TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAKKİ ASLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6145)
Karar Tarihi: 14/4/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Hakki ASLAN
Vekili
:
Av. Abdurrahman BAYAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; terör olayları nedeniyle köyün terk etmeye mecburkalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle MücadeledenDoğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurununkısmen kabul edilmesi üzerine imzalanan sulhnamede,oluşan gerçek zararın eksik hesaplandığından bahisle açılan davanın süreaşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/8/2013 tarihinde Van Bölge İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 18/2/2016 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nufüsİdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama neticesinde başvurucunun bireyselbaşvuru tarihinden önce 31/1/2012'de vefat ettiği tespit edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu 5/12/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararının karşılanması talebiyle Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna(Komisyon) başvurmuştur.
7. 28/9/2009 tarihli ve 2009/1-23842 sayılı Komisyon kararında"yapılan müracaatın incelenmesi sonucu, 4/10/2004 tarihli Yönetmelikhükümlerinde belirtilen şartlara uygun olması nedeniyle müracaatçıya malvarlığına ulaşamamadan oluşan toplam 9.463,57 TL tazminat ödenmesine, manevitazminata ilişkin talebin ise reddine" karar verilmiştir.
8. Komisyon kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesigereğince davet yazısı ile birlikte sulhname örneğibaşvurucu vekiline gönderilmiştir.
9. “Yukarıda ayni/nakdiolarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda, Komisyonuntespitine esas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmışolduğunu kabul ve taahhüt ederim.” beyanını içeren sulhname 24/11/2009 tarihinde başvurucu vekili tarafındanimzalanmıştır.
10. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvuruüzerine ödenmesine karar verilen tutarın eksik hesaplandığı iddiasıyla 100.000TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle 28/12/2010 tarihindeVan 1. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır.
11. Mahkemenin 6/6/2011 tarihli ve E.2010/3434, K.2011/1575sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımlarışöyledir:
" ... davacının 5233 sayılı Yasakapsamındaki zararlarının tazmini istemiyle yaptığı başvuru üzerine VanValiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığınca 9.463,57-TL'nin davacıyaödenmesine karar verildiği ve sulhname imzalanmaküzere yapılan davet üzerine 24/11/2009 olur tarihli sulhnamenindavacı vekili ve davalı idare temsilcisi tarafından imzalandığı görüldüğünden,davacının Zarar Tespit Komisyonu Kararını ve bu sebeple kendisine eksik ödemeyapıldığını en geç sulhname onay tarihi olan24.11.2009 tarihinde öğrendiği açık olup, bu tarihten itibaren 60 gün içinde yadavalı idareye başvurup işlem tesis ettirdikten sonra ya da doğrudan idariyargı yerinde dava açması gerekirken, bu süreler geçirildikten çoksonra28/12/2010 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasınıincelemeye hukuken olanak bulunmamaktadır."
12. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 18/4/2013 tarihliilamı ile dilekçede ilerisürülen temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek niteliktegörülmediği belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.
13. Karar 29/7/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
14. Başvurucu vekili 1/8/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
1. İlgili Mevzuat
15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri; 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi; Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı; 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548,K.2008/9733 sayılı; 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılıkararları (Celal Demir, B. No:2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).
16. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) göstergerakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesinegöre,
b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncüderece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidörtkatı tutarına kadar,
c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinciderece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,
d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlıkkuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katıtutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılaraintikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleriuygulanır.”
17. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrısüre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idaremahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
2. Bu süreler;
a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildiriminyapıldığı,
…
Tarihi izleyen günden başlar.”
18. 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi şöyledir:
"1. İlgililer tarafından idari davaaçılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veyayeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olanmakamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeyebaşlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezseistek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmişsayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihinekadar geçmiş süre de hesaba katılır."
19. 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi şöyledir:
"İlgililer haklarını ihlal eden bir idariişlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergimahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargıdavalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanınkarara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarınabaşvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrasısebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içindetam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma haklarısaklıdır."
20. 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesi şöyledir:
"1. (Değişik: 5/4/1990- 3622/6 md.) Danıştay veya idare ve vergimahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasındayazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
a) 3/abendine göre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davalarınreddine; idari yargının görevli olduğu konularda ise görevli veya yetkiliolmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek davadosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerdedavanın reddine,
c) 3/fbendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerekaçılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine,
d) 3/gbendinde yazılı halde otuzgün içinde 3 ve 5 incimaddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut(c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekilitarafından dava açılmış ise otuzgün içinde bizzatveya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine,
e) 3/bbendinde yazılı halde dilekçelerin görevli idare merciine tevdiine,
Kararverilir.
2.Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde, Danıştayaveya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, merciine başvurma tarihi olarak kabuledilir.
3.Dilekçelerin 3 ncü maddeye uygun olmamalarıdolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz.
4.(Değişik: 10/6/1994 - 4001/7 md.)İlk inceleme üzerine Danıştay veya mahkemelerce verilen; bu maddenin 1/abendinde belirtilen idari yargının görevli olduğu konularda davanın görev veyetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, 1/c bendinde yazılı gerçek hasmatebliğ ve 1/d bendindeki dilekçe red kararları dışında,kararın düzeltilmesi veya temyiz yoluna; tek hakimkararına karşı ise itiraz yoluna başvurulabilir.
5. (Ek:5/4/1990 - 3622/6 md.) 1inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilendilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu vekili, 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyonabaşvurduğunu ve Komisyon tarafından sunulan sulhnameyiimzaladığını, ödenmesine karar verilen tutarın eksik hesaplandığından bahisleaçtığı tam yargı davasının hukuka aykırı olarak süre aşımından reddedildiğini,dava açma süresinin sulhnamenin imzalanmasıylabaşlayamayacağını, bu aşamada henüz sulh olunduğundanbahsedilemeyeceğiniancak ilgili kamu görevlilerinin imzası ve onayı ile sulhnameningeçerli hâle geldiğini, ayrıca sulhnameninimzalanması ve ödeme yapmak amacıyla parasal kaynağın talep edilmesi yönündekiişlemlerin hukuka aykırı olarak kendisine tebliğ edilmediğini, sulh sağlandığıhususunun ödemenin yapıldığı tarihte öğrenileceğini, dava açma süresinin sulhsağlandığına ilişkin tebligatın yapılmasıyla başlayabileceğini, henüz böyle birtebligatın yapılmadığını belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 3., 6., 8. ve 13. maddeleri ile Sözleşme'yeEk 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin,Sözleşme'ye Ek 4No.lu Protokol'ün 2. maddesinin ayrıca eşitlik ilkesi ile kazanılmış haklarasaygı ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; adli yardım isteminin kabulü,ihlalin tespiti, Danıştay kararının kaldırılması ve tazminat ödenmesi talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığıileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkıdoğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”
26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa’da güvence altınaalınmış temel hak ve özgürlüklerinden Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlaledildiğini iddia eden herkese Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkıtanınmıştır. Dolayısıyla medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireyselbaşvuru yönünden dava ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22, 25/12/2012, § 24).
27. 6216 sayılı Kanun’un“Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” başlıklı 46. maddesindekimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1)numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücüeylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, buihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak” ve“doğrudan” etkilenmiş olması vebunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”olduğunu ileri sürmesidir (Onur Doğanay,B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).
28. 2/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Doğum ve ölüm” başlıklı 28. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğuanda başlar ve ölümle sona erer.”
29. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Ölüm, ehliyetsizlik ve diğer durumlar”başlıklı 43. maddesi şöyledir:
“Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksitaraflarca kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsilolunanın veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetinikaybetmesi veya iflas etmesi durumlarında sona erer.
Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesidurumunda da uygulanır.
Tarafların karşılıklı kişisel haklarısaklıdır.”
30. Aynı Kanun’un “Ölüm,ehliyetin kaybedilmesi ve iflas” başlıklı 513. maddesinin birincifıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
“Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksianlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetinikaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur.”
31. 4721 sayılı Kanun’un 28. maddesine göre gerçek kişilerhakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümle sona ermekte olup ölüm ilekişiliği sona erenler için artık hak ve fiil ehliyetine sahip olduklarından sözetmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılı Kanun’un anılan hükümlerindenanlaşıldığı üzere vekâlet veren ile vekil arasında hukuki işlemden doğan temsilyetkisine dair sözleşme, aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden aksianlaşılmadıkça taraflarının birinin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflasıile hiçbir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden son bulacaktır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).
32. 6216 sayılı Kanun'un "Başvuruhakkının kötüye kullanılması" kenar başlıklı 51. maddesişöyledir:
"Bireyselbaşvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin TürkLirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."
33. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) “Başvuru hakkının kötüyekullanılması” kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:
“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri niteliktekidavranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespitedilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin paracezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”
34. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde birkamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkçaöngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasınınhukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasınınbireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamdabireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyugereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüyekullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;S.Ö., B. No: 2013/7087,18/9/2014, § 28).
35. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçekolmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgiverilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusudeğerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkındamahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaatoluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmakkaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veyatahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamındaihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçlabağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuruhakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,§ 29).
36. Başvuru konusu olayda Van 1. İdare Mahkemesinde açılan davanıntemyiz incelemesi sırasında 31/1/2012 tarihinde başvurucu vefat etmiş, daha sonraDanıştay OnbeşinciDairesinin temyiz isteminin reddine ilişkin 18/4/2013 tarihli ilamın başvurucuvekiline tebliğinin ardından vekil tarafından anılan yargılama sonucundabaşvurucunun Sözleşme'de korunan haklarının (bkz. §21) ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapılmış, başvuru formundabaşvurucunun öldüğü konusunda bir bilgiye yer verilmemiştir.
37. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireyselbaşvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafındanbireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman URAY, § 30).
38. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmişbaşvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılanbireysel başvurunun başvuru hakkının kötüyekullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
39. Bu durumda Avukat Abdurrahman Bayar aleyhine AnayasaMahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 500 TL disiplin para cezasına hükmedilmesigerekir.
V. HÜKÜM
A. Başvurunun başvuruhakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
B. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca 500 TL disiplin paracezasının başvurucudan TAHSİLİNE
14/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.