TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAFİZE ASLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2457)
Karar Tarihi: 19/4/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Hafize ASLAN
Vekili
:
Av. Halit MORALIOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamuya ait tesisin özelleştirilmesinden sonrakisüreçte iş akdinin feshedilmesinden kaynaklanan alacakların Mahkeme kararınarağmen tahsil edilememesi, idarenin kusuruna dayalı olarak açılan davanın dasüre aşımından reddedilmesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmamasınedenleriyle adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucunun çalıştığı kamuya ait Türkiye Elektronik Sanayive Ticaret A.Ş. Genel Müdürlüğü (TESTAŞ), Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. GenelMüdürlüğü ile birleştirilerek bu kurum tarafından işletilmeye başlanmıştır.
9. TESTAŞ, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca özelleştirmeyoluyla 31/12/1995 tarihinde T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’yesatılmış, başvurucu özelleştirilen bu şirkette çalışmaya devam etmiştir.
A. Aydın 1. İdareMahkemesinin E.1995/2342 Sıra Sayısına Kayden GörülenDava Süreci
10. S.K. isimli şahıs tarafından Özelleştirme İdaresi Başkanlığıaleyhine 1995 yılında Aydın 1. İdare Mahkemesinde açılan davada, güvenoyualmamış Başbakan’ın Özelleştirme Yüksek Kuruluna atama yapamayacağı,dolayısıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunun teşekkül etmediği ve özelleştirme deyapamayacağı iddiasıyla TESTAŞ’a ait Aydıntesislerinin özelleştirme işleminin iptali talep edilmiştir.
11. Aydın 1. İdare Mahkemesi, 16/2/1999 tarihli kararla davakonusu işlemin iptaline karar vermiş, temyiz üzerine, Danıştay OnuncuDairesinin 24/9/2001 tarihli ilamıyla hüküm onanmış, karar düzeltme istemi,aynı Dairenin 31/1/2005 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.
B. Ankara 5. İşMahkemesinde Görülen Dava Süreci
12. Başvurucunun iş akdi T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş.tarafından 26/4/1998 tarihinde feshedilmiş, bunun üzerine başvurucu, TESTAŞGenel Müdürlüğü, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü, Özelleştirmeİdaresi Başkanlığı ve T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine, Ankara 5. İşMahkemesinde açtığı alacak ve tazminat davasında, işçi olarak çalıştığı TESTAŞGenel Müdürlüğünün, tüm aktif ve pasifiyle Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş.Genel Müdürlüğüne devredildiğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığıncaözelleştirilerek T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’yesatıldığını, iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini, ancak işçilikalacakları ve tazminatlarının ödenmediğini, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınınözelleştirme işlemi sırasında hizmet kusurunun bulunduğunu ileri sürerekişçilik tazminatları ve alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
13. Ankara 5. İş Mahkemesince 12/11/2001 tarihinde verilenkararla, davalı TESTAŞ Genel Müdürlüğünün dava tarihinden önce Türkiye Et veBalık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ile birleşerek tüzel kişiliğinin sona erdiği,davalı Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünün, işyerininözelleştirildiği 31/12/1995 tarihine kadar olan tazminat ve alacaklardansorumlu olduğu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine hizmet kusuruna dayalıaçılan davada görevli yargı yerinin idare mahkemeleri olduğu belirtilerekdavanın kısmen kabulüne, kıdem tazminatının, belirli kısmının davalı Türkiye Etve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünden faizi ile birlikte, kalan kısmınındavalılar Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ve T. F. ElektronikSan. ve Tic. A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı TESTAŞ Genel Müdürlüğünün,Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ile birleşmesi sonucu tüzelkişiliği sona erdiği için anılan davalı hakkında hüküm kurulmasına yerolmadığına, davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bakımından bu konuda idariyargı yeri görevli olduğu için davanın yargı yolu bakımından reddine kararverilmiştir.
14. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin17/9/2002 tarihli ilamıyla hüküm onanmıştır.
C. Manisa 2. İcraDairesinde Yürütülen İcra Takip Süreci
15. Başvurucu, 2/4/2002 tarihinde Türkiye Et ve Balık KurumuA.Ş. Genel Müdürlüğü ve T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine, Manisa 2.İcra Müdürlüğünün E.2002/1355 sayılı icra takip dosyasında, Ankara 5. İşMahkemesinin 12/11/2001 tarihli kararına dayalı olarak icra takibibaşlatmıştır.
16. Her iki borçlu aleyhine ayrı ayrı icra emri gönderilerek sözkonusu borçların faizleri ile birlikte ödenmesi istenmiştir.
17. Borçlu Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü22/4/2002 tarihinde icra takibine konu borcunu ödemiştir.
18. Borçlu T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş. aleyhine yapılanicra takibi hâlen devam etmekte olup borçluya ait gayrimenkuller üzerinde hacizişlemi yapıldığı anlaşılmıştır.
D. Aydın 1. İdareMahkemesinin E.2007/793 Sıra Sayısına Kayden GörülenDava Süreci
19. Başvurucu, 17/4/2007 tarihinde Özelleştirme İdaresiBaşkanlığına başvurarak, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğündentahsil ettiği tazminat dışında kalan miktarın ödenmesini istemiştir.
20. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının talebi reddetmesi üzerinebaşvurucu, 3/7/2007 tarihinde Aydın 1. İdare Mahkemesinde Özelleştirme İdaresiBaşkanlığı aleyhine açtığı davada, davalının hizmet kusurunun bulunduğunu ilerisürerek, Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü dışında diğerborçludan tahsil edemediği tazminatın ödenmesini talep etmiştir.
21. Aydın 1. İdare Mahkemesinin 26/2/2009 tarihli kararında,başvurucunun Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı davanın Özelleştirme İdaresiBaşkanlığına ilişkin kısmının görevsizlik nedeniyle reddedildiği ve bu kararınkesinleştiği tespiti yapıldıktan sonra "görevsizyargı yerine açılan davada, idari yargı mercilerinin görevli olduğundan bahisleverilen kararın kesinleşmesinden itibaren 30 günlük dava açma süresi içinde görevliidari yargı mercilerinde dava açılması gerekirken, Ankara 5. İş Mahkemesinceverilen kararın kesinleşmesinden yaklaşık 5 sene sonra yapılan başvurunun,zamanaşımına uğramış dava açma süresini ihya etmeyeceğinin açık olduğu"gerekçesiyle süre aşımı yönünden dava reddedilmiştir.
22. Başvurucu tarafından, Ankara 5. İş Mahkemesinin anılankararının onanmasına ilişkin Yargıtay kararının taraflara tebliğ edilmediği vebu kararı öğrenme tarihinden itibaren süresinde dava açtığı iddiasıyla temyizedilen bu karar Danıştay Onikinci Dairesinin,29/11/2011 tarihli ilamı ile "Tazminattalebini oluşturan davacının kıdem tazminatı ve sair alacaklarının TESTAŞ AydınTesislerinin özelleştirilmesi sırasında idarenin kusurlu hareket ettiği savınadayalı olarak talep edildiği, bu durumda, davanın özelleştirmeye ilişkinişlemle doğduğu ve davacının zararının doğduğunu öğrendiği tarih olan işakdinin feshinden sonra 2577 sayılı Kanun’un 12. maddesinde öngörülen dava açmasüresinde dava açmadığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle esasınınincelenme olanağı bulunmamaktadır" farklı gerekçesine dayanılarak onanmıştır.
23. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 26/11/2013tarihli ilamıyla reddedilmiş, ilam başvurucuya 15/2/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
24. Başvurucu, 24/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Zorla ÇalıştırmaYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Başvurucu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının işçilikhaklarından doğan alacakları ile ilgili gerekli koruma önlemlerini almadığınıve hatalı davrandığını, çalışmasının karşılığını alamadığını belirterek zorlaçalıştırma yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Anayasa'nın 18. maddesinin gerekçesinde angarya, kişininemeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması olarak tanımlanmıştır.Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da angarya, bir maldan ya da birkişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma biçiminde tanımlanmıştır.Hizmetlerin karşılığında kendilerine ücret ödenen kişilerin bu yükümlülükkapsamındaki çalışmalarının angarya olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığıbelirtilmiştir (AYM, E.2011/150, K.2013/30, 14/2/2013).
28. Anayasa'da "zorlaçalıştırma" yasaklanmakla birlikte bu kavramın tanımıyapılmamıştır. Bu kavramın tanımı ve içeriği belirlenirken temel insanhaklarına ilişkin uluslararası sözleşmelerden ve ilgili uluslararasıotoritelerin yorum ve uygulamalarından yararlanılabilir. Zorla çalıştırmayasağına ilişkin uluslararası kurallar, 29 No.lu Cebri ve Mecburi Çalıştırmayaİlişkin ILO Sözleşmesi'nde düzenlenmiştir. Anılan Sözleşme'nin 2. maddesindeyapılan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince (AİHM) de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme veya AİHS) 4. maddesinde yer alan zorla çalıştırma yasağınınkapsamının belirlenmesinde esas alınan tanıma göre zorla çalıştırma,"herhangi bir kişinin ceza tehdidi altında ve bu kişinin tam isteğiolmadan mecbur edildiği tüm iş veya hizmetleri" ifade etmektedir. Bunagöre zorla çalıştırmadan söz edilebilmesi için kişinin ceza tehdidi altında verızası bulunmaksızın çalıştırılması gerekmektedir (AYM, E.2011/150, K.2013/30,14/2/2013).
29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre Mahkemece, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezolduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı,iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu,temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğuaçık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurularaçıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Münis Düşenkalkar, B.No:2013/1244,17/7/2014, § 28).
30. Başvuru konusu olayda daha sonra özelleştirilen ancak enbaşta kamuya ait bir işletme olan TESTAŞ'ta, yaptığısözleşmeye istinaden ücret mukabili belirli bir süre çalışmış olan başvurucu, TESTAŞ'ı devralan şirketçe iş akdinin feshinin ardından birkısım işçilik alacaklarını tahsil edemeyerek çalışmasının karşılığınıalamadığından yakınmakla birlikte, yaptığı işin karşılığı olarak kendisine hiçücret ödenmediğinden veya istemediği bir işin kendisine zorla yaptırıldığındanşikâyet etmemektedir.
31. Bu durumda başvurucu öncesinde kamuya ait olan ardındanözelleştirilen işletmede gerçekleştirdiği çalışmayı bir sözleşmeye istinaden veücreti mukabili yerine getirmiştir. Başvurucunun bu işte zorla çalıştırıldığınadair bir emare de ortaya konulmamıştır. Dolayısıyla zorla çalıştırma yasağıyönünden başvurucuya bir müdahalenin bulunmadığı açıktır.
32. Açıklanan nedenlerle, zorla çalıştırma yasağı hususunda birmüdahalenin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Ankara 5. İş MahkemesiKararının Uygulanmadığına İlişkin İddia
33. Başvurucu, Ankara 5. İş Mahkemesinde açtığı davanın kabuledilmesine karşın alacaklarını tahsil edemediğini ileri sürmüştür.
34. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 59.maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucunun; başvuru konusu olaylarailişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dairhukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardanhangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri vedelilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A.,B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; VeliÖzdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
35. Somut olayda başvurucu lehine bir kısım alacakların,borçlular Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğü ve T. F. ElektronikSan. ve Tic. A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsiline yönelik hüküm kurulan Ankara 5. İşMahkemesi kararının, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17/9/2002 tarihli ilamıylaonandığı, onama üzerine söz konusu alacaklardan kendi payına düşen kısmınıborçlu Türkiye Et ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünün ödediği, ancak diğerborçlu T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş. tarafından ödeme yapılmadığı, anılanŞirkete ait gayrimenkuller üzerine haciz konulduğu ve icra takibinin devamettiği anlaşılmıştır (bkz. §§ 17, 18).
36. Başvurucu, T. F. Elektronik San. ve Tic. A.Ş.'denalacaklarının tahsil edemediğini ileri sürmüşse de Mahkeme kararının icraedilememesi konusunda kamu gücünü kullanan İcra Müdürlüğünün herhangi bir fiilindensöz etmediği gibi bu konuda hiçbir bilgi veya belge de ileri sürmemiştir.Ayrıca borçlu Şirketin özel hukuk tüzel kişisi olduğu da gözetilerek vebaşvurucunun İcra Müdürlüğünün fiili nedeniyle alacağını tahsil edemediğineyönelik belge veya bilgi sunmadığı belirlenmiş, icra dosyası içeriğinden debaşvurucunun iddialarını kanıtlayan herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. Buşekilde başvuru dilekçesi ile ihlal iddialarının dayanağı bilgi ve belgeleraçıkça bildirilmediği gibi başvurucu, herhangi bir bilgi ve belgeninilgililerden istenmesi için Anayasa Mahkemesinden bir talepte de bulunmamıştır.
37. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurulardabaşvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülüklerivardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu, ihlal edildiğini iddiaettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmaksuretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyutşekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmuş olması iddialarınispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu,Anayasa'ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarakdüzenlenmemiştir (Adnan Güzel, B.No: 2014/2496, 25/2/2015, § 66).
38. Başvurucunun, ihlal iddiasının dayanağı olan tüm olaylarıgöstermesi, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecek argümanlarıdestekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemesi gerekir. Şayet birbelge elde edilememişse, bunun da nedenleri açıklanmalıdır. Somut başvurudabaşvurucu bu koşulları yerine getirmeyerek iddialarını temellendirmediğindenbaşvurusunun esasının incelenmesi imkânı bulunmamaktadır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §26).
39. Açıklanan gerekçeyle, başvurucu tarafından ileri sürülenihlal iddialarının kanıtlanamamış olmasından dolayı, başvurunun bu kısmınındiğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Aydın 1. İdare MahkemesininE.1995/2342 Sıra Sayısına Kayden Görülen DavadaVerilen Kararın Uygulanmadığına İlişkin İddia
40. Somut olayda başvurucu, S.K. tarafından, Özelleştirmeİdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1. İdare Mahkemesinde açılan dava sonundaözelleştirme işleminin iptal edildiğini, Danıştay tarafından kararın onandığınıve karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine hükmün kesinleştiğini, bunarağmen iptal kararının uygulanmadığını ileri sürmüştür.
41. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
42. Somut olayda başvurucunun, TESTAŞ Genel Müdürlüğününözelleştirilmesi işlemine karşı herhangi bir dava açmadığı, ayrıca Aydın 1.İdare Mahkemesince verilen iptal kararından önce 26/4/1998 tarihindebaşvurucunun iş akdine son verildiği, başvurucunun işe iade davası açmadığıyalnızca işçi tazminatları ve alacaklarının tahsili amacıyla Ankara 5. İşMahkemesinde dava açtığı ve bu dava sonunda verilen kararın da özelleştirmeişleminin iptaline dair kararın kesinleşmesinden önce Yargıtay 9. HukukDairesince 17/9/2002 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.Özelleştirme işleminin iptali amacıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhinebaşvurucunun süresi içinde açtığı herhangi bir dava olmadığı gibi Ankara 5. İşMahkemesinde açtığı davada ve Aydın 1. İdare Mahkemesinde açtığı E. 2007/793sıra sayısına kayden görülen davada da bu iddiasınıileri sürmediği, bu şekilde olağan kanun yollarına başvurmadığı, dolayısıylahukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmeden bireyselbaşvuruda bulunduğu belirlenmiştir.
43. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından, hukuk sistemindedüzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığıanlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
D.Aydın 1. İdareMahkemesinin E.2007/793 Sıra Sayısına Kayden GörülenDava Sürecinde Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
44. Başvurucu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1.İdare Mahkemesinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini,alacağını hâlen tahsil edemediğini ve özelleştirme işleminin 31/1/2005 tarihiitibarıyla iptal edilmesine rağmen iptale ilişkin mahkeme kararınınuygulanmadığını, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının kusurlu fiilleri sonucualacağını alamadığını, hatalı ve kanuna aykırı özelleştirme işlemi yapıldığınınMahkeme kararı ile ortaya çıktığını, buna rağmen davanın reddine karar verildiğinibelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun, açtığı davanınsüre aşımı gerekçesi ile reddedilmesini bireysel başvuruya konu ettiğianlaşıldığından, başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındamahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi uygun görülmüştür.
46. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olanmahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelir. Dava açmak isteyen kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecekseviyeye ulaşmadığı müddetçe dava açma koşullarına sınırlamalar getirilebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.,B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 36).
47. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkçahukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz (Remzi Durmaz, B. No:2013/1718, 2/10/2013, § 27). Ancak mahkemelerin, usul kurallarını uygularkendavanın hakkaniyetine halel getirecek ölçüde katı şekilcilikten, öte yandankanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüdeaşırı esneklikten kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
48. Somut olayda Danıştay OnikinciDairesince, başvurucunun talebi dosyada yer alan bilgi ve belgeler ışığındadeğerlendirilip, olaya uygulanacak 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari YargılamaUsul Kanunu'nun ilgili hükümleri ile birlikte yorumlanmak suretiyle, gerekçeside belirtilerek (bkz. §§ 21-22) bir karar verilmiştir. Yapılan bu değerlendirmeve ulaşılan sonuç, dava açmayı imkânsız kılacak nitelikte aşırı şekilci biryaklaşımdan kaynaklanmadığı gibi belirtilen kanun hükümlerineöngörülmeyecekşekilde olağanın dışında bir anlam vermek suretiyle sonuca ulaşıldığına dairbir uygulama olarak da değerlendirilmemiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkına engel bir durum bulunmadığı sonucuna varılmış, başvuru konusu işlemdeaçık ve görünür bir ihlal saptanmamıştır.
49. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Aydın 1. İdareMahkemesinin E.2007/793 Sıra Sayısına Kayden GörülenDavada Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
50. Başvurucu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aleyhine Aydın 1.İdare Mahkemesinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiğini,alacağını hâlen tahsil edemediğini ve özelleştirme işleminin 31/1/2005 tarihiitibarıyla iptal edilmesine rağmen iptal kararının uygulanmadığını,Özelleştirme İdaresi Başkanlığının kusurlu fiilleri sonucu alacağını alamadığını,hatalı ve kanuna aykırı özelleştirme işlemi yapıldığının Mahkeme kararı ileortaya çıktığını, buna rağmen davanın reddine karar verildiğini belirterekmülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
51. Yukarıda belirtildiği üzere (bkz. § 41) bireysel başvuruyolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun,bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunutakip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir.
52. Somut olayda, başvurucunun, Aydın 1. İdare Mahkemesindeaçtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği dikkate alındığında, hukuksisteminde düzenlenen başvuru yollarını usulünce tüketmediği ve süresi içindedava açmadığı, bu şekilde süresinde olağan kanun yollarına başvurmadığıanlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun, hukuk sisteminde düzenlenen başvuruyollarını usulünce tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu belirlenmiştir.
53. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından, hukuk sistemindedüzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden mahkeme kararınınuygulanmadığı iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
F. Ankara 5. İşMahkemesinde Görülen Davanın Makul Sürede Sonuçlanmadığına İlişkin İddia
54. Başvurucu, Ankara 5. İş Mahkemesinde görülen işçi ve işverenilişkisinden kaynaklanan tazminat ve alacak davasının makul süredesonuçlanmadığını ileri sürmüştür.
55. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralıfıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlaraleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).
56. Somut olayda, başvurucu tarafından Ankara 5. İş Mahkemesindeaçılan dava sonunda 12/11/2001 tarihinde davanın kısmen kabulüne kararverilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17/9/2002 tarihliilâmıyla onanarak aynı tarihte hüküm kesinleşmiştir. Anılan hükme dayalı olarakManisa 2. İcra Müdürlüğünde yapılan ilamlı icra takibi üzerine borçlu TürkiyeEt ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünce 22/4/2002 tarihinde icra takibine konuborç ödenmiştir. Başvurucunun, aleyhine icra takibi yaptığı T. F. ElektronikSan. ve Tic. A.Ş. hakkındaki icra takibi ise devam etmektedir. Anılan şirketinözel hukuk tüzel kişisi olduğu ve aleyhine yapılan icra takibine rağmenalacağın tahsil edilememesinde İcra Müdürlüğüne atfedilebilecek bir kusurunbulunmadığı, dolayısıyla yargılama sürecinin, kamu kurumu niteliğindeki TürkiyeEt ve Balık Kurumu A.Ş. Genel Müdürlüğünce 22/4/2002 tarihinde yapılan ödemeile sona erdiği kabul edilmiştir. Bu durumda başvuru, zaman bakımından AnayasaMahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.
57. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu kararın 23/9/2012tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
G. Aydın 1. İdareMahkemesinin E.2007/793 Sıra Sayısına Kayden GörülenDava Sürecinin Makul Sürede Sonuçlanmadığına İlişkin İddia
58. Başvurucu, Aydın 1. İdare Mahkemesinin E.2007/847 sırasayısına kayden görülen dava sürecinin makul süredesonuçlanmadığını ileri sürmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
59. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
60. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılamanın süresi tespit edilirken, sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgilikararını verdiği tarih esas alınır (SelahattinAkyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).
61. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).
62. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 6 yıl 8 aylıkyargılama süresinin (bkz.§§ 19-23) makul olmadığısonucuna varmak gerekir.
63. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
H. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
64. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. …”
65. Başvurucu maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
66. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
67. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
68. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Zorla çalıştırmayasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Ankara 5. İş Mahkemesikararının uygulanmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Aydın 1. İdareMahkemesinin E.1995/2342 sıra sayısına kayden görülendavada verilen kararın uygulanmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Aydın 1. İdareMahkemesinin E.2007/793 sıra sayısına kayden görülendava sürecinde adil yargılanma hakkının ihlaline ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Aydın 1. İdareMahkemesinin E.2007/793 sıra sayısına kayden görülendava sürecinde mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Ankara 5. İşMahkemesinde görülen davanın makul sürede sonuçlanmadığına ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Aydın 1. İdareMahkemesinin E.2007/793 sıra sayısına kayden görülendava sürecinin makul sürede sonuçlanmadığına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süreyargılanma hakkının Aydın 1. İdare Mahkemesinin E.2007/793 sıra sayısına kayden görülen dava yönünden İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Aydın 1. İdare Mahkemesine (E.2007/793,K.2009/401) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/4/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.