TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAKAN COŞKUNER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4785)
Karar Tarihi: 15/4/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Hakan COŞKUNER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 22/3/2005 tarihinde İstanbul 14. Asliye HukukMahkemesinde açtığı vekalet alacağının tahsili davası sonunda faizehükmedilmediğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 24/6/2013 tarihinde İstanbul 5. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 8/1/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Birinci Bölümün 29/1/2014tarihli ara kararı gereğince, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 28/2/2014tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 22/3/2005 tarihinde Fatih 1. Asliye HukukMahkemesinde, H.G. aleyhine açtığı alacak davasında, davalının vekili olarakkatıldığı davada sebepsiz olarak vekaletten azledildiğini, vekâlet ücretininödenmediğini ileri sürerek, 10.189 TL vekâlet ücretinin tahsilini talepetmiştir.
8. Davalı, karşı davasında, başvurucunun vekâletsözleşmesine aykırı hareket ettiğini ileri sürerek tazminat istemindebulunmuştur.
9. Davalı H.G.'nin yargılamasırasında vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
10. Fatih Adliyesinin kapatılması üzerine yargılamaya,İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmiştir.
11. Mahkemece, 11/12/2012 tarih ve E.2005/61, K.2012/485sayılı kararla; başvurucunun vekâlet sözleşmesinin gereklerine uygun olarakvekâlet görevini yaptığı sırada haksız olarak vekâletten azledildiği, aziltarihine kadar vekâlet ücretine hak kazandığı gerekçesiyle asıl davanın kısmenkabulüne, 10.023 TL vekâlet ücreti alacağının davalılardan tahsiline, karşıdavanın reddine karar verilmiştir.
12. Davalıların temyizi üzerine, Yargıtay 13. HukukDairesinin 16/4/2013 tarih ve E.2013/7697, K.2013/9685 sayılı ilamıyla karardüzeltme yolu kapalı olmak üzere hüküm onanmıştır.
13. Başvurucu, 25/5/2013 tarihinde Yargıtay onama kararınıöğrendiğini bildirmiştir.
14. Başvurucu, 24/6/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
16. 19/3/1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımınınkarşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.”
17. 1136 sayılı Kanun’un 168.maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukîyardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olantarife esas alınır.”
18. 1136 sayılı Kanun’un 174.maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir.Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretinödenmesi gerekmez.”
19. 11/2/1959 tarih ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Vekile ve kanuni mümessile tebligat”kenar başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerdetebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligatyapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardanilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, CezaMuhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklaratebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 15/4/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun24/6/2013 tarih ve 2013/4785 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, vekâlet göreviniyaptığı sırada haksız olarak vekâletten azledildiğini ve vekâlet ücretininödenmediğini, 22/3/2005 tarihinde İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıalacak davası sonunda 11/12/2012 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne kararverildiğini ancak faize hükmedilmediğini, kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesince16/4/2013 tarihinde onandığını, yargılamanın 8 yıl sürdüğünü ve makul süredeyargılama yapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
B. Değerlendirme
22. Başvuru dilekçesi ve ekleriincelendiğinde, başvurucunun, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıalacak davası sonunda faize hükmedilmediğini ve makul sürede yargılamayapılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürdüğü anlaşılmıştır. Başvurucunun anılan iddiaları ayrı ayrıdeğerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın SonucununAdil Olmadığı İddiası Yönünden
23. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
24. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
25. Anılan Anayasa ve Kanunhükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup buyola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır.
26. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.
27. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmalarıönünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlalineilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
28. Bireyselbaşvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar AnayasaMahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayanyeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:2012/946, 26/3/2013, § 20).
29. Başvuru konusu olayda,başvurucu, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davası sonunda11/12/2012 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ancakfaize hükmedilmediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
30. Başvurucu, İstanbul 14.Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada 10.189,00 TL’nin tahsilini talep etmiş,faiz isteminde bulunmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 11/12/2012tarihli kararla davanın kısmen kabulüne, 10.023,00 TL’nin davalılardantahsiline karar verilmiş, faize hükmedilmemiştir. Anılan kararı davalılartemyiz etmişler, başvurucu temyiz talebinde bulunmamıştır. Yargıtay 13. HukukDairesince 16/4/2013 tarihinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere hükümonanmıştır.
31. Başvurucu bu şekilde, AnayasaMahkemesi önünde ileri sürdüğü ihlal iddialarını, Derece Mahkemesinde ve temyizsafhasında ileri sürmediği için, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarınıusulünce tüketmemiştir.
32. Açıklanan nedenlerle, hukuksisteminde düzenlenen başvuru yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temelhak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığıİddiası Yönünden
33. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bubölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
34. Başvurucu, sebepsiz olarakvekâletten azledilmesi ve vekâlet ücretinin ödenmemesi üzerine, vekâletücretinin ödenmesi amacıyla açtığı alacak davasının, makul olmayan bir süredetamamlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
35. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
36. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
37. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
38. Sözleşme’nin “Adilyargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafındandavasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesiniisteme hakkına sahiptir.”
39. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
40. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olansüratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır.
41. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzunsüren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ilesıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olaninancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özeningösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardıedilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuruaçısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §40).
42. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
43. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süredeğerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tümgecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisideğerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından dahaetkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
44. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.
45. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, sebepsiz olarakvekâletten azledilme ve vekâlet ücretinin ödenmemesi üzerine, vekalet ücretininödenmesi amacıyla açılan alacak davasında, 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülgaHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 49).
46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından22/3/2005 tarihidir.
47. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesininbireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibarengeçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
48. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 52).
49. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,yargılamanın konusu, sebepsiz olarak vekâletten azledilme ve vekâlet ücretininödenmemesi nedeniyle vekâlet ücretinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece,22/3/2005 havale tarihli dilekçe ile yargılamasına başlanıldığı anlaşılandavanın tensip zaptının tanzimi sonrasında, yargılama sürecinde birçok duruşmayapılmış olup, belirtilen celseler arasında genellikle 2,5 aylık sürelerinbulunduğu anlaşılmıştır.
50. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvurucunun,Fatih 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 22/3/2005 tarihinde açtığı dava sonrasındaMahkemece, 28/3/2005 tarihinde tensip zaptı düzenlenmiştir. Dava dilekçesinindavalıya tebliğinden sonra, davalı taraf karşı dava açmıştır. Davacı ve karşıdavacının delilleri toplanmış, başvurucunun vekil olarak takip ettiği Fatih 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyası ile icra takip dosyaları incelenmiştir.
51. Başvurucu vekili, 1/12/2005 tarihli vekaletnamesiniMahkemeye sunmuş, vekaletnamenin süreli verildiği, 1 Aralık 2006 tarihi mesaibitimine kadar geçerli olduğunun vekâletnamede belirtildiği anlaşılmıştır.
52. 27/3/2007 tarihli duruşmada tarafların alacaklarının olupolmadığı ve miktarının belirlenmesi amacıyla bilirkişi raporu alınmasına kararverilmiştir. 3/10/2007 tarihinde rapor okunmuş ve taraflara raporu incelemeleriiçin süre verilmiştir. Tarafların rapora itiraz etmeleri üzerine 4/12/2007tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden üç kişilik bilirkişi isimlistesi istenilmesine karar verilmiştir.
53. 20/2/2008 tarihli duruşmada, karşı davacının vefat etmesinedeniyle veraset ilamının ve vekâletnamenin sunulması için karşı davacıvekiline süre verildiği anlaşılmıştır.
54. 23/7/2008 tarihli duruşmada, tarafların alacakları olupolmadığı ve miktarının tespiti amacıyla yeniden bilirkişi raporu alınmasınakarar verilmiştir. 7/7/2009 tarihinde rapor okunmuş ve taraflara incelemeleriiçin süre verilmiş, iki rapor arasında çelişki görüldüğünden, 25/11/2010tarihli duruşmada yeniden rapor alınması yönünde hüküm kurulmuştur.
55. Mahkeme hâkiminin emekli olması nedeniyle 26/1/2010, 19/3/2010,ve 14/5/2010 tarihli duruşmalarda dava dosyasının incelemeye alındığıanlaşılmıştır.
56. 2011 yılında Fatih Adliyesinin kapanmasından sonrayargılamaya İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmiştir.
57. Bilirkişi raporunun gelmesinden sonra, 16/2/2012tarihinde ek rapor alınmasına karar verilmiş, 18/10/2012 tarihinde raporgelmiş, Mahkemece dosya incelemeye alınmış ve 11/12/2012 tarihli duruşmadadavanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
58. Davalıların temyizi üzerine, Yargıtay 13. HukukDairesince 16/4/2013 tarihinde hüküm onanmıştır.
59. Yargılama süresince başvurucunun mazeret bildirerekkatılmadığı duruşmaların bulunduğu, ancak aynı duruşmaların bir kısmına karşıdavacının da katılmadığı veya bilirkişi raporlarının beklendiği anlaşılmışolup, yargılama sürecinin uzunluğu dikkate alındığında, başvurucunun tutumununyargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.
60. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konuyargılamanın konusu ve taraf sayısı dikkate alındığında karmaşık bir niteliğesahip olmadığı, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrıdeğerlendirildiğinde, yazılı yargılama usulünde tatbiki gereken yargılamayıhızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilenara kararların birçoğunda yapılması gereken işlemlerin uzun sürelerle yerinegetirilmediği anlaşılmaktadır.
61. Başvuruya konu yargılama sürecine bütün olarakbakıldığında, davanın açıldığı 22/3/2005 tarihinden itibaren, Yargıtay 13.Hukuk Dairesince onama tarihi olan 16/4/2013 tarihine kadar 8 yıl 1 ay 24 gündevam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
62. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
63. Başvurucu, 100.000,00 TL maddi ve manevi tazminatınödenmesini talep etmiştir.
64. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
65. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmişolmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebininreddine karar verilmesi gerekir.
66. Başvurucunun, sebepsiz olarak vekâletten azledilmesiüzerine vekâlet ücretinin ödenmesi amacıyla açtığı alacak davası, makul olmayanbir süre olan 8 yıl 1 ay 24 gün sonra sonuçlanmıştır. Dolayısıyla uyuşmazlığınniteliği ve başvurucunun kişisel yararı göz önünde bulundurulduğundabaşvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararıkarşılığında takdiren 5.850,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
67. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun;
1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığıiddiası yönünden “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiası yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 5.850,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan ve 198,35 TL harçtan oluşanyargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeHazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
15/4/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.