dosyasına 26/6/2007 tarihindeAnkara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/812 esas, 1999/712 karar sayılı davadosyasının geldiği ve bu tarihte başvurucunun durumu öğrendiği, bu tarihtenitibaren 1 yıldan fazla sürenin geçtiği, ayrıca başvurucunun anılan taşınmazlailgili olarak Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/155 esas sayılı davadosyasında, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi dava dosyasının 17/5/2007tarihinden itibaren Mahkemece birçok defa istendiği ve davacının kendisiniilgilendiren bu davadan haberdar olduğu, dolayısıyla bu dosya içindekibelgelere muttali olmuş sayılacağı, belgeyi sonradan öğrendiğini ilerisürmesinin kendi kusurundan kaynaklandığı, öte yandan davacının zararınınAbdulhalim Ener'e ait hisselerin satışının yapıldığı 7/7/1998 tarihindegerçekleştiği halde, bu tarihten itibaren de Maliye Hazinesi aleyhine tazminatdavasının açıldığı 30/3/2011 tarihine kadar 10 yıldan fazla sürenin geçtiğigerekçeleriyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
30. Dava açma sürelerine ilişkinolarak hukuk sisteminin getirdiği sürelerin, hukuk güvenliği ile mahkemelerinzamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan ve eksik olan kanıtlaradayanarak çok uzun süre önce meydana gelen olayların kararlarını vermelerininistenmesiyle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek gibi meşru amacıbulunmaktadır. Hukuki düzenlemelerle süre sınırlamaları yapılması tek başınahak ihlali ortaya çıkarmaz. Ancak süre sınırlamaları orantısız olmamalı vehakkın özünü zedelememelidir. Dava açma süresinin başlangıcı belirli olmalı vesüresi çok kısa olmamalıdır.
31. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeyebaşvurabilme hakkını ifade eder. Bu hak, mutlak bir hak değildir. Bazısınırlamalara tabi tutulabilir. Ancak getirilen bu sınırlamalar hiçbir şekildeadil yargılanma hakkının özüne zarar vermemelidir. Sınırlama meşru amaçtaşımalı ve orantılı olmalıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta, busınırlamaların adalete, mahkemeye erişim hakkının özüne etkisi olmamasıdır(benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.Rodoplu / Türkiye, B. No: 41665/02, 23/1/2006).
32. Devletin tapu sicilinintutulmasından doğan zarardan sorumluluğu, “kusursuzsorumluluk” temeline dayanır. Tapu sicili görevlilerinin herhangibir kusuru olmasa dahi Maliye Hazinesi zararı tazmin etmek sorundadır.
33. 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayalı tazminat davası, mülga 818 sayılı Kanun’un 41. maddesinde düzenlenen haksız fiilin bir türüolup, aynı Kanun’un 60. maddesinde düzenlenen zamanaşımı sürelerine tabidir.
34. Başvurucunun borçlusutarafından Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapuda isim tashihidavası sonunda 17/7/1992 tarih ve E.1992/486, K.1992/581 sayılı ilamla 27012ada 1 parselin Halim Ener olarak belirtilen hisse malikinin Abdulhalim Enerolarak düzeltilmesine karar verilmiş, bu karar yalnızca anılan parsel yönünden2/2/1993 tarihinde tapuya işlenmiştir. Başvurucunun, icra takibi yaparaksatışını gerçekleştirdiği 27013 ada 1 parsel ve 27012 ada 2 parsel numaralıtaşınmazların tapu kaydında herhangi bir düzeltme yapılmadığı gibi, AbdulhalimEner tarafından bu parsellere yönelik olarak tapu kaydında isim düzeltilmesidavası da açılmamıştır.
35. Başvurucu, zamanaşımınınyanlış hesaplandığını ileri sürmüşse de Mahkemece, 1 yıllık ve 10 yıllıkzamanaşımı süreleri ayrı ayrı değerlendirilerek ve her iki sürenin de geçtiğigerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
36. Abdulhalim Ener’e aithisselerin satışı 7/7/1998 tarihinde gerçekleşmiştir. Başvurucu, İstanbul 5.İcra Müdürlüğünün 1996/7622 esas sayılı takip dosyasındaki alacağının, 7/7/1998tarihinde yapılan satış sonucu bir kısmını tahsil ettiğini, kalan miktarınıtahsil edemediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, 7/7/1998 tarihinden itibaren 10yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle davanın reddine kararverilmiştir.
37. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
38. Başvurucunun, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili delillerininderece Mahkemesi tarafından değerlendirilmediğine dair iddialarına ilişkinolarak, Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturanherhangi bir durum tespit edilememiştir.
39. Kaldı ki başvurucu, asılborçlusu adına taşınmaz mal kaydının veya başka bir malvarlığının bulunduğunutespit ettiği takdirde, borçlusu aleyhine yeniden icra takibi yapabilir vealacağını tahsil edebilir. Dolayısıyla başvurucu, borçlusu aleyhine hukuksisteminde belirtilen başvuru yollarını kullanarak alacağını tahsil edebileceğiiçin, başvurucunun anılan hukuk yollarına başvurması gerekir.
40. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası
41. Başvurucu, Mahkeme veYargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.
42. Anayasa’nın 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlükararları gerekçeli olarak yazılır.”
43. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarakbaşvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanmahakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hakve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütünmahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamınınbelirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).
44. Adalet Bakanlığı, gerekçeli karar hakkına yönelik ihlaliddiaları için görüş sunulmasına gerek görülmediğini, bu konuda benzerşikâyetlerde değerlendirilen hususların dikkate alınması gerektiğinibildirmiştir.
45. Derece mahkemeleri,kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir. Ancak ilerisürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olmasıhalinde, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir.Böyle bir durumda dahi, ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli olabilir(B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
46. Öte yandan temyizmercilerinin kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyizmerciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu yaaynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtmasıyeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizdedile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararınıinceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486,4/12/2013, § 57).
47. Somut olayda, Mahkemece tümdosyalar incelenerek, 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin başlangıçlarıtartışılarak, 1 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiği, ayrıca her halükarda, zararın doğduğu tarihten itibaren 10 yıllıkzamanaşımı süresinin de geçtiği kabul edilerek davanın reddine kararverilmiştir (bkz. § 13-b). Başvurucu, 1 yıllık sürenin geçtiğine dairgerekçenin doğru olmadığını ileri sürmüşse de, zararındoğduğu 7/7/1998 tarihinden itibaren, tapu sicilinin yanlış tutulmasına dayalıtazminat davasının açıldığı 30/3/2011 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımısüresinin geçtiği belirlenmiştir. Yargıtay tarafından, Mahkemece verilenkararın gerekçesine atıf yapılarak ve bu gerekçe aynen kabul edilerek hükümonanmış ve karar düzeltme istemi reddedilmiştir (bkz. § 13-c). Dolayısıyla Mahkemeve Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğundan da söz edilemez.
48. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli kararhakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndekiiddiası da “açıkça dayanaktan yoksun”bulunmuştur.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanınsonucunun adil olmadığı iddiasının “açıkçadayanaktan yoksun olması”,
2.Gerekçeli karar hakkına yönelik ihlal iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerininbaşvurucu üzerinde bırakılmasına,
30/6/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.