TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLAMİR BOZMA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4569)
Karar Tarihi: 14/4/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucu
:
Gülamir BOZMA
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kardeşinin terör örgütü üyeleri tarafındanyaralandığı, hayvanlarının telef edildiği, konutuna zarar verildiği dikkatealınmaksızın, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle MücadeledenDoğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurununreddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet haklarının; retişlemine karşı açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması,makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesindebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde,başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/12/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 28/1/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 10/2/2015 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu; terör örgütü mensupları tarafından 14/7/1993tarihinde Batman ili Sason ilçesi Sarıyayla köyü Yıldızkaya mezrasına yapılan baskında hayvanlarının telefedildiğini, konutuna silahla ateş açılması sonucu konutunun hasar gördüğünü,kardeşi M.B.nin yaralandığını beyan etmiş ve bu özeldurumundan kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü terk etmek zorundakaldığını iddia etmiştir.
9. Başvurucu 6/9/2007 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna(Komisyon) başvurmuştur.
10. Komisyon 7/1/2011 tarihli ve 2011/1-215 sayılı kararında;terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılanbaşvuruda bilirkişi heyetince yapılan keşif, tutulan tutanaklar, dosyalarda yeralan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Sarıyaylaköyünün boşalmadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığındanbahisle talebin reddine karar vermiştir.
11. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine Batmanİdare Mahkemesinde dava açılmıştır.
12. Batman İdare Mahkemesinin 25/11/2011 tarihli ve E.2011/838,K.2011/1291 sayılı kararı ile Sarıyayla köyünün Yıldızkaya, Elagöz, Yelek, Gümüşkemer, Karaağaç, Karayün, Üçevler, Kergiz ve Yolaç mezralarından oluştuğu; Batman İl Jandarma Komutanlığınınboşalan ve boşaltılan köylere ilişkin yazısında Yıldızkaya,Elagöz, Yelek, Gümüşkemer,Karaağaç, Karayün, Üçevler,Kergiz ve Yolaçmezralarının 1993 ile 2000 yılları arasında kısmen boşaltıldığı/boşaldığınınifade edildiği; 1987 ile 2000 yılları arasında Sarıyaylaköyünde geçici köy korucusu ile gönüllü köy korucusunun görevlendirildiği vekoruculuk sisteminin olduğu, köy korucularının ailelerinin dışında köydeyaşayan 25 hanenin bulunduğu, köy nüfusunun 1990 yılında 1.178 kişi, 1997yılında 605 kişi, 2000 yılında 777 kişi olduğu; 1990 ile 2000 yılları arasındaköyde muhtarlık seçimlerinin yapıldığı, Sarıyaylaköyündeki ilköğretim okulunun eğitim ve öğretime açık olduğu, Sarıyayla köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla daolsa göç etmesinden dolayı uğradığı zararın anılan köyün tamamen boşalmamışolması, diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamışolması ve başvurucuya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmamasınedenleriyle 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukukiolanak bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
13. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 31/1/2013 tarihli ve E.2012/4058, K.2013/610 sayılı ilamı ilekararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiznedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek kararın onanmasına hükmedilmiştir. Onama kararı, başvurucuya4/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 1/7/2013 tarihlerde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
16. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölümhâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımısonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemeküzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katıtutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katıtutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katıtutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenennakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasailişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin veakabinde açtığı davanın reddedildiğini, köy halkının, köy korucusu olmak yahutköyü terk etmek şeklinde idarece yapılan baskı ve zorlamaya maruz kalmasınındikkate alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenliknedeniyle köyünün boşaltılmış olduğunu belirten belgeler ile terör örgütümensuplarınca köye yapılan baskın sonucunda hayvanlarının telef olmasına,konutunun hasara uğramasına, kardeşi M.B.ninyaralanmasına dair özel durumu dikkate alınmadan köyün tamamen boşalmamışolduğu soyut gerekçesine ve şahsına yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısının bulunmamasına dayanılarak, sunduğu belgeler değerlendirilmedenidare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını, bu belgeler tebliğedilmemek suretiyle kendisine savunma yapma imkânı tanınmadan karar verildiğinive bu kararın adil olmadığını belirtmiştir.
19. Başvurucu; ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtivaetmediğini, sunduğu belgeleri dikkate almadan idarece sunulan belgelere dayalıolarak karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili vegerçeği yansıtmayan belgelere dayanılarak karar verildiğini, davasının reddinekarar verilmesi nedeniyle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmenşahsına tazminat ödenmemesi yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz kaldığını,idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucumülkiyet hakkından yoksun kaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalıdeğerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’dayazmayan bir nedene dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca talebininreddedildiğini, yaptığı başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul süredesonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve madditazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve141.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiğianlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, Mahkemece verilen ret kararı neticesindeidarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini,terör örgütü üyeleri tarafından yerleşim yerine yapılan baskında hayvanlarınıntelef edildiğini, konutuna ağır silahlarla saldırıda bulunulması nedeniylekonutunun hasar gördüğünü, mağduriyeti hakkında bir giderim sağlanmasıimkânının kendisine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesindetanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlaliddiaları, gerekçeli karar hakkının ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaliiddiasının incelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarakdeğerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır.Başvurucunun diğer ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderimtalebinin ve akabinde açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10.maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
22. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminattaleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası dahaönce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılıkyapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi belirtileniddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamışoldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,§§ 39-44).
23. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığınhangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtileniddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibifarklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
24. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlaledildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
25. Başvurucu, idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğedilmeyen belgelere göre karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını iddiaetmiştir.
26. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarda, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürütenhâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişiselbir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından, başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
27. Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
28. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
ii. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
29. Başvurucu, sunduğu bilgi, belge ve deliller dikkatealınmaksızın sadece idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyenbelgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine kararverildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
30. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarda, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamındakarşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, başvurucuların, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geçİlk Derece Mahkemesi kararıylavakıf olduğu tespitedilmiştir. Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bubelgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında, Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkikve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamında başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (MesudeYaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,§§ 70-72).
31. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılanincelemelerde başvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı vebaşvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığısonucuna varılmıştır.
32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
33. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğügiderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
34. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarda, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler iledavanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecindeKomisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
36. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvurutarihi (6/9/2007) ile nihai karar tarihi (31/1/2013) arasında geçen 5 yıl 4aylık sürede uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine veözellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespitedilemediğinden, başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yönde bulunmadığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
37. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından, başvurununbu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
Başvurucunun Konutunun Hasara Uğradığı ŞikâyetiKapsamında Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
38. Başvurucu 14/7/1993 tarihinde terör örgütü mensupları tarafındanköye yapılan baskında konutuna ağır silahlarla saldırıda bulunulduğunu,konutunun hasar gördüğünü, bu iddiaları hakkında hiçbir değerlendirmeyapılmaksızın davasının reddedildiğini iddia etmiştir.
39. Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının somutgörünümlerinden biri olup Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alanve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçelikarar hakkına Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
40. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından birisi olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiğişeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı,kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açıkbir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsızbırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda TurizmPazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213,4/12/2013, § 26).
41. Somut olayda başvurucu, yerleşim yerleri olan Sarıyayla köyü Yıldızkayamezrasına terör örgütü üyeleri tarafından 14/7/1993 tarihinde baskındüzenlendiğini, konutlarına ağır silahlarla ateş açılması nedeniyle konutununzarar gördüğünü, bu şikâyetini dava ve temyiz dilekçelerinde ileri sürmesinerağmen iddiaları hakkında bir değerlendirme yapılmaksızın yargılama mercilerincekarar verildiğini iddia etmiştir.
42. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuruda,Komisyon kararlarında (bkz. § 10), İdareMahkemesi kararlarında (bkz. § 12), kanun yolu denetimi sonrasında hükmedilenilamda (bkz. § 13) başvurucunun iddiaları hakkında herhangi bir değerlendirmedebulunulmadığı tespit edilmiştir.
43. Başvurucu, konutuna zarar verildiği konusunda delil olarakolay yeri tespit tutanağı sunmuştur. Jandarma astsubay kıdemli çavuş, uzmanjandarma I. kademeli çavuş, jandarma binbaşı, jandarma onbaşı ve jandarma errütbelerini haiz sekiz görevli tarafından düzenlenen 14/7/1993 tarihli olayyeri tespit tutanağının ve iki sayfalık ek krokisinin incelenmesi neticesindetutanakta olayların meydana geliş şeklinin izah edildiği, olay yeri krokisineçizilen ev figürleri üzerine, ev sahipleri oldukları belirtilen kişilerinadlarının yazıldığı, terör örgütü üyelerince saldırılan evlerdeki kurşunizlerine ve roketatar izlerine krokiye işlenmek suretiyle yer verildiği tespitedilmiştir.
44. Olay yeri tespit tutanağının ve krokisinin incelenmesineticesinde, tutanakta ve krokide başvurucunun adının geçmediği, herhangi birevin sahibi olduğunun belirtilmediği anlaşılmıştır.
45. Olay yeri tespit tutanağında ve krokisinde başvurucununadının geçmediği dikkate alındığında, konutunun zarar görmesi nedeniylebaşvurucunun mağdur olduğu sonucuna varılamayacağından, başvurucunun konutununhasar gördüğü iddiası hakkında Derece Mahkemelerince herhangi bir değerlendirmeyapılmaması nedeniyle kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediği sonucunavarılamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.
46. Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkınayönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Başvurucunun Hayvanlarının Telef Olduğu ŞikâyetiKapsamında Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
47. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
v. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
48. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. BaşvurucununHayvanlarının Telef Olduğu Şikâyeti Kapsamında Gerekçeli Karar Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
49. Başvurucu 14/7/1993 tarihinde terör örgütü mensuplarıtarafından yerleşim yerine yapılan baskında büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarınıntelef olduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, bu iddiasıhakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın davasının reddedildiğini iddiaetmiştir.
50. Gerekçeli karar hakkı, adil yargılanma hakkının somutgörünümlerinden biridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHMiçtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alanve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçelikarar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa'nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir (GüherErgun ve diğerleri, § 38).
51. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altınaalınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi birtemel hak niteliği taşımasının ötesinde- diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlükararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hakarama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §30).
52. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından birisi olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararınniteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık biryanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsızbırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda TurizmPazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, § 26).
53. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerininayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerinonama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber (Aziz Turhan, B. No: 2012/1269, 8/5/2014, §53), başvurucuların dile getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin detartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucuların usulhaklarının ihlal edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesindetartışılmaması veya yargı mercileri tarafından resen dikkate alınması gerekenhükümlerin, gerekçesi açıklanmaksızın uygulanmaması gerekçeli karar hakkınınihlali olarak görülebilir (Mustafa Kahraman,B. No: 2014/2388, 4/11/2014, § 37).
54. AİHM’e göre mahkemeler ve yargımercileri, verdikleri kararlarda yeterli gerekçe göstermelidir. Gerekçegösterme yükümlülüğünün kapsamı, kararın niteliğine göre değişir ve davaya konuolayın içinde bulunduğu şartlar değerlendirilerek belirlenir (Higgins ve diğerleri /Fransa, B. No:134/1996/753/952,19/2/1998, § 42).
55. Bir mahkeme kararının gerekçesi o davaya konu maddiolguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere vehukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; maddi olgular ile hükümarasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların hangi nedenle haklı veyahaksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunlukdenetimini yapabilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmünhangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini kuşkuya yer vermeyecek açıklıktagösteren bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur (Nurten Esen, B.No:2013/7970, 10/6/2015, § 56).
56. Somut olayda başvurucu, yerleşim yerine 14/7/1993 tarihindeterör örgütü mensuplarınca baskın düzenlendiğini, bu baskında büyükbaş veküçükbaş hayvanlarının telef olduğunu, yargılama mercilerince anılan iddialarhakkında bir değerlendirme yapılmaksızın karar verildiğini iddia etmiştir.
57. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuruda,Komisyon kararında (bkz. § 10) başvurucununiddiaları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı tespit edilmiştir.
58. İdare Mahkemesi kararında (bkz. § 12) başvurucununhayvanlarının telef olduğu yönündeki iddiası hakkında herhangi birdeğerlendirme yapılmayarak davanın reddine karar verilmiş, kanun yolu merciincede İlk Derece Mahkemesi kararı onanmıştır (bkz. § 13).
59. Başvurucu, hayvan zararlarının varlığı konusunda delilolarak olay yeri tespit tutanağı sunmuştur (bkz. § 43). 14/7/1993 tarihli olayyeri tespit tutanağında “... Sason ilçesi, Sarıyayla köyü, Yıldızkayamezrasının sayıları tespit edilemeyen bir grup PKK terör örgütü militanlarıncabasıldığı...mezrada bulunan evlerin çevresindeki ağaç çitlerden yapılan hayvanbarınaklarının içerisinde bulunan 8 (sekiz) inek ile 97 (doksan yedi) koyun vekeçinin telef olduğu...”nun belirtildiği,olay yeri tespit tutanağının iki sayfalık ek krokisinin incelenmesi neticesindetelef olan hayvanlara ilişkin kayıtlara yer verildiği tespit edilmiştir.
60. AİHM, Şükrü Boğuş vediğerleri ((k.k.), B. No: 54788/09,28/6/2011) kararında başvurucuların taleplerinin kanıt yokluğu nedeniyle, AğrıZarar Tespit Komisyonu tarafından reddedilmesi hakkında incelemede bulunmuş vebaşvurucuların iddiaları hakkında tek delilin Cumhuriyet'in ilanından 1993yılına kadar başvurucuların olağanüstü hâl ilan edilen bölgede yaşadıklarınınmuhtar tarafından onaylandığı belge olduğunu tespit etmiş ve sonuç olarakbaşvuruların açıkça dayanaktan yoksun olduğu kanaatine varmıştır.
61. AİHM, Elif Akbayır ve diğerleri/Türkiye, (B. No: 30415/08,28/6/2011) kararında, 5233 sayılı Kanun’un kabul edilmesiyle uygulamaya konulanyeni giderim usulünün incelenmesi neticesinde, olay ve olguların meydanageldiği dönemde başvurucunun çok genç yaşta olduğu veya başvurucunun doğumtarihinin bu dönemden sonraki bir zamana denk geldiği dikkate alındığında,Komisyonlarca ilgilinin tek başına yaşamasının veya mülklere sahip olmasınınmümkün olamayacağı yönünde bir sonuca varılarak aynı aile fertleri tarafındançok sayıda talepte bulunulması nedeniyle tazminat taleplerinin reddedildiğidurumların mevcut olduğu tespitinde bulunmuştur.
62. Olay tarihinde yirmi beş yaşında olan başvurucunun nüfuskaydının incelenmesi neticesinde 1998 yılında evlendiği, evlenme tarihine kadar1987, 1992, 1993, 1996 ve 1997 doğumlu çocuklarının bulunduğu tespit edilmiş veolay tarihinde fiilen eş ve çocuklarından oluşan aile hayatı içinde olduğusonucuna varılmıştır.
63. Başvurucu telef olan hayvanların sahibi olduğu konusundadelil olarakSarıyayla köyü muhtarı ile köy halkındanaltı kişi tarafından imzalanan 24/6/2015 tarihli tutanağı ibraz etmiştir. Bututanakta 14/7/1993 tarihinde terör örgütü üyeleri tarafından köye baskınyapıldığı, bu baskında sekiz inek ile doksan yedi koyun ve keçinin telefolduğu, telef olan bu hayvanların tutanakta isimleri belirtilen ve başvurucununda aralarında bulunduğu on iki kişiye ait olduğu beyanı yer almaktadır.Başvurucu tarafından, terör örgütü mensuplarınca hayvanlarının telef edildiğiiddiası hakkında olay yeri tespit tutanağının sunulduğu (bkz. § 59),başvurucunun telef edilen hayvanların sahibi olduğu iddialarını destekleyicitek belgenin 24/6/2015 tarihli tutanak olduğu, anılan tutanak dışında ilçe GıdaTarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde herhangi bir kayıt bulunduğuna dair belgesunulmadığı ya da bir beyanda da bulunulmadığı anlaşılmakla birlikte olaytarihinde yirmi bir yaşında olan başvurucunun nüfus kaydının incelenmesineticesinde aile birlikteliği içinde olduğu (bkz. § 62) tespit edilmiştir.Başvurucunun, ailesinin geçimini temin için hayvancılıkla uğraşıyor olmasıihtimali karşısında terör örgütü mensupları tarafından yerleşim yerine yapılanbaskında hayvanlarının telef olduğu, anılan olay sonucu yerleşim yerini terkettiği iddiaları hakkında inceleme yapılmaksızın hüküm kurulması nedeniylekararların yeterli gerekçe ihtiva etmediği sonucuna varılmıştır.
64. Başvurucunun yerleşim yerine terör örgütü üyeleri tarafındanyapılan baskında büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarının telef edildiği, bu olaydankaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü terk ettiği konusunda,başvurucunun beyan edilen hayvanlara sahip olup olmadığı, olay tarihindekigeçim kaynağı imkânları, aynı mülk iddiaları için başvurucunun aile fertleritarafından yapılan başka başvuruların bulunup bulunmadığı gibi hususlar dikkatealınarak başvurucunun iddiaları hakkında değerlendirmelerde bulunulmasıgerekirken iddialar hakkında hiçbir inceleme yapılmaksızın davasının reddinekarar verilmesi, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkınınihlal edilmesi sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
65. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli kararhaklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
66. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun14/7/1993 tarihinde terör örgütü üyelerince kardeşi M.B.ninyaralanması noktasındaki özel durumu dikkate alınmaksızın, Mahkemece mukimolduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketlereddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
67. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomikve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışındabulundukları yerleri kendi istekleriyle terk edenlerin bu sebeple uğradıklarızararların kapsam dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.
68. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikleekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklananzararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminedilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdasedilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşimyerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşimyerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyletoplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepkigöstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişidenkişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranıntamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadecegeçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasınızorunlu görerek, güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmenboşalmış olması hâlinde, o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilmeolanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundanhareketle, 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesineyasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; CahitTekin, §§ 84, 85).
69. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerinbelirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ilebu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somutolayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derecemahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak AnayasaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilenhususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucunavarılmıştır (Sabri Çetin, §§45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, § 88). Bu konudakitakdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber, derece mahkemesikararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, anayasal bir temel hakveya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı birdeğerlendirme yapılması gerekebilecektir (MesudeYaşar, § 93; Cahit Tekin,§ 88).
70. Başvurucunun, kardeşinin terör örgütü mensuplarıncakaçırılmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köyünü terk ettiğini ve buçerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesigerektiğini ileri sürdüğü, belirtilen vakıaya ilişkin tutanakları DereceMahkemelerine ibraz ederek terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısınedeni ile yerleşim yerini terk ettiği noktasındaki özel durumunun dikkatealınmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
71. Anayasa Mahkemesinin 16/2/2016 tarihli yazıları ile Sasonİlçe Jandarma Komutanlığı Derince Jandarma Karakol Komutanlığından M.B.nin terör örgütü mensuplarınca yaralandığı iddiasıhakkında delil teşkil etmesi maksadıyla bireysel başvuru dosyasına sunulanjandarma astsubay kıdemli çavuş, uzman jandarma I. kademeli çavuş, jandarmabinbaşı, jandarma onbaşı ve jandarma er rütbelerini haiz sekiz görevlitarafından düzenlenen 14/7/1993 tarihli olay yeri tespit tutanağı ile Sasonİlçe Jandarma Komutanlığı Derince Jandarma Karakol Komutanlığı tarafındandüzenlenen “Derince J.KRK.K.lığıSuç Takip Dosyaları-Terör Olayları (Derince)” başlıklı belgeniniçeriklerinde geçen M.B.nin kimlik bilgileriniMahkemeye sunması istenmiş; anılan bilgi Mahkemeye sunulmuştur.
72. Bu çerçevede başvurucunun en yakın aile fertlerinden olankardeşinin terör örgütü mensuplarınca yaralanması ve bu olay hakkında olay yeritespit tutanağı, “Derince J.KRK.K.lığı Suç Takip Dosyaları- Terör Olayları (Derince)”başlıklı belge ve bu belge ile tutanak içeriğinde geçen M.B.ninkimlik bilgilerine ilişkin yazı (bkz. § 71) dikkate alındığında, belirtilenolay akabinde başvurucunun yerleşim yerinden ayrıldığı iddiası karşısındabaşvurucunun talebinin, 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi içinnesnel ölçütten yararlanılması tek başına yeterli olmayıp yerleşim yerini teröreylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle terkedip etmediği noktasında farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesigerekmesine rağmen Derece Mahkemesince anılan incelemelerin yapılmadığı tespitedilmiştir. Talep hakkında değerlendirme yapılırken başvurucunun özel durumununincelenmemesi, Kanun’un amacının yanısıra yakın hısmı terör örgütü mensuplarınca yaralanan başvurucununterör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı ile yerleşim yerini terk edipetmediği konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun görülmemektedir.
73. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
74. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
75. Başvurucu, 23.967 TL maddi tazminat miktarlarının ödenmesitalebinde bulunmuştur.
76. Mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının vehakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
77. Gerekçeli karar hakkının ve hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunduğundan ihlal kararının bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
78. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
79. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Başvurucunun konutunun hasar gördüğü şikâyeti kapsamındagerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Başvurucunun hayvanlarının telef olduğu şikâyeti kapsamındagerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
7. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ve hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
14/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.