TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLSÜN KARAMAN VE ŞERİF KARAMAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/16239)
Karar Tarihi: 12/11/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 5/12/2019 - 30969
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Mustafa ARI
Başvurucular
:
1. Gülsün KARAMAN
2. Şerif KARAMAN
Vekili
:
Av. Ahmet DOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucuların ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanoğlunun kamu görevlilerinin ihmali dolayısıyla hayatını kaybetmesi ve olaylailgili olarak etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/9/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucuların oğlu olan 1986 doğumlu T.K. birden fazlakişiyle gece vakti silahla yağma yapma suçundan hükümlü olarak tutulduğu Seydikemer-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Cezaİnfaz Kurumu) 19/1/2015 tarihinde isteğe bağlı sevk ile gelmiştir.
10. Ceza İnfaz Kurumuna kabulü sırasında PsikososyalYardım Servisi ile görüşemeyen T.K. 26/1/2015 tarihli dilekçesine istinadenkurum psikoloğu D.S.E. ile görüşmüştür. Görüşme sonrası D.S.E. dilekçeninüzerine "Ağır ilaçlar kullanmış vekendi isteği ile ilaçları bırakmış, dışarıda kokain kullanımı var, çocuk yaştamaddeye başlamış, 2 kere intihar girişimi var. Kız arkadaşı Malatya'da,kendisine zarar verme dav. var. İlaçlarına tekrarbaşlamak istiyor. Doktora yönlendirildi. Amcası cezaevinde kendisini asmış.İlaçla intihar girişimi var."şeklinde not düşerek dilekçeyi imzalamıştır.
11. T.K. 28/1/2015 tarihinde psikotik bozukluk tanısıyla Fethiye Devlet Hastanesi (Hastane)Psikiyatri Polikliniğine sevk edilmiş, 30/1/2015 tarihinde psikiyatri uzmanıtarafından yapılan muayenesinin ardından T.K.ya bipolar bozukluktanısıyla reçete düzenlenmiştir.
12. Ceza İnfaz Kurumu PsikososyalYardım Servisi 26/1/2015 tarihli görüşmeden sonra T.K. ile herhangi bir görüşmegerçekleştirmemiştir. Ancak Ceza İnfaz Kurumu psikoloğu D.S.E. ilk görüşmedensonra 8/6/2015 tarihinde T.K. hakkındaHükümlü-Tutuklu Tanıma Formu hazırlamıştır.
13. T.K. 3/7/2015 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünedilekçe vererek kendisine psikolojik baskı yapıldığını, bu nedenle açlık grevinegittiğini belirtmiştir. Anılan dilekçeye istinaden T.K. Ceza İnfaz Kurumu Psikososyal Yardım Servisi ile görüşme yapmak üzere6/7/2015 tarihinde çağrılmış fakat T.K.nıngörüşme yapmak istemediğini bildirmesi nedeniyle herhangi bir görüşmegerçekleştirilememiştir.
14. Hastanenin Psikiyatri Polikliniğinde yeniden muayene edilenT.K. hakkında düzenlenen 1/9/2015 tarihli sağlık kurulu raporunda, hastanın davranış bozukluğu tanısıyla Manisa Ruh veSinir Hastalıkları Hastanesine sevkinin uygun olduğu belirtilmiştir.
15. Ceza İnfaz Kurumunun C-18 koğuşunda kalan E.Ç. ile T.K.arasında yaşanan kavga üzerine Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından disiplinsoruşturması başlatılmış ve T.K. 16/9/2015 günü saat 16.42 sıralarında üstaraması yapılarak tedbiren A-120 No.lu tekli odayaalınmıştır.
16. Tekli odada bulunan T.K.yaaynı gün saat 17.44 sıralarında yemek verilmiş, saat 19.10 sıralarında boşyemek karavanları toplanmış, saat 20.08 sıralarında tekli odalar mazgaldankontrol edilmiş, saat 20.37 sıralarında sayım kontrolü mazgaldan yapılmış vesaat 21.05, 21.17, 22.20, 22.24, 22.28 ve 23.20 sıralarında tekli odalaryeniden kontrol edilmiştir. Kontroller sırasında Ceza İnfaz Kurumu personelitekli odalara girmemiştir.
17. 17/9/2015 günü saat 03.10 sıralarında T.K. kaldığı A-120No.lu tek kişilik odadaki yatağı kapı arkasında duvara yaslamak ve dolabıyatağın üzerine devirmek suretiyle yatağı ateşe vererek yangın çıkarmıştır. Tekkişilik odadan dumanlar çıktığının anlaşılması üzerine koridorda bulunan iki nöbetçiinfaz ve koruma memuru tarafından olaya derhâl müdahale edilmiş, saat 03.12sıralarında odanın kapısı açılmaya çalışılmış fakat bu esnada demir kapı kolukırıldığından ilk aşamada odaya girilememiştir. Saat 03.13 sıralarındamazgaldan yangın hortumu ile odanın içine su sıkılmış, saat 03.15 sıralarındaise başka bir kapı kolu yardımıyla kapı açılmıştır.
18. İnfaz ve koruma memurlarının yoğun duman altında bulunan tekkişilik odaya müdahalesinin ardından saat 03.20 sıralarında T.K. odadan baygınşekilde çıkarılmış ve ambulansla hastaneye sevk edilmiştir.
19. Genel durumu kötü olan ve bilinci kapalı olarak hastaneyegetirilen T.K. 18/9/2015 tarihinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim veAraştırma Hastanesine sevk edilmiş ve burada tedavisine devam edilirken24/9/2015 tarihinde hayatını kaybetmiştir.
A. Olayla İlgili CezaSoruşturması Süreci
20. Yaşanan olayla ilgili olarak Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı(Başsavcılık) derhâl bir soruşturma başlatmıştır.
21. T.K.nıntedavi gördüğü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesindehayatını kaybetmesi nedeniyle Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından24/9/2015 tarihinde ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiş ve kesin ölümnedeninin tespiti için ceset üzerinde klasik otopsi yapılmasına kararverilmiştir.
22. Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 15/12/2015 tarihli otopsiraporunda, şahsa ait tüm adli tahkikat dosyası içeriği ile tıbbi evraklarınİstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine gönderilerek ölüm nedenininburadan sorulmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
23. Anılan otopsi raporu üzerine tüm adli tahkikat dosyasıiçeriği ve tıbbi evraklar Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunagönderilmiş olup düzenlenen 8/2/2016 tarihli otopsi raporunda; T.K.nın sağ hyoid kemik kırığı ile epiglosttis ve trakea girişindekilezyonların tıbbi müdahale işlemleri sırasında oluşmasının mümkün olduğu,kişinin zehirlenerek veya travmatik bir tesirleöldüğüne ilişkin tıbbi delilin bulunmadığı, kronik kalp ve damar hastalığıbulunan kişide ölümün yangın ortamında kalmaya bağlı olarak dumandan boğulma,oksijensiz kalma ve sonrasında gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiğimütalaa edilmiştir.
24. Başsavcılık tarafından T.K.nın kaldığı A-120 No.lu tek kişilik odanın kapıkoridorunu gören kamera görüntüleri inceletilmiş, T.K.nıninfaz dosyası temin edip Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarıİnceleme Komisyonu Başkanlığı ve Bakanlığa hitaben yazdığı dilekçeleriincelenmiş, dilekçelerde geçen iddialar araştırılmıştır.
25. T.K.nın2013 yılında İnebolu M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda iken Bakanlığa yazdığıdilekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"...benim amcam da ElazığE Tipinde intihar etti, ben de yaşamıma son vereceğim, üç kere intihar ettimölmedim. Allah (c.c.) nasip ederse dördüncü de olacakefendim..."
26. T.K. tarafından Ceza İnfaz Kurumu vasıtasıyla Afyon KocatepeÜniversitesi psikiyatri uzmanına hitaben yazılan 26/1/2015 tarihli dilekçeninilgili kısmı ise şu şekildedir:
"...kötü rüyalar kabuslar ve geçmişedayalı unutamadığım sorunlarım var intiharı düşünüyorum. Siz değerli büyüğümbana bir yıl kullan ben senin tedavin için Manisa Ruh ve Sinir HastalıklarıHastanesine tedavi için yollayacam diye arzetmiştiniz R.. ilacımı ve A..içmediğimde kötü şeyler vs. rüyalar aklımdan çıkmıyorintihar saplantım var. Elim ayağım titriyor. Sayın Büyüğüm ben ilaç tedavisindenkurtulmak istiyorum. Fakat bir bir psikiyatriuzmanından yardım almak istiyorum. Çocuk yaştan beri uyuşturucu maddekullanıyorum. Ben kendi irademle Kastamonu Devlet Hastanesinde heyete çıktım.Tüm doktorlara iyi olduğumu söylemiştim. Çünkü çok aşırı ilaç almıştım. Amaolmuyor. Bir uzmandan yardım almadan bırakamıyorum. Üç defa intihar ettim,midem yıkandı, kendimi defalarca kestim. Siz değerli büyüğümden tarafıma yardımetmenizi önemle arz ederim..."
27. Yürütülen soruşturma kapsamında Başsavcılık olaya ilkmüdahalede bulunan nöbetçi infaz ve koruma memurları ve T.K. ile aynı koğuştakalan hükümlülerin tanık sıfatıyla ifadelerini almıştır.
28. Tanık sıfatıyla ifadesi alınan hükümlü R.M.Ş.ninifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
" [T.K.]yı cezaevinde tanıdım, C18 koğuşunda yaklaşık bir aykadar kaldı, ben halen aynı koğuşta kalıyorum, koğuşta [E.Ç.] isimli hükümlü ile bir kavgaları oldu, bu nedenlekoğuştan alındı, koğuşa geldiğinde normaldi, ancak daha sonra psikilojik rahatsızlığı olduğunu beyan ederek hastaneyegitti, hastanede roj isminde bir ilacı yazmışlar, builacı aldığı zaman kendisinden geçiyordu, ne yaptığını hatırlamıyordu, benkoğuş sözcüsü olduğum için ara ara benimle konuşuyordu ve hayattan bıktığını,artık ölmek istediğini söylüyordu..."
29. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma kapsamında görevi kötüyekullanmak suçlamasıyla Ceza İnfaz Kurumu İkinci Müdürleri O.A. ile İ.G.nin, Başmemur A.K.nın, vardiya görevlisi A.R.İ.nin ve psikolog D.S.E.ninşüpheli sıfatıyla ifadelerini almıştır.
30. Ceza İnfaz Kurumu İkinci Müdürleri O.A. ile İ.G.ifadelerinde, olay günü görevde olmadıklarını belirterek üzerilerineatılı suçlamaları kabul etmemişlerdir. Yine şüpheli sıfatıyla ifade veren Başmemur A.K. ile vardiya görevlisi A.R.İ. de olaysırasında gerekli işlemleri yaptıklarını belirterek atılı suçlamaları kabuletmemiştir.
31. Ceza İnfaz Kurumu psikoloğu olarak görev yapan ve T.K. ileilk kez görüşen D.S.E.nin şüpheli sıfatıyla verdiğiifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"...[T.K.] ile görüştüğümde kendisinde intihar eylemisezinlemedim. Kendisi bana intihar girişimde bulunduğu ve bulunacağı hususundaherhangi bir beyanda bulunmadı. Biz tanıma takip formunu hükümlü/tutuklununbeyanına göre dolduruyoruz. Benim infaz dosyasını incelemek, gibi bir görevimve yetkim de bulunmamaktadır Ayrıca o tarihte kadro sayısı düşünülür ise buna imkan ve mesaim de yetmeyecektir. [T.K.] dilekçe ile müracaat edip 26/01/2015 tarihindeservisimizde kendisi ile bireysel görüşme gerçekleşmiş ve bu hususa ilişkinnotlarım görüşme notları hanesine yazılmıştır. Kişinin intihara teşebbüsettiğini bu tarihte beyanı üzerine öğrendim. Daha sonra kendisi servisemüracaat etmedi. Ben açlık grevine başladığı zaman kendisini çağırttım. Ancakbizimle görüşmeye gelmedi. 31/08/2015 günü ikinci müdür [İ.] beyle görüşmüş. Bu görüşmeden sonra [İ.] bey hükümlüyü bize yönlendirdi. Ben o tarihtekendisi ile bir bireysel görüşme daha yaptım ve bu görüşmede bir gün sonrasıiçin hastanenin psikiyatrı polikliniğinden randevu aldığını ve oraya gideceğinisöyledi. Daha sonra servisimize müracaat etmediği gibi benimde kendisiniçağırmam söz konusu olmadı.Bildiğimkadarı ile mevzuatta intihara eğilimli olan kişilerin dönem dönemçağrılıp görüşülmesi gibi bir düzenleme bulunmamaktadır. Uygulama da bu yöndedeğildir. Ancak intiharın önlenmesi için psikososyalservis görevlileri imkanlar ve kadro ölçüsünde hükümlüler ile ara aragörüşebilmektedir. Ancak hükümlünün bu konuda bir talebi veya servisle işbirliği olmadan bu hususlarda başarı sağlamak mümkün değildir. Ben banayüklenen görevleri bihakkın yaptığımı düşünüyorum. Yukarıda da söylediğim gibikişinin bize müracaatı ve bizimle işbirliği olmadansonuç almak mümkün değildir. Ben kendisini ara ara çağırsam bile bizimle işbirliği yapmadığı müddetçe yapılabilecek herhangi birşey yoktur..."
32. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde ölümün T.K.nın intihar amacıyla yatağıyakması sonucu meydana gelen yangın ortamında kalmaya bağlı dumandan boğulmasonucu gerçekleştiği, şüphelilerin olayın oluşuna etki edecek, adli yöndenilliyet bağı bulunan herhangi bir fiili olmadığı, ceza hukuku yönünden herhangibir suç ve suçlu bulunmadığı gerekçesiyle 18/5/2016 tarihinde takipsizlikkararı vermiştir.
33. Ayrıca Başsavcılık anılan takipsizlik kararında şu tespit vedeğerlendirmelere yer vermiştir:
i. T.K.nınhusumeti olduğu kişilerin koğuşuna verildiği iddiası doğru değildir.
ii. Hastanenin Psikiyatri Polikliniğince muayene ve kontrolleriyapılan T.K. için ilaç tedavisine başlanmış ancak T.K.nın ilaçları kullanmak istemediğine dair dilekçevermesi nedeniyle yapılan muayene dışında başka bir sağlık kuruluşuna sevkisağlanmamıştır.
iii. T.K. hakkındaki kötü muamele iddiaları somutlaştırılmamışolup iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.
iv. T.K.nınyazdığı dilekçe ve beyanları dikkate alındığında daha önce üç kez intiharateşebbüs ettiği anlaşılmaktadır.
34. Takipsizlik kararına başvurucular tarafından yapılan itirazıinceleyen Fethiye Sulh Ceza Hâkimliği 22/7/2016 tarihli kararıyla itirazınreddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.
35. Başvurucular 6/9/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. Olayla İlgili İdariSoruşturma Süreci
36. Bakanlık Ceza ve TevkifevleriGenel Müdürlüğü Başkontrolörlüğünün 15/10/2015tarihli yazısında; Ceza İnfaz Kurumu PsikososyalYardım Servisinden ve hükümlülerin dışarıyla ilişkilerinden sorumlu ikincimüdürler ile T.K.yla ilk görüşmeyi yapan psikoloğun T.K.nın intihara meyilli olduğunu gösterir ifade, dilekçeve mektuplarına rağmen görüşme ve takip işlemlerini yapmadıkları, gerekliönlemleri almadıkları, bu suretle görevlerini ihmal ettikleri yönünde güçlü birkanaat oluştuğunun Başsavcılığa bildirilmesi üzerine Başsavcılık tarafındanilgililer hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
37. Başsavcılık Disiplin Amirliğinin 23/5/2016 tarihlikararıyla, Ceza İnfaz Kurumu Psikososyal YardımServisinden sorumlu İkinci Müdür O.A., hükümlülerin dışarıyla ilişkilerindensorumlu İkinci Müdür İ.G. ve T.K. ile ilk görüşmeyi yapan kurum psikoloğu D.S.E.nin "verilenemir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarcabelirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge,araç ve gereçlerin korunması, kullanılması bakımında kusurlu davranmak"fiillerinden dolayı kınama cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
38. Başsavcılık Disiplin Amirliği 23/5/2016 tarihli disiplinkararını şu gerekçelere dayandırmıştır:
i. T.K.nınCeza İnfaz Kurumuna kabulü sırasında PsikososyalYardım Servisi bölümünde kendisi ile baş başa görüşme yapılmamıştır.
ii. T.K. 26/1/2015 tarihli, psikologla görüşme talepli dilekçesiüzerine aynı gün kurum psikoloğu D.S.E. ile görüşmüş, görüşme sonrası D.S.E., T.K.nın intihar eğilimine ilişkintespitler yapmasına rağmen bir daha kendisiyle görüşme yapmamıştır.
iii. D.S.E. Hükümlü/Tutuklu Tanıma Formu'nuilk görüşmeden beş ay gibi uzun bir süre sonra ve 26/1/2015 tarihli görüşmedekitespitlerin aksine doldurmuştur.
iv. Bu ihmaller Psikososyal YardımServisinden sorumlu İkinci Müdür O.A. tarafından dikkate alınmamış ve durumdankurum en üst amiri bilgilendirilmemiştir.
v. İkinci Müdür İ.G. deintihar edeceğine dair beyan ve dilekçelere rağmen T.K.yı Psikososyal YardımServisine yönlendirmemiş ve sürecin takibini yapmamıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
39. Konuyla ilgili ulusal hukuk, Anayasa Mahkemesinin Nejla Özer ve Müslim Özer (B. No: 2013/3782,21/4/2016) ve Hilmi Moray (B. No:2013/3053, 21/4/2016) başvuruları hakkında verdiği kararlarda yer almaktadır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
40. Mahkemenin 12/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
41. Başvurucular; oğullarının en doğal ve insani taleplerininyerine getirilmediğini, hasımlarının olduğu koğuşta kalmaya zorlandığını, Cezaİnfaz Kurumundan yeterli psikolojik destek alamadığını, uyuşturucu maddekullanımından kaynaklanan durumunun tedavisi için kendisine gerekli ilaçlarverilmediği gibi hastaneye sevkinin de gerçekleştirilmediğini, koğuşta yanıcı,delici, kesici alet bulundurulmaması konusunda kamu görevlilerinin ihmaliolduğunu, dolayısıyla Ceza İnfaz Kurumunun önleyici tedbir almakta gösterdiğiihmal sonucu meydana gelen ölüm neticesinde eksik inceleme ve araştırmaylatakipsizlik kararı verildiğini ileri sürmüşlerdir.
42. Bakanlık görüşünde; Başsavcılığın kısa süre içinde olaya elkoyarak gerekli soruşturma işlemlerini yaptığı, bu kapsamda başvurucularınoğullarının ölümünü çevreleyen koşulların tespiti için otopsi işlemlerininyapılıp cesetten sistemik, toksikolojik ve histapatolojik incelemeler için örnekler alındığı, adli tıpraporuna göre ölüm olayının yangın ortamında kalmaya bağlı dumandan boğulma,oksijensiz kalma ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, tümsoruşturma evrakları dikkate alındığında ölüm olayının gerçekleşmesine birbaşkasının eyleminin neden olduğuna dair herhangi bir delil veya emarebulunmadığı sonucuna ulaşan Başsavcılığın yaklaşık sekiz ay gibi kısa birsürede soruşturmayı tamamlayarak takipsizlik kararı verdiği, ayrıcabaşvurucuların soruşturmaya katılım konusunda herhangi bir engellekarşılaşmadıkları belirtilmiştir.
43. Bakanlık görüşüne verdiği cevapta başvurucular; Ceza İnfazKurumu yönetiminin görevini ve sorumluluklarını yerine getirmediğini,oğullarının kendisini öldüreceğini bildirmesine rağmen gerekli önlemlerinalınıp alınmadığının araştırılmadığını, oğullarının taleplerinin görmezdengelindiğini, bunun neticesinde de ölüm olayının meydana geldiğini, ölümolayıyla ilgili gerekli inceleme ve araştırmanın yapılmadığını ilerisürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
44. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,yaşama... hakkına sahiptir."
45. Anayasa'nın “Devletintemel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, devletingözetimi ve kontrolü altında bulunan T.K.nınyaşamının korunmadığına ve ölümü hakkında etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmediğine ilişkindir. Bu nedenle başvuru yaşam hakkı kapsamındadeğerlendirilerek yaşamı koruma yükümlülüğü (pozitif yükümlülüğün maddi boyutu)ve etkili soruşturma yükümlülüğü (pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu) bağlamındaincelenmiştir.
47. Başvuru formunda T.K.nınöldürülme ihtimalinden söz edilmemiş ve T.K.nın kendieylemine karşı korunmadığı ileri sürülmüştür. Bu nedenle yaşam hakkının maddiboyutu bağlamında yalnızca T.K.nınyaşamının kendi eylemine karşı korunmadığı iddiası incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralıfıkrasında; ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmalnedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuruhakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliğigereği, yaşamını kaybeden kişi açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancakyaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafındanyapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucular,ölen T.K.nın anne vebabasıdır. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.
49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşamahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Yaşamı KorumaYükümlülüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Genel İlkeler
50. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin sahipolduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temel yaklaşıma göredevletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölümolaylarında Anayasa’nın 17. maddesi devlete, elindeki tüm imkânları kullanarakbu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olankişileri korumak için gereği gibi uygulanmasını, bu hakka yönelik ihlallerindurdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirlerialma görevi yüklemektedir. Bu yükümlülük -kamusal olsun veya olmasın- yaşamhakkının tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).
51. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendieylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gereklitedbirleri alma yükümlülüğü de bulunmaktadır (SadıkKoçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 74). Ceza infazkurumlarında ve devletin kontrolü altında bulunan diğer alanlarda gerçekleşenölüm olayları için de geçerli olabilecek bu yükümlülüğün ortaya çıkması içinyetkililerin kendi kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesikonusunda gerçek bir risk olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekipgerekmediğini tespit etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadankaldırmak için makul ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkilerkapsamında kendilerinden beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemekgerekmektedir. Ancak özellikle insan davranışının öngörülemezliği,öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecekfaaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitif yükümlülük yetkililer üzerine aşırıyük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 53).
52. Tutuklanan veya hürriyeti bağlayıcı cezasının infazınabaşlanan kişilerin daha önce sahip oldukları pek çok özgürlükten mahrumkalmaları ve günlük yaşamlarında ciddi nitelikte bir değişim yaşamalarınındoğal bir sonucu olarak ruh sağlıkları bozulabilmekte, dolayısıyla kırılgan vekorumasız bir konumda bulunan bu kişilerin intihar etme riski artabilmektedir.Bu nedenle yasal ve ikincil düzenlemelerin ceza infaz kurumu yetkililerine bukişiler hakkında daha duyarlı ve dikkatli olma görevi yüklemesi, tutuklu veyahükümlü kişilerin hayatlarının tehlikeye atılmasını önleyici tedbirleralınmasını sağlaması gerekmektedir. Bu amaçla öncelikle ceza infaz kurumundakalan kişilerin davranışlarının ve sağlık durumlarının takip edilmesi,gerektiğinde doktor muayenesine başvurulması, diğer yandan bu konuya meyliolduğu anlaşılanlar açısından kendileri için en uygun yerlerde kalmalarınıntemin edilmesi, intihar eylemlerinde kullanılabilecek kesici/delici eşyalara,kemer, çamaşır ipi veya ayakkabı bağcıkları gibi eşyalara el konması şeklindebu tip risklerin azaltılmasına yönelik önlemlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Kaya ve diğerleri, B. No:2013/6979, 20/5/2015, § 73).
53. Bu bağlamda kişi özgürlüğüne aşırı bir sınırlamagetirmeyecek ölçüde, bir tutuklunun veya hükümlünün kendine zarar vermeihtimalini en aza indirecek tedbirlerin alınması yetkililerdenbeklenebilecektir. Bir hükümlü veya tutuklu açısından daha sıkı tedbirleringerekip gerekmediği ve bunların uygulanmasının makul olup olmadığı, başvurukonusu yapılan her bir somut olayın koşullarına göre değişecektir (Mehmet Kaya ve diğerleri, § 74).
54. Yaşam hakkı kapsamında devletin öncelikle yaşamı tehlikeyegirebilecek kişilerin yaşamını korumak için yeterli yasal ve idari bir çerçeveoluşturması gerekmektedir.Aynıyükümlülük ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin yaşam ve sağlıklarınınkorunması için de geçerlidir. Bu kapsamda ceza infaz kurumu yetkililerinceyerine getirilecekkontrol ve denetim işlemleri ile bukonuda alınacak diğer tedbirlerin mevzuatta ayrıntılı olarak düzenlendiği dahaönce Anayasa Mahkemesince tespit edilmiştir (Nejla Özer ve Müslim Özer, §§ 74-89; Hilmi Moray, §§ 25-36).
ii. Genel İlkelerin SomutOlaya Uygulanması
55. Mevcut başvuruda yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesindeöncelikle Ceza İnfaz Kurumu yetkililerinin T.K.nın kendini öldürme riskini bilip bilmediklerininveya bilmelerinin gerekip gerekmediğinin ortaya konması, riski bildikleri veyabilmeleri gerektiği sonucuna varılması hâlinde ise T.K.nınsağlığının korunması ve kendisine zarar vermemesi açısından gerekli önleyicitedbirleri alıp almadıklarının tespiti gerekmektedir.
56. Somut olayda Hastanenin Psikiyatri Polikliniği tarafındankendisine davranış bozukluğu tanısı konulan T.K. ile görüşen Ceza İnfaz Kurumupsikoloğu, T.K.nın daha öncede birden çok defa intihar girişiminde bulunduğunu ve kendisine zarar vermeeğiliminin olduğunu tespit etmiştir (bkz. § 10). Ayrıca gerek sağlık raporları,T.K.nın kurumlara yazdığıdilekçeler, mektuplardan gerekse de hükümlü ifadelerinden T.K.nınpsikolojik sıkıntılarının bulunduğu ve farklı zamanlarda hayatına son vermeyidüşündüğünü dile getirdiği anlaşılmaktadır (bkz. §§ 25, 26). Bu nedenleyetkililerin T.K.nın kendiniöldürme potansiyeli olduğunu bilmedikleri söylenemez.
57. Bu durumda somut olayın koşullarında T.K.nın sağlığının korunması ve kendisine zararvermemesi açısından yetkililer tarafından gerekli önleyici tedbirlerin alınmasıgerektiği açıktır.
58. Somut olayda, T.K.nınkaldığı Ceza İnfaz Kurumuna psikolojik durumunu ortaya koyan birçok dilekçeyazdığı, 26/1/2015 tarihli dilekçesinde psikologla görüşme talebinde bulunduğu,dilekçesine istinaden görüşmenin gerçekleştiği ve görüşme sonrası psikolog tarafındanT.K.nın psikolojik durumu ile ilgili bazı tespitleryapıldığı anlaşılmıştır. Bundan ayrı olarak T.K. bu defa 3/7/2015 tarihindeverdiği dilekçe ile psikolojik baskı altında olduğunu ve açlık grevinebaşladığını belirtmesi üzerine Psikososyal YardımServisiyle görüşme yapmak için kendisi davet edilmiş ancak T.K.nın görüşmek istememesi nedeniyle görüşmegerçekleşmemiştir (bkz. § 13). Başvuru formu ve ekindeki bilgi ve belgeler ileUlusal Yargı Ağı Projesi Bilişim Sistemi'ndeki verilerden T.K.nın Ceza İnfaz Kurumu PsikososyalYardım Servisi ile 26/1/2015 tarihindeki görüşme dışında başka bir görüşmeyaptığı tespit edilememiştir.
59. Ceza infaz kurumunda bir kişinin sağlığı ve güvenliğiaçısından gerekli tedavi türünün ve kalması uygun olan yerin belirlenmesinin -okişinin bu konulardaki muhakeme yeteneğinin somut olayın şartları içindesağlıklı olmadığının açık olduğu durumlarda- sadece kişinin tercihlerine göreyapılması mümkün değildir (Mehmet Kaya vediğerleri, § 84).
60. T.K.nıntedavi ve taleplerinde sergilediği tutarsızlıklar ile tespit edilen vekendisinin dile getirdiği psikolojik sorunlar bir arada değerlendirildiğindekaldığı tek kişilik odada çıkardığı yangın sonucu ölüm olayının meydanagelmesinin sadece T.K.ya bağlanması mümkün görünmemektedir.Yetkililerin bir hükümlünün sağlık durumunun kontrol altında tutulması vekalacağı yerin belirlenmesi konularında yalnızca hükümlünün kendi iradesinebırakılmayacak şekilde ve mevzuatta tanınan imkânlar çerçevesinde kişininkendine zarar verme ihtimalini en aza indirecek tedbirleri almaları gerekir.
61. Somut olayda T.K.nın sürekligözlem altında tutulması, tutulduğu Ceza İnfaz Kurumu PsikososyalYardım Servisince tedavi sürecinin sıkı bir şekilde takip edilmesi, gerekduyulması durumunda uzman bir doktorun görüşleri doğrultusunda bir psikiyatriservisinde tedavi altına alınması, kendisine zarar vermek veya intihar etmekiçin kullanabileceği nesneleri temin etmesinin engellenmesi için kalması uygunolan yerin belirlenmesi ve günlük hayatının buna göre düzenlenmesi gibi dahasıkı tedbirler alınması yetkililerden beklenecektir.
62. Yukarıda ifade edilenlerden hareketle T.K.nınpsikolojik durumunu ortaya koyan birçok dilekçe, mektup ve sağlık kuruluraporuna rağmen hükümlü olarak bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna kabulü sırasında Psikososyal Yardım Servisi ile görüştürülmediği, kenditalebi üzerine bir defa psikolog ile görüştüğü ve bu görüşmede psikologtarafından bazı tespitler yapılmasına karşın bu tespit doğrultusundatedavisinin takip edilmediği, T.K.nın hastalıkderecesi dikkate alınarak tedavi şekli, yöntemi ve yerinin belirlenmesikonusunda Ceza İnfaz Kurumu idari personeli ile sağlık birimleri arasındagerekli değerlendirme yapıldığına dair bir bilginin olmadığı, yangınçıkarmasını sağlayacak imkânlardan tam olarak izole edilmediği anlaşılmaktadır.Böylece yetkililerin T.K.nınsağlığının korunması ve kendisine zarar vermemesi için öncelikler ve kaynaklarölçüsünde gerekli önleyici tedbirleri aldıkları söylenemez.
63.Açıklanan gerekçelerle T.K.nın yaşamının kendi eylemlerine karşı korunmamasınedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği yaşamı koruma yükümlülüğününihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Yaşam Hakkının UsulBoyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Genel İlkeler
64. Ceza soruşturmasının etkili olması için soruşturmamakamlarının resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek vesorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmelerigerekir. Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerinbelirlenmesi imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüneaykırılık oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 57).
65. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardanbiri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamudenetimine açık olmasıdır. Ayrıca meşru menfaatlerini korumak için ölen kişininyakınlarının her olayda bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarısağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 58).
66. Soruşturmaların makul bir süratle yürütülmesi gerekir. Bazıdurumlarda soruşturmanın ilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böylebir durumda dahi yetkililerin süratle hareket etmeleri olayınaydınlatılabilmesi, hukukun üstünlüğüne olan inancın korunması, hukuka aykırıeylemlere müsamaha gösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesiaçısından kritik bir öneme sahiptir (DenizYazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014,§ 96).
ii. Genel İlkelerin SomutOlaya Uygulanması
67. Soruşturmada, yukarıda "Genel İlkeler" bölümünde ifade edilen, başvurucularınmeşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarınınsağlanması ve soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçmesigerektiği konularında başvurucular tarafından herhangi bir iddia ilerisürülmediği gibi bu konularla ilgili olarak bir eksikliğin de bulunmadığıgörülmektedir.
68. Somut olayda Başsavcılık, ölümün T.K.nın intihar amacıyla yatağı yakması sonucundameydana gelen yangın ortamında kalmaya bağlı dumandan boğulma sonucu gerçekleştiği,şüphelilerin olayın oluşuna etki edecek, adli yönden illiyet bağı bulunanherhangi bir fiillerinin olmadığı, ceza hukuku yönünden herhangi bir suç vesuçlu bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiştir (bkz. § 32). Ancakanılan karar verilirken daha önce üç kez intihara teşebbüs etmesine karşın T.K.nın psikolojik durumu ve bununderecesi dikkate alınarak tedavi şekli, yöntemi ve yeri konusunda bir belirlemeyapılmadığı, dolayısıyla T.K.nın intihara meyilliolduğu yönünde yapılan tespitlere rağmen Ceza İnfaz Kurumu yetkililerininintihar riskini en aza indirecek tedbirleri alıp almadığı hususunda herhangibir araştırma ve değerlendirme yapılmadan sonuca varıldığı görülmüştür. Budurumda ceza soruşturmasının etkili bir biçimde yürütüldüğünden bahsedilemez.
69. Açıklanan gerekçelerle T.K.nın ölümüyle ilgili etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmemesi nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği usulyükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
70. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlalive sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
71. Başvurucular, Başsavcılığın yaptığı soruşturma neticesindeverdiği takipsizlik kararının kaldırılarak ilgililer hakkında kamu davasıaçılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
72. Başvuruda, başvurucuların oğulları T.K.nın sağlığının korunması ve kendisine zararvermemesi için öncelikler ve kaynaklar ölçüsünde gerekli önleyici tedbirlerinalınmaması, ölüm olayıyla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturmasında etkilive yeterli bir inceleme yapılmaması nedenleriyle yaşamı koruma yükümlülüğününve yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
73. Başvuru konusu olay açısından etkili ve caydırıcı bir cezasoruşturması yürütülmemesinin yaşam hakkını ihlal ettiği gözetilerek 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın bir örneğininBaşsavcılığa gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
74. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ile 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderininbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamıkoruma yükümlülüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzereFethiye Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.