TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GÜZİDE DEFNE SAMYELİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4399)
Karar Tarihi: 21/9/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Güzide Defne SAMYELİ
Vekili
:
Av. Ayşegül ANDIÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilenHanehalkı Bütçe Anketi'ne geçerli bir mazeret olmaksızın ankete katılmadığıgerekçesiyle hakkında idari para cezası uygulanması nedeniyle özel hayata saygıhakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/3/2014 tarihinde İstanbul 28. Sulh Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm tarafından 14/05/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 14/7/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş17/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını süresi içinde ibraz etmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. TÜİK tarafından Türkiye'deki hanelerin harcamalarının nasılşekillendiğini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen "2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi" kapsamındabaşvurucunun adresi örnek hane olarak seçilmiş; araştırmanın uygulanma aralığı1/10/2013 ve 31/10/2013 tarihleri olarak belirlenmiş ve TÜİK İstanbul BölgeMüdürlüğünce, yapılacak çalışma hakkında bilgi içeren 6/9/2013 tarihli yazıbaşvurucunun adresine gönderilmiştir.
9. Bireysel başvuru dosyasına sunulan Hanehalkı BütçeAnketi'nde, ailedeki ayni gelir elde eden kişilerin ad ve soyadları, edinilenayni gelirin kaynağı, ayni gelirin elde ediliş sıklığının, haneye gelen hediyeve yardımlar ile haneden başka hanelere yapılan yardımlar ve verilenhediyelerin belirtilmesi, anket ayı boyunca yapılan tüm harcamaların marka,ölçü, miktar, alışverişin yapıldığı yer gibi detaylarının bir ay süreyle günlükharcama kayıt defterine kaydedilerek listelenmesinin istendiği anlaşılmıştır.Ayrıca söz konusu bir aylık sürede ortalama sekiz defa anket yapılan kişininevinin anketörler tarafından ziyaret edilerek harcama kayıt defterinin kontroledileceği belirtilmektedir.
10. 27/9/2013 ile 8/10/2013 tarihleri arasında TÜİK anketörleri başvurucuylatelefonda iletişime geçmişler, ayrıca üç kez evini ziyaret etmişlerdir.Başvurucunun ankete katılmak istemediğini belirtmesi üzerine İstanbul BölgeMüdürlüğü tarafından 8/10/2013 tarihli cevapsızlık tutanağı düzenlenmiştir.Başvurucuya 21/10/2013 tarihinde tebliğ edilen söz konusu tutanakta, yazınıntebliğinden itibaren yedi gün içinde ankete cevap verilmemesi durumunda10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nun 54. maddesiuyarınca 923 TL idari para cezası uygulanacağı ihtarına yer verilmiştir.
11. Başvurucu, İstanbul Bölge Müdürlüğüne verdiği 24/10/2013tarihli dilekçesinde işi nedeniyle sürekli medyada yer alan bir sanatçı olarakyoğun iş temposuna sahip olduğu ve sürekli televizyon çekimleri ve ikiçocuğunun bakımı ile uğraştığından bahisle ankete katılmasının mümkünolmadığını belirterek mazeretinin dikkate alınmasını ve anketincevaplandırılmasından muaf tutulmasını talep etmiştir.
12. Bu dilekçe üzerine İstanbul Bölge Müdürlüğünün 25/10/2013tarihli yazısıyla başvurucuya 5429 sayılı Kanun uyarınca vereceği bilgileringizliliğinin ve güvenliğinin yasal güvenceye kavuşturulduğu, söz konusu anketi31/10/2013 tarihine kadar cevaplamadığı takdirde hakkında idari para cezasıuygulanacağı bildirilmiştir.
13. Başvurucuya Hanehalkı Bütçe Anketi çalışmalarına katılmamasınedeniyle 7/11/2013 tarihli işlemle 5429 sayılı Kanun'un 54. maddesi gereğince923 TL idari para cezası verilmiştir. Başvurucu, bu cezayı 21/11/2013 tarihindeödemiştir.
14. Başvurucu 26/11/2013tarihinde söz konusu anket çalışmasında, ekonomik durumu hakkında bir aysüreyle ayrıntılı bilgi vermesinin istenmesi ve anketörlerin ev ziyaretlerinedenleriyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini belirterek anılan idaripara cezasının iptali için İstanbul 28. Sulh Ceza Mahkemesine başvurmuştur.
15. İstanbul 28. SulhCeza Mahkemesi 5/2/2014 tarihli ve 2013/602 Değişik İş sayılı ilamında "...itirazcıya hane halkı bütçe anketiyapılacağı hususunda ihtarat yapılmasına rağmen uyarıya aykırı hareket ettiği,bu haliyle eyleminin 5429 sayılı Kanun'un 54. Maddesinin ikinci fıkrasınaaykırılık teşkil ettiği, idari para cezasına yönelik itiraz sebeplerininyerinde olmadığı..." gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarakkarar vermiştir.
16. Anılan kararbaşvurucu vekiline 20/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 21/3/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B.TÜİK Anketi Hakkında Açıklamalar
17. TÜİK'in İnternetsitesinde yayımlanmış olan 2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi Mikro Veri Seti'nde(Bu belge hakkında detaylı bilgi "İlgili Hukuk" kısmında yeralmaktadır.) anketin 1 Ocak 2013–31 Aralık 2013 tarihleri arasında bir yıl süreile kentsel ve kırsal kesimden (Kentsel yerler, nüfusu 20.001 ve daha fazlaolan yerleşim yerleri; kırsal yerler, nüfusu 20.000 ve daha az olan yerleşimyerleridir.) her ay değişen aylık toplam 1.104 örnek hane halkına uygulandığı,hane halkı gelirlerine ve tüketim harcamalarına ilişkin bilgilerin hane halkıfertleriyle yapılan birebir görüşmeler ve hane halkının bir ay boyunca yaptığıgünlük harcamaları tuttuğu kayıt defterleri yoluyla derlendiği, her anketörünher ay ortalama altı örnek hane halkını anket ayı öncesi bir kez, 1. ve 2.haftalarda ikişer kez, 3. ve 4. haftalarda bir kez ve anket ayı bitiminde debir kez olmak üzere her bir hane halkını ayda ortalama sekiz defa ziyaretederek tüketim harcamaları ve son ziyarette gelir bilgilerini kayıt ettiğibelirtilmiştir. Bunun yanı sıra anket ayı öncesinde örnek hane halkına yapılanilk ziyarette, hane halkı ile tanışma sağlandıktan sonra hane halkınınsosyoekonomik durumuna ait bilgilerin alındığı, harcama kayıt defterinin nasıldoldurulacağının açıklandığı, anket ayı içinde yapılan ziyaretler sırasındaörnek hanenin anket ayında yaptığı gıda, giyim, sağlık, ulaştırma, haberleşme,eğitim, kültür, eğlence, konut, ev eşyası vb. gibi tüketim harcamalarının hanehalkına bırakılan kayıt defterinden kayıtlama ve görüşme yöntemleri iletoplandığı, anket ayı bitiminde yapılan son görüşmede ise hane halkıfertlerinin anket ayı içindeki istihdam durumu, iktisadi faaliyeti, mesleği,işteki durumu, son bir yıl içinde elde ettiği gelir bilgilerinin derlendiğibildirilmiştir.
18. Ankette kullanılansoru kâğıdında on iki harcama grubunda (gıda ve alkolsüz içecekler, alkollüiçecekler, sigara ve tütün, giyim ve ayakkabı, konut, su, elektrik, gaz vediğer yakıtlar , mobilya, ev aletleri ve ev bakım hizmetleri, sağlık,ulaştırma, haberleşme, eğlence ve kültür, eğitim hizmetleri, lokanta, yemekhizmetleri ve oteller, çeşitli mal ve hizmetler) yapılan harcamaların "mal ve hizmetin adı, tanımı, ölçübirimi, miktarı, toplam değer, alışverişin yapıldığı yer" belirtilmek üzere kaydedilmesininistendiği ifade edilmiştir.
19. Anılan veri setinde,örnek hane halkının belirlenmesinde Ulusal Adres Veri Tabanı'nın (UAVT)kullanıldığı,bu veri tabanında kentsel yerlerden ve belediye teşkilatı olankırsal yerlerden ve köylerden yerleşim yerinin büyüklüğüne orantılı olasılıklabloklar belirlendiği ve her bloktan hane halklarının örnekleme yoluylaseçildiği belirtilmiştir. Buna göre hane halkı bütçe anketinin örneklem birimihane halkıdır. Örnek haneler, tabakalı iki aşamalı küme örneklemesi yöntemikullanılarak seçilmektedir. İlk aşama örnekleme birimi olan blokların seçimindekullanılan örnekleme çerçevesi, UAVT'dir. UAVT kullanılarak öncelikle Türkiyegenelinde her biri 100 hane içeren bloklar oluşturulmaktadır. Oluşturulan bubloklardan araştırma tasarımına ve ölçülmek istenen değişkene bağlı olarakhesaplanan örnek blok sayısı kadar blok tesadüfi olarak seçilmektedir. İkinciaşamada ise her bloktan örnek hane halkları sistematik olarak seçilmektedir.
20. Anketten aşağıdagösterilen temel olarak üç ana grup değişken elde edildiği belirtilmiştir.
a) Hane HalkıSosyoekonomik Durum Değişkenleri: Oturulan konutun tipi, mülkiyet durumu,ısıtma sistemi, konut kolaylıkları, sahip olunan eşyalar ve ulaştırma araçlarıvb.
b) Tüketim HarcamasıDeğişkenleri: Alt harcama grubu ve yapılan tüketim harcaması değeri.
c) Fertlere İlişkinDeğişkenler: Yaş grubu, cinsiyet, öğrenim durumu, medeni durum, istihdam durumu(meslek, iktisadi faaliyet, işteki durum) değişkenleri, son on iki ay faaliyetve faaliyet dışı kullanılabilir gelirler.
21. Söz konusu belgede "Amaç" başlığı altında,Hanehalkı Bütçe Anketi'nden elde edilen verilerin; tüketici fiyat endekslerinde(TÜFE) kullanılacak maddelerin seçimi ve temel yıl ağırlıklarınınelde edilmesi,hanelerin tüketim kalıplarında zaman içinde meydana gelen değişikliklerinizlenmesi, millî gelir hesaplamalarında özel nihai tüketim harcamaları tahminlerineyardımcı olacak verilerinderlenmesi, yoksulluk sınırının belirlenmesi, asgariücret tespit çalışmaları vb. diğer sosyoekonomik analizler için kullanılacağıifade edilmiştir.
C. İlgili Hukuk
22. TÜİK'in İnternet sitesinde yayımlanmış olan 2013 yılı HanehalkıBütçe Anketi Mikro Veri Seti'nde yer alan tanım ve kavramlar şöyledir:
“Hanehalkı: Aralarında akrabalık bağı bulunsun veya bulunmasın aynıkonutta veya aynı konutun bir bölümünde yaşayan, temel ihtiyaçlarını birliktekarşılayan, hanehalkı hizmet ve yönetimine iştirak eden bir veya birden fazlakişiden oluşan topluluktur.
Hanehalkı ferdi: hanehalkını meydana getirentopluluğun her bir üyesidir. Bununla birlikte askerde, hapiste olanlar vehuzurevlerinde kalan yaşlılar ve üniversite yurdunda kalan öğrenciler, hanedekalış süresi ne olursa olsun misafirler ve hane halkından evlenme, askeregitme, çalışmaya gitme gibi sebeplerle kesin olarak ayrılanlar hane halkı ferdiolarak kapsanmamaktadır.
Hanehalkı sorumlusu: Hanehalkının kazanç vemasraflarından sorumlu olan, kısaca hanehalkını bilfiil yöneten kişidir. Buradaölçü yalnız gelir getirmek değil, hanehalkı adına hukuki, sosyal ve iktisaditasarrufta bulunabilmektir. Hanede hiç değilse bir noktada diğer fertlerdendaha üstün ve aktif bir rol oynayan fert, hanehalkı sorumlusu olaraktanımlanmıştır.
Referans fert: Hanede en yüksek gelir eldeeden fert, referans fert olarak tanımlanmıştır.
Hanehalkı Günlük Harcama Kayıt Defteri:Hanehalkının anket ayı süresince yapacağı tüm harcamaların, hane tarafındanunutulmadan kaydedilmesini sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Günlükler, anket ayı öncesinde hanehalkınayapılan ziyerette haneye tanıtılmakta, nasıl doldurulacağı anketör tarafındananlatılarak hanede bırakılmaktadır. Hanehalkının gerek satın alarak yaptığıharcamalar, gerekse kendi üretimlerinden tükettiği maddeler, çalışan hanehalkıfertlerinin işyerinde üretilen ya da satılan mal ya da hizmetlerden haneyegetirdikleri ile haneye başka hane ya da kuruluşlardan verilen hediye veyardımlar; hanehalkı sorumlusu veya hanehalkında yaşayan yetişkin bir ferttarafından bir ay boyunca günlüklere kaydedilmektedir. ”
23. 2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi'nin amacı şöyle ifadeedilmiştir:
“Amaç: Gelişen ve sürekli değişen birsosyo-ekonomik yapı içinde bulunan ülkemizde, bireylerin ve bunlarınoluşturduğu hanehalkının tüketim harcamalarını, gelir düzeylerini,sosyo-ekonomik kesimler ve bölgelere göre ortaya çıkaran çalışmalar “HanehalkıBütçe Anketleri”dir.
Hanehalkı bütçe anketinden elde edilen tüketimharcamaları bilgileri ile; tüketici fiyat endekslerinde kullanılacak maddelerinseçimi ve temel yıl ağırlıklarınınelde edilmesi, hanelerin tüketim kalıplarındazaman içinde meydana gelen değişikliklerin izlenmesi, milli gelirhesaplamalarında özel nihai tüketim harcamaları tahminlerine yardımcı olacakverilerinderlenmesi, yoksulluk sınırının belirlenmesi, asgari ücret tespitçalışmaları vb. diğer sosyo-ekonomik analizler için gerekli verilerin eldeedilmesi amaçlanmaktadır.”
24. 5429 sayılı Kanun’un "Amaç"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun amacı; resmî istatistiklerin üretimine ve organizasyonunailişkin temel ilkeleri ve standartları belirlemek; ülkenin ihtiyaç duyduğualanlarda veri ve bilgilerin derlenmesini, değerlendirilmesini, gerekliistatistiklerin üretilmesini, yayımlanmasını, dağıtımını ve Resmî İstatistikProgramında istatistik sürecine dâhil kurum ve kuruluşlar arasındakoordinasyonu sağlamak üzere, Türkiye İstatistik Kurumunun kuruluş, görev veyetkilerine ilişkin esasları düzenlemektir.”
25. 5429 sayılı Kanun’un "Tanımlar"kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun uygulanmasında;
...
e) Kurum ve kuruluşlar: Başbakanlık vebakanlıklar ile bunların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarını, mahallîidareler ve bunların bağlı ve ilgili kuruluşları ile birlik ve şirketlerini,Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası veüniversiteler de dâhil olmak üzere, tüzel kişiliği haiz enstitü, teşebbüs,teşekkül, birlik, döner sermaye, fon ve sair adlarla kurulmuş olan diğer kurumve kuruluşlar ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını,
f) Program: Resmî İstatistik Programını,
g) Resmî istatistik: Türkiye İstatistik Kurumuveya Programda yer alan konularda istatistik üretecek kurum ve kuruluşlartarafından derlenen verilerin, kitle özelliklerini ortaya koymak amacıylaişlenmesi ile elde edilen bilgiyi,
h) İstatistikî birim: Yapılan sayım veyaörnekleme çalışmalarına konu olan, hakkında veri toplanacak gerçek ve tüzelkişiler ile kurum ve kuruluşları,
i) Kitle: Sayım veya örneklemeye konu olanistatistikî birim veya alt birimlerin tamamını,
j) Sayım: Kitle özelliklerini ortaya koymaküzere ilgili tüm istatistikî birimlerden veri derlenmesini,
k) Örnekleme: Kitleyi oluşturan istatistikîbirimler arasından kitleyi temsil etmek üzere belli sayıda birimin seçilmesiişlemini,
l) Ulusal kayıt sistemi: Kurum ve kuruluşlarınidarî işlemlerini yürütmek amacıyla kayıt altına aldıkları bilgilerinstandartlaştırılarak tanımlanmış tek bir numara vasıtasıyla ulusal düzeydeilgili diğer kurum ve kuruluşların kayıtları ile konuşabilirliğinin sağlandığıveri tabanı sistemini,
m) Alan çalışması: İstatistik çalışmalarıylailgili her türlü veriyi derlemek üzere istatistikî birim ile görüşülmesi,bilgilerin anket formuna aktarılması ve bu formların Başkanlığa teslimine kadargeçen sürede yapılan çalışmaları,
n) Veri: Anket veya idarî kayıtlar yoluylaelde edilen nicel ve/veya nitel istatistikî bilgileri,
o) Bireysel veri: Hakkında bilgi toplananistatistikî birimlerin, özellikleri ile birlikte tanımlandığı veriyi,
p) Doğrudan tanınma: Bir istatistikî biriminkimliğinin adı, adresi veya resmen verilmiş ve genel olarak bilinen bir kimliknumarası ile ortaya çıkarılmasını,
r) Dolaylı tanınma: Bir istatistikî biriminkimliğinin, doğrudan tanımlamada yer almayan diğer özelliklerindenfaydalanılarak ortaya çıkarılmasını,
s) Gizli veri: İstatistik birimin doğrudanveya dolaylı bir şekilde özellikleri ile birlikte tanınabilmesine ve bu şekildebireysel bilgilerin açığa çıkarılmasına imkân sağlayan bireysel veya tablohâlinde saklı tutulan veriyi,
t) İstatistik amaçlı kullanım: İstatistikbirimlerden toplanan verilerin sadece istatistikî tabloların oluşturulması veistatistikî analizlerin yapılması için kullanımını,
u) Dağıtım: Kullanılan şekil ve araçlarabakılmaksızın, istatistikî bilgilerin kullanıcılara sunulmasını,
İfade eder.”
26. 5429 sayılı Kanun’un "İlkeler"kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“Resmî istatistiklerin kalitesinin geliştirilmesi için Programkapsamında üretilen istatistikler, güvenilirlik, tutarlılık, tarafsızlık,istatistikî gizlilik, güncellik ve şeffaflık ilkelerine göre hazırlanır veuygulanır.
Resmî istatistiklerin gerçekleri yansıtmasınınsağlanması, tüm kullanıcılara tarafsız ve eş zamanlı olarak sunulması, gizlilikilkesine riayet edilmesi, kamuoyunun bilgi edinme hakkının gözetilmesi temelesaslardır.
Resmî istatistiklerin kalitesinin ve ilkelereuygunluğunun değerlendirilebilmesi için gerekli tüm bilgiler ve resmî istatistiküretiminde kullanılan yöntemler kamuoyuna açıklanır.…”
27. 5429 sayılı Kanun’un "Cevapverme yükümlülüğü ve sınırları" kenar başlıklı 8. maddesişöyledir:
“(İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 20/3/2008 tarihli ve E: 2006/167, K:2008/86 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme: 25/11/2008-5813/1 md.)İstatistikî birimler, ülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim,teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki resmi istatistikleri üretmek üzere,Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde, kendilerindenistenen veri veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre vestandartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür.…”
28. 5429 sayılı Kanun’un "Gizliveriler" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Gizli verilere yalnızca resmî istatistik üretiminde görev alanlar,görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları ölçüde erişebilirler.
Bireysel verinin toplulaştırılması ileoluşturulan veri tablosunun herhangi bir hücresindeki istatistikî birimsayısının üçten az olması veya birim sayısı üç ve daha fazla olduğu hâlde birveya iki istatistikî birimin hakim durumda olması hâlinde ilgili hücredeki verigizli kabul edilir.
Resmî istatistiklerin üretilmesi içintoplanan, işlenen ve saklanan verilerden gizli olanları, idarî, adlî ve askerîhiçbir organ, makam, merci veya kişiye verilemez, istatistik amacı dışındakullanılamaz ve ispat aracı olamaz. Bu bilgileri derleyen ve değerlendirenmemurlar ve diğer görevliler de bu yasağa uymak zorundadır. Bu yükümlülük,görevlilerin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam eder.
Resmî istatistik üreten kurum ve kuruluşlarınyetkilileri tarafından, gizli verilerin hukuka aykırı erişimine, açıklanmasınaveya kullanımına karşı her türlü önlem alınır.
Herkese açık kaynaklardan elde edilen veriveya bilgiler gizli kabul edilmez.
İstatistikî birimin, kendisine ait gizliverilerin açıklanmasına yazılı onay vermesi hâlinde, veri gizliliği ortadankalkar.
Gizli veriler, ancak doğrudan veya dolaylıtanımlamaya yol açmayacak şekilde diğer bilgilerle birleştirilerekyayımlanabilir.
(Ek fıkra: 25/11/2008-5813/2 md.) Dış ticaretistatistiklerinde dolaylı tanınma ile gizlilik kapsamına giren veriler için bugizlilik hükümleri, istatistikî birimin kendisine ait verinin gizlenmesinitalep eden yazılı başvurusu halinde uygulanır.
Veri gizliliği ve güvenliğine ilişkin usûl veesaslar, ulusal ve uluslararası ilkeler doğrultusunda, ilgili kurum vekuruluşların görüşleri alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
29. 5429 sayılı Kanun’un "Bireyselverilerin kullanımı" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:
“Bireysel veriler, istatistikî birimlerin doğrudan veya dolaylı olaraktanınmasına yol açacak bölümleri gizlendikten sonra, münferit birimlere atıftabulunmayan bilimsel amaçlı araştırmalarda kullanılması kaydı ve Başkanlığınyazılı izniyle verilebilir. Bireysel verileri kullanma hakkı elde edenler, buverileri üçüncü şahıslara veremezler.”
30. 5429 sayılı Kanun’un "İstatistikîbirimlerin hakları" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
“Resmî istatistiklerin üretimi için veri veya bilgi talep edilenistatistikî birimler, sayımın veya araştırmanın amacı, kapsamı, istatistikîverinin gizliliğinin sağlanması için alınan önlemler ve hakları ile ilgilikonularda 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde, bilgi edinme,kendilerine ait gizli verinin izinsiz açıklanması durumunda da maddi ve maneviher türlü zararının tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir.
Kendilerine ait gizli verilerin açıklanmasınedeniyle açılan davalarda Başkanlık veya diğer kurum ve kuruluşlar aleyhinetazminata hükmedilmesi durumunda, bu hususta kusuru olan memur ve diğergörevlilere genel hükümlere göre rücu edilir.”
31. 5429 sayılı Kanun’un "Yöneticilerinsorumlulukları" kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:
“Başkanlığın her kademedeki yöneticileri, görevlerini mevzuata,stratejik plân ve programlara, performans ölçütlerine ve hizmet kalitestandartlarına uygun olarak yürütmekten üst kademelere karşı sorumludur.”
32. 5429 sayılı Kanun’un "Uluslararasıişbirliği" kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:
“Başkanlık, istatistikî bilgilerin en gelişmişyöntemlerle elde edilmesi, veri ve yayın değişimi, eğitim, ortak projegeliştirme ve uygulama konularında diğer ülkelerin benzer kuruluşları,uluslararası ve uluslarüstü kuruluşların ilgili birimleri ile genel hükümlerçerçevesinde ilişkiler kurabilir ve işbirliği yapabilir.”
33. 5429 sayılı Kanun’un 53. maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun 13 üncü maddesinde yazılıyasaklara aykırı hareket eden kamu görevlileri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun258 inci maddesine göre cezalandırılır.
Bu Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve14 üncü maddesinde belirtilen yükümlülüklere uymayan gerçek kişilerle özelhukuk tüzel kişilerinin organ ve temsilcilerine adlî para cezası verilir.”
34. 5429 sayılı Kanun’un 54. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar tarafından Program kapsamındaistenen bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve süredevermeyen veya eksik veya hatalı verenler, bir kereye mahsus olmak üzereuyarılarak yedi gün içerisinde bilgileri vermeleri veya eksik ve hatalarıgidermeleri istenir. Bu uyarıya rağmen, bilgileri hiç vermeyen veya talepedildiği hâlde eksikleri gidermeyen ve hataları düzeltmeyen gerçek kişiler veyaözel hukuk tüzel kişilerinin organ ve temsilcileri hakkında, fiilin;
a) Hanehalkı veya bireylerle yapılanaraştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni Türk Lirası,
…
İdarî para cezası uygulanır.”
35. 20/6/2006 tarihli ve 26204 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananResmî İstatistiklerde Veri Gizliliği ve Gizli Veri Güvenliğine İlişkin Usul veEsaslar Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) “Amaç”kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“BuYönetmeliğin amacı, resmî istatistiklerde veri gizliliğine ve gizli veriningüvenliğinin sağlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”
36. Anılan Yönetmelik'in “Tanımlar”kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Başkanlık: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığını,
b) Bireysel Veri: Hakkında bilgi toplananistatistikî birimlerin özellikleri ile birlikte tanımlandığı veriyi,
c) Doğrudan Tanınma: Bir istatistikî biriminkimliğinin; adı, adresi veya resmen verilmiş ve genel olarak bilinen bir kimliknumarası ile ortaya çıkarılmasını,
ç) Dolaylı Tanınma: Bir istatistikî biriminkimliğinin, doğrudan tanımlamada yer almayan diğer özelliklerindenfaydalanılarak ortaya çıkarılmasını,
d) Gizli Veri: İstatistikî birimin doğrudanveya dolaylı bir şekilde sahip olduğu özellikleri ile birlikte tanınabilmesineve bu şekilde bireysel bilgilerin açığa çıkarılmasına imkân sağlayan bireyselveya tablo hâlinde saklı tutulan veriyi,
e) İstatistik Amaçlı Kullanım: İstatistikîbirimlerden toplanan verilerin sadece istatistikî tabloların oluşturulması veistatistikî analizlerin yapılması için kullanımını,
f) İstatistikî Birim: Yapılan sayım veyaörnekleme çalışmalarına konu olan, hakkında veri toplanacak gerçek ve tüzelkişiler ile kurum ve kuruluşları,
g) (Değişik:RG-27/10/2010-27742) İş KayıtlarıSistemi: Gayrisafi yurtiçi hasılaya katkısı bulunan, ülke sınırları içerisindetüm ekonomik faaliyetleri gösteren ve idarî kayıtlarda yer alan tüm işletmelerive onlara ilişkin kimlik, tabakalama ve demografik ilişki gibi değişkenleriiçeren sistemi,
ğ) Kanun: 10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılıTürkiye İstatistik Kanununu,
h) Kurum/Kuruluş: Program kapsamındaistatistik üreten kurumları/kuruluşları,
ı) Program: Resmî İstatistik Programını,
i) Resmî İstatistik: Kurumda veya Programdayer alan konularda istatistik üretecek kurum ve kuruluşlar tarafından derlenenverilerin, kitle özelliklerini ortaya koymak amacıyla işlenmesi ile elde edilenbilgiyi,
j) Veri: Anket veya idarî kayıtlar yoluylaelde edilen nicel ve/veya nitel istatistikî bilgileri,
ifade eder.”
37. Söz konusu Yönetmelik'in “Gizliverinin istisnaları” kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
“ (1) Resmî istatistik çalışmaları kapsamında kullanılan;
a) Herkese açık kaynaklardan elde edilenveriler ile iş kayıtları sistemi kapsamında bulunan istatistikî birimlerin bunitelikteki unvan, faaliyet ve adres bilgileri,
b) İstatistikî birimin, bizzat kendisi veyaaçıkça yetkili kıldığı vekili ya da yetkili kanuni temsilcisinin yazılı onayıile açıklanmasına izin verdiği sadece kendisine ait bireysel veriler,
gizli veri niteliğinde değerlendirilmez.
(2) (Değişik:RG-27/10/2010-27742) İdarîkayıtların resmî istatistik üretim sürecine dâhil olması hâlinde, buYönetmelikte belirtilen gizlilik hükümleri, sadece bu kayıtları tutan kurum vekuruluşlardan yalnızca istatistik üretmek amacıyla idarî kayıtları alarakkullanan kurum/kuruluşlar için uygulanır. İdarî kayıtların paylaşımında ise bukayıtları tutan kurum/kuruluşlar kendi mevzuatındaki hükümlere tâbidir.
(3) (Ek:RG-27/10/2010-27742) Dış ticaretistatistiklerinde dolaylı tanınma ile gizlilik kapsamına giren veriler içingizlilik hükümleri, istatistikî birimin kendisine ait verinin gizlenmesinitalep eden yazılı başvurusu halinde uygulanır. ”
38. Yönetmelik'in “Tablolaştırılmışveride gizlilik” kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:
“(1)Bireysel veriler, çeşitli özelliklerine göre gruplandırılmaları yoluylatablolaştırılarak kullanıma açılabilir.
(2) Bireysel verilerin toplulaştırılması ile oluşturulantablonun herhangi bir hücresindeki bilginin ait olduğu;
a) İstatistikî birim sayısının üçten azolması,
b) İstatistikî birim sayısı üç ve daha fazlaolduğu hâlde herhangi bir birime ait bilginin o hücredeki toplam bilginin yüzdesekseninden, iki birime ait bilginin o hücredeki toplam bilginin yüzdedoksanından fazlasını oluşturması, durumunda ilgili hücredeki veri gizli kabuledilir.
(3) Gizli verilerin bulunduğu hücre, ancakgizli veriler ortaya çıkmayacak şekilde başka hücre veya hücrelerle birleştirildiktensonra açıklanabilir.”
39. Yönetmelik'in “Gizliverinin korunması” kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:… şöyledir:
“Kurumların/kuruluşların yetkilileri, Programda belirtilen resmîistatistik çalışmalarının, gizli verilerin açıklanmasına imkân vermeyecekşekilde yürütülmesini sağlar, bu verilerin istatistikî amaç dışındakullanılmaması için her türlü önlemi alır ve istatistik üretiminin heraşamasındaki gizli verinin bulunduğu ortama yetkisiz kimselerin fiziksel veyaelektronik yollarla erişiminin engellenmesi için gerek duyulan güvenliksistemlerini belirler ve kullanır.”
40. Yönetmelik'in “Görevlilerintespiti” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“(1) Gizli verilere yalnızca resmî istatistik üretiminde görev alanlar,görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları ölçüde erişebilir.
(2) Kurumlar/kuruluşlar, sorumluluklarıaltındaki veri derleme, işleme ve saklama çalışmalarını kimlerin yürüteceğinibelirleyerek bu görevlilerin hangi ayrıntıdaki veriye ulaşabileceklerini, hangitarihlerde yetkili olduklarını açık olarak tanımlar ve istatistik üretimsürecinin her aşamasındaki görev değişikliklerinin düzenli olarak kaydınıtutar.”
41. Yönetmelik'in “Gizli/bireyselverinin paylaşım sınırı” kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:
“(1) Resmî istatistiklerin üretilmesi için veri toplayan ve işleyengörevliler ile toplanan veriden üretilen istatistikleri saklamakla görevlipersonel, gizli/bireysel veri ile gizli/bireysel veriye ulaşılmasını sağlayacaktoplulaştırılmış veriyi istatistik üretim sürecinde görevlendirilenler dışındahiçbir organ, makam, merci veya kişiye veremezler.
(2) Resmî istatistik üretim ve dağıtımsürecindeki görevlilerin bu yükümlülüğü, görevlerinden ayrılmalarından sonra dadevam eder.
(3) Gizli veriler idarî, adlî ve askerî hiçbirorgan, makam, merci veya kişiye verilemez, istatistik amacı dışındakullanılamaz ve ispat aracı olamaz. ”
42. Yönetmelik'in “Bireyselverinin bilimsel amaçlı kullandırılması” kenar başlıklı 10. maddesişöyledir:
“(1) Başkanlık tarafından derlenen ve saklanan bireysel veriler,verinin niteliğine göre, ancak istatistikî birimlerin doğrudan tanınmasına yolaçacak bölümleri gizlendikten sonra, veri güvenliğine ilişkin önlemlerinalındığı çalışma ortamında veya doğrudan ve/veya dolaylı tanınmasına yol açacakbölümleri gizlendikten sonra elektronik ortamda, münferit birimlere atıftabulunmayan bilimsel amaçlı araştırmalarda kullanılması kaydı ve Başkanlığınyazılı izni ile araştırmacıların kullanımına açılabilir. Kullanıcıların çalışmaortamında yaptıkları analizlerin sonuçları, istatistikî birimin dolaylı olaraktanınmasına yol açacak bölümleri gizlendikten sonra verilir.
(2) Birden fazla kurum/kuruluş tarafındanortaklaşa gerçekleştirilen çalışmalarda taraflar arasında imzalanan protokoldeaksi belirtilmediği sürece, derlenen bireysel verilerin birinci fıkradabelirtilen esaslara uygun olarak kullanımı ve dağıtımı Başkanlık tarafındangerçekleştirilir. İdarî kayıtların kullanımında ise idarî kaydı tutankurum/kuruluşların yazılı izni alınır.
(3) Bireysel verileri kullanma hakkını eldeedenler, bu hakkı üçüncü şahıslara devredemezler ve elde ettikleri verilerihiçbir kişi veya kuruluşa veremezler. Bu hükümlere uymayanlar hakkında 5429sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde belirtilen ceza hükümleri uygulanır. ”
43. Yönetmelik'in “Gizliliğisağlama taahhüdü” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
“Resmî istatistiklerin üretim sürecinin her aşamasında görevlendirilenpersonele, Kanunda ve bu Yönetmelikte öngörülen gizlilik ilkelerini içeren bireğitim verilir. Ayrıca, bu personelden Ek-1’de yer alan "Gizlilik TaahhütBelgesi" alınır. ”
44. Yönetmelik'in “Bilgitaleplerinin karşılanması” kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:
“Kurumlar/kuruluşlar, resmî istatistik çalışmaları kapsamında veriderledikleri istatistikî birimlerin, istatistikî verinin gizliliğininsağlanması için alınan önlemler ve hakları ile ilgili konularda bilgitaleplerini karşılamakla yükümlüdür.”
45. Yönetmelik'in “İstatistikîbirimlerin hakları” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“İstatistikî birimler, kendilerine ait gizli verinin izinsizaçıklanması durumunda uğradıkları maddi ve manevi her türlü zararın tazmininiisteyebilir. Bu amaçla açılan davalarda Başkanlık veya diğerkurumlar/kuruluşlar aleyhine tazminata hükmedilmesi durumunda, bu husustakusuru olan memur ve diğer görevlilere genel hükümlere göre rücu edilir.”
46. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veyatefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesinebaşvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarîyaptırım kararı kesinleşir.”
47. 5326 sayılı Kanun'un 28. maddesinin (10) numaralı fıkrasışöyledir:
“Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerineverilen kararlar kesindir.”
48. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 30/1/2016 tarihli ve6669 sayılı Kanun'la uygun bulunan 28/1/1981 tarihli Kişisel Verilerin Otomatikİşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin birincifıkrasının (a) bendi şöyledir:
“Bu Sözleşmenin amaçları bakımından:
(a) Kişisel Veriler: Kimliği belirli veya belirlenebilirbir kişi hakkındaki tüm bilgileri ifade eder.”
49. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması KarşısındaBireylerin Korunması Sözleşmesi’nin “Verilerinniteliği” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendişöyledir:
“Otomatik bilgi işleme konu teşkil eden kişisel nitelikteki veriler:
(a) Meşru ve yasal yoldan elde edilmeli veişleme tâbi tutulmalıdır;
(b) Belli ve meşru amaçlar için kaydedilmelive bu amaca aykırı şekilde kullanılmamalıdır;
(c) Uygun ve elverişli olmalı vekaydedildikleri amaca göre aşırı olmamalıdır;
(d) Doğru ve icabında güncel olmalıdır;
(e) İlgili kişilerin kimliklerini belirtecekbir biçim altında ve kaydedildikleri nihai amaç için gerekli görülen süreyiaşmayacak bir süre için muhafaza edilmelidir.”
50. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması KarşısındaBireylerin Korunması Sözleşmesi’nin“İstisnalar ve kısıtlamalar” kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:
" 1. İşbu maddede belirtilen şuurlardışında, Sözleşmenin 5, 6 ve 8. maddeleri hükümlerine hiçbir istisnagetirilemez.
2. Taraf devletin kanunlarında öngörülmüşolması ve demokratik bir toplumda aşağıdaki hususların sağlanması için gereklibir önlem oluşturması halinde işbu Sözleşmenin 5, 6 ve 8. maddelerine istisnagetirilebilir:
a. Devlet güvenliğinin korunması, kamugüvenliği, devletin mali menfaatleri veya suçların önlenmesi;
b. İlgili kişinin veya başkasının hak veözgürlüklerinin korunması.
3. İlgili kişilerin özel yaşamlarına tecavüztehlikesi bulunmadığının açık olduğu durumlarda, 8. maddenin b, c ve dfıkralarında düzenlenen haklar istatistiki veya bilimsel amaçlar içinkullanılan kişisel veri dosyalan bakımından kanunla kısıtlanabilir."
51. 5429 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yer alan "İstatistiki birimler, kendilerinden istenenveri veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlardaeksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür." hükmüile 54. maddesinin ikinci fıkrasının (b)bendinin iptali istenmiştir. AnayasaMahkemesi Genel Kurulunun 20/3/2008 tarihli ve E.2006/167, K.2008/865 sayılıkararıyla, Anayasa'nın 20. ve 25. maddelerinde yer alan güvencelere rağmenitiraza konu 8. madde hükmü bilgi toplama, saklama, işleme ve değiştirme tekeliolan idareye ve diğer kişilere karşı kişilerin korumasız bırakıldığı, veritoplamanın sınırlarına yasal düzenlemede yer verilmediği, bu nedenleAnayasa'nın 20. ve 25. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.
52. Bu iptal kararından sonra anılan hükümler 25/11/2008 tarihlive 5813 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmiş, 5429 sayılı Kanun'un yenidendüzenlenen 8. maddesi ile 54. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendininde yeralan "Hanehalkı veya bireylerle yapılanaraştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni Türk Lirası,''ibaresinin, Anayasa'nın 20. maddesine aykırılığı iddiasıyla iptali istenmiştir.Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 12/10/2011 tarihli ve E.2010/12, K.2011/135sayılı kararıyla iptal istemi reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
“İtiraz konusu kurallarla istatistiklerin kamuyararı için önemi dikkate alınarak bireylere mecburi ve ücretsiz kamusal birkülfet yüklenmiştir. Karşılaştırmalı hukukta da bazı ülkelerde bireylereistatistik amaçlı bilgi verme yükümlülüğü getirildiği görülmektedir. Modern birdevlette kamu hizmetlerinin planlanması ve kamu güvenliğinin sağlanabilmesiiçin bireylerin kendileriyle ilgili pek çok bilgiyi kamu otoritelerine vermeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bilgilerin istatistik amacıyla toplanmış olmasıbilgi toplamayı kendiliğinden Anayasa'ya aykırı hale getirmez.
5429 sayılı Kanun'un 8. maddesinin eskidüzenlemesini Anayasa Mahkemesi 20.3.2008 tarih ve E.2006/167, K.2008/86 sayılıkararıyla, hiçbir sınırlama öngörmeksizin istatistikî birimlere istenilenbilgileri verme yükümlülüğü getirmesi nedeniyle Anayasa'nın 20. ve 25.maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararından sonra 5813sayılı Kanun'la getirilen düzenleme ile 8. maddede bilgi verme yükümlülüğününsınırı Anayasa'da belirlenen temel hakların ve ödevlerin ihlal edilmemesiolarak belirlenmiştir. Anayasa'nın 20. maddesinde herkesin özel hayatına veaile yaşayışına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu; 24.maddesinde kimsenin dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı; 25.maddesinde de herkesin düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu, her ne sebepve amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamayazorlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bunlar gibi, Anayasanın diğermaddelerinde güvence altına alınan hak ve ödevler gözetilerek bilgi talepedilebilecektir. İstenilen bilgilerin bunitelikte olduğunu düşünen istatistikî birimler, nedenini açıklayarak bilgivermekten kaçınabileceği gibi haklarında idari para cezasıuygulanması halinde buna itiraz ederek istenilen bilginin temel haklarını ihlaledecek nitelikte olduğunu mahkemeler önünde de ileri sürebilirler.
5429 sayılı Kanun'un 54. maddesinin ikincifıkrasında, istatistikî birimlerin kendilerinden istenen bilgileri geçerli birmazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede, eksiksiz ve hatasız olarakvermek zorunluluğuna uyulmaması idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır. Budurumda dava konusu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde bireylerin temelhaklarının korunmasının idari ve adli makamların sorumluluğuna bırakıldığıgörülmektedir. İdari makamlar bireyin temel haklarını ihlal edecek şekildebilgi talep etmeme yükümlülüğündedirler. İdari makamların bu ödevini yerinegetirmemesi halinde istatistikî birimler haklarını yargı makamları önündearayabileceklerdir. Bu durumda itiraz konusu kurallarla bireyin hakları ilekamu yararı arasında makul bir denge kurulduğu ve bireylerin haklarına ölçüsüzbir müdahaleye izin verilmediği anlaşıldığından Anayasanın 2. maddesindekihukuk devleti ilkesine aykırılık görülmemiştir. ”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
53. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu, TÜİK yetkileri tarafından gerçekleştirilenHanehalkı Bütçe Anketi çalışmalarında konutunun istatistiki birim olarakseçildiğini, kendisinin fiilî imkânsızlıklar nedeniyle anket çalışmasınakatılmaktan muaf tutulması talebinin reddedildiğini, söz konusu anket çalışmasıkapsamında günlük olarak alışveriş yaparken hangi markaları tercih ettiği, düzenliaylık harcamaları, taksit ve borç ödemeleri ve bunun gibi özel hayatınıngizliliğine müdahale niteliğindeki soruları cevaplandırmaya karşı çıkarak anketçalışmasına katılmadığını, bu nedenle idari para cezasıyla cezalandırıldığını,TÜİK tarafından ankete katılmasının zorunlu tutulması sebebiyle Anayasa’nın 20.maddesinde tanımlanan özel hayata saygı hakkı ile 25. maddesinde düzenlenendüşünce ve kanaat hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespititalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
55. Yukarıda belirtildiği üzere başvurucunun katılması istenensöz konusu ankette, ailedeki ayni gelir elde eden kişilerin ad ve soyadları,elde edilen ayni gelirin kaynağı, ayni gelirin elde ediliş sıklığının, haneyegelen hediye ve yardımlar ile haneden başka hanelere yapılan yardımlar veverilen hediyelerin belirtilmesi, bir ay boyunca yapılan tüm harcamalarınmarka, ölçü, miktar, alışverişin yapıldığı yer gibi detaylarının bir ay süreylelistelenmesinin istendiği, herhangi bir konuda kişisel düşünce ve kanaatlerinedair soruların bulunmadığıanlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucunun iddialarıAnayasa'nın 20. maddesi kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
56. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
57. Başvurucu, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
58. Bakanlık görüşünde, toplumun menfaatleri ile bireyinmenfaatlerinin çatıştığı durumlarda adil denge gözetilirken devletin takdiralanının varlığının kabulü gerektiği, somut olayda kişiden bir ay boyuncayaptığı tüm harcamaların listesini yapmasını istemenin demokratik toplumdagerekli olup olmadığı konusunda takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğubelirtilmiştir.
59. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta öncekiiddialarını tekrar etmiştir.
i. Genel İlkeler
60. Anayasa’nın “Özel hayatıngizliliği” kenar başlıklı 20. maddesi şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini istemehakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz vebunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevlihâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saatiçinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişiselveriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesiniveya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
61. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş birkavramdır.Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlık olup bukoruma bir taraftan herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak kendine özelbir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etse de diğer taraftan özelhayat kavramının herkesin kişisel yaşamını istediği şekilde sürdürme ve dışdünyayı bu çemberden ayrı tutma kavramına indirgenemeyeceği açıktır. Bu açıdanAnayasa’nın 20. maddesi özel bir sosyal hayat sürdürmeyi güvence altınaalmaktadır (Serap Tortuk, B. No:2013/9660, 21/1/2015, § 31).
62. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksalçıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadeceyalnız bırakılma hakkından ibaret olmayıp bu hak, bireyin kendisi hakkındakibilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyinkendisine ilişkin herhangi bir bilginin kendi rızası olmaksızın açıklanmaması,yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafınakullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaatibulunmaktadır (Serap Tortuk, §32). Bu husus, ilk defa Federal Almanya Anayasa Mahkemesinin Nüfus SayımıKanunu kararında ifade edilen "bireyinkendisi hakkındaki bilgilerin geleceğini belirleme hakkı"naişaret etmektedir (Federal Almanya Anayasa Mahkemesi, Nüfus Sayımı Kanunukararı, BVerfGE, 65, 1 - Volkszählung,15/12/1983; Küzeci, Elif, İnsan Hakları Yıllığı, Cilt 32, 2014, s. 53-75; AYM,E. 2010/40, K. 2012/8, 19/1/2012; E. 1986/24, K. 1987/8, 31/3/1987).
63.Anayasa’nın 20. maddesinde herkesin, özel hayatına saygıgösterilmesi hakkına sahip olduğu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağıbelirtilmektedir. Kamu makamlarının özel hayata saygı hakkına keyfî bir şekildemüdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa'nın 20. ve Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesi ile sağlanan güvenceler kapsamında yeralmaktadır. Özel hayata saygı hakkının kapsamında olan bireylerin kişiselverilerinin korunması hakkı, Anayasa'nın 20. maddesinde açık olarakdüzenlenmiştir.
64. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere kişiselveri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye ilişkinbütün bilgileri ifade etmekte olup ad, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibibireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgilerin değil telefon numarası,motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmiş,resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetikbilgiler, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler,tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibikişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerdir(AYM,E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014;E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; E.2013/84, K.2014/183, 4/12/2014;E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015; BülentKaya [GK], B. No: 2013/2941, 11/5/2016, § 49).
65. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması KarşısındaBireylerin Korunması Sözleşmesi’nin 2. maddesinde de kişisel bilgi, belirliveya belirlenebilir bir kişiye ilişkin herhangi bir bilgi olaraktanımlanmaktadır.
ii. Genel İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
a. Müdahalenin Varlığı
66. Somut olayda başvurucu; kendisinin ve aile bireylerininadları, adresi, maddi durumları, gelirlerinin kaynağı, aylık harcamaları, malve hizmet tercihlerikonusunda detaylı bilgiler vermesini gerektiren anketekatılmayı reddetmesi nedeniyle idari para cezasıyla karşılaşmıştır. Kamumakamlarının başvurucuyla ilgili öğrenmek istediği söz konusu kişiselbilgilerin, kimliği belirlenmiş ya da belirlenebilecek kişilerle ilgiliolmasından dolayı özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel nitelikli verilerolduğu anlaşılmaktadır.
67. Kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorularsorulması da dahil olmak üzere, bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıylailgili bilgilerinin, parmak izinin, fotoğrafının, hücre ve DNA örneklerininalınması, kaydedilmesi, saklanması ve kullanılması özel hayata saygı hakkınamüdahale oluşturur (Bülent Kaya,§ 51). (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Leander/ İsviçre, B. No: 9248/81, 26/3/1987, § 48;Kopp/İsviçre, B. No: 23224/94, 25/3/1998,§ 53; Amann/İsviçre [BD], B. No:27798/95, 16/2/2000, § 69; Rotaru/Romanya [BD],B. No: 28341/95, 4/5/2000, §§ 43,44, 46).
68. Kaydedilen bilgilerin daha sonra kullanılmış olupolmamasının bir önemi yoktur. Bununla birlikte kamu makamları tarafındanmuhafaza edilen kişisel nitelikli bilgilerin özel yaşam unsurlarından birinidevreye sokup sokmadığını tespit etmek için bu bilgilerin hangi çerçevedealındıklarının ve muhafaza edildiklerinin, verilerin türünün, kullanıldıklarıve işlendikleri şeklin, bunlardan çıkarılabilecek sonuçların dikkate alınmasızaruridir (Bülent Kaya, § 53).
69. Somut olayda kamu makamları tarafından başvurucunun; adı,adresi, gelir kaynakları, tüketim alışkanlıkları ve ekonomik durumuna yönelikkişisel verileri vermeye zorlanması, bilgileri vermemesi üzerine hakkında idaripara cezası uygulanması suretiyle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altınaalına özel hayata saygı hakkına müdahalede bulunulduğu anlaşılmaktadır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
70. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması KarşısındaKişilerin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin 9. maddesinde devletgüvenliği, kamu güvenliği, devletin ekonomik menfaatlerinin korunması vesuçlarla mücadele edilmesi, ilgilinin veya üçüncü kişilerin hak veözgürlüklerinin korunması ile verilerin istatistiki veya bilimsel amaçlarlakullanılması gibi durumlarda kişisel verilerin korunmasına sınırlamalargetirilebileceği öngörülmüştür.
71. Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, çeşitlinedenlerle özel hayata saygı hakkına sınırlamalar getirilebileceği belirtilerekbu hakkın mutlak olmadığı kabul edilmiştir (SerapTortuk, § 38).
72. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında ise herkesinkendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme, buveriler hakkındabilgilendirilme, verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesinitalep etme, verilerin amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığınıöğrenmehakkına sahip olduğu, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerdeveya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilerek anayasalsınırlar belirtilmiştir.
73. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
74. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama vegüvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hakve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler gözönünde bulundurularaksınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasanın bütünselliği ilkesiçerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun genel kurallarıgözönünde tutularak uygulanması zorunlu olduğundan belirtilen düzenlemede yeralan başta kanun ile sınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin,Anayasa'nın 20. maddesinde yer verilen hakların kapsamının belirlenmesinde degözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim AkatEşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 35).
75. Dolayısıyla özel hayata saygı hakkına yapıldığı iddia edilenmüdahalelerin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin varolup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
i. Kanunilik
76. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü Anayasayargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale sözkonusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren birkanun hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki, § 36).
77. Somut olayda başvurucunun idari para cezasıyla tecziyesinindayanağı 5429 sayılı Kanun'un 8. ve 54. maddeleridir. Söz konusu 8. maddede,yapılan sayım veya örnekleme çalışmalarına konu olan hakkında veri toplanacakgerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşların (istatistiki birim)Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde kendilerindenistenen veri veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre vestandartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlü olduklarıdüzenlenmiştir.
78. Kanun'un 54. maddesinde iseistenen bilgileri, geçerli birmazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede vermeyen veya eksik veya hatalıverenlerin, bir kereye mahsus olmak üzere uyarılarak yedi gün içerisindebilgileri vermeleri veya eksik ve hataları gidermelerinin isteneceği, buuyarıya rağmen bilgileri hiç vermeyen veya talep edildiği hâlde eksiklerigidermeyen ve hataları düzeltmeyenler hakkında idari para cezası uygulanacağıdüzenlenmiştir.
79. 5429 sayılı Kanun'da ülkenin ekonomi, sosyal, demografi,kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki resmîistatistikleri üretmek üzere Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevlerçerçevesinde kişilerden bilgi isteneceği, bu bilgilerin toplanma, kaydedilme vesaklanma esas ve usulleri detaylı olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun'da sözkonusu bilgilerin güvenilirlik, tutarlılık, tarafsızlık, istatistiki gizlilik,güncellik ve şeffaflık ilkelerine göre hazırlanacağı, resmî istatistikleringerçekleri yansıtmasının sağlanması, tüm kullanıcılara tarafsız ve eş zamanlıolarak sunulması, gizlilik ilkesine riayet edilmesinin esas olduğudüzenlenmiştir. Kişilerden elde edilen istatistiki bilgilerin kimlere, hangikoşullarda verilebileceği, bilgilerin gizliliği, gizliliğin ihlali durumundayargı yolunun açık olduğu ve kurumun tazminat yükümlülüğü gibi konulardaayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan hükümlerle elde edilecekbilgilerin amacı dışında kullanılmasını önleyecek ve kişilerin özel hayatınadair bilgilerin ve kişisel verilerin ifşa edilmesini önleyecek yasal güvenceninsağlandığı görülmektedir.
80. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatına saygıhakkına yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının mevcut olduğuanlaşılmaktadır. Anılan Kanun hükümlerinin yeterli açıklıkta hükümler içerdiği,başvurucuaçısından yeterli derecede ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğu kanaatinevarılmıştır. Bu durumda söz konusu düzenlemelerin “kanunilik” ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
81. 5429 sayılı Kanun'un 1. ve 8. maddeleri, müdahalenin amacınıbelirlemede yol gösterici niteliktedir."Amaç" kenar başlıklı 1. maddede yer alan düzenlemedeülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve bilgilerin derlenmesi,değerlendirilmesi, gerekli istatistiklerin üretilmesi amacına yer verilmiş;Kanun'un 8. maddesinde de ülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre,bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki resmî istatistikleriüretmek üzere Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesindekişilerden bilgi isteneceği düzenlenmiştir.
82. Söz konusu düzenlemeler, kamu düzeni, ülkenin ekonomikrefahı amaçlarına yöneliktir. Bu kapsamda somut müdahalenin temelini oluşturankanuni düzenlemelerin Anayasa'nın 20. maddesi ve Sözleşme'nin 8. maddesiçerçevesinde meşru bir amaca dayalı olduğu sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
83. Kişisel verilerin korunması, kişisel bilgileri sınırsızşekilde toplayabilen ve kullanabilen günümüz bilişim teknolojileri karşısındasavunmasız ve zayıf hâle gelen bireyin korunmasını amaçlamakta olup AnayasaMahkemesi kararlarında belirtildiği gibi kişisel verilerin korunması hakkı,insan onuru ve kişiliğin serbestçe geliştirilmesi hakkına dayanmaktadır(AYM,E.2014/122, K. 2015/123, 30/12/2015, § 20).
84. Kişisel verilerin korunması kişinin maddi ve manevivarlığını geliştirmesine imkân tanıyarak bireyin hayatını kendi özgüriradesiyle düzenlemesine katkı sağlamaktadır. Bireyin kişisel verileriüzerindeki hakkı yeteri kadar korunmazsa kişiliğini serbestçe geliştirmesi zoragireceğinden özgür iradeleriyle yaşamlarını biçimlendiren bireylerden oluşandemokratik bir toplum düzeninin ortaya çıkması ve korunması da güçleşecektir.Kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi ancak ve ancak faaliyetleriniözgürce gerçekleştirmesi ile mümkündür. Kişisel verilerin korunmasıyla, kişiselveri toplanması, saklanması ve işlenmesi sırasında bireyin hak veözgürlüklerinin korunarak demokratik toplum düzeninin oluşmasına katkı yapmakhedeflenmektedir (Federal Almanya Anayasa Mahkemesi, Nüfus Sayımı Kanunukararı, BVerfGE, 65, 1 - Volkszählung,15/12/1983)
85. Kural olarak bireyin özel hayatını kendi tercihleri ilenasıl şekillendirdiği, bir başka kişinin veya devletin ilgi alanınagirmemelidir. Yaşam ilişkilerine ait tüm kişisel verilerinin kapsamlı bir kaydıtutulan ve özel yaşamının gizliliği adeta ortadan kalkan bireyin kişiliğinigeliştirmesi mümkün değildir. Kişisel verilerin korunması hakkı ihlaledildiğinde bireyin diğer temel hak ve özgürlükleri kullanması zorlaşmaktadır. Kayıtaltına alınan veya alındığını düşünen birey kendi özgür kişiliğinin gereği gibideğil kendisinden istenilen veya beklenilen davranış tarzıyla hareketedecektir. Bireyler çeşitli faaliyetlerinin devlet tarafından izleneceğiendişesiyle bunları gerçekleştirmekten vazgeçebilirler. Aykırı harekettarzlarının sürekli kayıt altına alındığını düşünen birey, örneğin örgütlenme,toplantı ve düşünce özgürlüklerini kullanmama eğilimine girecektir. Eğerinsanlar seyahat etmek, iletişimde bulunmak gibi belli eylemlerin hükümettarafından yakından izleneceğini düşünürlerse, bu eylemleri gerçekleştirmektenkaçınabilirler ve yasal faaliyetlerinde kendi kendilerini sınırlama eğiliminegirebilirler. Bu durum kişinin özerkliğini etkileyerek yurttaşların özgüriradeleriyle kendi yaşamlarını belirleyebildikleri özgürlükçü demokratikesaslara dayanan bir toplum düzeninin oluşmasını engelleyecektir (FederalAlmanya Anayasa Mahkemesi, Nüfus Sayımı Kanunu kararı, BVerfGE, 65, 1 - Volkszählung,15/12/1983).
86. Kişisel verilerin korunmasına yönelik uluslararasısözleşmelerle kişisel verilerin korunması ve bireyin kendisi hakkındakibilgilerin geleceğini belirleme hakkı kapsamında gerekli olan temel ilkelervebu amaçla düzenlenen kanunlarda bulunması zorunlu olan hususlar belirlenmiştir.Buna görekişisel veriler, Kanun'la açıklanan hallerle sınırlı olarak ve belirliamaçlar için toplanmalı, yalnızca bu amaçlar doğrultusunda kullanılmalı veverilerin gelecekte başka amaçlar için kullanılması önlenmelidir. Bireylerekurum ve kuruluşlarca kendileri hakkında bilgi toplandığı konusundabilgilendirilme, bunun yanında söz konusu bilgilere erişme, yanlış bilgileridüzeltme, hukuka aykırı şekilde işlenmiş olanları sildirme haklarıtanınmalıdır. Bildirim, düzeltme veya silme talebinin yerine getirilmemesihâlinde etkilibir başvuru yolundan yararlanma imkânı verilmelidir. Çeşitlikurum ve kuruluşlar tarafından kişisel verileri hukuka uygun olarak kayıtaltında tutulan kişilerin, bu verilerin daha sonra üçüncü kişilerlepaylaşılması konusunda rızalarının alınması sağlanmalıdır (bkz. § 47; KişiselVerilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin KorunmasıSözleşmesi).
87. Anayasa'nın 20. maddesinde kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmü bulunmasına rağmen anılanmaddenin çıkarılmasını öngördüğü kanun başvuruya konu işlemin tesis edildiğitarihte çıkarılmamış olup söz konusu Kanun 24/3/2016 tarihinde kabul edilmiştir(24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu). Bu nedenleanılan Kanun hükümlerinin başvuru konusu dosya bakımından dikkate alınmasımümkün değildir. Bununla birlikte somut olaydamüdahalenin 5429 sayılı Türkiyeİstatistik Kanunu'na dayandığı ve anılan Kanun'un "kanunilik"ölçütünü karşıladığı yukarıda ortaya konulmuştur.
88. Öte yandan sosyal devletin gereği olarak ekonomik ve sosyalgelişmenin sürekliliğini sağlamak için bu alanlara yönelik kapsamlı, doğru vegüncel bilgilerin elde edilmesine ihtiyaç vardır. Bu konuda istatistik bilimdalından faydalanmak objektif ve rasyonel sonuçlara ulaşılmasında çok önemli veetkilidir. Bu nedenle modern devletler istatistik çalışmalarına önem vermekteve bu çalışmaların sonuçlarından yararlanmaktadır.
89.5429 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesinin iptal kararınınardından yeniden düzenlenmiş olan 8. maddesinde, bireylere kendilerindenistenilen bilgileri vermek yükümlülüğü getirilmekle birlikte, bilgi vermeyükümlülüğünün sınırı Anayasa'da belirlenen temel hakların ve ödevlerin ihlaledilmemesi olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi GenelKurulunun 12/10/2011 tarihli ve E.2010/12, K.2011/135 sayılı kararınıngerekçesinde de belirtildiği üzere istenilen bilgilerin Anayasa'da güvencealtına alınan temel hak ve özgürlüklere -somut olayda özel hayata saygı hakkına-müdahale niteliğinde olduğunu düşünen bireyler (istatistiki birimler) nedeniniaçıklayarak bilgi vermekten kaçınabilirler.
90. Bireyin temel haklarına yapılan müdahale ile bu müdahaleylegüdülen meşru amaç arasında bir orantı bulunması zorunludur. Anayasa’nın 13.maddesinde bu orantının değerlendirilmesi noktasında dikkate alınmak üzeredemokratik toplumda gereklilik, hakkın özü ve ölçülülük unsurlarına riayetedilmesi şeklinde üç ayrı güvence ölçütüne daha yer verilmiştir (Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126,2/7/2015, § 70).
91. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında ifadeedilen demokratik toplumda zorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eyleminacil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanması ve takip edilen meşru amaçbakımından orantılı olması unsurlarını içermektedir. Bir müdahalenin orantılıolduğunun kabul edilebilmesi için söz konusu temel hakka daha az zararverebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı da yerine getirebilecek nitelikteolan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72, 25/3/1983, § 97).
92. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğüanlamsız kılan asli çekirdeği ifade etmekte olup bu yönüyle her temel hakaçısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Buçerçevede hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamazhâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamaların, hakkın özüne dokunduğu kabuledilmelidir. Özel hayata saygı hakkı bağlamında da bu hakkın ortadankaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecedegüçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin bu hakkın özünü zedeleyeceğiaçıktır. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin gereğindenfazla sınırlandırılmasının önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarıncaölçülülük ilkesi, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacınıgerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin sınırlamaamacına ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden zorunluluk ve araçlaamacın orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz biryükümlülük getirmemesini ifade eden oranlılık unsurlarını içermektedir (AYM,E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013; MarcusFrank Cerny,§ 72).
93. Belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıpyapılmadığının tespiti için müdahale teşkil eden önlemin temelini oluşturanmeşru amaç karşısında, bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönündebulundurulması ve gözetilen toplumun genel yararının gerekleri ile bireyintemel hakkının korunması arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığınınbelirlenmesi zorunludur. Anayasa'nın 13. maddesi vasıtasıyla Anayasa'da yeralan tüm temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması hususunda geçerli olan budenge, özel hayata saygı hakkınınsınırlandırılmasında da gözönündebulundurulmalıdır (Marcus Frank Cerny,§ 73).
94. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmenintemel ekseni, müdahaleye neden olan idare ve derece mahkemelerinin kararlarındadayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkını kısıtlama bakımından“demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğununinandırıcı bir şekilde ortaya konup konamadığı olacaktır. Bu çerçevede birmüdahale, meşru amaçla orantılı bir müdahale olmalıdır. İkinci olarakmüdahalenin haklılığı için kamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler konuylailgili ve yeterli olmalıdır (Marcus FrankCerny,§ 83).
95. Somut olayda başvurucu, idarenin 8/10/2013 tarihli yazısıylaankete katılmaması hâlinde idari para cezasıyla cezalandırılacağı yönünde ihtaredilmiştir. Başvurucu 24/10/2013 tarihinde mazeret dilekçesi vererek anketçalışmasına katılmak istemediğini belirtmiş, idare 25/10/2013 tarihli yazısıylabaşvurucunun mazeret talebini zımnen reddederekidari para cezasına dairihtarını yinelemiştir. Tanınan süre içinde söz konusu ankete cevap vermemesiüzerine başvurucu 7/11/2013 tarihli işlemle idari para cezasıyla tecziyeedilmiştir. Başvurucunun anılan işleme itirazı, İstanbul 28. Sulh CezaMahkemesince cezanın mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
96. Toplumun tüketim harcamaları ile ekonomik düzeyininbelirlenmesi ve tespit edilen veriler ışığında devletin kamu güvenliği veplanlı kalkınma hususlarında ihtiyaç duyulan tedbirleri alması için hanehalklarına yönelik anket yapılması demokratik bir toplumda gerekli olarakgörülebilir.
97. Belli bir toplumda yaşayan kişilerin o toplumunihtiyaçlarını karşılayacak bazı ödevlerle sorumlu tutulabilmesi olağandır.Bireylerin birlikte yaşamanın gerektirdiği bazı ödevlere katlanmalarıgerekebilir. Somut olayda başvurucu kamu yararına olarak bazı verilerintoplanması konusunda ankete katılım ödevi ile sorumlu tutulmuştur. Ankette özelhayata ilişkin bilgiler istenilmekle birlikte Kurum başvurucuya bu bilgileringizliliği konusunda gerekli yasal güvencelerin sağlandığını bildirmiştir.Başvurucu bunun aksini ileri sürmemektedir. Bu hususlar dikkate alındığındaankete katılımın zorunlu tutulmasının demokratik bir toplumda gerekli olmadığısöylenemez.
98. Bunun yanı sıra başvurucu, sanatçı olması nedeniyle işyoğunluğunu ve iki çocuğuna bakmasını gerekçe göstererek ankete katılımınkendisine ağır külfet getirdiğini, anketörlerin ev ziyareti nedeniyle özelhayatın gizliliğinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Anketörlerle toplamdasekiz görüşme yapılması ve tüketim harcamalarına ilişkin kayıt tutmazorunluluğu bulunmakla birlikte anket bir ay ile sınırlıdır. Toplumda sınırlısayıda kişinin hayatlarında belki de bir defa katlanacakları böyle biryükümlülüğün bireylere başlı başına aşırı külfet yüklediği söylenemez. Diğertaraftan ankette toplumun farklı katmanlarındaki kişilerin gelir ve harcamadurumlarına ilişkin bilgilere ihtiyaç duyulmaktadır. Başvurucunun mazeretleriiçinde bulunduğu toplum katmanında başka herhangi bir kişinin de dilegetirebileceği mazeretlerdir. Bunların kabul edilmesi hâlinde başvurucununiçinde bulunduğu toplum katmanından herhangi bir kişiyle anket çalışmasıyapılması neredeyse imkânsız olacaktır. Önemli ekonomik verilere temel olananket çalışmalarının kamu gücünün belli bir zorlaması olmadan yapılabilmesioldukça zordur.
99. Son olarak uygulanan yaptırım, başvurucunun ekonomik vesosyal durumu dikkate alındığında oldukça düşük miktarda bir idari paracezasıdır. Dolayısıyla müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.
100. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvencealtına alınan özel hayata saygı hakkının edilmediğine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatasaygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.