TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
G.Y. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/1669)
Karar Tarihi: 15/1/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RESEN GİZLİLİK KARARI VERİLDİ
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
G.Y.
Vekili
:
Av. Mehmet Fırat PÜRSELİM
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçu isnadıyla yapılanyargılamanın uzun sürmesi ve yargılama sonucunda mahkemenin eylemi hukukinitelendirmesine bağlı olarak sanığın cezasının az olması sebebiyle kötümuamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/1/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1989 yılı Kasım ayı doğumlu olup olay tarihinde(1/9/2006) 16 yaşındadır. İstanbul'da ikamet eden başvurucu, R.K. ve H.M.aracılığıyla tanıştığı Z.Ç. tarafından zorla alıkonularak cinsel istismareylemine maruz kaldığı iddiasıyla Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık)şikâyette bulunmuştur.
9. Başvurucu, soruşturma sürecinde rızası dışında Z.Ç.nin evindetutularak cinsel saldırıya uğradığını ancak korkması sebebiyle eylemin akabindekimseye bu olaydan bahsetmediğini beyan etmiş; daha sonra ailesinin haberiolmaksızın bir başkasıyla yaşamak için evinden ayrıldığını ve bu aşamada hamileolduğunu tesadüfen öğrendiğini ifade ederek bebeğin babasının Z.Ç. olmasınedeniyle şikâyetçi olduğunu dile getirmiştir.
10. Gebeliğini rızasıyla sonlandıran başvurucunun bebeğininbabasının %99,99 olasılıkla Z.Ç. olduğu Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisasDairesinin 31/1/2007 tarihli DNA inceleme raporuyla tespit edilmiştir.
11. Z.Ç., soruşturma aşamasındaki ilk beyanında başvurucu ilecinsel birliktelik yaşadığını reddetmiş ise de DNA raporu sonrasında söz konusubirlikteliğin varlığını kabul etmiş ancak bu ilişkinin başvurucunun rızasıylaolduğunu ileri sürmüştür. Z.Ç. ayrıca başvurucunun yaşını 25, ismini de farklıolarak bildiğini iddia etmiş, evlenmek istediklerini ve bir süre birlikteyaşadıklarını sonrasında ise ayrıldıklarını ifade etmiştir.
12. Savcılık tarafından 31/5/2007 tarihinde Z.Ç. hakkında cebir,tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğunnitelikli cinsel istismarı suçlarını işlediği, R.K. hakkında da Z.Ç.ye anılaneylemlere yardım ettiği isnatlarıyla Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde(Mahkeme) kamu davası açılmıştır.
13. Yargılama sürecince Mahkeme tarafından başvurucu veyargılananların yanı sıra H.M.nin tanık olarak beyanına başvurulmuş, bunakarşın başvurucunun ailesinin dosyaya yansıyan önceki beyanları yeterligörülmüştür. Başvurucunun Z.C. ile bir süre aynı evde kaldığının ailesitarafından bilindiği tanık beyanlarına yansımıştır.
14. Başvurucunun beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığınayönelik Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 7/3/2007 tarihliraporunda (ATK raporu), başvurucuda 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanunu'nun 103. maddesinin 6. fıkrası kapsamında psikopatolojik arazgörülmediği gibi öncesinde var olan akut anksiyete bulgularının da kaybolduğuve bu nedenlerle başvurucunun ruh sağlığının şikâyet konusu olay sebebiylebozulmadığı tespitine yer verilmiştir.
15. Mahkemece 20/2/2008 tarihinde, Z.Ç.nin eyleminin 5237 sayılıKanun'un 104. maddesinin 1. fıkrası uyarınca reşitolmayanla cinsel ilişki kapsamında kaldığı kabulüyle cezasında altsınırdan uzaklaşılarak, cinsel ilişkinin birden fazla kez yaşanması sebebiylecezasında arttırım uygulanarak ve başvurucuyla cinsel ilişki yaşadığını öncekabul etmeyerek başvurunun başka kişilerle ilişki yaşadığını iddia etmesinedeniyle hakkındatakdiren indirim uygulanmayarak Z.Ç.nin 1 yıl 13 ay hapiscezasına mahkûm edilmesine karar verilmiştir. Buna karşın Z.Ç.nin hürriyetitahdit suçunu işlemediği ve R.K.nın isnat edilen suçu işlediğine dair yeterlidelil elde edilememesi sebebiyle beraatlerine karar verilmiştir.
16. Başvurucu ve Z.Ç.nin temyiz talepleri üzerine Yargıtay 14.Ceza Dairesi (Daire) başvurucunun kayıtlara göre olay tarihinde 16 yaşınıtamamlamış olması ve Z.Ç.nin başvurucunun yaşını daha büyük olarak bildiğinibeyan etmesini dikkate alarak kayıtların fiilî gerçeği yansıtıp yansıtmadığınıntespiti amacıyla "başvurucunun resmikurumda doğup doğmadığının ve şayet doğmamışsa kemik gelişimine göre gerçekyaşının tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme yapıldığı"gerekçesine istinaden ilk derece mahkemesi kararını 26/12/2012 tarihindebozmuştur.
17. Bozma üzerine yeniden yargılama yapan Mahkeme -İstanbulAnadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi olarak ismi değiştirilmiştir- başvurucunundevlet hastanesinde doğduğunu tespit ederek 16/9/2013 tarihinde Z.Ç. hakkındayeniden mahkûmiyet kararı vermiştir. Mahkeme, bu kez ceza takdir ederken altsınırdan uzaklaşmamış ve takdiren Z.Ç.nin cezasında indirim uygulayaraktoplamda 6 ay 7 gün hapis cezasına hükmetmiş ve cezayı ertelememiştir.
18. Anılan karar, Dairenin 25/11/2015 tarihli kararıylaonanmıştır.
19. Başvurucu 15/1/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Kanun'un "Reşit olmayanla cinsel ilişki" kenarbaşlıklı 104. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:
"Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeşyaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi şikayet üzerine, ikiyıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır".
B. Uluslararası Hukuk
21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "İşkence yasağı" kenar başlıklı3. maddesi şöyledir:
"Hiçkimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabitutulamaz."
22. Bir eylemin kötü muamele olduğunu söyleyebilmek için fiilinasgari eşiği aşmasını bekleyen (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92,16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye,B. No: 27473/02, 6/3/2007, §§ 35-37; Gafgen/Almanya[BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, § 30)Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) çocuklara karşı işlenen cinselistismarlarda eşik değerlendirmesi yapılmaksızın 3. madde kapsamında incelemeyapmaktadır (birçok karar arasından bkz. Y./Slovenya,M.C./Bulgaristan).
23. Devletin bireylerin maddi ve manevi varlıklarını korumayükümlülüğü sadece esasa ilişkin olmayıp usule ilişkin boyutu da içermektedir.Usule ilişkin yükümlülükler, Sözleşme'de düzenlenen hakların teorik veya hayaliolmayıp etkili ve uygulanabilir olmasının zorunlu bir sonucudur (Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No:24760/94, 28/10/1998, § 102; Labita/İtalya [BD],B. No: 26772/95, 6/4/2000, §§ 131-136).
24. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve makulşüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğügetirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya,§ 131; Tepe/Türkiye, B. No:31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik içinminimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açıkolmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasınıgerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan,B. No: 34445/04, 11/1/2007,§ 73; Çelik veİmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 15/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu, beden ve ruh sağlığı bozulduğu hâlde ATKraporunda bozulmadığı tespitine yer verilmesi dolayısıyla Mahkemenin yeterikadar araştırma yapmaksızın hukuka aykırı karar vermesi ve bu nedenle sanığıngerektiği ölçüde cezalandırılmaması, aynı zamanda yargılamanın yaklaşık 9 yılsürmesi nedeniyle Anayasa'nın 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
27. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevivarlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
28. Anayasa'nın “Devletintemel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
"Devletintemel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevivarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
29. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun cinsel saldırı suçuna ilişkinyaptığı şikayet üzerine yapılan soruşturmanın yetersiz oluşu, yargılanankişinin yeterli cezayı almaması ve yargılamanın uzun sürmesine yönelik tümyakınmaları kötü muamele yasağının etkili soruşturma usul yükümlülüğükapsamında kaldığından adil yargılanma hakkı yönünden ayrıca bir değerlendirmeyapılmamıştır.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
31. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamındadevletin pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireylerinmaddi ve manevi varlığını gerek kamusal makamların gerek diğer bireyleringerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşıkoruma yükümlülüğü bulunmaktadır. (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51; Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17//2014, § 105). Bu tür bir korumadan söz edilebilmesi için öncelikle üçüncükişilerin kötü muamelelerini yasaklayan yasal düzenlemelerin mevcut olmasıgerekmektedir (Z.C. [GK], B. No:2013/3262, 11/5/2016, § 56 ).
32. Çocuklar, maruz kaldıkları şiddet ve istismarlar sonucundaerişkinlere göre daha fazla mağdur olduklarından fiziksel ve psikososyalgelişimlerini olumsuz etkileyebilecek tüm fiillere karşı çocukların korunmasıgerekmektedir. Anayasa’nın devletin temel amaç ve ödevlerini düzenleyen 5.maddesinde devletin vatandaşlarına insan onuruna uygun yaşayabilmesi içingerekli önlemleri alması, onların maddi ve manevi varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışması gerektiği düzenlenmiştir. Anayasa’nın41. maddesinin gerekçesinde Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Çocuk HaklarınınKullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ile çocuk haklarıyla ilgili kabulgören evrensel ilkelerin Anayasa metnine dâhil edilerek devlete çocukların hertürlü istismara ve şiddete karşı korunmasına yönelik gerekli tedbirleri almaödevi yüklendiği belirtilmiştir. Devlet, bu yükümlülüğünün gereği olarakçocukların korunması amacıyla uygun mevzuat oluşturmalıdır (Z.C. §§ 57, 58).
33. Pozitif yükümlülüğün usul boyutu çerçevesinde bireyinAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde kötü muameleye maruz kaldığınailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde devlet, sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmîbir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu soruşturmanın temel amacı, söz konususaldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak vefaillerin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu olanaklı olmazsa kötü muameleyasağı sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve kötü muamelefaillerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kişilerin haklarını istismaretmeleri mümkün olacaktır (Cezmi Demir vediğerleri, §§ 110, 111; AdemErden, B. No: 2015/4032, 23/1/2019, §32 ).
34. Kötü muameleye ilişkin bir soruşturmanın olabildiğincesüratle ve özenle yürütülmesi gerekir. Bazı durumlarda soruşturmanınilerlemesine engel olan güçlükler bulunabilir. Ancak böyle bir durumda dahiyetkililerin süratle hareket etmeleri olayın aydınlatılabilmesi, hukukunüstünlüğüne olan inancın korunması ve hukuka aykırı eylemlere müsamahagösterildiği veya kayıtsız kalındığı görünümü verilmemesi açısından büyük önemesahiptir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 119; Adem Erden, § 33).
35. Mahkemelerin özellikle kötü muamele niteliğindeki bir olayınzamanaşımına uğramaması için tüm gayreti sarf etmeleri ve tüm araçlarabaşvurmaları gerekir. Kötü muamele iddialarına ilişkin bir ceza davası sözkonusu olduğunda yetkililer tarafından çabuklukla verilecek bir yanıt, eşitlikilkesi içinde genel olarak kamunun güveninin korunması açısından temel birunsur olarak sayılabilir ve kanun dışı eylemlere karışanlara karşı gösterilecekher türlü hoşgörüden kaçınmaya olanak tanır (CezmiDemir ve diğerleri, § 120; AdemErden, §34).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
36. Soruşturma ve kovuşturma süreci bir bütün olarakincelendiğinde başvurucunun şikâyeti üzerine Savcılık tarafından derhâlsoruşturmaya başlandığı, başvurucunun soruşturmanın açıklığını temin edecek vemeşru menfaatlerini koruyabilecek bir şekilde beyanına başvurularak soruşturmasürecine dâhil edildiği anlaşılmıştır. Başvuruya konu eylemden sorumlu olanZ.Ç.nin savunmasının ve tanık beyanlarının alındığı, gebeliği sonlanan başvurucununruhsal bütünlüğünün bozulup bozulmadığı, bebeğinin babasının kimliği tespitedilerek şikâyete dair delillerin toplandığı görülmüştür. Dolayısıyla maddiolayın aydınlatılması ve sorumlunun yargılanması için özenli bir incelemeyapıldığı tespit edilmiştir.
37. Bununla birlikte başvurucu, hatalı olarak ATK raporunda ruhsağlığının bozulmadığı tespitine yer verilmesi nedeniyle Mahkemenin eyleminitelendirirken hataya düşerek olaydan sorumlu Z.Ç.ye az ceza verdiğindenyakınmıştır.
38. Delilerin takdiri, kovuşturmaya konu eylemlerin hukukinitelendirmesi ve uygulanacak ceza miktarının belirlenmesi derece mahkemelerineait olup Anayasa Mahkemesinin söz konusu nitelendirme ve belirlemeye müdahalesikural olarak düşünülemez ise de derece mahkemelerinin verdiği kararların üçüncükişiler tarafından gerçekleştirilen kötü muamelelere karşı bireylerinkorunmalarını sağlayan caydırıcı yasal tedbirleri fiilen etkisiz kılıpkılmadığıyla sınırlı olarak Anayasa Mahkemesinin inceleme alanı kapsamındadır.Diğer bir ifadeyle yargısal makamlarca ulaşılan sonucun etkin yargısal korumayızayıflatarak temel hak ve hürriyetlerin zedelenmesine yol açmamasıgerekmektedir (benzer yönde bkz. E.A.,B. No: 2014/19112, 17/5/2018, §§ 55-66).
39. Başvurucu, hatalı olduğunu değerlendirdiği ATK raporunu esasalan Mahkemenin olaydan sorumlu kişiyi yeteri kadar cezalandırmadığını ilerisürmüştür. Mahkemenin başvuruya konu olayı 5237 sayılı Kanun'un 104. maddekapsamında düzenlenen reşit olmayanla cinselilişki olarak nitelendirdiği ve başvurucunun söz konusu ilişkiderızasının varlığını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle SavcılıkçaZ.Ç. hakkında cinsel saldırı suçu isnadıyla dava açılmış olması nedeniylealınan ATK raporunun Mahkemenin suç niteliği belirlemesinde ve hükmettiği cezamiktarı üzerinde etkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki Mahkemenin suçnitelendirmesinde esas aldığı kriterin olayların oluş şekli ve tanık beyanlarıolduğu gerekçesinden anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulü başvurucunun rızasıylabaşvuruya konu olayın gerçekleştiği yönündedir.
40. Öte yandan rızanınvarlığı, söz konusu eylemi suç olmaktan çıkarmayıp sadece takibini şikâyetebağlamaktadır. On beş yaşından büyük çocuklara karşı çocukların rızasıyla gerçekleştirilen ve cinselistismar oluşturan eylemlerin soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabitutulmakla birlikte suç olarak düzenlendiği dikkate alındığında devletinpozitif yükümlülük anlamında on beş yaşından büyük çocukların cinsel istismarakarşı korunması için uygun ve yeterli yasal düzenlemeyi yaptığı anlaşılmaktadır(benzer yöndeki karar için bkz. Z.C.,§ 79).
41. Başvurucunun şikâyeti üzerine Z.Ç. yargısal makamlartarafından yargılanıp cezalandırılmıştır. Mahkemenin başvuruya konu olayıhukuki olarak nitelendirmesinde ve bu suça yönelik ceza takdirinde, Anayasa'nın17. maddesinin üçüncü fıkrasında korunan hakkı zedeleyecek mahiyette birdeğerlendirme yaptığını gösteren bir olgu bulunmamaktadır.
42. Ayrıca yargılama sürecinde Mahkemece gerekli önlemlerinalınmaması nedeniyle çocuk olan başvurucunun ruh sağlığının bozulduğu iddiaedilmiş ise de değerlendirme yapmaya elverişli açık ve somut bir iddia, bunailişkin kanıt başvuru dosyasına yansımamıştır.
43. Buna karşın 1/9/2006 tarihinde meydana gelen başvuruya konuolayın aydınlatılması ve sorumluların cezalandırılması amacıyla yapılansoruşturma 25/11/2015 tarihinde tamamlanmıştır. Yaklaşık 9 yıl sürensoruşturmada son üç yıl, başvurucunun hastane doğumlu olup olmadığının tespitiamacıyla Mahkemenin yeniden araştırma yapmasıyla geçmiştir. Mağdurun yaşıcinsel suçlarda suçun esaslı unsurlarından birini oluşturmakta olup öncelikletespit edilmesi gereken bir husustur. Somut olayda ise hastane doğumlu olanbaşvurucunun yaşının tespiti, çok kısa sürede gerçekleşebilecek asgari düzeydebir araştırmaya tabidir. Buna rağmen bahse konu araştırmanın zamanındayapılmaması yargılamanın yaklaşık üç yıl uzamasına neden olmuştur.
44. Diğer taraftan şikâyetçi olan başvurucu ve yargılanan kişidışında beyanına başvurulan tanık sayısının azlığının yanı sıra ATK raporudışında toplanan başkaca delil bulunmaması da yargılamaya konu olayınkarmaşıklık düzeyini değerlendirmek bakımından dikkate değerdir.
45. Hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olaylarınniteliği, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibikıstaslar dikkate alındığında başvuru konusu olay çok da karmaşık bir görünümarz etmediği gibi başvurucunun yargılamanın uzamasına sebep olacak tutumunu veusule ilişkin haklarını kullanırken özensizliğini gösteren bir unsur da gözlenmediğinden9 yıllık yargı süresinde makul olmayan bir gecikme söz konusudur (benzeryöndeki karar için bkz. Adem Erden,§ 42).
46. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan kötü muamele yasağının makul sürat ve özenle yargılama usulyükümlülüğü yönünden ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
48. Anayasa Mahkemesi MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) başvurusuna dairvermiş olduğu kararda, bireysel başvuruya konu olayın incelenmesi sonucundaihlal kararı verilmesi durumunda ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenler hususunda detaylı açıklamalarda bulunmuştur. Buna görebireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine kararverildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından sözedilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikledevam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve bunlarınyol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi vemanevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğertedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, § 55).
49. Başvurucu, miktar belirtmeksizin tazminat talebindebulunmuştur.
50. Somut olayda, kötü muamele yasağının makul sürat ve özenleyargılama usul yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
51. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizliTUTULMASINA,
B. Kötü muamele yasağının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muameleyasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.239,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 6. AğırCeza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.