TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAKAN ATMACA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7871)
Karar Tarihi: 4/11/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Hakan ATMACA
Vekili
:
Av. Cavit ÇALIŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, askerî öğrencilik statüsüne son verilmesi üzerine maddive manevi tazminat ödenmesi talebiyle açılan davada Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 4/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/3/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvurubelgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, Bakanlık26/5/2015 tarihli beyanı ile görüş sunmayacağını bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucunun, Kara Harp Okulunda askerî öğrenci olarak öğrenimgörmekte iken kalp rahatsızlığı nedeniyle sağlık kurulu raporuna dayanılarakokul ile ilişiği kesilmiştir.
8. Başvurucu; askerî öğrenciliğe engel rahatsızlığı nedeniyle okulaalınmaması gerektiği hâlde okula alındığını, bu nedenle emsallerine görehayatta geri kaldığını, sağlık hizmetindeki kusur nedeniyle bu durumun meydanageldiğini iddia ederek uğradığını ileri sürdüğü 80.000 TL maddi ve 10.000 TLmanevi zararının tazmini istemiyle 7/6/2011 tarihinde Askerî Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) İkinci Dairesinde dava açmıştır.
9. Yapılan yargılama ve başvurucunun uğradığı zararın tespiti içinyaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda AYİM İkinci Dairesinin 13/2/2013tarihli ve E.2011/960, K.2013/223 sayılı kararı ile bilirkişi raporu uyarıncabaşvurucuya 15.551 TL maddi, 3.000 TL manevi tazminat verilmesine, fazlayailişkin taleplerin reddine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarıüzerinden nispi olarak hesap edilen 2.306,12 TL avukatlık ücretinin davalıidareden alınarak başvurucuya verilmesine, 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılıGenel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14.maddesi gereğince reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerindenhesap edilen 7.645,92 TL avukatlık ücretinin de başvurucudan alınarak davalıidareye verilmesine, davalı idare tarafından savunmaya ek olarak gönderilen belgelerinaynı gizlilik derecesi ile iadesine hükmolunmuştur.
10. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ilerisürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş; AYİM İkinci Dairesinin 11/9/2013tarihli ve E.2013/896, K.2013/9371016 sayılı kararıyla talebin reddine kararverilmiş ve karar 8/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu 4/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
12. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 46.maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:
“Ancak,tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usulkuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmeksuretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasınailişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğedilir.”
13. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi şöyledir:
“Dairelerveya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemelerikendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzumgördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesinitaraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerinbulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
Taraflardanbiri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek kararüzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, arakararında bu husus ayrıca belirtilir.
Ancak,istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetiningüvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği veyüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, sözkonusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.
(Değişikdördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Davadosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki;mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge vedosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet vegüvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulmasımaksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ilepersonelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerineincelettirilemez.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerineincelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıylataraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, tarafve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafındankarartılarak ayrıca gönderilir.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili,karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecekunsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz,mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerkarşı tarafa incelettirilebilir.
(Ek fıkra:19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilenve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkemeharicinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlarhakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”
14. 659 sayılı KHK’nın 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ileicra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafındanyapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesihâlinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgilimevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekaletücreti takdir edilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 4/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 4/11/2013 tarihli ve 2013/7871 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, Mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine kararverilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgeler hükme esasalındığı hâlde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının; Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerinözlerine dokunulmaksızın ilgili maddelerde belirtilen nedenlere bağlı olarakancak kanunla sınırlanabileceğini, bu sınırlamanın ölçülü olması gerektiğini,Anayasa'nın 36. maddesinin de 13. madde kapsamında kaldığı, 36. maddede isesınırlamaya ilişkin bir hüküm bulunmadığını ve bu çerçevede bu özgürlüğünkanunla dahi sınırlandırılamayacağını, ayrıca Anayasa'nın kanun hükmündekararname çıkarma yetkisini düzenleyen 91. maddesinin birinci fıkrasındaAnayasa'nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temelhakların kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceğinin hüküm altınaalındığını, aksi düşünülse bile kanun hükmünde kararname düzenlemesinin ölçülüolmadığını belirterek hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş;7.963,92 TL maddi ve 5.000 TL manevi zararının tazminine karar verilmesinitalep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, davalı idare tarafından savunmadilekçesinin ekinde sunulan belgelerin incelettirilmediği yönündeki iddiasınınsilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasıbaşlığında, aleyhe hükmedilen avukatlık ücretine yönelik iddiasının isemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmesigerektiğine karar verilmiştir.
a. SilahlarınEşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkesinin İhlal Edildiği İddiası
18. Başvurucu, Mahkeme kararının hüküm kısmında iadesine kararverilen ve davalı idare tarafından savunma ekinde sunulan belgeler hükme esasalındığı hâlde bu belgelerin tarafına tebliğ edilmemesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
19. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahlarıneşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklerle ilgiliuyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları ve idari davalarda da bu ilkeye uyulmasıgerekir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32).
20. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireyselbaşvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
22. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinebireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadanönce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
23. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır.
24. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucunun, temelhak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konudasahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takipedilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, AnayasaMahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 16/4/2013, § 32).
25. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin davalarınusul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm aşamalarında silahlarıneşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının güvence altına alınarak adilyargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural;tarafların eşit şartlarda yargılamaya katılımının sağlanması, gösterilen kanıtlarve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerinibildirebilme imkânının verilmesi olup kamu güvenliği, misilleme riski altındaolan şahitlerin korunması, soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazıistisnaların yargılama usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahiverilmeyen veya karartılan bilgi ve belgelere karşı ilgili mahkemeye itirazdabulunabilme imkânı getirilmesi adil yargılanmanın garanti altına alınması içinbir gerekliliktir. Bu hususlar 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklikyapan 19/6/2010 tarihli ve 6000 sayılı Kanun’un genel gerekçesi ile maddegerekçesinde de ifade edilmiş olup değişikliğin sebebi olarak da Avrupa İnsanHakları Mahkemesinin (AİHM) 31/10/2006 tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiye kararıgösterilmiştir (Bülent Karataş,B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 74).
26. 6000 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52.maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş ve maddeye beş ve altıncı fıkralareklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede dava dosyasındaki bilgi ve belgelerintaraf ve vekillerine açık olduğu ancak mahkeme tarafından getirtilen veyaidarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan başka şahıs ve makamların özelbilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idareninsoruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesikaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerintaraf ve vekillerine incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerineincelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıylataraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iselerincelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarakayrıca gönderileceği, davacı taraf veya vekilinin, karartılan veya verilmeyenbilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ilemahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın mahkeme tarafından incelenerek haklıgörüldüğü durumlarda mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha önce karartılanveya verilmeyen bilgi ve belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kuralaltına alınmıştır (Bülent Karataş,§ 75).
27. Başvuru konusu olayda başvurucu tarafından, sağlık sorunlarınınbulunması nedeniyle askerî okula girmesinin mümkün olmamasına rağmen idareninkusuru neticesinde okula kaydının yapıldığı ve daha sonra okul ile ilişiğininkesilmesi sonucunda emsallerine göre hayatta geri kaldığı gerekçesiyle uğradığımaddi ve manevi zararların tazmini istemiyle AYİM İkinci Dairesinde davaaçılmış, Daire idarenin hizmet kusurunun olduğu sonucuna ulaşarak başvurucununuğradığı maddi zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırmış ve bilirkişiincelemesi neticesinde tespit edilen maddi zarar ile takdir ettiği manevizararın davalı idareden alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
28. Başvurucu, iadesine karar verilen belgelerin varlığından esashakkındaki kararın kendisine tebliği ile haberdar olmuştur. Buna karşınbaşvurucunun yaptığı karar düzeltme talebi incelendiğinde davalı idaretarafından dava dosyasına sunulan belgelerin kendisine tebliğ edilmediği ve bubilgilerin hükme esas alındığına ilişkin herhangi bir iddiayı ileri sürmediğigibi ilgili belgelerin incelettirilmesi ve bunun için yeterli süre verilmesiyönünde de bir talepte bulunmadığı anlaşılmıştır (Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 41).
29. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu belgelerinincelettirilmediği iddiasına yönelik kanun yollarının tamamı tüketilmedenbireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir
b. MahkemeyeErişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası
30. Başvurucunun, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeyeerişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmayıpbaşka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
31. Başvurucu, ıslah imkânınınve haksız çıkan taraf lehine nispi avukatlık ücretine hükmedilmesine yönelikbir düzenlemenin olmadığı dönemde dava açtıklarını ve dava açarlarken o döneminşartlarına göre dava konusu miktarı belirlediklerini, dava devam ederkenyürürlüğe giren 659 sayılı KHK’daki düzenleme ile öngörmedikleri bir şekildeavukatlık ücreti ödemeye mahkûm edildiklerini, bu durumun hak arama özgürlüğünüihlal ettiğini iddia etmiştir.
32. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:
“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adilyargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbirmahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
33. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
34. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılanveya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarınınhükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahaleoluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleridisipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak busınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalıve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararınıngerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacakşekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61, 62).
35. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlıkücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkınayönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesiiçin kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olmasıgerekir. Başvuru konusu olayda, 2/11/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğegiren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu davaların, idarenin bünyesindegörev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüşolup davanın reddi hâlinde idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesidüzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısınınazaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizinuyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belliyükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamuotoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayıimkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlindebaşvurucuya yüklenecek olan avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,2/10/2013, §§ 38, 39).
36. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyanbaşvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlıkücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirlidava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeyebaşvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda, davanın özelkoşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişimhakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (ÖzkanŞen, § 54).
37. Başvurucunun tam yargı davasını açtığı 7/6/2011 tarihiitibarıyla yürürlükteki usul hükümlerindedava dilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesiniöngören bir düzenleme bulunmamakla birlikte dava sonucunda haksız çıkandavacının her hâlükârda davalı idare lehine reddedilen miktar üzerinden nispiavukatlık ücreti ödemesini gerektiren düzenlemenin bulunduğu anlaşılmaktadır.
38. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi vebenzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesindebelirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hakkazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veyaöngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bubelirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluylaaşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 7/6/2011 tarihi öncesindemümkün olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacıların, tazminattaleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin olmadığıgörülmektedir.
39. Başvurucunun da bu nedenle AYİM’eaçtığı davada uğradığı zarar için 80.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminattalebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. AYİM başvurucu lehine toplam 18.551 TLmaddi ve manevi tazminata, 2.306,12 TL avukatlık ücretine hükmettikten sonrabaşvurucunun reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalıidare lehine 7.645,92 TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.
40. Başvurucu aleyhine vekâlet ücreti ödenmesini öngörendüzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Budüzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesigerekir.
41. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde değerlendirildiğindebaşvurucunun, dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybınauğramamak için talebini yüksek tuttuğu ve yargılama sonucunda hak kazandığı tazminatve vekâlet ücretinin yaklaşık %27’sine denk gelen kısmını avukatlık ücretiolarak davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığı görülmüştür. Böylecebaşvurucunun, tazminat alacağının bir kısmından mahrum bırakıldığı ve bumiktarın ölçülü olmadığı saptandığından mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
43. Başvurucu maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
44. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilenihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
45. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarınınortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan zararlarıkarşılığında başvurucuya, talebiyle bağlı kalınarak takdirennet 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.
46. Dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Aleyhe avukatlık ücretine hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlalettiğine ilişkin iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Mahkemeye erişim hakkınayönelik müdahale nedeniyle başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.500 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına
4/11/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.