TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HAKİME ŞENGÜL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5139)
Karar Tarihi: 31/3/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Fatma KARAMAN ODABAŞI
Başvurucular
:
1. Hakime ŞENGÜL
2. Emel ŞENGÜL
3. Merve ŞENGÜL
4. Abdurrahman ŞENGÜL
5. Yusuf ŞENGÜL
6. Ümit ŞENGÜL
7. Amine NAYMAN
8. Aycan ŞENGÜL
Vekili
:
Av. Ferhat BAYINDIR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, murisin 8/7/1997 tarihinde hayatını kaybetmesi vefaili meçhul kalan ölüm olayı nedeniyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terörve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındayapılan başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davanın reddedilmesinedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/7/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Başvurucular bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılamaimkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuşlardır.Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesindebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/3/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/5/2015 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetleşöyledir:
7. Başvuruculardan Hakime Şengül'ün eşidiğer başvurucuların babası olan A.Ş., 8/7/1997 tarihinde kimliği belirsizkişiler tarafından kaçırılmış vefaili meçhulbir silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmiştir.
8. Başvurucular 5/1/2006 tarihinde, murislerinin ölüm olayınedeniyle uğradıkları zararların karşılanması için 5233 sayılı Kanunhükümlerinden yararlandırılmaları istemiyle Batman Valiliği Zarar TespitKomisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.
9. Komisyon 6/2/2007 tarihli ve 2007/2-331 sayılı kararı ile5233 sayılı Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle başvurunun reddine kararvermiştir.
10. Başvurucular murisin ölüm olayının 5233 sayılı Kanunkapsamına girdiğini belirterek yapılan başvurunun reddine ilişkin Komisyonun6/2/2007 tarihli ve 2007/2-331 sayılı kararının iptali ile maddi ve manevitazminat istemiyle Batman Valiliği aleyhine 16/4/2007 tarihinde Diyarbakır 2.İdare Mahkemesinde dava açmışlardır.
11. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 7/12/2007 tarihli veE.2007/405, K.2007/1713 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.İlgili gerekçe şöyledir:
"... Bakılan davada; 08.07.1997 tarihlimüşteki ve A. Ş.nin oğlu Yusuf Şengül’ünşikayetdilekçesinde; “ babasının 08.07.1997 günü saat 07:00 sıralarında ilçe merkezinegidiyorum diye evden ayrıldığı, işsiz olduğu, saat 20:00’ye kadar eve dönmemesinedeniyle meraklandıklarını ve müştekinin amcasının oğlu olan D.Ş.nin ölenin 07:30 sıralarında Tekel Mahallesinde bulunanyol kenarındaki dükkanının önünde otururken siyah renkli Doğan veya Şahin markabir otonun içinde dükkanının önünden geçtiğini, kendisine el kol işaretiyaptığını, süratli bir şekilde Batman kavşağından Siirt istikametine döndüğünü,...sürücünün yanında bir kişi olduğu, babasının arka koltukta oturduğunu veyanında bir kişinin daha olduğunu ve daha önceden kan davalıları olan H.Y.,F.Y. ve O.Y. adlı şahısların kaçırmış olabileceğinden şüphelendiğini beyanettiği, savcılıkça yapılan soruşturma sonucunda Kozluk CumhuriyetBaşsavcılığının 2001/9 sayılı kararıyla sanıkların tespit edilemediğinden daimiarama kararı verildiği, 13.07.1997 tarihli olay yeri tutanağında; şahsın BatmanBaraj Gölü kıyısı olan uçurumun yaklaşık 8-9 metre gerisinde vurulmuş olduğunun.... anlaşıldığı, ...
Dosya kapsamında bulunan ifade tutanaklarınabakıldığında ise; 24.07.1997 tarihli N. A.nın ifadetutanağında; olay günü sabah 7:30 sıralarında D.Ş.nindükkanının önünde işe gitmek için servis arabası beklerken ölenin lacivertrenkli Doğan marka bir otomobille yanında 3 kişiyle beraber dükkanın önündengeçtiğini, plakada sadece 56 rakamını görebildiğini, ölenin el salladığınıancak ne demek istediğini anlayamadığını, o anda şüphelenmediğini fakat daha sonraA.Ş.yi emniyete sormaya gittiklerinde oradayakalanmış bulunan 56 AH 540 plakalı aracı tanıdığını ... bu aracın yüzde 99sabah gördüğü araç olduğunu beyan ettiği, 10.07.1997 tarihli M.Ş.ye ait ifadetutanağında; T.B.ye ait 56 AH 540 plakalı otoyla 08.07.1997 günü Siirt’tenbuzdolabı tamiri için Yayıklı Köyüne gittiğini, sonra Kurtalan’a döndüğünü veölen şahsı şahsen tanıdığını beyan ettiği, T.B.ye ait10.07.1997 tarihli ifadede ise; ölenle 07.07.1997 günü Kurtalan’da görüştüğünü, anlaşmazlığı olan bir şahıslaölenin anlaşmalarını sağladığını, daha sonra M.Ş. ile beraber üçünün Kurtalan’ageldiğini, 08.07.1997 günü ise A.Ş.yi hiç görmediğinibeyan ettiği, olaya ilişkin vukuat raporunda ise olayın nedeninin kan davasıveya düşmanlık nedeniyle adam öldürme olarak belirtildiği görülmektedir.
Olayda; dosya kapsamı, ifade tutanakları veyukarıdaki kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; olayın kan gütme saikiyle ya da herhangi kişisel bir meseleden dolayı adamkaçırma ve sonucunda öldürme olayı olduğu, vukuat raporu veKozlukCumhuriyet Başsavcılığının 2001/9 sayılı daimi arama kararında da olayın adamkaçırma ve kan davası veya düşmanlık nedeniyle adam öldürme olarakbelirlendiği, ifade tutanakları ve olay yeri tutanağından da A.Ş.nin kaçırıldığı ve sonra Batman Gölü kenarındaöldürülerek suya atıldığı anlaşılmıştır.
5233 Sayılı Yasa kapsamında tazminatödenebilmesi için ise terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamındayürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğranmış olması gerekirken bukapsama girmeyen eylem nedeniyle 5233 Sayılı Yasaya göre tazminat ödenebilmesimümkün değildir.
Bu durumda; davacıların tazminat başvurusununkanun kapsamına girmediği gerekçesiyle reddine ilişkin dava konusu işlemdehukuka aykırılık bulunmamaktadır."
12. Temyiz üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 28/3/2013 tarihli ve E.2011/9787, K.2013/2455 sayılı ilamıyla hükümonanmasına karar verilmiştir.
13. Karar, başvuruculara 11/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucular 2/7/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
15. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar'ın 1. maddesi (CelalDemir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-24).
16. 5233 sayılı Kanun'un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun'un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarışöyledir:
"Yaralanma,engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylıkkatsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemeküzere yaralanma derecesine göre,
b)Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olaraktespit edilenlere dört katından yirmidört katıtutarına kadar,
c)Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olaraktespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,
d)Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olaraktespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,
e) Ölenlerin mirasçılarına elli katıtutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
...
Birincifıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
18. Başvurucular; murislerinin 8/7/1997 tarihinde Batman iliKozluk ilçesinde faili meçhul şekilde öldürüldüğünü, anılan olay nedeniyleuğradıkları zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamındayaptıkları talebin ve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini, taleplerindeğerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve yapılan yargılamanın yaklaşıkyedi yıl sürdüğünü ve makul bir sürede sonuçlanmadığını, idari yargımakamlarınca tazminat başvurusuna ilişkin mevzuatın dar ve aleyhe yorumlanaraktalebin reddedildiğini, murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi ve manevizarara uğradıklarını, devletin vatandaşın can güvenliğini korumak zorundaolduğunu, olayın üzerinden on altı yıl geçmesine rağmen faillerininbulunamadığını, etkili soruşturma yapılmadığını, olayın terörle mücadelekapsamında gerçekleştirildiğini belirterek Anayasa’nın 17. ve 36. maddesindegüvence altına alınan yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşler; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
19. Başvurucuların 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarınıntazmini amacıyla yaptıkları başvurunun ve açtıkları davanın reddedilmesinedeniyle Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlaledildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
20. Başvurucuların, murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi vemanevi zarara uğradıkları, olayın üzerinden on altı yıl geçmiş olmasına rağmenetkin soruşturma yapılmadığından olayın faillerinin devlet tarafındanbulunamadığı, devletin vatandaşın can güvenliğini korumak zorunda olduğu, bu aşamadansonra olayın faillerinin bulunma ihtimalinin son derece zayıf bulunduğu, olayınsiyasi olmaması durumunda zaten faillerinin hemen tespit edilebileceğineilişkin iddialarının ölüm olayının terörle mücadele kapsamında gerçekleşmişolduğunu delillendirme amaçlı olarak ifade edildiği,başvuru formunda Savcılık soruşturma dosyasına ilişkin süreçten ayrıca şikâyetedilmediği, bu bakımdan bu iddiaların özünün ölüm olayı sebebiyle oluşanzararların 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve karşılanması gerektiğiiddiasına ilişkin olduğu anlaşılmış; yaşam hakkının ihlali iddiası yönündenayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların ihlal iddiaları adil yargılanmahakkı kapsamında aşağıdaki başlıklar altında değerlendirilmiştir:
1. Adli Yardım TalebiYönünden
21. Anayasa MahkemesininMehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilenilkeler dikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşılan başvurucuların açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesigerekir.
2. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucular; murislerinin 8/7/1997 tarihinde kaçırılarakfaili meçhul bir şekilde öldürülmesi, olayın terörle mücadele kapsamındagerçekleşmesi ve murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi ve manevizararlarının doğmuş olmasına rağmen 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılanbaşvurunun reddedildiğini, idari yargı makamlarının tazminat başvurusunailişkin mevzuatı dar ve aleyhe yorumlandığını, murisin ölümü üzerinden uzun birzaman geçmesine rağmen gerçek faillerin bulunamamasının olayın terörle mücadelekapsamında gerçekleştiğini gösterdiğini, aksine bir durumda faillerin hementespit edilebileceğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlananhakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, bireyselbaşvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarınincelemeye tabi tutulamayacağı, 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin(2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemecekabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
24. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdirhatası veya açık keyfîlik içermedikçe AnayasaMahkemesince esas yönünden incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
25. Terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler sebebiyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarınınkarşılanması amacından hereketle 5233 sayılı Kanun’un2. maddesinde hangi zararların kanun kapsamı dışında bulunduğu belirtilmiş, 7.madde de ise karşılanacak zararlar açıklanmıştır. Bu bakımdan terör dışındakiekonomik ve sosyal sebeplerle meydana gelen yaralanma, sakatlanma veya ölümhâllerinde uğranılan zararların Kanun'un kapsamı dışında olduğu açıkçabelirtilmiştir.
26. Başvuru dilekçesi incelendiğinde, başvurucuların 5233 sayılıKanun'un ilgili maddeleri kapsamında idari yargı makamlarının tazminatbaşvurusuna ilişkin kanuni düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa'nın36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmaktadır.
27. Başvurucuların iddiaları ile beraber Diyarbakır 2. İdareMahkemesinin 7/12/2007 tarihli kararında (bkz. § 11) belirtilen gerekçelerincelendiğinde iddiaların 5233 sayılı Kanun'un kapsamına ilişkin hükümleriçeren 2. maddesinin (d) bendinde yer verilen"Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ilegüvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terkedenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar." ifadesinin Komisyonve Derece mahkemeleri tarafından yorumlanmasında isabet olmadığına ve esasitibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
28. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesince verilen 7/12/2007 tarihlikararda, 5233 sayılı Kanun uyarınca idarenin tazminat ödemekle sorumlututulabilmesi için meydana gelen zararın terör eylemleri veya terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle doğması gerektiğinin belirtildiği;dosya kapsamı, ifade tutanakları, vukuat raporu, Kozluk CumhuriyetBaşsavcılığının 2001/9 sayılı daimî arama kararı dikkate alındığında olayın kangütme saikiyle ya da herhangi bir kişisel meseledendolayı adam kaçırma ve öldürme olarak nitelendirildiği, davacıların murisininölüm olayı sebebiyle tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamınagirmediği gerekçesiyle başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukukaaykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.
29. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerinbelirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu vesomut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir derecemahkemelerine aittir.
30. Başvurucuların dava ve temyiz aşamasında da aynen ilerisürdükleri iddialarının idari makamların ve mahkemelerin delillerideğerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk kurallarının mahkemeler tarafından yorumlanmasınailişkin olduğu, başvurucuların nihai olarak lehlerine olmayan Mahkeme kararınınsonucundan şikâyet ettikleri, bununla birlikteyargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibiolamadıklarına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadıklarına,karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etmefırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgiliiddialarının Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya dakanıt sunmadıkları gibi Derece Mahkemelerinin kararında bariz takdir hatasıveya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum datespit edilememiştir.
31. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemelerikararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlikde içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
32. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecekbaşka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
33. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülengiderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve yapılanyargılamanın yaklaşık yedi yıl sürdüğünü ve makul sürede sonuçlandırılmadığınıbelirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
34. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen sürelerile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılamasürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014 §§61-69; Mahmut Can Arslan, B. No:2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen,B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; CelalDemir, §§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının dahauzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek birkusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya,B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).
35. Ancak toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvurularınkarara bağlanma süresinin her durumda makul olduğu şeklinde bir değerlendirmeyapılması mümkün değildir.Başvurukonusu olaydaki gibi Komisyon aşamasında geçen süreden ziyade yargılamaaşamasında geçen sürelerin göreceli olarak uzun olduğu durumlarda ayrıcadeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
36. Somut başvuru bakımından başvurucuların 5/1/2006 tarihindeKomisyona başvurduğu, Komisyonun 6/2/2007 tarihli kararıyla başvurunun reddinekarar verildiği, bu suretle idari başvurunun karara bağlanmasının ortalama onüç ay sürdüğü anlaşılmaktadır.
37. Öte yandan başvuruya konu yargılama süreci incelendiğindeKomisyon tarafından başvurucuların taleplerinin reddi sonrasında 16/4/2007tarihinde dava dilekçesinin Diyarbakır İdare Mahkemesine sunulması suretiyledava sürecinin başladığı, Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 7/12/2007 tarihlikararı ile davanın reddine karar verildiği, davacılar tarafından kararın temyizedilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin28/3/2013 tarihli ilamı ile hükmün onandığı anlaşılmaktadır.
38. Sonuç olarak idari makamlar ile yargılamada geçen ve makulsürede yargılanma hakkı kapsamında dikkate alınması gereken toplam süreninyaklaşık 7 yıl 3 ay olduğu, bu sürelerin yaklaşık altı yılının yargılamaaşamasında geçtiği anlaşılmaktadır.
39. Somut başvuruya bir bütün olarak bakıldığında başvurununkarara bağlanma süresi toplamda sekiz yılın altında gerçekleşmiş ise deyaklaşık altı yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
40. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
4. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
41. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
42. Başvurucular; Hakime Şengül için40.000 TL, diğer başvurucuların her biri için 10.000 TL, uzun ve masraflı yargıyoluna başvurmak zorunda bırakıldıkları içinde 5.000 TL olmak üzere toplamda115.000 TL maddi tazminatın ve Hakime Şengül için 20.000 TL, diğerbaşvurucuların her biri için 5.000 TL olmak üzere toplam 55.000 TL manevitazminatın ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.
43. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
44. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara müştereken net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
45. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilenihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi birbelge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
46. Dosyaki belgelerden tespit edilen1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müşterekolarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,
B. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvuruculara müştereken net 3.000 TL manevi TAZMİNATÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 1.800 TL vekâlet ücretinin başvurucularaMÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.