TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜLÜZAR IŞIK ÇAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/62322)
Karar Tarihi: 4/2/2025
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Basri BAĞCI
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Metin KIRATLI
Raportör
:
Ali Erdem ŞAHİN
Başvurucu
:
Gülüzar IŞIK ÇAY
Vekili
:
Av. Merdan ÖZBERK
I. BAŞVURUNUNÖZETİ
1. Başvuru, kamu görevlisinin katıldığı basın açıklamasındakullanılan ifadelerden dolayı disiplin cezasıyla cezalandırılması nedeniyleifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihteHatay'ın Antakya ilçesindeki bir lisede öğretmen olarak görev yapmaktadır.Başvurucu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) üyesidir.
3. Türkiye'de uzun süredir devam eden, terör örgütlerininneden olduğu şiddetin ve terör olaylarının sona erdirilmesi ve sınırgüvenliğinin sağlanması amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye’ninkuzeybatısında yer alan Afrin bölgesinde PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensupteröristleri etkisiz hâle getirmek üzere 20/1/2018 tarihi saat 17.00'denitibaren kamuoyunda Zeytin Dalı Harekâtı olarak bilinen operasyonlarbaşlatılmıştır (geniş arka plan bilgisi için bkz. Kasım Zengin ve GünMatbaacılık Reklam Film Basın Yayın Tanıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti., B.No: 2018/15905, 16/11/2023, § 5).
4. Emek ve Demokrasi Güçleri Platformu, sözü edilenharekâta ilişkin olarak 22/1/2018 tarihinde Hatay İnsan Hakları Derneği (İHD)il binasında bir basın açıklaması yapmıştır. "Afrin Savaşına HAYIR"pankartının asılı olduğu bir masanın arkasından yapılan ve başvurucununaçıklama metni okuyan kişi ile birlikte en ön sırada hazır bulunduğu basınaçıklamasına yaklaşık 20 kişi katılmıştır. İHD Şube Başkanı M.C.nin okuduğubasın açıklaması metni şöyledir:
"Türkiye'nin Suriye ve Irak ileilgili TBMM'de kabul ettiği tezkerelere dayanarak sık sık sınır ötesi havaharekatları düzenlemesi ve özellikle Suriye ve Irak'ta kara gücü bulundurmasıoldukça tehlikeli bir hal almış ve en son Suriye'nin Afrin kentine yönelikbombardıman Türkiye'yi ve bölgedeki tüm halkları büyük bir savaş ve yıkımgerçekliği ile yüz yüze bırakmıştır. Bu tezkereler Anayasa'nın 91. maddesineaykırıdır. Ayrıca BM Güvelik Konseyi kararı olmadan başka ülkelere fiilisaldırıda bulunma ve asker konuşlandırma ciddi hukuki sonuçlara yolaçabilecektir. Hükumetin Afrin ve Menbiç bölgelerine yönelik askeri harekatınınTürkiye basınında yansımaları da ürkütücü ve tehlikelidir. Son 24 saatteTürkiye savaş uçakları tarafından Afrin Bölgesine yüzden fazla bombardımanyapılmış, basına yansıyan haberlere göre aralarında çocukların ve kadınlarınbulunduğu çok sayıda sivil yapılan bu bombardıman sonucu öldüğü ve ağıryaralandığı bilgisi gelmiştir. Bu kirli savaşın bölgesi içinde olan Hatay ilineyansıması çok ağır olacağı açıkken dün Reyhanlı ilçesine düşen roketler sonucuölümler ve çok sayıda yaralanmaların olması biz Hatay'da yaşayan insanları çokürkütmektedir. Sürdürülen bu savaşın yıllar boyu barış içinde yaşayan halklaraölüm, zulüm ve yıkım getireceğini söylüyoruz ve Reyhanlı'ya yapılan saldırıyıkimden gelirse gelsin kınıyoruz.
Biz Hatay'da yaşayan insan haklarısavunucuları sivil toplum ve emek örgütleri olarak; 'Siyasi iktidarın itidallidavranmasını istiyoruz. Bunun yanında ana akım medyanın savaş çığırtkanlığındanvazgeçmesini istiyoruz ve savaş kışkırtıcı dilini kınıyoruz'. Medyayı savaşpolitikalarına karşı barıştan huzurdan ve kardeşlikten yana olanların sesinekulak vermeye davet ediyoruz. Anayasamıza göre TBMM tarafından savaş kararıalınmadıkça böylesi bir askeri operasyon yapılamaz ve yapılmamalıdır diyoruz.Siyasal iktidar oldu bittilerle Türkiye'yi daha büyük bir savaşın içinesürüklememelidir. Zira bu tutum halklar arasında düşmanlık yaratır. Irkçılık vemezhepçilik körüklenir. Kısacası siyasal iktidar, askeri operasyonlarıdurdurmalı, savaş politikalarına son vermelidir. Türkiye içinde ve dışındapolitikalar geliştirmeli ve bir an önce barışın tesisi için çaba göstermelidir.Suriye'de devam eden ve sonlanması için masada çözüm çalışmalarınınyoğunlaştığı bir süreçte şiddette ısrarcı tutumun daha fazla büyümesi tehlikelisonuçlar üretebilir. Zira SAVAŞ ÖLÜMDÜR. Savaş yıkımdır sefalettir. Çocuklarınanasız babasız kalmasıdır. SAVAŞ ACI VE GÖZYAŞIDIR. SAVAŞ GÖÇTÜR...SAVAŞTAKAZANAN OLMAS HERKES KAYBEDER onun için biz insan hakları savunucuları, SİYASİPARTİLER, sivil toplum ve emek örgütleri olarak diyoruz ki SAVAŞA HAYIR İNADINABARIŞ VE BU TALEP İNSANLIK TALEBİDİR."
5. İdare, söz konusu basın açıklamasına katılmasınedeniyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatmıştır. Başvurucu,ifadesinde PKK ve KCK ile ilgisi olmadığını, eyleminin sivil toplumörgütlerinin savaşa karşı yaptıkları basın açıklamasına katılmaktan ibaretolduğunu belirtmiştir. Bunun yanında Türk ordusuna ve devlete karşı yapılmışbir eylem içinde bulunmasının söz konusu olmadığını,bir İHD ve EĞİTİM SEN üyesiolarak kanunların izin verdiği ölçüde yapılan eylemlere iştirak ettiğinivurgulamıştır. Son olarak basın açıklaması metninden daha önce haberdarolmadığını, yapılan harekâttan ziyade savaşlarda insanların ölmesine karşıolduğunu ifade etmiştir.
6. Soruşturma neticesinde basın açıklamasında herhangibir parti ismi zikredilmemiş olsa da açıklamanın Cumhurbaşkanlığı ve BakanlarKurulu uygulamalarına yönelik olduğu, harekâtı iki devletin savaşı gibigöstermeye çalıştığı, Türk ordusu ile yürütme organını uluslararası hukukaçısından olumsuz etkileyebileceğine kanaat getirilmiştir. Buna göre anılaneyleme katılan başvurucunun 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun 125. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan disiplin cezasıverilmesini gerektiren fiil ve hâllere "Nitelik ve ağırlıklarıitibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezalarıverilir." hükmü kapsamında aynı Kanun'un birinci fıkrasının (D)bendinin (o) alt bendi uyarınca "Herhangi bir siyasi parti yararınaveya zararına fiilen faaliyette bulunduğu" gerekçesiyle kademeilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
7. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasınıniptali talebiyle idare mahkemesine başvurmuştur. İlk derece mahkemesibaşvurucunun savunmasına ilişkin istem yazısının usulüne uygun şekildedüzenlenmediği sonucuna vararak başvuru konusu işlemin iptaline kararvermiştir. İstinaf kanun yolunda savunmaya ilişkin istem yazısındaki eksikliğinişlemi sakatlamadığı belirtilerek davanın esasına geçilmiştir. Buna göre "basınaçıklaması içeriğinde 'Türkiye'nin bu savaşın içine çekilmesi tamamen TayyipERDOĞAN'ın kişisel iktidarını koruması üzerinden bir yaklaşımlasürdürülmektedir. Afrini işgal naraları atmaya her gün devam ediyorlar. Eğersavaş, çatışmalar sönükleşirse AKP'nin yolsuzlukları, toplumdayarattıklarını,...tartışıyor olacaktık. Türkiye'nin yeniden savaşı körüklemesikabul edilemez. Hatay'daki halklar ve demokratik kitle örgütleri her daimsokakta savaşa hayır dedik. Böyle bir saldırının yapılmasına asla sessizkalmayacağız. AKP Hükümetinin, bölgedeki çatışmaların derinleşmesi veyaygınlaşmasına yarayacak hamlelerine hayır diyoruz.'şeklinde ifadelere yerverildiği ve siyasi içerikli bu ifadelerin belli bir partiyi ve bu partininliderini hedef aldığı" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararınınkaldırılarak davanın kesin olarak reddine karar verilmiştir.
8. Başvurucu, nihai kararı 29/11/2021 tarihindeöğrendikten sonra 16/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
10. Başvurucu; katıldığı basın açıklaması nedeniyledisiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü, özel hayata saygıhakkını ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. AdaletBakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun ifade özgürlüğü ve adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiası yönünden yapılacak incelemede ilgili ulusal veuluslararası mevzuat hükümleri ile yargı içtihatlarının dikkate alınmasıgerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireyselbaşvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları yinelemiştir.
11. Anayasa Mahkemesi kamu görevlisine katıldığı toplantınedeniyle yapılan müdahaleleri değerlendirdiği birçok kararında kamugörevlisinin her durumda siyasal ve toplumsal olaylarla ilgili olarak bilgiedinme merakı ve duyarlılığını gösterme talebinin gözetilerek katılımcınıntoplantıdaki rolüne (dinleyici, konuşmacı, slogan atan gibi) ilişkin dikkatlibir ayrımda bulunulması gerektiğini ifade etmiştir (Güven Çelik ve KadriDursun, B. No: 2018/5060, 8/6/2023, § 23; Kamuran Kılınç, B. No:2018/5549, 18/10/2023, § 21; İsmail Tutal ve diğerleri, B. No:2019/7199, 25/1/2024, § 23; bilgi edinmeye ilişkin değerlendirmeler için bkz. HasanGüngör, B. No: 2013/6152, 24/2/2016, §§ 51, 53; Hasan Güngör (2), B.No: 2015/1554, 25/12/2018, § 51; Zeki Çınar, B. No: 2016/3585,12/6/2019, § 45). Buna göre somut olaya konu basın açıklamasını başvurucuokumasa da katılımcılarla birlikte açıklamanın yapıldığı kürsünün arkasında yeralması ve açıklama metninin okuyucusu ile birlikte en ön sırada hazır bulunmasıkarşısında başvurucunun toplantıdaki rolü dinleyiciden ziyade hitap eden olarakkabul edilmelidir. Dolayısıyla başvurunun bir bütün olarak ifade özgürlüğükapsamında incelenmesine karar verilmiştir (basın açıklamasına katılmaşeklindeki eylemin ifade özgürlüğünden incelendiği karar için bkz. SeyidNarin [GK], B. No: 2018/20156, 18/5/2022, § 85)
12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
13. İfade özgürlüğüne yönelik müdahalenin dayanağı olan657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (o) altbendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.Müdahalenin kamu hizmetlerinin tarafsızlığının ve nesnelliğinin sağlanmasınayönelik önlemlerin bir parçası olduğu, Anayasa'nın 26. maddesinin ikincifıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacını taşıdığıdeğerlendirilmiştir. İfade özgürlüğüne yönelik müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için müdahale, zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşılamalı ve orantılı olmalıdır (AYM, E.2007/4, K.2007/81,18/10/2007; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; MehmetAli Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72). Bu itibarlamüdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu yönünden incelemeyapılacaktır.
14. Somut olayda başvurucu, katıldığı basın açıklamasınedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Yargılama sürecinde ilkderece mahkemesince usul yönünden işlemin iptaline karar verilmişse de istinafkanun yolunda, basın açıklamasında kullanılan ifadelerin siyasi içerikliolduğu, belli bir partiyi ve bu partinin liderini hedef aldığı gerekçesiyledavanın reddine kesin olarak karar verilmiştir (bkz. §§ 4, 7).
15. Açıktır ki idare ve bölge idare mahkemesi,başvurucunun eylemiyle tabi olduğu statü hukukuna aykırı hareket ettiğisonucuna varmıştır. Anayasa'nın 128. maddesinin birinci fıkrasına göre devletinyürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekligörevler memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmektedir. Anayasa'nın128. maddesinin ikinci fıkrasında ayrıca önemi nedeniyle memurların ve diğerkamu görevlilerinin görev ve yetkilerinin, haklarının ve yükümlülüklerininkanun ile düzenleneceği de ifade edilmiştir. Anayasa'nın 129. maddesininbirinci fıkrasında ise memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa vekanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü olduklarının altıçizilmiştir (Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy, B. No: 2018/24874,31/3/2022, § 49). 657 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre ise devlet memuru,tarafsızlığını gölgeleyecek şekilde bir siyasi parti, kişi veya zümreninyararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamayacağı gibi siyasi veideolojik amaçlı beyanda da bulunamaz. Nitekim aynı Kanun'un 125. maddesindeherhangi bir siyasi parti yararına veya zararına faaliyette bulunan devletmemurlarına disiplin cezaları verileceği ifade edilmiştir.
16. Anayasal ve ilgili yasal çerçeve göstermektedir kigerek Anayasa koyucu gerekse kanun koyucu, kamu hizmetlerinin Anayasa’yasadakat ödevi ile tarafsızlık yükümlülüğüne aykırı davranan ya da aykırıdavranabileceği yolunda haklı ve objektif bir kanaat uyandıran kamugörevlileriyle yürütülmesini arzu etmemektedir (Şah İsmail Harmancı, B.No: 2018/15359, 17/11/2021, § 40). Söz konusu arzunun bir sonucu olarak kanunkoyucu, kamu görevlisinin meslek hayatı ile sınırlı olacak şekilde apolitikgörünmesini amaçlamış; bu şekilde kamu gücünü kullanan görevlilerin siyasikutuplaşmalarda yer almasının önüne geçerek idareye tarafsız bir pozisyonkazandırmak istemiştir (Levent Tunçel, B. No: 2017/34185, 16/3/2022, §44).
17. Hiç şüphesiz Anayasa ve kanun koyucunun söz konusubeklentisi başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükler alanındakamu görevlilerinin sıradan bireylere göre daha fazla sınırlanmaları anlamınagelecektir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin çok sayıda kararda altınıçizdiği gibi kamu görevlisi olmak, sağladığı birtakım ayrıcalıklar veavantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayı, diğer kişilerintabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirmektedir. Kişi kamu görevinekendi isteği ile girmekle bu statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayıve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılır, kamu hizmetinin kendine hasözellikleri bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kılmaktadır (İhsan Asutay,B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 38; Cem Özaydın, B. No: 2017/26800,13/1/2022, § 36; Elif Güneysu, B. No: 2017/31733, 7/10/2021, § 42). Busebeplerle kamu görevlilerinin ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerde AnayasaMahkemesi kamu görevlisinin bu yönünü görmezden gelemez.
18. Kamu görevlileri tabi oldukları söz konusu devletmemurluğu statülerinin -kanun ve diğer alt mevzuata dayanan- gereklerini yerinegetirmemeleri hâlinde bir disiplin cezası ile karşılaşacaktır. Disiplinuygulamaları devlet organizasyonu içinde düzenin sağlanması ve korunması,memurun görevine bağlanması, hizmetlerin en etkin ve verimli şekildeyürütülmesi için kullanılır; bu uygulamaların hukuki gerekçeleri ve sonuçlarıvardır. Disiplin uygulamalarının nihai hedefi sağlanan düzen sayesinde verimlibir çalışma ortamının ve nihai olarak da kamu yararının sağlanmasıdır. Bubakımdan disiplin cezaları, memurların görevlerini layıkıyla ve uyum içindeyerine getirmesi için önemli bir araçtır (Ayfer Altuntaş ve İkbal ÜnzileGürsoy, § 53). Öte yandan münhasıran memurların görevleriyle ilgili olmasıdisiplin cezaları hakkında yapılan değerlendirmelerin ciddiyetiniazaltmamaktadır. Çünkü düşünce açıklamaları karşılığında uygulanan disiplincezalarının kamu görevlilerinin temel hak ve özgürlükleri üzerinde bircaydırıcı etki oluşturacağı açıktır (Mehmet Alanç ve diğerleri [GK], B.No: 2017/15462, 29/9/2021, § 49; Şah İsmail Harmancı, § 41).
19. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi daha öncekikararlarında, düşünce açıklamaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında verilendisiplin cezalarına ilişkin olarak idarenin ve bu tür cezaların hukukauygunluğunu denetleyen yargı mercilerinin subjektif yorumlardan kaçınmalarıiçin yapmaları gerekenleri açıklamıştır. Bu itibarla anılan mercilerce enazından şu değerlendirmelerin yapılması beklenir (diğerleri arasından bkz. SinanAkbulut, B. No: 2019/1396, 2/11/2022, §§ 30-34; Jülide Hansu, B. No:2018/21380, 3/11/2022, §§ 29-33; Serdar Topal, B. No: 2018/23179,16/11/2022, §§ 26-30):
i. Söz konusu olan ifade özgürlüğü olduğu için devletmemurlarının da birer birey olduğu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıylailgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlere sahip olma haklarının bulunduğugözardı edilmemelidir (Hasan Güngör, § 49; Ömer Yalçın, B. No:2017/30798, 29/9/2020, § 27; Zeki Çınar, §§ 34, 35).
ii. Sosyal yönleri de bulunan bireyler olduklarıdüşünüldüğünde kamu görevlilerinin her tür düşünce açıklaması değil siyasipartiler lehine veya aleyhine olarak başkalarını ikna etme çabası olarak kabuledilebilecek açıklamaları propaganda olarak kabul edilmelidir. Bu kapsamdabir kamu görevlisinin açıkladığı düşüncenin başkalarını siyasi partiler lehineveya aleyhine ikna etme çabası olarak kabul edilebilmesi için açıklamanınsiyasi partilerle yahut siyasal meselelerle ilgili olması tek başına yeterlikabul edilemez. Dolayısıyla kamu görevlisinin bulunduğu konum ve üstlendiğidevlet görevinin -içeriğiyle birlikte değerlendirildiğinde- açıklamanınyapıldığı koşullarda siyasi partiler lehine veya aleyhine olarak başkalarınıikna çabası olarak vasıflandırmaya elverişli olduğu ortaya konulmalıdır (SinanAkbulut, § 34).
iii. Bununla birlikte somut olayın koşullarında kamugörevlisi düşünce açıklamasını kamu görevi statüsünün ve görev yaptığı alanınkendisine sağladığı ünvanı dâhil herhangi bir olanağı kullanarak yapmış ise bugösterilmelidir (kamu görevinin niteliğine ilişkin olarak bkz. Adem Talas [GK],B. No: 2014/12143, 16/11/2017, § 47).
iv. Düşünce açıklamasının kamu hizmetlerinin sürekliliğini,etkinliğini, verimliliğini ya da gereği gibi yerine getirilmesini neşekilde etkilediği, cezayı gerekli kılan (devlet organizasyonu içinde düzeninbozulması, hizmetlerin yürütülememesi gibi) sonuçların neler olduğu veya bu türsonuçlara neden olmasının kuvvetle muhtemel olduğu ortaya konulmalıdır(disiplin cezası ile cezalandırılabilmeleri için kamu görevlisinin fiillerininmemuriyetlerini etkilediğinin gösterilmesi gerekliliğine ilişkin olarak bkz. YasinAgin ve diğerleri [GK], B. No: 2017/32534, 21/1/2021, §§ 61, 63; LeventTunçel, §§ 42, 44; disiplin hukukunun amaçları için bkz. Ayfer Altuntaşve İkbal Ünzile Gürsoy, § 53).
v. Her durumda kamu görevlisinin ödev ve sorumlulukderecesi, bulunduğu konum ve görev yaptığı alanla bağlantılı olarakbelirlenmelidir (Hikmet Aslan, B. No: 2014/11036, 16/6/2016, § 55; HasanGüngör, § 48; hekimler yönünden benzer değerlendirmeler için bkz. LeventTunçel, § 43).
vi. Hükmedilen disiplin cezasıyla kamusal önemi bulunanobjektif amaca ulaşılabileceği, başka bir deyişle kamu görevlisinincezalandırılmasının zorunlu bir sosyal ihtiyaca karşılık geldiği gösterilmeli;düşünce açıklamasının kamu görevini etkileme derecesiyle orantılı bir disiplincezasına hükmedilmedir (Mehmet Alanç ve diğerleri, § 45; Şahİsmail Harmancı, § 37; Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy, § 45).
vii. Değerlendirmeler oldukça açık, spesifik ve tekilolarak yapılmalıdır (bireyselleştirilmiş değerlendirme zorunluluğuna ilişkinolarak bkz. Şah İsmail Harmancı, § 41).
20. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında başvurucuyucezalandıran idarenin ve müdahalenin hukuka uygunluğunu denetleyen bölge idaremahkemesinin gerekçeleri dikkatli şekilde ele alınmıştır.İdare; ilgilisoruşturma raporunda, basın açıklamasında herhangi bir siyasi parti ismizikredilmese de kullanılan ifadelerin Türk ordusunu ve yürütme organınıuluslararası hukuk açısından olumsuz etkileyebileceğini soyut olarakbelirtmenin haricinde eylemin nasıl, bir siyasi partinin yararına veya zararınafaaliyet olarak değerlendirildiğine ilişkin herhangi bir açıklamadabulunmamıştır. Bölge idare mahkemesi ise idarece disiplin soruşturmasına konuedilmediği hâlde aynı konuda yapılan adli soruşturmada bahsi geçen 18/1/2018tarihli farklı bir basın açıklamasında kullanılan ifadeler üzerinden müdahaleyideğerlendirmiştir. Dolayısıyla anılan mercilerin Anayasa Mahkemesinin kamugörevlisinin ifade özgürlüğüne yönelen bu gibi müdahalelerde uygulamalarınıbeklediği yukarıda sıralanan ilkelere uygun bir değerlendirme yapmadıklarıanlaşılmıştır.
21. Anayasa Mahkemesi, çok sayıdaki kararında ifadeözgürlüğüne gerekçesiz olarak veya ortaya koyduğu kriterleri karşılamayan birgerekçe ile yapılan müdahalelerin Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edeceğiniifade etmiştir. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için kamu makamları tarafındanortaya konulan gerekçeler ilgili ve yeterli olmalıdır (diğerleri arasından bkz.Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun,§ 56; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde FüsunÜstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120).
22. Buna göre değerlendirmelerinde Anayasa Mahkemesininkabul ettiği standartları uygulamayan idarenin ve bölge idare mahkemesininbaşvurucunun disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu toplumsal birihtiyaca karşılık geldiğini ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortayakoyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır.
23. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun olmayan müdahalenin Anayasa’nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine kararverilmesi gerekir.
III. GİDERİM
24. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılamayapılması ile 10.000 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
25. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği mahkemece yapılması gereken iş,yenidenyargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018,§§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019,§§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949,21/1/2021, §§ 93-100). Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalinsonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya taleple bağlı olarak net 10.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylaAdana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2021/112, K.2021/2142)iletilmek üzere Hatay 1. İdare Mahkemesine (E.2019/329, K.2020/940)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 4/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.