TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HADİCE DEMİR VE ABDULKERİM KAVAK BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/7719)
Karar Tarihi: 16/3/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucular
:
Hadice DEMİR
Abdulkerim KAVAK
Vekilleri
:
Av. Ali AYDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, Savur Kadastro Mahkemesinde açılan kadastrotespitine itiraz davasının makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle adilyargılanma hakkı ile mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 29/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/7/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 7/5/2015tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 29/5/2015 tarihli yazısında,Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerineatfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Mardin ili Savur ilçesi Kocahöyükköyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazbaşvurucular ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
8. Bu tespit üzerine Maliye Hazinesi ve diğer ilgililertarafından, 31/8/1989 tarihinde Savur Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitineitiraz davası açılmıştır.
9. Savur Kadastro Mahkemesinin 5/3/2007 tarihli ve E.1989/9,K.2007/1 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
10. Temyiz üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 11/10/2012tarihli ve E.2012/6858, K.2012/7957 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesininkararını bozmuştur.
11. Bozma üzerine Savur Kadastro Mahkemesinin E.2013/2 sayılıdosyasına kaydedilen davada yargılama halen devam etmektedir.
12. Başvurucular, 29/5/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
13. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesininbirinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (bkz. Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun, B. No: 2012/12,17/9/2013, §§ 16-22).
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 16/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 29/5/2014 tarih ve 2014/7719 numaralı bireysel başvurularıincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
15. Başvurucular, 31/8/1989 tarihinde Savur KadastroMahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul süredesonuçlandırılamadığını, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle taşınmazlarıüzerinde tasarrufta bulunamadıklarını, taşınmazlarının gelirlerindenyararlanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
16. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
17. Başvurucular, 31/8/1989 tarihinde Savur KadastroMahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul süredesonuçlandırılamadığını, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle taşınmazlarıüzerinde tasarrufta bulunamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
18. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarındanortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke vehaklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHMiçtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alanve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 38–39).
19. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (GüherErgun ve Diğerleri, §§ 41–45).
20. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makulsürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmazmülkiyeti hakkında Savur Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itirazdavasında, 3402 ve 6100 sayılı Kanunlarda yer alan usul hükümlerine göreyürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alanbir yargılama olduğunda kuşku yoktur (GüherErgun ve Diğerleri, § 49).
21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 31/8/1989 tarihidir.
22. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anıbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve Diğerleri, § 52).
23. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, Mardinili Savur ilçesi Kocahöyük köyünde yapılan kadastroçalışmaları sonucunda 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın başvurucular vemüşterekleri adına tespit edilmesi üzerine, Maliye Hazinesi ve diğer ilgililertarafından, 31/8/1989 tarihinde Savur Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitineitiraz davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın reddine kararverildiği, hükmün temyiz incelemesi neticesinde bozulduğu, bozma üzerine SavurKadastro Mahkemesinin E.2013/2 sayılı dosyasına kaydedilen davada yargılamanınhalen devam ettiği anlaşılmıştır.
24. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruyakonu yargılamanın Kadastro Mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılıKanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi biryargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özelusul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 13).
25. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan veyargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazaraalınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde kararlar verilmiştir (GüherErgun ve Diğerleri, §§ 54-64; GüherErgun ve Tosun Tayfun Ergun, §§ 53-62; Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 5/12/2013,§§ 60-67; Haydar İzgi, B.No: 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).
26. Başvuruya konu davanın taraf sayısı ve mahiyeti nedeniyleicrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşıkniteliğinin bulunduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarakbakıldığında, 3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılamasürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesinigerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık yirmi yedi yıldır devam edenyargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
27. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
28. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyletaşınmazlarını kullanamadıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlananmülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerse de başvurucuların makulsürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilentespitler ışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarınınayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
29. Başvurucular, maruz kaldıkları zarar karşılığı olaraktoplam 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talepetmişlerdir.
30. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
31. Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkinyaklaşık yirmi yedi yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya net20.850 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
32. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebindebulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarararasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların madditazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
33. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
34. Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık yirmi yedi yıldırdevam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiğigözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılamadosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devametmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa süredesonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğininilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1.Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucularınher birine net 20.850 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminatailişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucular tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takibenbaşvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararınbir örneğinin Savur Kadastro Mahkemesine gönderilmesine,
16/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.