TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GULAN KILIÇOĞLU YÜZBAŞI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/573)
Karar Tarihi: 14/11/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Volkan SEVTEKİN
Başvurucu
:
Gulan KILIÇOĞLU YÜZBAŞI
Vekili
:
Av. Hülya ECER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; belirlenen günden önce ve savunma tarafının yokluğundadinlenilen, anlatımları mahkûmiyet için belirleyici ölçüde kanıt olarakkullanılan iddia tanığının duruşmada sorgulanamaması, mahkûmiyet kararındabaşvurucu hakkında daha önce açılan henüz neticelenmemiş başka bir yargılamadansöz edilmesi ve hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesinedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/2/2013 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1987 doğumlu olup olayların geçtiği tarihte AnkaraÜniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü 3. sınıföğrencisidir.
9. Başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüphelihakkında yürütülen soruşturma kapsamında; PKK silahlı terör örgütünün gençlikyapılanmasına bağlı olarak Yurtsever Demokratik Gençlik Meclisi (YDGM) adıaltında faaliyet gösterdikleri ve silahlı terör örgütü ile organik bağlantıiçinde yasal ve yasa dışı faaliyetlerde bulundukları iddiasıyla silahlı terörörgütüne üye olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığının 9/7/2009 tarihli iddianamesi ile İstanbul 9. Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açılmıştır. Bu davada tutuksuz yargılanan başvurucununyargılamanın soruşturma sürecinde gözaltına alınması sonrasında serbestbırakılması üzerine 20/5/2009 tarihinde Şırnak-Habur kara hudut kapısındanIrak'a gittiği anlaşılmaktadır.
10. Bireysel başvuru konusu olmayan anılan yargılama devamederken 19/12/2009 tarihinde 1988 doğumlu E.Y. (Raperin-kodadı), PKK silahlı terör örgütünden kaçarak Habur sınır kapısında güvenlikgüçlerine teslim olmuştur.
11. E.Y. isimli kişi güvenlik görevlilerine, terör örgütününsilahlı faaliyet gösterdiği Kuzey Irak olarak tabir edilen kırsal alandakendisi ile birlikte faaliyet yürüten örgüt mensuplarının fotoğraflarınıgörmesi hâlinde bu şahısları teşhis edebileceğini belirtmiştir. Güvenlikgörevlilerince terör örgütüne katıldıkları değerlendirilen şahıslarınfotoğrafları üzerinden E.Y.nin beyanlarıdoğrultusunda Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde 19/12/2009 tarihinde fotoğraftan teşhis tutanağıdüzenlenmiştir. Tutanağın bireysel başvuru konusu olayla ilgili kısmı şuşekildedir:
"3 NOLU FOTOĞRAF: AMARA KOD olaraktanıyorum. Bu kişiyi ben Ekim 2009 tarihinde Kuzey IraktaŞ.H. kampının yakınında olan ismini hatırlayamadığım örgüte ait kampta gördümve kendisi ile orada tanıştım. Diyarbakırlı olduğunu biliyorum. Bu kişinin açıkkimliğini burada sizden Gülen KILIÇOĞLU (T.C Kimlik No:276...) Diyarbakır ili...nüfusuna kayıtlı. ... 1987 doğumlu, olduğunu öğrendim."
12. Pasaport bilgilerinden 18/2/2010 tarihinde Şırnak-Habur karahudut kapısından Türkiye'ye giriş yaptığı anlaşılan başvurucu 1/4/2010tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış, soruşturma kapsamında aynı tarihliarama ve el koyma kararıyla ikametinde yasak yayınlar ile terör örgütü propagandasınıiçeren CD ele geçirilmiştir.
13. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talebiüzerine Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hâkimliğinin (CMK 250. maddeile görevli) 1/4/2010 tarihli kararıyla soruşturmanın niteliği ve soruşturmaamacını tehlikeye düşürmemek gerekçesiyle 12/4/1991tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun mülga 10. maddesinin (b)bendine istinaden başvurucunun müdafisi ile görüşme hakkının 24 saat süreylekısıtlanmasına ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun153. maddesinin (2) numaralı fıkrasınca soruşturma evrakının gizliliğinekarar verilmiştir.
14. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün 1/4/2010 tarihli yazılarıile daha önceden 19/12/2009 tarihli teşhis tutanağı düzenlenen E.Y. ileirtibata geçilerek fotoğraftan teşhistutanağı düzenlenmesi ikamet ettiği il olan Şanlıurfa EmniyetMüdürlüğünden istenmiştir. Bu defa E.Y.nin 2 No.lufotoğrafta başvurucuyu teşhis ettiği 1/4/2010 tarihinde düzenlenen teşhistutanağındaki beyanı şöyledir:
"Ben PKK/KONGRA-GELterör örgütü içerisinde faaliyette bulunduğum sırada Ekim 2009 tarihinde örgüteait Kandil bölgesinde [Ş.H.]kampında acemi eğitimi almaktaydım. Bizim bulunduğumuz kampın yakınında olan [Ş.H.] kampında yeni katılan örgüt mensuplarının eğitimibaşlayacağından bu kampa 26 kişi ile birlikte gittik, burada yeni katılan örgütmensupları ile tanıştık. Bu tanışma sırasında AMARA (K) un üzerinde PKK terörörgütü mensuplarının giymiş olduğu kıyafetler vardı, elinde Kaleşnikoffmarka silah vardı, ancak yeni başladıkları için silahlarında mermi yoktu.Yaklaşık olarak bu tarihten bir hafta sonra AMARA (K) un bulunduğu [Ş.H.] kampına bir hafta sonra tekrar gideceğimiz ve bukampta toplantı yapılacağı komutanlarımız tarafından söylendi, bir hafta sonrakampa gittiğimizde kampa Murat Karayılan geldi ve toplantıya konuşmacı olarakkatıldı. Bu toplantıda da AMARA (K) u gördüm ve kendisi ile bir süre sohbetettim. Kendisi bu kampta askeri ve siyasi eğitim alıyordu, yine bizim acemieğitimimiz bittikten sonra tekrar bu kampa gittik, bu kampa gittiğimde AMARA(K) ile görüştüğümüzde kendisinin öğrenci olduğunu bana söylemişti. Ben bugörüşmemizden sonra kendisini bir daha görmedim. Yine AMARA (K)'un hangibölgeye gönderildiğini bilmiyorum. Ben 2 nolufotoğraftaki şahsı PKK terör örgütü içerisinde faaliyet yürütürken tanıdım.Yine bana göstermiş olduğunuz 1 ve 3 nolufotoğraflardaki şahısların kim olduğunu bilmiyorum."
15. Başvurucu 3/4/2010 tarihinde Cumhuriyet savcısına müdafisihuzurunda verdiği ifadesinde terör örgütüne ait kamplarda eğitim almadığını,evinde yapılan aramada ele geçenlerden haberinin olmadığını ve E.Y. isimlişahsı tanımadığını söyleyerek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
16. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklama talebiylemahkemeye sevk edilen başvurucu mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların bulunması ve yüklenen suçun niteliği gözönüne alınarak 3/4/2010 tarihinde tutuklanmıştır.
17. Başsavcılığın 5/4/2010 tarihli iddianamesi ile başvurucunun,İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca serbest bırakıldıktan sonra PKK terörörgütünün kırsal alanında faaliyet göstermek amacıyla örgüte katılmaya kararverdiği, bu amaçla legal yollardan Irak'a gittiği, terör örgütü kampında askerîve siyasi eğitim aldığı, örgütsel faaliyetleri sırasında gizliliği temin için Amara (kod adı) ismini kullandığı iddia edilerek silahlıterör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davasıaçılmıştır.
18. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) yapılanyargılama esnasında soruşturma aşamasında fotoğraftanteşhis tutanağı düzenlenen iddia tanığı E.Y.ninduruşma gün ve saatinde hazır edilerek beyanının alınması amacıyla ŞanlıurfaSuruç İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılmıştır. Kolluk tarafından duruşmagününden önce hazır edilmesi üzerine adı geçen tanık, başvurucunun haberdarolmadığı 3/5/2010 tarihli ara oturumda dinlenilmiştir. Tanık E.Y. mahkemeheyeti huzurunda tanıklık ettiği olayları hangi vesile ile öğrendiğini açıklayaraksoruşturma aşamasındaki ifadelerine benzer mahiyette beyanda bulunmuştur.
19. Başsavcılığın 21/6/2010 tarihli yazısı ile ayrıca Serhat Amed (kod adı) isimli İ.A.nın başvurucu hakkında kolluk görevlilerine verdiğibeyanlar üzerine düzenlenen fotoğraftanteşhis tutanağı mahkemeye gönderilmiştir. 9/4/2010 tarihli tutanağınbaşvuru konusu olaya ilişkin kısmı şu şekildedir:
"29 NOLU FOTOĞRAF: Kod isminihatırlamıyorum. Faaliyet gösterdiğim dönem içerisinde örgüt kamplarında bukişiyi ben örgütten kaçmadan 3-4 ay kadar önce kandil kampında gördüm. açık kimliğini burada sizden Gülen KILIÇOĞLU (T.C KimlikNo:276...) Diyarbakır ili ...nüfusuna kayıtlı. ... 1987 doğumlu şahıs olaraköğrendim."
20. Mahkemenin 8/7/2010 tarihli oturumunda fotoğraftan teşhis tutanakları ve tanık E.Y.nin ara oturumda verdiği beyanı başvurucuya okunmuştur.Başvurucu bu kişinin kendisini başkası ile karıştırdığını iddia ederek E.Y.nin beyanlarını kabul etmediğini bildirmiştir. Başvurucu,Kürt tarihini araştırmak istediği için Irak'a gittiğini savunmuş ancak dahasonra okuduğu üniversiteyi bitirmeye karar vererek 18/2/2010 tarihindeTürkiye'ye döndüğünü belirtmiştir. Başvurucu aynı zamanda Serhat Amed (kod adı) isimli İ.A.nın teşhisindeki 29 No.lu fotoğrafın kendisine aitolduğunu ancak teşhis sırasında yapılan açıklamaları kabul etmediğini beyanetmiştir.
21. Başvurucu müdafileri savunmalarında, bilimsel bir çalışma-mastır yapmak- için başvurucunun yasal yollardan gittiği Irak'ta yaklaşıkdokuz ay kaldığını, sanığın aleyhine olan tek delilin tanık E.Y.ninbeyanları olduğunu belirterek bu tanığın duruşmada sanık ile yüzleştirilmesinitalep etmişlerdir.
22. Mahkemenin, Serhat Amed (kod adı)isimli İ.A.nın duruşmadadinlenilmesine karar vermesi üzerine başvurucunun da hazır bulunduğu oturumdatanık aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur:
"Ben PKK terör örgüttarafından bir inşaat işinde çalıştırılmak üzere götürüldüm, daha sonra benibırakmadılar, ben bunun üzerine gitme konusunda direttim ve beni bırakmakzorunda kaldılar, bana Serhat Amed kod adınıverdiler, ancak ben duruşma salonunda bulunan sanığı tanımıyorum ... Tanığa09/04/2010 tarihinde düzenlenen fotoğraftan teşhis tutanağı gösterilereksoruldu; her ne kadar tutanakta kod ismini hatırlamadığım kişiyi 3-4 ay kadarönce kandil kampında gördüm, sizden isminin Gülen KILIÇOĞLU'nuöğrendiğim şeklinde beyanım geçmiş ise ben bu beyanımı kabul etmiyorum, benböyle bir beyanda bulunmadım, niçin tutanağa o şekilde geçtiğini de bilemiyorum..."
23. Bu arada tanık E.Y.nin başvurucuve müdafilerinin hazır olduğu oturumda yeniden dinlenilmesi ve başvurucuylayüzleştirilmesi talebi, tanığın daha önce mahkemece dinlenilmiş olmasıgerekçesiyle reddedilmiştir.
24. Mahkeme 15/3/2012 tarihli kararı ile başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınahükmetmiştir. Gerekçeli karardan; tanık beyanları, fotoğraf teşhis tutanakları,tanık beyanıyla örtüşen yurt dışına çıkış ve yurda giriş tarihleri ilebaşvurucunun ikametinde usulüne uygun olarak yapılan aramada ele geçirilenterör örgütü propagandasını içeren delillerinmahkûmiyette esas alındığı görülmektedir. Kararın gerekçesi şuşekildedir:
"...Yapılan yargılamasonucu toplanan tanık beyanları, fotoğraf teşhis tutanakları, tespit tutanağıve diğer delilleri göre; ülkemizin sayılı üniversitelerinden birinde öğrenimgörmekte olan sanık Gülen KILIÇOĞLU'nun Irak'aüniversiteleri görmek ve mastır çalışması yapmak için gittiği biçimindekihayatın olağan akışına uygun olmayan savunması, [E.Y.nin]değişmeyen beyanları ve teşhisi, tanık [İ.A.nın]kolluktaki beyanı, sanık Gülen KILIÇOĞLU'nun, [E.Y.nin] belirttiği tarihte Irak'ta olduğunun resmikayıtlarla sabit olması, sanık Gülen KILIÇOĞLU hakkında terör örgütünün gençlikyapılanması olan YDGM üyesi olmak ve bu kapsamda faaliyetlerde bulunmakiddiasıyla hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundanİstanbul'da kamu davası açılması hususları bir arada değerlendirildiğinde,sanığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca serbest bırakıldıktan sonra PKKterör örgütünün kırsal alanında faaliyet göstermek amacıyla PKK terör örgütünekatılmaya karar verdiği, bu amaçla 20/05/2009 tarihinde legal yollardan HaburKara Hudut Kapısı'nı kullanarak Irak'a gittiği, Kandil bölgesinde terörörgütüne ait [Ş.H.] kampında askeri ve siyasi eğitim aldığı eğitim devresisonunda bu kampta örgütsel faaliyetlerine devam ettiği, örgütsel faaliyetlersırasında gizliliği temin için "AMARA KOD" ismini kullandığı, 18/02/2010tarihinde örgütsel faaliyetlerine yurt içinde devam etmek maksadıyla Türkiye'yegiriş yaptığı, ancak 01/04/2010 tarihinde Diyarbakır'da kolluk güçlerinceyakalandığı anlaşıldığından örgüt üyesi olmadığına ilişkin savunmasına itibaredilmemiştir..."
25. Başvurucunun temyizi üzerine hüküm Yargıtay 9. CezaDairesinin 22/11/2012 tarihli kararıyla onanmıştır.
26. Nihai kararı 22/1/2013 tarihinde öğrendiğini beyan edenbaşvurucu 14/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
27. Başvurucunun sunduğu belgelerden bireysel başvuru sonrasındaaçtığı isim tashihi davasının Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/5/2016tarihli kararı kabul edilerek Gülenisminin Gulan olarak düzeltilmesine karar verildiğianlaşılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlıörgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üyeolanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."
29. 5271 sayılı Kanun’un "Doğrudansoru yöneltme" kenar başlıklı 201. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekilsıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilereve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarakdoğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkimaracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorununyöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir.Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir."
30. 5271 sayılı Kanun’un "Duruşmada okunması zorunlu belge ve tutanaklar"kenar başlıklı 209. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Naip veya istinabeyoluyla sorgusu yapılan sanığa ait sorgu tutanakları, naip veya istinabeyoluyla dinlenen tanığın ifade tutanakları ile muayene ve keşif tutanaklarıgibi delil olarak kullanılacak belgeler ve diğer yazılar, adlî sicil özetlerive sanığın kişisel ve ekonomik durumuna ilişkin bilgilerin yer aldığı belgeler,duruşmada okunur."
31. 5271 sayılı Kanun’un “Delilleritakdir yetkisi” kenar başlıklı 217. maddesi şöyledir:
"(1) Hâkim, kararınıancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlüdelille ispat edilebilir."
B. Uluslararası Hukuk
32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(3) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
"(3) Bir suç ile ithamedilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:
…
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veyaçektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altındadavet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek; ..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tanık SorgulamaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
34. Başvurucu, fotoğraf üzerinden teşhis işlemi yaptırılan iddiatanığının belirlenen günden önce ve savunma tarafının yokluğundaki duruşmada(ara oturum açılmak suretiyle) dinlenilmesi sonucu tanığa soru sorma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Bakanlık görüş yazısında; söz konusu tanık anlatımınınmahkûmiyet kararının dayandırıldığı tek delil olup olmadığının önemine vurguyapılarak mahkeme kararında tanık beyanları, fotoğraf teşhis tutanakları,tespit tutanağı ve diğer delillerin mahkûmiyete esas alındığı ifade edilmiştir.Mahkeme heyetince belirlenen tarihten farklı bir günde başvurucunun yokluğundadinlenen tanık beyanına karşı bir sonraki oturumda başvurucunun savunmadabulunduğu belirtilmiştir. Başvuru konusu olayın niteliği üzerinde durularaközellikle örgütlü suçlara karşı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda enönemli delillerden birinin tanık delili olduğu ancak suç örgütleri ile üyelerihakkında tanıklık yapacak kişilerin ve yakınlarının ciddi bir baskı altınaalınma teşebbüsleriyle karşılaşıldığı vurgulanmış,yapılacakdeğerlendirmede bu hususların dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir.
2. Değerlendirme
36. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın36. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan tanıksorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
38. Anayasa Mahkemesi birçok kararında tanık kavramını özerk olarak yorumlamış vetanığın sanığa isnat edilen fiil hakkında bilgi veren herhangi bir kişiolabileceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda suçun iştirak edeni, olayın mağduru,şikâyetçi (müşteki), devletin görevlendirdiği gizli/gizli olmayan soruşturmacıda tanık olabilir (Selçuk Demir,B. No: 2014/9783, 22/1/2015, § 35).
39. Bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen tanıkifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar veripvermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test uygulanmalıdır. İlk olaraktanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir nedenin mevcudiyetinedayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen ifadenin karara götürentek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma haklarının adilyargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıpsınırlandırılmadığına bakılacaktır (Abdurrahim Balur, B. No:2013/5467, 7/1/2016, § 80).
40. Yukarıdaki değerlendirme yapılırken geçerli neden şartı, öncelikli olarakgözetilmelidir. Çünkü tek veya yegâne ispat unsuru olmasa dahi ifadesi hükmeesas alınan bir tanığın geçerli bir neden olmaksızın duruşmada dinlenmemesi tekbaşına adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturabilir. Kamu makamları bunedenle ifadesi hükme dayanak yapılacak tanıkların duruşmada hazır edilmesiiçin makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır (Abdurrahim Balur, § 81).
41. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğübaşvurulara ilişkin olarak birçok kararında tanıksorgulama hakkıyla ilgili ilkeleri belirlemiştir. Buna göre bir cezayargılamasında sanığın, aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirmehakkı vardır. Hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde sanığıntanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarınındoğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanın yapılabilmesibakımından gereklidir. Ancak başvurucuların tanık sorgulama hakları mutlak birhak değildir. Makul gerekçelerle getirilen kısıtlamalar, kimi zamanbaşvurucunun iddia tanıklarına soru sorabilme ve onlarla yüzleşme imkânını daortadan kaldırabilmektedir. Diğer yandan bir mahkûmiyet -sadece veyabelirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında sorgulama veyasorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadeleredayandırılmış ise sanığın hakları Anayasa'nın 36. maddesindeki güvencelerlebağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (AtilaOğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, §§ 34-56; Az. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, §§46-67; Levent Yanlık, B. No:2013/1189, 18/11/2015, §§ 67-76; İsmet Özkorul, B. No: 2013/7582, 11/12/2014, §§44,45).
42. Somut olayda, başvurucunun huzurda dinlenilmesini istediğitanık E.Y.nin fotoğraftan teşhisi ve beyanı üzerinebaşvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır. İlk derece mahkemesi, E.Y.nin soruşturma evresindeki ifadesi ile başvurucu ve müdafiinin yokluğundaki ara oturumda verdiği beyanınıhuzurda okumuş ise de bu yöntem -tek başına- savunma tarafına sağlanmış usuleilişkin bir güvence olarak değerlendirilemez. Kaldı ki başvurucunun anılantanığın huzurda ve yeniden dinlenilmesi talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır.
43. Başvurucu hakkındaki yargılama bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde, teşhis ve beyanı üzerine başvurucu hakkındakisoruşturmanın başlatılmasına neden olan tanığın (E.Y.) başvurucu aleyhineverdiği ifadenin tek olmamakla birlikte mahkûmiyet kararında belirleyicinitelikte delil olarak kabul edildiği görülmektedir.
44. Başvurucuya, beyanları mahkûmiyette belirleyici ölçüde esasalınan tanığı sorgulama veya sorgulatma imkânı verilmediğinden ve savunmatarafına usule ilişkin yeterli güvenceler sağlanmadığından başvurucunun haklarıAnayasa’nın 36. maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulamahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
46. Başvurucu, mahkûmiyet kararında suçlu olduğu imasıylahakkında daha önce açılan henüz neticelenmemiş başka bir yargılamadan sözedilmesi ve hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesinedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
47. Başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine kararverildiğinden diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönündenayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
49. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
50. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun tespiti açısından öncelikle ihlalinkaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2)numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmedilir (MehmetDoğan, §§ 57, 58).
51. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
52. Başvurucu ihlalin tespiti ile 500.000 TL maddi ve 500.000 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
53. Başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı kapsamında tanık sorgulamahakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somutbaşvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
54. Bu durumda tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gerekeniş; öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması,sonrasında tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılması ve sonucuna uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere(kapatılan) Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyalarının devredildiğimahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
55. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasınınyeterli giderim sağlayacağı sonucuna varıldığından tazminat taleplerininreddine karar verilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.178,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkıkapsamında tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan)Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (E. 2010/327, K. 2012/123) dosyalarınındevredildiği Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.178,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE14/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.