TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GURBET ÇOBAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2019/38857)
Karar Tarihi: 17/11/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 15/12/2021-31690
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucu
:
Gurbet ÇOBAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, deliller değerlendirilirken kolluk tutanağınaaksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanınması nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 18/11/2019 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1968 doğumlu olup Balıkesir'de ikametetmektedir. Başvurucu, Balıkesir'in Bahçelievler Mahallesi'nde bulunan "P."isimli işyerinin sahibidir. Başvurucunun perakende alkollü içecek satma ruhsatıbulunmaktadır. Balıkesir Emniyet Müdürlüğüne 14/1/2018 tarihinde internetüzerinden gönderilen bir ihbarda başvurucunun işyerinde saat 22.00'den sonraiçki satıldığı bildirilmiştir.
9. Kolluk görevlileri tarafından 16/1/2018 tarihinde-tutanakta sehven 15/1/2018 yazılmıştır- saat 02.00'de düzenlenen Tespit veFotoğraflama Tutanağı'nda; ihbar üzerine 15/1/2018 tarihinde saat 22.30sıralarında işyerine gidilerek gözetleme yapılmaya başlandığı, saat 22.55sıralarında işyerine sonradan H.Ö. olduğu anlaşılan kişinin girdiği ve montununiçine sakladığı bir adet T. marka bira ve bir adet sigarayla işyerinden çıktığıtespitlerine yer verilmiştir.
10. Kolluk görevlileri ayrıca aracına binip giden H.Ö.nünaracını durdurduklarında düzenledikleri 15/1/2018 tarihli ve 23.15 saatli BilgiAlma Tutanağı'nda H.Ö.nün başvurucunun işyerinden bir adet sigara ve bir adetT. marka birayı toplam 51 TL bedelle satın aldığını kabul ettiği görülmektedir.Söz konusu tutanak iki polis memuru ve H.Ö. tarafından imzalanmıştır. Kollukgörevlileri bir adet M. marka sigara ile T. marka biranın fotoğrafını çekmiş vebunu Tespit ve Fotoğraflama Tutanağı'na dercetmişlerdir. Yine kollukgörevlileri tarafından düzenlenen ve başvurucunun eşi H.Ç.nin de imzasınıtaşıyan 15/1/2018 tarihli 23.50 saatli İhbar Araştırma, Takip, Tarassut,Denetim ve Tespit Tutanağı'nın kolluğun tespitlerinin yazıldığı üst kısmındaH.Ö.nün bir adet sigara ve bir adet T. marka birayı toplam 51 TL bedelle satınaldığını beyan ettiği yazmaktadır. Buna karşılık tutanağın H.Ç.nin beyanınınyazıldığı bölümünde ise "Ben 22.00 ile 6.00 arasında herhangi biralkollü içki satışı yapmıyorum. 15/1/2018 gece saat 22.00'den sonra satışyapmadım." notu yer almaktadır.
11. Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğünün söz konusututanakları Tarım Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Daire Başkanlığına iletmesiüzerine anılan idare tarafından 29/1/2019 tarihli işlemle başvurucu hakkında8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarıKanunu'nun 6. maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesinde yer alan "Alkollüiçkiler, 22:00 ila 06:00 saatleri arasında perakende olarak satılamaz."hükmünün ihlal edildiği gerekçesiyle aynı Kanun'un 7. maddesinin birincifıkrasının (e) bendi uyarınca 42.076 TL idari para cezası uygulamıştır.
12. Başvurucu idari para cezasına karşı Balıkesir 1. SulhCeza Hâkimliğinde (Hâkimlik) itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz dilekçesindebaşvurucu özetle şunları ifade etmiştir:
i. Anılan tarihte alkol satışı yapılmamıştır. Polisler,tutanakta içkinin satıldığı iddia edilen saatten yaklaşık bir saat sonraişyerine gelerek olaydan bahsetmiş; eşi de alkol satış vakıasını inkâr ettiğihâlde denetim ve uyarı amacıyla olduğunu düşündüğü tutanağı imzalamıştır ancakeşi tutanağa "Ben 22.00 ile 6.00 arasında herhangi bir alkollü içkisatışı yapmıyorum. 15/1/2018 gece saat 22.00'den sonra satış yapmadım."notunu düşmüştür. Düzenlenen tutanağın bir örneği eşine bırakılmamıştır.Başvurucuya göre içki satışı vakıasına ilişkin ibareler sonradan tutanağaeklenmiştir.
ii. H.Ö.yü tanımadığı gibi işyerine gelip gelmediğiyleilgili olarak bir fikir sahibi değildir. Bir an için H.Ö.nün müşteri olduğukabul edilse bile H.Ö. nezdinde düzenlenen tutanağın işyerinin önünde değil2,5-3 kilometre ötede tanzim edilmesi usulsüzdür. H.Ö.de bulunduğu iddia edilenbir adet biranın işyerinden alındığı belli değildir. Adı geçen şahsın busüreçte başka bir işyerine uğrayıp uğramadığıyla ilgili olarak tutanakta biraçıklama bulunmamaktadır.
iii. Polisin üçüncü bir kişiyi izleme yetkisinin bulunupbulunmadığı sorgulanmalıdır. Tespit ve Fotoğraflama Tutanağı'ndaki tarihlerarasında uyumsuzluk bulunmaktadır. Bu durum bile içki satışı iddiasının hertürlü şüpheden uzak bir biçimde ortaya konulamadığını göstermektedir. TutanaktaH.Ö.nün işyerinden çıkışta montunun kabarık olduğu yazmakla birlikte işyerinegirişte kabarık olup olmadığıyla ilgili olarak bir tespit bulunmamaktadır. Gecekaranlığında monttaki kabarıklığın fark edilebilmesi ve bunun içindekinin biraolarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
iv. Olay gecesi bir adet sigara da satılmış değildir.Sigarının tutanağa eklenmesinin amacı olaya vahamet katmaktır. Eşinin tutanağadüştüğü "Ben 22.00 ile 6.00 arasında herhangi bir alkollü içki satışıyapmıyorum. 15/1/2018 gece saat 22.00'den sonra satış yapmadım." notudikkate alındığında satış iddiasının her türlü şüpheden uzak bir biçimdeispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
v. İhbarda bulunan kişi komşusu Y.H.dir. Bu kişininbeyanına göre başvurucunun saat 22.00'den sonra bir arkadaşına içki satmamasıüzerine şahıs öfkeyle arkadaşının açık olan e-mail hesabından EmniyetMüdürlüğüne asılsız ve gerçek dışı ihbarda bulunmuştur. Y.H. dinlendiğindeolayın bu şekilde gerçekleştiği anlaşılacaktır.
vi. Ayrıca cezanın tutarı ekonomik yönden kendisini zorasokacak derece yüksektir. Bu manada uygulanan ceza, çalışma hakkını ihlaletmektedir.
13. İtiraza cevap veren Tarım ve Orman Bakanlığı alkolsatış vakıasının tutanakla ispatlandığını, resmî belge niteliğindeki tutanağınaksinin ancak aynı değerdeki bir tutanakla ispatlanabileceğini ileri sürmüş;ayrıca cezanın alt sınırdan uygulandığı gözetildiğinde ölçülü olarak kabuledilmesi gerektiğini belirtmiştir.
14. Hâkimlik 4/10/2019 tarihli kararla itirazıreddetmiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun işyerinde 15/1/2018 tarihindesaat 22.00'den sonra H.Ö.ye bir adet T. marka bira satıldığının iki zabıtmümzii ve H.Ö. tarafından imzalanan tutanakla sabit olduğu belirtilmiştir.Gerekçede ayrıca başvurucunun tutanağın aksini ispat edecek delil gösteremediğiifade edilmiştir.
15. Başvurucu bu karara karşı -benzer iddialarla-Balıkesir 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde itiraz etmiştir. Balıkesir 2. Sulh CezaHâkimliği 23/10/2019 tarihli kararla Hâkimlik kararının usul ve yasaya uygunolduğu gerekçesiyle itirazı kesin olarak reddetmiştir. Nihai karar 30/10/2019tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 18/11/2019 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 4250 sayılı Kanun'un 6. maddesinin beşinci fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
" Alkollü içkiler, 22:00 ila 06:00saatleri arasında perakende olarak satılamaz."
18. 4250 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
" Bu Kanunun 6 ncı maddesinin;
...
e) Beşinci fıkrasının birinci ve ikincicümlelerindeki yasaklara aykırı hareket edenlere, 3/1/2002 tarihli ve 4733sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri HakkındaKanunun 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının (k) bendinde öngörülen,
...
idari para cezası verilir."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adilyargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes davasının medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar[ın] ... esası konusunda karar verecek olan ... bir mahkemetarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir...
Kendisine bir suç isnat edilen herkes,suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) suçlulukkarinelerine ve ispat yüküne ilişkin olarak ilkeler belirlemiştir. AİHM'e göreSözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında korunan masumiyet karinesi(a) mahkemelerin kişinin suç işlediği varsayımından başlamamalarını, (b) ispatyükünün iddia makamına ait olmasını ve (c) her türlü şüpheden sanığınyararlandırılmasını gerektirmektedir. Bu kapsamda ispat yükümlülüğünün iddiamakamından savunmaya devredilmesi kural olarak masumiyet karinesi ihlaledecektir (Telfner/Avusturya, B. No: 33501/96, 20/3/2001, § 15).
21. AİHM; Salabiaku/Fransa (B. No: 10519/83,7/10/1988) başvurusunda, fiilî veya hukuki karinelerin her hukuk sistemindebulunabileceğini, Sözleşme'nin kural olarak bu karineleri yasaklamadığını ifadeetmiştir. Ancak AİHM, taraf devletlerin ceza kanunlarıyla ilgili olarak bumeselede belli sınırlar içinde kalması gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM'e göre6. maddenin (2) numaralı fıkrası, sadece mahkemeler tarafından usulkurallarının uygulanması sırasında saygı göstermekten ibaret bir güvenceiçermemektedir. Dahası, 6. maddenin (2) numaralı fıkrasında geçen "hukukauygun olarak" ibaresi iç hukuka referansla yorumlanamaz. Bu şekildekibir yorum, yasama organının mahkemelerin doğal değerlendirme yetkisini kaldırmave masumiyet karinesini özünden yoksun bırakma hususunda serbest olmasısonucunu doğuracaktır. Böylesi bir durumun adil yargılanma hakkını ve özelliklemasum sayılma hakkını koruma altına almak suretiyle hukuk devletinin temel birilkesini güvenceye bağlayan 6. maddenin amaç ve hedefleriyle uzlaştırılması mümkündeğildir. Bu nedenle 6. maddenin (2) numaralı fıkrası, ceza kanunlarındadüzenlenen hukuki ve fiilî karinelere de kayıtsız değildir. Söz konusu fıkra,devletlerin bu karineleri ihtilaf konusu meselenin önemini dikkate alan vesavunma tarafının haklarını gözeten makul çerçevelerle sınırlamasını gerektirir(Salabiaku/Fransa, § 28).
22. AİHM, Sözleşmeci devletlerin ceza kanunlarına karinederç ederken davanın konusunun önemi ile savunma tarafının hakları arasındaadil bir denge kurma yükümlülüğü altında bulunduklarını ifade etmektedir. Diğerbir ifadeyle AİHM'e göre başvurulan araç ile ulaşılmak istenen meşru amaçarasında makul bir orantının var olması gerekir (Janosevic/İsveç, B. No:34619/97, 23/7/2002, § 101).
23. AİHM, Pham Hoang/Fransa (B. No: 13191/87,25/9/1992) başvurusunda varsayıma dayalı olarak mahkûmiyet kararı verilmesininmasumiyet karinesini ihlal ettiğine ilişkin şikâyeti değerlendirmiştir. Olaydayasa dışı yollardan uyuşturucu madde ithal etme ve gümrük kaçakçılığı yapmasuçlarından verilen mahkûmiyet kararının ilgili gümrük mevzuatında öngörülen kaçakmalları mülkiyetinde bulunduran kişinin gümrük kaçakçılığı suçundan sorumlututulacağı yönündeki karineye dayandırıldığı ileri sürülerek masumiyetkarinesinin ihlal edildiği iddia edilmiştir. AİHM yaptığı değerlendirmede,başvurucunun savunma araçlarından tamamıyla mahrum bırakılmadığının ve aleyhineyüklenen karinenin aksi ispat edilemez türden olmadığının altını çizmiştir (PhamHoang/Fransa, § 34). AİHM Fransız derece mahkemelerinin karar verirkenmaddi olayı dikkatli bir şekilde değerlendirdiğini, dava dosyasında bulunandelilleri temel alarak mahkûmiyet kararı verdiğini, ilgili mevzuatta yer alankarinelere otomatik bir şekilde dayanmaktan kaçındığını belirtmiş ve bu nedenleşikâyet konusu olayda masumiyet karinesinin ihlal edilmediği sonucunaulaşmıştır (Pham Hoang/Fransa, § 36).
24. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasıkapsamında, hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurlarından birinin deyargılamanın çelişmeli olmasına (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık[BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60) dikkat çektikten sonra Sözleşme'dekihakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin taraflarındayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme göreviolduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §33). AİHM silahların eşitliği ilkesinin ise taraflara, talep ve açıklamalarınıdiğer tarafa nazaran dezavantajlı olmayacak şekilde ileri sürebilmeleri içinfırsat verilmesini gerektirdiğini ifade etmektedir (Kress/Fransa, B. No:39594/98, 7/6/2001, § 72).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Anayasa Mahkemesinin 17/11/2021 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
26. Başvurucu, Hâkimliğin gerekçesinin vicdani delilsistemine aykırı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Hâkimliğin kolluğuntutanağıyla bağlı kalarak kurduğu gerekçenin hukuki manada gerekçe olmadeğerini yitirdiğini ifade etmiştir. Başvurucuya göre kanuni düzenleme olmadığıhâlde Hâkimliğin kolluk tutanağıyla bağlı kalması ve bu şekilde ispat yükününters çevrilmesi hukuk devleti ilkesini ve masumiyet karinesini zedeler.Başvurucu, aksi düşüncenin kabulünün silahların eşitliği ilkesini ihlaledeceğini ileri sürmüş; polis tutanağının aksini ortaya koyacak belgelerin vetanığının Hâkimlik tarafından dikkate alınmadığından yakınmıştır. Ayrıca itirazmerciinin kararının gerekçesiz olmasından şikâyet etmiştir. Son olarak saat22.00'den sonra alkol satış yasağının demokratik ve laik hukuk devleti ilkesineaykırı olduğu gibi çalışma hakkını da ihlal ettiğini belirmiştir.
B. Değerlendirme
27. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
28. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar, kimse suçlu sayılamaz."
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının masumiyet karinesi ışığında silahlarıneşitliği ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
30. Başvurucunun aleyhine yapılan ihbarın sebebiyleilgili olarak Y.H.nin tanık olarak dinlenmesini istediği hâlde bu talebininkarşılanmadığına yönelik şikâyetinin ihbarın sebebinin bilinmesinin başvurucuhakkındaki suç isnadının esasının karara bağlanmasında bir etkisinin olmayacağıdeğerlendirildiğinden incelenmesine gerek görülmemiştir. Başvurucu her ne kadarçalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de Anayasa Mahkemesininyerleşik içtihadı (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013) uyarıncaçalışma hakkı Anayasa ve Sözleşme ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinortak koruma alanına girmediğinden bu iddia yönünden ayrıca değerlendirmeyapılmasına ihtiyaç bulunmamıştır.
1. UygulanabilirlikYönünden
31. Öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının suç isnadı boyutuyla somut olayda uygulanabilir olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
32. Bir yaptırımın veya hukuki bir tasarrufun/işleminhangi koşullarla suç isnadı niteliğinde sayılıp suç ve cezalarailişkin güvenceler kapsamında değerlendirilebileceği daha önce AnayasaMahkemesi kararlarında açıkça ifade edilmiştir (D.M.Ç., B. No:2014/16941, 24/1/2018; B.Y.Ç., B. No: 2013/4554, 15/12/2015; SelçukÖzbölük, B. No: 2015/7206, 14/11/2018). Somut olayda gece vakti alkollüiçki satışı kabahat olarak düzenlenmiş olup başvurucuya 42.076 TL idaripara cezası verilmiştir. Anılan kararlarda yer verilen ilkeler bağlamındabaşvuruya konu cezai sürecin herkes için bağlayıcılığı olan genel bir etkiyarattığı, kamu gücünü kullanan bir kamu otoritesi tarafından yürütüldüğü, busürecin cezalandırıcı ve caydırıcı bir amacının bulunduğu, ayrıca son olarakcezanın miktarı dikkate alındığında somut olaydaki yaptırımın adil yargılanmahakkı bağlamında suç isnadı niteliğinde sayılması gerektiği kuşkusuzdur.Dolayısıyla Sözleşme ve Anayasa'nın ortak koruma alanında yer alan adilyargılanma hakkının suç isnadı boyutuyla somut olay yönündenuygulanabilir olduğuna karar vermek gerekir.
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
34. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı maddi adaleti değil şeklî adaleti temin etmeye yönelikgüvenceler içermektedir. Bu bakımdan adil yargılanma hakkı davanın taraflardanbiri lehine sonuçlanmasını garanti etmemektedir. Adil yargılanma hakkı temelolarak yargılama sürecinin ve usulünün hakkaniyete uygun olarak yürütülmesiniteminat altına almaktadır (M.B. [GK], B. No: 2018/37392, 23/7/2020, §80).
35. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının unsurlarındanbiri de silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabitutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir durumadüşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dilegetirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. Ceza davalarının yanı sıramedeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idaridavalarda da bu ilkeye uyulması gerekir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32).
36. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinindördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlusayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir. Masumiyet karinesi, hakkında suçisnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesinhüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukukdevleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169,26/12/2013). Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargıkararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bununsonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfetiiddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları vekamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesinetabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
37. Sanık masumiyet karinesi gereği suçsuz sayıldığı içinyargılama yapılmakta ve maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılmaktadır. Maddi gerçeğeulaşmak için suç isnadı altında olan kişiden masum olduğunu ispat etmesiistenemez. Çünkü suç isnadı altında da olsa kişi, hükmen sabit oluncaya kadarsuçsuz kabul edilmektedir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954,15/2/2017, § 35).
38. Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddiaedenin iddiasını ispatla yükümlü olması kuralı, Anayasa’nın 38. maddesiningerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte genel anlamda suçunkanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmakiçin ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımlarınolduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesine aykırılıktaşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014). Ancak suç isnadınıiçeren karinenin aksinin başvurucu tarafından yargılama sırasında ispatedilebilmesinin mümkün olması, hâkimin de bu yönde ileri sürülen iddialarıinceleyip kararını buna göre verebilmesi, bir başka ifadeyle karinelerin kişiyiotomatik olarak suçlu hâline getirmemesi gerekir. Karineler, masumiyetkarinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı ve suç isnadı altındaki kişi savunmaimkânlarından yararlandırılmalıdır (Adem Hüseyinoğlu, § 36).
39. Bununla birlikte somut olayın özel koşullarındakabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlarda -adli suç ve cezalaranazaran- sorumluluk karinelerine ilişkin standartların daha esnek yorumlanmasımümkündür ancak bu durumda dahi ispat bakımından kullanılan karinelerinmasumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (Ahmet Altuntaş vediğerleri [GK], B. No: 2015/19616, 17/5/2018, § 34).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
40. Somut olayda başvurucunun yasak olmasına rağmen saat22.00'den sonra -22.55'te- H.Ö.ye bir adet T. marka içki sattığı iddiasıylabaşvurucuya 42.076 TL idari para cezası uygulanmıştır. Başvurucunun cezayakarşı itirazını inceleyen Hâkimlik bu fiilin işlediğinin sabit olduğu sonucunaulaşarak itirazı reddetmiştir. Hâkimlik, kolluk görevlileri tarafından tanzimedilen ve iki polis ile alıcı H.Ö. tarafından imzalan 15/1/2018 tarihli 23.15saatli Bilgi Alma Tutanağı'na dayanmıştır. Anılan tutanakta H.Ö., başvurucununişyerinden bir adet sigara ve bir adet T. marka birayı toplam 51 TL bedellesatın aldığını kabul etmektedir.
41. Yargılama sırasında başvurucunun olayın kendiversiyonunu Hâkimliğe açıklama, iddia ve delillerini sunma ve tutanağıniçeriğinin güvenilirliğine ve dayanılabilirliğine şüphe düşürme imkânı bulduğuanlaşılmaktadır. Bu bağlamda başvurucu itiraz dilekçesinde belirtilen tutanakiçeriğindeki vakıayı inkâr etmiştir. Başvurucu, olay anında işyerinde bulunaneşinin imzasının bulunduğu İhbar Araştırma, Takip, Tarassut, Denetim ve TespitTutanağı'nda yer alan "Ben 22.00 ile 06.00 arasında herhangi biralkollü içki satışı yapmıyorum. 15/1/2018 gece saat 22.00'den sonra satışyapmadım." şeklindeki nota dikkat çekmiştir. Başvurucu, Hâkimliğe sunduğuitiraz dilekçesinde bu tutanağın üst kısmının sonradan polis tarafındandoldurulduğunu ileri sürmüş, H.Ö. nezdinde düzenlenen tutanağın işyerininönünde değil 2,5-3 kilometre ötede tanzim edilmesine dikkat çekmiş, biranınkendi işyerinden alındığının belli olmadığını savunmuş, şahsın bu süreçte başkabir işyerine uğrayıp uğramadığıyla ilgili olarak tutanakta bir açıklamanınbulunmadığına işaret etmiş, tutanakta H.Ö.nün işyerinden çıkışta montununkabarık olduğu yazmakla birlikte işyerine girişte kabarık olup olmadığıylailgili olarak bir tespitin yer almadığını kaydetmiştir. Başvurucuya göre tümbunlar alkol satış iddiasının her türlü şüpheden uzak bir biçimdeispatlanamadığını göstermektedir.
42. Hâkimlik ise iki polis memuru ve H.Ö. tarafındanimzalan 15/1/2018 tarihli 23.15 saatli Bilgi Alma Tutanağı'nın saat 22.00'densonra alkol satışı iddiasını ispatladığını kabul etmiş, ayrıca başvurucununtutanağın aksini ispat edecek delil gösteremediği vurgulamıştır. Hâkimlik,başvurucunun itiraz dilekçesinde belirttiği iddialarla ilgili olarak ise hiçbirdeğerlendirme yapmamıştır.
43. Başvurucunun iddia ve savunmalarını sunma imkânı eldeetmesi silahların eşitliği ilkesinin sağlanması bakımından önem taşımaklabirlikte bu imkânın kullanılması silahların eşitliği ilkesinin devleteyüklediği yükümlülüklerin ifası için tek başına yeterli değildir. Mahkemenin buiddialara ciddiyetle yaklaştığını ve yargılamayı hassasiyet içinde yürüttüğünügöstermesi de gerekmektedir. Mahkemenin olayın başvurucu tarafından anlatılanversiyonuna baştan kapalı bir tutum takınmaması ve bu ihtimale de yeterliölçüde şans tanıdığını ortaya koyması beklenir. Somut olayda Hâkimliğinbaşvurucunun iddialarını yeteri kadar değerlendirmeye aldığına dair bir işarettespit edilememiştir.
44. Öte yandan Hâkimliğin idare tarafından tanzim edilentutanakların içeriğinin aksi ispat edilene kadar geçerli olduğu şeklindekikarineye dayandığı görülmektedir. İdari işlemlerin ve bu bağlamda kamu ajanlarıtarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin hukuka/gerçeğe uygunlukkarinesinden yararlanacağı hukukun bilinen bir ilkesidir. Ancak bu karineninsöz konusu işlem ya da tutanağın içeriğinin hukukiliğinin veya gerçekliğinintartışıldığı bir yargılamada geçerli olması mümkün değildir. İdari işlemin hukukiliğininveya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamadahâkimin değinilen karineyi uygulaması bu davanın açılmasını anlamsız hâlegetirir. Bu şekildeki bir yargılamada idare tarafından tanzim edilen belgeleriniçeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamanın sonucu yönünden belirleyiciolması bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokacağından silahlarıneşitliği ilkesini zedeleyebileceği gibi suç isnadıyla ilgili yargılama sözkonusu olduğunda masumiyet karinesini de ihlal edebilir.
45. Kamu görevlilerince düzenlenen tutanakladelillendirilen suç isnadı söz konusu olduğunda yargı mercilerinden beklenentutanağın içeriğinin güvenilirliği ve özgünlüğüyle ilgili olarak sanıktarafından ileri sürülen argümanları tarafsız ve nesnel bir değerlendirmeyetabi tutmalarıdır. Maddi gerçekliğin ortaya çıkarılmasını hedefleyen cezayargılamasında kamu görevlilerinin düzenlediği tutanakların içeriğinin aksininispatında herhangi bir delil sınırlamasının söz konusu olması düşünülemez. Delilsınırlaması, suçun oluştuğunun kabulü için tam vicdani kanaatin arandığı,dolayısıyla her türlü şüphenin izalesinin gerektiği ceza yargılamasınınamacıyla bağdaşmaz. Bu itibarla sanığın delil sunma konusunda tam birserbestiye sahip olması gerekir. Aksi durumda sanığın masum sayılmasının biranlamı kalmaz.
46. Yukarıda da tespit edildiği üzere somut yargılama,Anayasa'nın 38. maddesi anlamında suç isnadına ilişkin uyuşmazlık kapsamındakalan bir yargılamadır (bkz. § 32). Başvurucuya isnat edilen saat 22.00'densonra alkollü içki satma kabahati, kolluk görevlileri tarafından düzenlenentutanaklara dayanılarak delillendirilmiştir. Hâkimlik de itirazı reddederken15/1/2018 tarihli ve 23.15 saatli Bilgi Alma Tutanağı'na vurgu yapmıştır.Başvurucu ise bu tutanağın gerçekliğiyle çelişmiş, güvenilirliğine şüphedüşürmek için çeşitli iddialar öne sürmüştür. Ancak Hâkimlik bu iddialarıdeğerlendirmeksizin başvurucunun tutanağın aksini ispatlayacak delilgösteremediği sonucuna ulaşmıştır.
47. Hâkimliğin bu değerlendirmesi ispat yükünü tersçevirecek mahiyettedir. Kuşkusuz adil yargılanma hakkı suç isnadıyla ilgiliyargılamalarda bile mahkemelerin fiili ve hukuki karinelere dayanmasınıbütünüyle yasaklamamaktadır. Ancak suç isnadına ilişkin bir yargılamada karineninadil yargılama hakkını ihlal etmemesi için karineyle kişinin otomatik olaraksuçlu ilan edilmemesi, bu bağlamda karinenin aksinin ispat edilebilir nitelikteolması ve başvurucunun karinenin aksini ispatlama gayesiyle yaptığı açıklama vesunduğu delillerin mahkeme tarafından titizlikle ele alındığının gösterilmişolması gerekir.
48. Olayda başvurucunun ileri sürdüğü argümanlarınilgisiz olmadığı anlaşılmaktadır. Bu manada başvurucunun olay anında işyerindebulunan eşinin alkollü içki satış vakıasını kabul etmediğinin altını çizmekgerekir. Nitekim 15/1/2018 tarihli İhbar Araştırma, Takip, Tarassut, Denetim veTespit Tutanağı'nın H.Ç.nin beyanının yazıldığı bölümünde "Ben 22.00ile 06.00 arasında herhangi bir alkollü içki satışı yapmıyorum. 15/1/2018 gecesaat 22.00'den sonra satış yapmadım." notunun yer aldığıgörülmektedir. Başvurucu, tutanağın üst bölümünün kolluk görevlilerincesonradan doldurulmuş olabileceğini iddia etmiştir. Hâkimliğin bu tutanak vebaşvurucunun anılan iddiasıyla ilgili olarak bir değerlendirme yapmamışolmasının maddi olayın tespiti bakımından bir eksiklik olduğu vurgulanmalıdır.
49. Başvurucunun H.Ö. nezdindeki Bilgi Alma Tutanağı'nınişyerinin 2,5-3 kilometre uzağında düzenlenmesine ve H.Ö.nün aracınındurdurulduğu yere kadar başka bir yere uğrayıp uğramadığıyla ilgili olaraktutanakta bir bilginin yer almamasına yönelik itirazları da önemsiz değildir.H.Ö.nün başvurucuya ait işyerinden çıkarken elinde bira şişesinin görülmemişolması, bira şişesinin H.Ö.nün işyerinin 2,5-3 kilometre ötesinde durdurulanaracının içinde bulunması olguları gözetildiğinde başvurucunun belirtileniddialarının tutanağın içeriğinin gerçekliğine ve itibar edilebilirliğine gölgedüşürecek ve Hâkimliğin açık yanıt vermesini gerektirecek mahiyette olduğu değerlendirilmiştir.Tutanağın yalnızca polislerin değil H.Ö.nün de imzasını taşıması içeriğiningerçekliğini ve itibar edilebilirliğini güçlendiren bir unsur olsa dabaşvurucunun H.Ö.nün beyanının güvenilirliğine yönelik de itirazlar önesürdüğünü dikkate almak gerekir. Bu koşullarda Hâkimliğin olayın gerçekleşmekoşullarıyla ilgili olarak ortaya çıkan şüpheleri dağıtmak için H.Ö.yüdinlemesi oldukça etkili olma potansiyeline sahipken Hâkimliğin bu yönde biradım atmadığı görülmektedir.
50. Sonuç olarak kamu görevlilerince düzenlenen tutanağıngerçekliği karinesi aksi ispat edilebilir nitelikte olsa da başvurucunun bununaksini ispatlamak için ileri sürdüğü iddia ve itirazların Hâkimlikçedeğerlendirmeye bile alınmamış olması sebebiyle somut olaydaki uygulanma tarzıitibarıyla karinenin başvurucuyu otomatik olarak suçlu hâle getirdiğianlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış ise de Hâkimliğin kamugörevlilerince düzenlenen tutanağa üstünlük tanıyan yaklaşımı başvurucununsavunma yapmasını anlamsız hâle getirmiş ve başvurucuyu kamu otoritesikarşısında dezavantajlı konuma düşürmüştür.
51. Bu durumda başvurucu tarafından yapılan itirazın kamugörevlilerince düzenlenen tutanakların gerçekliği karinesine dayalı olarakreddedilmesinin -başvurucunun savunmalarının hiç irdelenmediği gözetildiğinde-silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahlarıneşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
4. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
54. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yargılamanınyenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
55. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
56. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
57. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
58. İncelenen başvuruda başvurucunun itirazının kamugörevlilerince düzenlenen tutanakların içeriğinin gerçekliği karinesine dayalıolarak reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğikanaatine varılmıştır.
59. Bu durumda adil yargılanma hakkı kapsamındakisilahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yenidenyargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılamakararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenlerigideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereBalıkesir 1. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar verilmesigerekmektedir.
60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkıkapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Balıkesir 1. Sulh CezaHâkimliğine (D. İş No: 2019/876) GÖNDERİLMESİNE,
D. 364,60 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 17/11/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.