TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÖZDE BAŞAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/3122)
Karar Tarihi: 28/5/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Gözde BAŞAR
Vekili
:
Av. Tuncer ÖZYAVUZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, cinsel saldırı ve taciz suçunun işlendiği iddiasıylaCumhuriyet başsavcılığına yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonucukovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevivarlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/2/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlıkcevabında, başvuru ile ilgili görüş bildirmeye gerek görülmediği ifadeedilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir:
8. Bir üniversitede Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümündeöğrenci olan başvurucu, gönüllü stajyerlik yapmak için Türkiye Radyo veTelevizyon Kurumu İstanbul Radyosuna (Kurum) başvurmuştur. Başvurucu stajtalebinin kabul edilmesinin ardından anılan Kurumda staja başlamıştır.
9. Başvurucu, staj yaptığı işyerinde cinsel taciz ve cinselsaldırı eylemlerine maruz kaldığı iddiasıyla 23/7/2015 tarihinde İstanbulCumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucu şikâyetdilekçesinde; staja başladıktan bir süre sonra Kurumda radyo programı yapanH.K. isimli şahsın kendisini takip edip "Çokgüzelsin, çok tatlısın", "Seniyemeğe götüreyim, dışarıda buluşalım." şeklinde ifadeler ilesözle taciz etmeye başladığını, cinsel deneyimi olup olmadığı gibi normal birilişkide konuşulmayacak konularda sohbet etmeye çalıştığını belirtmiştir. Dahasonra 8-9/6/2015 tarihlerinde staj işlemleri için Kuruma gittiğinde H.K.nın kendisine yaklaşarak "Şimdi şeytan öp diyor." şeklinderahatsız edeci ifadeler kullandığını, yanındanuzaklaşmak istediğinde de arkasından gelerek belinden kavrayıp saçındanöptüğünü, bu şekilde uzun süredir devam eden sözlü tacizlerin fizikselbütünlüğünü ihlal edecek seviyeye ulaştığını vurgulamıştır. Ayrıca başvurucu,yaşadığı olayları öğretmeni M.A. ve arkadaşı M.E.ye anlattığını, daha sonrastaj işlemleri için Kuruma gittiğinde Kurum Müdürü C.T.nin"cinsel taciz konusunda annesininaradığını, bundan sonra Kuruma kabul edilmeyeceğini" söyleyerekstajını onaylamadığını ifade etmiştir.
10. Başsavcılık 2/12/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığınadair karar vermiştir. Karar gerekçesinde; şüphelinin atılı suçlamayı kabuletmediği, müştekinin iddialarının doğrulanmadığı, davet edildiği hâldemüştekinin ifade vermeye gelmediği ve şikâyete konu olayların ne zamangerçekleştiğine dair net bir tarih veremediği vurgulanmıştır. Ayrıca 2015yılının Haziran ayına ait bütün görüntü kayıtlarınınincelenmesinin fiziken mümkün olmadığı ve soyut iddiadışında kamu davasını açmayı gerektirecek yeterli delil elde edilemediği ifadeedilmiştir.
11. Başvurucu tarafından belirtilen karara karşı yapılan itiraz,İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından itiraz nedenlerinin yerindeolmadığı gerekçesiyle kesin olarak reddedilmiştir.
12.Karar, başvurucuya 12/1/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13.Başvurucu 11/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
14. Ayrıca UYAP üzerinden yapılan incelemede; başvurucunun suçduyurusuna konu olaylar nedeniyle 28/3/2016 tarihinde açtığı manevi tazminattalepli davasının İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27/4/2017tarihli kararıyla miktar yönünden kısmen kabul edildiği ve kararın kanun yoluincelemelerinden geçerek kesinleştiği tespit edilmiştir. Mahkeme, davalı H.K.nın stajyer olarak çalışanbaşvurucuyu önce rahatsız etmeye başladığı, sonra cinsel tacizde bulunduğuyönündeki iddianın tanık ve kamera kayıtları ile doğrulandığı kanaatineulaşarak başvurucu lehine 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nunbaşvuruya konu suçun işlendiği iddia edilen tarihte yürürlükte olan "Cinsel saldırı" kenar başlıklı102. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
''(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücutdokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyindekalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir."
16. 5237 sayılı Kanun’un başvuruya konu suçun işlendiği iddiaedilen tarihte yürürlükte olan "Cinseltaciz" kenar başlıklı 105. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olaraktaciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadarhapis cezasına veya adlî para cezasına, fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlindealtı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."
17. 17/12/2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyetsavcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesi şöyledir:
"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başkabir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamudavasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğiniaraştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğinaraştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlîkolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleritoplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumaklayükümlüdür."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucu; şikâyetçi olduğu şüphelinin kendisini uzun birsüre sözle taciz ettiğini, daha sonra bir kez de beline sarılıp saçından öperekcinsel saldırıda bulunduğunu, ancak yaptığı suç duyurusu hakkında yeterliaraştırma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinibelirtmiştir. Olayın gerçekleştiği 8-9/6/2015 tarihlerine ait kamera kayıtlarınınincelenmesini talep etmesine rağmen Başsavcılığın Haziranayına ait tüm kamera kayıtlarının incelenmesinin fizikenmümkün olmadığı gerekçesiyle kamera kayıtlarını araştırmadığını ve tanıklarınıdinlemediğini ifade etmiştir. İfade vermeye gitmediği yönündeki tespitin dedoğru olmadığını, avukatıyla birlikte ifade vermek üzere adliyeye gitmesinerağmen sistemin yavaş çalıştığı belirtilerek ifadesinin alınmadığını, dahasonra Başsavcılığın yönlendirmesi ile Kartal Asayiş Büro Amirliğinde ifadesininalındığını belirtmiştir. Soruşturmanın sürüncemede bırakılması ve makul süredetamamlanmaması nedeniyle delillerin yok olma tehlikesinin oluştuğunu,Başsavcılığın etkin bir soruşturma yapmadığını vurgulayarak adil yargılanmahakkı ile kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
20. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
21. Anayasa'nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
"Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple başvurucunun maddi ve manevivarlığına yönelik saldırılara karşı etkin bir soruşturma yapılmamış olmasınedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri özü itibarıyla Anayasa’nın 17. maddesikapsamında kaldığından sadece bu madde yönünden inceleme yapılmıştır.
23. Somut olay incelendiğinde başvurucuya yönelik eylemlerin-başvurucunun iddiasına göre- sözlü taciz ve basit cinsel saldırı kapsamındakaldığı, ağır fiziksel müdahale içeren cinsel saldırı mahiyetinde olmadığıanlaşılmakla başvurunun kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ilebağlantılı olarak Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişininmaddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
25. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmaddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğubelirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8.maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınanfiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir (Sevim Akat Eşki,B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).
26. Bireyin fiziksel ve zihinsel bütünlüğü, Anayasa'nın 17.maddesinde yer verilen kişinin maddi vemanevi varlığı kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin maddi vemanevi varlığının bir parçası olan fiziksel ve zihinsel bütünlüğe keyfî olarakmüdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Yusuf Burak Çelik, B. No: 2013/2538,20/11/2014, § 31).
27. Devletin pozitif yükümlülüğünün bir parçası olarak usulyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlüfiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini vegerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturmayürütmek durumundadır (Cezmi Demir vediğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 106).
28. Bireysel başvuru kapsamında yapılacak değerlendirmedeyeterli usule ilişkin güvenceleri sunan etkili bir ceza soruşturması yürütülüpyürütülmediği incelenirken soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız bir biçimdeve kamu denetimine tabi olarak özenle ve süratle yürütülmesi ve etkili olmasıunsurları araştırılmaktadır (Mehmet Arif Kılınç, B. No: 2013/1656, 16/7/2014, § 29).
29. Bu kapsamda etkili bir başvuru yolundan söz edebilmek içinbaşvuru yolunun sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolunuygulamada fiilen de etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünüele alma yetkisine sahip bulunması gereklidir. Başvuru yolunun bir hak ihlaliiddiasını önleyebilme, devam etmekteyse sonlandırabilme veya sona ermiş bir hakihlalini karara bağlayabilme ve bunun için uygun bir tazminat sunabilmesihâlinde ancak etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir. Yine, vuku bulmuş birhak ihlali iddiası söz konusu olduğunda, tazminat ödenmesinin yanı sırasorumluların ortaya çıkarılması bakımından da yeterli usuligüvencelerin sağlanması gerekir (Esma Başbakkal, B. No: 2012/1128, 8/5/2014, § 34).
30. Anayasa'nın 17. maddesi gereğince yürütüleceksoruşturmalarda soruşturma makamlarının, 17. madde kapsamındadeğerlendirilebilecek bir muameleye maruz kaldığını ileri süren kişilerinolayın gelişimine ve delillerin elde edilmesine ilişkin ileri sürdükleri hertürlü iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluğu bulunmamaktadır.Soruşturma kapsamında yürütülecek soruşturma işlemlerinin belirleyicisi yetkilisoruşturma makamlarıdır. Soruşturma makamları, her bir somut olayın koşullarınıayrıca değerlendirerek makul olan bir yöntem belirleyecektir (Yavuz Durmuş ve diğerleri, B. No:2013/6574, 16/12/2015, § 62).
31. Yürütülecek ceza soruşturmalarının amacı kişinindokunulmazlığını, maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkilibir şekilde tatbiki ile sorumluların tespiti ve etkili müeyyidelerinuygulanmasını sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçlarınkullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan belirtilen yükümlülük; Anayasa’nın17. maddesinin başvurucuya üçüncü kişileri bir suç nedeniyle yargılatma ya dacezalandırılmalarını talep hakkı, kamusal makamlara ise tüm yargılamalarımahkûmiyetle ya da belirli bir ceza hükmüyle sonuçlandırma ödevi yüklediğişeklinde yorumlanamaz (Süleyman Demirbaş,B. No: 2014/1549, 13/7/2016, §§ 34, 35).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
32. Somut olay yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesindedeğerlendirildiğinde başvurucunun 23/7/2015 tarihinde şikâyetçi olduğu veşüphelinin ifadesinin 9/9/2015 tarihinde, başvurucunun ifadesinin ise17/11/2015 tarihinde alındığı, ayrıca 26/10/2015 tarihli talimat ilebaşvurucunun şikâyet dilekçesinin Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğüne gönderilerekbaşvurucunun ifadesinin alınması ile kamera kayıtları dâhil olaya ilişkindelillerin toplanmasının talep edildiği görülmüştür.
33. Öte yandan başvurucunun şikâyet dilekçesinde olaytarihlerini de belirterek kamera kayıtlarının celp edilmesini ve tanıklarındinlenmesini talep ettiği; Başsavcılığın ise sadece şüpheliyi ve onunbildirdiği bir tanığı dinleyerek karar verdiği görülmüştür. Olayınaydınlatılması açısından önemli bir delil olan kamera kayıtlarının Başsavcılığagönderilmesine rağmen incelenmediği anlaşılmaktadır. Öte yandan HukukMahkemesinde yürütülen yargılamada Başsavcılığa gönderilen kamera kayıtlarınıncelp edilerek bilirkişi vasıtasıyla çözümünün yapıldığı, tanık dinlendiği vekayıt içerikleri ile tanık beyanlarına dayanılarak başvurucunun manevi tazminattalebinin kabul edildiği görülmüştür.
34. Soruşturmanın etkili yapıldığından bahsedebilmek içinöncelikle soruşturmaya derhâl başlanılması ve hızlı hareket edilerek delillerinkaybolmasının önlenmesi gerekmektedir. Ayrıca bir ceza soruşturmasında, maddigerçeği ortaya çıkarmak amacıyla yeterli araştırma yapılmalı, olayıaydınlatmaya elverişli olduğu görülen deliller toplanmalı ve olay tümyönleriyle ortaya konularak değerlendirilmelidir. Ancak soruşturma sonundaşüpheliler hakkında mutlaka ceza davası açılmasının zorunlu olduğu söylenemezise de soruşturma neticesinde ulaşılan sonuçların temel hakların içerdiği güvencelerikoruyacak şekilde ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir.
35. Bu kapsamda yukarıda belirtilen soruşturma süreci dikkatealındığında, Başsavcılığın soruşturmaya derhâl başlayarak ve hızlı hareketederek gerekli delilleri topladığı söylenemez. Ayrıca olayın aydınlatılmasındaönemli olan tanık ifadelerinin alınmadığı, celp edilen kamera kayıtlarınınincelenmediği de gözetildiğinde, soruşturmada hakların korunmasına yönelik özengösterilmediği, yeterli bir araştırmanın yapılmadığı ve olayın tüm yönleri ileortaya konularak deliller ile ilişkilendirmek suretiyle bir sonuca ulaşılmadığıgörülmüştür. Yapılan açıklamalar çerçevesinde soruşturma süreci bir bütünhâlinde değerlendirildiğinde başvurucunun şikâyetine yönelik etkin bir cezasoruşturması yapılmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
36. Açıklanan gerekçelerle etkili bir soruşturma yürütülmeyerekAnayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının öngördüğü kişinin maddi ve manevivarlığını koruma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilenihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
38. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir.
39. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi ve manevi tazminatkararı verilmesini talep etmiştir.
40. Somut başvuruda ulaşılan ihlal sonucunun İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karardankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
41. Bu durumda başvurucunun kişinin maddi ve varlığını korumahakkına yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden cezasoruşturması yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan, kararın bir örneğininyeniden soruşturma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmesine karar verilmesi gerekir.
42. Öte yandan yeniden ceza soruşturması yapılmak üzere dosyanınilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesinin başvurucununihlal iddiası açısından yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altınaalınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkına yönelik ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden cezasoruşturması yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (AileninKorunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Bürosu, E.2015/93459,K.2015/88817) GÖNDERİLMESİNE,
D. Yeniden ceza soruşturması yapılmak üzere dosyanın ilgiliCumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlaliddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu anlaşıldığından başvurucununtazminat talebinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.