TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLER AYYILDIZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/511)
Karar Tarihi: 19/2/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Halil İbrahim DURSUN
Başvurucular
:
1. Güler AYYILDIZ
2. Hüseyin AYYILDIZ
3. Merve AYYILDIZ
Vekili
:
Av. Saide ARSLAN ÇALIŞKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, iş kazası sonucu meydana gelen ölüm olayı üzerineişyeri yetkilileri hakkında başlatılan ceza soruşturmasının etkili olmaması veolay hakkında açılan tazminat davasının mağduriyetleri gidermekten uzak birkararla neticelenmesi nedenleriyle yaşam hakkının; tazminatdavasının sekiz yıl gibi bir sürede tamamlanması nedeniyle makul süredeyargılanma hakkının; tazminat davası sonucunda aleyhe yüksek miktarda vekâletücretine hükmedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. 2015/511 numaralı bireysel başvuru 9/1/2015 tarihinde;2015/2095 numaralı bireysel başvuru ise 4/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. 2015/2095 numaralı başvuru dosyasının konu ve kişi yönündenhukuki irtibat nedeniyle 2015/511 numaralı başvuru dosyası ilebirleştirilmesine, incelemenin 2015/511 numaralı başvuru dosyası üzerindenyapılmasına ve 2015/2095 numaralı başvuru dosyasının kapatılmasına kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına vebu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağınıbildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylarözetle şöyledir:
9. İlk başvurucunun eşi ve diğer başvurucuların babası H.A., Y.Yapı End. Tic. Ltd. Şti. isimli bir şirkette S. Gemiİnşaat A.Ş.ye ait bir sosyal tesisin inşası için çalışmakta iken 16/9/2006tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaşamını yitirmiştir.
A. İşyeri YetkilileriHakkında Yürütülen Ceza Soruşturması Süreci
10. Olayla ilgili olarak başlatılan ceza soruşturması kapsamındahazırlanan 16/9/2006 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre başvurucuların yakınıH.A., S. Gemi İnşaat A.Ş.ye ait sosyal tesisin yapımı sırasında demirden vetahtadan kurulmuş iskele üzerindeyken 14 metre yükseklikten yere düşmüştür.Anılan rapora göre H.A. olaydan hemen sonra ambulansla hastaneye götürülmüş,aynı gün hastanede yaşamını yitirmiştir.
11. H.A.nınyaşamını yitirmesi üzerine yapılan otopsi işlemi sonucunda hazırlanan raporda; H.A.nın kanında ve idrarında uyutucu ve uyuşturucu maddebulunmadığı, kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı iç kanama ve beyinkanaması sonucu meydana gelmiş olduğu belirtilmiştir.
12. Tuzla Polis Merkezi Amirliğinde görevli polisler tarafındanolay günü bazı kişilerin ifadesi alınmıştır. Olayın meydana geldiği anda H.A.ile birlikte iskelenin üzerinde bulunan H.G. isimli bir işçi ifadesinde özetledokuz aydır Y. Yapı End. Tic. Ltd. Şti. adlı şirketteçalıştığını, bu Şirketin S. Gemi İnşaat A.Ş.ye ait sosyal tesisin yapım işinialdığını, 16/9/2006 günü saat 15.45 sıralarında H.A.nın iskele üzerindeyken kalasa basacağı sıradaboşluğa bastığını ve yaklaşık 13-14 metre yükseklikten beton zemine düştüğünübelirtmiştir. H.G. ayrıca H.A.nınçalışma sırasında emniyet kemerini çıkardığını, H.A.nınkaza anında emniyet kemersiz olarak çalışmakta olduğunu ifade etmiştir. İ.Ö.isimli diğer bir işçi de H.G.nin ifadesine benzerşekilde beyanda bulunmuştur.
13. İşçilerin iş güvenliği konusunda eğitilmesi ve denetlenmesihususunda görevli olduğunu belirten Y.Y. adlı bir kişi ise olay günü alınanifadesinde özetle işçilerin iş güvenliği konusunda gerekli tedbirleri alıpalmadığını her gün denetlediğini, söz konusu olaydan yaklaşık yarım saat önceiskeledeki işçileri denetlediğini, bu sırada işçilerin emniyet kemerlerinintakılı ve mevcut halata bağlı olduğunu tespit ettiğini belirtmiştir. Y.Y. ayrıcaolaydan bir hafta önce, iş iskelesi kurulmadan önce, yüksekte çalışacakişçilere gerekli talimatları ve eğitimleri vermek üzere bir toplantıyaptıklarını ifade etmiştir. Y.Y. ifadesinde son olarak meydana gelen kazanındüşmeden önce emniyet kemerini çıkaran H.A.nınkusurundan kaynaklandığını, kendilerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığınıbelirmiştir. Olay günü ifadeleri alınan diğer yetkililer de genel olarak Y.Y.nin ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuşlardır.
14. Olay günü ifadesi alınan H.A.nın kardeşi K.A. ise ifadesinde özetle kardeşininyaklaşık 8-9 aydır Y. Yapı End. Tic. Ltd. Şti.deçalıştığını, kazada işyeri görevlilerinin kusurlu olduklarını düşündüğünübelirtmiştir. K.A., yetkililerin olay olduğu esnada işin başında olmadıklarını,dolayısıyla denetim ve kontrol görevlerini yapmadıklarını, yetkililerin aynızamanda çalışma alanında gerekli tedbirleri de almadıklarını ifade etmiştir.K.A. ayrıca kardeşinin düştüğü anda iskele söküm işinin yapılmakta olduğunuöğrendiğini, böylesi tehlikeli durumlarda işverenin çalışma alanında olmasıgerektiğini belirtmiştir.
15. Tuzla Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma kapsamında yaptığıaraştırmalar neticesinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Sorumlu Yardımcısı M.Y.,İş Güvenliği Amiri Y.Y. veY. Yapı End.Tic. Ltd. Şti.nin yetkilisi ve müteahhidi T.Y.hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan iddianame düzenlemiştir.İddianamenin kabul edilmesiyle Tuzla Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır.
16. Tuzla Asliye Ceza Mahkemesi, olayla ilgili olarak birçokkişinin ifadesini almıştır. Soruşturma aşamasında da ifadesi alınan H.G, Mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde özetle H.A.nın son iki üç ay kimseyle konuşmadığını, dalgın birşekilde çalıştığını, olaydan yaklaşık on dakika önce H.A.nın "Lavaboya gideceğim." diyerekemniyet kemerini çıkardığını, bu sırada kendisinin de emniyet kemeriniçıkardığını belirtmiştir. H.G. ifadesinde ayrıca emniyet kemerini çalışmaesnasında kendilerini biraz da rahatsız etmesi nedeniyle kullanmadıklarını,gerek S. Gemi İnşaat A.Ş. yöneticilerinin gerekse Y. Yapı End.Tic. Ltd. Şti. yetkililerinin emniyet kemerinin kullanılması hususundakendilerini uyardığını ifade etmiştir. H.G. ifadesinde son olarak çalıştıklarısırada sürekli olarak kendilerine nezaret eden Y. Yapı End.Tic. Ltd. Şti. Kalfası Y.K.nında emniyet kemeri hususunda kendilerini ikaz ettiğini ancak kendilerinin bunudikkate almadığını belirtmiştir. Diğer işçiler de genel olarak H.G.nin ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuşlardır.
17. Tuzla Asliye Ceza Mahkemesi, iki iş güvenliği uzmanının vebir inşaat mühendisinin bilirkişi olarak katılımıyla olay yerinde keşifyaptırmıştır. Yapılan keşif sonucunda bilirkişiler tarafından hazırlanan2/10/2007 tarihli raporun sonuç kısmında Y. Yapı End.Tic. Ltd. Şti. işvereni (müteahhidi) olan T.Y.ninişyerinde gerekli görevlendirmeleri yapması nedeniyle kusursuz olduğu, işgüvenliği sorumlusu (amiri) olarak görev yapan Y.Y.ningerekli denetim görevini yapmaması ve tedbirleri almaması nedeniyle talikusurlu olduğu, iş güvenliği sorumlu yardımcısı olarak görev yapan M.Y.nin ise gerekli kontrol ve denetimi yapmaması nedeniyletali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Raporda H.A.nın ise kendisine verilen emniyet kemerinikullanmayıp gerekli tedbir ve usullere uymaması nedeniyle asli kusurlu olduğuifade edilmiştir.
18. Davada katılan sıfatıyla yer alan başvurucular bilirkişiraporuna itiraz etmişlerdir. Başvurucular itiraz dilekçesinde özetle işverenT.Y.ye herhangi bir kusur atfedilmemiş olmasının hatalı olduğunu, T.Y.nin iş sağlığı ve güvenliği için gerekli olangörevlendirmeleri yapmasının söz konusu olmadığını, iş güvenliği konusundagörevlendirilen Y.Y.nin inşaat mühendisi olmayıpinşaat mühendisliği son sınıf öğrencisi olduğunu belirtmişlerdir. Başvurucularayrıca olay esnasında veya olay öncesinde işveren tarafından H.A.ya teslim edilmiş bir emniyetkemeri bulunmadığını, H.A.ya kişisel koruyucu malzemeolarak teslim edilen araç gereçler içinde emniyet kemerinin yer almadığınıifade etmişlerdir. Başvurucular son olarak yakınlarına iş güvenliği eğitimiverilmediğinin dosyadaki bilgilerle sabit olduğunu, dosyadaki eğitime ilişkinbilgilerin tamamının kazadan aylar sonrasına ait olduğunu iddia etmişlerdir.
19. Sanık konumundaki kişiler ise genel olarak olaydakusurlarının bulunmadığını, kazaya emniyet kemeri takmayan H.A.nın sebep olduğunu belirterek kendilerinisavunmuşlardır.
20. Tuzla Asliye Ceza Mahkemesi, dava dosyasındaki bilgi vebelgeleri dikkate alarak olay hakkında hazırlanan bilirkişi raporunu yeterligörmüş ve bu bilirkişi raporundaki değerlendirmeler doğrultusunda sanık T.Y.nin beraatine, diğer sanıklarY.Y. ile M.Y.nin ise 1 yıl 8 ay hapis cezası iletecziye edilmesine 26/12/2008 tarihinde karar vermiştir. Tuzla Asliye CezaMahkemesi, sanıklara verilen hapis cezasının bir gün karşılığının 20 TL'denparaya çevrilmesine ve sanıkların ayrı ayrı 12.100 TL adli para cezası ilecezalandırılmasına hükmetmiştir.
21. Başvurucular, eksik incelemeye dayalı ve hukuksal dayanaktanyoksun bilirkişi raporuna göre karar verildiğini belirterek temyiz talebindebulunmuşlardır. Başvurucular temyiz dilekçelerinde, genel olarak bilirkişiraporuna itiraz dilekçelerinde belirttikleri hususları yinelemişlerdir.
22. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sanık M.Y. ile sanık Y.Y.hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek (adli para cezasınıntaksitlendirilmesi ile ilgili bir hususla alakalı olarak) onanmasına, sanıkT.Y. hakkındaki beraat kararının ise eksik inceleme sonucu verildiğigerekçesiyle bozulmasına 26/3/2012 tarihinde karar vermiştir. Yargıtay 12. CezaDairesi bozma kararında özellikle iş güvenliği konusunda görevlendirilen Y.Y.nin inşaat mühendisi olmayıp inşaat mühendisliği sonsınıf öğrencisi olmasına, H.A.ya kişisel koruyucumalzeme olarak teslim edilen araç gereçler içinde emniyet kemerininbulunmamasına ve işçilere iş güvenliği ile ilgili eğitimlerin verildiğineilişkin evrakın olay tarihinden sonra düzenlenmiş olmasına vurgu yaparak sanık T.Y.nin kusurlu olabileceğini, konu ile ilgili olarakteknik bir üniversiteden bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirtmiştir.
23. Bozma kararından sonra yargılamaya devam eden Tuzla 2.Asliye Ceza Mahkemesi bozma kararına uyarak konu hakkında İstanbul TeknikÜniversitesinden bir bilirkişi raporu almıştır. İstanbul Teknik Üniversitesiİnşaat Fakültesinde görevli üç öğretim üyesi tarafından hazırlanan raporda,sanıklar M.Y. ile Y.Y.nin önceki raporda belirtildiğigibi tali kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Bununla birlikte raporda; Y. Yapı End. Tic. Ltd. Şti.nin uygun birşekilde iş iskelesi kurdurmadığı, iş güvenliğinin kişisel koruyucuları kullanıpkullanmama noktasına indirgendiği, bu sebeple Y. Yapı End.Tic. Ltd. Şti. sorumlusu Müteahhit T.Y.nin olaydaasli kusurlu olduğu, olayda yaşamını yitiren H.A.nın ise kişisel koruyucu kullanmadığı, dikkatsiz vetedbirsiz davranmak suretiyle kendi canını tehlikeye attığı gerekçesiyle talikusurlu olduğu belirtilmiştir.
24. Yargılama devam ederken yeni adliyenin açılması üzerinedava, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/187 Esas sayısını almışve yargılamaya bu Mahkeme devam etmiştir.
25. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesi, dava dosyasındabulunan tüm bilgi ve belgeleri dikkate alarak sanık T.Y.ninstandartlara uygun iskele kurdurmadığı, bu nedenle olayda asli kusurlu olduğusonucuna ulaşmış ve 24/9/2013 tarihinde sanık T.Y.nin2 yıl 1 ay hapis cezası ile tecziye edilmesine karar vermiştir. Mahkeme, buhapis cezasının bir gün karşılığının 20 TL'den paraya çevrilmesine ve sanık T.Y.nin 15.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasınakarar vermiştir.
26. Başvurucular anılan karara karşı temyiz yolunabaşvurmuşlardır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 15/9/2014 tarihinde, başvurucularıntemyiz itirazlarını yerinde görmeyip sanık T.Y. hakkında kurulan mahkûmiyethükmünün düzeltilerek -yanlış hesaplanan adli para cezasının 15.000 TL yerine15.200 TL olması- onanmasına karar vermiştir.
27. Bu karar 17/12/2014 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğedilmiştir.
28. Başvurucular, bunun üzerine 9/1/2015 tarihinde 2015/511numaralı bireysel başvuruyu yapmışlardır.
B. İşverenler AleyhineAçılan Tazminat Davası Süreci
29. Başvurucular, yakınlarının ölümünde kusurlarının bulunduğuiddiasıyla Y. Yapı End. Tic. Ltd. Şti. ile S. Gemiİnşaat A.Ş. aleyhine 7/3/2007 tarihinde Kartal 1. İş Mahkemesinde 3.000 TLmaddi tazminat talepli bir dava açmışlardır. Başvurucular 18/10/2010 tarihindeise manevi zararlarının karşılanması istemiyle toplam 450.000 TL talepli ayrıbir dava açmışlardır. Bu dava, Kartal 1. İş Mahkemesinde görülen dava ilebirleştirilmiştir.
30. Davalı Y. Yapı End. Tic. Ltd.Şti., Kartal 1. İş Mahkemesine sunduğu dilekçelerde özetle kazanın işçininkusurundan kaynaklandığını, işyerinde gerekli tedbirlerinin alındığını,işçilere iş güvenliği eğitiminin verildiğini, gerekli teçhizatın sağlandığını,kazada hayatını kaybeden işçinin eşinin (başvurucu Güler Ayyıldız) kazadan önceevini terk ettiğini, bu sebeple bu kişinin destekten yoksun kalma tazminatındanyararlanamayacağını belirterek davanın reddedilmesini talep etmiştir. Diğerdavalı S. Gemi İnşaat A.Ş. ise kazada hayatını kaybeden işçinin kendi işçisiolmadığını belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
31. Kartal 1. İş Mahkemesi, kusur durumuna ilişkin İş Sağlığıve Güvenliği Uzmanı M.R.Y. adlı kişiden bilirkişiraporu almıştır. Söz konusu raporda, Y. Yapı End.Tic. Ltd. Şti.nin %50, S. Gemi İnşaat A.Ş.nin %25 ve başvurucuların yakını H.A.nın %25 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Raporda;kusur tespiti ile ilgili değerlendirme yapılırken özellikle çalışma alanınınaltına güvenlik ağı gerilmemiş olmasına, H.A.nın emniyet kemeri kullanmasının sağlanmamışolmasına ve dava dosyasında H.A.ya iş güvenliğieğitiminin verildiğine ilişkin bilgi ve belge olmamasına vurgu yapılmıştır. Burapora davalı Y. Yapı End. Tic. Ltd. Şti.nin itiraz etmesi üzerine olay hakkında yeni bir raporalınmıştır. Üç kişilik bir heyet tarafından hazırlanan 30/6/2010 tarihli buraporda da önceki rapordaki kusur oranlarının olayın oluşuna uygun olduğubelirtilmiştir. Bu raporda Y. Yapı End. Tic. Ltd. Şti.nin %48, bu Şirketin iş güvenliği sorumlusu olan Y.Y.nin ise %2 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.Raporda S. Gemi İnşaat A.Ş.nin %23, bu Şirketin işgüvenliği sorumlu yardımcısı olan M.Y.nin ise %2oranında kusurlu olduğu ifade edilmiştir. Raporda, başvurucuların yakınına ise%25 oranında kusur atfedilmiştir.
32. Kartal 1. İş Mahkemesi başvurucuların zararlarınınhesaplanması için de bilirkişi raporu aldırmıştır. Başvurucuların vekili1/11/2010 tarihinde ıslah talebinde bulunarak başvuruculardan Güler Ayyıldıziçin talep edilen 1.000 TL maddi tazminatı 53.663,53 TL ye -zararınhesaplanması ile ilgili olarak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda-yükseltmiştir.
33. Kartal 1. İş Mahkemesi 9/11/2010 tarihinde dava dosyasındabulunan bilgi ve belgeleri dikkate alarak bilirkişi raporları doğrultusundadavanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Kartal 1. İş Mahkemesi, evlenmeihtimali indirimi ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan ödemeleridikkate alarak başvuruculardan Güler Ayyıldız lehine 47.981.75TL maddi tazminata hükmetmiştir. Kartal 1. İş Mahkemesi, Hüseyin Ayyıldız ileMerve Ayyıldız'ın maddi zararlarından SGK tarafından bağlanan gelirlerin sonpeşin sermaye değerleri mahsup edildiğinde maddi zararlarının bulunmadığısonucuna ulaşmıştır. Kartal 1. İş Mahkemesi manevi tazminat talepleri ileilgili olarak ise Güler Ayyıldız lehine 75.000 TL, Hüseyin Ayyıldız ile MerveAyyıldız lehine ise 50.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Kartal 1. İşMahkemesi ayrıca kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.478TL ile kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.200 TLtutarındaki vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.200 TL tutarındakivekâlet ücretinin ise davacılardan alınarak davalılara verilmesine kararvermiştir.
34. Bu karar taraflarca temyiz edilmiştir. Başvurucular temyizdilekçesinde özetle hükmedilen tazminatların mağduriyetlerini gidermekten uzakolduğunu, bunun yanı sıra 14.200 TL vekâlet ücreti ödemek zorunda olduklarınıbelirtmişlerdir. Davalılar ise diğer bazı iddiaların yanı sıra savunmahaklarının ihlal edildiği iddiasını ileri sürmüşlerdir.
35. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi manevi zararların tazminineilişkin 18/10/2010 tarihli dava dilekçesinin (bkz. § 29), bu dava sonucundaverilen birleştirme kararının, birleştirme kararı sonrası alınan hesapbilirkişisi raporunun ve bu rapor üzerine davacıların sunduğu ıslahdilekçesinin davalı Y. Yapı End. Tic. Ltd. Şti.avukatına 5/11/2010 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı avukatın bu belgelereve karara karşı beyanda bulunmak üzere süre istemesine rağmen yerel mahkemecebu istek hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamanın sonaerdirildiğini belirterek davalı Y. Yapı End. Tic.Ltd. Şti.nin savunma hakkının ihlal edildiği sonucunaulaşmıştır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, bu durumun bozma nedeni olduğunu ifadeetmiştir. Bozma kararında ayrıca reddedilen maddi tazminat miktarı üzerindendavalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de hatalı olduğu ifadeedilmiştir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, tarafların diğer temyiz itirazlarınınise reddine karar vermiştir.
36. Bozma kararından sonra yargılamaya Kartal 1. İş Mahkemesidevam etmiştir. Yargılama devam ederken yeni adliyenin açılması üzerine davaİstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesinin 2013/694 esasına kaydedilmiş veyargılamaya bu Mahkeme devam etmiştir.
37. Bozma kararından sonra ek bilirkişi raporu (zararlarınhesaplanmasına ilişkin) alınmıştır. Ek bilirkişi raporu, önceki rapordan sonrayürürlüğe giren asgari ücret artışları ile başka bazı hususlar dikkate alınarakhazırlanmıştır.
38. Başvurucular, ek bilirkişi raporundaki verileri dikkatealarak Güler Ayyıldız için 44.535,31 TL, Merve Ayyıldız için 422,98 TL dahadestekten yoksun kalma tazminatı doğduğunu belirterek ayrı bir dava açmıştır.Bu dava, İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesinde görülen dava ilebirleştirilmiştir.
39. İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi 28/3/2013 tarihinde, davakapsamında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabulünekarar vermiştir. Mahkeme, evlenme ihtimali indirimi ile Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) tarafından yapılan ödemeleri dikkate alarak başvuruculardan GülerAyyıldız lehine 90.241,57 TL maddi tazminata hükmetmiştir. Mahkeme, HüseyinAyyıldız lehine 1.000 TL, Merve Ayyıldız lehine 1.422,98 TL maddi tazminatahükmetmiştir. Mahkeme, manevi tazminat talepleri ile ilgili olarak ise GülerAyyıldız lehine 75.000 TL, Hüseyin Ayyıldız ile Merve Ayyıldız'ın her birineayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca kabul edilenmaddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 9.463,16 TL ile kabul edilen manevitazminat miktarı üzerinden hesaplanan 14.950 TL tutarındaki vekâlet ücretinindavalılardan alınarak davacılara verilmesine; reddedilen maddi tazminat miktarıüzerinden hesaplanan 955 TL ile reddedilen manevi tazminat miktarı üzerindenhesaplanan 14.200 TL tutarındaki vekâlet ücretinin davacılardan alınarakdavalılara verilmesine karar vermiştir.
40. Taraflarca temyiz edilen bu karar Yargıtay 21. HukukDairesinin 12/11/2013 tarihli kararıyla bozulmuştur. Kararın ilgili kısmışöyledir:
"(...)
Somut olayda,09.10.2011 tarihli hükme karşıdavacılar vekilinin maddi tazminata yönelik temyizitirazlarının red edilmesi nedeniyle davalı şirketleryararına oluşan usuli kazanılmış hak durumu dikkatealınmadan, 28.03.2013 tarihli ikinci kararda davacı çocuklar yararına madditazminata hükmedilmesi ile davacı eş yararına ilk hükümdeki miktardan dahafazla maddi tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmanedenidir.
3- Manevi tazminata yönelik temyizitirazlarına gelince;
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adıile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygunolmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayıgerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır.Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaçedinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusununetkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacakmanevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkçagösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim,bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerindeobjektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken,ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranınsatın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibiözellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı vegüvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerekgelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılıkuyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı eş yararınahükmedilen 75.000,00 TL manevi tazminat ile davacı çocuklar yararına hükmedilen50.000,00 TL manevi tazminatların fazlaolduğuortadadır.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayantemyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır."
41. İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi, bozma kararına uyarakGüler Ayyıldız lehine 47.981.75 TL maddi tazminatahükmetmiştir. Mahkeme, Hüseyin Ayyıldız ile Merve Ayyıldız'ın maddi tazminattaleplerinin ise SGK tarafından yapılan ödemeler nedeniyle maddi zararlarınınbulunmadığı gerekçesiyle reddine karar vermiştir. Mahkeme, Güler Ayyıldızlehine 50.000 TL, Hüseyin Ayyıldız ile Merve Ayyıldız'ın her birine ayrı ayrı25.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca kabul edilen madditazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.577,99 TL tutarındaki vekâlet ücretiile kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 10.400 TLtutarındaki vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 6.090,52 TL tutarındakivekâlet ücreti ile reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan10.400 TL tutarındaki vekâlet ücretinin ise davacılardan alınarak davalılaraverilmesine karar vermiştir.
42. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 28/10/2014 tarihinde anılankararın düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Yargıtay YirmibirinciHukuk Dairesi, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 6.090,52TL tutarındaki vekâlet ücretini 5.832,99 olarak, ayrıca yerel mahkeme kararınınyargılama masrafına ilişkin başka bir kısmını daha düzeltmiştir.
43. Bu karar 6/1/2015 tarihinde başvurucuların vekiline tebliğedilmiştir.
44. Başvurucular, bunun üzerine 4/2/2015 tarihinde 2015/2095numaralı bireysel başvuruyu yapmışlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
45. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı 1.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Bu Kanunun amacı işverenler ile bir işsözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışmaortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir."
46. 4857 sayılı Kanun'un olayın meydana geldiği tarihteyürürlükte bulunan "İşverenlerin veişçilerin yükümlülükleri" kenar başlıklı 77. maddesinin birinci ve ikincifıkraları şöyledir:
"İşverenler işyerlerinde iş sağlığı vegüvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçlerinoksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan hertürlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı vegüvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıyabulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak vesorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliğieğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak eğitimin usul ve esasları Çalışma veSosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
47. 4857 sayılı Kanun'un olayın meydana geldiği tarihteyürürlükte bulunan "İşin durdurulmasıveya işyerinin kapatılması" kenar başlıklı 79. maddesininbirinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Bir işyerinin tesis ve tertiplerinde,çalışma yöntem ve şekillerinde, makine ve cihazlarında işçilerin yaşamı içintehlikeli olan bir husus tespit edilirse, bu tehlike giderilinceye kadarişyerlerini iş sağlığı ve güvenliği bakımından denetlemeye yetkili ikimüfettiş, bir işçi ve bir işveren temsilcisi ile Bölge Müdüründen oluşan beşkişilik bir komisyon kararıyla, tehlikenin niteliğine göre iş tamamen veyakısmen durdurulur veya işyeri kapatılır (...)"
48. 4857 sayılı Kanun'un olayın meydana geldiği tarihteyürürlükte bulunan "İş sağlığı vegüvenliği kurulu" kenar başlıklı80. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
"Bu Kanuna göre sanayiden sayılan,devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerinyapıldığı işyerlerinde her işveren bir iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurmaklayükümlüdür.
İşverenler iş sağlığı ve güvenliğikurullarınca iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun olarak verilen kararlarıuygulamakla yükümlüdürler."
49. 4857 sayılı Kanun'un olayın meydana geldiği tarihteyürürlükte bulunan "İş yerihekimleri" kenar başlıklı81. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Devamlı olarak en az elli işçiçalıştıran işverenler, Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleridışında kalan, işçilerin sağlık durumunun ve alınması gereken iş sağlığı vegüvenliği önlemlerinin sağlanması, ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucusağlık hizmetlerini yürütmek üzere işyerindeki işçi sayısına ve işin tehlikederecesine göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir işyerisağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür."
50. 4857 sayılı Kanun'un olayın meydana geldiği tarihteyürürlükte bulunan "İş güvenliği ilegörevli mühendis veya teknik elemanlar" kenar başlıklı 82. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Bu Kanuna göre sanayiden sayılan,devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerinyapıldığı işyerlerinde işverenler, işyerinin iş güvenliği önlemlerininsağlanması, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi için alınacakönlemlerin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi hizmetlerini yürütmek üzereişyerindeki işçi sayısına, işyerinin niteliğine ve tehlikelilik derecesine görebir veya daha fazla mühendis veya teknik elemanı görevlendirmekleyükümlüdürler."
51. 4857 sayılı Kanun'un olayın meydana geldiği tarihteyürürlükte bulunan "İşçilerinhakları" başlıklı 83. maddesi şöyledir:
"İşyerinde iş sağlığı ve güvenliğiaçısından işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacakyakın, acil ve hayati bir tehlike ile karşı karşıya kalan işçi, iş sağlığı vegüvenliği kuruluna başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerinalınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul aynı gün acilen toplanarakkararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar işçiye yazılı olarakbildirilir.
İş sağlığı ve güvenliği kurulunun bulunmadığıişyerlerinde talep, işveren veya işveren vekiline yapılır. İşçi tesbitin yapılmasını ve durumun yazılı olarak kendisinebildirilmesini isteyebilir. İşveren veya vekili yazılı cevap vermek zorundadır.
Kurulun işçinin talebi yönünde karar vermesihalinde işçi, gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbiri alınıncaya kadarçalışmaktan kaçınabilir.
İşçinin çalışmaktan kaçındığı dönem içindeücreti ve diğer hakları saklıdır.
İş sağlığı ve güvenliği kurulunun kararına veişçinin talebine rağmen gerekli tedbirin alınmadığı işyerlerinde işçiler altıiş günü içinde, bu Kanunun 24 üncü maddesinin (I)numaralı bendine uygun olarak belirli veya belirsiz süreli hizmet akitleriniderhal feshedebilir.
Bu Kanunun 79 uncu maddesine göre işyerindeişin durdurulması veya işyerinin kapatılması halinde bu madde hükümleriuygulanmaz."
52. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve GenelSağlık Sigortası Kanunu'nun "İşkazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" kenar başlıklı13. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
(...)
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engellihâle getiren olaydır."
53. 5510 sayılı Kanun'un olayın meydana geldiği tarihteyürürlükte bulunan "İş kazası, meslekhastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar"kenar başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
"İş kazası veya meslek hastalığı hallerinedeniyle sağlanan haklar şunlardır:
(...)
c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölensigortalının hak sahiplerine; gelir bağlanması.
d) Gelir bağlanmış olan eş ve çocuklara;evlenme ödeneği verilmesi.
e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölensigortalı için; cenaze ödeneği verilmesi."
54. 5510 sayılı Kanun'un"İş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık bakımından işverenin ve üçüncükişilerin sorumluluğu" kenar başlıklı 21. maddesinin birinci vedördüncü fıkraları şöyledir:
"İş kazası ve meslek hastalığı, işvereninkastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırıbir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerinebu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanangelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veyahak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere,Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlıkilkesi dikkate alınır.
(...)
İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık,üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve haksahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanangelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebepolan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir. "
55. 9/12/2003 tarihli ve 25311 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği'nin 5. maddesi şöyledir:
"İşverenlerin yükümlülükleri ile ilgiligenel hükümler aşağıda belirtilmiştir:
a) İşveren, işle ilgili her konuda işçilerinsağlık ve güvenliğini korumakla yükümlüdür.
b) İşverenin iş sağlığı ve güvenliği konusundaişyeri dışındaki uzman kişi veya kuruluşlardan hizmet alması bu konudakisorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
c) İşçilerin iş sağlığı ve güvenliğikonusundaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluğu ilkesini etkilemez."
56. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği'nin 6. maddesi şöyledir:
"İşveren aşağıda belirtilen sağlık vegüvenlikle ilgili hususları yerine getirmekle yükümlüdür:
a) İşveren, işçilerin sağlığını ve güvenliğinikorumak için mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahilgerekli her türlü önlemi almak, organizasyonu yapmak, araç ve gereçlerisağlamak zorundadır.
İşveren, sağlık ve güvenlik önlemlerinindeğişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun sürekliiyileştirilmesi amaç ve çalışması içinde olacaktır.
b) İşveren, sağlık ve güvenliğin korunması ileilgili önlemlerin alınmasında aşağıdaki genel prensiplere uyacaktır:
1) Risklerin önlenmesi,
2) Önlenmesi mümkün olmayan risklerindeğerlendirilmesi,
3) Risklerle kaynağında mücadele edilmesi,
4) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için,özellikle işyerlerinin tasarımında, iş ekipmanları, çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen gösterilmesi, özellikle demonoton çalışma ve önceden belirlenmiş üretim temposunun hafifletilerekbunların sağlığa olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi,
5) Teknik gelişmelere uyum sağlanması,
6) Tehlikeli olanların, tehlikesiz veya dahaaz tehlikeli olanlarla değiştirilmesi,
7) Teknolojinin, iş organizasyonunun, çalışmaşartlarının, sosyal ilişkilerin ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerinetkilerini kapsayan genel bir önleme politikasının geliştirilmesi,
8) Toplu korunma önlemlerine, kişisel korunmaönlemlerine göre öncelik verilmesi,
9) İşçilere uygun talimatların verilmesi.
c) İşveren, işyerinde yapılan işlerinözelliklerini dikkate alarak;
1) Kullanılacak iş ekipmanının, kimyasal maddeve preparatların seçimi, işyerindeki çalışma düzeni gibi konular da dahilişçilerin sağlık ve güvenliği yönünden tüm riskleri değerlendirir. Budeğerlendirme sonucuna göre; işverence alınan önleyici tedbirler ile seçilençalışma şekli ve üretim yöntemleri, işçilerin sağlık ve güvenlik yönündenkorunma düzeyini yükseltmeli ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesindeuygulanmalıdır.
2) Bir işçiye herhangi bir görev verirken,işçinin sağlık ve güvenlik yönünden uygunluğunu göz önüne alır.
3) Yeni teknolojinin planlanması veuygulanmasının, seçilecek iş ekipmanının çalışma ortam ve koşullarına,işçilerin sağlığı ve güvenliğine etkisi konusunda işçiler veya temsilcileri ileistişarede bulunur.
4) Ciddi tehlike bulunduğu bilinen özelyerlere sadece yeterli bilgi ve talimat verilen işçilerin girebilmesi içinuygun önlemleri alır.
d) Aynı işyerinin birden fazla işverentarafından kullanılması durumunda işverenler, yaptıkları işin niteliğinidikkate alarak; iş sağlığı ve güvenliği ile iş hijyeni önlemlerininuygulanmasında işbirliği yapar, mesleki risklerinönlenmesi ve bunlardan korunma ile ilgili çalışmaları koordine eder,birbirlerini ve birbirlerinin işçi veya işçi temsilcilerini riskler konusundabilgilendirirler.
e) İş sağlığı ve güvenliği ile iş hijyenikonusunda alınacak önlemler hiç bir şekilde işçileremali yük getirmez."
57. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği'nin 7. maddesi şöyledir:
"İşyerinde sağlık ve güvenlikle ilgilikoruyucu ve önleyici hizmetlerin yerine getirilmesi için aşağıda belirtilenhususlara uyulacaktır:
a) Bu Yönetmeliğin 5 ve 6 ncı maddelerinde belirtilen yükümlülükler saklı kalmakkaydıyla, işveren, işyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önlemek vekoruyucu hizmetleri yürütmek üzere, işyerinden bir veya birden fazla kişiyigörevlendirir.
b) Sağlık ve güvenlikle görevli kişiler,işyerinde bu görevlerini yürütmeleri nedeniyle hiçbir şekilde dezavantajlıduruma düşmezler. Bu kişilere, söz konusu görevlerini yapabilmeleri içinyeterli zaman verilir.
c) İşyerinde bu görevleri yürütebileceknitelikte personel bulunmaması halinde, işveren dışarıdan bu konuda yeterlikbelgesi olan uzman kişi veya kuruluşlardan hizmet alır.
d) İşveren hizmet aldığı kişi veyakuruluşlara, işçilerin sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesimuhtemel faktörler hakkında bilgi verir. Bu kişi veya kuruluşlar, buYönetmeliğin 10 uncu maddesinin (b) bendinde sözü edilen işçiler ve buişçilerin işverenleri hakkındaki gerekli bilgilere de ulaşabilmelidirler.
e) İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetleriniyürütmek üzere:
1) Görevlendirilen kişiler gerekli nitelik,bilgi ve beceriye sahip olacaktır.
2) Dışarıdan hizmet alınan kişi veyakuruluşlar gerekli kişisel beceri, mesleki bilgi ve donanıma sahip olacaktır.
3) Görevlendirilen kişiler veya dışarıdanhizmet alınan kişi veya kuruluşların sayısı; işyerinin büyüklüğü, maruzkalınabilecek tehlikeler ve işçilerin işyerindeki dağılımı dikkate alınarak,koruyucu ve önleyici çalışmaların organizasyonunu yapmaya ve yürütmeye yeterliolacaktır.
f) İşyeri içindeki veya dışındaki kişi veyakuruluşların bu maddede belirtilen sağlık ve güvenlik risklerini önleme verisklerden korunma ile ilgili görev ve sorumlulukları açık olarak belirlenir.Bu kişi ve kuruluşlar gerektiğinde birlikte çalışırlar.
g) İşverenin yeterli mesleki bilgi, beceri vedonanıma sahip olması halinde, işyerinin büyüklüğü, işin niteliği ve işçisayısı dikkate alınarak bu maddenin (a) bendinde belirtilen hususların yerinegetirilmesi sorumluluğunu kendisi üstlenebilir.
h) İş sağlığı ve güvenliği konularında hizmetverecek kişi ve kuruluşların nitelikleri ve belgelendirilmesi ile işvereninsorumluluğu hangi hallerde üstlenebileceği ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıktarafından belirlenir."
58. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği'nin 12. maddesişöyledir:
"İşyerinde sağlık ve güvenliğinsağlanması ve sürdürülebilmesi için;
a) İşveren, her işçinin çalıştığı yere veyaptığı işe özel bilgi ve talimatları da içeren sağlık ve güvenlik eğitimialmasını sağlamak zorundadır. Bu eğitim özellikle;
1) İşe başlanmadan önce,
2) Çalışma yeri veya iş değişikliğinde,
3) İş ekipmanlarının değişmesi halinde,
4) Yeni teknoloji uygulanması halinde,
yapılır.
Eğitim, değişen ve yeni ortaya çıkan risklereuygun olarak yenilenir ve gerektiğinde periyodik olarak tekrarlanır.
b) İşveren, başka işyerlerinden çalışmak üzerekendi işyerine gelen işçilerin yaptıkları işlerde karşılaşacakları sağlık vegüvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimat almalarını sağlar.
c) Sağlık ve güvenlik ile ilgili özel görevibulunan işçi temsilcileri özel olarak eğitilir.
d) (a) ve (c) bentlerinde belirtilen eğitim,işçilere veya temsilcilerine herhangi bir mali yük getirmez ve eğitimlerdegeçen süre çalışma süresinden sayılır."
59. İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği'nin 13. maddesişöyledir:
"İşçiler işyerinde sağlık ve güvenlikleilgili aşağıda belirtilen hususlara uymakla yükümlüdür:
a) İşçiler, davranış ve kusurlarından dolayı,kendilerinin ve diğer kişilerin sağlık ve güvenliğinin olumsuz etkilenmemesiiçin azami dikkati gösterirler ve görevlerini, işveren tarafından kendilerineverilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yaparlar.
b) İşçiler, işveren tarafından kendilerineverilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda, özellikle;
1) Makina, cihaz, araç, gereç, tehlikelimadde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını doğru şekilde kullanmak,
2) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucudonanımı doğru kullanmak ve kullanımdan sonra muhafaza edildiği yere gerikoymak,
3) İşyerindeki makina, cihaz, araç, gereç,tesis ve binalardaki güvenlik donanımlarını kurallara uygun olarak kullanmak vebunları keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek,
4) İşyerinde sağlık ve güvenlik için ciddi veani bir tehlike olduğu kanaatine vardıkları herhangi bir durumlakarşılaştıklarında veya koruma tedbirlerinde bir aksaklık ve eksiklikgördüklerinde, işverene veya sağlık ve güvenlik işçi temsilcisine derhal habervermek,
5) İşyerinde, sağlık ve güvenliğin korunmasıiçin teftişe yetkili makam tarafından belirlenen zorunlulukların yerinegetirilmesinde, işverenle veya sağlık ve güvenlik işçi temsilcisi ile işbirliği yapmak,
6) İşveren tarafından güvenli çalışma ortam vekoşullarının sağlanması ve kendi yaptıkları işlerde sağlık ve güvenlik yönündenrisklerin önlenmesinde, işveren veya sağlık ve güvenlik işçi temsilcisi ilemevzuat uygulamaları doğrultusunda işbirliği yapmak,
ile yükümlüdürler."
B. Uluslararası Hukuk
60. 1961 tarihli Avrupa Sosyal Şartı’nın yerini almak üzereAvrupa Konseyi tarafından 1996 tarihinde kabul edilen (gözden geçirilmiş)Avrupa Sosyal Şartı'nın "Güvenli vesağlıklı çalışma koşulları hakkı" kenar başlıklı 3. maddesişöyledir:
"Âkit Taraflar, işverenlerin veçalışanların örgütlerine danışarak, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarınasahip olma hakkının etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak üzere;
1- İş güvenliği, iş sağlığı ve çalışma ortamıhakkında tutarlı bir ulusal politika oluşturmayı, uygulamayı ve bunu belliaralıklarla gözden geçirmeyi, bu politikanın temel hedefi, iş güvenliği ve işsağlığını iyileştirmeyi ve özellikle çalışma ortamının doğasından kaynaklanantehlike sebeplerini en aza indirmek yoluyla, çalışma sırasında ortaya çıkan yada bununla bağlantılı olan hastalıkları ve kazaları önlemeyi;
2- Güvenlik ve sağlık alanlarındayönetmelikler hazırlamayı;
3- Denetim yoluyla bu yönetmeliklerinuygulanmasını sağlamayı;
4- Tüm çalışanlar için, aslen koruma vedanışmanlık işlevlerine sahip iş sağlığı hizmetlerinin geliştirilmesinidesteklemeyi;
taahhüt ederler."
61. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkesin yaşam hakkı yasaylakorunur(...)"
62. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre inşaatalanlarında yürütülen faaliyetler doğaları gereği tehlikeli nitelikte olmalarınedeniyle insan yaşamına yönelik risk teşkil edebilecek mahiyettedir. Bunedenle devletin, -faaliyetin kendine özgü koşullarına bağlı düzenlemeleryapmak da dâhil olmak üzere- bireylerin güvenliğini sağlamaya yönelik gereklimakul önlemleri alması gerekir (Cevrioğlu/Türkiye,B. No: 69546/12, 4/10/2016, § 57).
63. AİHM; Sofya'da bir şantiyede inşaat işçisi olarak çalışankişinin yapı iskelesinden düşerek yaşamını yitirmesi üzerine, ölen kişininannesi ve babası tarafından ceza soruşturması yolu tüketildikten sonra yapılanbireysel başvuruda anne ve babanın Bulgar hukukunda etkili bir hukuki çare olantazminat yoluna başvurmadığına özellikle vurgu yaparak kabul edilemezlik kararıvermiştir (Kostovi/Bulgaristan, B. No: 28511/11, 15/4/2014,§§ 1-35).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
64. Mahkemenin 19/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Yaşam Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
65. Başvurucular Tuzla Tersanesi'nde çalışan yakınlarının birşirkete ait sosyal tesisin yapımı sırasında kalıp sökerken 14 metre yüksektendüşerek hayatını kaybettiğini belirtmişlerdir. Başvurucular, söz konusu kazanınişverenler tarafından işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili önlemlerinalınmaması, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili eğitimlerin işçiyeverilmemiş olması nedenleriyle meydana geldiğini ileri sürmüşlerdir.Başvurucular, tüm bunlara rağmen işverenler aleyhine yürütülen kamu davasındayakınlarına kusur atfedilmesinin silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiğiniiddia etmişlerdir. Başvurucular, kamu davası sırasında ileri sürdükleriitirazların dikkate alınmadığını ve lehe olan hususların derece mahkemelerincedeğerlendirilmediğini belirterek adil yargılanma hakkı ile etkili başvuruhakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular, kamu davasısonucunda işverenler hakkında olası kasıtla ya da bilinçli taksirle öldürmeyerine taksirle öldürme suçundan hüküm kurulduğunu, işverenlerin yeterliolmayan hapis cezaları ile tecziye edildiğini, bu hapis cezalarının ise adlipara cezasına çevrildiğini, işverenlerin üst hadden değil de alt sınırdancezalandırılması nedeniyle adeta ödüllendirildiğini belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular olay hakkındayürütülen ceza soruşturması ve kovuşturmasının sekiz yılı aşkın bir süredeneticelendiğini belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini,olayın etkili bir şekilde soruşturulmadığını, sanıklara etkili cezayöntemlerinin uygulanmadığını belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir. Başvurucular, Türkiye'de işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgiliönlemlerin alınıp alınmadığı denetlenmediği için her yıl binden fazla işçininiş kazası geçirerek yaşamını yitirdiğini ve bu olaylar neticesinde sorumlularhakkında sembolik cezalar verildiğini ileri sürmüşlerdir.
66. Başvurucular açtıkları maddi tazminat talepli ek davanındavalılar lehine usule ilişkin kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiylereddedildiğini oysa somut olayda davalılar lehine usule ilişkin kazanılmış hakdoğmadığını, bu hususa ilişkin lehe Yargıtay kararlarının dikkate alınmadığınıbelirterek silahların eşitliği ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular, ek maddi tazminat taleplerininreddedilmesi nedeniyle ayrıca eşitlik ilkesinin ve mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir. Dava sonucunda hükmedilen manevi tazminatmiktarlarının da mağduriyetlerini gidermekten oldukça uzak olduğunu, Yargıtayın bozma kararı sonrasında ilk derece mahkemesininYargıtay'ın bozma kararına uymasının hâkimlerin bağımsızlığı ilkesine aykırılıkteşkil ettiğini belirterek adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
67. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
68. Başvurucular, yakınlarının ölümü ile neticelenen olaylailgili olarak kamu görevlileri hakkında herhangi bir ceza ve/veya idarisoruşturma başlatılmamasından şikâyet etmedikleri gibi bu olayla ilgili olarakidari yargıda açılmış bir tam yargı davasından da bahsetmemişlerdir.Başvurucular başvuru formunda soyut bir şekilde ve genel bir bilgi vermemahiyetinde Türkiye'de işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili önlemlerinalınıp alınmadığı denetlenmediği için her yıl binden fazla işçinin iş kazasıgeçirerek yaşamını yitirdiğini ve bu olaylar neticesinde sorumlular hakkındasembolik cezalar verildiğini belirtmiş iseler de kamu makamlarının kusurunailişkin olarak herhangi bir hukuk yoluna başvurmadıkları için mevcut başvurudabu kapsamda bir değerlendirme yapılamamıştır.
69. Somut olayda başvurucular, yakınlarının ölüm olayı hakkındaiş yeri yetkilileri aleyhine yürütülen ceza davasının kesin bir kararla neticelenmesindenve olay hakkında işverenler aleyhine iş mahkemesinde açtıkları tazminatdavasının kısmen reddedilmesinden sonra bireysel başvuruda bulunmuşlardır.Başvurucular, başvuru formunda genel olarak, gerek iş yeri yetkilileri hakkındayürütülen ceza soruşturması sonucundan gerekse işverenler aleyhine açılantazminat davasında verilen kararlardan şikâyet ederek etkili bir yargısalkorumadan yararlanamadıklarını ileri sürmüşlerdir. Bu itibarla başvurucularınbu başlık altındaki tüm iddialarının bir bütün olarak yaşam hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
70. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
71. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısımlarının şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyalhukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
a. Genel İlkeler
72. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkıAnayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif venegatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).
73. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanındabulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermemeyükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanındabulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğerbireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklerekarşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).
74. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
75. Anayasa Mahkemesi açısından idari makamlar ve derecemahkemeleri tarafından başvurucular lehine bir tedbir ya da kararın alınmasısuretiyle ihlalin tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalin uygun veyeterli biçimde giderilmesi hâlinde ilgili tarafın artık mağdur olduğu ilerisürülemeyecektir (Sadık Koçak ve diğerleri,B. No. 2013/841, 23/1/2014, § 83).
76. Mağduriyetin giderilmesi, özellikle ihlal edildiği ilerisürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bu kararınardından ilgili açısından uğradığı zararların devam edip etmediğine bağlıdır.Başvuruculara sunulan telafi imkânının uygun ve yeterli olup olmadığı kararı,söz konusu anayasal temel hak ve özgürlüğün ihlalinin niteliği gözönünde bulundurularak dava koşullarının tamamınındeğerlendirilmesi sonucunda verilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucununmağdur sıfatı, Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için aynı zamandaidari veya yargısal bir kararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata dabağlı olabilecektir (Sadık Koçak vediğerleri, § 84).
77. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkıbağlamında mağduriyetin giderilip giderilmediğinin tespiti açısından kasten,saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olayları ile ihmal sonucumeydana gelen ölüm olayları arasında bir ayrım yapmak gerekir (Mehmet Aydoğan ve NuferAydoğan, B. No: 2013/3775, 14/4/2016, § 55).
78. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydanagelen ölüm olaylarına ilişkin davalarda Anayasa'nın 17. maddesi gereğincedevletin ölümcül saldırı durumunda sorumluların tespitine vecezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütmeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukukisoruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkıihlalini gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).
79. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkindavalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşamhakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündekipozitif yükümlülük, her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez.Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açıkolması yeterli olabilir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).
80. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölümolaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme hatasınıveya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçların farkındaolmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri göz ardıederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek içingerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda -bireyler kendiinisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun- insanlarınhayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamadabulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması Anayasa'nın 17. maddesininihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 60).
81. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ilerisürüldüğü tazminat ve tam yargı davalarında, derece mahkemelerinin Anayasa’nın17. maddesinin gerektirdiği özende bir inceleme yapma yükümlülüğübulunmaktadır. Bununla birlikte söz konusu özen yükümlülüğü, yaşam hakkı ileilgili her davada mutlaka mağdurlar lehine bir sonuca varılmasını garantialtına almamaktadır (Aysun Okumuş ve AytekinOkumuş, B. No: 2013/4086, 20/4/2016, § 73).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
82. Başvuruya konu iş kazası sonucunda meydana gelen ölümolayıyla ilgili olarak başvurucuların Türk hukuk sisteminde kullanabileceğibirden fazla hukuki yol bulunmaktadır. Bu kapsamda başvurucular, yaşanan olayhakkında bir ceza soruşturması başlatılmasını ve olayda kusuru bulunan kişilerhakkında kamu davası açılmasını yetkili Cumhuriyet Başsavcılığından talepedebilirler. İkinci bir yol olarak başvurucular, yakınlarının ölümünden sorumluolduğunu düşündükleri kişiler aleyhine yetkili ve görevli hukuk mahkemesindetazminat davası açabilirler. Üçüncü bir yol olarak ise başvurucular, yaşananolayda hizmet kusuru bulunduğu kanaatinde iseler ilgili kamu idaresi aleyhineidari yargıda tam yargı davası açabilirler. Somut olayda başvurucular, cezasoruşturması yolu ile tazminat davası açma yolunu kullanmışlardır.Başvurucular, yakınlarının ölümü ile neticelenen olayda kamu makamlarınıngerekli olan düzenlemeleri ve/veya denetimi yapmadığı şeklinde bir iddiayla herhangibir kanun yoluna başvurmamışlardır. Bu durumda yaşam hakkı kapsamında devletinsahip olduğu etkili yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğün somutolayda yerine getirilip getirilmediği, işyeri yetkilileri hakkında yürütülenceza soruşturması ile işverenler aleyhine açılan tazminat davasının niteliği veözelliği dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
83. Başvuru formu ve eklerinde başvurucuların yaşadığı üzüntüverici olayın kasıtlı bir tutumdan kaynaklandığını gösteren herhangi bir bilgive belge bulunmamaktadır. Olayın meydana geldiği koşullar da bu bağlamdaherhangi bir şüphe uyandırmamaktadır. Nitekim başvurucular da söz konusu olayınkasıtlı bir şekilde gerçekleştirildiği yönünde bir iddia ileri sürmemişlerdir.
84. Ceza soruşturması ve kovuşturması neticesinde elde edilenveriler iş yeri yetkililerinin belli ölçüde kusurlarının olduğunu ortaya koysada etkili yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğün somut olaydamutlaka ceza davasını gerektirdiği söylenemez. Yaşam hakkı kapsamındaki etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü,somut olayda başvuruculara hukuk mahkemeleri önünde açabilecekleri bir tazminatdavası yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş sayılabilir. Bu sebeple somutolayda ceza yargılaması sürecinin ayrıca incelenmesinin gerekmediğideğerlendirilmiştir.
85. Başvurucuların açtığı tazminat davası sonucunda çalışmaalanının altına güvenlik ağı gerilmemiş olmasına, başvurucuların yakınınınemniyet kemeri kullanmasının sağlanamamış olmasına ve dava dosyasındabaşvurucuların yakınına iş güvenliği eğitiminin verildiğine ilişkin bilgi vebelge olmamasına vurgu yapan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurularakişverenlerin somut olayda kusurlu oldukları açıkça kabul edilmiştir. Başka biranlatımla başvuruya konu olayda yaşam hakkının ihlal edildiği derecemahkemelerince hüküm altına alınmıştır.
86. Başvurucuların açtığı tazminat davası sonucunda ayrıca,başvuru dosyasında objektifliğinden ve yeterliliğinden şüphelenilmesinigerektirecek herhangi bir veri bulunmayan bilirkişi raporu doğrultusundabaşvuruculardan Güler Ayyıldız lehine toplam 47.981.75TL maddi, 50.000 TL manevi; başvuruculardan Hüseyin Ayyıldız ile Merve Ayyıldızlehine ise toplam 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Başvurucularındiğer taleplerinin ise gerekçesi de açıklanmak suretiyle reddine kararverilmiştir.
87. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde derece mahkemelerincedava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler dikkate alınmak ve ilgili hukukkuralları yorumlanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerekbaşvurucular lehine belli bir miktar tazminata hükmedildiği, gerek bilirkişiraporlarının gerekse derece mahkemelerince verilen kararların keyfî olduğundansöz edilemeyeceği, davanın koşullarına göre belirlenen tazminat miktarları ilebaşvurucuların uğradığı zarar arasında açık bir orantısızlık bulunmadığı,başvurucuların yargılamaya etkin bir şekilde katılıp iddia ve itirazlarınıderece mahkemeleri önünde dile getirebilme imkânı elde edebildiği, dolayısıylamevcut yargısal sistemin somut olayda etkisiz bir şekilde işlediğinden sözedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Somut olayda hâkimlerin bağımsızlığı vetarafsızlığı ilkesine aykırılık teşkil eden herhangi bir hususun da bulunmadığıdeğerlendirilmiştir.
88. Somut olayda etkili bir şekilde yürütülen yargılamasonucunda yaşam hakkının ihlal edildiğinin tespit edildiği ve ihlale karşılıkolarak uygun ve yeterli tazminata hükmedildiği dikkate alındığındabaşvurucuların etkili bir yargısal korumadan yararlanamadıkları ve hükmedilentazminat miktarlarının mağduriyetlerini gidermediği yönündeki şikayetlerininaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
89. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
90. Başvurucular işverenler aleyhine açtıkları maddi ve manevitazminat davasının yedi yıl sekiz ay gibi bir sürede tamamlanması nedeniylemakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
91. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §26) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları TazminatKomisyonu Başkanlığına (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesineilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır.
92. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyleulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul birbaşarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkântanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunmasınedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkanına sahip olduğuhususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda AnayasaMahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarışansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen TazminatKomisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesininbireysel başvurunun ikincil niteliğiile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
93. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
94. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
95. Başvurucular reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarıüzerinden oldukça yüksek miktarda vekâlet ücreti ödemek zorunda kalmalarınedeniyle adil yargılanma hakkı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
96. Başvurucuların bu başlık altındaki şikâyetlerinin mahkemeyeerişim hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
97. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52). Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hakolmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirileceksınırlandırmaların; hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru biramaç izlemesi, açık ve ölçülü olması, başvurucu üzerinde ağır bir yükoluşturmaması gerekir (Serkan Acar,B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38). Ulaşılmak istenenkamu yararının gerekleri ile bireylerin temel hakları arasında gözetilmesigereken adil dengeyi bozan ve başvuruculara çok yüksek bir külfet yükleyendüzenlemeler mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793,18/9/2014, § 48).
98. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu türgiderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksizbaşvurular önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin gereksizyere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıylabaşvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamınıbelirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülenyükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecedezorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, § 39).
99. Hukuk yargılamalarında uygulanan ve Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi kararlarında da geçen "kaybedenöder" ilkesi, tarafların yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkememasraflarına hükmedilmesine ilişkin düzenlemeleri ifade eder (Hüseyin Sezen, § 50).
100. Başvurucuların açtığı tazminat davasında, başvurucularınmaddi ve manevi tazminat talepleri kısmen kabul edilerek başvurucular lehinetoplam 147.981,75 TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş, ayrıca kabul edilenmaddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.577,99 TL tutarındaki vekâletücreti ile kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 10.400 TLtutarındaki vekâlet ücretinin davalılardan alınarak başvuruculara verilmesinekarar verilmiştir. Benzer şekilde, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerindenhesaplanan 5.832,99 TL tutarındaki vekâlet ücreti ile reddedilen manevitazminat miktarı üzerinden hesaplanan 10.400 TL tutarındaki vekâlet ücretininise başvuruculardan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
101. Somut olayda başvurucuların maddi tazminat talepleriyönünden kısmi olarak haklı olmadıkları yapılan yargılama süreci sonundabelirlenmiştir. Ayrıca başvurucuların manevi tazminat taleplerinin de kısmenreddedildiği görülmektedir. Bu durumda, davanın reddedilen kısmı yönünden karşıtarafın hukuki temsil masraflarını karşılamak üzere ödenmesine hükmedilen16.232,99 TL tutarındaki vekâlet ücretinin hükmedilen tazminata (147.981,75 TL)oranı yaklaşık %11 olup, müdahalenin meşru amacı ile karşılaştırıldığında buoranın ölçüsüz olmadığı değerlendirilmiştir. Buna göre başvurucuların mahkemeyeerişim haklarının ihlal edilmediği açıktır.
102. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA19/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.