TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİYASETTİN AYDIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1852)
Karar Tarihi: 25/3/2015
R.G. Tarih- Sayı: 18/6/2015-29390
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Murat ŞEN
Başvurucu
:
Giyasettin AYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğuKırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, infaz korumamemurları tarafından arkadaşına işkence yapılmasını protesto etmek içinkapılara vurup slogan atması nedeniyle kendisine verilen disiplin cezasınayaptığı itirazın reddedilmesinin eşitlik ve adil yargılanma haklarını ihlalettiğini ileri sürmüş, disiplin cezasının infazının tedbirendurdurulması ve tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 27/2/2013 tarihindeKırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım isteminde bulunmuştur.
4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 26/3/2014tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, başvuru tarihinde Kırıkkale F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.
7. Başvurucu diğer bazı mahkumlarla birlikte, infaz korumamemurları tarafından arkadaşına işkence yapıldığından bahisle cezaevi idaresiniprotesto etmek için 12/11/2012 tarihinde slogan atıpkapılara vurmuştur.
8. Bunun sonucunda başvurucu ve bazı mahkûmlar hakkındadisiplin soruşturması başlatılmıştır. Yapılan soruşturma sonucunda Kırıkkale FTipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulunun 1/8/2011 tarih ve K.2011/174 sayılı kararı ile başvurucununslogan atması nedeniyle “2 ay süre ilehaberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma” ve kapılaravurmak suretiyle kurumda korku, kaygı, panik yaratacak eylemde bulunmasınedeniyle de “2 ay süre ile ziyaretçikabulünden yoksun bırakma” disiplin cezaları ile cezalandırılmasınakarar verilmiştir.
9. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itiraz Kırıkkaleİnfaz Hâkimliğinin 12/11/2012 tarih ve E.2012/176,K.2012/491 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
10. İnfaz Hâkimliği kararına yapılan itiraz da Kırıkkale AğırCeza Mahkemesinin 21/1/2013 tarih ve 2013/71 Değişikİş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, karardan 29/1/2013tarihinde haberdar olmuştur.
11. Başvurucu, 27/2/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
12. 16/5/2011 tarih ve 4675 sayılı İnfazHâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
" Hükümlü ve tutuklular hakkında alınan disiplintedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veya yönetmelikhükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılan şikayetleriincelemek ve karara bağlamak."
13. 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:
"Şikayet başvurusu, 5 inci maddede yazılı süreningeçmesinden sonra veya infaz hâkimliğinin görev ve yetki alanı dışında kalanbir işlem veya faaliyete karşı ya da başvuru hakkı olmayan kimselerceyapılmışsa infaz hakimi, başvuru dilekçesini esasagirmeden reddeder; şikayet başvurusu başka bir yargı merciinin göreviiçerisinde ise o mercie gönderir.
Şikayet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşmayapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerekgördüğünde karar vermeden önce şikayet konusu işlem veya faaliyet hakkındaresen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıcaceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılıgörüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.)Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veyatutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıpdeğerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008S.K/5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesiniibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir.(Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K/5.md.) İnfaz hâkimigerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infazkurumunda da alabilir.
(3) İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikayetiyerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya dafaaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir.
(4) İnfaz hâkimi, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve kararını verir.
(5) İnfaz hâkiminin kararlarına karşı şikayetçiveya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren bir hafta içindeCeza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz yolunagidilebilir.
(6) İtiraz, infaz hâkimliğinin kurulduğu yer ağır cezamahkemesine, ağır ceza mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması halinde(2) numaralı daireye yapılır. İnfaz hakimi aynızamanda bu mahkemenin üyesi olduğu takdirde itirazla ilgili kararakatılamaz."
14. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 42. maddesinin (1) numaralıfıkrası ve iki numaralı fıkrasının (e) bendi şöyledir:
"(1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksunbırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faksve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten,telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veyakısmen yoksun bırakılmasıdır.
(2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:
...
e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak."
15. 5275 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasıve iki numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:
"(1) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası,hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasıdır.
(2) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasını gerektireneylemler şunlardır:
...
d) Kurumda korku,kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranıştabulunmak."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 25/3/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 27/2/2013 tarih ve 2013/1852 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu, hükümlü olarak bulunduğuKırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, infaz korumamemurları tarafından arkadaşına işkence yapıldığından bahisle başkahükümlülerle birlikte kapıya vurup slogan attığından dolayı Disiplin Kurulutarafından slogan atma eyleminden 2 ay süre ile haberleşme veya iletişimaraçlarından yoksun bırakma ve kurumda korku, kaygı, panik yaratabilecekeylemde bulunma fiilinden dolayı 2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksunbırakma disiplin cezaları ile cezalandırıldığını, buna karşı yaptığıitirazların reddedildiğini, ancak aynı eyleme katılan başka bir hükümlününkurumda korku, kaygı, panik yaratabilecek eylemde bulunma fiilinden dolayıaldığı disiplin cezasının kaldırıldığını belirterek, Anayasa’nın 10. ve 36.maddelerinde tanımlanan eşitlik ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüş, disiplin cezasının infazının tedbirendurdurulması ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
18. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasına yaptığıitirazın Kırıkkale İnfaz Hâkimliği ve Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanadil olmayan bir şekilde karara bağlandığını ve aynı eyleme katılan başka birhükümlüye ilişkin olarak farklı karar verildiğini ileri sürmüştür.
19. Başvurucu, başvuru formunda kendisi ile aynı durumda olanbaşka bir hükümlünün disiplin cezasının kaldırılmasına rağmen kendisine verilendisiplin cezasının kaldırılmadığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesindedüzenlenen eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüştür. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucu,Anayasa'nın 10. maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedene dayalı olarakveya hangi sebeple ayrı muamele yapıldığından bahsetmemiştir. Bir ayrımcılıkfaktörü olmaksızın benzer konulu davalarda farklı karar verilmesi tek başınaeşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmeyeceği gibi eşitlik ilkesinin ihlalibaşka bir hakla ilişkilendirilmeksizin soyut olarak da ileri sürülemez. Bunedenlerle başvurucunun iddialarının özünün esas itibariyle başvurucununtaleplerini inceleyen infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin yaptığıdeğerlendirme ve yorumlamada isabet bulunmadığına, dolayısıyla yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşıldığından başvurucunun şikâyetleri Anayasa’nın36. maddesi gereğince adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilerek ayrıcaeşitlik ilkesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
20. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birininkamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolması şarttır.”
21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
22. Anılan Anayasa ve Kanun hükmüne göre, Anayasa Mahkemesineyapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafındanmüdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmışolmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B.No:2012/1049, 26/3/2013, § 18).
23. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
24. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir. …”
25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
26. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgiliuyuşmazlıkların” ve bir “suçisnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğubelirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hakarama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmekiçin, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığıntarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmişolması gerektiği anlaşılmaktadır (B. No: 2012/917, 16/4/2013,§ 21).
27. Başvuru konusu olayda başvurucu, hükümlü olarak bulunduğucezaevinde protesto amacıyla slogan atması ve kapılara vurmasından dolayı ikiayrı disiplin cezasına çarptırılmıştır.
28. Öncelikle disiplin soruşturmasının Anayasa’nın 36. veSözleşme’nin 6. maddesi çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğininbelirlenmesi gerekmektedir. Bu hususta, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kural olarak disiplin soruşturmalarının Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındadeğerlendirilemeyeceğini kabul etmektedir. Ancak bu kuralın istisnası olarak ”suç isnadının” özerk yorumu bağlamındadisiplin suçlamasının “suç”alanında kalması da mümkündür. AİHM, adil yargılanma hakkının kapsamınıbelirlerken keyfi işlemlere karşı etkin bir koruma sağlanabilmesi için,görünüme ilişkin değil esasa yönelik bir değerlendirme yapmaktadır (bkz. Stitic/Hırvatistan, B. No: 29660/03, 8/11/2007, § 51; Engel vediğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72,5370/72, 8/6/1976, §§ 80-82; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, B. No: 7819/77, 7878/77,28/6/1984, §§ 66- 73; Ezeh ve Connors/BirleşikKrallık, B. No: 39665/98, 40086/98, 9/10/2003, § 82).
29. AİHM, bir disiplin soruşturmasının, Sözleşme’nin 6.maddesinin birinci fıkrası uyarınca “suçisnadı” başlığı kapsamında kalıp kalmadığını belirlemek amacıylabazı kriterler belirlemiştir. Bu kapsamda öncelikleeylemin iç hukuktaki nitelenmesi dikkate alınmaktadır. Bununla birliktedisiplin suçunun ve bu suç için öngörülen cezanın niteliği ve ağırlığı dagözetilmektedir (Engel ve diğerleri/Hollanda,§ 81; Campbell ve Fell/Birleşik Krallık,§ 67).
30. Somut olayda, başvurucunun cezaevinde gerçekleştirdiğieylemlerine ilişkin olarak 5275 sayılı Kanun’un disiplin hükümleri çerçevesindedisiplin kurulu tarafından ceza verilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun eylemleridisiplin hukuku çerçevesinde değerlendirilmiştir.
31. AİHM, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunudoğuracak cezaların kural olarak “suç”alanında değerlendirilmesini öngörmüştür (Engelve diğerleri/Hollanda, § 82). Ancak, somut olayda, başvurucunun,özgürlüğünden yoksun kalması daha önce hakkında verilen mahkûmiyet kararınınsonucu olup, disiplin cezasının başvurucunun kişi özgürlüğünü kısıtlaması sözkonusu değildir. Dolayısıyla başvurucunun aldığı cezanın niteliğinin, disiplincezasının niteliğini aştığı söylenemez. Disiplin cezasının ağırlığı konusundabaşvurucunun “2 ay süre ile haberleşme veyailetişim araçlarından yoksun bırakma” ve “2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” disiplincezaları ile cezalandırıldığı gözetildiğinde “suç”alanı kapsamında kalacak ağırlıkta bir cezaya maruz bırakıldığı da söylenemez.Sonuç olarak başvurucunun iddialarının Sözleşme’nin 6. maddesinde belirtilen “suç isnadı” bağlamında değerlendirilmesimümkün değildir.
32. Öte yandan, disiplin soruşturması ve devamındaşikâyetleri üzerine Kırıkkale İnfaz Hâkimliği ve Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesitarafından yapılan yargılama sürecinin sonunda başvurucunun 2 ay süre ilehaberleşme veya iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksunbırakılmasının medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili yönü bakımından uygulanabilirolup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
33. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “medeni” meselelerde uygulanabilirliğiiçin ilk olarak bir uyuşmazlığın bulunması gerekir. İkinci olarak uyuşmazlık,en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek “haklar ve yükümlülükler” ile ilgiliolmalıdır. Üçüncü olarak uyuşmazlık konusu “haklarve yükümlülükler”, Sözleşme’deki anlamıyla“medeni” olmalıdır. Son olarakadil yargılanma hakkının kapsamına alınması istenen usulün, medeni hak veyükümlülüğe ilişkin bir uyuşmazlığı karara bağlaması gerekir (B. No: 2013/3912,6/2/2014, § 21).
34. Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanmahakkının kapsamının belirlenmesinde de AİHM’in “medeni hak ve yükümlülükler” deyimininkapsamını genişletme eğilimi göz önüne alınmalıdır. AİHM, “medeni hak ve yükümlülükler” deyiminihangi hukuk alanına girdiğine ve devletin müdahale edip etmediğinebakılmaksızın bir kişinin sahip olduğu, savunulabilecek hak ve yükümlülüklerikapsayacak şekilde genişletme eğilimindedir (B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 26).
35. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınuygulanabilmesi için “medeni hak veyükümlülükler” ile ilgili gerçek ve ciddi bir “uyuşmazlığın” olması gerektiğinibelirtmiştir. Bu uyuşmazlık, sadece bir hakkın varlığı ile değil aynı zamandabu hakkın kapsamı ve uygulanma şekliyle de ilgili olabilir. Yargılamanınsonucunun, doğrudan söz konusu hakka ilişkin kesin bir karar olması gereklidir.Yüzeysel bağlantılar ve dolaylı sonuçlar Sözleşme’nin 6. maddesinin birincifıkrasını harekete geçirmek için yeterli değildir. Bununla birlikteSözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası, ulusal hukuk tarafından kabuledilebilen, en azından savunulabilir, medeni haklar ile ilgili “uyuşmazlıkların” kapsamınıgenişletmektedir. Ayrıca bu hakların Sözleşme tarafından korunmasıaranmamaktadır (bkz., bir çok karar arasından, Mennitto/İtalya [BD], B. No: 33804/96, 5/10/2000, § 23; Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02, 20/5/2008, § 28; Enea/İtalya [BD], B. No: 74912, 17/9/2009, §99; Micallef/Malta, B. No: 17056/06, 15/10/2009, §74).
36. Mahkûmlara uygulanan disiplin yaptırımlarına karşı 4675sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince infaz hâkimliğine şikâyet hususu kabuledilmiştir. Bu çerçevede disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infazhâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğerdelilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veyatutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluylaavukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. Dolayısıyla hükümlüveya tutuklulara uygulanacak disiplin yaptırımlarına ilişkin olarak infazhâkimliğine yapılacak bir şikâyet ile adli hukuk yolu sağlanmıştır (Gülmez/Türkiye, § 29).
37. Bununla birlikte, başvurucunun, haberleşme veya iletişimaraçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılması yönündeki disiplincezasının kişisel hak niteliğinde olduğu ve bu bağlamda “medeni” hak niteliğinde olduğu kabuledilmelidir (bkz. Gülmez/Türkiye,§ 25; Ganci/İtalya, B. No. 41576/98, 30/10/2003, § 25; Enea/İtalya [BD], §§ 105-107). Dolayısıyla başvurucuya uygulanandisiplin cezası nedeniyle yaptığı şikâyetin infaz hâkimliği tarafındanincelenmesinin “medeni hak”kapsamında kaldığının ve dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin6. maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasının mümkün olduğunun kabul edilmesigerekir.
38. 6216 sayılı Kanun'un 'Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi' kenarbaşlıklı (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucuların ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesigereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir.
39. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilenkararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletmeimkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkinşikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarınasaygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekildeitiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı yada uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararınınoluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal yada açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B.No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).
40. Başvurucunun disiplin cezasına karşı yaptığı şikâyetinreddedilmesine dair iddiaları esas itibarıyla infaz hâkimliği ve itiraz merciitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığınailişkindir. Başvurucu yürütülen yargılama sırasında karşıtarafın sunduğu deliller ve görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve bunlarakarşı etkili bir şekilde itiraz etme ve kendi delillerini ve iddialarını sunmakonularında bir sorunla karşılaştığına dair bir bulguya rastlanılmadığı gibiyapılan yargılama ve kurulan hükümde bariz takdir hatası veya açık keyfilik detespit edilmemiştir.
41. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun iddialarının kanunyolu şikâyeti niteliğinde olduğu ve infaz hâkimliği kararının bariz takdirhatası veya açık keyfilik de içermediği anlaşıldığından, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle başvurunun, “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA, adliyardım talebi kabul edilen başvurucunun harçtan muafiyetine, 25/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.