TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜNER MENDERES BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/34118)
Karar Tarihi: 9/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucu
:
Güner MENDERES
Vekili
:
Av. Serkan CENGİZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, mahkeme kararının uygulanmaması veyargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 8/10/2019 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Aydın'ın Bozdoğan ilçesindeki KemerBarajı'nda su ürünleri yetiştiriciliği yapmaktadır.
9. Başvurucu tarafından, anılan Barajın balıkçılıkfaaliyeti yapılmayan kısmında alabalık üretim tesisi kurulmak suretiylekapasite arttırılması talebiyle Aydın Valiliği İl Gıda, Tarım ve HayvancılıkMüdürlüğüne (Müdürlük) başvuruda bulunulmuştur.
10. Başvurucunun talebi, su ürünleri yetiştiriciliği içinayrılan %3'lük kısmın tamamının projeli yetiştiricilik amacıyla kiralamasınınyapıldığı gerekçesiyle 9/8/2011 tarihli işlemle reddedilmiştir.
11. Başvurucu tarafından, talebinin reddine ilişkin işlemile tahsis talebinde bulunduğu sahada üçüncü kişiye yönelik yapılan tahsisiniptali istemiyle 28/9/2011 tarihinde Aydın Valiliğine (İdare) karşı Aydın 1.İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır.
12. Mahkeme 26/9/2012 tarihli kararıyla davanın başvurucununtalebinin reddine yönelik Müdürlük işlemine ilişkin kısmının reddine, üçüncükişiye verilen tahsis kararına ilişkin kısmının ise incelenmeksizin reddinehükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; üreticilere Kemer Barajı yüzeyinde suürünleri yetiştiriciliği için verilecek iznin üst sınırının barajın minimum sukotunun yüzey alanının %3'ünü geçemeyeceği, %3'ün tamamına izin verilmesizorunluluğunun da bulunmadığı ve bu husus uyarınca başvurucunun talebininreddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Davanın üçüncü kişiye verilen tahsis kararının iptali istemine ilişkin kısmıyönünden ise İdarenin savunma dilekçesinde ve Gıda Tarım ve HayvancılıkBakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün başvurucuya hitaben göndermişolduğu 14/10/2011 tarihli yazıda Kemer Baraj Gölü'nde 2011 yılı itibarıylaherhangi bir şahsa yer tahsis edilmediğinin bildirildiği belirtilmiştir. Bubağlamda başvurucunun başvuru tarihinden sonra ve dava açma tarihi itibarıylaanılan baraj gölünde üçüncü bir şahıs adına herhangi bir tahsis kararıbulunmadığından davanın bu kısmının incelenmeksizin reddine karar verilmesigerektiği ifade edilmiştir.
13. Başvurucu tarafından temyiz edilen Mahkeme kararıDanıştay Onuncu Dairesinin (Daire) 12/12/2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.Kararın gerekçesinde davalı İdarece, su ve su üretim yerleri projeye dayalıolarak kiraya verilirken ilgili mevzuatta belirtilen amaca en uygun projeninseçilmesi için tercih kriterlerinin belirlenmesi ve su kaynağını kullanan köyve köylülerin de bu sürece katılmasına imkân sağlanarak projeler arasında ihaleyapmak suretiyle yarışma imkânı tanınması gerektiği vurgulanmıştır. Bu durumdadavalı İdarece, başvurucunun talebinin 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devletİhale Kanunu doğrultusunda değerlendirilip işlem yapılması gerekirken isteminreddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ifade edilmiştir.Üçüncü kişiye yapılan tahsis işleminin iptali talebi yönünden ise davalıİdarece, adı geçen şirketin başvurusunun ilk başvuru kabul edilerekdeğerlendirmeye alındığının belirtildiği, başvurucunun üzerine düşensorumlulukları yerine getirmesi hâlinde dahi anılan şirkete ön izin verileceği,bu durumun diğer katılımcıları hak kaybına uğratacağı belirtilmiş ve bu nedenlesöz konusu işlemin kesin ve yürütülebilir işlem olduğunun açık olduğu sonucunavarılmıştır. Ayrıca, davalı İdarece sadece başvuru önceliği gözönündebulundurularak diğer katılımcıların bilgilendirilmesi suretiyle bu sürecekatılmalarına imkân tanınmadan, ortaya çıkabilecek projeler arasında 2886sayılı Kanun'da yer verilen ihale ve benzeri usullerle yarışma ortamısağlanmadan adı geçen şirkete öncelik tanınması suretiyle tesis edilen işlemdehukuka uyarlılık bulunmadığı da belirtilmiştir.
14. Mahkemece bozma kararına uyularak 24/9/2014 tarihindeaynı gerekçelerle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
15. İdarenin temyiz istemi Dairenin 27/5/2019 tarihlikararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Bir üyenin karşıoy gerekçesinde, kanunkoyucu tarafından 22/3/1971 tarihli ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'ndakihükümlere göre daha özel bir düzenleme öngörülerek su ürünleri istihsalihakkının kiralanması için geçici olarak yeni bir sistem öngörüldüğü ve mevzuathükümleri çerçevesinde tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığıhususuna yer verilmiştir.
16. Başvurucu tarafından 24/9/2019 tarihli dilekçe ileMüdürlüğe başvuruda bulunulmuş, Dairenin 27/5/2019 tarihli kararının lehinesonuçlandığı ve davayı kazandığından bahisle söz konusu kararın gereğininyapılması istenilmiştir. Müdürlüğün 27/9/2019 tarihli cevabı yazısında, anılanDaire kararına karşı kararın düzeltilmesi başvurusu yapıldığı, nihai kararınbeklendiği ve bu nedenle su ürünleri yetiştiriciliği talebinin Müdürlükçedeğerlendirilmediği başvurucuya bildirilmiştir.
17. İdare 27/9/2019 tarihli dilekçe ile Dairenin27/5/2019 tarihli kararının düzeltilmesi isteminde bulunmuş, Ulusal Yargı AğıBilişim Sisteminde (UYAP) yapılan araştırma sonucunda yargılamanın kararındüzeltilmesi aşamasında derdest olduğu anlaşılmıştır.
18. Başvurucu 8/10/2019 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
19. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun "Kararların sonuçları" kenar başlıklı 28.maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:
"Danıştay, bölge idare mahkemeleri,idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkinkararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veyaeylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğindenbaşlayarak otuz günü geçemez."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,...bir mahkeme tarafından davasının ... görülmesini istemek hakkınasahiptir..."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
21. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmemekle birlikte Avrupa İnsanHakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargıkararlarının icra edilmesi hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biriolarak kabul etmektedir. AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığımahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasınıisteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılamasürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur.Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan,B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40).
22. Ancak AİHM içtihatlarında, icra edilmediğindenşikâyet edilen ve bu nedenle ihlale konu olan yargı kararlarının kesinliğine venihailiğine vurgu yapıldığı görülmektedir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Burdov/Rusya,B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34; Büker/Türkiye, B. No: 29921/96,24/10/2000, §§ 28-34; Ahmet Kılıç/Türkiye, B. No: 38473/02, 25/7/2006, §27). AİHM, üst mercilerin incelemesine tabi olabilecek ya da üst mahkemecebozulabilecek kararların Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasınıngüvencesi altına alınmadığını açıkça belirtmektedir. Temyiz merciinin ilkderece mahkemesi kararının uygulanmasını erteleme veya askıya alma gibi biretkisinin olup olmadığına bakılmaksızın Sözleşme'nin 6. maddesi sadece nihai vebağlayıcı mahkeme kararlarının uygulanmasını korur. AİHM, özellikle de temyizmerciinin başvuranların taleplerini dayandırdığı kararı bozduğunu gözönündebulundurarak iç hukuk tarafından uygulanması zorunlu olsa bile idarenin bukarara uymamasını 6. maddenin gerekliliklerine aykırı görmemektedir (Ouzounisve diğerleri/Yunanistan, B. No: 49144/99, 15/4/2002, § 21).
23. AİHM'e göre herhangi bir mahkeme tarafından verilenbir kararın icrası, Sözleşme'nin 6. maddesinin amaçları bağlamında davanınayrılmaz bir parçası olarak düşünülmelidir (Hornsby/Yunanistan, § 40; Scordino/ İtalya (No. 1) [BD], B. No. 36813/97, 29/3/2006, § 196). Kamuotoriteleri, nihai yargı kararına uymak için gerekli önlemleri almada başarısızolduğu takdirde 6/1. maddenin hükümlerini tüm yararlı etkilerinden mahrumbırakmış olurlar (Burdov/Rusya, § 37).
24. AİHM, sonuçları davacının medeni hakları üzerindebelirleyici olan idari uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalar bağlamındayukarıdaki prensiplerin daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etmektedir.Gerçekte davacı, devletin en üst idari mahkemesi önünde iptal başvurusundabulunmak suretiyle yalnızca hakkında itirazda bulunulan kararın iptalini değilaynı zamanda ve her şeyden önce söz konusu kararın neticelerinin ortadankaldırılmasını talep etmektedir. Dolayısıyla davacının etkili bir şekildekorunması ve hukuka uygunluğun yeniden sağlanması, idari makamların kararı icraetme yükümlülüğünün olmasını gerektirir (Hornsby/Yunanistan, § 41; Kyrtatos/Yunanistan,B. No: 41666/98, 22/5/2003, §§ 31, 32).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kararınİcrası Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
26. Başvurucu; Mahkemece bozma kararına uyularak davakonusu işlemlerin iptaline karar verildiğini, kesinleşmesi beklenilmedenmahkeme kararlarının gereğinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğunu, yaptığımüracaata karşın mahkeme kararının İdare tarafından uygulanmadığını belirterekmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Bu çerçevede başvurucunun yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özününyargı kararının uygulanmaması hususuna ilişkin olduğu görüldüğünden belirtilenihlal iddiası niteliği gereği kararın icrası hakkı kapsamında incelenmiştir.
28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında,herkesin Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerindenSözleşme kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiğiiddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği belirtilmiştir. Buna göreAnayasa ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda sadece Anayasa veSözleşme'nin ortak koruma alanı içinde olan temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiğine ilişkin iddiaları inceleme görevi verilmiştir (Barış Yaslan, B.No: 2014/14830, 23/3/2017, § 21).
29. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuruda, anılan ortakkoruma alanı içindeki temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddialarınıincelemekte; bununla birlikte bu incelemeyi yaparken temel haklarınyorumlanması ile kapsam ve içeriğinin belirlenmesinde Anayasa'nın diğermaddelerinden destek norm olarak yararlanmaktadır. Örneğin Anayasa Mahkemesiadil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurulardaincelemeyi Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yapmakta ve bu maddeninyorumlanması ile kapsam ve içeriğinin belirlenmesinde Anayasa'nın yargılamayailişkin hususları düzenleyen diğer maddelerinden de faydalanmaktadır (gerekçelikarara ilişkin Anayasa'nın 141. maddesin üçüncü fıkrası yönünden Vedat Benli,B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30; makul süreye ilişkin Anayasa'nın 141.maddesinin dördüncü fıkrası yönünden Güher Ergun ve diğerleri, B. No:2012/13, 2/7/2013, § 39; kanuni hâkim güvencesine ilişkin Anayasa'nın 142.maddesi yönünden Mehmet Çelik, B. No: 2015/889, 17/11/2016, § 56).
30. Öte yandan Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılındayapılan Anayasa değişikliğiyle eklenen "adil yargılanma"ibaresine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerce güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesini Anayasa'nınyargılamaya ilişkin diğer hükümleri ile Sözleşme'nin 6. maddesi ve Sözleşme'yiyorumlayan AİHM içtihadı ışığında yorumlamaktadır (Güher Ergun ve diğerleri,§ 38; Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22; Adnan Oktar,B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).
31. Bu çerçevede bireysel başvuruya konu olan mahkemekararının icra edilmediğine ilişkin şikâyetin de ancak ortak koruma alanındaolan ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkıkapsamında ve Sözleşme'nin 6. maddesi ile buna ilişkin AİHM içtihadı gözönündebulundurularak incelenmesi gerekmekte olup Anayasa'nın 125. ve 138. maddeleriyönünden adil yargılanma hakkından bağımsız bir inceleme yapılması mümkündeğildir.
32. Buna göre bireysel başvuruda yargılamanın tümübakımından kesinlik taşımayan kararların icra edilmemesine ilişkin şikâyetlerdeadil yargılanma hakkı yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından bakılacak husus, bukararın uygulanmamasının ileride başvurucu lehine verilecek muhtemel nihaikararın icra edilmesini imkânsız hâle getirecek veya aşırı derecedezorlaştıracak nitelikte olup olmadığıdır. Bu hususun ise her somut olaydaolayın koşulları dikkate alınarak incelenmesi gerekir (Barış Yaslan, §27).
33. Adil yargılanma hakkına ilişkin ilke bu şekildeolmakla birlikte diğer temel haklar yönünden kesin ve nihai nitelikte olmayankararlarının icra edilmemesi şikâyetinin somut olayın koşulları dikkatealınarak yargılamanın bütününden bağımsız olarak incelenmesi mümkündür. NitekimAnayasa Mahkemesi Yaman Akdeniz ve diğerleri (B. No: 2014/3986,2/4/2014) başvurusunda yürütmenin durdurulması kararının uygulanmadığınailişkin başvuruyu ifade özgürlüğü yönünden incelemiştir. Benzer şekilde AnayasaMahkemesi, Kristal-İş Sendikası ([GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015)başvurusunda yürütmenin durdurulması isteminin reddi üzerine yapılan bireyselbaşvuruyu sendika hakkı yönünden incelemiştir.
34. Somut olayda bireysel başvuruya dayanak olan vegereğinin yerine getirilmediği ileri sürülen karar, başvurucunun KemerBarajı'nın balıkçılık faaliyeti yapılmayan kısmında alabalık üretim tesisikurmak suretiyle kapasite arttırılması talebinin reddine ilişkin işlem iletahsis talebinde bulunduğu sahada üçüncü kişiye yönelik yapılan tahsisin iptaliistemiyle açılan davada verilen ancak başvuru sırasında henüz kesinleşmemişolan karardır. Başvuruya konu yapılan karar esasa ilişkin olmakla birliktebaşvuru tarihi itibarıyla kesin olmadığı (Anılan uyuşmazlık hâlen kararındüzeltilmesi aşamasındadır.), söz konusu kararın gereği gibi icra edilmemesininyargılama sonundaki nihai kararın icra edilmesini imkânsız hâle getirecek veyaaşırı derecede zorlaştıracak bir nitelikte olmadığı, ayrıca başka bir haklabağlantısının da tespit edilemediği anlaşılmaktadır.
35. Bu durumda bakılmakta olan başvuruda, kararınuygulanmadığı şikâyetine ilişkin başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiği sonucunavarılmaktadır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
37. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
39. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50-52).
40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,§§ 41-45).
41. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda başvuruya konudava yönünden 8 yıl 8 aydır devam eden yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varmak gerekir.
42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
44. Başvurucu, ihlalin tespiti ile maddi ve manevitazminat talebinde bulunmuştur.
45. Başvuruda, adil yargılanma hakkı kapsamındaki makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
46. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 16.000 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
47. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Talepte bulunan başvurucunun bu konudaherhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddinekarar verilmesi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.364,60 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 16.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 364,60 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.364,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Aydın 1. İdareMahkemesine (E.2014/721, K.2014/819) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 9/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.