TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLSEVEN YAŞER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/17411)
Karar Tarihi: 20/9/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Gülseven YAŞER
Vekili
:
Av. Mustafa Hüseyin BUZOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yakalama kararı nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede bitirilmemesi ve adil bir şekildeyürütülmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. İstanbul Emniyet Müdürlüğü 10/4/2009 tarihli yazıyla iddiaedilen Ergenekon Örgütü üyeleriyle bağlantısı olduğu gerekçesiyle başvurucununda aralarında bulunduğu bazı kişilere ilişkin olarak arama ve el koyma iznitalep etmiştir.
10. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 12/4/2009 tarihinde,başvurucunun da aralarında bulunduğu altmış üç kişinin ev ve iş yerlerindearama kararı verilmiştir.
11. 13/4/2009 tarihinde, başvurucunun da aralarında bulunduğuotuz beş kişinin evinde ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği şubelerinde aramayapılmıştır.
12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25/11/2010 tarihliiddianamesi ile başvurucu hakkında "Ergenekonsilahlı terör örgütü üyesi olmak ve kişilerin, bir suç işleme kararı kapsamındasiyasi, felsefi, dini görüşlerine veya ırki kökenlerine ilişkin bilgilerihukuka aykırı bir şekilde kişisel veri olarak kaydetmek" suçlarındankamu davası açılmıştır.
13. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/356 sayılıdosyasında verilen10/12/2010 tarihli tensip kararıyla başvurucu hakkındayakalama kararı çıkarılmasına karar verilmiştir.
14. Yakalama kararının infaz edilememesi nedeniyle İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinin 11/2/2011 tarihli kararı ile başvurucu hakkında kırmızıbülten çıkarılmasına karar verilmiştir.
15. Başvurucunun yargılanmasına İstanbul Anadolu 5. Ağır CezaMahkemesinin E.2014/155 sayılı dosyasında devam edilmiştir.
16. Başvurucu vekilince 18/9/2014 tarihli celsede sözlü olarakaçıklamalarda bulunulmuş ve başvurucu hakkındaki yakalama kararınınkaldırılması talep edilmiştir. Mahkeme, aynı celsede verdiği sekiz numaralı arakararı ile başvurucunun talebini reddetmiştir.
17. Başvurucu vekili, ret kararına itiraz etmiş ancak itirazıİstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/10/2014 tarihli ve 2014/1332Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu karar, başvurucu vekiline23/10/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu, 7/11/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi 27/1/2015 tarihliduruşmanın 5 no.lu ara kararı gereğince başvurucu vekilinin, Amerika BirleşikDevletleri'nde bulunan başvurucunun savunmasının istinabe yoluyla alınması vehakkındaki yakalama emrinin kaldırılması yönündeki talebini 3/4/2015 tarihindedeğerlendirmiş, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 10/12/2010 tarihindeçıkarılan yakalama emrinin kaldırılmasına, başvurucunun savunmasının istinabeyoluyla alınmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki yakalama kararı infazedilmeksizin kaldırılmıştır.
20. Başvurucu daha sonra Türkiye'ye dönmüş, 11/9/2015 tarihliduruşmada savunmasını yapmıştır. Aynı günlü duruşmada başvurucunun duruşmadanvareste tutulmasına ve savunması alındığından yurt dışı talimat yazılmasıyönündeki karardan vazgeçilmesine karar verilmiştir.
21. İstanbul 5. AnadoluAğır Ceza Mahkemesi 22/10/2015 tarihli ve E.2014/155, K.2015/359 sayılı kararıylatüm sanıkların suç işlemedikleri gerekçesiyle beraatinekarar vermiş, dosyada yer alan delillerin sahte olduğu kanaatine vararak busahtecilikten sorumlu olduğu iddia edilen şahıslar hakkında şikâyettebulunmuştur. Beraat kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Yukarıda ayrıntı ve gerekçeleri yazıldığıüzere sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri yönünde somut, kabuledilebilir, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delillerin dosyakapsamında elde edilemediği anlaşıldığından, tüm sanıkların üzerlerine atılıbulunan suçlardan ayrı ayrı beraatlerine kararverilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Mahkememize açılan tüm davadosyaları ile ilgili olarak yukarıda ayrıntılı bir şekilde değerlendirmeleryapıldığı, suç konusunu oluşturan delillerle ilgili ayrıntıların gerekçeli birşekilde anlatıldığı, delillerin kanuna aykırı bir şekilde elde edilişi, imajalma işlemlerinin yapılmamış oluşu, dijital delillere el konulduktan sonra vedijital delillerin soruşturma makamlarının elinde iken verilerle oynanmışoluşu, ekleme ve silinme işlemlerinin yapılıp verilerin değiştirilmiş oluşu,benzer tüm dava dosyalarında özel olarak belirlenmiş aynı kişilerin tümsoruşturma aşamalarında görev almış olmaları, dijital delillerin incelenmesineyönelik soruşturma ve kovuşturma aşamasında takınılınanolumsuz tavırlar, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için sanıklar ve müdafiileri tarafından yapılan pek çok talebin kanuna uygungerekçe gösterilmeden reddedilmiş oluşu dikkate alındığında soruşturma vekovuşturma makamında görev alanların belli bir grup ya da yapı adına hareketettiklerine dair kuvvetli şüphelerin bulunması, açıkça delillere el konulduktansonra sahteciliğin yapılmış olduğunun belirlenmesi dikkate alındığındasorumluların tespit edilerek cezalandırılmaları gerektiği kanaatinevarıldığından bu konuda suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesi gerektiğikanaatine varılmıştır."
22. Bu karar temyiz edilmeden 19/11/2015 tarihindekesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Yakalama emri ve nedenleri" kenarbaşlıklı 98. maddesi şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde çağrı üzerinegelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemiüzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca,tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından dayakalama emri düzenlenebilir.
(2) Yakalanmış iken kolluk görevlisininelinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundankaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleride yakalama emri düzenleyebilirler.
(3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkındayakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.
(4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli,bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceğigösterilir."
24. 5271 sayılı Kanun'un"sanığın duruşmadan bağışık tutulması" kenar başlıklı 196.maddesinin (2) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:
"(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve dahafazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiylesorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık vemüdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir.Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyipistemediği sorulur.
(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenenduruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşmaaçılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir."
B. Uluslararası Hukuk
1. Sözleşme Metinleri
25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı"kenar başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes özgürlük ve güvenlik hakkınasahiptir."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin İçtihadı
26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 5.maddesinin (1) numaralı fıkrasında geçen "özgürlük"kavramı, kişinin fiziksel özgürlüğünü kapsamaktadır (Engel ve diğerleri /Hollanda, B. No: 5100/71; 5101/71;5102/71; 5354/72; 5370/72, 8/6/1976, § 58). AİHM, özgürlükten yoksun bırakmanınnesnel ve öznel iki unsurunun bulunduğunu belirtmektedir. Buna göre nesnelunsur, kişinin göz ardı edilemeyecek uzunlukta bir süre boyunca sınırları bellibir yere kapatılması; öznel unsur ise bu kapatılmanın geçerli bir rızayadayanmamasıdır (Storck/Almanya, B. No: 61603/00, 16/6/2005, §74).
27. AİHM'e göre kişilerin fizikselözgürlüğünün konu edildiği Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınamacı hiç kimsenin özgürlüğünden keyfî bir biçimde mahrum bırakılmamasınıgüvence altına almaktır. Yalnızca seyahat özgürlüğüne ilişkin kısıtlamalar isebu maddenin değil Sözleşme'ye ek 4 No.lu Protokol'ün2. maddesinin kapsamına girmektedir. Bununla birlikte özgürlükten mahrumbırakma ve özgürlüğün kısıtlanması arasındaki fark esasa ya da niteliğe ilişkinolmayıp bir derece ya da yoğunluk farkıdır. Bir kimsenin 5. madde anlamındaözgürlüğünden mahrum bırakılıp bırakılmadığının değerlendirilmesinde somutolayın özelliklerinin yanı sıra uygulanan tedbirin çeşidi, süresi, etkileri veuygulanma şekli gibi çeşitli faktörlerin dikkate alınması gerekir (Guzzardi/İtalya, B. No: 7367/76, 6/11/1980, §§ 92,93).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
1. Anayasa'nın 19. Maddesinin 3. Fıkrasınınİhlal Edildiği İddiası Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu, yakalama kararının kaldırılması yönündekitalebinin reddine ilişkin gerekçelerin yeterli olmadığını, tedavisi amacıylayurt dışında bulunduğunu, ancak bu hususa derece mahkemesinin ret gerekçesindedeğinilmediğini, hiçbir somut delil ve olgu olmaksızın hukuka aykırı birşekilde hakkında yakalama kararı çıkarıldığını, kendisi ile aynı davadayargılanan diğer sanıkların tahliye edildiğini ve haklarındaki yakalamakararlarının kaldırıldığını, hakkında verilen yakalama kararının kaldırılmasıgerektiğini, kaçak sanık gerekçesiyle yakalama kararı verilebilmesi içinkişinin hakkındaki soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlama kastının olması gerektiğinioysa kendisinin tedavi amacıyla yurt dışında bulunduğunu, yetkisiz mahkemecehukuka aykırı elde edilen deliller doğrultusunda yakalama kararı verildiğiniileri sürmüştür.
30. Bakanlık görüşünde, başvurucu hakkındaki yakalama kararının3/4/2015 tarihinde kaldırıldığı dolayısıyla başvurucunun mağdur sıfatınınkalmadığı ileri sürmüştür.
31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurununkabul edilebilirlik şartları taşıdığını, ihlalin sonradan ortadan kalkmışolmasının o ana kadar gerçekleşen mağduriyeti ortadan kaldırmayacağını ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu iddialarının özününtutuklamaya yönelik yakalama kararının hukuka aykırılığına ilişkin olduğuanlaşılmış ve başvurucunun şikâyetleri Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.
33. Yakalama emirlerinin infaz edilmediği dönemde temel hak vehürriyetlere yönelik bazı etkileri bulunsa da bu dönemde henüz kişilerinfiziksel özgürlükleri maddi olarak kısıtlanmamış olduğundan söz konusuetkilerin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale olaraknitelendirilmesi mümkün değildir (Galip Öğüt[GK], B. No:2014/5863, 1/3/2017, § 41). Sonuç olarak başvurucunun kişi hürriyeti vegüvenliği hakkına müdahalede bulunulmamıştır.
34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasına ilişkin olarakbir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
2. Anayasa'nın 19. Maddesinin 8. Fıkrasınınİhlal Edildiği İddiası Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu, yakalama kararının devam etmesine yönelik kararayaptığı itirazın Cumhuriyet savcısının görüşünün alınmasını müteakibenkendisinin görüşü alınmaksızın incelendiğini, yakalama kararının devamınaitiraz edilemeyeceğine ilişkin mahkeme görüşünün yanlış olduğunu ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
36. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanınkanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkilibir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”
37. Başvurucunun bu şikâyetleri Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.
38. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, herhangi birnedenle özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden yoksunbırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa ilişkinkoşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkıtanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarakyetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması veözgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olanteminatları sağlaması gerekir.Ayrıca tutulmanınyasaya aykırı olup olmadığının hâkim önünde etkili olarak incelenmesini talepetme ve tutmanın gerekli olup olmadığının yetkililer tarafından hızlı birşekilde tespit edilmesini isteme hakkını da teminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-66).
39. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası yakalama veyatutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere bir takım usuli güvenceler sağlamaktadır. Bununla birlikte anılangüvencelerin fiziki olarak hürriyeti kısıtlanmış kişilere yönelik olduğugörülmektedir. Somut olayda başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakılmadığıdikkate alındığında Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alangüvencelerin başvurucuya sağlanması gerekli değildir.
40. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasına ilişkin olarakbir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
B. Adil Yargılanma Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Adil Yargılanma Hakkına İlişkin Olup MakulSürede Yargılanma Hakkı Dışındaki İhlal İddiaları Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
41. Başvurucu, mahkemenin istinabe yasağı bulunduğu gerekçesiylesavunmasını istanabe yoluyla almamasının mevzuataaykırı olduğunu, yargılamayı yapan mahkemenin tarafsızlığını kaybettiğini,masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkınasahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuruyapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre birkişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel önkoşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar; başvurucunun, kamugücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı "güncel bir hakkınınihlal edildiği" iddiasında bulunması, iddia edilen ihlalden kişinin"kişisel olarak ve doğrudan" etkilenmiş olması ve bunların sonucundabaşvurucunun "mağdur" olduğunu iddia etmesidir (Fetih Ahmet Özer, B.No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).
43. Bir başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilebilmesiiçin başvurucunun mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp iddia edilenihlalden doğrudan etkilendiğini, bir başka ifadeyle mağduriyetini kanıtlamasıgerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi mağdurluk statüsününkabulü için yeterli değildir (Ayşe HülyaPotur, B. No: 2013/8479, 6/6/2014, § 24).
44. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen cezasoruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veyaaçılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatinehükmedilmesi hâlinde -makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halelgelmemek şartıyla- bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniylemağdur olduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veyakovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkıdışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner ve Mustafa Kadir Gül,B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).
45. Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında açılan kamu davasıberaat kararıyla sonuçlandığından başvurucunun mağdur sıfatı bulunmamaktadır.
46. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiği İddiası Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
47. Başvurucu, savunmasının uluslararası istinabe yoluylaalınmaması nedeniyle davanın makul sürede bitirilmediğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
i. Kabul EdilebilirlikYönünden
48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Esas Yönünden
49. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarakise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam edendavalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
50. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
51. Somut başvuru açısından makul süre değerlendirmesindesürenin başlangıç tarihi, başvurucunun evinde arama yapıldığı ve böylecebaşvurucunun isnattan haberdar olduğu anlaşılan 13/4/2009 tarihidir. Süreninbitiş tarihi ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. Bukapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, İstanbulAnadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi kararının kesinleştiği tarih olan 19/11/2015tarihi olduğu anlaşılmaktadır.
52. Somut olayda başvuruya konu davada dört ayrı davanınbirleştirildiği ve seksen dört sanığın yargılandığı, bu nedenle davanınkarmaşık nitelikte olduğu; başvurucunun yargılama süresinin önemli bir kısmındayurt dışında bulunması sebebiyle yargılama sürecinin uzamasında kusurununbulunduğu ileri sürülebilirse de başvurucunun kurgusal nitelikte olan,soruşturma ve kovuşturma aşamasında yer alan kişilerce oluşturulmuş sahte delilleredayanılan bir dava sürecine muhatap kılındığı anlaşılmaktadır. Davada verilenberaat kararı sıradan bir beraat kararı değildir. Bu dava, gerekçeli kararda dabelirtildiği gibi delillerin kanuna aykırı bir şekilde elde edildiği, elkonulan deliller üzerinde sahteciliğin yapıldığı, benzer tüm dava dosyalarındaözel olarak belirlenmiş aynı kişilerin tüm soruşturma aşamalarında görevaldığı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için sanıklar ve müdafiileritarafından yapılan pek çok talebin kanuna uygun gerekçe gösterilmedenreddedildiği, soruşturma ve kovuşturma makamında görev alanların belli bir grupya da yapı adına hareket ettiklerine dair kuvvetli şüphelerin bulunduğu birdavadır. Başvurucunun yargılama sürecinin uzamasında kusurunun bulunduğu kabuledilebilir olmakla birlikte soruşturma ve kovuşturma makamlarının kusurununbaşvurucunun kusurunun ötesine geçtiği anlaşılmaktadır. Yargılama sürecininuzunluğu, büyük oranda soruşturma ve kovuşturma makamlarının eylemlerindenkaynaklanmaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda 6 yıl 7 aylıkyargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
54. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
55. Başvurucu, bireysel başvuru dilekçesinde tazminat hakkınısaklı tuttuğunu belirtmiş, ancak bireysel başvuru süresi geçtikten sonra,17/6/2016 tarihinde Adalet Bakanlığına cevap dilekçesinde 100.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur. Bu tazminat talebinin geçerli bir tazminattalebi olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
56. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkına ilişin olup makul sürede yargılanmahakkı dışındaki ihlal iddialarının kişibakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil Yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
D. 206,10 ve1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10TL harç oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.