TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜNEŞ BASIM YAYIM ORGANİZASYON VE TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/24677)
Karar Tarihi: 28/1/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Mustafa İlhan ÖZTÜRK
Başvurucu
:
Güneş Basım Yayım Organizasyon ve Ticaret Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Özge DEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, bir siyasetçi hakkında yapılan habernedeniyle başvurucu aleyhine tazminata hükmedilmesinin ifade ve basınözgürlüklerini ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 4/7/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetleşöyledir:
8. Başvuruya konu gazete haberinin yayımlandığı tarihtenönce -2013 yılında- aralarında siyasetçi ve kamu görevlilerinin de bulunduğuçok sayıda kişinin hukuka aykırı olarak ortam dinleme araçlarıyla dinlenereközel hayatlarına ve haberleşme özgürlüklerine müdahale edildiğine ilişkiniddiaları araştırmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) YasadışıDinlemeleri Araştırma Komisyonu (Komisyon) kurulmuştur. Komisyon, daha önceemniyet genel müdür yardımcılığı ve istihbarat daire başkanlığı görevlerindebulunan E.A.nın konuyla ilgili olarak bilgisine başvurmuştur. E.A. Komisyonaverdiği ifadesinde, ismini vermediği bir büyükşehir belediye başkanının yasadışı dinleme aracı kullandığı iddiasında bulunmuştur.
9. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kahramanmaraşmilletvekili olan D.Ö. de yasa dışı dinleme cihazları konusunda açıklamalaryapmıştır. D.Ö., Komisyonda bilgilerine başvurulan kişilerin beyanlarına daatıfta bulunarak Emniyet Genel Müdürlüğünün envanterinde bulunan teknik takipve dinleme yapan araçlardan bir kısmının kaybolduğunu, araçlardan birinin ise odönemde Ankara Büyükşehir Belediyesi başkanı olan M.G. (davacı) tarafındanşantaj amacıyla kullanıldığını iddia etmiştir. Bu iddialar başvuruya konuhaberin yayım tarihinden önce çeşitli basın organlarında yayımlanarak gündemoluşturmuştur.
10. CHP İzmir Milletvekili Er.A. da kaybolduğu iddiaedilen dinleme cihazlarıyla ilgili olarak içişleri bakanı tarafındancevaplanması amacıyla soru önergesi vermiştir.
11. Yukarıda belirtilen gelişmelerden sonra başvurucununyayımcısı olduğu ulusal bir gazete olan Sol gazetesi (gazete), E.A.nınKomisyondaki ifadesi ile milletvekillerinin beyanlarına atıfta bulunarak davacıhakkında ileri sürülen bu iddiaları haberleştirmiştir.
12. Gazetenin 30/9/2013 tarihli nüshasında yer alan "Hayaletdinleme aracı [G.de] iddiası" başlıklı haberin ilgili kısmındaşu ifadeler yer almıştır:
"Ortam dinlemesi için kullanılan 11mobil aracın 5'inin MİT'te olduğu belirlenirken kalan 6 aracın durumubelirsizliğini koruyor. Kayıp dinleme araçlarından birinin bir belediye başkanıtarafından kullanıldığı iddiası gözleri [M.G.ye] çevirdi.
CHP Kahramanmaraş milletvekili [D.Ö.nün], Ankara Büyükşehir BelediyeBaşkanı[M.G.nin] izleme ve ortam dinlemesi yapan araç kullandığıiddiasıyla yeniden gündeme gelen, teknik takip yapan ve kayıp olduğu iddiaedilen 'Observer' araçlarının akıbeti belirsizliğini koruyor. Araçların sondurumuyla ya da araçlardan birini kullandığı iddia edilen [M.G.] ileilgili herhangi bir soruşturma başlatılmazken, bu araçlardan ülkede 11 adetolduğu ve 5 minibüsün 2013 yılında tüm teçhizatıyla MİT'e devredildiğibiliniyor. Kalan 6 aracın sorumluluğunu hiçbir kamu kuruluşu almıyor, buaraçların kim adına ve nerede kullanıldığı bilinmiyor.
İçişleri Bakanlığı topu Telekomünikasyonİletişim Başkanlığı'na atarken, Gümrük Bakanlığı da kayıtlarında araçlarınadair bilgi olmadığını savunuyor.
Emekli Emniyet Yetkilisi İddialarıDoğruluyor
Böcek Komisyonunun yasadışı dinlemeleriçin bilgisine başvurduğu Emniyet Genel Müdürlüğü Emekli Müdür Yardımcısı [E.A.nın] ifadeleri de bu araçlarınvarlığını ve bunlardan birinin bir belediye başkanı tarafından kullanıldığıiddialarını doğruluyor. TBMM Yasadışı Dinleme Komisyonu'nda konuşan [E.A.]bu tarz cihazların genelde Almanya'da [R.S.] firmasından alındığınısöylüyor ve komisyon üyelerine 'Ben size şu kadar net söyleyeyim: Bazıbüyükşehir belediye başkanlarımızın bile bu aracı yıllardan beri kullandığınıherkes biliyor' diyor. CHP Balıkesir milletvekili [N.H.nin] bu türcihazların faturasız, kayıtsız ülkeye nasıl girdiği sorusuna ise 'Türkiye'yeher şey yasal mı giriyor sayın milletvekilim' diye cevap veriyor.
Cevapsız kalan sorular
CHP İzmir milletvekili [E.A.nın] tüm bu iddiaları içerensoru önergesine İçişleri Bakanı [M.G.] dinleme ve izleme faaliyetlerinedair her türlü bilginin TİB'in sorumluluğunda olduğu cevabını verdi. Bucihazların gümrük kayıtlarının olup olmadığına yönelik soruları ise GümrükBakanı [H.Y.], ellerinde herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığışeklinde yanıtladı.
'[M.G.] şantajla Belediye Başkanlığı yapıyor'
[D.Ö.], kayıp cep telefonlarını bilebulan devlet yetkililerinin, yurt dışından özel olarak getirilen kayıp dinlemearaçlarını bulamamalarının manidar olduğunu söyleyerek 'Geçtiğimiz yıl böcekkomisyonu toplantısında bu araçlardan birinin bir belediye başkanındaolabileceği konuşulmuştu. Ben o belediye başkanının [M.G.] olduğunudüşünüyorum. [M.G.], bugüne kadar milletvekillerinden tutun, mahkemebaşkanlarına, iş adamlarından tutun hatta başbakana, birçok kişiye şantajyaptı. Bunca yolsuzluğunun, usulsüzlüğünün ortaya çıkmamasının sebebi belediyebaşkanının şantajlarıdır' diye konuştu.
Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ilgilibir başka iddiayı da gündeme getiren [D.Ö.], 'Ankara Belediyesinde kaç tane hakim savcı yakını,istihbarat elemanı çocuğu çalışıyor bilmiyoruz ama bizim duyumlarımız kritikgörevlerdeki birçok insanın yakınının [M.G.] tarafından çalıştırıldığıyönünde. [M.G.] bunu da elinde bir koz olarak bulunduruyor' dedi."
13. Davacı, anılan haberde geçen ifadeler nedeniylekişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla 1/10/2013 tarihinde Ankara22. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) gazete aleyhine manevi tazminat davasıaçmıştır.
14. Mahkeme 25/6/2015 tarihinde davanın kısmen kabulü ilebaşvurucunun 5.000 TL manevi tazminat ödemesine karar vermiştir. Mahkemeningerekçeli kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...Her ne kadar söz konusu yayıniçeriğinde muhabirin kişisel yorumundan ziyade CHP milletvekili [D.Ö.nün]beyanları esas alınarak haber yapılmış ise de davalının basın özgürlüğükapsamında sınırsız hareket edemeyeceği herhangi bir konuyu haberleştirirkenkamu yararı ile hakkında haber yapılanın menfaati arasındaki dengeyi objektifolarak koruması ve habere konu hususun en azından görünür gerçekliğe uygun olupolmadığının araştırılması gerektiği, somut olayda davalı söz konusu araştırmayıyapmaksızın [D.Ö.] tarafından ileri sürülen iddiaları haberleştirirkendavacının hakkında olumsuz kanaat oluşturulmasına yönelik hareket edildiği,davacının şantajcı bir kişiliğe sahip olduğunun ileri sürüldüğü bu hususunkişilik haklarının ihlali mahiyetinde olduğu ve davacının manevi tazminattalebinin yerinde olduğu anlaşılmakla birlikte manevi tazminatın mahiyeti gereğizenginleşmeye sebebiyet vermeyecek şekilde tarafların ekonomik ve sosyaldurumları ile tazminata esas olayın mahiyeti gözönüne alınarak miktarın tespitigerektiği düşüncesiyle talebin kısmen kabulüne karar vermek gereği duyularakaşağıdaki hüküm tesis edilmiştir..."
15. Tarafların temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi(Daire) 19/2/2018 tarihinde kararı oyçokluğuyla onamıştır. Nihai kararbaşvurucu vekiline 4/6/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 4/7/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
17. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kurallarının yeraldığı bir karar için bkz. Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın MatbaacılıkReklamcılık Ltd. Şti. (2) [GK], B. No: 2016/12313, 26/12/2019, §§ 18-28.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
19. Başvurucu; dava konusu haberin emekli bir emniyetgenel müdür yardımcısının Komisyona verdiği ifadeler ile ilgili olduğunu,anılan iddiaların soru önergesine konu olduğunu ve milletvekilleri tarafındandile getirildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, gazetenin haber değeri olan buiddiaları, iddia sahiplerinin isimlerini kullanıp konuşmalarından alıntılarvererek güncel bir şekilde haberleştirdiğini ifade etmiştir. Başvurucu, anılanhaber nedeniyle manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmesinin Anayasa'nın 5., 25.,26., 28., 29., 30., 31., 36., 40., 67., 68 ve 138. maddelerini ihlal ettiğiniiddia etmiştir.
20. Bakanlık görüşünde; iç hukukta ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile şeref veitibar hakkının aynı derecede ve eşit olarak saygıyı hak ettiği, bu iki hakarasında hiyerarşik bir ilişki bulunmadığı belirtilmiştir. Bakanlık, Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi kararlarında ifade özgürlüğünün bireylerin "görüşleriniaçıklayabilme, kanaat sahibi olabilme, kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülkesınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve fikir alıp verme"özgürlüklerinden oluştuğunun belirtildiğini, bununla birlikte bu özgürlüğünsınırsız bir hak niteliği taşımadığını vurgulamıştır. Bu itibarla Bakanlık,başvurucunun şikâyetlerinin incelenmesinde yargı organlarınca verilenkararlarda ifade (basın) özgürlüğü ile başkalarının şeref ve itibarınınkorunması hakkı arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığınındeğerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
21. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında dahaönceki iddialarını yinelemiştir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 26. ve 28.maddelerinde düzenlenen ifade ve basın özgürlükleri kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
23. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yaymahürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
24. Anayasa’nın “Basın hürriyeti” kenar başlıklı28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Basın hürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber almahürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında,Anayasanın 26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Müdahalenin Varlığı
26. Gazetede yayımlanan haber nedeniyle davacı tarafındanaçılan davada başvurucunun 5.000 TL manevi tazminat ödemesine kararverilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile başvurucunun ifade ve basınözgürlüklerine yönelik bir müdahalede bulunulmuştur.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
27. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler,...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,... demokratik toplumdüzeninin... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
28. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13.maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma vedemokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıpsağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
29. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun 49. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
30. Müdahalenin başkalarının şöhret veya haklarının korunmasınayönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
iii. DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) DemokratikToplum Düzeninin Gerekleri Kavramı
31. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olmasıgerekir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; MehmetAli Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72). Müdahaleyioluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabuledilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çareve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir (bazıfarklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın,§ 68; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).
(2) DemokratikToplum Düzeninin Bir Gereği Olarak İfade ve Basın Özgürlükleri
32. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yeralan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan veAnayasa'nın 28. maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumunzorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesiiçin gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifadeetmiştir. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerli vedemokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Mehmet Ali Aydın, § 69; BekirCoşkun, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumlarıniletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardanbirini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574,30/6/2014, § 63).
(3) BasınınÖdev ve Sorumlulukları
33. Anayasa'nın 26. ve 28. maddeleri basına tamamensınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin "Temelhak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev vesorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki ikinci fıkrası,kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken ödev vesorumluluklarına da gönderme yapmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinin ikincifıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğününkullanımına basın için de geçerli olan bazı görev ve sorumluluklargetirmektedir (Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 46; ÖnderBalıkçı, B. No: 2014/5552, 26/10/2017, § 43).
34. Bu görev ve sorumluluklar başkalarının şöhret vehaklarının zarar görme ihtimalinin bulunduğu ve özellikle adı verilen birşahsın itibarının söz konusu olduğu durumlarda özel önem arz eder (OrhanPala, § 47). Basın özgürlüğü; ilgililerin meslek ahlakına saygıgöstermelerini, doğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarakhareket etmelerini zorunlu kılmaktadır.
(4) BaşkalarınınŞöhret veya Haklarının Korunması
35. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göreifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifadeözgürlüğünü kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri debaşkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı,kişisel kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur veAnayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhanCihaner (2), § 44) Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahaleetmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (NilgünHalloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B.No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, §44).
(5) ÇatışanHaklar Arasında Dengeleme
36. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında başvurucununmüdahale edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacınınmüdahale edilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengeningözetilip gözetilmediğini değerlendirmiştir. (Nilgün Halloran, § 27; İlhanCihaner (2), § 49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Mevcut olaydaçatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için yayında kamu yararıbulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıpsağlamadığı, toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı, haberinkonusu ve yayımlanma şartları, kullanılan ifadelerin türü, yayının içeriği,şekli ve sonuçları, habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı, haberdeyer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği, hedef alınan kişinin kimolduğu, ünlülük derecesi ile ilgili kişinin önceki davranışları, kamuoyu ilediğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları haklarınağırlığının değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 44; ErgünPoyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç[GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§66-73).
37. Anayasa Mahkemesi; somut olayın koşullarındabaşvurucunun yaptığı haber sebebiyle manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmesininzorunlu bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediğini, gerçekleşmesi amaçlanan meşruamaçla orantılı olup olmadığını, bunu haklı göstermek için ortaya konangerekçelerin ilgili ve yeterli görünüp görünmediğini davanın bütününebakarak değerlendirecektir (benzer yönde bir değerlendirme için bkz: SinanBaran, B. No: 2015/11494, 11/6/2018, § 38).
(6) SomutOlayın Değerlendirilmesi
38. Somut olayda başvurucu, haberin yayımlandığı tarihteAnkara Büyükşehir Belediyesi başkanı olan davacı hakkında yapmış olduğu birhaber nedeniyle manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir. Başvurununçözümlenmesi için incelenmesi gereken temel iki mesele bulunmaktadır. İlkibaşvurucunun daha önce yaygınlık kazanmış olan bir iddiayı haber yapıpyapmadığı, diğeri ise başvurucunun bir gazeteci olarak üzerine düşen ödev vesorumlulukları yerine getirip getirmediğidir (benzer bir incelemenin yapıldığıbir karar için bkz. Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık ReklamcılıkLtd. Şti. (2)).
39. Başvurucuya konu haber içeriği incelendiğindedevletin çeşitli kurumları tarafından hangi kurumun envanterinde bulunduğukonusunda net bir açıklama yapılmayan altı mobil dinleme aracının akıbetininaraştırıldığı görülmektedir. Bu araştırma yapılırken öncelikle milletvekiliolan D.Ö.nün başka basın organları tarafından daha önce yayımlananaçıklamalarına alıntı yapılarak yer verilmiştir. Ayrıca haberde, söz konusuiddiaların haberin yayımlanmasından bir süre önce Komisyonda dinlenen kişilertarafından tekrar gündeme getirildiği ve bir soru önergesine konu olduğuhatırlatılmıştır.
40. Görüldüğü üzere somut başvuruya konu haber daha öncefarklı mecralarda dile getirilmiş olan, güncel, haber değeri taşıyan bir konuyailişkin iddiaların haberleştirilerek yeniden gündeme getirilmesinden ibarettir.Dolayısıyla davacı hakkında dile getirilen iddiaların ilk kez başvurucunun haberiylealenileştiği söylenemez.
41. Şu hâlde incelenmesi gereken diğer husus ise haberyapılırken basının ödev ve sorumluluklarına uygun davranılıp davranılmadığıdır.Hiç kuşkusuz bir iddiaya veya söylentiye dayansa da kişilerin itibarınızedeleyecek şekilde isnatta bulunulması durumunda gazetecinin çok daha dikkatliolması, bu konuda asgari bir araştırma yapması gerekmektedir. Bu gereklilik,ifade ve basın özgürlükleri ile kişilerin şeref ve itibar hakkı arasındakihassas dengenin korunması bakımından hayati derecede önemlidir.
42. Başvurucudan haberde yer alan iddiaların doğruluğunubütün yönleriyle ortaya koyacak şekilde ispatlaması değilse bile bu iddialarınısomut olgularla desteklemesi beklenmelidir (Kadir Sağdıç, § 57; İlhanCihaner (2), § 64). Bu durumun gazetecilerin gazetecilik etiğine uygun birbiçimde davranarak doğru ve güvenilir bilgi vermek için iyi niyetli hareketetmeye yönelik ödev ve sorumluluklarından kaynaklandığı kabul edilmelidir. Birdiğer anlatımla Anayasa’nın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğü ve buözgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde tanımlanan ifadeözgürlüğünün gazetecilere tanıdığı güvence, gazetecilerin gazetecilikmesleğinin gerekleri ile ödev ve sorumluluklarına saygı içinde hareket etmelerikoşuluna bağlıdır (basının görev ve sorumluluklarına ilişkin olarak bkz. OrhanPala, § 46; Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567,25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; FatihTaş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı, § 43).
43. Somut olayda davacı hakkındaki iddiaların nerede neşekilde dile getirildiği ve bu iddiaların sahipleri belirtilmek suretiylehaberleştirildiği görülmektedir. Haber içeriğinde iddia sahiplerinin sözleritırnak içinde alıntılanmış ve başvuruya konu habere naklen eklendiği açıkçagösterilmiştir. Yargıtay tarafından onanan ilk derece mahkemesi kararında daaçıkça "söz konusu yayın içeriğinde muhabirin kişisel yorumundan ziyadeCHP milletvekili [D.Ö.nün] beyanları esas alınarak haber yapıldığı"kabul edilmiştir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesi habere konu daha öncebaşka mecralarda ileri sürülen ve ayrıca bir milletvekili tarafından da TBMM'dedile getirilen iddiaların "en azından görünür gerçekliğe uygun olupolmadığının" araştırılması gerektiğini ifade etmiştir. İlk derecemahkemesinin kabulüne göre haberleştirilen bir iddianın kimler tarafından ilerisürüldüğünün haberde yer alması yetmemekte, gazetecinin söz konusu iddialarındoğruluğunu da ayrıca araştırmaları gerekmektedir.
44. Somut başvuruya konu haberde başvurucu bir iddiadabulunmamış, davacı hakkında başkaları tarafından ileri sürülen iddialarıhaberleştirmiştir. Haberde, Komisyonda dinlenen bir kişi tarafından ilerisürülen iddialar ile söz konusu iddiaların kamuoyuna yayılmasından sonra anamuhalefet partisi CHP'nin isimleri haberde zikredilen iki milletvekilininaçıklamalarına yer verilmiştir. Milletvekillerinden biri davacının adını davererek kamuoyu ile görüşlerini paylaşmış, diğer milletvekili ise yinedavacının adını zikrederek İçişleri Bakanlığına bir soru önergesindebulunmuştur. Başka bir deyişle esas itibarıyla başvurucu, siyasetçilertarafından dile getirilen ve TBMM'de ileri sürülen iddiaları haber konusuyapmıştır.
45. Bir gazeteci olan başvurucunun sorumluluğubelirlenirken gözönünde bulundurulması gereken ikinci önemli nokta ise AnayasaMahkemesinin daha önceki kararlarında da ifade edildiği gibi gazetecilerinispat yükünü yerine getirirken kendisinden bir beyanın doğruluğunu kanıtlayansavcı gibi hareket etmelerinin beklenemeyecek olmasıdır. Burada sözü edilenaraştırma yükümlülüğü somut gerçeklik anlamında değil yayının yapıldığı andakiolayın beliriş biçimine uygunluk olarak anlaşılmalıdır. Başvurucunun haberkaynaklarının söz konusu iddialar bakımından makul olarak güvenilir olupolmadığını, doğru ve güvenilir bilgiler sunmak için iyi niyet çerçevesinde çabagösterip göstermediğini ortaya koyması yeterlidir (benzer değerlendirmeler içinbkz. Orhan Pala, § 51; Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık ReklamcılıkLtd. Şti. (2), § 52).
46. Gazetecilerden beklenen, bir haber veya makalede biriddia ileri sürdüklerinde söz konusu iddiaların doğruluğunu araştırmaları vekişiler hakkında bir suçlama yönelttiklerinde ise dayanaklarını açıkçabelirtmeleridir. Somut olayda olduğu gibi gazetecilerden kim oldukları bilinenkişilerce ileri sürülen iddiaların doğruluğunun haber yapılmadan önce bir savcıgibi bağımsız bir araştırma ile kanıtlamaları beklenemez. Anayasa Mahkemesininkanaatine göre aksi yönde bir beklenti sorumluluk hukukunu ters çevireceği gibigazetecilik mesleğini yapmayı da imkânsız hâle getirecektir.
47. Başvuruya konu haberde davacı hakkında ileri sürüleniddiaların objektif sınırlar içinde verilmediği ya da haber içeriğindeokuyucuları yönlendirmeye müsait yorum ya da imada bulunulduğu da kabul edilmişdeğildir. Bu hâliyle başvurucunun haberleştirdiği iddiaları olgusal temelleredayandırarak mesleğinin gerektirdiği ödev ve sorumluluk içinde hareket ettiğikabul edilmelidir.
48. Haberin esas itibarıyla bir belediye başkanı hakkındaileri sürülen yasa dışı dinleme cihazlarını elinde bulundurduğu iddiasıylabağlantılı şekilde verildiği, bu yönüyle kamuoyunu ilgilendiren ve kamusaltartışmaya katkı sunma potansiyeli olan bir niteliği olduğu açıktır. Birbelediye başkanının yasa dışı dinleme cihazı bulundurduğuna dair iddianınkaynağı gösterilerek kamuoyuna aktarılmasının şeref ve itibarı korumagerekçesiyle yaptırıma tabi tutulması kamuyu ilgilendiren konularda serbest veaçık tartışmaların önlenmesi sonucunu doğuracaktır. Anayasa Mahkemesine görekişiler hakkında gazetecilerin sorumlulukları içinde yapılan haberler veyayorumlardan dolayı cezalandırılması basının kamu yararına ilişkin konularıntartışılmasına yönelik katkılarına ciddi şekilde engel oluşturacaktır (OrhanPala, § 52; Ali Rıza Üçer (2) [GK], B. No: 2013/8598, 2/7/2015, §46).
49. Yukarıdaki tespitlere karşın Mahkeme; haberiniçeriğini, başvurucunun daha önce dile getirilmiş olan iddiaları alıntı yaparakhaberleştirmiş olmasını, davacının toplumsal konumunu yeterince tartışmadanyapılan haber nedeniyle başvurucuyu tazminat ödemeye mahkûm etmiştir (benzerdeğerlendirmeler için bkz. Nilgün Halloran, § 52; Önder Balıkçı,§ 45). Yapılan değerlendirmeler ışığında ilk derece mahkemesinin davacınınşeref ve itibar hakkını koruma amacının demokratik bir toplumda basınınoynadığı temel rol de gözetildiğinde başvurucunun Anayasa'nın 26. ve 28.maddeleri kapsamındaki ifade ve basın özgürlüğü haklarına uygulanansınırlamaların haklı çıkarılması için yeterli olmadığı ve daha ağır basan birtoplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği kanaatine ulaşılmıştır. İlk derecemahkemesince ifade ve basın özgürlüğünün korunması ile şeref ve itibar hakkınınkorunması arasında adil bir denge kurulmamıştır. Bu sebeple Mahkemeninbaşvurucunun tazminat ödemesine karar verilmesine ilişkin ileri sürdüğügerekçeler, başvurucunun ifade ve basın özgürlüğü hakkına yapılan müdahale içinilgili ve yeterli olarak kabul edilemez.
50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerindegüvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
51. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
52. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
55. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
56. İncelenen başvuruda yapılan haber nedeniyle Mahkemetarafından başvurucunun manevi tazminat ödemesine karar verilmesine ilişkinkararın gerekçesinin ilgili ve yeterli olmadığı, bu nedenle başvurucunun ifadeve basın özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
57. Bu durumda ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenlemeiçeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılmasıgereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
58. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 8.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altınaalınan ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE Selahaddin MENTEŞ'inkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara22. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2013/443, K.2015/298) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 8.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 28/1/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Anayasa Mahkemesi çoğunluğu başvurucunun ifade vebasın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddiaın kabul edilebilir olduğunakarar vermiştir. Aşağıda açıkladığım sebeplerle bu karara katılmadım.
2. Başvurucu bir siyasetçi hakkında yapmış olduğu habernedeniyle aleyhine tazminata hükmedilmesini ifade ve basın özgürlüğünün ihlaledildiği iddiasıyla mahkememize başvurmuştur.
3. Mahkememizin gerekçeli kararında başvurucu süreci,olay ve olgular ayrıntılı olarak yazıldığından bu süreçler karşı oy yazısındatekrar edilmemiştir.
4. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.06.2015tarihli kararı ile yapılan haber nedeniyle haberde isim belirtilerek yer alanifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğudeğerlendirilmelerinde bulunularak başvurucu aleyhine 5.000 TL manevi tazminatahükmedilmiştir. Kararın temyiz edilmesine üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesitarafından 19.02.2018 tarihinde verilen bu hüküm onanmıştır.
5. Başvurucu söz konusu dava nedeniyle tazminatahükmedilmesinin ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
6. Anayasa'nın düşüncesiyi açıklama ve yayma hürriyeti vebasın hürriyetine ilişkin haklara bir müdahalenin olup olmadığıdeğerlendirirken Anayasa'nın 13. Maddesinde öngörülen somut başvuruya uygundüşen kanun tarafından öngörülen, Anayasa'nın 26. Maddesinin 2. Fıkrasındabelirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma demokratik toplumdüzenin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama şartlarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
7. İfade ve basın özgürlükleri mutlak olmayıpsınırlandırılabilir nitelikli haklardandır. Anayasa'nın 26. Maddesinin 2.Fıkrasında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Basın özgürlüğününsınırlanmasında ise kural olarak 28. Maddenin 4. Fıkrası gereği Anayasa'nın 26.ve 27. Madde hükümleri uygulanacaktır.
8. Anayasa'nın 12. Maddesi "temel ve hak vehürriyetler kişinin topluma ailesine ve diğer kişilere karşı ödev vesorumluluklarını ihtiva eder." düzenlemesiyle kişilerin sahip olduklarıtemel hak ve hürriyetleri kullanılırken ödev ve sorumluluklarının bulunduğuna göndermeyapmaktadır. İfade ve basın özgürlükleri kullanırken de geçerli olan bazı görevve sorumluluklar bulunmaktadır. Mahkememizin (Orhan Pala, B. No: 2014/2983,15/2/2017 Önder BALIKÇI B. No: 2014/6009 , 15/2/2017) kararlarında da basınözgürlüklerinin mutlak olarak düzenlenmediği Anayasa'nın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlandırıldığına izin verildiğivurgulanmıştır.
9. AİHM, ifade özgürlüğü ile özel yaşama saygı ve kişilikhaklarının korunmasını dengelerken birçok faktörü değerlendirmektedir. Basın dayer alan ifadelerin genel yarar ile tartışmaya katkısı ilgili kişinin ne kadarmeşhur olduğu ve haberin konusunun ne olduğu, ilgili kişinin yayından öncekidavranışı, bilgi elde edinme yöntem ve doğruluğu, yayının içeriği biçimi vesonuçları ifadeye uygulanan yaptırımın ağırlığı gibi kriterleri her somut olaybağlamında değerlendirmektedir.
10. AİHM, ifade ve basın özgürlüğü ile kişilerin şeref veitibar hakkının dengelenmesinde kişilerin yaptığı iş kamu görevlisi olupolmaması politikacı olup olmaması gibi kriterleri de esas alarak somut olaylarıdeğerlendirmektedir.
11. Başvurucu aleyhine yapılan haber nedeniyle Ankara 22.Asliye hukuk mahkemesince tazminata hükmedilmiştir. Başvurucu aleyhinetazminata hükmedilmesine ilişkin kamu yararı ve başkalarının şöhret vehaklarının korunmasının bir parçası olduğu meşru bir amacının olduğu açıktır.Türk Medeni Kanunun 24. Maddesi ve Türk Borçlar Kanunu 58. Maddesi uyarıncatazminata hükmedildiğinden ilgili hükümlerin kanunilik şartının taşıdığı belirlenmiştir.
12. Kişilerin şeref ve itibarının korunması basın veifade özgürlüğü hürriyetinin korunması konusunda değerlendirme yapılırkenmahkemelerce bir dengelenme yapılma zorunluluğu vardır. Ölçütler belirlenirkenana ölçütlerden birisi de "kamu yararıdır." yayın salt toplumunyararı gözetilerek yapılmış olmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişiselçıkar gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğubiçimiyle verilmeli kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı gerekse görselbasının bu işlevini yerine getirirken özellikle yayının gerçek olmasınınyayında kamu yararı bulunmasını toplumsal ilgilinin varlığını konunungüncelliğini gözetmeli ve haber verilirken öz ve biçim arasındaki dengekorunmalıdır bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılıkoluşturur. Böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke vekurallara uyulması durumunda ise yayının anayasa basın yasası ve basının genelişlevi karşısında kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabuledilmelidir.
13. Somut olayda Ankara 22. Asliye hukuk mahkemesiyaptığı değerlendirmede basın özgürlüğü kapsamında sınırsız hareketedilemeyeceğini basının herhangi bir konuyu haberleştirirken kamu yararı ilehakkında haber yapılanın menfaati arasındaki dengeyi objektif olarak korumasıve habere konu hususu en azından ' görünür gerçekliğe' uygun olup olmadığınıaraştırması gerektiğini başvurucunun söz konusu araştırmayı yapmaksızın ilerisürülen iddiaları haberleştirirken davacının hakkında olumsuz kanaatoluşturmasına yönelik hareket ettiğini bu şekilde haber ile kişilik haklarınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
14. Başvurucu hakkında haber yaptığı kişinin ne işyaptığını bilmektedir. Hakkında haber yapılan kişi belediye başkanıdır.Güvenlik bürokrasisinde yer almamıştır. Emniyet mensubu ya da istihbaratgörevlisi değildir böyle bir birimde çalışmamıştır. Çalıştığı yerler yaptığıgörevler kamuoyu tarafından bilinmektedir. Habere konu olaylar ise daha çokusulsüz teknik takip ve dinlemelere ilişkindir. Hakkında haber yapılan kişiningörünür gerçeklik karşısında basit bir araştırmayla bile ortaya çıkaracakkonunun ismi kullanılarak haberleştirilmesi kişinin şeref ve itibarınızedeleyecek niteliktedir. Ankara Asliye hukuk mahkemesince bu değerlendirmeyapılarak şeref ve itibarın korunması kapsamında tazminata hükmedilmiştir.Mahkeme başvurucunun sorumlu gazetecilik anlayışı içerisinde davranmadığınıtespit ederek hakkında haber yapılan kişinin şeref ve itibarını zedelendiğinitespit etmiştir.
15. Yukarıda belirtilen gerekçelerle basın ve ifadeözgürlüğünün ihlal edilmediği görüşüyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.
Üye
Selahaddin MENTEŞ