TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLLÜZAR ERMAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/542)
Karar Tarihi: 4/11/2014
R.G. Tarih-Sayı: 13/1/2015-29235
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Güllüzar ERMAN
Vekili
:
Av. Pınar AKDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, “anayasayıihlal” ve “silahlı terör örgütüyönetmek” suçları nedeniyle hakkında yürütülen yargılama kapsamında,adil yargılanma ve kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 9/11/2012 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış, Komisyonasunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/3/2013tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm tarafından 17/9/2013tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 23/9/2013tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın yazılı görüşü 22/11/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulmuştur.
6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 2/12/2013tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne beyanlarını 16/12/2013 tarihinde sunmuştur.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUYAP sisteminden temin edilen ek bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:
8. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ŞubeMüdürlüğü (Müdürlük) görevlileri tarafından 9/4/2003tarihinde, başvurucunun, ailesi ile birlikte oturduğu konutunda aramayapılmıştır. Başvurucu, arama işlemini müteakiben gözaltına alınmış veMüdürlüğe götürülmüştür.
9. İki farklı yağma suçunun işlenmesine iştirak ettiğişüphesi ile başvurucu hakkında yürütülen soruşturma, MLKP (Marksist LeninistKomünist Parti) Terör Örgütüne yönelik bir operasyonun parçası olup, başkaşüpheliler hakkında da arama, gözaltı vb. işlemler yapılmıştır.
10. Başvurucu, 9/4/2003 tarihindekollukta, 13/4/2003 tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda susma hakkınıkullanmıştır. Cumhuriyet savcısı, başvurucuyu İstanbul 5 No.lu Devlet GüvenlikMahkemesi (DGM) Yedek Üyeliğine sevk ederek sorgusunun yapılmasını vetutuklanmasını talep etmiştir. 13/4/2003 tarihindehâkim tarafından yapılan sorgusunda başvurucu, savunmasını yaparak kendisineisnat edilen suçlamaları reddetmiş olup, aynı Mahkemenin 13/4/2003 tarih ve2003/44 sayılı kararı ile tutuklanmıştır.
11. İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 23/7/2003 tarih ve H.2003/822, E.2003/834, K.2003/834 sayılıiddianamesi ile başvurucu hakkında İstanbul 4 No.lu DGM’nde kamu davasıaçılmıştır. İddianamenin başvurucu ile ilgili kısmı şöyledir:
“...
Sanık GÜLLÜZAR ERMAN’ın güvenlikkuvvetleri tarafından … adresteyakalandığı, … yasadışı silahlı MLKP örgütünün programve tüzüğü kabul edip bu amaçla mücadele yürüttüğü, sanığın yakalandığı tarihteİstanbul’da silahlı MLKP terör örgütü adına faaliyet yürüten 2. Hücredegizliliğini sağlamak amacıyla ZEYNEP kod adıyla, … ve firari sanık… ile birlikte faaliyet yürüttüğü ve aşağıdabelirtilen eylemleri gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.
… 24.01.2003 günü Eyüp İlçesi Rami Kuru Gıda ToptancılarSitesinde bul(u)nan Akbank Topçular Şube Müdürlüğününsilahla gaspedilmesi:
Sanık ... GÜLLÜZAR ERMAN’ın,… isimli yasadışı silahlı MLKP terör örgüt mensuplarıyla birlikte Eyüp ilçesi … Akbank Topçular Şube Müdürlüğünü örgüt adına paratemin etmek için sözde kamulaştırma amacıyla silahla gasp etmeyi planladıkları,olay günü A...’nın 14’lü tabancayı yanına aldığı, kaleşnikof marka tüfek, … tabancalarıise daha önceden temin ettiği otomobile koyduğu, suç tarihinde ise Eyüp’tebuluşarak araçta bul(u)nan kaleşnikofmarka tüfek, … tabancaları yanlarına alarak araca birlikte binerek birliktebanka önüne geldikleri, bankanın istihbaratının daha önceden yapılmasınedeniyle sanık GÜLLÜZAR ERMAN ile birlikte dört sanığın kar maskeleri takarakbanka şubesinden içeriye girdikleri, bir sanığın ise içeriye girmeden dışarıdagözcü olarak kaldığı, bilahare banka özel güvenlik görevlisinin… tabancasını aldıktan sonra vezneye yönelen sanıkların toplam … parayı alarak torbayakoydukları, … arac(a) binerek olay mahallindenuzaklaştıkları, ceraim evrakı, tanıklar… anlatımları, olay yeri inceleme raporu, … kamera görüntülerinden anlaşılmıştır.
... 17.03.2003 günü Maltepe İlçesi Cevizli Mahallesinde müştekiler … ait silahların gaspedilmesi,
Sanık … GÜLLÜZAR ERMAN’ın,… isimli yasadışı silahlı MLKP terör örgüt mensuplarıyla birlikte Döviz bürosuişleten müştekiler …’den döviz gaspetmeyiplanladıkları ve suç ... tarihinde otomobille …’daikamet eden müştekilerin evinin önünde beklemeye başladıkları, bir süre sonraevden çıkan müştekinin yanına giderek … elindekiçantayı gasp ettikleri ve olay yerinin yakınında bekleyen otomobile binerek … uzaklaştıkları, … tabancayıgasp ettikleri … anlaşılmıştır.
Bu suretle sanık GÜLLÜZAR ERMAN’ınyasadışı silahlı MLKP örgütü adına yukarıda belirtilen eylem ve faaliyetlerigerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısmınıbozma ve değiştirme veya kaldırmaya cebren teşebbüs etmek suçunu işlediği,
… tüm soruşturma evrak kapsamındananlaşılmış olmakla,
Sanıkların mahkemenizce 3005 sayılı kanuna göreyargılanmalarının yapılarak yukarıda gösterilen sevk maddeleri uyarınca ayrıayrı cezalandırılmalarına karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur.”
12. 16/6/2004 tarih ve 5190 sayılı CezaMuhakemeleri Usulü Kanununda Değişiklik Yapılması ve Devlet GüvenlikMahkemelerinin Kaldırılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesi ile DGM’leringörev ve yetkilerine son verilmiş, aynı Kanun’un geçici 2. maddesi gereğincebaşvurucu hakkındaki yargılama, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır CezaMahkemesi) devredilmiştir.
13. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 1/4/2009tarih ve E.2003/213 sayılı “esas hakkında mütalaa”sınınbaşvurucu ile ilgili kısımları şöyledir:
“...
Sanık Güllüzar ERMAN’ıngüvenlik kuvvetleri tarafından … adresteyakalandığı, … yasadışı silahlı MLKP örgütünün programve tüzüğünü kabul edip bu amaçla mücadele yürüttüğü, sanığın yakalandığıtarihte İstanbul’da silahlı MLKP terör örgütü adına faaliyet yürüten 2. Hücredegizliliğini sağlamak amacıyla ZEYNEP kod adıyla, … ve firari şüpheli… ile birlikte faaliyet yürüttüğü ve aşağıdabelirtilen eylemleri gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.
… 24.01.2003 günü Eyüp İlçesi Rami Kuru Gıda ToptancılarSitesinde bul(u)nan Akbank Topçular Şube Müdürlüğününsilahla gaspedilmesi:
Sanık ... GÜLLÜZAR ERMAN’ın,… isimli yasadışı silahlı MLKP terör örgüt mensuplarıyla birlikte Eyüp ilçesi … Akbank Topçular Şube Müdürlüğünü örgüt adına paratemin etmek için sözde kamulaştırma amacıyla silahla gasp etmeyi planladıkları,olay günü A.A.’nın 14’lü tabancayı yanına aldığı, kaleşnikof marka tüfek, … tabancalarıise daha önceden temin ettiği otomobile koyduğu, suç tarihinde ise Eyüp’tebuluşarak araçta bul(u)nan kaleşnikofmarka tüfek, … tabancaları yanlarına alarak araca birlikte binerek birliktebanka önüne geldikleri, bankanın istihbaratının daha önceden yapılmasınedeniyle sanık Güllüzar ERMAN ile birlikte dörtsanığın kar maskeleri takarak banka şubesinden içeriye girdikleri, bir sanığınise içeriye girmeden dışarıda gözcü olarak kaldığı, bilahare banka özelgüvenlik görevlisinin … tabancasını aldıktan sonravezneye yönelen sanıkların toplam … parayıalarak torbaya koydukları, … arac(a) binerek olaymahallinden uzaklaştıkları, ceraim evrakı, tanıklar … anlatımları, olay yeriinceleme raporu, … kamera görüntülerindenanlaşılmıştır.
... 17.03.2003 günü Maltepe İlçesi Cevizli Mahallesinde müştekiler … ait silahların gaspedilmesi,
... Sanık GÜLLÜZAR ERMAN’ın, …isimli yasadışı silahlı MLKP terör örgüt mensuplarıyla birlikte Döviz bürosu işleten … ve ...’den döviz gaspetmeyiplanladıkları ve suç tarihinde otomobille …’da ikamet eden müştekilerin evininönünde beklemeye başladıkları, bir süre sonra evden çıkan ...'nin yanına giderek … elindeki çantayı gasp ettikleri ve olay yerinin yakınındabekleyen otomobile binerek E-5 karayoluna doğru uzaklaştıkları, … tabancayıgasp ettikleri … anlaşılmıştır.
Bu suretle sanık GÜLLÜZAR ERMAN’ınyasadışı silahlı MLKP terör örgütü içerisinde MLKP örgütü adına yukarıdabelirtilen eylem ve faaliyetleri gerçekleştirerek Türkiye CumhuriyetiAnayasasının tamamını veya bir kısmını bozma ve değiştirme veya kaldırmaya cebrenteşebbüs etmek suçunu işlediği anlaşılmıştır. …”
14. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/5/2011tarih ve E.2003/213, K.2011/84 sayılı kararı ile başvurucunun, “yasadışı silahlı MLKP terör örgütü adına TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısımı bozmayaveya kaldırmaya cebren teşebbüs etme suçunun subutaerdiği kabul ...” edilerek, müebbet hapis cezası ilecezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiş, kararbaşvurucuya aynı oturumda tefhim edilmiştir.
15. Başvurucu müdafiinin, İlkDerece Mahkemesi kararını temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 25/9/2012 tarih ve E.2012/4794, K.2012/10066 sayılı kararıile başvurucu hakkında verilen mahkumiyet hükmünün düzeltilerek onanmasınaoybirliğiyle karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
“Yapılan yargılama sonunda toplanan delillerkarar yerinde incelenip, sanıklar … Güllüzar Erman, …’ın üyesibulunduğu silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir veşiddet kullanarak değiştirme amacına yönelik olarak vahamet arz eden olaylarıgerçekleştirdiği, sanıklar … GüllüzarErman, …’ın sübutu kabul olunan eylemlerinin amaçsuçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organikbütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğubelirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, … tüm sanıkların cezalarını azaltıcı sebebin niteliği takdirkılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, … incelenen dosyakapsamına göre verilen hükümlerde aşağıdaki husus dışında bir isabetsizlikgörülmemiş olduğundan, Cumhuriyet savcıları ve sanıklar …Güllüzar Erman, … müdafilerinin temyiz dilekçeleriylesanıklar … Güllüzar Erman, …müdafilerinin duruşmalı inceleme sırasında ilerisürdükleri yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
765 sayılı TCK’nın lehe olduğu kabul edilerekuygulama yapılması karşısında anılan Kanunun bir bütün halinde uygulanmasıgerektiği gözetilmeden anılan Kanunun 36. maddesi yerine, 5237 sayılı TCK’nın54. maddesi gereğince müsadere kararı verilmesi suretiyle karma uygulamayapılması,
Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenleBOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK’nın322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümdeki ‘5237 sayılıTCK’nın 54. maddesi’ ibaresi çıkarılarak yerine ‘765 sayılı TCK’nın 36.maddesi’ ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygunolan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
…”
16. Başvurucu, 9/11/2012 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 5190 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Devletgüvenlik mahkemeleri ve Devlet güvenlik mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılıklarınınyetki ve görevleri sona erer.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte görevdebulunan Devlet güvenlik mahkemesi başkanı, asıl ve yedek üyeleri bu Kanunla1412 sayılı Kanuna eklenen 394/a maddesi gereğince Hakimlerve Savcılar Yüksek Kurulunca görevlendirilecek veya kurulacak ağır cezamahkemelerine ilk atamalar yapılıncaya ve atananlar görevlerine başlayıncayakadar sırasıyla; ağır ceza mahkemesi başkan ve üyeleri sıfatıyla; Devletgüvenlik mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet savcıları da 1412 sayılıKanunun 394/a maddesinde belirtilen suçları soruşturmak ve kovuşturmak üzereCumhuriyet savcısı sıfatıyla görevlerine devam ederler ve başka bir göreveatanmalarına Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilebilir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu Kanun hükümlerinegöre yapılacak görevlendirme ve atamalar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren onbeş gün içinde gerçekleştirilir.
1412 sayılı Kanunun 394/a maddesindebelirtilen suçların soruşturma ve kovuşturmasında görevlendirilen Cumhuriyetsavcıları ile aynı maddede belirtilen ağır ceza mahkemelerinin başkan veüyeleri disiplin sebepleri hariç meşru mazeretleri ve talepleri olmadıkça üçyıl süre ile başka bir yere veya göreve atanamazlar. Bu görev süresinintespitinde, Devlet güvenlik mahkemesi ve Cumhuriyet Başsavcılıklarındakigörevlerine son atanma tarihleri nazara alınır. Görev süresi dolanlar tekraratanabilirler.”
18. 5190 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun yayımı tarihinde görev ve yetkileri sona erenDevlet güvenlik mahkemelerinde ve Devlet güvenlik mahkemeleri CumhuriyetBaşsavcılıklarında mevcut dava ve soruşturma dosyaları ayrıca bir kararverilmesine gerek kalmaksızın durumlarına, mahiyetlerine ve kanun hükümlerinegöre, bulundukları aşamadan itibaren yargılama ve soruşturmaya devam edilmeküzere görevli ve yetkili ağır ceza mahkemelerine ve bu mahkemelerinbulundukları illerin Cumhuriyet Başsavcılıklarına devredilir.
Bu Kanun kapsamına girmeyen suçlar nedeniyle;
a) Hazırlık soruşturma safhasında bulunan dosyalar hakkındailgili Cumhuriyet Başsavcılıklarınca,
b) Son soruşturma safhasında bulunan dosyalar hakkında ağırceza mahkemelerince dosya üzerinden,
Kanun hükümlerine göre gerekli kararlar verilmek suretiyle,dosyalar görevli ve yetkili Cumhuriyet Başsavcılıklarına veya mahkemeleregönderilir.”
19. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun “İfade ve sorgununtarzı” kenar başlıklı 147. maddesi şöyledir:
“(1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veyasorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
…
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukîyardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veyasorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumdaolmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisinebaro tarafından bir müdafi görevlendirilir.”
20. 5271 sayılı Kanun’un “İfadealma ve sorguda yasak usuller” kenar başlıklı 148. maddesi şöyledir:
“(1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesinedayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme,yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibibedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
…
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmişolsa da delil olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkimveya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esasalınamaz.”
21. 5271 sayılı Kanun’un “Şüphelininveya sanığın müdafi seçimi” kenar başlıklı 149. maddesi şöyledir:
“(1) Şüpheli veya sanık, soruşturma vekovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiinyardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığamüdafi seçebilir.
(2) Soruşturma evresinde, ifade almada en çoküç avukat hazır bulunabilir.
(3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin heraşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgusüresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez,kısıtlanamaz.”
22. 5271 sayılı Kanun’un “Müdafiin görevlendirilmesi” kenar başlıklı 150. maddesi şöyledir:
“(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine birmüdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumdaolmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafiibulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malulveya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasınıgerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkrahükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar,Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikledüzenlenir.”
23. 5271 sayılı Kanun’un “Müdafiile görüşme” kenar başlıklı 154. maddesi şöyledir:
“(1) Şüpheli veya sanık, vekâletnamearanmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanlarıbaşkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.”
24. 5271 sayılı Kanun’un “Delilleritakdir yetkisi” kenar başlıklı 217. maddesi şöyledir:
“(1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurundatartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyleserbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş hertürlü delille ispat edilebilir.”
25. 4/4/1929 tarih ve 1412 sayılı mülga CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu’nun 138. maddesi şöyledir:
“Yakalanan kişi veya sanık müdafi seçebilecek durumdaolmadığını beyan ederse talebi halinde baro tarafından kendisine bir müdafitayin edilir. Yakalanan kişi veya sanık onsekizyaşını bitirmemiş yahut sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecedemalul olur ve bir müdafi'de bulunmazsa talebiaranmaksızın kendisine müdafi tayin edilir.”
26. 1412 sayılı mülga Kanun’un 144. maddesi şöyledir:
“Yakalanan veya tutuklu bulunan kişi vekaletnamearanmaksızın müdafi ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağıbir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafi ile yazışmaları denetime tabitutulamaz.”
27. Başvurucu gözaltında bulunduğu sırada yürürlükte olan 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu İle Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama UsulleriHakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 31.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Bu Kanunun 4, 5, 6, 7, 9, 12, 14, 15, 18, 19, 20 ve 22 nci madde hükümleri Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevalanına giren suçlarda uygulanmaz. Bunlar hakkında 1412 sayılı CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun bu değişiklikten önce yürürlükte olan eskihükümleri değiştirilmeden önceki halleriyle uygulanır.”
28. 16/6/1983 tarih ve 2845 sayılı DevletGüvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 16.maddesi şöyledir:
“Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlardayakalanan veya tutuklanan şahıs, yakalama veya tutulma yerine en yakınmahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç en geç kırksekizsaat içinde hakim önüne çıkarılır ve sorguya çekilir.
Üç veya daha fazla kişinin bir suça iştiraki suretiyle topluolarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya fail sayısınınçokluğu ve benzeri nedenlerle Cumhuriyet savcısı, bu sürenin dört güne kadaruzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Soruşturma bu süredesonuçlandırılmazsa Cumhuriyet savcısının talebi ve hakimkararı ile süre yedi güne kadar uzatılabilir.
Anayasanın 120 nci maddesigereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde yakalanan veya tutuklanankişiler hakkında ikinci fıkrada yedi gün olarak belirlenen süre Cumhuriyetsavcısının talebi ve hakim kararıyla on güne kadaruzatılabilir.
Tutuklu bulunan sanık, müdafii ileher zaman görüşebilir. Hakim tarafından gözaltısüresinin uzatılmasına karar verildikten sonra gözaltında bulunan kişi hakkındada aynı hüküm uygulanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
29. Mahkemenin 4/11/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 9/11/2012 tarih ve 2012/542 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
30. Başvurucu,
i. Dava devam ederken DGM’lerin sadeceşeklen kaldırıldığını, yargılama usulleri, mahkeme başkanı, üyeleri, savcıları,kalem personeli ve hatta dava dosyalarının numaralarının dahi değişmediğini,
ii. Gözaltında bulunduğu zaman diliminde, kolluk veCumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınırken bir avukatın hukuki yardımındanyararlandırılmadığını,
iii. Tutukluluk durumunun duruşma açılmadan celse aralarındadosya üzerinden incelendiğini, bu incelemelere ilişkin Cumhuriyet savcısımütalaalarının kendisine tebliğ edilmediğini, tutukluluğun devamına dairkararların birbiri ile aynı gerekçelere dayandığını,
iv. Diğer sanıklardan birinin, kolluktarafından işkenceyle ve avukatın katılımı sağlanmaksızın alınan ifadesininkendisi aleyhine delil olarak kabul edilerek kanuna aykırı bir şekilde hükmeesas alındığını,
v. Müşteki ve tanıklardan hiçbirininkendisi aleyhine beyanda bulunmadığını, kendisine isnat edilen her iki olayınmeydana geldiği zaman diliminde başvurucunun işyerinde çalışmakta olduğununbelgelenmesine rağmen derece mahkemesinin buna ilişkin şüpheleri ortadankaldıracak herhangi bir değerlendirme yapmadığını,
Bu nedenlerle, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş, yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.
31. Makul sürede yargılanma, yargılama devam ederkensalıverilme, özgürlüğü kısıtlama işleminin kanuna uygunluğunun bir mahkemetarafından denetlenmesini isteme ve zararlarının tazmini haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş, bu iddiaları ile ilgili olarak Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine yaptığı başvurunun akıbetinin araştırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Adil Yargılanma Hakkının İhlaline İlişkinİddialar
i. Davaya Bakan Mahkemenin Devlet GüvenlikMahkemelerinin Devamı Niteliğinde Olduğu İddiası
32. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3) numaralı fıkrasışöyledir:
“Başvuru dilekçesinde … işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ilerisürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlalgerekçelerinin, … belirtilmesi gerekir. Başvurudilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlemveya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenineklenmesi şarttır.”
33. 6216 sayılı Kanun’un,“Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararıverilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde öngörülenşartların taşınması gerekir.
(2) Mahkeme, … açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
34. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nünbireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireyselbaşvuru formu ve ekleri” başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“…
(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:
…
d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hanginedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlüaçıklamalar.
e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkınındoğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.
…”
35. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgilifıkraları uyarınca başvurucunun, başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarınıaçıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarınıkanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenleihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri ve delilleri sunma yükümlülüğübulunmaktadır (B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; B.No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19-20).
36. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde AnayasaMahkemesince başvurunun, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez olduğuna karar verilebilir.
37. Başvurucu, dava devam ederken DGM’lerin şeklenkaldırıldığını, dosyaları devralan mahkemelerin yargılama usulleri, başkan veüyeleri, savcıları, kalem personeli ve hatta dava dosyalarının numaralarınındahi değişmediğini, bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmektedir.
38. Başvurucu, ihlal iddiasını salt, yargılandığı Mahkemeninhâkim, savcı, personel ve yargılama usulleri itibariyle DGM’lerin uzantısıolması iddiasına dayandırmış olup, bunların dışında, Ağır Ceza Mahkemesininhangi somut özelliğinin, adil yargılanma hakkını ihlal ettiği konusunda bir açıklamadabulunmamıştır. Bu nedenle, ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olgularınispatına ilişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun, iddiasınıkanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası
40. Başvurucu, yargılama süresinin makul olmadığını, bunedenle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
41. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının,kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Delillerin Değerlendirilmesine YönelikŞikâyetler
42. Başvurucu, diğer sanıklardanbirinin, kolluk tarafından işkenceyle ve avukatın katılımı sağlanmaksızınalınan ifadesinin kendisi aleyhine delil olarak kabul edilerek kanuna aykırıbir şekilde hükme esas alındığını, müşteki ve tanıklardan hiçbirinin kendisialeyhine beyanda bulunmadığını, kendisine isnat edilen her iki olayın meydanageldiği zaman diliminde işyerinde çalışmakta olduğu belgelenmesine rağmenderece mahkemesinin buna ilişkin şüpheleri ortadan kaldıracak herhangi birdeğerlendirme yapmadığını ve bu şekilde adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının,kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Gözaltında ve Cumhuriyet Savcısı HuzurundaBir Avukatın Hukuki Yardımından Yararlandırılmadığı İddiası
44. Başvurucu, gözaltındayken, kolluk ve Cumhuriyet savcısıhuzurunda ifadesi alınırken, bir avukatın hukuki yardımındanyararlandırılmadığını ileri sürmektedir.
45. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)“Adil yargılanma hakkı” kenarbaşlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
46. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c)bendi şöyledir:
“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecekolan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasınınmakul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemekhakkına sahiptir. ...
…
3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklarasahiptir:
…
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafiin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak içingerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekligörüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarakyararlanabilmek;
…”
47. Şüpheliye, kolluk tarafından ilk kez sorgulanmasındanitibaren avukata erişim hakkı sağlanması, adil yargılanma hakkının etkili birkoruma işlevine sahip olması bakımından gereklidir. Her davanın kendine özgükoşulları çerçevesinde zorunlu sebepler ortaya çıkması halinde bu hakkısıtlanabilir ise de bu hallerde dahi suç şüphesi altındaki kişinin savunmahakkına, telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar verilmemesi gerekir (Aynıyöndeki AİHM kararı için bkz. Salduz/Türkiye,B. No: 36391/02, 27/11/2008, § 55)
48. Başvurucunun gözaltında tutulduğu dönemde, DGM’leringörev alanına giren suçlar yönünden, kural olarak, müdafi yardımındanyararlanmak ancak belli bir aşamadan sonra mümkün olabilmektedir. Anılantarihlerde, ilgili mevzuatta, bu kapsamdaki suçlara yönelik soruşturmalarda,normal gözaltı süresinde avukata erişim imkânı tanınmamaktadır.
49. Belirtilen şartlar altında dört gün gözaltında tutulanbaşvurucu, 9/4/2003 tarihinde kollukta, 13/4/2003tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda susma hakkını kullanmıştır. 13/4/2003 tarihinde hâkim tarafından yapılan sorgusundabaşvurucu, müdafiinin de katılımı ile savunmasınıyaparak kendisine isnat edilen suçlamaları reddetmiştir.
50. Görüldüğü üzere, her ne kadar başvurucu, gözaltındabulunduğu sırada bir avukatın hukuki yardımından yararlanamamış ise de hâkimhuzurundaki sorgusuna kadar devam eden süreçte susma hakkını kullanmasına izinverildiği için, kendisini suçlayıcı herhangi bir beyanda bulunmamış veyaaleyhine herhangi bir delil göstermemiştir. Başvurucunun, bir avukatın hukukiyardımından mahrum bırakılmış olması savunma hakkının kullanılması bakımındanbir eksiklik ise de bu durum, başvurucunun savunma hakları bakımından telafisimümkün olmayan bir zarara neden olmamış ve belirtilen bu eksiklik, sorguişleminde avukatın katılımı ile giderilmiştir. Bu açıklamalar çerçevesinde,başvurucunun belirtilen iddialarının, adil yargılanma hakkına yönelik bir ihlaloluşturmadığı açıktır.
51. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun gözaltında veCumhuriyet savcısı huzurunda bir avukatın hukuki yardımındanyararlandırılmadığı iddiasının adil yargılanma hakkına yönelik bir ihlaloluşturmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Kişi Özgürlüğüve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiği İddiası
52. Anayasa Mahkemesince, daha önce karara bağlananbaşvurularda, başvurunun Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisikapsamında değerlendirilebilmesi için, ilk derece mahkemesince verilen nihaimahkûmiyet kararının, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşladığı 23/9/2012 tarihinden sonra verilmiş olmasıgerektiği, anılan tarihten önce verilen bir nihai kararla sona eren tutuklulukhallerine yönelik başvuruların, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisidışında kaldığı kabul edilmiştir (Bkz. B. No: 2013/5512, 3/4/2014, §§ 20-24; B.No: 2013/6065, 3/4/2014, §§ 20-23; B. No: 2012/142, 9/1/2014, §§ 24-29).Başvurucunun tutukluluk hali, nihai kararının verildiği 4/5/2011tarihinde sona ermiş olduğundan, başvurunun bu kısmının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Adil(Hakkaniyete Uygun) Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
53. Başvurucu, diğer sanıklardanbirinin, kolluk tarafından işkenceyle ve avukatın katılımı sağlanmaksızınalınan ifadesinin kendisi aleyhine delil kabul edilerek kanuna aykırı birşekilde hükme esas alındığını, müşteki ve tanıklardan hiçbirinin kendisialeyhine beyanda bulunmadığını, kendisine isnat edilen her iki olayın meydanageldiği zaman diliminde işyerinde çalışmakta olduğu belgelenmesine rağmenderece mahkemesinin buna ilişkin şüpheleri ortadan kaldıracak herhangi birdeğerlendirme yapmadığını ve bu şekilde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
54. Bakanlık görüş yazısında, AİHMiçtihatlarına göre, delillerin kabul edilmesinin esas olarak ulusal makamlarınkararı olarak değerlendirildiği için bir ulusal mahkemenin delildeğerlendirmesinin de kural olarak gözden geçirilmediği, AİHM’inbu değerlendirmeyi ancak ulusal mahkemenin “önündekiolgulardan keyfi veya açıkça adil olmayan sonuçlar çıkardığı durumlarda”yapmakta olduğu, ulusal mahkemelere geniş takdir yetkisi tanıyan yaklaşımınmaddi vakıaların belirlenmesindeki yöntemlere de uygulandığı, delillerideğerlendirme ve sanıkların üzerine atılı olan suç oluşturan eylemleri ileilişkilendirme veya dosya kapsamındaki delillerden hangisi ya da hangilerinihükme esas alacağını saptama yetkisinin, ilgililerin yargılandığı mahkemelereve son tahlilde Yargıtaya ait olduğu, bireyselbaşvuru yoluyla, Anayasa Mahkemesinin, yerel mahkeme kararlarını gözden geçirendördüncü derece bir yargı organına dönüştürülemeyeceği, Anayasa Mahkemesininbirçok kararında bu hususların ortaya konulduğu bildirilmiştir.
55. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşıbeyan dilekçesinde, başvuruya konu delil değerlendirilmesi ile adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasının, salt maddi ve hukuki hataların bireyselbaşvuruya konu edilmesi mahiyetinde olmadığını, Anayasa Mahkemesinin bir temyizmercii olmadığı akılda tutularak, başvurucunun yargılanmasına vecezalandırılmasına esas delillerin hukuki olmadığının, delildeğerlendirilmesinde yargı yerlerinin açıkça keyfi hareket ettiklerinin,dolayısıyla başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin ilerisürüldüğünü, bu nedenlerle Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinin ihlal edildiğiniifade etmiştir.
56. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
57. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fırkasışöyledir:
“1. Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun veaçık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. ...”
58. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §22).
59. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakişilerin, davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme haklarıgüvence altına alınmıştır. Bu hak, 6. maddenin diğer fıkralarında yer alan suçisnadı ile karşı karşıya bırakılmış kişilere yönelik asgari hak ve güvencelerledoğrudan bağlantılı olduğu gibi, anılan fıkralardaki güvenceler, (1) numaralıfıkrada ifadesini bulan, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının somutgörünümleridir. Dolayısıyla, hakkaniyete uygun yargılama hakkı, Sözleşme’nin 6.maddesinin özellikle (3) numaralı fırkasındaki somut güvenceler bakımındantamamlayıcı bir fonksiyon ifa etmektedir.
60. Görüldüğü üzere, hakkaniyete uygun yargılanma hakkınınceza muhakemesini ilgilendiren boyutu, savunma hakkı ile ilintili olup,özellikle yargılama faaliyeti kapsamında alınan önlemlerin, savunma hakkınıngerektiği gibi kullanılmasını teminat altına alacak düzeyde olmasınıgerektirmektedir. Delil sunmak veya bazı belgeleri istemek gibi davanıntarafının inisiyatifine bırakılan konularda dahi mahkemenin, gerçeğin ortayaçıkarılabilmesi için Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fırkasındakihakları güvence altına alma pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır (Aynı yönde AİHMkararı için bkz. Barbera, Messegue ve Jabardo/İspanya,B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 75; Kerojarvi/Finlandiya, B. No: 17506/90, 19/7/1995, § 42). Ayrıcadelillerin elde edildiği koşulların, onların gerçekliği ve güvenilirliğiüzerinde şüphe doğurup doğurmadığının dikkate alınması gereklidir.
61. Sözleşme’nin 6. maddesinde, delillerin kabuledilebilirliğine ilişkin ilkeleri düzenleyen açık bir kural bulunmaması,yargılama makamının, taraflarca ileri sürülen iddiaları ve gösterilen delillerigereği gibi inceleme zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Bununla birlikte,belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve gösterilmekistenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi esasenderece mahkemesine aittir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Barbera Messegue ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68). Mevcut yargılamada geçerli olan delilsunma ve inceleme yöntemlerinin kanuna uygun olup olmadığını denetlemek AnayasaMahkemesinin görevi kapsamında olmayıp; Mahkemenin görevi, başvuru konusuyargılamanın, bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir.
62. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanmasışarttır. Taraflara, tanık delili de dahil olmak üzeredelillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun imkanların tanınmasıgerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlikiddialarının da yargılamanın bütünü esas alınarak değerlendirilmesi gerekir (B.No: 2013/2116, 23/1/2014, § 19).
63. Bir delilin, diğer yan delillerle desteklenmemiş olması,mutlak surette adil yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturmaz. Mahkemecehükme esas alınan bir delilin çok kuvvetli olması ve güvenirliği konusundaherhangi bir risk bulunmaması, destekleyici delillere olan ihtiyacınyoğunluğunu azaltır. Buna karşılık, gücü ve güvenilirliği konusunda bir takımşüpheler bulunan bir delilin, suçun sübutu konusunda ulaşılan vicdani kanaatbakımından belirleyici olması halinde, bu durum, hakkaniyete uygun yargılanmahakkı bakımından sorun oluşturabilir.
64. Adil yargılanma hakkı kapsamında güvence altına alınanhakların etkili bir şekilde korunması gereklidir. Bu itibarla, işkence ve kötümuamele yasağına aykırı eylemler sonucunda elde edilen delillerin kullanılmasıda yargılamanın adilliği üzerinde ciddi sorunlar doğurur. Zira,işkence ve kötü muamele sonucunda elde edilen delillerin kabul edilebilirliğinekarar verilmesi, mutlak surette yasaklanan işkence ve kötü muameleye yönelikbir tolerans olarak değerlendirilme ve bu noktada ilgili kamu görevlerinin buyöntemlere başvurmalarını teşvik gibi sonuçlar doğurabilir (Aynı yöndeki AİHMkararı için bkz. Gafgen/Almanya, B. No: 22978/05, 1/6/2010, §178). Ancak suç şüphesi altındaki kişinin yargılama sırasında verdiği ikinciikrarın, tek başına veya bunu doğrulayıcı tartışmasız nitelikteki maddidelillerle birlikte mahkumiyetine ve cezalandırılmasına yeterli bulunduğu veözellikle kullanılan yasak sorgu yöntemleri sonucunda tartışmalı hale gelenmaddi deliller ile kişinin mahkumiyeti ve cezalandırılması arasındakinedensellik bağının kesildiği durumlarda, salt, işkence ve kötü muameleyasağına aykırılık nedeniyle yargılamanın bütün olarak adil olmadığının kabuledilmesi mümkün değildir (Aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. Gafgen/Almanya, B. No: 22978/05, 1/6/2010, § 180).
65. Özetle, hüküm kurulurken, işkence, insanlık dışı ve onurkırıcı muamele ile toplanan delillere dayanılması, hakkaniyete uygun yargılamahakkı ile bağdaşmamaktadır (Aynı yöndeki AİHM kararı için bkz. Gafgen/Almanya, B. No: 22978/05, 1/6/2010, § 166). Ancak, işkence ve kötümuamele yasağına aykırı bir biçimde soruşturma aşamasında elde edilen bir ikraryerine, daha sonra kişinin mahkeme huzurunda özgür iradesiyle verdiği ifadeyedayanılarak hüküm kurulmuş olması halinde, salt önceki ifadenin işkence ve kötümuamele yasağı ile bağdaşmayan yöntemlerle elde edilmiş olması, yargılamanınbütününün hakkaniyete aykırı kabul edilmesini gerektirmez. Yargılamakapsamında, dayanılan diğer delillerin sıhhatine bakılarak, hakkaniyete uygunyargılama yapılıp yapılmadığı tespit edilmelidir.
66. Görüldüğü üzere, işkence ve kötü muamele altında toplanandelillerin, mahkemenin ulaştığı vicdani kanaat üzerinde etkili olması ve buetkinin önemini ortadan kaldıracak derecede esaslı, güvenilir ve şüpheden uzakbaşka delillere dayanılmamış olması yargılamanın bütün olarak adilliğinizedelemektedir.
67. Öte yandan, ikrar içeren ifadelerin müdafi huzurundaalınmış olması da önemli olup, müdafiin hazırbulunmadığı ifadelerin hükme esas alınabilmesi için, kovuşturma aşamasında buifadelerin baskı altında alınıp alınmadığını kontrol edecek yeterlimekanizmaların mevcut olup olmadığı hususu önem kazanmaktadır. Ayrıca, ikrarınkişinin hür iradesine dayalı olup olmadığının, kovuşturma aşamasında, çelişmelibir usulle yargılama makamı tarafından irdelenip değerlendirilmiş olması dagereklidir. Dahası, özellikle sanığın soruşturma aşamasındaki ikrarını, kötümuamele veya işkence altında verdiğini belirterek hâkim önünde reddetmesihalinde, işin esasına geçilmeksizin öncelikle bu konunun açıklığakavuşturulması gerekli olup, aksi yöndeki uygulamalar, hakkaniyete uygunyargılama hakkı bakımından önemli eksiklik oluşturur (Bkz. Hulki Güneş/Türkiye, B. No: 28490/95, 19/6/2003, § 91).
68. Başvurucu ile birlikte yargılanan diğer sanıklardan A.A.’nın, bir avukatın katılımı sağlanmaksızın, kollukta verdiği12/4/2003 tarihli ifadesi şöyledir:
“24.01.2003 günü …Akbank şubesinin maskeli ve silahlı (5) kişi tarafından soyulması, … Tl’sı para ve güvenlik görevlisi …’ınüzerinde bulunan … tabancanıngasp edilmesi,
Bu eyleme (5) kişi katıldık. (2) bayan (3)erkektik. Ben. UZUN Kod, burada benimle beraber gözaltında bulunan ZEYNEP kod Güllüzar ERMAN, devrim nikahlı eşim Hatice… ve Tahir … (…) isimli şahıslardı. Amacımızörgüte para temin etmek, yani kamulaştırmaktı. Bende 14’lü tabanca vardı.Bundan hariç diğer arkadaşlarda kaleşnikof, uzi ve Tarık marka silahlar vardı. Eylemden birkaç gün öncetemin edilen beyaz brodvey marka araca silahları benkoydum. Eylem günü Eyüp’te buluştuk. Beşimiz arabaya binerek Rami’deki bankanınönüne geldik. … (4) kişi bankaya girdik. Girmeden kar mask(e)lerini taktık. Bir bayan arkadaş dışarıda kapıda bekledi.İçeriye giren bayan arkadaş bekçiyi etkisiz hale getirdi. … silahınıaldı. … bir arkadaşımla beraber veznedeki paralarıtopladım. İki arkadaş da içeride bizim güvenliğimizi aldı. Paraları torbayakoyup bankadan çıktık. Dışarıda az ilerde bıraktığımız arabaya binip hızlaoradan uzaklaştık. Eyüp cami(i) yakınlarında (2) bayan, (1) erkek arkadaşaraçtan indi. Paraları ve silahlardan Uzi ile bir ufaktabancayı yanlarına aldılar. …
- 17.03.2003 günü …döviz bürosu sahiplerinden Hakkı .., Adem …, Fikri…’ye ait (3) adet tabancanın gasp edilmesi,
Bu eylemin amacı dövize yönelikti. İlk andasilahlar gündemde yoktu. Dö(v)izcilerin istihbaratıben yapmıştım. Eylem günü dövizcilerin evinin önüne beyaz bir araç ile (5) kişigittik. (2) bayan (3) erkektik. Benim yanımda UZUN kod, ZEYNEP kod Güllüzar ERMAN, Hatice …, Tahir …VARDI. Aracı biraz ileriye bıraktık. Banka soygununda kullanılan silahlarıyanımıza almıştık.
İstihbarata göre dövizcilerde 200 Milyar … yakın para olmasıgerekiyordu. Eylem günü (2) şahıs evden çıktı. Ellerinde çanta vardı. İkiarkadaşım bunlara müdahale ederek etkisiz hale getirdi. Üzerlerindeki silahlarıve çantalarını alarak oradan uzaklaştık. İleride bıraktığımız araca bindik.E-5’e çıktık. Bizim ve dövizcilerin silahlarını ben aldım. Arabadan indim. Biraraca binerek eve geldim. Diğer dört arkadaş araba ile gittiler. Bu eylemde karmaskelerini taktık. Eylemde çantadan para çıkmadı. Sadece (3) adet tabancakamulaştırıldı.
… Biz yakalanana kadar İs(t)anbul’da üç tane hücre vardı. … Hücrelerdeki yapılanma şuşekildedir. 1. hücre: …, 2. hücre: Tahir …, ZEYNEP kodGüll(ü)zar ERMAN, …, 3. hücre: …”
69. A.A. hakkında düzenlenen 9/4/2003tarihli raporun muayene bulguları kısmında sağ el bileğinde (3x2) cm ebadındacilt sıyrığı, sol el başparmak üstünde (0,3) cm’liksıyrık, sol uyluk orta ön kısmında (1) cm çapında eski nedbeleşmişlezyon görüldüğü; psikiyatrik muayenede herhangi bir psikiyatrik araz belirtisisaptanmadığı; sonuç olarak tespit edilen bulguların hayati tehlikeye maruzkılmadığı, bir gün iş ve güç kaybı oluşturacak nitelikte olduğu bildirilmiştir.Yine cezaevine alınmadan önce, dört günlük açlık grevi sırasında ilaç verilerekşuurunun zayıflatıldığı ve darp edildiği şeklindeki iddiaları da gözetilerekyapılan 18/4/2003 tarihli ilk muayene raporunda “sağ göz altında ekimoz, sağel bileğinde kabuklu yara” tespit edilmiştir. Tekirdağ 1 No.lu FTipi Ceza İnfaz Kurumu Revirinde düzenlenen aynı tarihli adli rapor formunda daaynı bulgular tespit edilmiştir. A.A. ayrıca, işkence ve kötü muamele iddialarıile ilgili olarak müşteki sıfatıyla Cumhuriyet savcısı huzurunda ifade vererek,ilgili görevlilerden şikâyetçi olmuştur. Başvuru formu ve eklerinden,başvurucunun bu şikâyeti sonucunda açılan soruşturma veya kovuşturmanın sonucuhakkında herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.
70. A.A., 13/4/2003 tarihindeCumhuriyet savcısı huzurunda susma hakkını kullanmıştır. Belirtilen şahsın,nöbetçi hâkimlikteki 13/4/2003 tarihli ifadesi iseşöyledir:
“ … Ben üzerime atılı suçlamayı kabuletmiyorum. Ben herhangi bir öldürme, yaralama ve bombalama eylemine katılmadım.Ben emniyette niye gözaltına alındığı(m)ı bilmiyorum, isnat edilen suçlamalarıda bilmiyorum, emniyette bana herhangi bir şey sormadılar, beyanları kendileriyazdılar, ben de imzalamak zorunda kaldım…”
71. İstanbul 4 No.lu DGM’ce yürütülen yargılama kapsamında,sanık A.A.’nın 14/4/2004tarihli duruşmadaki savunması şöyledir:
“ … Öncelikle ben bu olayla ilgili olarakiddianamede bana atılı suçlardan sadece MLKP üyesi olduğumu kabul ediyorum.Ayrıca söz konusu evde yakalanan eşyaların da yine bu partinin ve benimolduğumu kabul ediyorum. Bunun dışında iddianamede bana yüklenen eylemlerlehiçbir ilgim olmadığı gibi dosyada benimle beraber yargılanan diğer sanıklardanHatice … benim eşimdir. Bunundışında diğer sanıkların hiçbiri ile ilişkim yoktur. Kendilerini de tanımam. Buolayla ilgili olarak ben 08.04.2003 tarihinde gözaltına alındığımda görevliolduklarını da bilmediğim sivil şahıslar tarafından zor kullanılarakkaçırıldım. Hatta orada bulunanlara bağırarak adını söyleyip kaçırılmaktaolduğumu da bildirdim. Bu şekilde zorla şubeye getirildikten sonra çok yoğunbir şekilde işkenceye tabi tutuldum. Bu arada hafıza zayıflatıcı bir ilaç banauygulanmak suretiyle ve verilmek suretiyle hafızamda kısmen kayıplara sebepolacak şekilde işkenceye tabi tutuldum. Daha doğrusu hafızamı tamamenkaybettim. Bu şekilde bana değişik eylemleri zorla kabul ettirmek istediler.Bununla tehdit ettiler. Yine eşimle ilgili olarak tehditte bulundular. Ben herdefasında susma hakkımı kullandığımı bildirdiğim halde bana kendi gösterdiklerişahıslarla ilgili ve belirtilen eylemlerle ilgili bazı şeyleri kabul etmemiistediler. Bu şekilde benim ifade vermediğim halde yazdıkları şeyleri banaimzalattılar. Bu şekilde de savcılık huzuruna çıkardılar. Yine savcılıkhuzurunda da benzer şekilde çıkarılırken işkencelere tabi tutuldum ve dahasonra cezaevine gittiğimde bunlar raporla da tespit edilmiştir. Sorumlularhakkında yasal işlemler yapılmasını talep ediyorum ve işkence yapan ve banailaç uygulaması yapan şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunuyorum. Söylediğimgibi eylemlerin hiçbiri ile ilgim yoktur. Sadece örgüt üyeliğini ve evdeyakalanan malzemeleri kabul ediyorum. …
… Söylediğim gibi poliste alınan ifadeler benpoliste verilen ilacın etkisindeydim. Savcılıkta da yine korktuğum için opsikolojik durum altında avukatım olmadan ifade vermeyeceğimi bildirdim. Yedek hakim huzurunda da tam olarak neler söylediğimi bilemiyorum.Ancak şu anda mahkemenizde söylediğim savunmam tamamen doğrudur.”
72. İlk Derece Mahkemesinin, başvurucuya isnat edileneylemlerin sübutu konusundaki değerlendirmeleri şöyledir:
“…
Sanık A.A.’nın UZUNkod, ZEYNEP kod GÜLLÜZAR ERMAN, A.A.’nın devrimnikahlı eşi HATİCE … ve başka MLKP terör örgütüüyeleri ile birlikte Eyüp ilçesi Rami Kuru Gıda Toptancılar Sitesinde faaliyetgösteren Akbank Topçular Şube Müdürlüğünü örgüt adına para temin etmek içinsilahla yağmayı planladıkları, olay günü A.A.’nın14’lü tabancayı yanına aldığı, kaleşnikof mark tüfek,Uzi ve Tarık marka tabancaları ise daha önceden teminettiği otomobile koyduğu, suç tarihinde ise Eyüp’te buluşarak araçta bulunan kaleşnikof marka tüfek, Uzi veTarık marka tabancaları yanlarına alarak araca birlikte binerek birlikte bankaönüne geldikleri, bankanın istihbaratının daha önceden yapılması nedeniyle A.A.ile birlikte dört sanığın kar maskeleri takarak banka şubesinden içeriyegirdikleri, bir sanığın ise içeriye girmeden dışarıda gözcü olarak kaldığı,bilahare banka özel güvenlik görevlisinin 7.65 mm çaplı Kırıkkale marka … seri numaralı tabancasını aldıktan sonra vezneyeyönelen sanıkların toplam … TL parayı alarak, torbayakoydukları, bilahare bankadan dışarıya çıkarak az ileride bıraktıkları… plakalı araca binerek olay mahallindenuzaklaştıkları,
… kamera görüntü kayıtları, banka çalışanları Ayşe … 12/04/2003 tarihli ifadeli teşhis tutanağı, yinebanka çalışanlarından Gülşah … 12/04/2003 tarihliifadeli teşhis tutanağı, diğer tanıklar Fatma …, Sedat… ve Narin …’ın anlatımları, olay yeri incelemeraporundan sanık A.A.’nın 12/04/2003 tarihindeemniyet aşamasında olayın oluş şekliyle uyuşan ikrarı, olayda kullanıldığınıbeyan ettiği silahların kullandığı hücre evinde yakalanması dikkate alındığındaatılı eylemin sübuta erdiği, sanıklar A.A., Gül(lü)zar Erman ve Hatice … tarafındanişlendiği konusunda tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur.
…
Sanık A.A.’nın UZUNkod, Güllüzar Erman, Hatice …ve başka yakalanamayan bir örgüt mensubu ile birlikte yasadışı silahlı MLKPterör örgüt mensuplarıyla birlikte döviz bürosu işleten müştekiler Adem … ve Hakkı …’den döviz yağmalamayı planladıkları ve suçtarihinde otomobille Maltepe ilçesi Cevizli Mahallesi Atilla Sokak No:9’daikamet eden müştekilerin evinin önünde beklemeye başladıkları, bir süre sonraevden çıkan müştekinin yanına giderek Adem …’ninelindeki çantayı silah zoruyla alarak olay yerinden uzaklaştıkları ancakçantada döviz yerine Hakkı …’ye ait … taşıma ruhsatlısilah ile yine Fikri …’ye ait tabancalar ile kendisine ait …yerli yap(ı)m tabancayı yağmaladıkları,
Sanık A.A.’nın hücreevi olarak kullandığı yerde söz konusu silahların eylemlerde kullanılan başkasilahlarla birlikte ele geçirildiği, silahlara ait ekspertiz raporu, sanıkA.A.’nın olayın oluş şekliyle uyuşan beyanı, sözkonusu silahların A.A.’nın anlatımlarına uygun olarakhücre evi olarak kullandığı yerde ele geçirildiği hususu dikkate alındığındabeyanlarına itibar edilmesi gerektiği konusunda mahkememizde kanaat oluşmuş veatılı eylemin sanıklar A.A., Gül(lü)zarErman, Hatice … ve başka MLKP silahlı terör örgütüüyesi şahıslarla birlikte işlendiği konusunda tam bir vicdani kanaat hasılolmuştur.
…
Sanık Gül(lü)zarErman:
MLKP terör örgütü içerisinde Zeynep kod adınıkullandığı, sanığın yukarıda sabit kabul edilen ve ayrıntısı belirtilen;
24.01.2003 günü Eyüp ilçesi Rami Kuru GıdaToptancılar Sitesinde bulunan Akbank Topçular Şubesi Müdürlüğünün silahla yağmaedilmesi,
17.03.2003 günü Maltepe ilçesi CevizliMahallesinde Adem Köse ve Hakkı Köse’ye ait silahlarınyağmalanması,
Bu nedenle sanığın işlediği kabul edileneylemlerin sayısı niteliği vehamet arz eden boyutudikkate alındığında yasadışı MLKP terör örgütü adına Türkiye CumhuriyetiAnayasasının tamamını veya bir kısmı(nı) bozmaya veyakaldırmaya cebren teşebbüs etme suçunun s(ü)butaerdiği kabul edilmiştir.
…”
73. İlk Derece Mahkemesinin sübutailişkin değerlendirmeleri incelendiğinde, sanık A.A.’nınkolluk ifadesindeki ikrarı dışında kamera görüntü kayıtları, bankaçalışanlarına ait teşhisleri, diğer tanıkların anlatımları, olay yeri incelemeraporu ve sanık A.A.’nın ev aramasında bulunantabancalar gibi başkaca delillere de dayanıldığı; A.A.’nınikrar içeren ifadesinin, İlk Derece Mahkemesinin sübut konusunda ulaştığıvicdani kanaat bakımından belirleyici yegâne delil olmadığı ve diğer delilleriönemsiz kılmadığı görülmektedir. Bu tespitler ışığında, başvurucu hakkındaki yargılamanınbir bütün olarak adil olmadığı söylenemeyeceğinden, başvurucunun hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
74. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
b. Makul Sürede Yargılanma Hakkı
75. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanınmakul süre içinde sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
76. Bakanlık tarafından, benzer nitelikteki başvurularailişkin daha önce bildirilmiş olan görüşlere atıfta bulunularak, 6216 sayılıKanun’un 49. maddesinin ikinci fıkrası ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 71.maddesi çerçevesinde, görüş sunulmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.
77. Başvurucu, suç ithamı ile karşı karşıya kaldığı 9/4/2003 tarihinden, Yargıtayınonama karar tarihi olan 25/9/2012 tarihine kadar geçen sürenin, AİHM kararlarıve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde makul olmadığını bildirmiştir.
78. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalanbir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§38–39).
79. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§41–45).
80. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarıncakişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra,cezai alanda yöneltilen suç isnatlarının makul sürede karara bağlanmasını talephakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkilimakamlar tarafından bildirilmesi olup, kişiye cezai alanda yöneltilen iddianınsuç isnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun pozitifdüzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülencezanın niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunanfiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında cezahukukunun kuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesiyapılmaksızın, adil yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B.No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).
81. Başvuru konusu olayda, başvurucuya isnat olunan “Anayasal düzeni zorla ortadan kaldırmaya teşebbüsetmek” suçu İlk Derece Mahkemesince sabit görülerek, 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 146.maddesinin birinci ve 59. maddesinin birinci fıkraları uyarınca başvurucunun müebbethapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu çerçevede başvurucuhakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvencekapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).
82. Cezai alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgiliuyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kuralolarak, kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafındanbildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı gibitedbirlerin uygulandığı an olup, somut başvuru açısından bu tarih, kollukgörevlileri tarafından başvurucunun konutunda arama işleminin yapıldığı vemüteakiben gözaltına alındığı 9/4/2003 tarihidir.Sürenin bitiş tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 34; B. No: 2012/625,9/1/2014, § 32). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiştarihinin, başvurucu hakkındaki mahkumiyet kararının Yargıtaycaonandığı ve bu şekilde kesinleştiği 25/9/2012 tarihiolduğu anlaşılmaktadır.
83. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,başvurucunun 9/4/2003 tarihinde kollukta, 13/4/2003tarihinde Cumhuriyet savcısı huzurunda susma hakkını kullandığı, 13/4/2003tarihinde hâkim tarafından yapılan sorgusunun yapıldığı ve tutuklandığı,başvurucu hakkında 23/7/2003 tarihinde kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.Kamu davasına bakan İstanbul 4 No.lu DGM’nin, E.2003/213 sayılı dosyasıüzerinde yürütülen yargılama kapsamında, 3/10/2003tarihli duruşmada başvurucu, suçlamalara karşı savunmasını yapmış vedelillerini sunmuştur. Duruşma sonunda başvurucunun çalıştığı şirkete müzekkereyazılarak şahsi dosyasının istenmesine, tutukluluk halinin devamına veduruşmanın, diğer günler dolu olduğu ve araya devir teslim işlemleri girdiğigerekçeleriyle 19/1/2004 tarihine ertelenmesine kararverilmiş olup, anılan tarihli duruşmada, başvurucunun sanık sıfatıyla savunmasıalınmıştır. 14/4/2004 tarihli duruşmada, bir kısımsanık, mağdur ve tanık beyanları alınmış ve yine diğer günler dolu olduğugerekçesiyle duruşma 26/7/2004 tarihine ertelenmiştir.
84. Yargılama devam ederken 16/6/2004tarih ve 5190 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda Değişiklik Yapılması veDevlet Güvenlik Mahkemelerinin Kaldırılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesiile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev ve yetkilerine son verilmiş, aynıKanun’un geçici 2. maddesi gereğince başvurucu hakkındaki yargılama, İstanbul12. Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) devredilmiştir. Ağır CezaMahkemesinin E.2003/213 sayılı dosyası kapsamında 13/10/2004,23/2/2005, 8/6/2005, 26/9/2005 ve 3/5/2006 tarihli duruşmalarda, maktul yakını,mağdur, tanık ve sanık beyanları alınmıştır. Cumhuriyet Savcılığınca verilen 1/4/2009 tarih ve E.2003/213 sayılı esas hakkında mütalaaMahkemeye sunulmuştur. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/5/2011tarih ve E.2003/213, K.2011/84 sayılı kararı ile başvurucunun, müebbet hapiscezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu müdafiininderece mahkemesi kararını 12/9/2012 tarihli dilekçeile temyiz etmiş olup, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25/9/2012 tarih veE.2012/4794, K.2012/10066 sayılı kararı ile başvurucu hakkında verilen İlkDerece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir.
85. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 22-45).
86. Başvuruya konu davada yer alan kişisayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliğibaşvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davayabütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesinigerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık dokuz yıl beş aylıkyargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
87. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
c. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
88. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
89. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmiş olan başvurucu, tespit edilen ihlale ilişkin olarak herhangi birtazminat talebinde bulunmadığından, başvurucu lehine manevi tazminatahükmedilmemiştir.
90. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Davaya bakan Mahkemenin,DGM’lerin devamı niteliğinde olduğu iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının, “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Gözaltındayken müdafiin hukuki yardımından yararlandırılmadığı iddiasının,“açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Başvurucunun hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurusunun KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
5. Başvurucunun makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurusunun KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Başvurucunun,
1. Hakkaniyete uygun yargılanmahakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
4/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.