TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAKAN ERDOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9481)
Karar Tarihi: 24/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Hakan ERDOĞAN
Vekili
:
Av. Aytekin EROL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sicil sırasında kendisinden sonra gelen subaylarınsözleşmeleri yenilenmesine rağmen e-posta yazışmaları dikkate alınarak subaysözleşmesinin yenilenmemesi, bu işleme karşı açtığı davada Askeri Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) Birinci Dairesi tarafından verilen karar hakkındaki karardüzeltme talebinin aynı daire ve aynı üyeler tarafından karara bağlanmasınedenleriyle eşitlik ilkesinin, iki dereceli yargılama hakkının, özel hayatıngizliliği hakkının ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindeKomisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/6/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 22/9/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 21/10/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş3/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 10/11/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
7. Anayasa Mahkemesinin 16/11/2015 tarihli yazısı ile HavaKuvvetleri Komutanlığından dava dosyasına sunulan gizli ibareli belgeleringönderilmesi, personel tarafından yazılan e-postaların denetleneceğinidüzenleyen yasal mevzuatın bildirilmesi istenmiştir. Hava KuvvetleriKomutanlığı 4/12/2015 tarihli yazılı cevabı ile istem konusu hususlarla ilgilibilgi ve belgeleri sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veulaşılan bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 30/8/2003 tarihinde sözleşmeli subay statüsündegörev yapmak üzere 9 yıl süreli sözleşme imzalayarak Hava KuvvetleriKomutanlığında göreve başlamıştır.
10. Başvurucu, sözleşme süresi bitmeden önce 31/1/2012 tarihindesözleşme yenileme talebinde bulunmuş 5/6/2012 tarihli işlemle başvurucununsözleşmesinin yenilenmemesine karar verilmiştir.
11. Başvurucu tarafından sözleşmenin yenilenmemesi işlemininiptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının ödenmesi istemiyle 13/8/2012tarihinde AYİM Birinci Dairesinde dava açılmıştır.
12. Yargılama sırasında davalı idarenin 9/10/2012 tarihliyazısının ekinde gönderilen savunmasında Hava Kuvvetleri Komutanlığınınsözleşmeli subay ihtiyacının planlandığı, buna göre idarenin kanundankaynaklanan yetkisi dâhilinde hareket ederek ihtiyaç durumu dikkate alınarak vepersonelin safahat kayıtları (sicil sırası, ödül/takdir/ceza durumu, ilgilipersonel hakkındaki istihbarat değerlendirmeleri, almış olduğu eğitimler ve bueğitimlerdeki başarı durumu) değerlendirilerek idarenin takdir yetkisiçerçevesinde başvurucunun sözleşmesinin yenilenmediği; 1602 sayılı AskeriYüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında gizli bilgi ve belgegönderileceği belirtilmiştir. Davalı idare 9/10/2012 tarihli yazı ile sözkonusu gizli belgeleri Mahkemeye göndermiştir. Bu belgeler, Hava KuvvetleriKomutanlığında sadece personelin kullandığı, TSK Net E-posta Sistemi üzerindenbaşvurucunun e-posta adresine gönderilen veya başvurucunun gönderdiği iletilereilişkin, 19/12/2011 tarihli E-Posta Denetim Birimi İnceleme Sonuç Raporu veeklerinden oluşmaktadır. Anılan raporda, başvurucunun 2011 yılı içerisindegöndermiş olduğu 9 adet e-posta içerisinde gizlilik derecesi “gizli” olan dosyalar olduğu, gayriahlaki belgeler ve oyunlar içeren e-postalar gönderdiği, kendisiyle aynırütbede bulunan arkadaşı T.C.D.ye gönderdiği e-postalardan birindepsikolojisinin bozuk olduğuna intihar edebileceğine yönelik ibareler bulunduğuyönünde tespitler bulunmaktadır. Buna göre başvurucu, inceleme dönemiiçerisinde (1/1/2006-12/12/2011) Hava Kuvvetleri Komutanlığı sistemine bağlıresmî e-posta hesabından 2/5/2011 tarihinde üç askerî personele makineli tüfekatışları kıymetlendirme formu isimli belgeyi, 2/5/2011 tarihinde bir askerîpersonele eğitim atışlarına ilişkin bir belgeyi,13/7/2011 ve 26/7/2011tarihlerinde iki askerî personele görevlendirmeye ilişkin bir yazı vegörevlendirilen personel listelerini, 27/5/2011 tarihinde bir seminere ilişkinbelgeyi göndermiştir. Anılan belgelerin“gizli” gizlilik dereceli belgeler olduğu görülmektedir.Başvurucunun devre arkadaşlarına gönderdiği 11/2/2009 tarihli e-postanıniçeriğinde ise mizahi bir dille kaleme alınan bir hikâyenin ekinde bikinili birkadının fotoğrafı yer almaktadır. Başvurucunun devre arkadaşı olan T.C.D. ileyazışmalarında ailevi sorunlarından bahsettiği, arkadaşının sorunlarına ilgisizkalmasına sitem ettiği yine sözleşme yenilenmesi sürecine ilişkin bazı bilgilerpaylaştığı anlaşılmıştır.
13. AYİM Başsavcılığı, idarece başvurucunun statüye alındığısırada mevcut olan personel ihtiyacı ile kadro durumunun değiştiğine ilişkinbir savunma yapılmadığını, personel sayısında ortaya çıkan fazlalıktanbaşvurucunun sorumlu tutulamayacağını, diğer taraftan başvurucunun hizmetetahsisli elektronik ortamda paylaştığı ileri sürülen yazı ve fotoğraflarıniçeriğinin sözleşmenin yenilenmemesi sebebi olarak kabul edilemeyeceğini, sözkonusu materyalde başvurucunun statü dışında kalmasını gerektiren ağır ve vahimbir disiplin ihlali bulunmadığını, bu eylemlerin basit disiplin ihlali olduğunuve disiplin cezası ile karşılanmasının mümkün olduğunu, oysaki davalı idaretarafından bu durum tespit edildiği hâlde başvurucuya herhangi bir disiplinişlemi dahi uygulanmadığını, buna göre elektronik postaların başvurucununstatüden çıkartılması sebebi olarak kabul edilmesinin ölçülülük ilkesi ilebağdaşmadığını; sonuç olarak başvurucunun subaylık sözleşmesinin yenilenmemesiişleminde takdir yetkisinin objektif, adil ve hakkaniyete uygun biçimdekullanılmadığını, bu hâliyle işlemin sebep ve amaç unsurları yönünden hukukaaykırı olduğunu belirterek ayırma işleminin iptaline karar verilmesi yönündedüşünce bildirmiştir.
14. Mahkeme 28/5/2013 tarihli ve E.2013/49, K.2013/639 sayılıkararı ile oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümüşöyledir:
“…
Öncelikle dava konusu yapılan sözleşme bir idarisözleşmedir… Sözleşmenin bir tarafı idare, diğer tarafı ise kamu personelidir.Ancak bu kamu personeli ‘memur’ statüsünde değildir. Anayasa’da dayanağınıbulan ‘diğer kamu görevlileri’ statüsündedir… Yasama Organı, subay ve astsubayolarak istihdam edilecek sözleşmeli personelin alınma, özlük hakları,sözleşmenin yenilenmemesi ve feshi hallerini kanun ile düzenlemiştir.Sözleşmeli personelin statüsü kanun ile düzenlendiğine göre öncelikle yasadayer alan sözleşmenin yenilenmesine ilişkin hükümlere ayrıntılı olarak bakmakgerekmektedir.
… (4678 sayılı) Kanun hükmünde sözleşmeninhangi hallerde yenileneceğine ilişkin hüküm bulunmamaktadır…
Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliğinin…14. maddesinin (a) fıkrasında… düzenlemesi yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, sözleşme süresi bitimindeidareyi sözleşme yapmaya zorlayıcı yönetmelik hükmü de bulunmamaktadır. Yasakoyucu bu şekilde bir düzenleme yöntemiyle idareye takdir yetkisi tanımıştır.Ancak bu demek değildir ki idare takdir yetkisini keyfi bir şekilde istediğigibi kullanacaktır. İdare takdir yetkisini hukuka uygun kullanmak zorundadır.Diğer yandan sözleşmeli personel, sözleşmeli olmanın sonucu, kamu personelinindiğer bir kısmını oluşturan memurlar gibi iş güvencesine sahip bulunmamaktadır.İdare, kendi planları doğrultusunda ne kadar sözleşmeli personelbulunduracağına ilişkin hesaplar yaparak bir mahruti yapı oluşturmayaçalışmıştır. Yaptığı hesaplamalar çerçevesinde, Hv. Savunma subay statüsünde 2sözleşmeli personel ile sözleşme yenilenmesine karar vermiştir. Bu noktada;mahkememizce hesaplamalar yaparak, idarenin Hv. Savunma subay sözleşmelipersonel alımı yapması gerektiği konusunda değerlendirme yapıp, ‘idarenin…kadar daha personel alması gerektiği’ yönünde bir sonuca varmak, yerindelikdenetimi olacaktır ki o da Anayasa’nın 125. maddesine aykırılık teşkiledecektir. Mahkemelere böyle bir değerlendirme yetkisi tanınmamıştır. Kısaca,sözleşmeli personelin alımında veya sözleşmeli personel sözleşmelerininyenilenmesinde, takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde iptal kararıvermek, hukuken mümkün görünmemektedir.
…
İstikrar bulmuş kararlarımızda da belirtildiğiüzere, kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, bu hizmeti en iyişekilde yürütebilmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasınınzorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecekpersonelini alırken bir takım özelliklere sahipolmasını araması tabii olduğu gibi statüye alındıktan sonra da bunları verimlibiçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkânıkalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlıolacak personelini bünyesi dışına çıkarması da olağan görünmektedir.Dolayısıyla idare, sözleşme yenileyecek personelini belirlerken hiç şüphesiz eniyisini seçmeye çalışacaktır. Bu bağlamda öncelikle sicil ve hakkındakikanaatler ne kadar iyi olursa olsun, ceza durumunu ve İKK hassasiyetini dikkatealarak, ileride TSK’yı zor duruma düşürebilecek şekilde problem oluşturacakveya TSK’nın itibarını zedeleyebilecek personeli öncelikle eleyebilecektir. Bukonuda da gerektiğinde arşiv araştırması yapabileceği gibi, İKK tespitleriylede karar verebilecektir. Zira ortada sona ermek üzere olan bir sözleşmenintekrar canlandırılması söz konusudur. Yasa koyucu da sözleşmenin her ikitarafına sözleşmeyi yenileme veya yenilememe hususunda takdir yetkisitanımıştır.
Bu bağlamda; dava konusu işleme baktığımızda1602 sayılı Kanunun 52’nci maddesi kapsamında gönderilen belgeler ve ara kararısonrası gönderilen belgeler incelendiğinde; sözleşmesi yenilenebilecek toplam 5sözleşmeli Hv.svn. subayının olduğu, bunlardan 4’ncüsırada yer alan Hv.Svn.Ütğm. S.T.’ninve1’nci sırada yer alan davacının ‘İKK hassasiyetleri çerçevesinde’sözleşmelerinin yenilenmediği, 2,3 ve 5’nci sırada yer alan ve sözleşmeleriyenilenen personelin ‘İKK hassasiyeti’ninbulunmadığı, davacı ile ilgili olarak kurum içi hizmete ilişkin kullanılmaküzere tahsis edilen e_posta adresinde göndericiolarak; cinsellik içerikli fotoğraflar, ‘gizli’ gizlilik dereceli e_postalar gönderdiğinin belirlendiği, e_postalarınbirinde intihar etmeyi düşündüğünden bahsettiği, bu hususlar birlikte dikkatealındığında; idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı, açık birdeğerlendirme hatasının bulunmadığı, bu bağlamda davalı idare tarafından tesisedilen işlemde hukuka aykırı bir yön olmadığı sonucuna varılmıştır.”
15. Karara katılmayan Daire Başkanının karşıoyyazısında aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir:
“İdare, savunma sınıfı 5 subaydan sicilsırasına göre 2, 3 ve 5’nci sıradaki personelle sözleşme yenilemiştir. 1’ncisıradaki, 22 takdiri olan, nitelik belgesi çok iyi olarak düzenlenen ve cezasıolmayan davacı ile sözleşme yenilenmemiştir. İdarenin dayandığı İKK ile ilgilibelgelere bakıldığında;
- Cinsellik içeren görüntülerin mizah amaçlıgönderildiği, üstelik bu görüntülerin diğer davacıların gönderdiği görüntüleregöre nitelik ve nicelik bakımından az ve hafif olduğu, özellik arz etmediği,
- Belge olarak eklenen birçok sayfaların boş olduğu,
- Gerek idarece gerek çoğunluk tarafındanileri sürülen gizli belgelerin e-posta ile ifşa edildiği şeklindeki iddianıngerçeği yansıtmadığı, zira bunlarla yenileme ve dava aşamasıyla ilgili endişeve sıkıntılarını dile getirip, avukattan alınan bilgilerin aktarıldığı,
- E-posta ile görüştüğü T.C.D.’nin 5’nci sırada olmasına, disiplin cezası ve olumsuzkanaat bulunmasına rağmen sözleşmesinin yenilendiği anlaşılmaktadır.
Bu sebeplerde, davacının kurumsal e-postaylagönderdiği 2009 tarihli hizmet dışı iletilerden dolayı zamanında uyarılıpcezalandırılması gerekirken, yenilenenlere göre gerek önde olması,gerek daha olumsuz nitelikli personelle sözleşme yenilenmesi karşısında, takdiryetkisinde açık hataya düşüldüğü kanaatine vardığımdan …”
16. Karara katılmayan bir üyenin karşıoyyazısının ilgili bölümü ise şöyledir:
“Dava konusu işlem incelendiğinde; davacınınsicil/yeterlilik çizelgesinde 1’nci sırada olduğu, davacıdan sonra gelen üçpersonelin sözleşmesinin yenilendiği, yeterlilik derecesi açısından 2003yılında sözleşme yapılan Hv.Svn. Üsteğmenler içindebirinci sırada bulunan ve nitelik belgesi ‘çok iyi’ seviyede olan davacının Hv.K.K.lığına ait kapalı devre elektronik ortamdagönderdiği ileri sürülen yazı ve fotoğrafların içerik olarak sözleşme yenilememeişleminin somut gerekçesini oluşturacak vahamette ve nitelikte olmadığı,dolayısıyla davalı idarenin bu konudaki takdir yetkisini objektif sınırlariçinde kullanmadığı, eşitlik ilkesine sadık kalmadığı, ayrıca sebep ve amaçunsurları bağlamında tesis ettiği işlemde ‘ölçülülük’ ilkesine uygundavranmadığı ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi kanaatindeolduğumdan…”
17. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairenin19/11/2013 tarihli ve E.2013/1097, K.2013/1104 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
18. Karar, başvurucuya 9/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
19. Başvurucu 27/12/2013 tarihinde süresinde bireysel başvurudabulunmuştur.
20. Anayasa Mahkemesinin 16/11/2015 tarihli yazısına verilenHava Kuvvetleri Komutanlığının 4/12/2015 tarihli cevap yazısına göre TSK NetE-Posta Sistemi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) personeline görev kapsamındakullanılması için tahsis ettiği, dış dünyaya kapalı, intranet olarak ifadeedilen sadece askerî personelin birbiriyle ve askerî hizmete ilişkin veripaylaşımına imkân veren sınırlı bir haberleşme sistemidir.
21. Anılan yazı ve ekli belgelerden e-postaların istihbarat veistihbarata karşı koyma hassasiyetleri çerçevesinde denetleneceğini öngörenkanuni düzenlemelerin, 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbaratHizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 5. maddesinin (a)fıkrasının üçüncü alt bendi, 31/7/1970 tarihli ve 1324 sayılı GenelkurmayBaşkanının Görev ve Yetkilerine Ait Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrasının(a) numaralı bendi, Genelkurmay Başkanlığının 27/2/2006 tarihli ve 6406668sayılı emri, Hava Kuvvetleri Komutanlığının 22/3/2006 tarihli ve 48960 sayılıemri ve 14/5/2007 tarihli Genelkurmay Başkanlığı MY 411-7 TSK-NET E-PostaSistemi Yönerge'si (Yönerge) olduğu anlaşılmaktadır.
B. İlgili Hukuk
22. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İçHizmet Kanunu’nun 17. maddesi şöyledir:
“Amir; … Maiyetin ahlaki, ruhi ve bedenihallerini daima nezaret ve himayesi altında bulundurur…”
23. 211 sayılı Kanun’un 39. maddesi şöyledir:
“Silahlı Kuvvetlerde askeri eğitim ile beraberahlak ve maneviyatın yükseltilmesine ve milli duyguların kuvvetlendirilmesinebilhassa itina olunur.
Cumhuriyete sadakat, vatanını sevmek, iyiahlaklı olmak, üste itaat, hizmetin yapılmasında sebat ve gayret, cesaret veatılganlık, icabında hayatını hiçe saymak, bütün silah arkadaşları ile iyigeçinmek, birbirlerine yardım, intizam severlik, yapılması men edilen şeylerdenkaçınmak, sıhhatini korumak, sır saklamak her askerin esas vazifesidir.”
24. 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerindeİstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun’un “Tanımlar” kenar başlıklı 3. maddesişöyledir:
“Bu Kanun’da geçen
...
e) Sözleşmeli subay: Bu Kanunda öngörülenesaslara göre, kendileri ile sözleşme yapılarak subay nasbedilenteğmen, üsteğmen ve yüzbaşı rütbelerini haiz subayları,
…
ifade eder.”
25. 4678 sayılı Kanun’un “Sözleşmesüreleri” kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:
“Sözleşmeli subay adayları ön sözleşmeyapılarak askerî eğitime alınırlar. Bu eğitimi başarı ile tamamlayanlardanyönetmelikte belirtilen şartları taşıyanlarla sözleşme yapılır ve bu kişilerteğmen rütbesine nasbedilirler. Sözleşme süreleri üçyıldan az ve dokuz yıldan fazla olmamak şartıyla, hizmet gerekleri veyetiştirme maliyetlerine bağlı olarak kuvvet, sınıf ve branşlara göreyönetmelikte belirlenir. Yönetmelikte belirlenen şartları taşıyanlarıntalepleri halinde sözleşmeleri yenilenebilir. Ancak sözleşmeli subaylardanrütbe yaş haddini dolduranlar hakkında 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunhükümleri uygulanır.
Sözleşme süreleri; terörle mücadele sırasındaveya bu görevlerden dolayı alıkonulma ya da kaybolma hâli ve sıkıyönetim,seferberlik, savaş veya silahlı çatışmayı gerektirecek hal ile savaş hallerindeKuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanınıngöstereceği lüzum üzerine, durumun devamı müddetince Genelkurmay Başkanınınonayı ile talebe bakılmaksızın uzatılabilir.”
Sözleşme işlemleri, Kuvvet Komutanlıkları,Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılır.”
26. 4678 sayılı Kanun’un “Rütbebekleme süreleri ve sözleşmenin yenilenmesi” kenar başlıklı 12.maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Her sözleşme süresinin sona erme tarihindenen az üç ay önce taraflar sözleşmeyi yenileyeceklerine dair yazılı bildirimdebulunmadıkları takdirde, sözleşme kendiliğinden sona erer.”
27. 4678 sayılı Kanun’un “Sözleşmeninidarece fesih halleri” kenar başlıklı 13. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
“Sözleşmeli subay veya sözleşmeliastsubayların sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitimindenönce feshedilebilir:
…
b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyleTürk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı sicil üstlerinindüzenleyeceği sicil ve kanaat raporu ile anlaşılmak.
…”
28. 4678 sayılı Kanun’un “Sağlıkhizmetlerinden yararlanma ve sosyal haklar” kenar başlıklı 16.maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Sözleşmeli subay ve sözleşmeliastsubaylardan;
a) Kendi kusurları olmaksızın idare tarafındansözleşmeleri yenilenmeyenler ile sözleşme süresi içinde vefat, bir yıliçerisinde Kanunda belirtilen süreden daha fazla havadeğişimi/istirahat/benzeri sıhhi izin süresini geçirme, bulunduğu kadronunkaldırılması, istihdam edildiği kadronun sağlık niteliğini kaybetme nedeniylesözleşmeleri sona erenler ve bunların bakmakla yükümlü oldukları ailefertlerinin, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde sözleşmelisubay ve sözleşmeli astsubay olarak hizmet edilen süre kadar ve en çok on yılı,
…
geçmemek üzere muayene ve tedavi hizmetleri askeri hastanelerde, askerhastanelerinin bulunmadığı garnizonlarda ise garnizon komutanlıklarından sevkalınmak şartıyla kamu sağlık kuruluşlarında, ücretsiz olarak verilmeye devamedilir.
Ancak, kamu kurum ve kuruluşlarının ve sosyalgüvenlik kurumlarının sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı doğanlar, buhakları mevcut olduğu sürece bu maddeye göre sağlanan sağlık hizmetlerinden veasker hastanelerinden yararlanamazlar.”
29. 4678 sayılı Kanun’un “Tazminatve ikramiye ödeme esasları” kenar başlıklı 18. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Sözleşmeli subay ve sözleşmeli astsubaylardankendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veyasözleşme süresini bitirip ayrılanlar ile durumları 13 üncümaddenin üçüncü fıkrasının (i), (j) ve (k) bentleri kapsamına girenlere aşağıdayazılı esaslara göre tazminat verilir:
…”
30. 4678 sayılı Kanun’un “Yönetmelik”kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir
“Sözleşmeli subay ve astsubay adayları ilesözleşmeli subay ve astsubaylarda aranacak nitelikler, sağlık koşulları,alınacakları sınıf ve branşlar, duyuru, müracaat şekli ve zamanı, müracaatlarınkabul edilmesi, sözleşmenin yapılması, sözleşme süreleri, sözleşmeninfeshedilmesi, görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilmeme hallerive bunlara yapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar,sınav, öğretim ve eğitimin esas, şekil ve süreleri, kıt’a,karargâh, kurum ve idarî işlerde görevlendirilmeleri, izin, ayırma, atamalar,yer değiştirmeler, astlık-üstlük münasebetleri, sicil işlemlerine ilişkin usulve esaslar, muvazzaf subay veya astsubay statüsüne geçirilecekler içinuygulanacak usul ve esaslar, sözleşme yapmaya yetkili makamlar, meslek içieğitim ve ihtisas kurslarının süresi ve şekli, giyim, kuşam ve istihkaklarınınverilme usulü, sağlık işlemleri, Türk SilâhlıKuvvetlerinden ilişiği kesilenlerin kendilerine yapılan eğitim, öğrenim veyetiştirme masraflarının geri ödeme esasları ile diğer hususlar, bu Kanununyürürlüğe girmesini takip eden altı ay içerisinde Millî Savunma Bakanlığı veİçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.”
31. 27/4/2002 tarihli ve 24738 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliği’nin 14. maddesi şöyledir:
“Sözleşmenin yenilenmesi ve uzatılması aşağıdabelirtilen esas ve usullere göre yapılır.
a) Sözleşmeli subay ve astsubaylardan,sözleşmesini yenilemek isteyenler sözleşme süresinin sona erme tarihinden 6 ayönceden başlamak suretiyle dilekçe ile ilk amirine müracaat eder. Budilekçeler, EK-C’de belirtilen nitelik belgesi ile beraber silsileler yolu ileKuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil GüvenlikKomutanlığına gönderilir. Sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi konusundaki nihaikarar Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil GüvenlikKomutanlığı tarafından verilir. Uygun görülenlerin sözleşmesinin yenileneceği,sözleşmenin bitiminden önce bildirilir. Sözleşme, ilgili sözleşmeli subay veyaastsubayın talebinin İdarece kabul edildiğinin bildirilmesi ile yenilenir…”
32. 2937 sayılı Kanun’un “Bakanlıklarve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının görev ve yükümlülükleri” kenarbaşlıklı 5. maddesinin (a) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bakanlıklar ve diğer kamu kurum vekuruluşlarının Devlet istihbaratına ilişkin görevleri şunlardır:
a) Kendi konularında;
1. Görevlerinin gerektirdiği istihbaratıoluşturmak,
2. MİT tarafından istenecek haber veistihbaratı elde etmek,
3. İstihbarata karşı koymak.”
33. 1324 sayılı Kanun’un “Görev,yetki ve sorumluluk” kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Genelkurmay Başkanı, Silahlı Kuvvetlerinsavaşa hazırlanmasında; personel, istihbarat, harekat,teşkilat, eğitim, öğretim ve lojistik hizmetlerine ait ilke ve öncelikler ileana programlarını tespit eder.
Bunlardan;
a) İstihbarat, harekat,teşkilat, eğitim, öğretim ve tedarik dışındaki lojistik hizmetlerin Kara,Deniz, Hava Kuvvetleri komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığına bağlı kuruluşlarile uygulanmasını sağlar.
b) Personel hizmetleri, özel kanunlarına göreyürütülür.
c) Lojistik tedarik hizmetleri için, tespitetmiş olduğu ilke, öncelik ve ana programları, bu hizmetleri yürütecek olan,Milli Savunma Bakanlığınabildirir.”
34. Yönerge'nin birinci bölümünün “Amaç” başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“Bu yönergenin amacı; karargahlarda yürütülenfaaliyetlerin eş güdümü, bilgi arzı, emirlerin tebliği, göreve yönelik bilgialışverişi de dahil olmak üzere görevin etkinliğini artıracak bilgilendirmeyle,TSK personeli arasında sosyal etkinliklere olanak sağlayacak yeni yıl, bayramkutlamaları ve benzeri mesajların gönderilmesi maksadıyla tesis edilen TSK-NetE-Posta Sistemi’nin kullanımı ve işletme-yönetimine ilişkin esasları belirlemektir.”
35. Yönerge'nin birinci bölümünün “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin (a)numaralı fıkrası şöyledir:
“Bu yönerge, TSK-Net ortamında TSK-Net E-PostaSistemi sunucusu açmaya, işletmeye ve idame etmeye yetkili tüm birlik, karargâhve kurumlar ile bu sunuculardan hizmet almak suretiyle sistemi kullanan tüm TSKpersonelini kapsar.”
36. Yönerge'nin birinci bölümünün “Esaslar” başlıklı 4. maddesinin (e)numaralı fıkrası şöyledir:
“Sistemin amaç dışı kullanımını önlemekmaksadıyla yönetici düzeyinde Yönergede belirtilen denetim sistemi kurulur. Budenetim mekanizması ile sistemde dolaşan e-postalar sürekli kontrol edilerekamaç dışı kullanımda bulunanlar tespit edilir.”
37. Yönerge'nin birinci bölümünün “Görev ve sorumluluklar” başlıklı 5.maddesi şöyledir:
“…
(b)…KuvvetKomutanlıkları(…)nın Görev ve Sorumlulukları:
…
(6) Etkili bilgisayar kullanımı, bilgisistemleri güvenlik tedbirleri ve kullanıcıları ilgilendiren bilgisayar işletmeusulleri hakkında bilgilendirici ve eğitici mahiyette brifingler hazırlayarak,bu brifinglerin her yıl en az iki defa tüm kullanıcılara verilmesinisağlamaktır.
(c) Kişisel sorumluluk:
…
(2) E-posta sistemini amacı dışında kullananve bunu alışkanlık haline getiren personel hakkında, eylemi ayrıca başka birsuç teşkil etmese dahi, yasal işlem yapılır.”
38. Yönerge'nin dördüncü bölümünün “Denetim mekanizmaları” başlıklı 5.maddesi şöyledir:
“a. E-postalarınihtiyaç duyulduğunda denetimini sağlamak üzere e-posta içerikleri ve izbilgileri merkezi olarak saklanır ve yedeklenir.
b. Yönerge ile belirlenen e-posta kullanımesaslarını denetlemek maksadıyla Genelkurmay Başkanlığı, MSB.lığı(emirlerine maruzdur), Kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veSahil Güvenlik Komutanlığı karargahlarında İstihbarat Başkanlıkları bünyesindeilave kadro ihtiyacı getirmeyecek şekilde e-posta ‘denetim birimi’ teşkiledilir.
c. Bahse konu denetim birimleri;
(1) Gönderilen e-postaları, hazırlayacaklarıaylık/yıllık denetim planları kapsamında veya habersiz olarak, göreve/hizmeteyönelik olup olmaması ve İstihbarat/İstihbarata Karşı Koyma (İKK) yönlerindeninceler,
(2) E-posta incelemelerini talep/ihbar üzerineveya örnekleme metodu ile yapar,
(3) Kullanıcı bilgisi dahilinde veyasunuculara yönlendirilerek toplanan e-postaları kullanıcıdan habersiz olarakdenetlemek suretiyle gerçekleştirir,
(4) Tespit ettikleri sorunlu hususları(denetim sonuçlarını) yayımlar ve takip eder.
ç. Yönergede yer alan diğer hususlarındenetimi, genel denetleme heyetleri ve MEBS Denetleme heyetleri tarafından gerçekleştirilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
39. Mahkemenin 24/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
40. Başvurucu; sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkingerekçelerinin objektif olmadığını, aynı nasıplısözleşmeli hava savunma subayları arasında en iyi sicile sahip olmasına rağmenkendisinin değil, sicil sırasında kendisinden sonra gelen diğer subaylarınsözleşmesinin yenilendiğini, sözleşmenin yenilenmemesine dayanak e-postayıkendisinin atmadığını ve e-postanın hesabına geldiğini, dava konusu HavaKuvvetleri Komutanlığına ait kapalı devre elektronik ortamda gönderdiği ilerisürülen yazı ve fotoğrafların içerik olarak sözleşme yenilememe gerekçesinioluşturacak nitelikte olmadığını, bu e-postaların içerisindeki gizli belgelerinifşa edilmesi gibi bir durumun bulunmadığını; kişilerin özel hayatı kapsamındakalan ve görevle ilgisi olmayan, görevi etkilemeyen nitelikteki eylemlerihakkında verilerin toplanarak muhafaza edildiğini ve sonrasında sözleşmeninyenilenmemesine dayanak alındığını, bu verilerin yargılamada kullanıldığını,AYİM Dairesi tarafından verilen kararlar hakkındaki karar düzeltme taleplerininaynı daire ve aynı üyeler tarafından karara bağlanmasının, yargı kararının yinebir yargı organı tarafından denetlenmesi gereğine aykırı olduğunu belirterekAnayasa'nın 10., 20. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş; yargılamanın yenilenmesi ile maddi ve manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucu Hava KuvvetleriKomutanlığında sözleşmeli subay olarak çalışmış, sözleşme süresinin sona ermesiüzerine sözleşmesi yenilenmemiştir. Bu işlemin, Hava Kuvvetleri Komutanlığındasadece personelin kullandığı TSK Net E-posta Sistemi üzerinden başvurucutarafından gönderilen veyine diğer kişilercebaşvurucunun e-posta hesabına gönderilen elektronik iletilerin içeriği dikkatealınarak tesis edildiği anlaşılmıştır. Sözleşmesinin yenilenmemesi işlemininsomut sebebini başvurucuya ait kurumsal e-posta hesabının ve içeriklerinindenetlenmesi oluşturduğundan başvurucunun bu husustaki iddiaları, Anayasa’nın20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkı ile 22. maddesinde yeralan haberleşme hürriyeti çerçevesinde ele alınmıştır.
42. Başvurucunun eşitlik ilkesinin ve iki dereceli yargılamahakkının ihlali iddiaları ise ayrı başlıklar hâlinde incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Eşitlik İlkesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
43. Başvurucu, sicil sırası yönünden kendisinden düşük durumdaolan kişilerin sözleşmeleri yenilenirken kendi sözleşmesinin haksız olarakyenilenmediğini, bu nedenle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
44. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu iddiasına yönelik biraçıklama bulunmamaktadır.
45. Başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlikilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçen maddelerdekiifadeler dikkate alındığında soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıpmutlaka Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamında yeralan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §33).
46. Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinintartışılabilmesi için kural olarak kişinin hangi temel hak ve özgürlüğükonusunda ve hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz kaldığının tespitigerekir. Ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucunun,kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisineyapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi yeterliolmayıp ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet,din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle ortayakoyması gerekir (Onurhan Solmaz, § 33).
47. Somut olayda, başvurucu sicil sırası yönünden kendisindendüşük durumda olan kişilerin sözleşmeleri yenilenirken kendisinin sözleşmesininhaksız olarak yenilenmediğini belirterek ayrımcılığa maruz kaldığını ilerisürmüşse de kendisine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkinherhangi bir beyanda bulunmadığı gibi belirtilen iddiasını temellendirecekherhangi bir somut bulgu ve kanıt da sunmamıştır.
48. Bu nedenle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. İki DereceliYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
49. Başvurucu, AYİM Birinci Dairesi tarafından verilen kararhakkındaki karar düzeltme taleplerinin aynı daire ve aynı üyeler tarafındankarara bağlanmasının, yargı kararının yine bir yargı organı tarafındandenetlenmesi gereğine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
50. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bukapsamda sunulan görüşlerine atfen başvurunun bu bölümdeki iddialar hakkındagörüş sunulmayacağını bildirmiştir.
51. Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme’nin veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (Onurhan Solmaz, § 18).
52. Sözleşme’ye ek 7. No.luProtokol’ün 2. maddesinde cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkıtanınmış ise de Türkiye bu Protokol'e taraf olmadığı gibi başvuru konusu olayda bir ceza yargılaması değildir.
53. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdindetemyiz yani iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nintaraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,§§ 42-45).
54. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddialarınınAnayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizinkonu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Özel Hayatın GizliliğiHakkının ve Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
55. Başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetininihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibianılan şikâyetler yönünden başka bir kabul edilemezlik nedeninin de bulunmadığıanlaşılmaktadır. Bu sebeple başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
56. Bakanlık görüşünde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) benzerkararlarına atıf yapılarak Sözleşme’nin 8. maddesininözel bir sosyal hayat sürdürmeyi güvence altına aldığı, meslek hayatıçerçevesinde yürütülen faaliyetleri de özel hayat kavramı dışında tutmak içinilkesel bir neden bulunmadığı, devlet memuru olarak atanan bir kişinin iştençıkarılmasına ilişkin olarak 8. madde kapsamında şikâyette bulunabileceği,kişilerin özel hayatının sorgulanmasının ve bunun doğurduğu idari sonuçların,buna ilave olarak kişilerin davranış ve tutumlarını gerekçe göstererek görevdenalınmalarının özel hayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale olduğu, millîgüvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyen adayların bu işe uygunluğudeğerlendirilirken bu kişiler hakkında toplanan bilgilerin kullanılması mümkünolmakla birlikte millî güvenliği korumak için getirilen sistemin kötüyekullanmaya karşı yeterli ve etkili güvencelere sahip olması gerektiği, somutolayda başvurucuya hizmette kullanılmak üzere tahsis edilen e-posta hesabıüzerinden elde edilen istihbari bilgilerin 2009yılında tespit edilmiş olmasına rağmen başvurucunun hakkında herhangi bir uyarıve disiplin işlemi tesis edilmeksizin 3 yıl daha kamu hizmetinde tutulmaya devamedildiği belirtilmiştir.
57. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, özelhayatının gizliliğine yapılan müdahalenin millî güvenlik ile bir ilgisininbulunmadığını, gizli olduğu belirtilen belgelerin resmî e-posta ağının dışınaçıkartılmadığını iddia etmiştir.
58. Hava Kuvvetleri Komutanlığının 4/12/2015 tarihli yazısındae-posta sistemi üzerinden yapılacak yazışmaların E-Posta Denetim Birimitarafından denetleneceği hususunun TSK personelinden gizlenmediği, Yönerge'nin her personelin bilgisayarı aracılığıylarahatlıkla ulaşabileceği intranet ortamında yayımlanarak personele ilanentebliğ edildiği, 2006 yılından itibaren Hava Kuvvetleri Komutanlığıbirliklerinin tamamında her yıl düzenli olarak icra edilen Muhabere ElektronikBilgi Sistemleri (MEBS), Güvenlik Brifingleri ve Bilgi Sistemleri GüvenliğiBrifingleri kapsamında bilgi sistemlerinin kullanım esaslarının bilgisistemleri güvenliğinin uygulamalı olarak personele izah edildiği, güvenlikbrifinglerini almaksızın görev bilgisayarını kullanması ve cari işlemlerinigerçekleştirmesi mümkün olmayacağından başvurucunun söz konusu brifinglerialmış olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir.
59. Anayasa'nın “Özel hayatıngizliliği” kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.”
60. Anayasa’nın “Haberleşmehürriyeti” kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevlihâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekizsaat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
61. Anayasa’nın 20. maddesinde özel hayatın gizliliği hakkı düzenlenmiştir.Özel hayat geniş bir kavram olup kapsayıcı bir tanımının yapılması oldukçazordur. Bununla beraber bu kavram; kişinin maddi ve manevi bütünlüğü, fizikselve sosyal kimliği, bireyin ismi, cinsel yönelimi, cinsel yaşamı gibi unsurlarıkorumaktadır (Ahmet Acartürk, B.No: 2013/2084, 15/10/2015,§ 46). Kişisel bilgiler veveriler, kişisel gelişim, aile hayatı vb. konular da bu hakkın içinde yeralmaktadır.
62. Özel hayat “özel bir sosyal hayat” sürdürmeyi yani kişininsosyal kimliğini geliştirme hakkı anlamında bir “özel hayatı” güvence altınaalmaktadır. Bu yönü ile değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak vegeliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir.AİHM içtihatlarında mesleki hayat çerçevesinde yürütülen faaliyetlerin “özelhayat” kavramı dışında tutulamayacağı belirtilmektedir. Mesleki hayatagetirilen sınırlamalar, bireyin sosyal kimliğini yakınlarında bulunaninsanlarla olan ilişkilerini geliştirme şeklinde yansıttığı ölçüde Sözleşme’nin8. maddesi kapsamına girebilmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir kiinsanların büyük çoğunluğu, dış dünya ile olan ilişkilerini geliştirmeolanaklarını en çok mesleki hayatları çerçevesinde yürüttükleri faaliyetlerkapsamında elde etmektedir (Özpınar/Türkiye, B. No. 20999/04, 19/10/2010, §45; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §29).
63. AİHM; mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatıhakkında sorgulanmasının ve bunun doğurduğu idari sonuçların, buna ek olarakkişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmalarının,özel hayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturduğunu vurgulamaktadır (Özpınar/Türkiye, §§ 47, 48).
64. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme hürriyetinesahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahip olduğu düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşme hürriyetinin yanısıraiçeriği ve biçimi ne olursa olsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altınaalmaktadır. Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü,yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanmasıgerekir. Posta, e-posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılanhaberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliğikapsamında değerlendirilmesi gerekir (MehmetKoray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015,§ 49).
65. Haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği ilkesi,kişilerin sadece özel meskenlerinde yaptıkları iletişimleri değil; aynı zamandaiş yerlerinde yaptıkları haberleşmeleri de güvenceye almaktadır (Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015,
66. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır (Mehmet Koray Eryaşa,§ 50).
a. Müdahalenin Varlığı
67. Somut olayda başvurucunun Hava Kuvvetleri Komutanlığısistemine bağlı resmî e-posta adresine gelen ve bu hesaptan gönderilene-postaların E-posta Denetim Birimi tarafından denetlendiği, subaysözleşmesinin yenilenmemesi işlemi tesis edilirken idarenin söz konusu e-postaiçeriklerini de dikkate aldığı, başvurucunun bu işleme karşı açtığı davayıreddeden AYİM Birinci Dairesinin 28/5/2013 tarihli kararının gerekçesindeanılan e-posta içeriklerinin değerlendirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda başvurucununiş yerinde aldığı ve gönderdiği e-postaların toplanması, saklanması, builetilerin içeriklerinin başvurucu hakkında tesis edilen idari işleme(sözleşmesinin yenilenmemesi) dayanak alınması suretiyle özel hayatın gizliliğihakkına ve haberleşme hürriyetine müdahalede bulunulduğu sonucuna varılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
68. Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, çeşitlinedenlerle özel hayatın korunması hakkına sınırlamalar getirilebileceğibelirtilerek bu hakkın mutlak olmadığı kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesininbirçok kararında da “temel hak vehürriyetlerin doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu gibi Anayasa’nınbaşka maddelerinde yer alan kurallar da temel hak ve hürriyetlerin doğalsınırını oluşturur. Bir başka deyişle, temel hak ve özgürlüklerin kapsamının veobjektif uygulama alanının her bir norm yönünden bağımsız olarak değilAnayasa’nın bütünü içerisindeki anlama göre belirlenmesi gerekir”ifadesine yer verilmiştir (AYM, E. 2012/100. K. 2013/84, 4/7/2013).
69. Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında ise haberleşmehürriyeti bakımından sınırlama sebepleri gösterilmiştir.
70. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
71. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama vegüvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hakve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler gözönündebulundurularak sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasanınbütünselliği ilkesi çerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukungenel kuralları gözönünde tutularak uygulanmasızorunlu olduğundan belirtilen düzenlemede yer alan başta kanun ile sınırlamakaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin, Anayasa’nın 20. ve 22. maddesindeyer verilen hakların kapsamının belirlenmesinde de gözetilmesi gerektiğiaçıktır (Sevim Akat Eşki,B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 35).
72. Dolayısıyla özel hayatın gizliliği hakkı ile haberleşmehürriyetine yapıldığı iddia edilen müdahalelerin incelemesinde kanunilik vemüdahaleyi haklı kılan sebeplerin var olup olmadığı, her somut olayın kendikoşulları içinde değerlendirilmelidir.
i. Kanunilik
73. Hava Kuvvetleri Komutanlığında görev yapan askerî personeleait kurumsal e-posta hesabının ve içeriklerinin denetlenmesinin kanunidayanağının bulunup bulunmadığı Anayasa Mahkemesince daha önceden verilenkararlarda incelenmiştir. Buna göre Mahkeme; 2937 sayılı Kanun’un 5. maddesi ve1324 sayılı Kanun’un 2. maddesinde belirtilen hükümlerin, TSK personelinine-postalarının istihbarata ve istihbarata karşı koyma hassasiyeti çerçevesindedenetleneceğini açıkça düzenlemese de istihbarata karşı koymanın kamu kurum vekuruluşlarının görevi olduğunu ve Genelkurmay Başkanının, istihbarat hizmetiniKuvvet Komutanlıkları ve bağlı kuruluşları aracılığıyla yürüteceğinibelirttiği; bu kanuni düzenlemeler çerçevesinde Genelkurmay Başkanına verilenyetkinin, istihbarat hizmetinin yürütülmesi kapsamında düzenleyici işlemleryapmayı da içerdiği; anılan yetki doğrultusunda çıkarılan GenelkurmayBaşkanlığının 27/2/2006 tarihli ve Hava Kuvvetleri Komutanlığının 22/3/2006tarihli emirlerinin yayımlandığı, söz konusu emirlerde yer alan hususların özelbir yönerge hâline getirilerek 14/5/2007 tarihli Genelkurmay Başkanlığı MY411-7 TSK-NET E-posta Sistemi Yönergesi’ninoluşturulduğu; Yönerge’nin, askerî personelin resmîe-posta hesabından gönderilen iletilerin denetlenebileceğine ilişkin yeterliaçıklıkta hükümler içerdiği, söz konusu düzenlemelerin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucunavarmıştır (Bülent Polat §§73-96). Somut olayda bu karardan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir nedenbulunmamaktadır.
74. Başvurucunun subay sözleşmesinin yenilenmemesi işleminin ise4678 sayılı Kanun’un 6. ve 12. maddeleri ile Sözleşmeli Subay ve AstsubayYönetmeliği’nin 14. maddesi temelinde yürütüldüğü görülmüştür.
75. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatın gizliliğihakkı ve haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni dayanağının mevcutolduğu anlaşılmıştır.
ii. MeşruAmaç
76. Somut olayda başvurucunun resmî e-posta adresi üzerindengönderdiği ve bu e-posta hesabına gelen iletilerin denetlenmesiyle elde edilene-posta içeriklerinin, sözleşmesinin yenilenmemesi işlemine dayanak alınmasınedeniyle haberleşme hürriyeti ve özel hayatın gizliliği hakkına müdahaleoluşmuştur. Görüleceği üzere anılan müdahale, hem Anayasa’nın 22. maddesindeöngörülen haberleşme hürriyeti hem de 20. maddesinde düzenlenen özel hayatıngizliliği hakkının kapsamı içinde kalmaktadır.
77. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasısebeplerinden bir veya birkaçına dayanması gerekir.
78. TSK’nın personeline görev nedeniyle tahsis ettiği resmîe-posta adreslerinden yapılan haberleşme üzerindeki söz konusu denetlemeninbilgi güvenliği ve istihbarata karşı koyma amacına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut başvuruda, ülke güvenliğini sağlamak vekorumakla yükümlü askerî idarenin söz konusu müdahalesinin, askerî hizmetinyürütülmesine yönelik olarak kendi personeli arasında iletişimi sağladığısistem üzerinden üretilen ve paylaşılan verilerin güvenliğinin sağlanmasınıhedeflediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla söz konusu müdahalenin; bilgi güvenliğive istihbarata karşı koyma kapsamında millî güvenliğin korunması amacınıtaşıdığı, bunun da Anayasa’nın 20. ve 22. maddeleri çerçevesinde meşru bir amaçolduğu sonucuna varılmıştır (Bülent Polat,§§ 101-103).
iii. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
79. Bireyin temel haklarına yapılan müdahale ile bu müdahaleylegüdülen meşru amaç arasında bir orantı bulunması zorunludur. Anayasa’nın 13.maddesinde, bu orantının değerlendirilmesi noktasında dikkate alınmak üzeredemokratik toplumda gereklilik, hakkın özü ve ölçülülük unsurlarına riayet edilmesişeklinde üç ayrı güvence ölçütüne daha yer verilmiştir (Marcus Frank Cerny [GK], B. No:2013/5126, 2/7/2015, § 70).
80. AİHM içtihatlarında ifade edilen demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri/BirleşikKrallık, B. No: 5947/72, 25/3/1983,§ 97).
81. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğüanlamsız kılan asli çekirdeği ifade etmekte olup bu yönüyle her temel hakaçısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Buçerçevede hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamazhâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamaların, hakkın özüne dokunduğu kabuledilmelidir. Haberleşme hürriyeti bağlamında da bu hakkın ortadan kaldırılması,kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecedegüçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin, bu hakkın özünü zedeleyeceği açıktır.Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin, gereğinden fazlasınırlanmasının önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülükilkesi, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeyeuygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin sınırlama amacınaulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden zorunluluk ve araçla amacınorantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz bir yükümlülükgetirmemesini ifade eden oranlılık unsurlarını içermektedir (AYM, E.2012/100,K.2013/84, 4/7/2013).
82. Belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıpyapılmadığının tespiti için müdahale teşkil eden önlemin temelini oluşturanmeşru amaç karşısında, bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönünde bulundurulması ve gözetilen genel yararıngerekleri ile bireyin temel hakkının korunması arasında adil bir dengeninkurulup kurulmadığının belirlenmesi zorunludur. Anayasa’nın 13. maddesivasıtasıyla Anayasa’da yer alan tüm temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasıhususunda geçerli olan bu denge, özel hayatın gizliliği hakkı ile haberleşmehürriyetinin sınırlandırılmasında da gözönündebulundurulmalıdır. Öte yandan personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabibir alanda, kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göredeğişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması doğaldır. Bununla birliktehaberleşme hürriyeti ve özel hayatın gizliliği hakkı ile kamu hizmetininyukarıda belirtilen temellere uygun yürütülmesini gözetmek konusundaki meşrumenfaat arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının gözönündebulundurulması zorunludur (Marcus Frank Cerny, §73).
83. Kişinin kamu görevlisi olması, kendisine sağladığı birtakımayrıcalıklar ve avantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayıve diğer kişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirmektedir.Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu statünün gerektirdiğiayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılmaktadır.Kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve sınırlamaları zorunlukılmaktadır (İhsan Asutay, B. No:2012/606, 20/2/2014, § 38).
84. AİHM kararlarında kamu görevlilerinin iş yerlerindekitelefon görüşmelerinin, kendilerine tahsis edilen bilgisayarlar üzerindenyaptıkları e-posta haberleşmelerinin, internet kullanımlarının belirli ölçüdekontrolünün başlı başına Sözleşme’nin ihlaline sebebiyet vermeyeceği, bu konudaiş yerinin olağan ve makul gereksinimleri ve meşru amaçlar dikkate alınarak birdeğerlendirmede bulunmanın gerekli olduğu belirtilmiştir (Copland/Birleşik Krallık, B. No: 62617/00, 3/4/2007, § 48).
85. Somut olayda başvurucunun Hava Kuvvetleri Komutanlığısistemine bağlı resmî e-posta adresine gelen ve bu hesaptan gönderilen e-postalarınE-posta Denetim Birimi tarafından denetlendiği anlaşılmıştır. Bu sistem;TSK’nın personeline görev kapsamında kullanılması için tahsis ettiği, dışdünyaya kapalı, sadece askerî personelin birbiriyle iletişim kurmasına veaskerî hizmete ilişkin veri paylaşımına imkân veren sınırlı bir haberleşmesistemidir. Anılan sistemde personelin elektronik imza ve şifreleme suretiylesadece ilgilileri tarafından okunabilecek dolayısıyla gizliliği korunan e-postaoluşturma imkânı da bulunduğu, bu tarz e-postaların içeriğinin E-posta DenetimBirimi tarafından okunamayacağı anlaşılmıştır. Olayda başvurucunun E-postaDenetim Birimi tarafından denetlenen e-postalarının şifrelenmeden gönderileniletiler olduğu tespit edilmiştir. İdarenin, bu e-posta sisteminde üretilenverilerin güvenliğinin sağlanması, istihbarat zafiyeti yaratacak verileringönderilmesinin önlenmesi ve gerekli şifreleme işleminin yapılıpyapılmadığının, gizlilik ihlali olup olmadığının anlaşılabilmesi içinyazışmaların denetlenmesine yönelik idari tedbirler alması; millî güvenliğinkorunması meşru amacı kapsamında kaçınılmazdır. İdare; askerî personelin resmîe-posta adreslerinden yaptıkları yazışmaların denetlenmesinin esaslarını,ilgili mevzuatta yeterince açık bir şekilde düzenlemiş ve tüm personelineilanen tebliğ etmiştir.
86. Öte yandan başvurucu Hava Kuvvetleri Komutanlığında subayolarak görev yapmış ve sözleşme süresi bittikten sonra sözleşmesi idarenintakdir yetkisine dayanılarak yenilenmemiştir. İdare bu takdir yetkisinisomutlaştırırken sözleşmeli personel ihtiyaç durumunun yanı sıra başvurucununresmî e-posta hesabından gönderdiği iletilerin içeriğine dayanmıştır. E-PostaDenetim Birimi tarafından yapılan denetimin sonucunda başvurucunun 2/5/2011,27/5/2011, 13/7/2011, 26/7/2011 tarihlerinde, gizlilik derecesi “gizli” olan bir kısım belgeleri diğerbazı askerî personele gönderdiği, 11/2/2009 tarihinde mizahi bir dille kalemealınan bir hikâyenin ekinde bikinili bir kadının fotoğrafını devrearkadaşlarının birkaçına gönderdiği, T.C.D. isimli devre arkadaşı ileyazışmalarında ailevi sorunlarından bahsettiği, arkadaşının sorunlarına ilgisizkalmasına sitem ettiği ve arkadaşıyla sözleşme yenilenmesi sürecine ilişkinbazı bilgiler paylaştığı görülmüştür. Başvurucunun resmî e-posta hesabından diğeraskerî personele gönderdiği “gizli”belgelerin askerî yazışma ağının dışına sızdırıldığı yönünde ya da söz konusue-postaların gönderildiği askerî personelin bu bilgi ve belgelere erişimyetkilerinin bulunmadığı yönünde bir tespite yer verilmemiştir.
87. İstihbari faaliyet çerçevesindeelde edilen söz konusu e-postalar, 2009 yılında ve 2011 yılının Mayıs ve Temmuz aylarında gönderilmiş ve bu durum E-Posta DenetimBirimi tarafından yapılan denetim sonucunda 19/12/2011 tarihinde tespitedilmiştir. Anılan e-posta içerikleri, başvurucunun sözleşmesinin yenilenmemesiişlemine dayanak olarak alınmıştır. Söz konusu e-posta içeriklerinde, göreveilişkin olmayan bir kısım paylaşımların bulunduğu görülmektedir.
88. Askerî disiplinin gerekleri açısından daha sıkı kurallarıngeçerli olduğu bir statüde personel istihdam ederken TSK’nın takdir yetkisinindaha geniş olduğu dikkate alınmalıdır. Buna göre göreve ilişkin amaçlardoğrultusunda kullanılması gereken bir elektronik haberleşme sisteminin ve bukapsamda, anılan sistem içerisindeki yazışmaların denetlenmesinin ve sonucundabu haberleşme sisteminin amaç dışında kişisel nedenlerle kullanıldığının tespitedilmesi hâlinde bu kullanıma müdahalede bulunulmasının, demokratik birtoplumda gerekli olarak kabul edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
89. Başvurucunun haberleşme hürriyetine ve özel hayatıngizliliği hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının belirlenmesindesöz konusu e-postaların içeriğinde yer alan bilgilerin niteliği ile bubilgilerin kullanılış şekline ve anılan bilgilerin dayanak alınması sonucuuygulanan yaptırımın ağırlığına bakılarak bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir.
90. İdare, söz konusu resmî e-posta hesabının başvurucutarafından görev harici olarak ve Yönerge ile belirlenen kurallara aykırışekilde kullanıldığını tespit ettikten sonra da başvurucuyu sözleşme süresininbitimine kadar (6 ayı aşkın bir süre) istihdam etmeye devam etmiş, bu süreçiçerisinde başvurucu hakkında disiplin soruşturması yapılmadığı gibisözleşmenin feshedilmesi de dâhil olmak üzere herhangi bir yaptırımuygulanmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun anılan eyleminin kamu hizmetindebulunmaya engel olacak nitelikte bulunmadığı, dolaylı olarak idare tarafındanda kabul edilmiştir.
91. Başvurucu hakkında uygulanan resmî e-posta hesabı üzerindenyaptığı iletişimin denetlenmesi sonucunda bu hesabın kullanım şekli dolayısıylasözleşmenin yenilenmemesi işleminin, başvurucunun mesleki hayatı üzerindeolduğu kadar temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceğiüzerinde de önemli bir etkisi bulunmaktadır. Sözleşmesi yenilenmeyen askerîpersonele 4678 sayılı Kanun’un 16. ve 18. maddeleri uyarınca belirli koşullarınvarlığı hâlinde, bir kısım sosyal haklardan ve sağlık hizmetlerinden sınırlıbir süre yararlanma ve tazminat alabilme imkânı tanınmış ise de (bkz.§§ 28, 29)bütün bunların iş kaybı gibi ağır bir sonucu telafietmeye yetmeyeceği açıktır. Kaldı ki anılan imkânlardan yararlanmanın önkoşulu, sözleşmenin yenilenmemesinde personelin bir kusurunun bulunmaması olupsomut olayda sözleşmenin yenilenmemesi olarak dayanılan nedenler gözönüne alındığında başvurucunun söz konusu imkânlardanhiç yararlanamaması da söz konusu olabilecektir. Öte yandan 9 yıl süreyle subayolarak görev yaptıktan sonra sözleşmesi yenilenmeyen başvurucunun, mesleğigereği TSK dışında başka bir yerde iş bulmasının diğer meslek sahibi kişileregöre daha zor olduğu hususu da dikkate alınmalıdır.
92. Başvurucunun dava konusu ettiği işlemin sözleşmesinin feshideğil, sözleşmenin yenilenmemesi işlemi olduğu dikkate alınsa bilesicil/yeterlilik çizelgesinde emsalleri arasında 1.sırada olan, nitelik belgesiçok iyi düzeyde olan, sicil amirlerince hakkında herhangi bir olumsuz kanaatbildirilmeyen, disiplin cezası bulunmayan ve takdir belgeleri ile taltif edilenbaşvurucu yönünden resmî e-posta hesabının görev harici işlerde kullanılmasınınve bu bağlamda bu hesaptan arkadaşlarına mizahi bir yazı ekindeki bikinili birkadın fotoğrafı göndermesinin ve psikolojik durumuna ve ailevi sorunlarınailişkin paylaşımlarda bulunmasının 9 yıllık görev (sözleşme) süresininbitiminde sözleşmesinin yenilenmemesine dayanak olarak kabul edilmesinde,sınırlandırma ile ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğüsınırlanan bireyin kaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı, başvurucununözel hayatına ve haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğusonucuna varılmıştır.
93. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ve 22. maddesinde güvencealtına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
94. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
95. Başvurucu, ihlalin tespitiyle uyuşmazlık hakkında yenidenyargılama yapılmasına hükmedilmesini talep etmiştir.
96. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkının ve 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
97. Özel hayatın gizliliği hakkının ve haberleşme hürriyetininihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere AYİM Birinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
98. Başvurucu tarafından maddi ve manevi tazminat talebindebulunulmuş olmakla beraber, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgiliMahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlal iddiasıaçısından yeterli bir tazmin oluşturduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple başvurucununtazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
99. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İki dereceli yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Özel hayatın gizliliği hakkının ve haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına özel hayatıngizliliği hakkının ve 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının vehaberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi BirinciDairesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
24/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.