TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLHAN APARTMANI YÖNETİMİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18363)
Karar Tarihi: 9/10/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Gülhan Apartmanı Yönetimi
Temsilcisi
:
Şefik GÜLHAN
Vekili
:
Av. Edip MULLAKÜTÜKÇÜ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ortak amaca tahsis edilen yere yönelik müdahaledenkaynaklanan ecrimisil isteğinin reddedilmesinedeniyle mülkiyet hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Bakanlık, görüşbildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Başvuru KonusuUyuşmazlığın Arka Planı
8. Hatay'ın merkez ilçesi Armutlu köyünde bulunan 552 parselsayılı Gülhan Apartmanı üzerinde kat irtifakı mevcuttur. Bu apartman 24 daire,5 dükkan, 1 adet kapıcı dairesi ve 1 adet müşterek odunluktan oluşmaktadır.Belediye tarafından onaylı ruhsat ve projede 70 m2'lik bir alana sahip odunluğun birkısmı 31/4/1994 tarihinde yapılan tadilat ile 32 ve 33 numaralı deponiteliğindeki dükkanlara ilave edilmiş ancak yapılan bu tadilat işlemi7/10/2003 tarihli Mahkeme kararıyla iptal edilmiştir.
9. Başvurucu apartman yönetimi 32 ve 33 numaralı bağımsızbölümlerin maliki aleyhine odunlukken bu bağımsız bölümlere ilave edilen alanınkullanımından dolayı 3.450 TL asıl ve 768,49 TL faizden oluşan ecrimisil (işgal tazminatı) istemiyle icra takibibaşlatmıştır. Davalı 4/8/2010 tarihinde ödeme emrine itiraz ederek takibidurdurmuştur.
B. Yargılama Süreci
10. Başvurucu apartman yönetimi adına Şefik Gülhan 22/11/2010tarihli dilekçe ile meni müdahale ve kal istekli davanın lehe sonuçlanmasıylahaklılığı tespit edildiğinden davalı hakkında icra takibi başlatılmışsa dadavalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürmüştür. Başvurucuhaksız itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
11. Hatay 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 1/10/2013 tarihli kararladavanın kabulüne karar vermiştir. Söz konusu kararda müşterek alanniteliğindeki odunluğun davalı tarafından kiralanarak menfaat elde edildiğineişaret edilmiştir.
12. Bu karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 18.Hukuk Dairesi 11/13/2014 tarihinde ortak amaçlara tahsis edilmiş olan yerlerintüm kat maliklerinin oybirliğiyle dahi kiraya verilmesi mümkün olmadığından bugibi yerlerin işgali sebebiyle ecrimisilistenemeyeceği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
13. İlk derece mahkemesi bozma kararına uyarak 4/12/2014tarihinde davanın reddine karar vermiştir.
14. Başvurucu tarafından temyiz edilen hüküm Yargıtayca19/10/2015 tarihinde onanarak kesinleşmiştir.
15. Nihai karar 17/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 27/11/2015tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Hükümleri
16. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 1.maddesi şöyledir:
“Tamamlanmışbir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkan, mağaza, mahzen, depo gibibölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanlarıüzerinde, o gayrimenkulün maliki veya ortak malikleri tarafından, bu Kanunhükümlerine göre, bağımsız mülkiyet hakları kurulabilir.
Yapılmakta veya ileride yapılacak olan biryapının, birinci fıkrada yazılı nitelikteki bölümleri üzerinde, yapıtamamlandıktan sonra geçilecek kat mülkiyetine esas olmak üzere, arsa malikiveya arsanın ortak malikleri tarafından, bu Kanun hükümlerine göre irtifakhakları kurulabilir.”
17. 634 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ''Ortak yerler'' kenar başlıklı ilgili kısmı şöyledir:
“Ortakyerlerin konusu sözleşme ile belirtilebilir. Aşağıda yazılı yerler ve şeyler buKanun gereğince her halde ortak yer sayılır.
a)... genel giriş kapıları, antreler,merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar ve buralardaki genel tuvaletve lavabolar, kapıcı daire veya odaları, genel çamaşırlık ve çamaşır kurutmayerleri, genel kömürlük ...''
18. 634 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ''Ortak yerler'' kenar başlıklı ilgili kısmı şöyledir:
“Katmalikleri anagayrimenkulün bütün ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortakmülkiyet hükümlerine göre malik olurlar.
Kat malikleri ortak yerlerde kullanma hakkınasahiptirler; bu hakkın genel kömürlük, garaj, teras, çamaşırhane ve çamaşırkurutma alanları gibi yerlerdeki ölçüsü, aksine sözleşme olmadıkça, her katmalikine ait arsa payı ile oranlıdır''
B. Yargıtay Kararları
19. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 11/12/2006 tarihli ve E.2006/7513,K.2006/10438 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Kat Mülkiyeti Yasası uygulamasında, özelortak amaçlara tahsis edilmiş ortak yerlerin bu özel amaca tahsisikaldırılmadığı müddetçe herhangi bir gelir getirmesi ve tüm kat maliklerinin oybirliğiylekarar alması halinde dahi kiraya verilmesi mümkün olmadığından bu gibi yerlerinişgali sebebiyle de ecrimisil istenemez. Somut olaydadavaya konu edilen sığınak da özel amaca tahsisli bu ortak yerlerdensayıldığından ecrimisile yönelik talebin reddinekarar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.''
20. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 18/2/2014 tarihli veE.2013/17265, K.2014/1645 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Kat Mülkiyeti Yasası uygulamasında, özelortak amaçlara tahsis edilmiş ortak yerlerin bu özel amaca tahsisikaldırılmadığı müddetçe herhangi bir gelir getirmesi ve tüm kat maliklerinin oybirliğiylekarar alması halinde dahi kiraya verilmesimümkün olmadığından bu gibi yerlerin işgali sebebiyle de ecrimisilistenemez. Somut olayda davaya konu edilen bahçe, aydınlık ve çatı bu ortakyerlerden sayıldığından ecrimisile yönelik talebinkabulüne karar verilmesi doğru değil ise de bu hususun düzeltilmesi yenidenyargılamayı gerektirmediğinden gerekçeli kararın hüküm fıkrasının (5) numaralıbendinin çıkartılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekli ileONANMASINA [karar verildi].''
21. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 19/3/2014 tarihli veE.2013/3-752, K.2014/334 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Hukuk Genel Kurulu önüne gelenuyuşmazlık; yapı projesinde sığınak olarak gösterilen ve ortak mülkiyethükümlerine tabi olan yer için ecrimisil talep edilipedilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre davalının kullanımından dolayı ecrimisil ödemesi noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına,dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlereözellikle, projesinde ortak kullanım alanı (sığınak) olarak gösterilen davakonusu bölümün, davalı tarafından bodrum katla ilişkilendirilerek, ekonomikfayda sağlamak amacıyla birlikte kullanıldığı; bir kimsenin başkasına aitolduğunu bildiği taşınmazı, hukuki bir dayanağı olmadan kendi malı gibikullanması ve dolayısıyla ekonomik yarar sağlamasının bir karşılığının olmasıgerektiği, bu bakımdan bu yeri kullanan kişinin hak sahiplerine haksız işgaltazminatı ödemek zorunda olduğu, haksız olarak kullanılan taşınmazın ekonomiktahsis amacı itibariyle gelir elde etmeye özgülenmemiş olmasının sonuca etkilibulunmamasına göre, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, aksinedüşüncelerle önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılan görüşmeler sırasında, bir kısımüyelerce, dava konusu bölümün projesinde sığınak olduğu, kat mülkiyeti kanununagöre amacı dışında kullanılmayacağı, niteliği itibariyle gelir getiren yerolarak değerlendirilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinin usul veyasaya uygun bulunduğu ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğuncayukarıda belirtilen nedenlerle benimsenmemiştir.
O halde, Hukuk Genel Kurulu çoğunluğunca dabenimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki karardadirenilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararı bozulmalıdır.''
22. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21/11/2018 tarihli veE.2018/9707, K.2018/18963 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava konusu taşınmazın çatı katına ilaveedilen ve projesinde yer almadığı belirtilen iki dairenin davacı tarafındandava dışı kişilere kiraya verilmek suretiyle binanın ortak yerlerine müdahaleederek tahsil ettiği kira bedellerinin tahsili amacıyla takip başlatılmıştır.Kat Mülkiyeti Kanununun 4/c hükmü uyarınca çatılar ortak yerlerden olup çatıkatına yapılan ilavelerin de ortak yerden sayılacağı kuşkusuzdur. Kat MülkiyetiKanunu uygulamasında, özel amaçlara tahsis edilen yerlerin herhangi bir gelirgetirmesi ve tüm kat maliklerinin oybirliğiyle karar alması halinde dahi kirayaverilmesi mümkün değildir. Ancak kat maliklerinden biri tarafından kirayaverilmiş olması halinde diğer kat malikleri sebepsiz zenginleşmeye dayanarakarsa payına tekabül eden kira bedeli kadar alacağını kiraya veren katmalikinden tahsilini talep edebilir. Davalı dava konusu yerlerin davacıtarafından kiraya verildiğini kanıtladığı takdirde mahkemece varsa dava konusuyerlere ait kira sözleşmeleri dosyaya kazandırılarak kira sözleşmesi ilebelirlenen bedellerin konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla rayice uygun olupolmadığı tespit edildikten sonra rayice uygun olması halinde yazılı kirasözleşmelerindeki bedel üzerinden aksi halde bilirkişice belirlenecek bedelüzerinden ecrimisil alacağına karar verilmesigerekirken, yazılı gerekçe ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğrudeğildir.''
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu, ortak alan niteliğindeki kömürlüğün davalıtarafından işgal edilmesine ve Yargıtay HGK'nınbenzer uyuşmazlıklarda ecrimisil ödenmesi gerektiğiyönündeki kararlarına rağmen ecrimisil isteğininreddine karar verilmesinin mülkiyet hakkı ve adil yargılanma hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkı yanında adilyargılanma hakkının da ihlal edildiğini iddia etmişse de, iddialarının özünühak sahibi olunan ortak alanın işgali oluşturduğundan şikâyetlerinin bir bütünolarak mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
27. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiylemülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceyebağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayladeğerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Somut olayda uyuşmazlığa konutaşınmaz,634 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında ortak amaçlara tahsis edilmişalan olup arsa payı oranında bağımsız bölümler adınatescillidir. Bu bağlamda tapuda kayıtlı olan taşınmazın Anayasa'nın 35. maddesibağlamında mülk teşkil ettiği açıktır.
28. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağıverir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkünsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 53).
29. Başvuru konusu olayda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelikolarak kamu makamlarınca doğrudan yapılan bir müdahale mevcut olmayıp özelkişiler arası bir uyuşmazlık söz konusudur. Dolayısıyla başvuruda, devletinmülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri yönünden inceleme yapılmasıgerekmektedir.
30. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda olayda taraflarınbirbirleriyle çatışan menfaatleri bulunmaktadır. Dolayısıyla tarafların karşıkarşıya gelen menfaatlerini gözeterek mülkiyet hakkını korumakla yükümlübulunan devletin, maddi ve usule ilişkin pozitif yükümlülüklerini yerinegetirip getirmediği dikkate alınarak sonuca varılmalıdır. Bu bağlamda ilkolarak devletin etkili bir hukuksal mekanizma oluşturma yükümlülüğüçerçevesinde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanun hükmünün mevcutolup olmadığı irdelenmelidir (Novartis AG,B. No: 2015/11867, 14/11/2018, § 76).
31. İkinci olarak başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkilimakamlar önünde ortaya koyabilme olanağının tanınıp tanınmadığı incelenmelidir.Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz etmemektedir.Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi bakımından bumadde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade edildiği üzere mülksahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekildeuygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin birbiçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini kapsamaktadır. Budeğerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (Benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, § 36; Bekir Yazıcı [GK], B. No: 2013/3044,17/12/2015, § 71).
32. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişilerarasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücü olduğudurumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının söz konusuolduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerinegetirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerin kararlarında konu ileilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki buzorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemeklebirlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkintemel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekildedeğerlendirilerek karşılanması gerekmektedir (KamilDarbaz ve GMO Yapı Grup End.San. Tic. Ltd. Şti., B. No: 2015/12563, 24/5/2018, § 53).
33. Son olarak ise mülkiyet hakkını koruyacak ve yeterligüvenceler sağlayacak hukuksal mekanizmaların oluşturulup oluşturulmadığıincelenmelidir. Özel kişilerin mülkiyet haklarının çatıştığı bu gibi durumlardabunlardan hangisine üstünlük tanınacağının takdiri, kanun koyucuya ve somutolayın koşulları gözönünde bulundurularak derecemahkemelerine ait bir yetkidir. Bununla birlikte her iki tarafın menfaatlerininmümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz birsonuca da yol açmaması gerekir. Menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardanbiri aleyhine bireysel olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi,pozitif yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurabilir. Buna göre olayın bütünkoşulları ve taraflara tanınan tüm imkânlar ile tarafların tutum vedavranışları gözönünde bulundurularak menfaatlerinadil bir şekilde dengelenip dengelenmediği değerlendirilmelidir (Faik Tari ve Sultan Tari, B. No: 2014/12321, 20/7/2017, § 52).
34. Bireysel başvuruya konu somut olayda, başvurucu apartmanyönetimi 32 ve 33 numaralı bağımsız bölümlerin malikinin ortak amaca tahsisedilmiş odunluk niteliğindeki yerin bir kısmını daha sonradan Mahkemece iptaledilen tadilat ile bu bağımsız bölümlere ilave ettiğini ve üstelik bu bağımsızbölümlerden kira geliri elde ettiğini belirterek ecrimisilisteğinde bulunmuştur.
35. Başvurucu apartman yönetimi ortak amaca tahsis edilenodunluk niteliğindeki yerin bir kısmının davalı tarafından fiilen kendibağımsız bölümlerine ilave edilerek ve sonrasında da kiraya verilmek suretiylehaksız olarak işgal edildiğini ve bunun sonucu olarak da gelir elde edildiğiniileri sürmektedir. Apartmana ait ve ortak amaca tahsis edilen yerin davalıtarafından kiraya verilmesi nedeniyle diğer bağımsız bölümlerin mülküne yönelikbir müdahalenin varlığı tartışmasızdır. Ancak, kamu makamlarınca doğrudanyapılan bir müdahaleden söz etmek mümkün olmayıp uyuşmazlık esas olarak özelkişiler arasındadır. Yukarıda da değinildiği üzere müdahale özel kişilerdenyapılsa dahi devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde mülkiyet hakkınınkorunması için gerekli idari ve adli tedbirleri alması gerekmektedir. Busebeple başvuruya konu olayda devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkinpozitif yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesigerekir. Bu kapsamda ilk olarak mülkiyetin özel kişilerden gelen müdahaleler yönündenkorunması için gerekli hukuki mekanizmaların oluşturulup oluşturulmadığıincelenmelidir.
36. İlk olarak konu ile ilgili hukuki bir çerçeve mevcut olupolmadığı değerlendirilmelidir. Başvurucu, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin bozmakararına uygun olarak verilen kararın Yargıtay HGK kararı ile çelişki içindeolduğunu ileri sürmektedir. Bu konu ile ilgili Yargıtay daire ve kurullarınıniçtihatları üzerinde durmak gereklidir. Kat mülkiyetinden kaynaklananuyuşmazlıkların temyiz mercii olan 18. Hukuk Dairesi öteden beri ortak amaçlaratahsis edilen alanların bu amaç dışında kullanımı mümkün olmadığından bualanların malikler ya da başkaları tarafından fiilî olarak kullanımıneticesinde herhangi bir ecrimisil istenemeyeceğigörüşündedir. Daire esas olarak kömürlük, sığınak, merdiven boşluğu vb.alanların bu niteliğinin korunması amacını gütmektedir. Dairenin bu yöndekikararları başvurucu tarafından dayanılan Yargıtay HGK kararından sonra da devametmiştir. 18. Hukuk Dairesinin kapanmasından sonra bu uyuşmazlıkların temyizincelemesini yapan 8. Hukuk Dairesi ise ortak amaca tahsis edilen alanlarınkiraya verilmesinin hiç bir şekilde mümkün olmadığını kabul etmekle birliktefiilen kullanım nedeniyle elde edilen bir menfaat bulunması hâlinde maliklerinarsa payları oranında sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak dava açabileceklerigörüşündedir. Dolayısıyla süre gelen Yargıtay içtihadının somut olayda olduğugibi ortak amaca tahsis edilen alanların bu amaç dışında kullanımı hâlinde ecrimisil istenemeyeceği yönünde olduğu anlaşılmaktadır.Geçmişte az sayıda kararın farklı yönde olması, Yargıtay dairelerinin anılankararları dikkate alındığında belirtilen sonucun öngörülemeyeceği anlamınagelmemektedir.
37. Başvurucunun yargılama sürecinde etkin bir biçimde itirazolanağı bulamadığına dair açık bir şikâyeti mevcut olmayıp sonuca etkili bütüniddia ve itirazları derece mahkemelerince ayrıntılı olarak karşılanmıştır.Anayasa Mahkemesinin delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarınınyorumlanmasına yönelik şikâyetler bakımından görevi bireysel başvurunun ikincildoğası gereği sınırlıdır. Bu sebeple Anayasa Mahkemesinin -mülkiyet hakkınamüdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçeren istisnalar dışında- derece mahkemelerinin hukuk kurallarını uygulama veyorumlama bakımından takdir yetkisine karışamayacağı kuşkusuzdur.
38. 634 sayılı Kanun'un 16. maddesinde kat mülkiyeti ya da katirtifakı kurulmuş bulunan taşınmazlardaki bütün kat maliklerinin ortak alanlarıkullanma hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup bu kullanımı ortadan kaldırankullanımlara karşı meni müdahale davası açma imkânı bulunmaktadır. Nitekimbaşvurucu apartman yönetiminin bu amaçla açmış olduğu dava 7/10/2003 tarihlimahkeme kararıyla lehe sonuçlanmıştır. Bu durumda anılan mahkeme kararınadayalı olarak 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun İlamların icrası başlıklı ikinci babındabelirtilen usullere göre mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin sona erdirilmesimümkündür. Öte yandan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin içtihatlarından daha öncekiuygulamadan farklı olarak ortak alanı kullanamayan maliklerin 11/1/2011 tarihlive 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 77. maddesi ve devamındaki sebepsizzenginleşme hükümlerine göre talepte bulunabileceği kabul edilmektedir.
39. Somut olayda devletin pozitif yükümlülükleri kapsamındaodunluk, kömürlük, sığınak vb. amaçlara tahsis edilen ortak alanların tahsisamacı dışında kullanılmasını önleyecek ve dolayısıyla mülkiyetin kullanılmasınave korunmasına yönelik ecrimisildışında yeterli güvencelerin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bireysel başvuruyakonu kararda yer verilen tespit ve gerekçeler itibarıyla mülkiyet hakkınınkorunması yükümlülüğü yönünden başvurucunun usule ilişkin güvencelerden etkinbiçimde yararlanmasının da sağlandığı nazara alındığında, pozitifyükümlülüklerinin yerine getirilmediğinden söz edilemez.
40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
41. Başvurucu, makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
42. Bireysel başvurular sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihlive 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupaİnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek SuretiyleÇözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
43. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi, yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi yada icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
44. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul süredesonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya dahiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilenbireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânınıngetirilmesine ilişkin mevzuata önceki içtihadında yer vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 11-14).
45. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkinyolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).
46. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
47. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul Sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.