TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GROSERİ GIDA VE İHTİYAÇ MADDELERİ TİCARET VE SANAYİ LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/29997)
Karar Tarihi: 31/10/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Groseri Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Hasan ERZİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gerekçeli istinaf dilekçesine rağmen incelemeninyalnızca kamu düzeniyle sınırlı olarak yapılması nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/7/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucuya ait iş yerinde 2001 yılı Temmuz ayından 25/1/2014tarihine kadar reklam ve şarküteri personeli olarak çalıştığını iddia eden A.Ş.bir kısım işçi alacağının ödenmediği iddiasıyla dava açmıştır. A.Ş. 25/6/2014tarihli dilekçesinde, başvurucuya ait iş yerindeki çalışmasının on beş yılıdoldurması nedeniyle işten ayrıldığını, işten ayrılması nedeniyle kendisinetazminat adı altında bir miktar ödeme yapılmışsa da haklarının tam olaraködenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50 TLkıdem tazminatı, 500 TL fazla mesai ücreti, 50 TL genel tatil ücreti ve 50 TLyıllık izin ücreti olmak üzere toplam 700 TL'nin başvurucudan tahsiline kararverilmesini istemiştir.
9. Davacı işçi 7/4/2016 tarihli dilekçesiyle kıdem tazminatıalacağını 5.318,36 TL, fazla mesai ücretini 545,36 TL olarak ıslah etmiştir.Adana 4. İş Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonunda 28/12/2016 tarihlikararla davanın kabulüyle 5.318,36 TL kıdem tazminatı, 545,36 TL fazla mesaiücreti ve 100 TL genel tatil ücreti alacağının davalı başvurucudan tahsilinekarar vermiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında özetle; yapılan yargılamadatoplanan delillere göre davacı işçinin 1/9/2001 ile 25/1/2014 tarihleriarasında başvurucuya ait iş yerinde hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı, işakdinin emeklilik nedeniyle feshedildiği, davacıya kısmi bir ödeme yapılmışsada alacağın tamamının ödendiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığıbelirtilmiştir. 28/12/2016 tarihli duruşma zaptında taraf vekillerinin yüzüneverilen karara karşı tefhim tarihinden itibaren sekiz gün içinde içinde istinaf yoluna gidilebileceği hatırlatılmıştır.
10. Başvurucu vekili 30/12/2016 tarihli Gaziantep Bölge AdliyeMahkemesine (BAM) gönderilmek üzere dilekçe sunmuştur. Başvurucu vekilinin süretutum dilekçesi olarak vasıflandırdığı dilekçede, 28/12/2016 tarihli kararınYargıtay içtihatlarına ve hukuka aykırı olması nedeniyle istinaf kanun yolunabaşvurulduğu ve gerekçeli kararın tebliğine kadar istinaf süresinindurdurulmasının talep edildiği belirtilmektedir.
11. Başvurucu 4/1/2017 tarihinde istinaf karar harcı ile istinafkanun yoluna başvurma harcını yatırmıştır.
12. Gerekçeli karar başvurucu vekiline 17/2/2017 tarihindetebliğ edilmiştir. Başvurucu 2/3/2017 tarihinde ilk derece mahkemesikararındaki usule ve esasa ilişkin hukuka aykırılıkları belirten istinafnedenlerini içerir dilekçesini sunmuştur.
13. Gaziantep BAM 8. Hukuk Dairesi 5/5/2017 tarihli kararla,istinaf başvurusunun süresinde yapılmasına rağmen istinaf nedenlerini içerendilekçe sekiz günlük sürede verilmediği ve verilen kararda kamu düzenine aykırıbir yön de bulunmadığından istinaf isteğinin esastan reddine karar vermiştir.
14. Nihai karar 23/6/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu 11/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Hükümleri
15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 341. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) İlk derece mahkemelerinden verilennihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve butaleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinafyoluna başvurulabilir.
...
(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlardatemyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtayabaşvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanınagiren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliyemahkemelerine başvurulabilir."
16. 6100 sayılı Kanun’un ''İstinafdilekçesi'' kenar başlıklı 342. maddesi şöyledir:
"(1) İstinaf yoluna başvurma, dilekçeyleyapılır ve dilekçeye, karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.
(2)İstinaf dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:
a) Başvuran ile karşı tarafın davadakisıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri.
b) Varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı,soyadı ve adresleri.
c) Kararın hangi mahkemeden verilmiş olduğu vetarihi ile sayısı.
ç) Kararın başvurana tebliğ edildiği tarih.
d) Kararın özeti.
e) Başvuru sebepleri ve gerekçesi.
f) Talep sonucu.
g) Başvuranın veya varsa kanuni temsilci yahutvekilinin imzası.
(3)İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeterikadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355 inci madde çerçevesinde gerekli incelemeyapılır."
17. 6100 sayılı Kanun’un ''Başvurusüresi '' kenar başlıklı 345. maddesi şöyledir:
"(1) İstinaf yoluna başvuru süresi ikihaftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeyebaşlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.''
18. 6100 sayılı Kanun’un ''İncelemeninkapsamı'' kenar başlıklı 355. maddesi şöyledir:
"(1)İnceleme, istinaf dilekçesindebelirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesikamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.''
19. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 30/1/1950 tarihli ve 5521sayılı mülga İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"İş mahkemelerince verilen nihaîkararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Şu kadar ki, para iledeğerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar hariç, miktar veya değeriüç bin Türk lirasını geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir.
İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüzekarşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş isetebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Bölge adliye mahkemesinin para iledeğerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değerikırk bin Türk lirasını geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğtarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir."
20. 25/10/2017 tarihinde yürürlüğe giren 12/10/2017 tarihli ve7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun''Yargılama usulü ve kanun yolları'' kenar başlıklı 7. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"(1) İş mahkemelerindebasit yargılama usulü uygulanır.
...
(3)12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarınailişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır.
(4)Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeyebaşlar."
21. 7036 sayılı Kanun'un''Geçmiş hükümleri'' kenar başlıklı geçici 1. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"(1) Mülga 5521 sayılıKanun gereğince kurulan iş mahkemeleri, bu Kanun uyarınca kurulmuş işmahkemeleri olarak kabul edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceaçılmış olan davalar, açıldıkları mahkemelerde görülmeye devam olunur.
(...)
(4) İlk derece mahkemeleri tarafından buKanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar, karar tarihindekikanun yoluna ilişkin hükümlere tabidir."
2. Yargı Kararları
22. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22/1/2018 tarihli veE.2015/23941, K.2018/247 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi gereğince iş mahkemesinin nihai kararları 8 gün içinde temyizedilebilmekte olup 06.07.2015 tarihinde tebliğ edilen karara karşı yasal süregeçtikten sonra 16.07.2015 günü temyiz yoluna başvurulmuştur. Şu duruma göre,davada 8 günlük temyiz süresi geçtiğinden, O hâlde, 01/06/1990 tarih ve 1989/3E. - 1190/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da gözönünde tutularak davacının temyiz dilekçesinin süreaşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.''
23. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 16/10/2017 tarihli veE.2017/3653, K.2017/15699 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"D) İstinaf Dairesi Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılaninceleme sonunda, karara karşı davalı vekilinin 8 günlük istinaf başvurususüresi içerisinde istinaf başvurusunu yapmadığından ve ilk derece mahkemesininkararında kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından başvurusunun6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 352. maddesi gereğince başvuru talebininreddine karar verilmiştir.
E) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
F) Gerekçe
6100 sayılı HMK.’un342. maddesinde istinaf yoluna başvurulduğunda, istinaf başvuru nedenleri vegerekçesinin gösterilmesi gerekir. Ancak aynı madde uyarınca başvuranın kimliğive imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumundadiğer hususlar bulunmasa bile -ki uyuşmazlıkta süresinde istinaf nedenleri vegerekçesi bulunmamaktadır- reddolunmayıp, 355 nci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılmalıdır.Anılan 355. maddeye göre ise 'İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilensebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenineaykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir'. Kanunun 352. maddesinde iseBölge Adliye Mahkemesinde istinaf başvuru yolunun ön incelemesi düzenlenmiş ve 'Bölgeadliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda;incelemenin başka bir dairece yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu,başvurunun süresi içinde yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği,başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilendosyalar hakkında öncelikle gerekli karar verilir. Bu düzenlemelerin birliktedeğerlendirilmesi gerekir. İstinaf yoluna süresinde başvurulmuş, ancak istinafnedenleri ve gerekçeleri bildirilmemiş ise kamu düzenine aykırılık yönündeninceleme yapılacak, yok ise istinaf sebebi de bildirilmediği gerekçesi ileesastan reddine karar verilecektir. Somut uyuşmazlıkta davalı taraf tefhimedilen kısa karardan sonra süresinde istinaf yoluna başvurmuş, ancak istinafnedenlerini belirmemiş, süresi geçtikten sonra dilekçe ile belirtmiştir. BölgeAdliye Mahkemesince 342 ve 355. maddeleri gözden kaçırılarak usulden ret kararıverilmesi usule aykırıdır.''
24. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 31/10/2017 tarihli veE.2017/19842, K.2017/17025 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8.maddesinin 2. fıkrasında “İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze karşıverilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliğitarihinden itibaren sekiz gündür” düzenlemesi bulunmaktadır.
İlk derece mahkemesince gerekçesi açıklanmamışbir hükmün HMK kapsamında tefhim edilmiş bir hüküm olamayacağı ve gerekçelikarar tebliğ edilmeden istinaf kanun yoluna başvurma süresinin başlamayacağıyönündeki Bölge Adliye Mahkemesi’nin kabulü usul ve yasaya uygundur.''
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkemetarafından davasının ... görülmesini istemek hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciineerişim hakkından söz etmese de -maddede kullanılan terimler bir bütün olarakbağlamıyla birlikte dikkate alındığında- mahkemeye erişim hakkını da garantialtına aldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama, sözleşmecidevletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6.maddenin(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaçve hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasınadayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleme'nin 6. maddesinin(1) numaralı fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarınımahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
27. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeyeerişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasınıgerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. AncakAİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecekşekilde ve genişlikte kısıtlamaması, zayıflatmaması gerektiğini ifadeetmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan yada uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılıkilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin(1) numaralıfıkrasıyla uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz veMeryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,§ 19; Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).
28. AİHM; mahkemeye erişim hakkının doğası gereği devletindüzenleme yapmasını gerektirdiğini, bu düzenlemelerin zaman ve yer itibarıylatopluluk ve bireylerin ihtiyaç ve imkânlarına göre değişebileceğini ve bunedenle sözleşmeci devletlerin bu konuda takdir hakkına sahip olduklarını kabuletmektedir (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No: 8225/78,28/5/1985, § 57; García Manibardo/İspanya,B. No: 38695/97, 15/2/2000, § 36).
29. AİHM, yasal yollara başvuru için süre ve usul kurallarıöngörülmesinin amacının adaletin iyiyönetimini güvenceye bağlamak ve hukuki güvenlik ilkesini sağlamakolduğunu hatırlatmakta; bunun yanında yargısal başvurulara ilişkin usullerin,özellikle tebligat sistemi ışığında uyulması gereken başvuru sürelerininhesaplanmasının Sözleşme'nin 6. maddesinin gerektirdiği şekilde mahkemehakkının etkililiğini güvence altına alacak nitelikte olması zorunluluğunavurgu yapmaktadır. AİHM'e göre başvurucunun kamuotoritelerinin menfaati ile kendi menfaati arasında adil denge tesis edentutarlı bir sisteme güvenebilme imkânına ve özellikle haklarına doğrudanmüdahale teşkil eden ilgili idari işleme itiraz edebilecek açık, pratik veetkili fırsatlara sahip olması önem taşımaktadır (Geffre/Fransa (k.k.), B. No: 51307/99,23/1/2003).
30. AİHM, dava hakkını süre koşuluna bağlayan iç hukuk hükümlerininyorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle mahkemeleringörevi olduğunu belirtmekte; AİHM'in rolünün buyorumun etkilerinin Sözleşme ile uyumlu olup olmadığının tespitiyle sınırlıolduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı getiren kuralların uygun adaletyönetiminin güvence altına alınması amacına dayandığına işaret eden AİHM, bukuralların veya bunların uygulanmasının ilgililerin ulaşılabilir başvuruyollarına müracaatlarını engelleyecek mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir.AİHM, bu bağlamda her bir olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında veSözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının amaç ve hedefleriçerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye, § 20).
31. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine davaaçma hakkını değil eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanunyollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını daiçerir (Bayar ve Gürbüz/Türkiye,B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42).
32. AİHM'e göre temyiz için öngörülensüre sınırlarına ilişkin kurallar, adaletin iyi yönetimini ve bilhassa hukukibelirlilik ilkesine riayet edilmesini sağlamayı hedefler. Bu kurallarınuygulanması beklenir. Ancak söz konusu kurallar veya bu kuralların uygulanması,davacıların mevcut bir başvuru yolundan faydalanmalarına engel teşkiletmemelidir. Ayrıca 6. madde istinaf veya temyiz mahkemeleri bakımındanuygulanırken ilgili yargılama sürecinin özel koşullarına bağlı kalınmalı veulusal yasal düzende yapılan yargılamaların bütünlüğü ile temyiz mahkemesininbu yargılamalardaki rolü dikkate alınmalıdır. Usulen temyize ilişkin kabuledilebilirlik koşulları, sıradan bir temyize kıyasla daha katı olabilir (Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§32, 33).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 31/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu, ilk derece mahkemesinin kararından sonra süresiiçinde istinaf başvurusunda bulunduğunu ve gerekçeli kararın tebliğinden sonra6100 sayılı Kanun'da öngörülen iki haftalık süre içinde istinaf nedenlerinibelirtir dilekçeyi sunduğunu dolaysıyla istinaf nedenlerinin incelenmesigerektiğini iddia etmiştir. Başvurucu, hukuka uygun olarak yapmış olduğuistinaf başvurusunu inceleyen Gaziantep BAM 9. Hukuk Dairesinin mevzuattadüzenlenmemiş olmasına rağmen gerekçeli kararın tebliğinden sonra sekiz günlükbir süre ihdas ederek istinaf nedenlerini incelemekten kaçındığını ve aynı mahkemeninbu karara aykırı olarak verdiği başka kararlar bulunduğunu da belirterek hakarama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
35. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun istinaf nedenlerinin GaziantepBAM tarafından süre aşımı nedeniyle incelenmediği yönündeki iddialarınınmahkemeye erişim kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Hakkın Kapsamı veMüdahalenin Varlığı
38. Anayasa'nın 36. maddesinin biricifıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiadabulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeyeerişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğinibelirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
39. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmekve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelmektedir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
40. Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesinedava açma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarınabaşvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §49).
41. Somut olayda ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılanistinaf başvurusundaki başvurucu tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerisüre aşımı gerekçesiyle reddedilip incelenmediğinden mahkemeye erişim hakkınayönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
42. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
43. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
44. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarakAnayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklıbir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
45. Başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığıistinaf başvurusunun yalnızca kamu düzenine ilişkin hususlar nedeniyledeğerlendirilip başvurucu tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin süreaşımı nedeniyle incelenmemesi, 6100 sayılı Kanun'un 345. maddesi yollamasıylakarar tarihinde yürürlükte bulunan 5521 sayılı mülga Kanun'un 8. maddesinedayalı olduğu görülmektedir. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun mahkemeyeerişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğuanlaşılmıştır.
ii. Meşru Amaç
46. İstinaf nedenlerinin açıkça belirtilmesi zorunluluğutaraflarca istinaf dilekçelerinin ciddiyetle ele alınması, istinafmahkemelerinin gereksiz yere meşgul edilmemesi ve böylece önem taşıyannitelikli başvurular üzerinde yoğunlaşmasını temin etmeye yöneliktir. İstinafnedenlerinin belirtilmesi zorunluluğu en genel ifadesiyle hukuk devletiilkesinin bir gereği olan adaletin iyi yönetimi ve yargılamaların makul süreiçinde tamamlanmasını hedeflemekte olup anayasal açıdan meşru bir amacadayalıdır.
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
47. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeyeerişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen hukuki veya fiilî sınırlamalarmahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (ÖzkanŞen, § 52).
48. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin, somut koşulların gerektirdiğinden daha fazlasınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamınageleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
49. Ölçülülük ilkesi, öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımındanmüdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir. Öngörülen tedbirin, kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altınasokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016;E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; MehmetAkdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken ilgili yasal düzenlemelerle birliktesomut olayın koşulları ve başvurucunun tutumu da gözönündebulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri,B. No: 2014/4212, 5/4/2017, § 50).
50. Kanun koyucunun, kanun yollarına başvuruda ilk derecemahkemesinde dava açmaktan daha farklı ve daha katı koşullar öngörmesimümkündür. Ancak bu koşullar belirlenirken tarafların kanun yollarınabaşvurabilmelerindeki bireysel yarar ile hedeflenen amaç arasında makul birdenge kurulmalıdır.
51. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi kılınmasıtek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemez. Bu kapsamda gereksizbaşvuruların engellenerek istinaf başvuru sayılarının azaltılması vebaşvurularda kalitenin artırılması amacıyla istinaf nedenlerinin açıkçabelirtilmesi zorunluluğu öngörülmesinin ulaşılmak istenen hedef bakımındanelverişsiz olduğu ya da gerekli olmadığı söylenemez.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
52. Somut olayda Adana 4. İş Mahkemesi başvurucu aleyhine açılanişçi alacağı davasını kabul etmiştir. Başvurucu, mevzuatta öngörülen sekizgünlük süre içinde süre tutum dilekçesi vererek ilk derece mahkemesi kararınakarşı istinaf yoluna gitmiştir.
53. İlk derece mahkemesinin tefhim edilen kısa kararında gerekçebulunmamasına rağmen kanun yoluna başvurma süresinin başladığı hâllerde süreyikaçırmak istemeyen taraflar, gerekçeli kararın açıklanmasını beklemeden kanunyoluna başvurma iradesini ortaya koyan dilekçeler sunmakta olup anılandilekçeler uygulamada süre tutum isteği olarak adlandırılmaktadır. Nitekimbaşvurucu da kısa kararın tefhiminden sonra kanunda öngörülen sekiz günlük süreiçinde süre tutum dilekçesini sunmuş ve istinaf yolu için öngörülen harçlarımahkeme veznesine yatırmıştır.
54. Başvurucu, tarafından sunulan süre tutum dilekçesininiçeriği, istinaf yoluna gidileceğini ortaya koyan iradeden ibaret olupgerekçeli karar henüz açıklanmadığından istinaf nedenlerini içermesibeklenemez. Yargıtay içtihatlarında istikrarlı olarak süre tutum istemindebulunulması hâlinde temyiz isteğinin gerekçeli kararın tebliğinden itibarenişleyeceğini öngörmektedir. Öte yandan Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemelerininfiilen göreve başlamasından sonra hükmün gerekçesiyle birlikte tehfim edilmediği hâllerde istinaf süresinin gerekçelikararın tefhiminden itibaren işleyeceğini kabul etmektedir (bkz. §§ 24-25).
55. Somut olayda başvurucunun, ilk derece mahkemesi kararınakarşı süresinde istinaf yoluna gittiği, ne var ki tefhim edilen kısa kararıngerekçe içermemesi nedeniyle istinaf nedenlerini belirtme imkânının bulunmadığıaçıktır. Bu husus esas olarak Gaziantep BAM tarafından da kabul edilmiş veinceleme 6100 sayılı Kanun'un 355. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararıkamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden resen incelenmiştir. Nevar ki başvurucu gerekçeli kararın tebliğinden on üç gün sonra 2/3/2017tarihinde istinaf nedenlerini belirtir dilekçesini Mahkemeye sunmuştur.Taraflar arasında uyuşmazlığın iş hukukundan kaynaklandığı ve yargılamayı yapanmahkemenin iş mahkemesi olduğu hususunda herhangi bir çekişme bulunmadığı gibibaşvurucunun da sekiz günlük istinaf süresine yönelik bir şikâyetibulunmamaktadır. Başvurucu esas olarak sekiz günlük kanuni süre içinde süretutum dilekçesi vermiş olması nedeniyle istinaf nedenlerini herhangi bir sürekısıtlaması olmadan ileri sürebileceği iddiasındadır.
56. İstinaf dilekçesinin şekliveiçeriği ile hangi süre içinde bu yola gidilebileceği ilgili kanunda açıkçadüzenlenmiştir. Öte yandan kanun yoluna başvurma süresinin tefhimle başladığıdurumlarda mahkemenin kısa kararında gerekçe bulunmadığı takdirde süreningerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacağı da Yargıtay içtihatlarında tereddüte yer vermeyecek şekilde kabul edilmektedir. Hâlböyle iken derece mahkemeleri süre tutum dilekçesiyle istinaf yoluna gitmeiradesini ortaya koyan başvurucunun lehine olarak istinaf nedenlerinisunabilmesi için sekiz günlük süreyi gerekçeli kararın tebliğinden itibarenbaşlatmış, ne var ki başvurucu anılan süre içinde istinaf nedenlerinibelirtmemiştir.
57. İstinaf Mahkemelerinin daha etkin ve nitelikli çalışmalarıbakımından istinaf dilekçelerinin istinaf nedenlerini içermesi zorunluluğuöngörülmüştür. Öte yandan kanun yoluna başvurma iradesini ortaya koyan süretutum dilekçesinin ilgili yargı yerine verilmesinden sonra bu dilekçenin kişininiradesine bırakılmadan belirli bir süre içinde verilmesi gerektiği şeklindederece mahkemeleri yorumunun aşırı şekilci (katı) olmadığı gibi mahkemeyeerişimi aşırı derece zorlaştırmadığı ya da imkânsız hâle getirmediğianlaşılmaktadır.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA31/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.