TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLTAN KIŞANAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/22108)
Karar Tarihi: 10/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Gültan KIŞANAK
Vekili
:
Av. Mehdi ÖZDEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması vetutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlereilişkin olması ve tutukluluk nedeniyle belediye başkanlığı görevinin yerinegetirilememesi nedenleriyle de ifade özgürlüğü ile siyasi faaliyette bulunmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/5/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindensonra Komisyona sunulmuştur.
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
6. PKK'nın terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlartarafından kabul edilmiş tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütüngerçekleştirdiği terörist şiddet, bölücü amaçları dolayısıyla anayasal düzene,millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve mal emniyetine yönelik ağırtehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprak bütünlüğünü hedef alan PKKkaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayati sorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, §§ 7-18).
7. Bununla birlikte kamuoyunda demokratikaçılım süreci, çözüm sürecive Millî Birlik ve Kardeşlik Projesigibi farklı isimlerle ifade edilen süreç içinde 2012 yılının son dönemindenitibaren PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları önemli ölçüdeazalmıştır. Ancak Suriye'de son yıllarda yaşanan iç savaşın Türkiye'ningüvenliği üzerinde etkileri olmuş, PKK ve DAEŞ kaynaklı terör olayları yenidenartmaya başlamıştır. Kamuoyunda 6-7 Ekimolayları ve hendek olaylarıolarak bilinen terör eylemleri bunların başında gelmektedir (Gülser Yıldırım (2), §§ 21-30).
B. Hendek Olayları
8. Türkiye, 2015 yılı Haziran ayındanitibaren yeniden yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bukapsamda PKK tarafından Şırnak il merkezi ile Cizre, Silopi ve İdililçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde, Diyarbakır'ın Silvan, Sur veBağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit, Nusaybin ve Derik ilçelerinde, Muş'unVarto ilçesinde cadde ve sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurularak ve bubarikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirilerek teröristler tarafından buyerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetimadı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıdaterörist, halkın bu yerlere giriş ve çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlikgüçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamınnormale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerleçatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasındayaklaşık 200 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca patlayıcı ve bombaimha edilmiştir (Gülser Yıldırım (2), §§ 28-30).
C. BaşvurucununTutuklanmasına İlişkin Süreç
9. Başvurucu 22/7/2007 tarihinde Diyarbakır'dan, 12/6/2011tarihinde Siirt'den bağımsız olarak [Daha sonrasırasıyla Demokratik Toplum Partisine (DTP), Barış ve Demokrasi Partisine (BDP)katılmıştır.] milletvekili seçilmiştir. Başvurucu 1/2/2010 tarihinde BDP'nin eş genel başkanlığına, 30/3/2014 tarihinde yapılanyerel seçimlerde ise Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başkanlığına seçilmiştir.
10. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuhakkında PKK/KCK ile bağlantılı olarak soruşturma başlatılmıştır.
11. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı ayrıca anılan soruşturmakapsamında 25/10/2016 tarihinde, başvurucunun konutunda ve aracında terörörgütüyle bağını ortaya çıkaracak deliller ile suç konusu olabilecek diğereşyalara el konulması ve başvurucunun yakalanması amacıyla arama yapılmasınakarar verilmesini talep etmiş ve bu talep, Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliğitarafından aynı tarihte kabul edilmiştir.
12. Başvurucu 25/10/2016 tarihinde, Diyarbakır Havalimanı'ndayakalanmıştır. Başvurucunun konutunda yapılan aramada ise SUR RAPOR 2016 ibareli bir kitap vekitabın içindeki aynı başlıklı 1 adet CD ele geçirilmiştir.
13. Kolluk görevlileri tarafından yapılan incelemede CD'de"Türkçe ve İngilizce hazırlanmışbelgelerin ve Belediye’ye ait armaların kullanıldığı, sivil toplum kuruluşlarıile yabancı kuruluşlara cevap niteliği taşıyan yazılar bulunduğu, bu belgelerdekentin yıkılmasında devletin yasal silahlı unsurları olan asker, polis,jandarma gibi kurumların suçlandığı, terör örgütünün meşrulaştırıldığı, YDG-Hve PKK militanlarının muhalif güçler olarak belirtildiği ve ülkede yaşananterör olaylarında sorumlunun devlet olarak gösterildiği"şeklinde bulgulartespit edilmiştir.
14. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, başvurucu hakkındadaha önce yürütülen çok sayıda soruşturma dosyasının eylem bütünlüğü açısından-2015/45832 sayılı soruşturma dosyasında- birleştirilmesine karar verilmiştir.Böylece başvurucu hakkında farklı tarihlerde başlatılan soruşturmalarındosyalarında suça konu edilen fiillerin birlikte değerlendirilmesi söz konusuolmuştur.
15. Başvurucu 30/10/2016 tarihinde Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığında hazır edilmiş ve burada verdiği ifadesinde "... Demokratik toplum kongresinin hiçbiraşamasında eş başkan ya da yönetici olarak bulunmadım. DTK'nın[Demokratik Toplum Kongresi] birsivil toplum platformu olduğunu düşünüyorum. Dosya arasında da mevcut olduğuüzere zaman zaman DTK'nın bulunduğu binaya gittiğimdoğrudur. Ancak binada bulunuyor olmam toplantılara katılıp yönetimde aktifolarak rol aldığım anlamına gelmez. Katıldığım toplantıların tamamı basıntoplantıları ve basın açıklamalarıdır. Bu açıklamalar adı üzerinde basına açıkolduğu için tüm Türkiye'nin bu toplantılardan ve basın açıklamalarından haberivardır. Zaman zaman canlı yayınlar yapılmıştır. Çoğu ajansın katıldığını dahatırlıyorum. Bahsi geçen basın açıklamaları olay tarihinde görev yaptığımBarış ve Demokrasi Partisi'nin hem tüzüğü ile hem hedefleriyle gayet uyumludur.Katıldığım basın açıklamaları tamamen partimin faaliyetleri ile alakalıdır.Zira o tarihlerde partimin eş genel başkanıydım. 31/8/2011, 3/9/2011,14/3/2012, 23/3/2012, 1/7/2012, 9/7/2012, 10/11/2012, 20/4/2013 tarihlerinde DTK'nın bulunduğu binaya gidip gitmediğimi hatırlamıyorum.Hatırlamam da mümkün değildir. Az önce bahsettiğim gibi katılmış isem de basınaçıklaması yapmak üzere gitmişimdir.
...
14/3/2012 tarihinde DTK binasında bulunupbulunmadığımı hatırlamıyorum. O tarihte nevruzla alakalı bir açıklama yapmışolabilirim. Bu açıklamayı BDP eş başkanı olarak yaptım. Benimle beraber aynıbasın toplantısında başka şahıslarda konuşma yaptılar. Ben sadece partimlealakalı hususları dile getirdim. Her ne kadar yaptığım söylenen konuşmada DTKile irtibatım olabileceğine ilişkin bir beyan bulunsa da genel bir açıklamayaptığım için yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Benim DTK ile bir bağlantımyoktur.
1/7/2012 tarihinde DTK binasında bulunmuşolabilirim. Bulunmuş isem basın açıklaması yapmışımdır. Açıklamada AbdullahÖcalan'ın muhataplık sürecine vurgu yapmış olabilirim. Burada kastettiğim şeyçatışmaların sona erdiği barış sürecidir. Bu açıklama devletin AbdullahÖcalan'ı muhatap olarak kabul edip İmralı'da devlet görevlileriyle bizzatgörüşmeler yaptığı süreçte söylenmiştir.
16/9/2012 tarihinde DTK binasında bulunmuşolabilirim. Bulunmuş isem basın açıklaması yapmışımdır. Ben bahsi geçen tarihtekesinlikle DTK eş başkanlığı yapmadım. Dolayısıyla böyle bir söz sarf etmedim.Suçlamayı kabul etmiyorum.
20/4/2013 tarihinde mensubu olduğum partibinasında bulunmuş olabilirim. Partide bulunduğum esnada yaptığım tüm açıklamalaryada konuştuğum herşey partiörgütlenmesiyle alakalıdır. Başka hiçbir amacım olamaz. Konuşma içeriğindegeçen 'okulları boşaltabildik mi' cümlesini hatırlamıyorum, böyle bir cümlekurmuş olamam. O tarihlerde mecliste kurulan anayasa uzlaşma komisyonuna partiolarak ana dilde eğitimin kamusal bir hak olduğunu düşündüğüm için tekliftebulunmuştum. Basın açıklamasının devamında DTK dan bahsetmiş olabilirim. Buradakastettiğim şey DTK nın eylemleri yadaçağrıları değil muhatap alınmasıdır. Açıklamanın devamında bahsettiğim devrimdemokrasi devrimidir. Bu çağrımdan yasa dışı bir yorum çıkarılamaz.
31/8/2011 tarihli konuşmada geçen şahıs bendeğilim. Benim hiçbir ortamda 'Kalkınma meclisi' şeklinde bir cümlemolmamıştır.
23/7/2012 tarihinde 'kcdnavend@gmail.com'isimli mail adresinin mahkeme kararlarıyla incelendiğini şuanduydum. DTK nın kendi çalışması olabilir. Kimlerindelege olacağına kendisi karar vermiş yada ön görmüşolabilir. Benim o tarihlerde milletvekili olmam DTK nındoğal delegesi yada üyesi olduğum anlamına gelmez.
3/9/2011 tarihinde adımın geçtiği bir konuşmayapılmış olabilir ancak DTK ile olan ilişkim sadece parti düzeyindedir.Herhangi bir aktif görev almadım.
12/12/2012 tarihinde yapılan konuşmadan haberimyok. Ben kesinlikle meclise gönderildiği iddia edilen anayasa komisyonununhazırlık sürecinde DTK'dan görüş alınmasınıönermedim.
18/2/2012tarihli görüşmeden haberim yok.Birçok kişinin isminin geçtiğini görüyorum. DTK nınyapacağı bir konferansla alakalı katılımcı listesinden bahsedildiğinidüşünüyorum.
29/6/2012 tarihinde M.B. isimli şahsın yaptığıkonuşmadan haberdar değilim. Bana böyle bir teklifte bulunan olmadı.
14/7/2011 tarihinde demokratik özerkliğinilanı ile ilgili basın açıklaması yapılmış olabilir. Bu ilandan sonrademokratik toplum kongresinin basın açıklamasına katılıp katılmadığımıhatırlamıyorum. Katılmış isem debir partinin eşbaşkanı olarak katılmışımdır.
2011 yılından 2016 yılının bu zamanına kadarçeşitli tarihlerde yasalar çerçevesinde yapılan etkinliklere partim adına yada farklı STK ların davetiüzerine katılmış olabilirim. Katıldığım etkinliklerde yasa dışı pankarttaşınmış, slogan atılmış olabilir. Benim bu eylemlere hiçbir alakam yoktur.Şehrin belediye başkanı olduğum için vefat eden insanların cenazemerasimlerinde bulunmam ailelerinin acısını paylaşmak içindir. İnsani bir görevolarak düşünüyorum. Orada yapılan eylemlerden ben sorumlu tutulamam.
8/3/2014 tarihli konuşma metnini hatırlıyorum.'Kürdistan'ın dört parçası' ndan kastettiğim yerTürkiye'nin, Suriye'nin, Irak'ın ve İran'ın bir kısmıdır. Bu bölümler kürt kökenli insanların yoğunluklu olarak yaşadığı yerdir.'Serhıldanlarla korkumuzdan kurtulduk' şeklindekisözümü tam olarak hatırlamıyorum ancak Serhıldankelime anlamı itibariyle itiraz etmek, haksızlıklara karşı durmak anlamındadır.Konuşma yaptığım gün dünya kadınlar günü olduğu için kadınların erkek egemensisteme itirazını düşünerek bu kelimeyi kullandım. Kadınların eşit ve özgüryurttaş olarak iradeli bir birey olarak toplumda kabul edilmeleri ikincil sınıfpozisyondan kurtulmaları için en çok gerekli olan şey kadınların kendilerineyapılan haksızlığı kabul etmemeleri ve itiraz etmeleridir. Konuşmanın devamındaöz yönetimden bahsetmiş olabilirim. Kastettiğim şey yerel yönetimleringüçlendirilmesidir. Türkiye Belediyeler Birliğinin misyonu da yerelyönetimlerin güçlendirilmesidir.
5/10/2015 tarihinde bir açılışa gitmişolabilirim. Eğitim destek evleri bildiğim kadarıyla sosyal sorumlulukprojesidir. Ben eğitim destek evlerinin hangi amaçla kurulduğu konusunda bilgisahibi değilim. Konuşmanın başına DTK yı da teşekkürettiğim kurumların arasında sayıyor olmam bu evlerin DTK ya bağlı olduğunu yada benim irtibatım olduğu anlamını doğurmaz. Anadildeeğitim konusunda parti faaliyetleri çerçevesinde yasal tüm taleplerimiziyapıyoruz. Kamusal bir hak olduğunu düşünüyoruz.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi adınatescilli araçların cenaze işlemlerinde kullanılması gayet doğaldır. Yasalzorunluluktur. Araç cenaze için ayarlandıktan sonra hangi güzergahtaseyredeceği yada aracın etrafında hangi şahıslarınolacağı belediyeyi ilgilendirmez. Cenaze nakil işlemlerinin propagandayadönüşmesi konusunda belediyenin sorumluluğu yoktur. Bu husus cenazesahipleriyle alakalıdır.
25/10/2016 tarihinde evimde ve görev yaptığımDiyarbakır Büyükşehir Belediyesinde yapılan aramalarda ele geçirilen bazımateryallere el konulmuştur. Materyallerin suç unsuru taşıdığını düşünmüyorum.2 üniversite mezunu, 12 yıl aktif gazetecilik ve 2 dönem milletvekilliği yapmışbir şahıs olarak arşivimin bulunması gayet doğaldır.
Www. facebook.com/kisanakgultan/isimli hesap her ne kadar benim adına gözükse de parti eş başkanlığı yaptığımdönemden açılmış kurumsal bir hesaptır. Bu hesabı bizzat ben kullanmıyorum.Açıldığı tarihlerde partinin basın bürosu yönetiyordu. Şu anda ise belediyeninbasın bürosu yönetmektedir ancak tam olarak kimin yönettiğini bilmiyorum.
Uzun yıllardır aktif siyasetin içerisindeyim.2 dönem milletvekilliği yaptım, bir süredir de belediye başkanı olarak görevyapıyorum. Görev aldığım tüm kurumlarda savunduğum değerler üzerinden siyasetgeliştirdim. İnsan hakları ve demokrasi bağlamında elimden geldiğince mücadeleettim. Kürt sorununun barışçıl yollarla çözümü için halen fırsat olduğunudüşünüyorum. Bu sorunun çözümü için ülkenin kendi kendine yeteceğikanaatindeyim. Türkiye demokratik bir hukuk devleti olmak durumundadır. Buülkede bütün siyasi partiler anayasa ve yasalar çerçevesinde kurulur, faaliyetyürütür. Benim mensubu olduğum Barış ve Demokrasi Partisi de yasalarçerçevesinde kurulmuş açık şeffaf demokratik mücadele yürüten bir partidir.Bütün çalışmaları kamuoyuna açıktır. Demokratik siyaset ve siyasi partiler birülkede demokrasinin en vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partileri işlevsizkılmak suç örgütü gibi göstermek demokrasiyi sakatlar. Bu nedenle yaptığımçalışmaların, yürüttüğüm faaliyetlerin demokratik siyaset kapsamındayürütüldüğünü biliyorum. Bunların kriminalizeedilmesini suçmuş gibi gösterilmesini doğru bulmuyorum. Demokratik siyasetinalanını daraltmak işlevsiz kılmak ülkede demokrasi sorunu ve kaos ortamıyaratır. Yine yerel yönetimler kamu yönetiminin ayrılmaz bir parçasıdır.Anayasada da açıkça kamu yönetimi merkezi ve yerel idareler eliyle yürütülür diyenet olarak yazılmaktadır. Yerel yönetim çalışmalarının doğrudan halka en hızlı,en etkin hizmet üretme mekanizmaları olarak kabul edilmesi ve güçlendirilmesigerekir. Artık çağımızda yerel yönetimlerin özelliği en temel hukuk kuralıhaline gelmiştir. Türkiye'de Avrupa yerel özerklik şartına imza atan ülkelerdenbiridir. Bu şartın gereklerinin yerine getirilmesi ve yerel yönetimleringüçlendirilmesi Türkiye'de hem demokrasinin çıtasını yükseltecek hemde sorunlarımızın çözümüne katkı sunacaktır. Bu nedenleTürkiye'nin Büyükşehir Belediyelerinden biri de Diyarbakır BüyükşehirBelediyesidir ve 1 milyon 600 bin insana hizmet üreten bir kamu kurumudur. Bende bu kamu kurumuna belediye başkanı olarak halkın oylarıyla seçilerek görevegetirildim. Demokrasilerde esas olan seçimlerde demokratik bir ortamdademokratik bir yarış içerisinde herkesin inandığı siyasi programıyla ve hizmetprogramıyla halkın karşısına çıkmasıdır. Tercihte bulunacak olan halktır. Bunundışındaki müdahaleler yerel yönetimi kesintiye uğratacak tutum ve davranışlarhem vatandaşın mağdur olmasına hemde demokrasininsakatlanmasına neden olacaktır. Bu nedenle bir an önce serbest bırakılmamı vehalka hizmet edebilmek için halkın bana verdiği bu görevi ifa edebilmem içingörevimin başında olmamın temin edilmesini istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.Başvurucunun müdafilerinin ise tutuklama koşullarının bulunmaması nedeniylemüvekkillerinin serbest bırakılmasını talep ettikleri görülmüştür.
16. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı 30/10/2016 tarihinde "üzerineatılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılıcezanın üst haddi" gerekçesiyle başvurucuyu silahlı terörörgütü yönetme suçundan tutuklanması istemiyle Diyarbakır 1. Sulh CezaHâkimliğine sevk etmiştir.
17. Başvurucu, Hâkimlikteki ifadesinde Savcılık aşamasında verdiği ifadesini tekrarettiğini belirtmiş ve devamında "...Uzuncayıllardır, demokratik yollarla siyaset yapmaktayım. Milletvekili yapmışım,Belediye Başkanlığı görevini ifa ettim. Bir dönem bir partinin grup başkanvekili ve eş başkanlığını yaptım. Bütün çalışmalarım, bütün faaliyetlerimyasaların güvencesi altındadır. Parti programımızda olan ve politikalardoğrultusunda seçimlere katıldık, halka parti programımızı anlattık, bunundoğrultusunda oy istedik, faaliyetlerimin tamamının yasal olduğunu ve siyasiparti faaliyeti ve demokratik bir hak olduğunu dile getirmek istiyorum. Bunlardışında herhangi bir yasa dışı faaliyetim mümkün değildir, yaptığımçalışmaların tamamı siyasi ve demokratik bir faaliyettir. Düşünce ve ifadeözgürlüğü kapsamındadır. Muhalif bir partinin milletvekilliğini dahi yaptım.Sert eleştirilerim olmuştur ancak bunlar demokrasi sınırları içerisindeyapılmıştır. Muhalefet demokrasinin gereğidir. Kürt sorunu bu Ülkenin kanayan biryarasıdır. Bu sorunu çözebilmek için çeşitli çalışmalarım olmuştur, ben bununaltını bir kez daha çözmek istiyorum. Ayrıca yerel yönetimlerin demokrasileriçin ne kadar kıymetli olduğunusizde takdir edersinizyerel yönetimler demokrasinin vazgeçilmez parçaları olarak siyasi hayatınvazgeçilmezidir. Yerel yönetimler anayasamızda güvence altına alınmıştır, çokaçık net vurgulanmasa da yerel yönetimlerin seçilmişler eliyle yürütüldüğüvurgulanmaktadır. Bu kentte belediye başkanlığı seçimine aday oldum ve bukonuda bir kampanyam oldu, programımı halka izah ettim, nasıl bir programımolduğunu anlatmaya çalıştım, onlarca mitingler yaptım,ve çeşitli şekillerde kamuoyuna duyurmaya çalıştım. Bunun sonucunda Diyarbakırhalkı beni seçti ve yüksek bir oy alarak belediye başkanı seçildim. Başkanolduktan sonra yaptığım hizmetlerin tamamı demokratik çerçevede yaptığımçalışmalar, seçim aşamasında halka vaat ettiğim çalışmalarımı yerine getirdim.Şiddetle, terörle anılmam hem kendime hem bulunduğum görev ve makamlara hakaretolarak kabul ediyorum. Böyle bir girişimim asla olmamıştır. Dosya kapsamında dabana sorulan soruların neredeyse tamamı yaptığım basın açıklamaları, mitingçalışmaları veya yaptığım siyasi katılımlara ilgili idi.
...Evimde yapılan aramada sadece kitaplarınbir kısmının alındığı ve basın yayınlarının alındığı söylendi, bunların suçunsuru olduğunu düşünmüyorum. İki üniversite okunmuş, bu Ülkede en kıymetli veaydın bir insanım, uzun yıllar siyaset ile uğraştım, gazetecilik yaptım, yazançizen bir insanım. Evimde 3 bine yakın kitap var, benim evimde her türlü kitapvar, kitapların suç sayılmasını ben uygun görmüyorum. Bunun dışında evimdebaşka bir şey bulunduğuna dair bir ithamda bulunulmadı. Bulunan silahın benimodamla ilgisi yoktur. Oda numarası verilmiştir, o silahın kime ait olduğunuveya kimin kullandığını bilmiyorum. Belediyede 2500civarında kişiçalışmaktadır. Kaç odası olduğunu dahi bilmiyorum. Benim kullandığım odada veodanın bulunduğu katta herhangi bir şey bulunmamış ve bu konuda suç isnatedilmemiştir.
...Bir belediye başkanının cenazeye katılanaraçlara müsaade etmemesi söz konusu olamaz. Cenazelerin naklini ve defniniilgili yasal mevzuatta belediyelerin asli görevleri arasında sayılmıştır.Belediyeler bir cenazeyi yerde bırakamaz. Yapılan otopsiden sonra belediyeyeait cenaze aracı taşınır ve cenaze yakınları cenazenin nereye defin edileceğinedair yönlendirme yaparlar. Bu organizasyonlar belediyeye ait değildir, sadecebelediye araçları cenazeyi alıp mezarlığa götürürler, herhangi bir flama veyabaşkaca şeylerin kullanması belediyenin sorumluluğuna girmez, bunu belediyeolarak bizim engelleme imkanımız yoktur, bunu ancakkolluk veya diğer Devletin kurumları cenaze sahipleri ile görüşüpengelleyebilirler. Belediye olarak yaptığımız tek şey cenaze naklidir, bu dabelediyenin asli görevleri arasındadır.
...Cenazelerin birçoğuna katıldığım iddiasınıkabul etmiyorum. Son iki yılda kente ne kadar çok cenaze geldiğini sizdebiliyorsunuz, benim bu cenazelere katıldığım ithamı doğru değildir. Belkikişisel olarak tanıdığım ya da aile dostu olduğumuz veya belediye olarak aileyiziyaretimiz olmuş olabilir, bunlarda insani bir şeydir, halktan oy istemek içinbunlar yapılabilir ve bu belediye başkanlığının görevleri arasındadır.Cenazelerin tamamına katıldığım ithamını kabul etmiyorum, bu söz konusu olamazdedi.
...Belediyeye ait mezarlıkların terör örgütümezarlığı olarak kullanılmasına kişisel olarak izin vermem söz konusu değildir.Belediyeye ait mezarlıkta özel bir bölüm yoktur, nereye defin yapılacağıailelerin isteği üzerine tespit edilir. Mezarlıklar aile bölümü mezarlığı var, veya tek tek defin edildikleri yerler var. Ailelerinisteği üzerine belediyeler istekleriyerine getirir.Belediyenin bir bölüm tahsis etmesi söz konusu olamaz. Yine varsa bazıibareler, herkes kendi mezarlığını yapar, o mezar sahibi aileleri bağlar,belediye sadece defin işlemini yapar, mezarlığın bakımı veya onarımı ailelerebırakılır dedi.Ayrıca budurum yıllardır geleneksel olarak aileler kendileri cenazelerin hangi kısmadefin edileceğini tercih ederler, defin işlemleri bu şekilde gerçekleşir,hukuki mevzuatta bu şekildedir dedi.
...DTK'da benimaktif bir görevim ve sorumluluğum söz konusu değildir. Orasını ben de kamu oyundanherkesin bildiği gibi biliyorum. Orası sivil toplumörgütlerinin zaman zaman bir araya geldiği platform şeklindedir, bunun dışındaDTK ile ilgili sorumlu ben değilim, orada herhangi bir görevim ve yetkimolmadığı için sorulan sorulara cevap verecek durumum yoktur dedi.Yapılan teknik takiplerde bahse konu kongremerkezine benim girdiğim Savcı Beyin söylediğine göre 8 tespit mevcuttur, bu 8defalık tespit 3 sene içerisinde yapılan tespitlerdir. Bu yere girmemin sebebide mekanda bulunan salonu yapacağımız duyuru ve basınaçıklamasıyla ilgili kullanmak amaçlıdır. Basın açıklamaları da onlarcagazeteci ve kameranın önünde siyasi çalışmalarımız ve görüşmelerimizle alakalıvermiş olduğumuz beyanlardır. Bunun haricinde benim DTK ile kurumsal birgörevim ve sorumluluğum bulunmamaktadır dedi.
...Katıldığım yürüyüş, gösteri, miting vebasın açıklamalarının vs gibi programların herhangibir illegal örgüt ile bir bağı asla yoktur. Bu programların büyük çoğunluğusiyasi parti mensubu bulunduğum hatta eş başkanı olduğum partinin programlar vefaaliyetlerdir. Bunlar yasal ve demokratik ve gösteri yürüyüş hakkını kulanmak kapsamındadır. Ben de milletvekili olarak partimineş genel başkanı olarak bu toplantı ve etkinliklere tabikiiştirak ettim. Ama ben bunları herhangi bir illegal örgüt veya yasalara aykırıolduğunu düşünmüyorum, bunlar örgütlerle bağlantılı değildir, demokratik veyasal protestolardır. Gösteri hakkının Anayasal bir hak olduğunun, aykırıgörüşleri dile getirmenin ifade özgürlüğü olduğunu ve bunların da demokrasininbir güvencesi olduğunu düşünüyorum. Bunlar olmaksızın demokrasiden söz etmekmümkün değildir.
...Kürdistan'ın kurulmasına dair bir cümlemyoktur, fakat Kürdistan kelimesini açıklamalarımda zaman zaman kullandım, bunuherkes kullanır, bu coğrafive tarihi bir tanımdır.Osmanlı belgelerinde kayıtları var, devlet sistemi içerisinde tanımı olan birtanımlamadır. Bu suç teşkil eden bir kelime değildir, fakat ben kürdistanın kurulmasına dair bir konuşma yaptığımıhatırlamıyorum, böyle bir konuşmam olmadı dedi. Coğrafi tanım içerisinde Türkiye'dekibazı alanları kapsamıyor, mezopotamyayıkapsamaktadır. 'Amed kürdistanınbaşkentidir' gibi bir cümlem olmamıştır, ancak şu kasıtla söylemiş olabilirim,tarihsel olarak diyarbakır osmanlıdöneminde musula kadar uzanan eyaletin merkezidir.Iraktaki kürdistan bölgessellyönetiminde yaşayan ve diğer coğrafyalarda yaşayan insanlar için merkezi biryerdir, bu manada kullanılmış cümleler olabilir ancak resmi bir tanımını yapmammümkün değildir. Sokağa çıkma yasaklarının bir an önce kaldırılmasını ve mağdurolan vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılaması, çatışmaların durması veölümlerin durmasına dair açıklamalarım olmuştur, keşke çatışmalar olmasaydı,keşke hiç bu kadar insan evini barkını terk etmek zorunda kalmasaydı, ölümlerolmasaydı. Kişiler yaralanmasaydı, göçler meydana gelmeseydi, ben sorumlu birinsan olarak bu Ülkeninkentinde yaşanan sorunların,çatışmaların son bulması için çeşitli açıklamalar yaptım, kentin mülki amirleriile Vali ile görüşmeler yaptım, bu da kamu görevinin bir parçasıdır. Surdayaşayan 55.000 insana karşı sorumluluğum var, bunların yaşam haklarını,çocuklarının okula gitme sorumluluğunu düşünmek ve tasasını çekmek zorundayım.Yaptığım açıklamalar bu çerçevededir.
...Sayın Öcalan ile ilgili kısma gelirsek,bununla ilgili ifadelerim doğrudur, zaman zaman bu tür ifadelerde bulunmuşluğum vardır. Benim kendi tanımlamam değil, Devletve Hükümet'de sayın Öcalan ilebazıgörüşmeler yapmıştır, kendisi bu konuda etki yapabilecek ve rol oynayacak birpozisyondadır.
...Benimgüvenlikgörevlileriyle yaşanançatışmalardahayatınıkaybedenler için bunlar bizim şehitlerimiz, kahramanlarımız gibi onlarıunutmayacağız, hatıralarını yaşatacağız gibi sözlerim olmamıştır, sanırım dosyakapsamında sözü edilen bir konuşma var. 12 eylüldarbesi dönemine ait Diyarbakır ceza evinde işkence ile katledilen ve henüzsuçlu olup olmadıkları yönünde bir belirginlik olmayan kişilere yönelikyaptığım açıklamalar olabilir. Ağır işkencelere maruz kalmış bir insan olarak12 eylül askeri darbenin yıl dönümünde onu kınayan vebu konuda açıklamalar yaparım. Meclise bu konuda önergeler verdim, Diyarbakırceza evinde yaşanan gerçeklerle yüzleşilmesini dilegetirdim. Beyanlarım bunlarla ilgilidir, bunun dışında başkaca bir beyanımolmamıştır.
...Terör örgütünü simgeleyen bir şeylerinbelediye de kullanılması söz konusu değildir. Vefat eden kişi belediyemizinmeclis üyesi T.T.dir. Aynı zamanda belediyemeclisinde başkanlık divanı için yapılan seçimde ikinci başkan vekili olarakseçilmiştir. Ben yani başkan olmadığı zaman birinci başkan vekili vekalet eder,o da olmayınca ikinci başkan vekili vekalet eder. Bu arkadaşımız vefat edince üzüüntüsünü paylaşmak için rutin olarak belediye meclistoplantısının bir kısmında, birkaç cümle ile ben kendi görüşllerimisöyledim, meclis üyesi birkaç arkadaşımızda buna dair bir konuşma yaptılar. Biranma programı söz konusu değildir. Bir belediye meclisi, kendi üyesi vefatetmişse onunla ilgiili bir başsağlığı ve acıyıpaylaşan bir tutum alması gerekir, bu meclisin sorumluluğu gereğidir. Bu kişibizim meclis üyemizdi, bu kişinin suçlu olup olmadığınıdabilmiyoruz, zan altındaydı, ancak henüz yargılanması yapılmamıştı, şüphelipozisyonundaydı, kendisine terörist muamelesi yapılmasını da vicdani bulmuyorumdedi.
Şunu eklemek istiyorum, gerçekten demokratiksiyasetin önemine inanmamız gerekiyor, bir ülkeyi kaostan, karmaşadanhukuknormlarından uzaklaşmadan kurtarmamız gerekir. Adalet mekanizmasının demokratiksiyaset hakkını güvence altına alınacak biçimde hareket etmesi gerektiğinidüşünüyorum. Yerel yönetimler demokrasinin temel taşıdır, yerel ve yerindenyönetim en etkili kamu hizmeti mekanizmasıdır. Yerel yönetimlerin mutlakagüçlendirilmesi ve demokratik işleyişinin hakimkılınması, seçimlerde halkın seçtiğine değer verilmesi ve seçimle geleninseçimle gitmesi ilkesinin esas alınması gerektiğini vurgulamak istiyorum.Nihayetinde halk iyiyi kötüyü idrak edebilecekdurumdadır,seçimle gelen seçimle gitmelidir. Seçimle geleni başka bir yolla görevinden menetmek, oy veren insanların ve seçmenlerin seçme hakkına yapılmış birmüdahaledir. Anayasamız bunu güvence altına almıştır. Herkesin sınıfı,cinsiyeti, sosyal mensubiyeti, ekonomik durumu ne olursa olsun, kimliği neolursa olsun herkesin oyu eşittir ve değerlidir. Bunlara değer verilmesigerektiğini düşünüyorum. Önemli bir görevi ifa ediyorum, 1.600.000 nüfusu olanbir şehirde önemli bir görev ifa ediyorum. Bir an önce bu hukuksuzluğa bir sonverilerek görevime dönmek istiyorum dedi.Hayatımboyunca hiçbir mahkemeden veya yargılanmaktan kaçmadım, ne zaman çağrıldım iseifade vermeye gittim, şimdiye kadar onlarca soruşturma yürütülmüş ve ne zamançağrılmışsa ifadeye gitmişim, adalet mekanizmasının işlemesinden yanayım. Bunedenle tutuklama tedbirini hak ettiğimi düşünmüyorum. Bu zamana kadarher çağrıldığında ve ihtiyacım olduğunda adaletmercilerine gitmişim." şeklinde beyanda bulunmuştur.Başvurucununmüdafileri de tutuklama nedenlerinin bulunmadığını belirterekmüvekkillerininserbest bırakılmasını talep etmiştir.
18. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/10/2016 tarihlikararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasınakarar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"[Başvurucunun] üzerine atılı silahlı terör örgütü yönetme suçu işlediğine dair suçşüphesi ile tutuklanması için Hakimliğimize gönderilmiş ise de dosya tetkikindeHakimliğimizin kanaati üzerine suçun terör örgütüyönetmek olmayacağı, terör örgütüne üyelik unsurlarının oluşacağı yönünde şüpheoluşmakla şüphelinin terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine yönelik kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren dosyadaki şüpheliye ait yerlerde yapılanaramada ele geçen argümanlar, ( ... adresinde ele geçen dökümanlarve bu dökümanlara ilişkin Emniyetçe hazırlanmış olandeğerlendirme raporu, Elazığ caddesi üzerinde bulunan Belediye hizmet binasıadresinde ele geçen dökümanlar ve bu dökümanlara ilişkin Emniyetçe hazırlanmış olandeğerlendirme raporu) şüphelinin terör örgütü çağrısı üzerine terör örgütüfaaliyetleri ve fikirlerini savunmak amacı ile düzenlenen ve Devletin vegüvenlik güçlerinin kamu güvenliğini sağlamaya yönelik çalışmalarını engellemekamaçlı düzenlenen bir çok program, gösteri, miting, basın açıklaması (24/11/2013, 15-16/01/2012, 13/01/2011, 24/03/2011, 21/10/2012, 30/10/2012,02/11/2012, 03/11/2012, 08/03/2014, 21/03/2014, 15/02/2015, 11/07/2015,20/07/2015, 13/08/2015, 11/09/2015, 10/09/2015, 03/10/2015, 04/10/2015,05/10/2015, 12/11/2015, 20/11/2015, 25/11/2015, 10/12/2015, 06/02/2016,08/03/2016, 21/03/2016, 16/04/2016, 02/07/2016, 11/05/2016, 30/06/2016,03/07/2016, 15/08/2016, ) ayrıca yine terör örgütünün faaliyetlerini meşrugöstermek için örgütün Devletin yasal silahlı unsurlarıyla çatışırken etkisizhale getirilmiş mensuplarının cenaze törenlerine katıldığı, terör örgütü ele başısı Abdullah Öcalan'ın bizzat talimatı ile kurulan DTK'nın faaliyetlerine yoğun bir şekilde katıldığı,bazılarında konuşmalar yaptığı, bu DTK'nın terörörgütünün en önemli üst organı kabul gördüğü, ayrıca tüm alanlara yayılma amacıgüden örgüt yapılanmasının çatı yapısı olduğu ve yasama organı olduğu yönündetespitlerin bulunması, yapmış olduğu ve katılmış olduğu birçok programlardaterör örgütü ele başı olduğu herkesçe bilinen ve sabit olan Abdullah Öcalanhakkında saygın ifadeler kullandığı, kürt halkınınlideri olarak gösterdiği, ( kürt halk önderi sayın öcalan siz merak etmeyin biz herşeyihal ederiz, kürt halk önderi sayın öcalan'ı biz kürdistanda siyasiirade olarak kabul ediyoruz, ..... gibi ifadelerkullandığı, ) birçok programda Öcalan'a özgürlüğü vurgulayan çalışmalar vekonuşmalar yaptığı, konuşmalarının bazı kısımlarında bölücülük anlamında kürdistan tabirlerini sıkça kullandığı, ( kürt sorunu, kürdistan sorunu birdevrim sorunudur, halk olarak kürt sorununu radikalbiçimde çözmek konusunda kararlıyız. Biz kürt halkıolarak özgürlüğe ihtiyacımız var, kürt halkı olarakkendi dilimizle, kendi kimliğimizle ama vatanımızda özgürce yaşamayaihtiyacımız var. Kürdistanın dört bir parçasındangelenler evinize hoşgeldiniz, hepiniz kürdistanın başkentine hoşgeldiğiniz,Amed'e hoşgeldiniz, ..... gibi ifadeler kullandığı,) yine konuşmalarınınbirçoğunda terör örgütü üyelerinden hayatını kaybedenlerden şehitler diyebahsettiği, (şehit kadın yoldaşlarımızdan L.K., B., Z. yoldaşlarımızdan herbirini saygı ve şükranla yad ediyorum, S., L., F. ve tüm kadın yoldaşlarımızdört parça kürdistanda halkımızın özgürlüğü içinmücadele eden, hepsi kürdistan şehitleridirler,hepsini zaferle anıyorum, kürt halkının direnişineselam olsun,) ayrıca belediyenin imkanlarını kullanarak Devletin silahlı yasalunsurlarıyla çatışırken etkisiz hale getirilen teröristlerin cenazelerininkaldırılması sırasında bilinçli olarak terör propagandası yapılmasına gözyumulduğu, Devletin resmi araçlarına terör örgütünü simgeleyen sözde bayrak,flama ve renklerin asıldığı, etkisiz hale getirilen terör unsurlarınınresimlerinin asıldığı, ayrıca belediyeye ait mezarlık olarak tahsis edilenDiyarbakır Bağlar ilçesi, Yeniköy mahallesi Orhan Doğan cad.,1056 sk. ve Karanfil altı caddeleri ile çevrilmişolan Hassi mezarlığın ana giriş kapısı olan OrhanDoğan caddesindeki kapıdan girildiğinde yolun solunda sol tarafta ayrılmış olanköşe alanı örgüt mezarlığı ve şehitliği haline getirttiği, söz konusu yerdebulunan mezarlarının hepsinin nizami bir şekilde yaptırıldığı, hepsinin birebiraynı olduğu, mezar taşlarının aynı olduğu, renklerinin dahi aynı olduğu, bunedenle şüphelinin savunmasında cenaze sahipleri kendileri yaptırır savunmasıvar olan gerçekle uyuşmadığı, bu hususunda Diyarbakır TEM Şube Müdürlüğütarafından tespit edildiği, tespit tutanağının dosyanın içinde bulunduğu,ayrıca terör örgütü üyesi olduğu için gözaltına alınan ve gözaltında yapılanbir saldırı neticesinde hayatını kaybeden kişi için mecliste anma yapıldığı buanma sırasında bu kişinin örgüt üyesi olduğunu anımsatan renk ve işaretlerinkullanıldığı, konuyla ilgili ulusal ve yerel basında belediye meclisindeterörist anıldığı şeklinde haberlerin çıktığı, belediyede yapılan aramalardaterör örgütünün Diyarbakır başta Sur ilçesi olmak üzere çeşitli yerlerindeyapılan Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı silahlı ve bombalı eylemlerinimeşrulaştırıcı örgütün ideolojisinin savunulduğu,propagandave örgüte alan kazandırmaya yönelik basılmış eser olan ve üzerinde 5 TL ibaresibulunan para karşılığı satılarak örgüte destek sağlandığına yönelik kolluğundeğerlendirmesi bulunan derginin yakalanmış olması, yineşüphelininikametinde yapılan aramada SUR2016RAPOR ibaresinin üzerinde yazılı olduğu cdbulunduğu, bu cd'nin içerisinde Türkçe ve İngilizceolarak hazırlanmış belgelerin bulunduğu, belediyeye ait armaların kullanıldığı,sivil toplum kuruluşları ile yabancı kuruluşlara cevap niteliği taşıyanyazıların bulunduğu, bu belgelerde kentin yıkılmasında Devletin yasal silahlıunsurları olan, Polis, Asker, Jandarma gibi kurumların suçlandığı, terörörgütünün meşrulaştırıldığı, YDG-H ve PKK militanların muhalif güçler olarakbelirtildiği, ve ülkede yaşanan terör olaylarında sorumlunun Devlet olarakgösterildiği, dosya içerisinde bulunan delillerin sıklığı, yapılan fiillerin veeylemlerin tarihsel yakınlığı, yapılan eylemlerin ve fiillerin ve ele geçendiğer suç unsurlarının eylemsel bütünlüğü, fikirsel parallelliğive ilkesel ve amaçsal doğrultusu birliktedüşünüldüğünde şüphelinin suçu işlediğine dair Yargıtay kriterleri veiçtihatları doğrultusunda kuvvetli suç şüphesi oluştuğugözönünde bulundurularak suçu işlermiş olduğu hususundasomutdelile dayalıkuvvetli şüphe oluşturması nedeniyle veyargılama sonucunda suçlu bulunması halinde alacağı ceza miktarı göz önünde bulundurularakAvrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 5.Maddesinde öngörülen geçerli şüphe sebeplerinin, 1982 anayasasınn19. Maddesinde belirtilen kuvvetli belirtinin ve CMK'nın100/1 maddesinde öngörülen kuvvetli suç şüphesini gösterir somut delillerinmevcut olduğu müsnet suçun CMK'nın100/3-a maddesinde sayılan katolog suçlardan olması,müsnet suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üstsınırı,verilmesi beklenen cezaya göre tutuklamatedbirinin ölçülü olması bu nedenlerle adli kontrol uygulamasının yetersizkalacağı anlaşıldığından şüphelinin CMK'nun 100maddesi gereğince tutuklanmasına ... [karar verildi.]"
19. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 11/11/2016 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, terörörgütü propagandası yapma (41 kez),kanuna aykırıtoplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğindendağılmama suçlarındancezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır.
20. İddianamede, başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün tabanayayılması için oluşturulduğu iddia edilen Demokratik Toplum Kongresinin (DTK)kuruluş sürecinde görev aldığı, ayrıca DTK tarafından organize edilen birçoketkinliğe katıldığı, bu etkinliklerde konuşmalar yaptığı ve bu konuşmalardaPKK/KCK silahlı terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.Ayrıca başvurucunun çeşitli tarihlerde PKK/KCK silahlı terör örgütününpropagandasını yaptığı, 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ettiği ileri sürülmüştür.
21. İddianamede suça konu edilen bu konuşmalardan ve eylemlerdenbazıları özetle şöyledir:
- 21/10/2012 tarihinde BDP Bağlar ilçe binası önünden E tipiCeza İnfaz Kurumuna kadar "AbdullahÖcalan'a uygulanan tecrit ve ceza evlerinde başlatılan açlık grevleri"ile ilgili yürüyüş planlanması akabinde 20/10/2012 tarihinde eylem veetkinlikler Valilik makamınca yasaklanmış olmasına karşın "Bıji serok apo, kürdistanfaşizme mezar olacak." şeklinde slogan atıldığı ve "Susmak ölümlere ortak olmaktır ölümlere gözyummayacağız." şeklinde pankart asıldığı, başvurucunun bahsigeçen eyleme katılarak terör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içerenyöntemlerini meşru gösterecek şekilde terör örgütünün propagandasını yaptığıileri sürülmüştür.
- PKK/KCK silahlı terör örgütü adına yayın yapan www.fıratnews.bz isimli sitenin14-15/10/2012 tarihli yayınlarında “PKK vePJAK lı mahkumlar tarafından PKK/KCK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlükkoşullarının yaratılması ve üzerinde uygulanan sözde tecride son verilmesi ve kürtler üzerindeki baskıların sonlandırılması amacıyla12/09/2012 günü itibariyle süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlanılmıştır.”şeklinde haberlere yer verildiği,30/10/2012 tarihinde örgüte ait internetsitelerinde yapılan çağrılar üzerine Valiliğin yasaklama kararına rağmen DicleYas Evinden Ceza İnfaz Kurumuna yürüyen şahıslara dağılmaları konusunda birçokkez çağrı yapıldığı, buna karşın şahısların yol ve caddelerde bulunan kamugüçlerine ve kamu mallarına yönelik taşlı, molotofluve havai fişekli saldırılarda bulunduğu, aralarında başvurucunun da olduğugrubun yapılan tüm çağrılara rağmen ısrarla dağılmadığı tespit edilmiştir.
- 2/11/2012 tarihinde, Diyarbakır'da kaldırım üzerinde AbdullahÖcalan'a özgürlük ve bunun için yapılan açlık grevlerine destek amacıyla basınaçıklaması ile oturma eyleminin yapıldığı,"Susmak ölüme ortak olmaktır, ölümlere göz yummayacağız, direne direnekazanacağız, baskılar bizi yıldıramaz, devrimci tutsaklar onurumuzdur, yaşasınzindanların direnişi, yaşasın başkan Apo."şeklinde sloganların atıldığı ve yine benzer mahiyette pankartların taşındığı,başvurucunun bahsi geçen eyleme katılarak terör örgütünün cebir, şiddet veyatehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde terör örgütününpropagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
- Başvurucunun www.facebook.com/kisanakgultan/ adresliFacebook hesabında 7/6/2014 tarihli bir paylaşımın yer aldığı, üç şahsınbulunduğu video paylaşımının üzerinde“Lice’de, Karakol kalekol ve askeri operasyonlarakarşı direnişte olan halka gerçek mermiler ile müdahalede bulunan askerler 2yurttaşımızı katletti.” şeklinde bir yazının yer aldığı,başvurucunun bahsi geçen fotoğrafı ve yazıyı profilinde paylaştığı, bupaylaşımın yaklaşık 13.000 kişi tarafından beğenildiği ve 13.922 kezpaylaşıldığı, yürütülen operasyonlarda sivil insanların kasti olaraköldürüldüğü şeklinde yapılan yorumla birlikte operasyonlara gayrimeşru özellikverilmeye çalışıldığı, örgüt mensuplarının gerçekleştirdikleri eylemlerimeşrulaştırdığı ve bu şekilde başvurucunun terör örgütünün cebir şiddet veyatehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde terör örgütününpropagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
- Başvurucuya aitwww.facebook.com/kisanakgultan/ adresine ait Facebook hesabında8/6/2014 tarihli bir paylaşımın yer aldığı, bir şahsa ait cenaze merasimifotoğrafının üzerinde “B.nincenazesi Yeniköy mezarlığına doğru yola çıkarıldı, Lice de askerler tarafındanvurularak katledilen 26 yaşındaki R.B. nin cenazesiyüzlerce kişi tarafından...” şeklinde bir yazının yer aldığı,başvurucunun bahsi geçen fotoğrafı ve yazıyı profilinde paylaştığı, bupaylaşımın yaklaşık 13.000 kişi tarafından beğenildiği ve 1.043 kezpaylaşıldığı, "Askerler tarafındanvurularak katledildi." şeklindeki beyanın terörle mücadeledegörev alan kolluk kuvvetlerinin eylemlerini gayrimeşru gösterdiği, bununlabirlikte örgüt mensuplarının eylemlerini meşrulaştırdığı ve bu şekildebaşvurucunun terör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşrugösterecek şekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
- Başvurucunun www.facebook.com/kısanakgultan/ adresliFacebook hesabında 7/12/2014 tarihli bir paylaşımın yer aldığı, “Gülizar ana halkın anası olmayı haketti.”şeklindeki yazının altında başvurucunun başka bir şahsın resmi ile çekilmişfotoğrafının yer aldığı, resimdeki kişinin PKK’nın kurucularından A.H.K.nın annesi G.K. olduğu, fotoğraf ve üzerinde yapılanyorum ile başvurucunun terör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içerenyöntemlerini meşru gösterecek şekilde terör örgütünün propagandasını yaptığıileri sürülmüştür.
- 21/3/2015 günü Diyarbakır'da düzenlenen nevruz etkinliğindebaşvurucunun “Kürdistanınbaşkentine hoşgeldiniz, Önder aponunnevruzunu kutluyorum.” şeklinde sözler sarf ettiği, bu sözlerinterör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecekşekilde terör örgütünün propagandası sonucunu doğurduğu ileri sürülmüştür.
- Başvurucunun www.facebook.com/kisanakgultan/ adresliFacebook hesabında 22/03/2015 tarihli bir paylaşımın yer aldığı “İzmir newruzu-22/03/2015-Gündoğdu meydanı” olarakbelirtilen paylaşımın başında “Rahşanın yaktığı meşale İzmir gündoğdumeydanında yakılıyor mazlum doğan diyarbakırzindanında bedenini ateşe verdiği için bugün izmirde newruz kutlanıyor emeğimiz direnişimiz boşa gitmedi.”şeklinde bir yazının yer aldığı, PKK terör örgütünün kurucularından M.D.nin gerçekeştirildiği eyleminövüldüğü ve meşru gösterildiği, böylece başvurucunun terör örgütünün cebirşiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde terör örgütününpropagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
- 29/6/2015 tarihinde PKK/KCK terör örgütünün Suriye kanadı olanYPG/YPJ ile DAEŞ terör örgütü mensupları arasında çıkan çatışma sonucuöldürülen örgüt üyesi cenazesinin Diyarbakır'daki defni esnasında “Şehitler ölmez yaşasın kobanidirenişi” örgüt propagandası niteliğini haiz sözler sarf edildiği veterör örgütünü simgeleyen bayrağın taşındığı, başvurucunun bahsi geçen eylemekatılarak terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşrugösterecek şekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
- 19/8/2015 günü Sur ilçesinde gözaltılarıprotesto amaçlı Diyarbakır'da yapılan açıklamada başvurucunun “Buna tüm Türkiye sessiz kalırsa bugün Sur’da olan bugün Silvan’da olan bugün Lice’de yaşananlaryarın Türkiye’nin batısında da yaşanacak, Devlet gelir benim belediye başkanımıgözaltına alırsa bende özerklik ilan ederim tabiki”şeklinde örgüt propagandası taşıyan ve bu kapsamda terör örgütünün cebir şiddetveya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek sözler sarfettiğiileri sürülmüştür.
- 10/9/2015 tarihinde Diyarbakır'da, Cizre ilçesindePKK/KCK terör örgütüne yönelik devam eden operasyonları protesto etmek amacıylagerçekleştirilen eylemde ıslık çalma, düdük çalma fiillerinin dışında terörörgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek tarzda “Cizre halkı yalnız değildir, direnişinizdirenişimizdir.” şeklinde pankart asıldığı, başvurucunun da bahsigeçen eyleme katıldığı tespit edilmiştir.
- 4/10/2015 tarihinde vefat eden iki şahsın cenaze işlemlerisırasında 5/10/2015 tarihinde yapılan eylemde “Şehitlerölmez... Ey şehit kanın yerde kalmayacak... Canımızla kanımızla seninleyiz eybaşkan... Başkansız yaşam olmaz... PKK intikam” şeklinde sloganlarınatıldığı ve “Özgürlüğün geldiği gün ölmekyasak Ş. Rezzan.” şeklinde pankart taşındığı, başvurucunun da bahsi geçeneyleme katıldığı tespit edilmiştir.
- 12/11/2015 tarihinde Diyarbakır'da, Silvan ilçesindegerçekleştirilen operasyonları protesto amaçlı yapılan yürüyüş ve basınaçıklamasında “Devrim Çarkı”isimli marşın söylendiği, Abdullah Öcalan’a ait pankartların ve yine “Sokaklardayız. direniyoruz.yasa tanımıyoruz. YDK” ibarelerininibulunduğu flamaların taşındığı, başvurucunun bahsi geçen eyleme katılarak terörörgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecekşekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
- 20/11/2015 tarihinde Diyarbakır'da, Nusaybin'de PKK/KCK terörörgütüne yönelik yürütülen operasyonlar sırasında öldürülen örgüt üyesi S.Y.isimli şahsı anmak için düzenlenen gösteride başvurucunun “Öz savunma haktır... Özyönetimin inşaasına direnen yaşamını yitiren kadınların mücadelesiniyükseltmek için yürüyoruz.” ibareleri bulunan bildiri dağıttığı vebu kapsamda terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşrugösterecek şekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüşür.
- 6/2/2016 tarihinde PKK kadın kollarının düzenlediğiorganizasyonlarda, PKK/KCK terör örgütüne yönelik Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeyapılan operasyonları protesto etmek için tertip edilen barış nöbeti sırasında “Kürdistanda yaşayan YPGye bin selam.. Yaşasın Sur direnişi..Yaşasın YPG direnişi.. Sabah akşam farketmezYPJ affetmez.. Katil devlet kürdistandandefol.. Katil devlet hesap verecek.” şeklindesloganların atıldığı ve başvurucunun burada yaptığı basın açıklamasında “Sur da direnen halkımız adına..bu vahşete bu savaşa.. eminimki annesinin karnında katledilen bebeği 3 aylıkanayı biliyorsunuz.. şu savaşı şu vahşeti ölümüdurdurmamız lazım.” şeklinde sözler sarf ettiği ve böylece terörörgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecekşekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
- 8/3/2016 günü Diyarbakır'da 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günüaçık hava toplantısında başvurucunun yaptığı basın açıklamasında “Yüreğimizin bir parçası Sur’dabir parçası Cizre’de bir parçası Nusaybin’de.. Neyazık ki kadınların bu sesine savaşla tankla topla ölümle yanıt verdiler.”şeklinde sözler sarf ettiği ve böylece terör örgütünün cebir, şiddet veyatehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde terör örgütününpropagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
- 21/3/2016 tarihinde gerçekleştirilen nevruz mitingindeAbdullah Öcalan'a ait resimlerin ve terör örgütünü simgeleyen bez parçalarınınbelirli aralıklarla gösterildiği, hendek kazan ve barikat kuran,silahlı örgüt mensuplarının gösterildiği, terörörgütü propagandası niteliğini haiz pankartların açıldığı ve sözlerin sarfedildiği, başvurucunun burada yaptığı konuşmada“Selam olsun direnenlere selam olsun Sur’a Selamolsun Nusaybin’e.. tutsaklara karşı onurlu birmücadeleye.” şeklinde sözler sarf ettiği ve bu kapsamda terörörgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecekşekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
22. Savcılık, başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin hukukideğerlendirmelerini ortaya koymuştur. Bu değerlendirmelerden bazıları özetleşöyledir:
"...
Şüphelinin PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün 5.Genel Kurulunun sonuç bildirisinde ilan edilen KCK terör örgütü yapılanmasınınamacı doğrultusunda tabana yayılma faaliyeti olarakveileride kurulacak sözde özerk kürdistan’ın bir neviulusal kurucu meclisi olarak kabul gören DTK’nıniçerisinde yönetici olarak aktif bir şekilde faaliyet gösterdiği hususunda kuvvetlişüpheye ulaşıldığı anlaşılmıştır.
...
Çeşitli tarihlerde PKK/KCK silahlı terörörgütünün propagandasını yaptığı ve 2911 sayılı yasaya muhalefet ettiği ...
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı olanşüpheli[nin] terör örgütü propagandasına dönüşen bu eyleme bizzat katılarak konuşmayaptığı ve bu kapsamda terör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içerenyöntemlerini meşru gösterecek şekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı,
...Diyarbakır BüyükşehirBelediye Başkanı olan şüphelinin böyle bir etkinliğe katılmakla terör örgütününcebir şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde terörörgütünün propagandasını yaptığı tespit edilmiştir.
...
Şüphelinin 21/10/2012 tarihinden 15/08/2016tarihine kadar gerçekleştirmiş olduğu terör örgütünün propagandasıniteliğindeki eylemleri açısından 5237 sayılı TCK nın43. maddesinde belirtilen 'Bir suç işleme kararının icrası kapsamında' hükmününuygulanamayacağı, yaklaşık 4 yıllık bir zaman zarfında farklı farklı olaylarkapsamında bahsi geçen eylemlerin gerçekleştirildiği, her ne kadar mağdurubelli olmayan suçlar açısından da bu hükmün uygulanacağı belirtilmiş ise debirbirinden bağımsız niteliğe haiz propaganda suçu açısından tek bir cezaya hükmedilmesininkabul edilemeyeceğikanaatine varılmıştır.
...
Son dönemde Sur ve Cizre ilçelerinde PKK/KCKbölücü terör örgütü tarafından sözde özerk bölge oluşturma amacıyla yoğunşekilde gerçekleştirilen hendek kazma, bomba tuzaklama, güvenlik güçlerineyönelik silahlı ve roketli saldırıların sahiplenildiği ve bu saldırılarındireniş/mücadele olarak nitelendirildiği, saldırılara yönelik gerçekleştirilenoperasyonların toplu katliam ve abluka olarak, etkisiz hale getirilen silahlıbölücü terör örgütü mensuplarının şehit olarak dile getirildiği, bu şekildebölücü terör örgütüne açıkça destek verildiği ve örgüt mensuplarının, barikatve hendeklerin açıkça sahiplenildiği gibi bölücü terör örgütüne yönelikgüvenlik güçlerince gerçekleştirilen operasyonlarla ilgili olumsuz bir algı daoluşturulmaya çalışıldığı, silahlı örgüt mensuplarının masum gösterilmeye çalışıldığı,bölücü terör örgütünün çıkarları doğrultusundaülkemizin bölünmez bütünlüğü aleyhine açıklamalar yapıldığı, KCKörgütlenmesinin sözde kürdistan devleti kurmaamacının bir ayağı olan öz yönetim ilanlarının meşru gösterilmeye çalışıldığı,böylelikle KCK örgütlenmesine ve teröristbaşıAbdullah Öcalan'a bağlılığın gösterildiği, şüphelinin yukarıda açıklanan veözellikle örgütün direkt ve internet siteleri vasıtasıyla yapmış olduğuçağrılara uyarak, yasadışı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katıldığı, buradabölücü terör örgütünün propagandasını yaptığı ... kanaatine varılmıştır."
23. Başvurucu hakkındaki dava Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinetevzi edilmiş,28/11/2016 tarihinde iddianamenin kabulüne karar verilmiş veE.2016/3 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. 2/12/2106tarihinde yapılan tensip incelemesi sonucunda başvurucunun tutukluluğunundevamına ve duruşmanın 25/1/2017 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir.Tutukluğun devamına ilişkin kararın gerekçesi şu şekildedir:
"...üzerlerine atılı eylem nedeniylekuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması,sanıkların savunmalarının alınmamış olması ve dolayısıyla kanıtların henüztamamen toplanmamış olması, sanıkların tutuklulukta geçirdikleri süre, atılıeylemin CMK'nun 100/3. maddesindeki sayılan suçlardanolması, eylemlerin sabit olması halinde kanunda öngörülen cezanın alt ve üstsınırı dikkate alındığında adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersizkalacağı ...[anlaşılmıştır.]"
24. Mahkeme 20/12/2016 tarihinde ise kamu güvenliği gerekçesiyledavanın nakli için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuruda bulunmuştur.
25. Bakanlığın davanın nakli talebini inceleyen Yargıtay 5. CezaDairesi 19/1/2017 tarihinde yargılamanın "esas yetkili mahkemesindeyapılması durumunda kamu güvenliği yönünden açık ve yakın tehlikenin söz konusuolabileceği" gerekçesiyle davanın Malatya Ağır Ceza Mahkemesindegörülmesine karar vermiştir.
26. Anılan karar uyarınca Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi3/2/2017 tarihinde söz konusu dava dosyasını Malatya Nöbetçi Ağır CezaMahkemesine göndermiş, tevzi işlemi sonrasında dava dosyasının Malatya 1. AğırCeza Mahkemesinin E.2017/145 sırasına kaydı yapılmıştır.
27. Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesi 22/2/2017 tarihinde tensipincelemesiyle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir:
"...işlemiş oldu[ğu] iddia edilensuçların vasıf ve mahiyeti, CMK’nın 100/3. maddesiuyarınca katalog suçlardan oluşu, tutuklu sanığın cezalandırılması istenen yasamaddesinde ön görülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın üst sınırı, tutukluluktageçirilen süre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren dosyada mevcutDiyarbakır İl Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen fezleke içerikleri, gizli tanıkBahar'ın beyanları, ... tarihli teknik araçlarla izleme ve dinleme ve çözümtutanakları, dosya kapsamındaki tüm görüntü inceleme ve tespit tutanakları,Sabah gazetesinin "Gültan Kışanak ÖrgütDenetlemesinde" başlıklı haberi ve bu habere istinaden Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca soruşturma başlatıldığına ilişkin 03/10/2011 tarihli tutanak, CMK’nın 100. maddesinde ön görülen tutuklama şartlarınınhalen devam ediyor olması ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı ...[anlaşılmıştır.]"
28. Mahkemece 22/3/2017 tarihinde yapılan incelemedebaşvurucunun tahliye talebinin reddi ile tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
29. Başvurucunun bu karara itirazı üzerine Malatya 2. Ağır CezaMahkemesince 29/3/2017 tarihinde " ... Sanığınüzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu,sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirmiş olabileceği yönünde somutdelillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunması, kanundan kaynaklanantutuklama sebeplerinin varlığı, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, yasadaöngörülen cezanın alt ve üst sınırına göre tutukluluğun ölçülü bulunması,belirtilen sebeplerle sanık hakkında tutuklama şartlarının oluşup devam ettiği,sanık hakkında CMK 109. maddesinde belirtilen adli kontrol tedbirlerininyetersiz kalacağı" gerekçesiyle itirazın reddine kararverilmiştir.
30. Anılan karar 6/4/2017 tarihinde başvurucu tarafındanöğrenilmiştir.
31. Başvurucu 5/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
32. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir ve başvurucunun tutukluluk durumu devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
33. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2),§§ 64-89.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 10/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu; isnat edilen eylemlerin ifade özgürlüğü ve siyasifaaliyette bulunma hakkı kapsamında olduğu gerekçeleriyle tutuklanmasınınhukuki olmadığını, bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
36. Başvurucuya göre soruşturmaya ve isnada konu suçların tamamıdeğişik tarihlerde milletvekili, bir siyasi parti eş genel başkanı ve belediyeeş genel başkanı sıfatıyla katıldığı toplantı, miting, basın açıklaması vekonferanslar gibi etkinliklerde yaptığı konuşmalardır. Bu faaliyetler ifadeözgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekirken suça konu edilmiştir.
37. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesinin bulunmadığını iddiaetmiştir. Başvurucu ayrıca belediye eş genel başkanı olması nedeniyle adlikontrol hükümlerinin uygulanması yerine ölçülülük ilkesinin ihlal edilerekhakkında tutuklama kararı verildiğini belirtmiştir.
38. Sonuç olarak başvurucu, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliye talebinde bulunmuştur.
b. Değerlendirme
39. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
40. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
41. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. Genel İlkeler
42. Genel ilkeler için bkz. GülserYıldırım (2), §§ 110-124.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
43. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK silahlı terörörgütüne üye olma suçundan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkındauygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır (bkz. § 18, 33).
44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
45. Başvurucununtutuklanmasına karar veren Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliği, başvurucununkonutunda ele geçirilen SUR RAPOR 2016ibareli bir kitap ve kitabın içinde bulunan aynı başlıklı 1 adet CD içeriğine,başvurucunun PKK terör örgütünün çağrısı üzerine birçok program, gösteri ve mitingekatılmasına ve basın açıklamasında bulunmasına, örgüt mensuplarının cenaze törenlerinekatılmasına, Belediyenin araçlarına terör örgütünüsimgeleyen bayrak, flama ve renkler ile ölen örgüt mensuplarının resimlerininasılmasına, Belediye Meclisi binasında ölen örgüt üyesi için anma yapılmasına,bu anma sırasında onu anımsatan renk ve işaretlerin kullanılmasına ve DTKbünyesindeki faaliyetlerine değinerek PKK silahlı terör örgütünün üyesi olmasuçu yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varmıştır (bkz. § 18).
46. Kamuoyunda hendekolayları olarak bilinen terör olaylarının yaşandığı dönemde PKK;aralarında Sur, Cizre, Silvan, Lice ve Nusaybin'in de bulunduğu -Doğu veGüneydoğu Anadolu Bölgelerindeki- bazı yerleşim yerlerinde cadde ve sokaklarahendekler kazıp barikatlar kurmak, bu barikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirmeksuretiyle şehirlerin bir kısmında öz yönetimadı altında hâkimiyet kurmaya çalışmıştır. Güvenlik görevlileri, bu hendeklerinkapatılması ve barikatların kaldırılması, böylelikle yaşamın normale dönmesinisağlamak amacıyla operasyonlar yapmıştır. Bu kapsamda Sur, Cizre, Lice veNusaybin'de de operasyonlar gerçekleştirilmiş; bu operasyonlarda çok sayıdaağır silah ve patlayıcı madde ele geçirilmiş, hendekler kapatılmış, barikatlarkaldırılmış ve ayrıca çok sayıda terörist etkisiz hâle getirilmiştir (bkz. §8).
47. Soruşturma mercilerinin yaptığı tespitlere göre başvurucu buolayların yaşandığı dönemde Diyarbakır'da “Özsavunma haktır... Özyönetimin inşaasına direnenyaşamını yitiren kadınların mücadelesini yükseltmek için yürüyoruz.”ibareleri bulunan bildiri dağıtmış; yine Diyarbakır'da halka hitaben yaptığıbasın açıklamalarında“Buna tüm Türkiye sessiz kalırsa bugün Sur’daolan bugün Silvan’da olan bugün Lice’de yaşananlar yarın Türkiye’nin batısındada yaşanacak, Devlet gelir benim belediye başkanımı gözaltına alırsa ben deözerklik ilan ederim tabiki” ; “Sur'da direnen halkımızadına ... bu vahşete bu savaşa ... şu savaşı şu vahşeti ölümü durdurmamızlazım”; "Yüreğimizin bir parçası Sur’da birparçası Cizre’de bir parçası Nusaybin'de ... Ne yazık ki kadınların bu sesinesavaşla tankla topla ölümle yanıt verdiler” ve “Selam olsun direnenlere selamolsun Sur’a Selam olsun Nusaybin’e ... tutsaklarakarşı onurlu bir mücadeleye...” şeklinde ifadeler kullanmıştır.
48. Başvurucunun yaptığı konuşmalarda, PKK mensuplarının yaptığıeylemleri direniş ve savunmaolarak, bu kişilerin öldürülmesini ise savaşve vahşet olarak nitelendirerekPKK'nın silahlı mücadelesini övdüğü ve bunu meşrulaştıran sözler sarf ettiğisoruşturma mercilerince belirtilmiştir(bkz. § 21).Anılan bu konuşmalar, hendek olaylarının yoğunlaştığı yerlerden birindeDiyarbakır'da yapılmıştır. Bu itibarla soruşturma mercilerinin başvurucununsiyasi konumunu, söz konusu konuşmaların yapıldığı dönemi ve yeri, konuşmalarıniçeriğini ve bağlamını birlikte dikkate alıp yukarıda yer verilen ifadeleriiçeren konuşmaları terörle bağlantılı bir suç işlendiğine dair belirti olarakkabul etmelerinin temelsiz olduğu söylenemez.
49. Buna göre başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
50. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
51. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçuna ilişkin olarak kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, suçun5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalogsuçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 18).
52. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sisteminde ağır cezai yaptırımlar öngörülensuç tiplerindendir. İsnat edilen suça ilişkin kanunda öngörülen cezanınağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (Aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan silahlı terör örgütü üyesi olma suçu, 5271sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Selahattin Demirtaş [GK], B. No:2016/25189, 21/12/2017, § 161).
53. Sonuç olarak başvurucu hakkında verilen tutuklama kararındaaçıklanan ve kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
54. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülü olup olmadığının belirlenmesinde somutolayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Benzer yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Aydın Yavuz ve diğerleri[GK], B. No: 2016/22169, 20/06/2017, § 268; SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/07/2017, § 76).
55. Başvurucunun tutuklanmasına konu suçların genel olarak 2011yılı Ocak ayı ile 2016 yılı Ağustos ayı arasındaki eylemlereilişkin olması, dolayısıyla iddia edilen suçların işlendiği tarihten uzunca birsüre sonra tutuklama tedbirine başvurulması nedeniyle somut olayda ayrıcasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarakgerekli olup olmadığının daincelenmesi gerekir. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer durumdaki (suç tarihi iletutuklama tarihi arasında önemli zaman diliminin bulunduğu) bazı olaylarailişkin başvurularda tutuklamanın gerekliliğine dair incelemede bulunmuştur(Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016§§139-141; Süleyman Bağrıyanıkve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 228-232).
56. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında ve iddianamede beşyıllık süre içinde işlendiği ileri sürülen birçok eylem mevcuttur. Bu kapsamdaçok sayıda soruşturma yürütüldüğü görülmektedir. Bununla birlikte AnayasaMahkemesi tarafından kuvvetli belirti olduğu kabul edilen eylemler genel olarak2015 yılı sonu ve 2016 yılı başlarında işlenmiştir. Başvurucunun terörlebağlantılı olarak suç işlediğine yönelik kuvvetli belirti oluşturan filleringerçekleşme tarihinden kısa bir süre sonra başvurucu hakkındaki çok sayıdasoruşturma dosyasının -eylemlerin birlikte değerlendirilmesi bakımından-birleştirildiği ve başvurucunun 2016 yılı Ekim ayında gözaltına alınıptutuklandığı görülmektedir. Dolaysıyla somut olayda soruşturma sürecibakımından tutuklamanın ölçülü/gerekli olmadığını söylemek mümkün değildir.
57. Öte yandan terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64).
58. Ölçülülüğe ilişkin somut olayın yukarıda belirtilenözellikleri dikkate alındığında Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnatedilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını ve işin niteliğini de gözönünde tutarak tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu veadli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez (Aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Selahattin Demirtaş, § 176).
59. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
60. Başvurucu, matbu gerekçelerle tutukluluğunun devamına kararverildiğini ve siyasi faaliyetlerine katılma hakkı açısından tutukluluk hâlininmakul sürede sonlandırılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
61. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
62. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. Genel İlkeler
63. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir cezasoruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı vesoruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahipolduğu belirtilmiştir. Anılan fıkrada güvence altına alınan makul sürede yargılanmayı ve serbest bırakılmayı isteme haklarınınbirbirinin alternatifi değil tamamlayıcısı olarak değerlendirilmesi gerekir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013,§ 60; Halas Aslan, B. No:2014/4994, 16/2/2017, § 66).
64. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan serbest bırakılmayı isteme hakkı uyarınca,bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında tutuklu olan kişiler ilgiliyargı mercilerinden serbest bırakılmalarına karar verilmesini talepedebilirler. Bu hakkın bir yansıması olarak 5271 sayılı Kanun'un 104.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, şüpheli veya sanığın soruşturma vekovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini isteyebileceğibelirtilmiş; aynı Kanun'un 108. maddesinde de tutukluluğun soruşturma vekovuşturma evrelerinde belirli süreleri aşmayacak şekilde resen incelenmesigerektiği ifade edilmiştir. Yargı organlarınca, tutukluluğun her aşamasındagerek kişinin serbest bırakılma talebi üzerine gerekse resen yapılanincelemelerde tutulmanın meşru nedenlerinin açıklanması Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının bir gereğidir (HalasAslan, § 67).
65. Anılan maddede ayrıca tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı isteme hakkınasahip olduğu ifade edilmiştir. Genel olarak yargılamanın makul süredesonuçlandırılmaması, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adilyargılanma hakkının konusudur. Kişilerin fiziksel hürriyetlerininkısıtlanmasına ilişkin güvencelerin belirtildiği Anayasa'nın 19. maddesine göreöncelikle tutukluluğun makul süreyi aşmaması gerekir. Bununla birlikte maddenintutuklu olarak sürdürülen yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasıgerektiğine de işaret ettiği görülmektedir. Hürriyeti kısıtlanarak yargılanankişinin yargılamanın makul sürede bitirilmesindeki menfaati, işin doğası gereğidiğerlerine göre daha fazladır. Bu bağlamda Anayasa'nın 19. maddesinin yedincifıkrasında belirtilen tutuklu kişinin makulsürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkına göredaha yüksek bir koruma sağlamaktadır (HalasAslan, §§ 68, 69).
66. Buna göre tutuklu olarak sürdürülen soruşturma ve kovuşturmasüreçlerinin süratle sonuçlandırılması gerekir. Bunun için başta savcılıklar vemahkemeler olmak üzere tüm kamu organları, tutuklu olarak sürdürülensoruşturma/kovuşturma süreçlerinin -adil yargılanma hakkının sağladığıgüvencelere riayet edilmek koşuluyla- süratli bir şekilde sonuçlandırılmasıiçin özenli davranmalıdırlar. Anılan özen yükümlülüğü; kişinin hürriyetindenyoksun bırakılmaya devam edilmesinin keyfî olmadığının, dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahalenin meşru amacının devamettiğinin söylenebilmesi için de zorunludur. Bu itibarla tutuklu kişilerhakkındaki soruşturma/kovuşturma süreçlerinin özenli olarak yürütülmesiAnayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının bir gereğidir (Halas Aslan, §§ 70, 71).
67. Öte yandan tutukluluk süresinin makul olup olmadığıkonusunun genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Birkişinin tutuklu kaldığı sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendiözelliklerine göre değerlendirilmelidir (MuratNarman, § 61).
68. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudantutuklandığı durumlarda ise tutuklanma tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarakkişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiğitarihtir (Murat Narman, § 66).
69. Bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamındasürdürülen tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığı öncelikle tutukluluğailişkin kararların gerekçeleri üzerinden tespit edilebilir. Tutukluluğa ilişkinkararların gerekçelerinde tutuklamanın ön şartı olan kişinin suçluluğu hakkındakuvvetli belirti bulunduğunun, tutuklama nedenlerinin ve tutuklamanın nedenölçülü olduğunun ortaya konulması gerekmektedir (Halas Aslan, §§74-75).
70. Suç işlendiğine dair kuvvetli bir belirtinin bulunması,tutuklama için bir ön şart olup varlığını tutukluluğun her aşamasındakorumalıdır. Başlangıçtaki bir tutuklama için kuvvetli belirtinin bulunduğununtüm delilleriyle birlikte ortaya konulması her zaman mümkün olmasa da (Mustafa Ali Balbay, § 73) soruşturma/kovuşturmasüreci ilerledikçe kişi hakkındaki suç şüphesini doğrulayacak ya da ortadankaldıracak delillere erişilecektir. Bu nedenle belirli bir süre geçtiktensonraki tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda, suç işlendiğine dair kuvvetlibelirtinin bulunduğunun somut olgularla birlikte açıklanması gerekir.Tutukluluğun herhangi bir aşamasında kişinin tutuklu olduğu suç yönündenkuvvetli belirtiyi gösteren olgular ortadan kalkmışsa artık tutmanın meşru biramacının bulunduğu söylenemez (Halas Aslan, § 76).
71. Başlangıçtaki bir tutuklama için Anayasa ve kanundaöngörülen tutuklama nedenlerinin dayandığı tüm olguların somut olarakbelirtilmesi -işin doğası gereği- her zaman mümkün olamasa da (bkz. Selçuk Özdemir, § 68)soruşturma/kovuşturma sürecinde deliller toplandıkça artık delillere etkiedilebilmesi imkânı ortadan kalkmakta ya da zorlaşmaktadır. Ayrıca isnat edilensuç dolayısıyla belirli bir süre hürriyetinden yoksun kalan ve bu itibarlayargılama sonunda alınması muhtemel cezanın en azından bir bölümünükarşılayacak kadar tutulan kimsenin kaçma ihtimalinin başlangıçtakine göreazaldığı da söylenebilir. Bu nedenlerle belirli bir süreyi aşan tutukluluğailişkin devam kararlarında tutuklama nedenlerinin soyut olarak belirtilmesiyeterli değildir (Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 70).
72. Son olarak tutukluluğun devamına ilişkin kararlardatutuklamanın ölçülü olduğuna ilişkin olguların, özellikle tutuklamaya göretemel hak ve özgürlüklere daha hafif etkide bulunan adli kontrol tedbirlerininneden yetersiz kaldığının ortaya konulması gerekir(Halas Aslan, § 79). Ayrıca tutuklulukdevam ettikçe bir taraftan bireye düşen yükümlülük artarken diğer taraftantutulmanın dayandığı meşru amaç zayıfladığından tutukluluğun devamıkararlarında davanın genel durumunun yanında tutuklu kişinin özel durumu dadikkate alınmalı, bu anlamda tutuklama nedenleri kişiselleştirilmelidir (Hanefi Avcı, § 84).
73. Tutukluluğun uzun sürdüğü veya makul süreyi aştığışikâyetiyle yapılan bireysel başvurularda, derece mahkemelerince verilentutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda açıklanan gerekçeleriinceleyerek bu gerekçelerin somut olayın özelliklerine göre suçun işlendiğinedair kuvvetli belirtinin ve tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanın ölçülülüğübağlamında ilgili ve yeterli olup olmadığını, ayrıca soruşturma/kovuşturmasüreçlerinde yukarıda belirtilen özen yükümlülüğüne uyulup uyulmadığınıincelemek Anayasa Mahkemesinin görevidir. Bu denetim sonunda tutukluluğailişkin gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı veya tutuklu olarak sürdürülensoruşturma/kovuşturma süreçlerinin kamu organlarının özen yükümlülüğü ilebağdaşmayan tutumları nedeniyle tamamlanmadığı kanaatine varılırsa tutukluğunmakul süreyi aştığı sonucuna ulaşılacaktır (HalasAslan, §§ 82, 83).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
74. Başvurucu 25/10/2016 tarihinde gözaltına alınmış veçıkarıldığı Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 30/10/2016 tarihli kararıylaPKK silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan tutuklanmıştır. Başvurucuhakkındaki dava, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu olaraksürdürülmektedir. Başvurucu, gözaltına alındığı tarihten itibaren bir suçisnadına bağlı olarak tutulmaya devam etmektedir. Dolayısıyla gözaltına alınmatarihi ile inceleme tarihi olan 10/10/2018 tarihi arasında makul süre açısındandikkate alınması gereken tutukluluk süresi 1 yıl 11 ay 15 gündür.
75. Başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma eyleminedeniyle bu suçtan tutuklandığı ve hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme,terör örgütü propagandası yapma (41 kez), kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşleresilahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçlarından kamu davası açıldığıgörülmektedir. Başvurucunun isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesi altındaolduğu Sulh Ceza Hâkimliği ve Diyarbakır 8. ve Malatya Ağır Ceza Mahkemeleritarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça belirtilmiştir.Anayasa Mahkemesince de başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiasıincelenirken suç işlediğine dair kuvvetli belirtilerin bulunduğu sonucunavarılmıştır (bkz. §§ 43-66).Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında atıf yapılanve/veya soruşturma dosyasında bulunduğu ifade edilen delillerin içeriği dikkatealındığında -tutukluluğun ön şartı olan- suç işlendiğine dair kuvvetlibelirtinin bulunduğuna ilişkin olarak anılan kararların ilgili ve yeterliolduğu değerlendirilmiştir.
76. Öte yandan Sulh Ceza Hâkimliğinin ve ağır cezamahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alantutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçmaşüphesine, isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklamanedeni varsayılabilen suçlar arasında olmasına, suça göre tutuklamatedbirinin ölçülü/orantılı olmasına ve adli kontrol tedbirlerinin yetersizkalacağına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §§ 18-23, 27, 29).
77. Başvurucuya isnat edilen suçlamaların niteliği, başvurucununüyesi olduğu iddia edilen terör örgütünün niteliği, soruşturma/kovuşturmakonusu edilen olayların özellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğundevamı kararlarındaki gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu vetutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu; dolayısıylatutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresiitibarıyla ilgili ve yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.
78. Diğer taraftan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanbaşvurucu hakkında çok sayıda soruşturma yürütülmüş ve iddianame, tutuklama30/10/2016 tarihinden kısa bir süre sonra 11/11/2016 tarihinde hazırlanmıştır.Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesince, 28/11/2016 tarihinde tensip incelemesiyapılmış ve duruşma aşamasına geçilmiştir. Mahkemece 20/12/2016 tarihinde kamugüvenliği gerekçesiyle davanın nakli için Bakanlığa başvuruda bulunulmuştur.Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 19/1/2017 tarihli kararıyla davanın Malatya AğırCeza Mahkemesinde görülmesine karar vermiştir.Malatya1. Ağır Ceza Mahkemesince 22/2/2017 tarihinde tensip işlemi yapılmış ve ilkduruşmanın 21/4/2017 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Yargılama,Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde ve başvurucu tutuklu olarak devam etmektedir.Duruşmalarda taraf beyanlarının alınması, farklı mahkemede görülen irtibatlıdosyaların birleştirilmesi talebinde bulunulması ve bunların sonucunun beklenmesi,tanıkların dinlenmesi,konuşmaların kayda alındığı kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasıgibi usule ilişkin işlemlerin yapıldığı görülmektedir. Buna ilişkin duruşmalar 20/6/2017, 15/8/2017, 15/9/2017,3/11/2017, 8/1/2018, 2/3/2018, 27/4/2018 ve 13/7/2018 tarihlerinde yapılmıştır.
79. Bu kapsamda genel olarak soruşturma ve kovuşturmasüreçlerinin yürütülmesinde bir özensizlik gösterildiği tespit edilmemiştir.
80. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkinkararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerininbelirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması ve soruşturma/kovuşturma sürecininyürütülmesinde bir özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkate alındığında 1yıl 11ay 15 günlük tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
81. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makulolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan,başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. İfade Özgürlüğününİhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
82. Başvurucu; soruşturmaya ve tutuklamaya konu suçlarıntamamının milletvekili,birsiyasi parti olan BDP eş genel başkanı ve belediye eş genel başkanı sıfatıyladeğişik tarihlerde katıldığı miting, basın açıklaması ve konferanslar gibietkinliklerde yaptığı konuşmalar olduğunu, tutuklanması nedeniyle Anayasa'nın26. ve 27. maddeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 10.maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
83. Anayasa Mahkemesi tutuklama tedbirinin ifade ve basınözgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunmahakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerkenöncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyiaşıp aşmadığını değerlendirmekte; sonrasında tutuklamanın hukukiliğine ya datutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarakdiğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, §§ 92-100; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 111-117; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§157-164; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 191-203; MehmetHaberal, §§ 105-116; Mustafa Ali Balbay, §§ 120-134; Kemal Aktaş ve Selma Irmak, §§ 61-75; Faysal Sarıyıldız, §§ 61-75; İbrahim Ayhan, §§ 60-74; Gülser Yıldırım, §§ 60-74).
84. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığıiddiası incelendiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesiiçin inandırıcı delillerin bulunduğu, ayrıca olayda tutuklama nedenlerininmevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceği sonucunavarılmıştır (bkz. §§ 43-59). Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkatealındığında başvurucunun yalnızca ifade özgürlüğü kapsamında kalan eylemlerinedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönünden farklıbir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.
85. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının ifadeözgürlüğünün ihlal ettiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. Siyasi FaaliyetteBulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
86. Başvurucu, belediye başkanı olduğunu belirterek tutuklanmasınedeniyle siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
87. Anayasa'nın 67. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlarauygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içindesiyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir."
88. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 67.maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
89. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının birincicümlesi şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir."
90. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
91. Belirtilen hükümler uyarınca bir anayasal hak ihlaliiddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesiiçin başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerden olması, Sözleşme ve buna ek Türkiye'nin tarafolduğu protokoller kapsamında yer alması gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun esasınınincelenmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B.No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18; MehmetHaberal, § 106).
92. Anayasa'nın 67. maddesinde seçme, seçilme ve bağımsız olarakveya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma hakkı güvence altınaalınmıştır. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı, demokrasinin enönemli ilkelerinden biri olarak kabul edilmelidir. Şüphesiz anılan haklar,hukukun üstünlüğüne dayanan etkili ve anlamlı bir demokrasinin temellerininkurulması ve sürdürülmesi için hayati öneme sahiptir (Nejdet Atalay, B. No: 2014/184, 16/7/2014, § 59).
93. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireyselbaşvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiğiiddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıraSözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesigerekir.
94. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'yeek 1 No.lu Protokol'ün 3. maddesindeki serbest seçim hakkını yasama organının seçimi ya da bu organıniki meclisi varsa en azından bir meclisin seçimi ile sınırlı olarakdeğerlendirmektedir (Gorizdra/Moldova (k.k.),B. No: 53180/99, 2/7/2002, hukuk kısmı, § 2).
95. AİHM; serbest seçim hakkının kapsamını yasama yetkisinesahip olmayan yerel yönetimlerin seçimlerini içerecek kadar genişletmemiş veyerel seçimlerin ulusal yasaları yerel düzeyde uygulayarak parlamentonundesteklenmesi işlevine sahip olduğunu belirtmiştir. AİHM ayrıca belediyeseçimlerinin (Cherepkov/Rusya), bölgesel seçimlerin (Malarde/France (k.k.),B. No: 46813/99, 5/9/2000), il genel meclisi seçimlerinin (Vito Sante Santoro/Italy, B. No: 36681/97, 16/1/2003), belediye,ilçe ve bölge meclisi seçimlerinin (Mółka/Poland (k.k.),B. No: 56550/00, 11/4/2006) Sözleşme'ye ek 1 No.luProtokol'ün 3. maddesinde belirlenen serbest seçim hakkının kapsamındaolmadığına karar vermiştir.
96. Somut olayda belediye başkanı olarak seçilen başvurucununtutuklanması nedeniyle siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğiiddiası, Sözleşme'nin uygulanmasına ilişkin AİHM içtihatları karşısında Anayasave Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalmaktadır. Zira anılan iddianıntemeli, yasama organına değil yerel yönetimlere ilişkindir (Nejdet Atalay, § 62; NevzatAzak, B. No: 2014/973, 5/4/2017, § 35).
97. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğu nedeniylesiyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun bukısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutuklanma dolayısıyla ifade özgürlüğünün ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA10/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.