TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLER OTOMOTİV MAKİNA İTHALAT İHRACAT PAZARLAMA SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10232)
Karar Tarihi: 26/10/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Güler Otomotiv Makina İthalat İhracat
Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
Temsilcisi
:
İmdat GÜLER
Vekili
:
Av. Muhammed Enes ALTINTAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, iş mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasındalehe delillerin kabul edilmeme sebebinin açıklanmaması ve lehe delillerinesaslı şekilde değerlendirilmeden karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanmahakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/6/2014 tarihinde İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvurubelgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesine herhangi bir görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. 16/3/2006 tarihli dilekçe ile başvurucu ve Sosyal GüvenlikKurumu (SGK) aleyhine Bakırköy 3. İş Mahkemesi nezdinde açılan hizmet tespitdavasında, İ.T. isimli şahıs 1/1/1990 tarihinden 11/3/2006 tarihine kadarbaşvurucu işveren nezdinde işçi olarak çalıştığını iddia ederek sigortasızolarak çalışmış olduğu günlerin tespitini talep etmiştir. Aynı gün, başvurucualeyhine aynı kişi tarafından işçi alacakları için de dava açılmıştır.
8. Dava açılmadan evvel davacı, 1/9/2003 tarihinde SosyalSigortalar Kurumuna (SSK) başvurarak sigortasız işçi olarak çalıştırıldığınıbelirtmiş ve bu durumun tespitini talep etmiştir. 24/12/2004 yılında düzenlenentespit tutanağına göre davacının söz konusu iş yerinde çalıştığısaptanamamıştır. Yine 10/3/2006 tarihinde başlanan ve 21/4/2006 tarihindetamamlanan tespit tutanağında da davacının söz konusu iş yerinde çalıştığı saptanamamıştır.
9. Başvurucu; hizmet tespiti için açılan davanın cevapdilekçesinde SSK müfettişleri tarafından düzenlenen 8/11/1995 tarihli tutanaktadavacının 1/11/1995 tarihinde işe başladığının tespit edildiğini, belirtilentutanağın bizzat başvurucu tarafından imzalandığını, yine SSK Teftiş Servisitarafından yapılan incelemede 2006 yılında davacının iş yerinde çalışmadığınıntespit edildiğini, 2003 yılının başından 2006 yılının başına kadar üç yıl kadariş yerinde işçi çalıştırmadığını, iş yeri ve SSK'nın kayıtları ile olayın sabitolduğunu, davacının çalışmalarının devamlı olmayıp kesintili olarak devam etmişolduğunu, her ay toplam on beş gün çalışma yapıldığını belirterek davanınreddedilmesini talep etmiştir.
10. Mahkeme, çeşitli tarihlerde hem davacının hem debaşvurucunun gösterdiği tanıkları dinlemiş; ilgili evrakları kurumlardan celbetmiş ve bilirkişi raporu almıştır. Bakırköy SigortaMüdürlüğünün 20/4/2006 tarihli cevabında, davacının 31/3/2000 tarihinde işyerinden ayrıldığı belirtilmiştir. Ayrıca başvurucu Şirket tarafından Kuruma enson 2003/1 dönem bordrosunun verildiği, bu tarihten sonra aylık prim ve hizmetbelgesi verilmediğinden 1/5/2003 tarihinden sonra aylık prim ve hizmetbelgelerinin gönderilemediği hususu Mahkemeye bildirilmiştir.
11. Bu süreçte başvurucunun gösterdiği ve Mahkeme tarafındandinlenen bordrolu çalışan tanıklar, 2000 yılı sonrası dönemde başvurucu Şirketnezdinde kısa bir süre çalışmış ve daha sonra iş yerinden ayrılmışlardır.
12. Mahkeme, davacı ve davalı tanıklarının ifadelerine gerekçelikararda yer vererek 9/7/2009 tarihli ve E.2006/693, K.2009/514 sayılı kararıyladavanın kabulüne ve SSK'ya bildirilenler dışında 1997,1998 ve 1999 yıllarınınbirinci, ikinci ve üçüncü dönemlerinde altmışar gün, 1/4/2000 ile 11/3/2006tarihleri arasında 1.616 gün olmak üzere toplam 2.141 gün daha hizmet akdi ile17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'u kapsamındabaşvurucunun taban ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.Gerekçenin tanık ifadeleri dışındaki kısmı şu şekildedir:
"...Davacının sigortalı çalışmasınıngeçtiği davalı işyerine ait ... sicil sayılı işyerinin kapsama giriş tarihikurum Bakırköy Sigorta Müdürlüğü tarafından 22.7.2005 olarak gösterilmiş ise dedavacının bu işyerinde 01.11.1995 tarihinden itibaren sigortalı gözüktüğü dedikkate alınarak işyerinin kapsama giriş tarihinin 01.11.1995 olarak kabulününgerektiği,
Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi cevabi yazısınagöre Davacının vergi mükellefiyetinin oto kaporta kaynak ve makas işyerifaaliyetinden dolayı 20.5.1981 tarihinde başlattığı ve 28.2.1987 tarihinde TunaVergi Dairesine nakil olduğu,TunaVergi Dairesindeki mükellefiyetinin de 01.03.1987 tarihinde başlayıp 31.01.1990tarihinde sona erdiği,talep döneminde bir vergimükellefiyetinin bulunmadığı,
Davacının 1.11.1995 tarihinden evvelkiçalışmaları bakımından bu tarihte işe girdiğinin kurum müfettişine vermişolduğu beyanında bildirmiş olması sebebiyle bu tarih esas alınarakdeğerlendirmek gerektiği,
Tüm bu bilgi ve belgelerden davacının davalıişveren nezdinde belirsiz süreli hizmet akdi ile SSK.na bildirilenler dışındahüküm fıkrasında belirtilen tarihlerde de kesintisiz olarak,ayda30 gün üzerinden 506 sayılı yasa kapsamında çalıştığı,davalıiş yerinin oto makas imalat ve tamir yapılan devamlı bir işyeri olup,kısmi çalışmaya uygun olmadığı, işçinin ayda 15 günçalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,birkısım ücret bordrolarında 15 günlük çalışma gösterilmesi ve bordroların imzalıolmasının devamlı çalışma gerçeğini ortadan kaldırmayacağı,emeğiile geçinen ve müzayaka halinde olan işçinin sigortasız çalışmaya razı olacağıgibi 15 günlük bordroyada imza atabileceği,buitibarla davacıdan çalışmalarının 30 gün üzerinden olduğuna ilişkin yazılıbelge bulmasının beklene meyeceği anlaşılmış,tümdosya kapsamından oluşan kesin vicdani kanaat ile aşağıdaki hükümkurulmuştur."
13. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi15/2/2011 tarihli ve E.2009/14116, K.2011/1684 sayılı kararıyla hükmünbozulmasına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şu şekildedir:
"...
Hizmet tespiti davalarında izlenecek yol,öncelikle iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin faal olup olmadığının araştırılması,işveren nezdindeki çalışmayla ilgilibelgelerin getirtilmesi, sigortalının imzasını içerenler yönünden imzasınınkendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip deaidiyeti ehil bilirkişi incelenmesiyle saptananlardan yine sigortalıcahata-hile-ikrah durumu ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerinaksi aynı değerdeki yazılı delillerle kanıtlanmalı, kayıtlarda gözükmeyençalışmaların neden kayıtlara geçmediği yöntemince araştırılmalı, yazılı belgeibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden bordro tanıkları ile aynı yöredekomşu ve benzeri işleri yapan işverenler ve bunların çalıştırdıkları kişilerinbilgilerine başvurulmalı, tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde işyerininkapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır.
Yapılan yargılama sonunda, mahkemenindavacının 01.11.1995-01.04.2000 tarihleri arasında, davalıya ait oto-yedekparça alım, satım ve tamiri işyerinde sürekli çalıştığına dair kabulünde birisabetsizlik yoktur. Ancak, sonrası için yapılan inceleme ve araştırma hükümkurmaya yeterli değildir.Dinlenendavacıtanıklarının beyanları bu hususta açık olmayıp,davalıtarafın gösterdiği bordro tanıkları daanılan dönemdeçalışmadıklarını belirtmişlerdir. 01.09.2003 tarihli dilekçesinde davacısigortasız çalıştırıldığını belirtmiş, 24.12.2004 ve 06.03.2006 tarihli durumtespit tutanaklarında ise davacının işyerinde çalıştığına dair bir saptamayapılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, özellikle 2000 sonrasıçalışmalar hakkında dinlenmeyen diğer bordro tanıklarınınbilgisinebaşvurmak, dinlenen davacı tanıklarının bu dönem hakkında daha somutbeyanlarını almak, gerektiğinde 2004 tarihli tutanak hakkında davacıyı isticvapetmektir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ileyazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleriamaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır."
14. Bozma kararına Mahkeme tarafından uyulmuş ve bir sonrakiduruşmada diğer bordrolu çalışan tanıklar ve davacı tanıklarının dinlenmesine,Bakırköy Sigorta Müdürlüğünün 2004 tarihli durum tespit tutanağı hakkındadavacı beyanının alınmasına karar verilmiştir.
15. Dinlenen davacı tanıkları özetle davacının 1990 yılından2006 Mart ayına kadar aralıksız çalıştığını belirtmiştir. Söz konusu kişiler,başvurucu Şirketle ticaret yapan yahut iş yerinin yakınında yer alan komşu işyeri sahipleridir.
16. Dinlenen davalı tanıklarından M.H. ise 1990 ile 2000 yıllarıarasında iş yerinde çalıştığını, daha sonra iş yerinden ayrıldığını, bu sebepledavacının 2000 yılından sonra işe başlayıp başlamadığını bilmediğinibelirtmiştir. Uyuşmazlık konusu dönem içinde bordrolu olarak çalışan ve aynızamanda Şirket ortağı olan bir diğer davalı tanığı, davacının iş yerinde 2000yılı sonrası çalışmadığını belirtmiştir. Mahkeme, aynı gün davacının 2004tarihli durum tespit tutanağına ilişkin beyanını da almıştır.
17. Duruşma sonunda davacının gösterdiği iki tanığındinlenilmesine daha karar verilmiştir. Ayrıca söz konusu mukim yerde bulunanKarakol Amirliğinden davacının gösterdiği tanıkların iş yerinin olup olmadığının,davacı tanıklarının çalıştığı iş yerleri ile başvurucu Şirketin iş yerlerininuzaklıklarının sorulmasına karar verilmiştir. Bunun yanında davacı vekilinin2005 yılında meydana gelen bir olay nedeniyle müvekkilinin karakolda ifadesininalındığını belirtmesi üzerine anılan yıl içinde davacının çalıştığı iş yeri ileilgili olarak işçi tespitine ilişkin bir tutanağın tutulup tutulmadığısorulmuştur.
18. İlgili Karakol Amirliğinden gelen cevap yazısında belirtilenkişilerin iş yerleri ile başvurucu Şirketin iş yeri mesafesinin 5 metre ve 150metre olduğu belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu yıl içinde herhangi birtutanağın düzenlenmediği de belirtilmiştir. Bir sonraki duruşmada dinlenen ikitanık da davacı lehine olacak şekilde ifade vermiştir.
19. Mahkeme, bozma ilamı sonrası dinlenen tanık beyanları vedavacının bozma ilamında yer alan konuda beyanının değerlendirilmesi içindosyanın önceki bilirkişiye verilerek ek rapor istenmesine karar vermiştir.Bilirkişi raporunda söz konusu süreçte yaşanılan olaylar kronolojik bir şekildeanlatılmış, dinlenen tanıkların ifadelerine yer verilmiştir. Başvurucunundinlettiği tanıkların anlatımlarına itibar edildiği takdirde davacı talebinin2000 yılından sonraki kısmının kabulünün mümkün olmadığı, buna karşılıkdavacının dinlettiği tanıkların beyanlarına itibar edildiği takdirde davacınınçalışma olgusunun kabulünün mümkün olabileceği raporda belirtilmiş ve takdirMahkemeye bırakılmıştır.
20. Bilirkişi raporunun düzenlenip taraflara tebliğ edilmesindensonra Mahkeme birim faaliyetinin durması nedeniyle dosya, Bakırköy 19. İşMahkemesine tevdi edilmiştir.
21. Bakırköy 19. İş Mahkemesi 3/12/2013 tarihli ve E.2013/379,K.2013/116 sayılı kararıyla -daha önce kurulan hükme benzer şekilde- davanınkabulüne karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şu şekildedir:
"...Davacıya ait sigorta sicil kayıtlarıve işyeri kayıtları getirtilmiş, davacıya ait hizmet cetveli ile dönembordroları ve ücret bordroları ibraz edilmiş, Bakırköy Sigorta Müdürlüğü yazıcevabında davalı Şirketin yasa kapsamına alınış ve kapsamdan çıkış tarihibildirilmiş, resen seçilen bilirkişiden 27.02.2008 tarihli bilirkişi raporualınmıştır.
Mahkememiz dosyası davalılar vekillerinintemyizi üzerine Yargıtay'a gönderilmiş, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin2009/14116 esas, 2011/1684 karar sayılı ve 15.02.2011 tarihli ilamı ilebozularak mahkememize gönderilmiş, mahkememizin yeni esasına kaydı yapılarakyargılaması tekrar görülmüş, Yargıtay ilamı doğrultusunda mahkemece gerekliaraştırmalar yapılmış, bordrolu tanıklar dinlenilerek bilirkişiden 04.04.2013tarihli ek rapor alınmış, bozma doğrultusunda tanıklar dinlenmiş, davacı asilin14/06/2012 tarihli 3 nolu oturumda beyanı alınmış,davacı sigortasız çalıştığından dolayı SSK ya şikayette bulunduğunu, bir müddetsonra şikayet sonucunu sormaya gittiğinde kendisine belirtilen yere gittik senorda yoktun dediklerini halbuki cep telefonunun numarasını daha öncedenverdiğini, bu nedenle neden cepten aramadınız dediğini, kontrole gelen müdürehanım bundan dolayı kendisine sinirlenmiş olduğunu, bu nedenle habervermediğini, 2004 tarihli tutanak hakkındaki beyanı bunlardan ibaret olduğunubelirtmiştir.
Bu tespitlere göre dinlenen davacı tanıklarıanlatımlarından davacının kuruma bildirilen, primleri yatırılan süreler dışındaaşağıdaki tarihler arasında hizmet akdiyle 506 sayılı kanun kapsamındaçalıştığı sonucuna varıldığından davanın KABULÜNE karar vermekgerekmiştir."
22. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi18/3/2014 tarihli ve E.2014/2516, K.2014/6220 sayılı kararıyla hükmü onamıştır.
23. Söz konusu ilam, başvurucuya 12/5/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
24. Başvurucu 11/6/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
25. Bu süreçte işçilik alacakları için açılan davada iseBakırköy 3. İş Mahkemesi hizmet tespit davasının sonucunun beklenmesine kararvermiştir. Hizmet tespiti davasında hükmün kesinleşmesi üzerine Mahkemenin30/12/2014 tarihli ve E.2006/694, K.2014/420 sayılı kararıyla davacıya kıdem veihbar tazminatı ile izin ücretinin ödenmesine karar verilmiştir. Kararıntemyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 12/1/2016 tarihli ve E.2015/13097,K.2016/391 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.
B. İlgili Hukuk
26. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 506 sayılıKanun'un mülga 79. maddesinin onuncu fıkrası şu şekildedir:
"Yönetmelikle tespit edilen belgeleriişveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyensigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse,bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme günsayıları nazara alınır."
27. 506 sayılı Kanun'un mülga 9. maddesi şu şekildedir:
"İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneğiKurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veyabu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaatişyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veyaiadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilkdefa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç biray içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe girişbildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır."
28. 506 sayılı Kanun'un mülga 10. maddesi şu şekildedir:
"Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kurumabildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalıçalıştırıldığının Kurumca tesbit edildiği tarihtenönce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerindeilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır.
Sigortalı çalıştırmaya başlandığı Kurumabildirilmiş veya bu husus Kurumca tesbit edilmişolmakla beraber, yeniden işe alınan sigortalılardan, süresi içinde Kurumabildirilmeyenler için de, iş kazası, meslek hastalığı,hastalık ve analık hallerinde gerekli sigorta yardımları Kurumca sağlanır
Ancak, yukarıkifıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılmasıgerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa bugelirlerin 22 nci maddedesözü geçen tarifeye göre hesabedilecek sermayedeğerleri tutarı, 26 ncı maddede yazılı sorumlulukhalleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 26/10/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu, davanın 2000 yılı sonrasına ilişkin kısmınınMahkemece delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucunda hatalı olarak kabuledildiğini, davacının anılan döneme ilişkin çalışması bulunmadığına dairbordrolu çalışan tanıkların beyanları, 2004 yılında düzenlenen müfettiş raporu,polis merkezi kayıtlarının kararda değerlendirilmediğini, bozma ilamı sonrasıverilen kararda sadece davacı tanıklarının beyanlarına yer verildiğini,bordrolu çalışan tanıkların beyanlarına niçin itibar edilmediğinin gerekçesininaçıklanmadığını, davanın haksız kabulü nedeniyle yüklü miktarda tazminat ödemekzorunda kaldığını belirterek gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliğiilkesinin gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca aynı dönemde çalışma iddiasına dayalı olarakaçılan ve Bakırköy 3. İş Mahkemesinin 2006/694 Esas sayılı dosyasında görülendavanın tedbiren durdurularak tazminata hükmedilmesitalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
31. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhilolmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamındakabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanmahakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi deAnayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerekSözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliğiilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir(Güher Ergun ve diğerleri, B. No:2012/13, 2/7/2013, § 38).
32. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri gereği mahkemelerin hertürlü kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ilerisürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklindeanlaşılamaz (Mehmet Yavuz, B. No:2013/2995, 20/2/2014, § 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabuledildiğinde -davanın sonucuna etkili olması hâlinde- mahkeme bu hususa belirlive açık bir yanıt vermek zorunda olabilir(Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56).
33. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklerle ilgiliuyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalarda da bu ilkeye uyulmasıgerekir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32).
34. Belirtilmelidir ki Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurukapsamındaki görevi usul kurallarına uygunluğu denetlemek değil adil yargılanmahakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğinidenetlemektir.
35. Somut olayda hizmet tespitine ilişkin açılan davada davacı,1/1/1990 yılından 11/3/2006 tarihine kadar çalıştığını belirtmiş ve bu sürezarfında sigortalı olarak çalışmadığı sürelerin tespitini istemiştir. Mahkeme1/11/1995 tarihli müfettiş raporunu işe başlangıç tarihi olarak dikkate almış,getirtilen belgelerin incelenmesi sonucunda davacı ile başvurucunun gösterdiğitanıklar dinlenerek davacı lehine hüküm kurulmuştur.
36. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hükme esas alınan belgelerin1/4/2000 tarihinden sonrası için yeterli olmadığını belirterek yapılmasıgerekenleri belirtmiş ve başvurucunun bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabuledilmiştir. Bu kapsamda hem davacı tanıkları tekrar dinlenilmiş hem dedinlenilmeyen diğer bordrolu çalışan tanıkların ifadesine başvurulmuştur.
37. İlgili Karakol Amirliğinden cevaplanması istenen sorulardananlaşılacağı üzere Mahkeme, davacının göstermiş olduğu tanıkların ifadelerini,tanıkların çalıştığı iş yerlerinin konumunu dikkate alarak muteber bulmuş;bozma kararı sonrası dinlenen bordrolu çalışan tanıklardan birisinin aynızamanda Şirket ortağı olması ve başvurucunun dinlettiği diğer bordrolu çalışantanığın ise 2000 yılı sonrası işten ayrıldığını dikkate alarak bu tanıklarınifadelerini hükmüne esas almamıştır.
38. Bunun yanında hizmet tespiti davasının kamusal niteliğiitibarıyla fiilî çalışmanın hangi tür delillerle nasıl ispat edileceği derecemahkemelerinin takdir yetkisi içindedir. Yargıtay kararında belirtildiği üzeredurum tespit tutanağında davacının çalıştığına dair bir saptama yapılamamıştır.Ancak davacının hizmet tespiti davası açmasının temel sebebi de çalıştığınailişkin bir saptamanın SSK tarafından yapılamamasıdır.
39. Dolayısıyla yapılan yargılama sonunda tarafların davanınsonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkatealınarak verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu, somutyargılamada silahların eşitliği ilkelerine aykırı bir durum görülmediğindenadil yargılama hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliğiilkelerine yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
40. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA26/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.