TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAKAN KARASOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/12497)
Karar Tarihi: 9/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Murat GÜVEN
Başvurucu
:
Hakan KARASOY
Vekili
:
Av. Dudu ERTUNÇ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukukiolmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve sulh ceza hâkimliklerininyapısı nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; ceza infazkurumundaki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının; arama ve elkoymaişlemlerinin hukuki olmaması nedeniyle özel hayata saygı hakkının; açık görüşve telefonla görüşme haklarının sınırlandırılması nedeniyle haberleşmehürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 7/2/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabuledilmesine karar verilmiştir.
5. 2018/15457 başvuru numaralı bireysel başvurudosyasının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/12497 başvuru numaralıbireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. GenelBilgiler
7. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihindeson bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-25).
8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
B. Başvurucuyaİlişkin Süreç
9. Öğretmen olarak görev yapan başvurucu, İskenderunCumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlarnedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında 2/8/2016 tarihinde gözaltınaalınmıştır. Başvurucunun ilk ifadesi kolluk görevlileri tarafından 2/8/2016tarihinde alınmıştır. İfade tutanağına göre başvurucuya yöneltilen FETÖ/PDYüyeliği suçlamasına dair olay ve olgular sorulan sorularla açıklanmıştır. HatayBarosu tarafından görevlendirilen müdafi de ifade alma işlemi esnasında hazırbulunmuştur.
10. Başvurucu, ifadesinde özetle örgüt içinde herhangibir faaliyete katılmadığını belirterek suçlamaları kabul etmemiştir.
11. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üyeolma suçundan tutuklanması istemiyle 24/8/2016 tarihinde İskenderun Sulh CezaHâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.
12. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasınıalmıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış,Hatay Barosunca görevlendirilen başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazırbulunmuştur.
13. Başvurucu; Hâkimlikteki savunmasında özetle ByLockprogramına ilişkin hiçbir şey bilmediğini, telefonuna asla böyle bir programyüklemediğini ve üzerine atılan suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
14. Hâkimlik 24/8/2016 tarihinde, başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgilibölümü şöyledir:
"... şüpheli Hakan Karasoy'unüzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumuna göre kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması şüphelini üzerineatılı eylemin CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen ve tutuklama nedenivarsayılan katalog suçlardan oluşu, kaçma ve delillerin karartma şüphesininbulunması karşısında şüpheli hakkında tutuklama nedenlerinin oluştuğu, şüphelihakkında CMK'nın 109. maddesinde düzenlenen adli kontrol hükümlerinin buaşamada yetersiz kalacağı ... anlaşıldığından tutuklanmasına ... [karar verildi.]"
15. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Hatay 2.Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun itirazını reddetmiştir.
16. Hatay 1. Sulh Ceza Hâkimliği 14/12/2016 tarihinderesen yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Hatay 2.Sulh Ceza Hâkimliğince 19/1/2017 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
17. Başvurucu 7/2/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
18. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/1/2018 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesindedava açılmıştır.
19. İddianamede, başvurucunun örgütsel niteliklieylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür.Bu suçlamalara esas olarak başvurucunun ByLock programını kullandığı veörgütün mahrem imamları arasında başvurucunun da olduğuna dair kollukraporlarına dayanılmıştır.
20. Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/2/2018tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/98 sayılı dosyaüzerinden kovuşturma başlamıştır.
21. Mahkeme 11/7/2018 tarihli kararıyla başvurucuyu terörörgütüne üye olma suçundan 9 yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir.
22. Başvurucu, mahkûmiyet kararına karşı istinafbaşvurusunda bulunmuş; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 15/3/2019tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
23. Başvurucu, istinaf başvurusunun reddi kararına karşıtemyiz yoluna başvurmuş; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 3/12/2019 tarihli kararıyla temyizbaşvurusunu esastan reddederek hükmü onamış ve karar kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
24. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B.No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
1. GözaltınaAlmanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
26. Başvurucu, suç şüphesi olmaksızın gözaltına alınmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
27. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilenhak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincilniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman veCennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
28. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltısüresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğuiddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaasıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631,17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
29. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı tedbirininhukuki olmadığına ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan kararlardavarılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
31. Başvurucu; ByLock adlı programı daha öncekullanmadığını, buna rağmen keyfî bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
32. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
33. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncüfıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
34. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
35. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturmamercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama,başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilenFETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanınolağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §57).
36. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgilimaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genelİlkeler
37. Genel ilkeler için bkz. Özcan Güney, B. No:2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,9/1/2020, §§ 38-45.
iii. İlkelerinOlaya Uygulanması
38. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaolduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturmakapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
40. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, iddianamedeve mahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındakiiletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğubelirtilmiştir (bkz. § 19).
41. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasınınözellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veyakullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarıncaFETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğinibelirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267). Buna göre somutolayda da soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren MahkemeceFETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasınıkullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetlibelirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıylatemelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, §74).
42. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardıedilmemelidir.
43. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasındateşebbüsle bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusuolabileceğini ifade etmiştir. Ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânının ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamandaişlenen suçlara göre çok daha fazla olduğuna dikkat çekilmiştir (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
44. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlıterör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
45. Somut olayda Hâkimlikçe başvurucunun tutuklanmasınakarar verilirken delillerin tamamen toplanmamış olmasına, işlendiği iddiaolunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kanunlarda öngörülenyaptırımın ağırlığına, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına ve adli kontrol kararınınyetersiz olacağına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).
46. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Hâkimliktarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucuyönünden özellikle suçun niteliğine ve ağırlığına atfen, dolaylı olarak kaçmaşüphesine ve delillere etki edilmesi ihtimaline yönelen tutuklama nedenlerininolgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
47. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).
48. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiğiüzere terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşıkarşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adlimakamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere-suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeyeneden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyleveya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ileFETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumdaörgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelindehareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarınagöre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
49. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Hâkimliğin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını,işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol uygulamasının yetersizkalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
51. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19.maddelerinde yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
3. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
52. Başvurucu, tutukluluğa itiraz ile tutukluluk hâliningözden geçirilmesine ilişkin incelemelerin dosya üzerinden değerlendirildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
53. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
54. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasızyapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetiniincelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda, inceleme tarihi itibarıylabaşvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarakverilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasınısağlamayacağını ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş; budurumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgilibir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminatahükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.
55. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda; bu türihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde düzenlenen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
56. Somut olayda başvurucu 24/8/2016 tarihindetutuklanmış ve tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 17/5/2018tarihinde yapılan duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili birbiçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüneçıkmadığı süre yaklaşık yirmi bir aydır. Dolayısıyla somut başvuru yönündenanılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
4. Sulh CezaHâkimliklerinin Yapısına İlişkin İddialar
a.Başvurucunun İddiaları
58. Başvurucu; tutuklanmasına karar veren, tutukluluğunaitirazları inceleyen sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkiliolmadığını ileri sürmüştür.
b.Değerlendirme
59. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğaitirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğineilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş, bu kararlardasulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusuiddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (HikmetKopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No:2015/7231, §§ 64-78, 94-97).
60. Somut başvuruda aynı mahiyetteki iddialara ilişkinolarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
5. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
62. Başvurucu; ilgili ve yeterli gerekçeler olmadan,kişiselleştirme yapılmaksızın tutukluluğunun devam ettirildiğini,tutukluluğunun makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
63. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
64. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (ErkamAbdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
65. Somut olayda başvurucu tahliye edilmemiş ancak ilkderece mahkemesinin 11/7/2018 tarihli kararıyla mahkûm edilmiştir. Dolayısıylabireysel başvuruda bulunduktan sonra 11/7/2018 tarihinde mahkûmiyetine kararverilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu, başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ilebağdaşmamaktadır.
66. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğunmakul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Özel HayataSaygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
67. Başvurucu, arama ve elkoyma işlemlerinin hukuka uygungerçekleştirilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğiniileri sürmektedir.
1. Arama KararıYönünden
68. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi,uygulanma tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birliktedeğerlendirildiğinde başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağırolduğu veya koruma tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucuda bireysel başvuru formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır (HülyaKar, B. No: 2015/20360, 27/2/2019, §§ 21-46).
69. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, özelhayat ve aile hayatına saygı hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açıkolduğundan diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Elkoyma Kararı Yönünden
70. Somut olayda başvurucunun dijital materyallerine 5271sayılı Kanun'un 134. maddesi kapsamında el konulmuştur. Bu elkoyma işlemininhukukiliği ve kesin sonuçları derece mahkemeleri tarafından yapılacak yargılamasonucunda ortaya çıkacaktır. Öte yandan el konulan dijital materyaller ve ceptelefonlarının incelenmesi tamamlandıktan sonra başvurucuya iade edilmesimümkün olacaktır. Son olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (j) bendinde "Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirleralınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılanveya zamanında geri verilmeyen" kişilerin uğramış olduğu maddizararları isteyebileceği belirtilmiştir. Başvurucunun yargılama sonunda elkoymanedeniyle uğradığı zararları bu tazminat yoluna başvurmak suretiyle tazminedebilmesi de mümkün olacaktır. Dolayısıyla başvurunun hukuk sisteminde mevcutidari ve yargısal yollar tüketilmeksizin yapıldığı anlaşılmaktadır.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununiddiaları
72. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundakoğuşların kalabalık olması nedeniyle şartların insani olmadığını belirterekkötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
73. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
74. Anayasa Mahkemesinin benzer yöndeki Mehmet Baransu(B. No: 2015/8046, 19/11/2015 §§ 12-18) başvurusunda belirttiği üzere somutolayda başvurucunun şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığını iddia ettiğikötü muameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari ve yargısalmercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamında başvurucu;şikâyetlerini öncelikle yetkili bu idari ve yargısal mercilere iletip tutulmayeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığını ilerisürebilecek, bu koşulların en kısa zamanda uygun hâle getirilmesini ve/veyakötü muamele iddiasına konu işlemin infazının durdurulmasını ya daertelenmesini isteyebilecek iken bu yollara başvurmamıştır.
75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezliğine karar verilmesi gerekir.
D. HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
76. Başvurucu; ailesi ile görüşmelerini uzun aralıklarlagerçekleştirdiğini ve telefonla görüşmesine iki haftada bir izin verildiğinibelirterek haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
77. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
78. Başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinde buuygulamalara ilişkin şikâyetleri karara bağlama konusunda infaz hâkimliğiningörevli olduğu belirtilmiştir. Bireysel başvuru dosyaları incelendiğinde isebaşvurucunun bu şikâyetine ilişkin olarak infaz hâkimliğine başvuruda bulunduğuhususunda herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenlebaşvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizinbireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmamasına ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmamasına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Arama kararı nedeniyle özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkına yönelikihlal iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Elkoyma kararı nedeniyle özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkına yönelik ihlal iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
9. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetineneden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun yargılamagiderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 9/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.