TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HABİBE YILDIRIM VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/22109)
Karar Tarihi: 13/10/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucular
:
1. Habibe YILDIRIM
2. Nezahat GÜL DOĞAN
3. Nur DOĞAN
4. Şeyda DOĞAN
5. Umut DOĞAN
Başvurucular Vekili
:
Av. Selin GÜNDOĞDU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu gerçekleştiği iddia edilenölümle ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşamhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/5/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgeleregöre ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucuların 25/8/2010 tarihinde dünyaya gelen vedoğumdan hemen sonra birtakım sağlık sorunları yaşamaya başlayan çocuklarıE.N.D. 26/8/2010 tarihinden vefat ettiği tarihe kadar birden çok ildeki çeşitlihastanelerde tedavi görmüştür.
7. E.N.D. ilk önce kabızlık tanısı ile tedavi görmüş,şikâyetlerinin devam etmesi üzerine makatında darlık olduğu anlaşılmış ve budarlığın giderilmesi için bazı tedaviler uygulanmıştır. Geçmeyen şikâyetleriüzerine yapılan tetkikler neticesinde E.N.D.de tümör tespit edilmiş ve E.N.D.yekemoterapi uygulanmaya başlamıştır.
8. 22/11/2014 tarihinde aldığı ilk kemoterapi sonrasındaE.N.D.de "nötropeni" gelişmesi üzerine ikamet ettiği ildeki S.Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde (Hastane) 30/11/2014 tedavisinebaşlanmış, E.N.D. 10/12/2014 tarihinde taburcu olmuştur. 16/12/2014 tarihindealdığı ikinci kemoterapi sonrasında da E.N.D.de aynı rahatsızlığın görülmesiüzerine E.N.D. 24/12/2014 tarihinde ikinci kez Hastanede tedavi altınaalınmıştır.
9. İkinci tedavi sürecinde durumunun kötüleşmesi üzerineebeveyninin talebi üzerine E.N.D. 30/12/2014 tarihinde ambulansla Ankara'daönceden tedavi gördüğü bir başka hastaneye sevk edilmiş, 30/12/2014 tarihindesevk edildiği hastanede yaşamını yitirmiştir.
10. Başvurucular 30/3/2015 tarihinde çocuklarınıntedavisinde görev alan tüm doktorlar hakkında çocuklarının teşhis ve tedavisindegerekli özeni göstermeyerek ölümüne sebep oldukları iddiasıyla AnkaraCumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi sunmuştur. Dilekçede doktorlarY.K., D.K., N.U. ve H.U.nun çocuklarının Hastanedeki tedavi sürecinde görevaldıkları ifade edilmiştir.
11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilenayırma kararı sonrasında şüpheliler hakkında taksirle ölüme neden olma vegörevi kötüye kullanma suçlarından yürütülen soruşturma 15/4/2015 tarihliyetkisizlik kararıyla Konya Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı)iletilmiştir.
12. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüphelilerin4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na tabi olmalarınedeniyle dosyanın 28/4/2015 tarihli görevsizlik kararıyla S. ÜniversitesiRektörlüğüne (Rektörlük) gönderilmesine karar verilmiştir.
13. Rektörlük tarafından 15/10/2015 tarihinde, dörtdoktor hakkında yürütülen soruşturma neticesinde şahısların yargılanmalarınagerek olmadığına (men-i muhakeme) karar verilmiştir.
14. Başvurucuların söz konusu karara karşı yaptıklarıitirazı inceleyen Danıştay Birinci Dairesi (Danıştay) tarafından 30/12/2015tarihli kararla men-i muhakeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:
"...şikayetçilerin vekilitarafından 30.3.2015 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verilendilekçede, 25.8.2010 tarihinde doğan [E.N.D.nin] dışkılama ve karnında şişlik nedeniyle 26.8.2010tarihinde [E.] Üniversitesi Tıp Fakültesinde yoğun bakıma alındığı, uzunsüre çeşitli hastanelerde tedavisine devam edilen çocuğun kuyruk sokumunda veomuriliğinde kitle olduğunun tespiti üzerine 1.7.2011 tarihinde ameliyatedildiği, birçok sağlık kuruluşunda tedavi gören çocuğun nötropeni nedeniyle30.11.2014 tarihinde [S.] Üniversitesi Tıp Fakültesine yatışınınyapıldığı, burada on gün tedavi gördüğü, ateş nedeniyle kan nakli yapılmamasıgereken çocuğa ateşinin düştüğü gerekçesiyle hemşire tarafından kan verildiğinifark eden annesinin bu duruma müdahale ettiği ve doktorun talimatıyla kan vermeişleminin durdurulduğu, çocuğun tedavisiyle ilgili hata yapılmaması için uğraşveren anne ve babaya servisteki doktorlar, hemşireler ve yöneticiler tarafındanhakaret edildiği, Öğretim Üyesi [Y.K.nın] çocuğun anne ve babasına,doktor ve hemşireleri rahatsız edemeyeceklerini, beğenmiyorlarsa hastanedengitmelerini söylediği, oradaki personele 'tutanak tutun ve bunları gönderin'dediği, Başhekimle görüşmelerine izin verilmediği, şikayet dilekçelerindensonuç alınamadığı, 10.12.2014 tarihinde taburcu edilen hastanın ailesi tarafından[H.] Üniversitesi Tıp Fakültesine götürüldüğü, buradaki tedavisindensonra 24.12.2014 tarihinde tekrar [S.] Üniversitesi Tıp Fakültesinegetirildiği, ağır nötropeni geçiren çocuğun 4 kişilik odaya yatırıldığı,sürekli olarak sonda ve lavman yapılan çocuğun 14-15 yaşlarında erkek birçocuğun olduğu odada tutulduğu, önceki yaşanan tartışmalardan kaynaklananhusumet nedeniyle çocuğun hayatının riske atıldığı, bir süre sonra tek kişilikodaya alınan çocuğa trombosit verildikten sonra çocuğun karnında şişlik ve ağrıbaşladığı, giderek artan bu duruma doktorlarca müdahale edilmediği, Dr. [D.K.]ve Dr. [N.U.nun] bu durumu gaz şikayetine bağladığı, ailenin aksiyöndeki uyarılarının dikkate alınmadığı, Dr. [A.E.nın] bu duruma tanıkolduğu, sürekli serum verilen çocuğun gece 12.00'den ertesi gün 17.00'ye kadaridrar yapamamasının doktorlarca normal karşılandığı, Dr. [N.U.nun] budurumda anormallikolmadığını söyleyerek çocuğun annesi şikayetçiye 'çokbiliyorsan kendin tedavi et, nefrologlar toplantıda, istesem de gelemezler,zaten böyle bir sorun yok' dediği, çocuğun sararmaya başladığı, Dr. [H.nin][de] bu durumda bir problem olmadığını söylediği, çocuğun Ankara'dakidoktorunun durumdan haberdar edilmesi üzerine çocuğun hemen getirilmesiniistediği, ailenin itirazlarına rağmen karayoluyla gidemeyecek durumda olançocuğa hava ambulansı talep edilmediği, bu süre zarfında çok zamankaybedildiği, hiçbir müdahelede bulunulmaksızın ve doktor olmaksızın çocuğunkarayoluyla Ankara'ya gönderildiği, acı çekerek ve sarsılarak yolculuk yapançocuğun [H.] Üniversitesi Tıp Fakültesine getirildiği gün vefat ettiğibelirtilerek çocuğun tedavi sürecine katılan tüm hastaneler ve doktorlarlailgili olayların ve şikayetlerin sebeplerinin ayrıntılı olarak açıklandığı, sözkonusu şikayetin [S.] Üniversitesi Tıp Fakültesindeki doktorlarla vehemşirelerle ilgili kısmının yukarıda açıklandığı şekilde olduğu, Başsavcılığıngörevsizlik kararı üzerine [S.] Üniversitesi Rektörlüğünce başlatılansoruşturmada, olayla ilgili olarak [A.] Üniversitesi Tıp FakültesiÖğretim Üyelerinden bilirkişi raporu alındığı, ancak bu raporda, 24.12.2014tarihi itibarıyla Hastaneye başvurduğunda çocuğun mevcut sağlık durumuitibarıyla 4 kişilik bir odaya yatırılmasının tıbbi kriterlere uygun olupolmadığı, karnındaki şişlik şikayetiyle ilgili gerekli tetkiklerin yapılıpyapılmadığı, hastalığıyla ilgili doğru tanının konulup konulmadığı, bu süreçtehastanın sağlık durumunun teşhis, tetkik ve tedavisinde eksiklik olup olmadığı,varsa bu durumun ve hasta için Nefroloji konsültasyonu istenmemesinin tıpkurallarına uygun düşüp düşmediği, genel olarak hastanın bu süreçteki takip vetedavisinde dikkatsizlik ve özensizlik gösterilip gösterilmediği, Öğretim Üyesi[Y.K.nın] bu dönemdeki tedavide görev alıp almadığı, almadıysa budurumun tıp kurallarına uygun olup olmadığı, [H.] Üniversitesi TıpFakültesine sevk edildiği tarih itibarıyla hastanın karayoluyla sevkinin sağlıkdurumunda kötüleşmeye ve tedavisinde gecikmeye neden olup olmadığı,ambulanstaki şartların sevk için uygun olup olmadığı hususlarının daaydınlatılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda soruşturmada belirtilenhususların aydınlatılması için [S.] Üniversitesi ve [A.] Üniversitesi dışında başkabir üniversitede görevli ve bu üniversite rektörlüğünce atanacak konunun uzmanıüç kişiden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, hastanın [H.]Üniversitesi Tıp Fakültesindeki hasta dosyası da temin edilerek yukarıdasorulan hususları aydınlatan bir bilirkişi raporu alınması, Dr. [A.E.nın] iddialarlailgili olarak tanık sıfatıyla ifadesine başvurulması ayrıca soruşturmacıtarafından şikayetçilere ve vekiline çağrı kağıdı çıkarılarak bu kişilerindavet edilmeleri ve dinlenmeleri, gelmedikleri takdirde de sonraki usuliişlemlerin yapılması gerekmektedir.
Açıklanannedenlerle, eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen soruşturma raporu esasalınarak verilen şüphelilerin men-i muhakemelerine ilişkin [S.] Üniversitesi Rektörlüğünceoluşturulan Yetkili Kurulun 15.10.2015 tarihli kararının bozulmasına, ..."
15. Karar üzerine Rektörlük tarafından başvurucuların vetanık doktor A.E.nin beyanı alınmıştır. A.E. beyanında özetle hastaya uyguntedavilerin yapıldığını ve herhangi bir kötü muamelede bulunulmadığını ifadeetmiştir.
16. Ayrıca olayla ilgili olarak E. Üniversitesi TıpFakültesinde görevli üç doktordan oluşan heyetten bilirkişi raporu teminedilmiştir. Raporun ilgili kısmı şöyledir:
"...(15/12/2014 ila 23/12/2014tarihleri arası yatarak) taburcu edildikten bir gün sonra (24/12/2014'de) ateşve öksürük, ishal, karın ağrısı yakınmaları ile [S.] Üniversitesi Tıp Fakültesinebaşvurmuş. Yapılan fizik bakı ve laboratuvar sonuçları ile Çocuk OnkolojiKliniğine yatırılmış, yapılan görüntülemelerle tümörünün büyüdüğü ve ağırnötropenik ateş kliniğinin olduğu saptanmış, uygun antibiyotik ... venötrofilleri yükseltmeye yönelik ... tedavisi hızlıca başlanmıştır. Hastanınklinik bulgularını düzeltmeye yönelik gerekli sıvı ve kan ürünleri destektedavileri yapılmış, izlemde klinik bulguların stabil olduğu ve ateşin düşmeye başladığıgözlenmiş, bu arada yapılan infeksiyon hastalıkları konsültasyonundaantibiyoterapi değişimi önerilmediği belirtilmiştir. Hastanın isahlinin olmasıüzerine yapılan sıvı tedavisi planlamaları yapılmış ve uygulanmış. Nötropeniksüreci devam eden hastanın ailesine yapılan uyarılara rağmen (ateş+ ishalvarken) lavman yapmaya devam ettikleri (ki bu olay enfeksiyonun yaygınlığınıartırabilen bir olaydır) bu arada gelişen idrar miktarındaki azalmanın ishal vesıvı tedavisinin yeterli olmamasından (aile kendisi manipüle ettiği için)kaynaklandığı aileye belirtildiği ve doktor order kesmelarına müdahaleetmemeleri gerektiği, böbrek fonksiyonlarının her an bozulabileceğibildirilmiştir. Yinelenen biyokimyasal testlerde böbrek fonsiyonlarınınbozulmadığı gözlenmiştir.
Aileye hastanın kliniği ve laboratuarbulguları izleyen doktorlarca anlatılmış, ancak aile 29/12/2014 gecesi kendiisteğiyle tedavisinin yapıldığı yere... gitmek istediklerini belirtmiş, klinikdurumu uygun olmamasına rağmen istek üzerine 112 ile haberleşilerek, bu merkezegönderildiği görülmüştür. 112 ile [H.] Tıp Fakültesi Çocuk Acil Bölümüne getirilen hastanıngenel durumunun iyi olamdığı, vital fonsiyonlarının bozuk olduğu (hipotansiyon,metabolik asidoz varlığı) içinde olduğu saptanmış. Antibiyotik tedavisiniyoğunlaştırıldığı ... ve sepsis kliniğindeki hastanın gerekli sıvı tedavisininayarlandığı görülmüştür. Aileye hastanın tümörünün büyüdüğü ve eklenennötropenik ateş enfeksiyonu ile hayati fonksiyonlarının bozulduğuanlatılmıştır. Tüm gerekli tedavinin verilmesine rağmen 30/12/2015'de vefatetmiştir.
Nötropenik ateş ... ve hızla gelişensepsis ve çoklu organ yetmezliği tablosu, bu hastada olduğu gibi tümörünkontrol altına alınamadığı (hastada 2. Kürden sonra tümörün büyüdüğünün açıklanması)durumlarda daha fazla olmak üzere genelde hayatı büyük oranda tehdit eden birtablodur. ...bu tablo en gelişmiş merkezlerde bile kanserli hasta kayıplarınınönemli nedenlerindendir. Her iki merkezde de hasta gözlem notları ve doktorifadelerinin incelemeleri sonucunda hastaya hastanede yattığı süreçte yapılantedavi ve işlemlerde eksiklik veya yanlışlıkların olmadığı kanaatinevarılmıştır..."
17. Neticede Rektörlük tarafından 7/11/2016 tarihinde,dört doktor hakkında yeniden men-i muhakeme kararı verilmiştir. Karar, Danıştaytarafından 28/12/2016 tarihinde onanmıştır.
18. Bu karar başvuruculara 6/4/2017 tarihinde tebliğedilmiş olup başvurucular 5/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
19. İlgili hukuk için bkz. Ali Abidin Saruhanoğlu vediğerleri, B. No: 2014/15478, 6/12/2017, §§ 39-42; M.C., B. No:2014/15910, 7/2/2018, §§ 30, 31.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
21. Başvurucular; çocuklarının tedavi sürecinin birkısmını gerçekleştiren, Hastanedeki tedavi sürecinde görev alan doktorlartarafından yanlış teşhis konup hatalı tedavi uygulandığını, doktorlardanbirinin kendilerine sert davranıp kendilerini kovarak tedavinin yarımbırakıldığını, çocuklarının sağlık durumu uygun olmadığı hâlde hava ambulansıyerine kara ambulansıyla ve doktor olmadan sevkinin yapıldığını, bu sebeplerleyaşam hakkının yaşamı koruma yükümlülüğünün, olay hakkında subjektif bir raporadayalı olarak men-i muhakeme kararı verilmesi nedeniyle ise yaşam hakkınınetkili soruşturma yükümlüğünün, ayrıca adil yargılanma hakkı, etkili başvuruhakkı ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
22. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, yaşama,..hakkınasahiptir."
23. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri"kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Devletin temel amaç ve görevleri,… Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucular, çocuklarının yaşamının kamu makamları tarafındankorunmamasından ve tıbbi ihmal sonucu çocuklarının hayatını kaybetmesi olayıhakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesinden şikâyet etmektedir. Bu sebeplebaşvurucuların diğer iddialarının da yaşam hakkı kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
25. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakkayönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafındanyapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucular, ölen kişinin anne, babası vekardeşleridir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.
26. Somut olayda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklikbulunmamakla birlikte başvurunun başvuru yollarının tüketilmesi kuralı yönündenayrıca değerlendirilmesi gerekir.
27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
“... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülenişlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olmasıgerekir.”
29. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif venegatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 50). Devletinpozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşamhakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişininkendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğübulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).
30. Söz konusu pozitif yükümlülük, sağlık alanındayürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır. Devlet, sağlık hizmetlerini -isterkamu isterse özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilsin- hastalarınyaşamlarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacakşekilde düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, §35).
31. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerinin maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü debulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Yaşama hakkıkapsamındaki usule ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai,hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir.
32. Buna göre yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğünihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündekipozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez.Mağdurlara hukuki, idari, hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olmasıyeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).
33. Bu yaklaşım, tıbbi hata sonucu meydana geldiği ilerisürülen ölüm olayları için de geçerlidir. Diğer taraftan bu şekildeki birkabul, bu tür olaylarda yürütülen ceza soruşturmalarının Anayasa Mahkemesitarafından değerlendirilmeyeceği anlamına da gelmemektedir. Ancak ilke olaraktıbbi hatalara ilişkin şikâyetler konusunda temel başvuru yolu, hukukisorumluluğu tespit adına takip edilecek olan hukuk veya idari tazminat davasıyoludur (Zeki Kartal, B. No: 2013/2803, 21/1/2016, § 78; Nail Artuç,§ 38).
34. Bununla birlikte kasıtlı olmayan fiiller nedeniylemeydana gelen ölüm olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası veyadikkatsizliği aşan bir kusuru olduğu ya da olası sonuçların farkında olmalarınarağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikelibir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterliönlemleri almadığı durumlarda -ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuşolsalar dahi- kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkındabir ceza soruşturmasının yürütülmesi gerekir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 60).
35. Aynı durum, yetkili kişi ve kurumların meslekiödevlerini hiçe sayarak sağlık kuruluşlarına başvuran hastanın hayatına veyavücut bütünlüğüne zarar vermeleri hâlinde sağlık alanında yürütülenfaaliyetlerde de geçerlidir (Kenan Sayın, B. No: 2013/5376, 14/10/2015,§ 47; Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844,1/12/2016, § 68).
36. Başvurucular yaşam hakkının kasten ihlal edildiğiniileri sürmemiş olup somut olayda ölüme kasten sebebiyet verildiği izlenimiedinmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır. Başvurucularıniddialarının özünü ölüm olayında tedavinin belli bir kısmında görev alan sağlıkpersonelinin ihmali bulunduğu yani tanı ve tedavide hata yapıldığıoluşturmaktadır. Bu tip vakalar Anayasa Mahkemesince tıbbi değerlendirme hatasıolarak nitelendirilmektedir (Nimet Bacaklılar [GK], B. No: 2014/19349,15/3/2018; Orhan Hisar ve Şerife Özlem Hisar, B. No: 2015/299,31/10/2018).
37. Öte yandan başvurucuların hastanın sağlık durumuuygun olmadığı hâlde yanında doktor olmadan hava ambulansı yerine karaambulansıyla sevk edildiği iddiası bakımından ilgili mevzuata göre karaambulansında doktor bulundurma zorunluluğu yoktur (bkz. § 19). BaşvurucularınAnkara Cumhuriyet Başsavcılığına sundukları 30/3/2015 tarihli şikâyetdilekçesinde başvurucuların nakil için hava ambulansı taleplerine, havaambulansında gece görüşü olmadığı için kara ambulansı talep edildiği bilgisininverildiğinin belirtildiği görülmüştür. Ayrıca başvuru evrakında, çocuğun karaambulansı ile sevk edilmesinin sağlık durumunun bozulmasına doğrudan bir etkisiolduğuna dair bir bilgi ve belgeye de rastlanmamıştır. Öte yandan başvurucularabir doktor tarafından kötü davranıldığı, Hastaneden kovuldukları veçocuklarının tedavisine son verildiği iddiası bakımından ise hastanıntedavisinin ailenin Ankara'daki bir başka hastaneye nakil istemesi üzerinesonlandırıldığı anlaşılmaktadır.
38. Tüm bu bilgiler ışığında Anayasa’nın 17. maddesibağlamında devletin sahip olduğu etkili yargısal sistem kurma yönündekipozitif yükümlülüğün somut olayda başvuruculara yargı mercileri önünde tamyargı davası açma yolunun sağlanması ile yerine getirilebileceği ve açılacaktam yargı davasının başvurucuların iddiaları bakımından hem ilgili personelinveya idarenin mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararıntazminini sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
39. Başvuru konusu olayda başvurucular, tüm ihlal iddialarınıdoktorlar hakkındaki ceza soruşturması sürecine ilişkin olarak ileri sürmüş veceza soruşturmasının tamamlanması sonrasında bireysel başvuruda bulunmuşlardır.Başvurucular, tam yargı davası yolunu tükettiklerine ilişkin herhangi bir bilgive belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda başvurucular tarafındanyaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülenyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olduğundan söz edilemeyecektir.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerindeBIRAKILMASINA 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.