TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜNAY OKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8114)
Karar Tarihi: 17/9/2014
R.G. Tarih-Sayı: 5/11/2014-29166
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Günay OKAN
Vekili
:
Av. Faruk SARIASLAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, koşullusalıverilmesinin geri alınmasına dair karar sonucunda Anayasa’nın 2., 36. ve38. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 11/11/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca 31/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesi veeklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Nazilli 1. Ağır CezaMahkemesinin E.2000/264, K.2001/44 sayılı kararı ile başvurucunun, kastenöldürme suçundan 15 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir. Bu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesinin “2001/3033-3253 sayılı ilâmı ile” onanarak kesinleşmiştir.1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk CezaKanunu nedeniyle, lehe kanun değerlendirmesi yapılması gerektiğinden,kesinleşmiş hüküm uyarlanmış ve Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 6/4/2006tarihinde başvurucunun 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir. Bu karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23/3/2007 tarih veE.2007/349, K.2007/1876 sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmiştir.
6. Cezanın infazı devamederken, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 26/9/2006 tarih ve 2006/362 Müt. sayılı kararı ilebaşvurucunun koşullu salıverilmesine karar verilmiştir. Başvurucu bu kararaistinaden 29/10/2006 tarihinde koşullu salıverilmiştir. Başvurucunun hak ederektahliye tarihi 25/10/2015’tir.
7. Başvurucu hakkında alkol etkisi altında araç kullanmak suretiyle trafikgüvenliğini tehlikeye sokma suçunu 16/5/2011 tarihinde işlediğiiddiası ile kamu davası açılmıştır. Yargılama sonucunda Aydın 1. Sulh CezaMahkemesinin 25/10/2011 tarih ve E.2011/669, K.2011/899 sayılı kararı ilebaşvurucunun bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve “karar kesinleştiğinde Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinemüzekkere yazılarak 2006/94 Esas 2006/99 Karar sayılı kararları ile verilenşartla tahliyenin kaldırılması için gereğinin ... takdirinin istenmesine”karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 1/7/2013 tarih ve E.2012/23594, K.2013/17848 sayılı ilâmıyla, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
8. Nazilli 1. Ağır CezaMahkemesinin 4/9/2013 tarih ve E.2006/94, K.2006/99 sayılı kararı ilebaşvurucunun “deneme süresi içerisindekasıtlı suç işlediği kesin mahkumiyet hükmü ilekanıtlanan hükümlü hakkında verilen önceki koşullu salıverme kararının gerialınmasına, hükümlünün 2. suç tarihi ile bihakkın tahliye tarihi arasında kalancezasının aynen ceza infaz kurumunda çektirilmesine” karar verilmiştir.Başvurucu bu karara karşı itiraz yoluna başvurmuş olup, itiraz mercii olanNazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/10/2013 tarih ve 2013/896 D.İş sayılı kararı ile itirazakonu kararın “usul ve yasaya uygun”olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya23/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
9. 13/12/2004 tarih ve 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Koşullu salıverilme” kenar başlıklı 107.maddesi şöyledir:
“(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmunkurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmişolanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûmedilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde,koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.
…
(6) Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetimsüresi, yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken süreninyarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde hakederektahliye tarihini geçemez.
…
(12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapiscezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenenyükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlindekoşullu salıverilme kararı geri alınır.
(13) Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlindehükümlünün;
a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren kalan cezasınınaynen,
…
Ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Koşullusalıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili birdaha koşullu salıverilme kararı verilmez.
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
10. Mahkemenin 17/9/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 11/11/2013 tarih ve 2013/8114numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
11. Başvurucu, hakkında tesisedilen koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair kararda, öldürme vetrafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının aynı kapsamdadeğerlendirildiğini; bu durumun, suç ile ceza arasında olması gereken ölçülülükilkesine aykırı olduğunu; 5275 sayılı Kanun’un 107. maddesinin (12) numaralıfıkrasının, Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırı olduğunu; kişilerin,yasaklanan eylem sonucunda hangi cezaya çarptırılacaklarını öncedenbilebilmeleri gerektiğini; ayrıca başvuruya konu uygulamanın hakkaniyete uygunyargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş, anılan kuralın iptalini talepetmiştir.
B. Değerlendirme
12. Anayasa Mahkemesine yapılanbir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için başvurunun, AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetki alanına girip girmediğinin tespiti gerekir.Bireysel başvuru incelemesinde, bir ihlal iddiasının Anayasa Mahkemesinin konubakımından yetki alanına girip girmediğinin tespitinde Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı esas alınmaktadır (B. No:2012/1049, 26/3/2013, § 18; B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 24).
13. Başvurucu, deneme süresindeişlediği ve bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına neden olan suçnedeniyle, suç tarihi olan 16/5/2011’den, hak ederek salıverileceği tarih olan25/10/2015’e kadar hapis cezasının aynen infazına karar verilmesindenşikâyetçidir. Başvurucu, hakkında verilen koşullu salıverilmenin gerialınmasına dair karar nedeniyle, suç ve cezada kanunilik ve ölçülülük ilkeleriile hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.Başvurucunun, mahkûmiyet kararı nedeniyle hürriyetinden yoksun bırakılmasınadayanan şikâyetinin, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fırkası yönündenincelenmesi gerekir.
14. Anayasa’nın “Kişi hürriyeti ve güvenliği” kenarbaşlıklı 19. maddesi şöyledir:
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların vegüvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri dışında kimsehürriyetinden yoksun bırakılamaz.
…”
15. Sözleşme’nin “Özgürlük ve güvenlik hakkı” kenar başlıklı5. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıdabelirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimseözgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından verilmişmahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;
...”
16. Görüldüğü üzere, kişininAnayasa ve Sözleşme’de güvence altına alınanözgürlüğünden yoksun bırakılabilmesi hallerinden biri de yetkili bir mahkemeninmahkûmiyet kararına dayalı olarak ve hukuka uygun bir şekilde tutulmasıdır. Budoğrultuda, cezanın infazı devam ederken kişi koşullu salıverildikten sonra,deneme süresi içerisinde işlediği bir suç nedeniyle koşullu salıverilmekararının geri alındığı ve yeniden hapsedildiği durumlar da Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı ve dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin konubakımından yetkisi kapsamındadır.
17. Anayasa’nın 19. maddesininbirinci fıkrasında, özgürlük ve güvenlik hakkı güvence altına alınmıştır. Aynımaddenin ikinci fıkrasında ise şekil ve şartları kanunda gösterilen belirlihaller dışında, kişilerin başka bir nedenle özgürlüğünden yoksun bırakılmasıyasaklanmıştır. Anılan ikinci fıkradaki sınırlama nedenlerinden biri demahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerininyerine getirilmesi halidir.
18. Sözleşme’nin 5. maddesinin(1) numaralı fıkrasında ise Anayasa’nın birinci fıkrası ile paralel bir ifadeyeyer verildikten sonra, aynı fıkranın (a) bendinde kişi özgürlüğü ve güvenliğininistisnası olarak “yetkili bir mahkemetarafından verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulma”hali düzenlenmiştir. Sözleşme’ye göre, özgürlüğegetirilen sınırlamanın meşru kabul edilebilmesi için mahkûmiyet kararı sonrası“tutma” hali veya hapsedilmenin,“yetkili mahkeme” kararına dayalı ve hukuka(kanuna) uygun olması şartları aranmaktadır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkıyönünden “tutma” hali, genişanlamda kullanılmakta olup; gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet sonrası tutuklulukve hükümlülük hallerini içine almaktadır. Sözleşme maddesindeki “yetkili mahkeme” vurgusu, kişininözgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran ceza veya güvenlik tedbiriuygulama konusunda kanun gereği yetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardanbağımsız ve yeterli güvencelere sahip yargısal organı ifade etmektedir (BenzerAİHM kararları için bkz. De Wilde, Ooms AndVersyp/Belçika, B. No: 2832/66, 2835/66,2899/66, 18/6/1971, § 78; Engel veDiğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72,5370/72, 8/6/1976, § 68). Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası veSözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fırkasının (a) bendi kapsamına,mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet hükmünün yerine getirilmesi hallerinde ortayaçıkan özgürlükten yoksun bırakma halleri dâhil ise de anılan kurallar,mahkûmiyet kararının değil, tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altınaalmaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapiscezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz.
19. Anayasa’nın 19. maddesininikinci fıkrası gereğince, kural olarak tutma hali, mahkûmiyet kararına bağlıolmalıdır. Koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle kişininyeniden hapsedilmesi durumunda da infazına karar verilen ceza ile öncekimahkûmiyet arasındaki nedensellik bağının kesilmemiş olması gerekir. AİHM’e göre Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendinde geçen “mahkûmiyetkararı sonrasında” ibaresi ile kastedilen, sadece “tutma”nınzaman bakımından mahkûmiyet kararından sonra olması değil, aynı zamandamahkûmiyet nedeniyle olmasıdır (Bkz. Van Droogenbroeck/Belçika, B. No: 7906/77,24/6/1982; Weeks/Birleşik Krallık, B. No: 9787/82,2/3/1987, § 42; Stafford/Birleşik Krallığı, [BD], B. No: 46295/99,§ 64; M./Almanya, B. No:19359/04, 17/12/2009, § 88).
20. Koşullu salıverilme, cezanınçektirilmesinin kişiselleştirilmesi, başka bir deyişle cezaevindeki tutum vedavranışlarıyla (iyi haliyle) topluma uyum sağlayabileceği izlenimini verenhükümlünün şarta bağlı olarak ödüllendirilmesidir. Suçlunun kendisine verilencezadan daha kısa bir sürede uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunuiyi davranışıyla kanıtlaması durumunda, cezaevinde daha fazla kalması gereksizolabilir. Bu durumda koşullu salıverilme, infaz sistemindeki en etkili araçtır.Koşullu salıverilmenin en önemli öğeleri, cezanın belirli bir süre çekilmişolması, hükümlünün bu süre içinde iyi durum göstermesi, koşullu salıverildiktensonra gözetim altında kalması ve koşullu salıverilmenin gereklerine uyulmamasıdurumunda koşullu salıverilme kararının geri alınabilmesidir (AYM, E.2001/4,K.2001/332, K.T. 18/7/2001).
21. Yukarıda da belirtildiğiüzere, yetkili mahkemece verilmiş bir mahkumiyethükmüne dayalı tutmanın aynı zamanda kanuni olması gerekmektedir.
22. Anayasa’nın 2. maddesindeyer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik”tir. Bu ilkeye göre,yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamayave kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması,ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi,hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangisomut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını,bunların kamu otoritesine hangi müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundanöğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşenyükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği,kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devletegüven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunuzedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2009/51, K.2010/73, K.T.20/5/2010; AYM, E.2009/21, K.2011/16, K.T. 13/1/2011; AYM, E.2010/69,K.2011/116, K.T. 7/7/2011; AYM, E.2011/18, K.2012/53, K.T. 11/4/2012).
23. Kanunilik şartı, hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların yalnızca şekli olarak kanunla düzenlenmesiile sınırlı olmayıp, bunların içerik olarak da belirli bir amacıgerçekleştirmeye elverişli olmalarına ilişkin gerekliliği de ifade etmektedir.Bu açıdan kanun metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle,hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığınıbelli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kalemealınmış olmalıdır. Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanun, muhtemel etki vesonuçlarına dair yeterli derecede öngörülebilir olmalıdır. Bununla birlikte,kanun metninin tüm sonuç ve etkileri göstermesi her zaman beklenemeyeceğinden,aranan açıklığın ölçüsü, söz konusu metnin içeriği, düzenlemeyi hedeflediğialan ile hitap ettiği kitlenin statü ve büyüklüğü gibi faktörler dikkate alınarakbelirlenebilir. Bu özelliklere sahip kanunun, aynı zamanda kolaylıklaerişilebilir nitelikte olması gerekir (AYM, E.2011/62, K.2012/2, K.T.12/1/2012).
24. AİHM içtihatlarına göre debir kanuni düzenlemenin bireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadarkesinlik içermesi, kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle, bukanunun düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçlarımakul bir düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak ölçüdeolması gerekmez. Kanunun açıklığı, arzu edilir bir durum olmakla birlikte;bazen aşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkandeğişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği,yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formülleriçermektedir (bkz. Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00, 76292/01,13/11/2008, § 83).
25. İlgili hukuk kısmındagösterilen hükümler (§ 9) incelendiğinde, koşullu salıverilmedenyararlanabilmek için hükümlünün, infaz süresinin kanunda belirlenen kısmını “iyi halli” olarak geçirmesi gerekliolduğu; hal ve tavırları gözlemlenen hükümlünün, işlemiş olduğu suçtan dolayıpişmanlık duyduğunun belirlenmesinin koşullu salıverilmede “iyi halli” olmanın bir şartı olduğuanlaşılmaktadır. Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapiscezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenenyükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halindekoşullu salıverilme kararı geri alınır. Koşullu salıverilme kararının gerialınması hâlinde hükümlünün; sonraki suçu işlediği tarihten itibaren hak ederektahliye tarihine kadar kalan cezasının aynen infazına karar verilir. Koşullusalıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı hükmün infazı ile ilgili birdaha koşullu salıverilme kararı verilemez. Buna karşılık, hükümlünün denetimsüresini yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirmesi halinde, ceza infazedilmiş sayılır.
26. Bu açıklamalar çerçevesinde,başvurucu hakkındaki uygulamanın şekli yönden kanuna dayalı olduğu konusundaherhangi bir tereddüt bulunmadığı gibi, belirtilen düzenlemede açıkça, koşullusalıvermenin şartlarının neler olduğu, koşullu salıverme kararının hangihallerde geri alınacağı ve bu hallerde aynen infaz edilecek ceza süresininnasıl hesaplanacağı hususları, herhangi bir tereddüde yer bırakılmayacakaçıklıkta düzenlenmiştir. Dolayısıyla, koşullu salıvermeye ilişkin söz konusudüzenlemenin; belirli, kesin, erişilebilir ve öngörülebilir nitelikte olduğuaçıktır.
27. Öte yandan, Anayasa’nın 19.maddesinin ikinci fırkası anlamında, mahkûmiyet hükmü ile tutma arasındailliyet bağı olup olmadığının (§ 19) tespit edilmesi gereklidir. TürkHukukunda, belirtilen illiyet bağı kanuni düzenleme ile sağlanmış olup; 5271sayılı Kanun’un 107. maddesinin (12) numaralı fıkrasına göre, koşullusalıverilen hükümlü, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı birsuç işlediği takdirde, koşullu salıverilme kararı geri alınacaktır. Anılanhükümle, koşullu salıverme kararının geri alınması noktasında yargı organınaherhangi bir takdir yetkisi tanınmaksızın, yalnızca geri almaya ilişkin şeklişartların gerçekleşip gerçekleşmediği ile sınırlı bir inceleme yetkisiverilmiştir. Bu çerçevede, yetkili mahkemece verilmiş bir mahkûmiyet kararı ilekoşullu salıverme geri alınarak kişinin yeniden hapsedilmesi arasındaki şeklive maddi illiyet bağı; kanun hükmü ile kurulmuş olmaktadır. Söz konusu kanunhükmü gereğince, koşullu salıverilen hükümlüden, salıverilme sonrasındakisorumluluğunun ve hapis cezasının infaz süresi zarfında sergilediği iyi haleistinaden kendisine tanınan fırsatı değerlendirerek hapis cezasını gerektirenherhangi bir suç işlememesi gerektiğinin bilinci ile davranışlarını düzenlemesibeklenmektedir.
28. Somut olayda, başvurucununkoşullu salıverilmesine esas teşkil eden mahkûmiyeti, kasten öldürme suçunailişkin olup, toplam hapis cezasının süresi 15 yıl, hak ederek tahliye tarihi25/10/2015’tir. Bu cezanın infazı devam ederken, 26/9/2006 tarihli kararlabaşvurucunun koşullu salıverilmesine karar verilmiştir. Deneme süresi devamederken başvurucu hakkında, 16/5/2011tarihinde alkol etkisi altında araç kullanmak suretiyle trafik güvenliğinitehlikeye sokma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış veyargılama sonucunda 25/10/2011 tarihli kararla, belirtilen suç nedeniylebaşvurucunun bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olup; bukarar, Yargıtayın 1/7/2013 tarihli onama ilâmı ilekesinleşmiştir. Bunun üzerine Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/9/2013tarihli kararı ile başvurucunun koşullu salıverilme kararı, 5275 sayılıKanun’un 107. maddesinin (12) numaralı fıkrası gereğince geri alınarak, aynımaddenin (13) numaralı fıkrası gereğince ikinci suç tarihi olan 16/5/2011 ilehak ederek tahliye tarihi olan 25/10/2015 arasındaki hapis cezasının ayneninfazına karar verilmiştir.
29. Buna göre, başvurucuhakkında verilen koşullu salıvermenin geri alınması, Anayasa’nın 19. maddesininikinci fıkrası çerçevesinde, yetkili mahkemece verilmiş bir mahkûmiyet kararınadayalı ve kanuna uygun bir tutma mahiyetinde olup, kişi özgürlüğü ve güvenliğihakkına yönelik bir ihlal oluşturmadığı açık olduğundan, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Başvurunun,“açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerindebırakılmasına, 17/9/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.