TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HALİDE DEMİREL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/17378)
Karar Tarihi: 13/2/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Olcay ÖZCAN
Başvurucu
:
Halide DEMİREL
Vekili
:
Av. Adem Furkan DEMİRCİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, baraj kısa mesafeli koruma kuşağında bulunantaşınmazda meydana gelen zararın karşılanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının;yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/3/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmesine gerek olmadığınıbildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) 20/11/1981 tarihlive 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş veGörevleri Hakkında Kanun ile kurulan ve İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlıbağımsız bütçeli bir kuruluştur.
A. Uyuşmazlığın ArkaPlanı
9. Başvurucu İstanbul ilinde ikamet etmektedir.
10. İstanbul'da bulunan Büyükçekmece Barajı çevresi 13/3/1984tarihinde içmesuyu havzası ilan edilmiştir. Arnavutköy ilçesinde bulunan tarlavasıflı 6.550 m² yüz ölçüme sahip 1037 parsel sayılı taşınmaz da BüyükçekmeceGölü çevresinde yer almaktadır.
11. Başvurucu bu taşınmazı 22/2/1999 tarihinde tapuda bağışyoluyla devralmıştır.
12. Taşınmaz, Hadımköy Belediyesinin 5/2/1999 tarihindeonaylanan HadımköyYeşilbayır, Ömerli, Deliklikaya Nazım İmar Planında yapılan7/10/2002 tarihli plan tadilatında minimum ifraz şartı 10.000 m² alan içindekısmen yapılanmalı konut alanında ve kısmen dere koruma alanında kalmaktadır.15/6/2009 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı'ndataşınmaz havza içi yapı yasaklı alan içinde bulunmaktadır. 11/2/2013 tarihindeonaylanan 1/5000 ölçekli Hadımköy Yeşilbayır Bölgesi Nazım İmar Planı'ndayapılan 13/9/2013 tasdik tarihli plan tadilatında ise taşınmaz, kısmen tarımsalniteliği korunacak alanda kısmen dere koruma alanı altındaki tarımsal niteliğikorunacak alanda kalmaktadır. Son olarak taşınmazın 17/2/2014 tasdik tarihliHadımköy Yeşilbayır Bölgesi 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı'nda kısmen tarımsal niteliği korunacak alandakalmakta olduğu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisince onaylanan plantadilatıyla dere koruma alanı niteliğininkaldırıldığı anlaşılmıştır.
13. İSKİ tarafından başvurucunun taşınmazının tapu kaydı üzerine26/6/2002 tarihinde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7.maddesi uyarınca kamulaştırma şerhi konulmuştur. Ayrıca 2/5/2012 tarihinde 2942sayılı Kanun'un 31. maddesinin birinci fıkrasının (b)bendi uyarınca irtifakhakkına yönelik olarak başka bir şerh daha işlenmiştir. Başvuru formu veeklerinde taşınmazın 7/10/2002 tarihinden önceki niteliğine, taşınmazın tapukaydı üzerine 26/6/2002 tarihinde ve sonrasında işlenen şerhlerin konulmaamacına ilişkin başka bir bilgiye yer verilmemiştir.
B. Başvuruya Konu DavaSüreci
14. Başvurucunun, taşınmazının Büyükçekmece içme suyu mutlakkoruma alanında bulunmasından ve mevzuat gereğince yapılaşma imkânının ortadankaldırılmasından dolayı taşınmazının bedelinin ödenmesi istemiyle 16/1/2013tarihinde Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada 28/1/2014tarihinde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıverilmiştir.
15. Temyiz edilen karar Yargıtay 5. Hukuk Dairesi tarafından12/2/2015 tarihinde vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek onanmıştır.
16. Başvurucu bu defa 29/4/2015 tarihinde İstanbul 6. İdareMahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davası açmış ve kamulaştırmasız el atma bedeliyanında taşınmazın kullanımının kısıtlanması nedeniyle de tazminat istemindebulunmuştur.
17. Yargılama sırasında Arnavutköy Belediye Başkanlığı(Belediye) Emlak ve İstimlak Müdürlüğü ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğütarafından verilen cevaplarda; taşınmazın bulunduğu alanda herhangi birparselasyon işlemi yapılmadığı, 17/2/2014 tasdik tarihli 1/1000 ölçekliHadımköy Yeşilbayır Bölgesi Uygulama İmar Planı'nda tarım alanında ve Büyükçekmece Havzası kısa mesafeli koruma alanındakalmakta olduğu, kısa mesafeli koruma alanında bulunan taşınmazda5/5/2011 tarihinde onaylanan İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönergesi'nin 6. maddesinegöre yapılaşmaya izin verilmemesi gibi bir kısım kısıtlamaların olduğu ifadeedilmiştir.
18. Mahkeme 31/3/2016 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararıngerekçesinde özetle;
i. Taşınmazın Büyükçekmece Havzası kısa mesafeli koruma alanındakaldığı, dere ıslah ve işletme bandında bulunmadığı, 17/2/2014 tasdik tarihliHadımköy Yeşilbayır Bölgesi 1/1000 ölçekli uygulama imar planında isetaşınmazın tarımsal niteliği korunacakalanda kaldığı ifade edilmiştir.
ii. Taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının 23/1/2011 tarihindeyayımlanarak yürürlüğe giren İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği ile belirtilensınırlı sebepler yönünden kısıtlandığı, bunun dışında taşınmazdan tasarrufedilmesini ve başvurucunun kullanımını engelleyen bir kısıtlamanın bulunmadığıvurgulanmıştır. Dolayısıyla taşınmazın kamulaştırma bedeli yerine geçmek üzereödenmesine karar verilmesi talep edilen tazminat isteminin yasal dayanaktanyoksun olduğu belirtilmiştir.
19. Karara karşı yapılan itiraz İstanbul Bölge İdare MahkemesiDokuzuncu İdari Dava Dairesi (Daire) tarafından 4/11/2016 tarihindereddedilmiştir.
20. Karar düzeltme istemi Daire tarafından 7/2/2017 tarihindereddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Nihai karar 23/2/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
21. Başvurucu 7/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun "Mülkiyet hakkının içeriği"kenar başlıklı 683. maddesi şöyledir:
"Bir şeye malik olan kimse, hukukdüzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanmave tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulundurankimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanınönlenmesini de dava edebilir."
23. 9/8/1983 tarihli ve 2872 Çevre Kanunu’nun "Kirletme yasağı" kenarbaşlıklı 8. maddesi şöyledir:
"Her türlü atık ve artığı, çevreye zararverecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlereaykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak,taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlardailgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten,kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak içingerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler."
24. 2560 sayılı Kanun'un"Kuruluş'' kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"(Değişik: 7/2/1983-KHK 56/1 md.; Aynenkabul: 23/5/1984 - 3009/1 md.) İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin su vekanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisikurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul Su veKanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi GenelMüdürlüğü bu Kanunda İSKİ olarak anılır.
Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük ŞehirBelediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı sukaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırlarıdışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca Cumhurbaşkanı anasistemile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu GenelMüdürlüğe verebilir.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbulBüyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haizbir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinetabidir."
25. 2560 sayılı Kanun'un"Görev ve yetkiler'' kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"İSKİ'nin görev ve yetkileri şunlardır:
a) İçme, kullanma ve endüstri suyuihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması veihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadarher türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göretesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunlarınbakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,
b) Kullanılmış sular ile yağış sularınıntoplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimdeboşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması içinabonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktayakadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğindebu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıpişletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekliyenilemelere girişmek,
c) Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz,göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularla ve endüstriartıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yolaçacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bukonuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak,
d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusundahizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardakiyetkileri kullanmak,
e) Her türlü taşınır ve taşınmaz malı satınalmak, kiralamak, ekonomik değeri kalmamış araç ve gereçleri satmak, İSKİ'ninhizmetleriyle ilgili tesisleri doğrudan doğruya yahut diğer kamu veya özelkuruluşlarla ortak olarak kurmak ve işletmek, bu maksatla kurulmuş veyakurulmakta olan tesislere iştirak etmek,
f) Kuruluş amacına dönük çalışmaların gereklikılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanmahakları tesis etmek."
26. İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği'nin ''Tanımlar'' kenar başlıklı 4. maddesininilgili kısmı şöyledir:
''...
İçmesuyu havzaları (Havza): Bir akarsu, göl,baraj rezervuarı veya yeraltı suyu haznesi gibi bir su kaynağını besleyenyeraltı ve yüzeysel suların toplandığı bölgenin tamamıdır.
“İçme suyu havzası koruma planı (Özelhükümler): İçme suyu temin edilen veya edilmesi planlanan yerüstü ve yeraltısuyu havzalarının korunması, kirlenmesinin önlenmesi, kirlenmiş iseiyileştirilmesi ve sürdürülebilir kullanımının sağlanması amacıyla yapılan ve ohavzaya özel hükümleri tanımlayan planı, ”
...
Mutlak Koruma Alanı (0-300 m.): İçme vekullanma suyu temin edilen ve edilecek olan suni ve tabii göller etrafında enyüksek su seviyesinde, su ile karanın meydana getirdiği çizgiden itibaren yatay300 metre genişliğindeki kara alanıdır. Bahse konu alanın, havza sınırınıaşması halinde mutlak koruma alanı havza sınırında son bulur.
Kısa Mesafeli Koruma Alanı (300.-1000 m.):Mutlak koruma alanı üst sınırından itibaren yatay 700 metre genişliğindeki karaalanıdır. Bahse konu alanın, havza sınırını aşması halinde kısa mesafeli korumaalanı havza sınırında son bulur.
Orta Mesafeli Koruma Alanı (1000-2000 m.):Kısa mesafeli koruma alanı üst sınırından itibaren yatay 1000 metre genişliğindekikara alanıdır. Bahse konu alanın, havza sınırını aşması halinde orta mesafelikoruma alanı havza sınırında son bulur.
Uzun Mesafeli Koruma Alanı (2000-havzasınırı): Orta mesafeli koruma alanının üst sınırından başlamak üzere su toplamahavzasının nihayetine kadar uzanan bütün kara alanıdır.
...''
27. İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği'nin ''Genel hükümler'' kenar başlıklı 5.maddesi şöyledir:
''(1)Bu yönetmelikte açıklanmayan tüm hususlarda Su Kirliği Kontrolü Yönetmeliği’niniçmesuyu havzaları ile ilgili hükümleri uygulanır.
(2) Bu Yönetmelik hükümleri uyarıncayasaklanmış olan yapı, tesis ve faaliyetler; içmesuyu havzaları için zararlıyapı, tesis ve faaliyetlerden sayılır. Bu yapı, tesis ve faaliyetleri yapanlarhakkında; İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından 2560 sayılı İSKİ Kanunu, 3194 sayılıİmar Kanunu, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili diğer mevzuat uyarıncacezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunulur.
(3) Bu Yönetmelik hükümlerinin uygulamaesasları ve diğer hususlar, Yönerge ile belirlenir.''
28. İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği'nin ''Özel hükümler'' kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
''...
(5) a) Havzalardaki her türlü imarfaaliyetlerinin, planlara, 02.11.1985 tarih ve 18916 sayılı Resmi Gazete’deyayınlanan Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğine ve diğer imar mevzuatınauygunluğunun denetimi, temini ve gerekli yaptırımlar, 3194 sayılı İmar Kanunuve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’naistinaden ilgili idarelerin yetki ve sorumluluğundadır.
b) Yapılaşmanın yasak olduğu korumaalanlardaki imar faaliyetleri, idare tarafından da takip edilir. Aykırıhususların tespiti halinde, ilgili kurumlara bildirilerek gereğinin yapılmasıtalep edilir. İdarenin yaptırım hakkı saklıdır.
...
(8) Toprak, İnşaat ve Yıkıntı Atıkları DökümüFaaliyetleri.
...
b) Kısa ve orta mesafeli koruma alanlarında,döküm sahası oluşturulamaz. Kısa ve orta mesafeli koruma alanlarında bulunaneski taş, maden, kum, mıcır, kil vs. ocaklarına doğal yapısının ikame edilmesimaksadıyla ve dolum sonrası ağaçlandırılmak şartıyla sadece kirlenmemişhafriyat toprağı dökümüne müsaade edilir.
...
(9) İçmesuyu havzalarında imar planlarındauyulması gereken esaslar;
g) (Değişik: 16.01.2013-2/1.md.)
İçme suyu havzalarında EK-1’de isimleriverilen derelerin, orman alanları ve tarımsal niteliği korunacak alanlardışında kalan kısımlarında; ıslah projesine uygun olarak bu derelerin ıslahkesitinin her iki yanında; temizlik, bakım ve onarımlarının yapılabilmesimaksadıyla imar planlarında en az on metrelik dere işletme bandı ayrılır. Dereıslah alanı ile dere işletme bandları idarece kamulaştırılır.
...''
29. 2011 yılında kabul edilen mülga İSKİ İçmesuyu HavzalarıYönergesi'nin ''Kısa mesafeli korumaalanında uyulması gereken hususlar'' kenar başlıklı 6. maddesişöyledir:
''a) Turizm, iskan ve sanayi yerleşmelerineizin verilemez.
b) İçme ve kullanma suyuprojesine ve mevcut yapıların kanalizasyon sistemlerine ait mecburi tekniktesisler hariç olmak üzere, bu alanda hiçbir yapı yapılamaz.
c) Bu alanlardayönetmeliğin yürürlüğe girdiği 25.05.2006 tarihinde mevcut olan yapılardondurulmuştur. Dondurulan binalarda mevcut yapı inşaat alanında değişiklikyapmamak ve kullanım maksadını değiştirmemek şartıyla ilgili ve yetkilikurumlardan izin alınarak gerekli tadilat ve bakım yapılabilir.
d) Her türlü katı atık veartıkların depolanmasına ve atılmasına izin verilemez.
e) Sıvı ve katı yakıtdepolarına izin verilemez.
f) Bu alanlarda;ağaçlandırma, gezi, seyir ve piknik alanları, peyzaj, park ve bahçedüzenlemelerine, açık spor alanlarına araziyi geçirimsiz hale getirmemek vesuni gübre ve zirai mücadele ilaçları kullanmamak kaydıyla, peyzaj planlarıdoğrultusunda izin verilebilir.
g) Bu alanın rekreasyonve piknik amacıyla kullanılmasına dönük kamu yararlı ve günü birlik turizmihtiyacına cevap verecek, sökülüp takılabilir elemanlardan meydana gelen,geçici nitelikte kır kahvesi, büfe gibi yapılara, parsel büyüklüğü 10000m2’denaz olmamak ve her parselde yapıların toplam kapalı alanı 100m2’yi geçmemekşartıyla çevre düzeni ve uygulama planlarına ve plan kararlarına uygun olarakizin verilebilir. Uygulama planları onaylanıncaya kadar herhangi biryapılaşmaya gidilemez.
h) Dinlenme tesisi,akaryakıt istasyonu ve benzeri tesisler yapılamaz.
i) Bu alanlar için izinverilen ve bu maddede sıralanan faaliyetler dışında TIR parkı, açık otopark, yed-iemin parkı, golf sahası, kapalı spor alanı/tesisi, sürücü kursu eğitim alanı,açık depolama, asfalt/yıkıntı atıkları geri dönüşüm tesisi, kırma eleme tesisi,asfalt üretim tesisi, beton üretim tesisi vb. hiçbir faaliyete izin verilemez.Mezarlık kurulamaz.''
30. 2015 yılında kabul edilen İSKİ İçmesuyu HavzalarıYönergesi'nin ''İçme suyu havzalarının tümkoruma alanlarında yapılaşma, tesis ve faaliyetler ile ilgili diğer hükümler'' kenarbaşlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
''...
(6) Mutlak ve kısa mesafeli korumaalanlarında; kamuya ait veya 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve DayanışmayıTeşvik Kanunu kapsamında yapı yapılmasının talep edilmesi veya fiili olarakyapıldığının arazide görülmesi durumunda bu koruma alanları ile ilgili kısıtlamalaryapıyı yapan/yaptıran kuruma yazılı olarak bildirilir. Kamu yararı, sosyalihtiyaçlar, ekonomik durum, yerleşik alan içerisinde olup olmadığı, atıksutedbirinin alınıp alınmadığı ve benzeri bakımdan gerekli değerlendirmelerinyapılarak söz konusu yapılaşmaya ruhsat ve izin verilip verilmemesi hususu,yapıları yapan/yaptıran kurumların sorumluluğundadır.
(7) Mutlak ve kısa mesafeli korumaalanlarında bu yönetmelikten önceki İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği’ninyürürlüğe girdiği 25.05.2006 tarihinde, bu tarihten sonra koruma altına alınanhavzalarda ise havza ilan tarihinde mevcut olan yapılar dondurulmuştur.
(8) Mutlak ve kısa mesafeli korumaalanlarında yeni mezarlık kurulamaz. 25.05.2006 tarihinde mevcut olanmezarlıklar ve bu tarihten sonra koruma altına alınan havzalarda da havza ilantarihinde mevcut olan mezarlıklar ilgili idarelerin yetki ve sorumluluğundadır.
...
(10) Kısa mesafeli koruma alanlarında TIRparkı, açık otopark, yed-i emin parkı, golf sahası, kapalı spor alanı/tesisi,sürücü kursu eğitim alanı, açık depolama, asfalt/yıkıntı atıkları geri dönüşümtesisi, kırma eleme tesisi, asfalt üretim tesisi, beton üretim tesisi vebenzeri hiçbir faaliyete izin verilemez.
...''
31. 2015 yılında kabul edilen İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönergesi'nin''Müştemilat türü yapılar'' kenarbaşlıklı 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
''...
(2) Mutlak koruma alanı dışında kalanalanlarda branda, naylon ve benzeri malzemeden yapılan kamp çadırı gibiportatif müştemilatlar, havuz, mevcut yapıya ait günlük ihtiyaca cevap verecek,toplamda 30 (otuz metrekare) m2’yi geçmeyen kümes, tuvalet, kömürlük, odunluk,garaj, depo türü müştemilat yapılması, su havzaları için zararlı yapı, tesis vefaaliyetlerden sayılmaz ve bu yapılar hakkında İdarece işlem tesis edilmez.''
32. 2015 yılında kabul edilen İSKİ İçmesuyu HavzalarıYönergesi'nin ''Yapılarda tadilat bakımfaaliyetleri'' kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:
''(1) 25.05.2006 tarihinde mevcut olan yapılarile bu tarihten sonra koruma altına alınan havzalarda havza ilan tarihindemevcut olan yapılar dondurulmuş olup, bu yapıların kullanılabilir nitelikteolanlarında; kat adedini artırmamak, yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak,kullanım maksadını daha kirletici olacak şekilde değiştirmemek şartıylayapılacak tadilat, bakım ve onarım faaliyetleri, su havzaları için zararlıyapı, tesis ve faaliyetlerden sayılmaz. Ancak bu faaliyetlerin imar mevzuatıdoğrultusunda değerlendirilmesi ilgili belediyesinin/kurumun yetki vesorumluluğundadır. Müracaat sahibinden, bu maddede belirtilen tüm şartlarariayet edileceğine dair taahhütname alınır. Bu konuda yapılan tespit vetalepler ilgili belediye/kuruma gönderilerek, konunun imar mevzuatına göredeğerlendirilmesi ve takip edilmesi talep edilir. Bakım ve onarım süresi altıaydan fazla olamaz.
(2) Yukarıdaki şartların ihlal edilmesihalinde, ilgili belediyesinden imar mevzuatına göre gereğinin yapılması talepedilir.
(3) Tadilat kapsamında turizm tesisi,akaryakıt istasyonu, otel, konaklama, hayvancılık tesisi, imalathane, fabrikave benzeri faaliyetlerin yapıldığı ya da yapılacağı tadilatlara hangi maksatlaolursa olsun izin verilmez.''
33. 2015 yılında kabul edilen İSKİ İçmesuyu HavzalarıYönergesi'nin ''Koruma alanlarında ziraat vehayvancılık faaliyetlerine ilişkin hususlar'' kenar başlıklı 16.maddesininilgili kısmı şöyledir:
''(2) Kısa ve orta mesafeli koruma alanlarındasuni gübre ve zirai mücadele ilaçları kullanmamak kaydıyla ağaçlandırma,fidancılık yapılabilir. Bu maksatla da olsa kısa mesafeli koruma alanlarındabitkisel toprak depolanamaz.
(3) Kısa mesafeli koruma alanlarında branda,naylon ve benzeri malzemeden yapılan beton temel ve çelik çatı dışındaki basitörtü mahiyetindeki sera yapılabilir.
(4) Kısa ve orta mesafeli koruma alanlarındasuni gübre ve zirai mücadele ilaçları kullanmamak şartıyla tarımsalfaaliyetlere Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının kontrol ve denetimindemüsaade edilir.''
34. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 31/12/2004 tarihli ve25687 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin ''Kısa mesafeli koruma alanı'' kenarbaşlıklı (mülga: RG-14/2/2018-30332) 18. maddesi şöyledir:
'' (Değişik birinciparagraf:RG-13/2/2008-26786) Kısa mesafeli koruma alanı, içme ve kullanma suyurezervuarlarının mutlak koruma alanı sınırından itibaren 700 metregenişliğindeki şerittir. Söz konusu alan sınırının, su toplama havzası sınırınıaşması hâlinde, kısa mesafeli koruma alanı havza sınırında son bulur. Kısamesafeli koruma alanı içinde;
a) Turizm, iskan ve sanayi yerleşmelerine izinverilemez.
b) Her türlü katı atık ve artıklarındepolanmasına ve atılmasına izin verilemez.
c) Bu Yönetmeliğin 17 nci maddesinin (b)bendinde anılan mecburi teknik tesisler ile 2863 sayılı Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kanunu kapsamına giren uygulamalar dışında hafriyatyapılamaz.
d) (Değişik:RG-13/2/2008-26786) Sıvı ve katıyakıt depolarına izin verilemez. Bu alanda kalan mevcut yapılar dondurulmuştur.Dondurulan binalarda mevcut yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak vekullanım maksadını değiştirmemek şartıyla gerekli tadilat ve bakım yapılabilir.
e) Bu alanın rekreasyon ve piknik amacıylakullanılmasına dönük kamu yararlı ve günü birlik turizm ihtiyacına cevapverecek, sökülüp takılabilir elemanlardan meydana gelen, geçici nitelikte kırkahvesi, büfe gibi yapılara, suyu kullanan idarece onanmış çevre düzeni veuygulama planlarına ve plan kararlarına uygun olarak izin verilebilir.
f) Bu alanda yapılacak ifrazlardan sonra eldeedilecek her parsel 10000 m2 den küçük olamaz. (e) bendinde belirtilennitelikteki yapıların kapalı kısımlarının toplam alanı her parselde 100 m2 yigeçemez.
g) (e) bendinde belirtilen yapıların atıksuları, Sağlık Bakanlığının 13/3/1971 tarihli ve 13783 sayılı Resmi Gazete`deyayımlanarak yürürlüğe giren, Lağım Mecrası İnşaası Mümkün Olmayan YerlerdeYapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik hükümlerine göre yapılacak olan sızdırmazniteliktekifosseptiklerde toplanır ve atıksu altyapı tesisine verilir.
h)Suni gübre ve tarım ilaçları kullanmamakşartıyla, hayvancılık ile ilgili yapılar hariç olmak üzere kontrollü otlatmayave diğer tarımsal faaliyetlere Tarım ve Köyişleri Bakanlığının kontrol vedenetiminde izin verilir. Ayrıca erozyonu azaltıcı metodların uygulanmasıesastır.
ı) Zorunlu hallerde, imar planı gereğiyapılacak yolların bu alandan geçecek olan kısımlarında sadece ulaşımla ilgiliişlevlerine gerekli tedbirlerin alınması şartı ile izin verilebilir. Dinlenmetesisi, akaryakıt istasyonu ve benzeri tesisler yapılamaz.
j) Bu alanda 4/9/1988 tarihinden veya kaynağıniçme ve kullanma suyu kapsamına alındığı tarihten önce mevcut olan yerleşim vesanayi tesislerinden kaynaklanan atık suların havza dışına çıkartılmasıesastır.''
35. Olay tarihinden sonra 28/10/2017 tarihli ve 30224 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan İçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına DairYönetmelik'in ''Kısa mesafeli koruma alanı''kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
''(1) Kısa mesafeli korumaalanı, içme-kullanma suyu temin edilen veya edilmesi planlanan tabii göl, barajgölü ve göletlerin, mutlak koruma alanı sınırından itibaren yatayda 700 metregenişliğindeki kara alanıdır. Söz konusu alan sınırının, içme-kullanma suyuhavzası sınırını aşması hâlinde, kısa mesafeli koruma alanı havza sınırında sonbulur.
(2) Mevcut yapılar aynen korunur. Ancak, insansağlığı ve çevrede telafisi mümkün olmayan neticelere yol açabilecek faaliyetleringerçekleştirildiği tesisler, tehlikeli atık bertaraf tesisi, tehlikeli maddedeposu ve benzeri mevcut yapılar kaldırılır. Yapı inşaat alanında değişiklikyapmamak ve kullanım amacını değiştirmemek şartıyla gerekli bakım ve onarımyapılabilir. Mevcut yapılardan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafındanlisanslandırılan kurum ve kuruluşlarca riskli yapı olduğu tespit edilenler,inşaat alanında değişiklik yapmamak, kullanım amacını değiştirmemek ve üzerindebulunduğu taşınmazları ifraz işlemine tabi tutmamak şartıyla yıkılarak yenideninşa edilebilir. Parsel tevhidi ile yapı yoğunluğu, inşaat alanı ve emsaldeğeri arttırılamaz.
(3) Köy yerleşik alanı ve civarı sınırlarıiçerisinde ve köy gelişme ihtiyacına yönelik köy nüfusuna kayıtlı ve köydesürekli ikamet edenler için barınma ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılacakyapılar, köyün genel ihtiyaçlarına yönelik yapılacak köy konağı, ibadethane,okul, spor alanı, harman yeri, pazar yeri, sağlık ocağı, sağlık evi, PTT,karakol, bakkal gibi yapılara ve ifraz uygulamalarına; imar planı veya köyyerleşme planı yapılmış ise bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih itibariyleyürürlükteki plan hükümlerine göre; imar planı veya köy yerleşme planıyapılmamış ise Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde izinverilebilir.
(4) Bu alanda belediye sınırı ve belediyemücavir alan sınırları içinde, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihitibarıyla yürürlükteki imar planları geçerlidir, imar planlarının gelişmealanındaki yapılaşmamış kısımların iptaline yönelik revizyon yapılır.İçme-kullanma suyu havzası koruma planı hazırlanıncaya kadar bu planlarkapsamında yoğunluk arttırıcı veya kirlilik arttırıcı kullanım değişikliğineyönelik imar değişikliği yapılamaz. Ancak 6360 sayılı Kanun çerçevesinde köy statüsündeiken belediye sınırları içine alınarak mahalle statüsüne geçen kırsal yerleşimalanlarının mahalle olarak bağlandığı tarihteki nüfusları ve bu nüfuslarındoğal artışı için ihtiyaç duyulan yapılaşmaya izin verilebilir.
(5) İskân dışı alanlarda yapılacak yapılarave ifraz uygulamalarına Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümleri çerçevesindeizin verilir. Bu alandaki tarım arazileri için yapılacak ifraz uygulamalarında3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunuhükümleri esas alınır.
(6) Yeni sanayi tesisi kurulmasına izinverilmez.
(7) Mesire Yerleri Yönetmeliği çerçevesindebelirlenmiş mesire yerlerine, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihitibariyle yürürlükteki imar planlarında yer alan rekreasyon alanlarına ve bu alanlardakapalı kısımlarının toplam alanı her parselde 100 metrekareyi geçmemek şartıylagünübirlik tesislere izin verilebilir. Yürürlükteki mesire yeri gelişim veyönetim planları ile imar planları, bu fıkrada günübirlik tesisler içinbelirlenen yapılaşma şartlarına uygun olarak revize edilir. Günübirlik turizmtesisleri dışında yeni turizm tesislerine izin verilmez.
(8) Bu alanda, mevcut yerleşim ve sanayitesisleri ile bu madde kapsamında izin verilen yeni yapılardan kaynaklananatıksular, kanalizasyon sistemi aracılığıyla öncelikli olarak havza dışına,teknik ve ekonomik olarak mümkün olmaması durumunda orta ve uzun mesafelikoruma alanlarındaki uygun arıtma ile sonlanan atıksu altyapı tesisine verilir.Ancak, söz konusu yapılar; atıksuların kanalizasyon şebekesiyle toplanmasınaimkân verecek yoğunlukta değil ise, Lağım Mecrası İnşası Mümkün OlmayanYerlerde Yapılacak Çukurlara Ait Yönetmelik hükümlerine göre yapılacaksızdırmaz foseptiklerde toplanarak orta mesafeli koruma alanındaki, uzunmesafeli koruma alanındaki veya havza dışındaki arıtma ile sonlanan atıksualtyapı tesisine verilir. Şayet, bunlar mümkün değilse içme-kullanma suyuhavzası koruma planı hazırlanıncaya kadar mevcut olan yerleşim ve sanayitesisleri ile bu madde kapsamında izin verilen yeni yapılardan kaynaklananatıksuların içme-kullanma suyu kaynağının su kalitesini olumsuz yöndeetkilemeyecek seviyede ileri arıtmadan geçirilerek deşarjına, Çevre veŞehircilik Bakanlığı tarafından izin verilebilir.
(9) Bu alanda atık ve artıkların boşaltılmasına,depolanmasına ve atık bertaraf tesislerine izin verilmez.
(10) İçme suyu projesine ve mevcut yapılarınkanalizasyon sistemlerine ait mecburi teknik tesisler, 2863 sayılı Kanunkapsamına giren uygulamalar ile bu madde kapsamında izin verilen yeni yapılarıninşası haricinde hafriyat ve döküm yapılamaz. Bu alanlarda bulunan terk edilmişmaden ocaklarının doğal yapısının ikame edilmesi ve dolum sonrasıağaçlandırılması amacıyla inşaat ve yıkıntı atıkları ile karıştırılmamışhafriyat toprağı dökümüne izin verilebilir.
(11) Mevcut ve yeni açılacak tarımalanlarında, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının denetiminde sadece organiktarım faaliyetlerine izin verilir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığıtarafından yetki verilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşunun görüşleridoğrultusunda organik tarım yapılamayacağının teknik olarak raporlandığıdurumlarda, İyi Tarım Uygulamaları Koduna uyulması şartıyla tarımsalfaaliyetlere izin verilebilir.
(12) Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınınkontrolünde yerleşik halkın zati ihtiyacını karşılamak amacı ile hayvancılıkfaaliyetlerine ve kontrollü otlatmaya izin verilebilir.
(13) Yeni akaryakıt istasyonlarına, gaz dolumistasyonlarına ve kimyasal madde depolarına, sıvı ve katı yakıt depolarına izinverilmez. Mevcut akaryakıt istasyonları ve gaz dolum istasyonları TSE’ninilgili standartlarına uygun hale getirilinceye kadar kapatılır. Standartlarauygun hale getirilen istasyonlarda akaryakıt ve gaz satışı dışında dinlenmetesisi, oto yıkama, bakım, yağ değişimi ve benzeri faaliyetlere izin verilmez.
(14) Mevcut yol güzergâhlarında bakım veonarım çalışmaları, su kalitesini ve miktarını olumsuz etkilemeyecek şekildeyapılabilir. Mevcut karayolu altyapılarının korunması amacıyla ihtiyaç duyulanistinat duvarı, menfez gibi sanat yapıları yapılabilir. Kamu yararı gözetilerekve ekonomik olarak başka bir alternatifin olmaması durumunda, yenikarayollarının yapımına ve söz konusu karayolunun erişme kontrollü karayoluolması halinde, bu yol üzerinde yer alan ve ayrılmaz parçası niteliği taşıyanerişme kontrollü karayolu hizmet tesislerinin yapımı, bakımı ve işletimine veyaişlettirilmesine; karayollarından kaynaklanan kirliliğin içme-kullanma suyukaynağına ulaşmasını engelleyecek gerekli tedbirlerin alınması şartıylaBakanlık uygun görüşü ile izin verilebilir. Dinlenme tesisi, servis istasyonu,akaryakıt istasyonu ve benzeri tesisler yapılamaz.
(15) Madencilik faaliyetlerine izinverilmez.''
B. Uluslararası Hukuk
36. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
37. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin -özünde- mülkiyethakkını güvence altına aldığını kabul etmektedir. AİHM'e göre bu madde üçbelirgin kural içermektedir. Bu kurallardan ilki, maddenin birinci paragrafınınbirinci cümlesinde yer alan mülkiyetin barışçıl yararlanmaya (mülkiyetindokunulmazlığına saygı) ilişkin genel nitelikli kuraldır. İkinci kuralınbulunduğu birinci paragrafın ikinci cümlesi mülkiyetten yoksun bırakmayıiçermekte ve bunu bazı koşullara bağlamakta; ikinci paragrafta yer alan üçüncükural ise taraf devletlere mülkiyetin kamu yararına kullanılmasını kontrolünüveya vergilerin ya da diğer katkıların veya cezaların yerine getirilmesinisağlama yetkisi tanımaktadır (Sporrong veLönnroth/İsveç [GK], B. No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982, § 61).Ancak AİHM bu üç kuralın birbiriyle bağlantısız olmadığını; ikinci ve üçüncükuralların genel nitelikli birinci kuralın ışığında incelenmesi gerektiğiniifade etmektedir (James vediğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79 21/2/1986, § 37; Lithgow ve diğerleri/Birleşik Krallık[GK], B. No: 9006/80, 8/7/1986, § 106).
38. AİHM, taşınmazın imar planında kamu hizmetine ayrılmasınınve bu çerçevede kamu makamlarının süre sınırlaması olmaksızın herhangi birzamanda taşınmazı kamulaştırmaya yetkili olmalarının, mülkiyet hakkınınkullanımını belirsiz ve kullanılamaz hâle getireceğini vurgulamıştır (Sporrong ve Lönnroth/İsveç, § 60; Hakan Arı/Türkiye, B. No: 13331/07,11/1/2011, § 35).
39. Sporrong veLönnroth/İsveç kararına konu olayda başvurucuların taşınmazlarınınimar planı çerçevesinde kamulaştırılması öngörülerek on iki ve yirmi beş yılsüren inşaat yasakları uygulanmıştır. AİHM, bu taşınmazlar henüzkamulaştırılmadığından mülkten yoksun bırakmanın söz konusu olmadığını, gerçekanlamda bir kamulaştırmanın olmadığı ve dolayısıyla mülkiyetin devredilmediğibu gibi durumlarda, görünenin arkasına bakılması ve şikâyet edilen husustagerçek durumun ne olduğunun araştırılması gerektiğini belirtmiştir. AİHM bubağlamda, getirilen kamulaştırma tedbirlerinin taşınmazlar üzerindekisınırlandırıcı etkilerinden söz etmiş ve bu tedbirlerin taşınmazların değerindeolumsuz etkiye yol açtığını, başvurucuların taşınmazlarından dilediği gibiyararlanmalarının veya kullanmalarının önemli ölçüde kısıtlandığınıvurgulamıştır. AİHM bu gibi kamulaştırma izinlerinin genel kamulaştırmasürecinin ilk aşaması olması nedeniyle kontrol amacı da gütmediğini belirterekmüdahaleyi mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesine ilişkin birinci kuralçerçevesinde incelemiştir. AİHM sonuç olarak kamulaştırma tedbirlerininuygulandığı sürenin uzunluğu ve bu süre içinde getirilen kısıtlamalar nedeniylebaşvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet yüklendiği kanaatiyle mülkiyethakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna varmıştır(Sporrong ve Lönnroth/İsveç, §§ 56-74).
40. Köktepe/Türkiye(B. No: 35785/03, 22/7/2008) kararında, taşınmazın tapu kaydına konulan şerhinmülkiyet hakkına etkisi ayrıntılı olarak tartışılmıştır. AİHM; derecemahkemelerinin anayasal gerekçelerle başvurucunun mülkünün bir bölümüne tahditgetirdiği, bu mahrumiyetin doğanın ve çevrenin korunması şeklindeki kamuyararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu, dolayısıyla hukuka aykırı vekeyfî hiçbir işlem bulunmadığını kabul etmiştir. Bununla birlikte AİHM,başvurucunun taşınmazı 1993 yılında iyi niyetle edindiğini ve mülkiyet hakkınayapılan bu müdahaleye karşı iç hukukta etkin bir tazminat yolunun bulunmadığınıözellikle belirtmiştir. AİHM, başvurucunun mülkiyet hakkından yararlanmasıengellendiği hâlde tazminat ödenmemiş olması nedeniyle kamu yararı ilebaşvurucunun mülkiyet hakkının korunmasının gereklilikleri arasındaki adildengenin bozulduğu sonucuna varmıştır. Bu doğrultuda başvurucunun şahsi olarakolağan dışı ve aşırı bir yüke katlanmış olduğu kanaatiyle başvurucunun mülkiyethakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (Köktepe/Türkiye,§§ 67-93).
41. Kutlu vediğerleri/Türkiye kararına konu olayda ise başvurucularıntaşınmazlarının bir kısmı baraj yapımı için kamulaştırılmış, kalan bölümükısmen mutlak koruma alanında kısmen de kısa mesafeli koruma alanındabırakılmıştır. Başvurucular kamulaştırma talebinde bulunmuşlar, taleplerireddedilince asliye hukuk mahkemesinde tazminat davası açmışlardır.Başvurucuların tazminat taleplerinin değer düşüklüğü gözetilerek kısmen kabuledilmesi üzerine, mülklerinin kamulaştırılması yerine yalnızca değer düşüklüğükaybının tazminat olarak verilmesi sebebiyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğiöne sürülmüştür. AİHM; mutlak koruma alanında kalan taşınmazlarda inşaat yasağıbulunduğuna ve tarım da yapılamadığına, ayrıca ilgili yönetmeliğe göre bualandaki taşınmazların kamulaştırılması gerektiğine dikkat çekerek taşınmazınkamulaştırılması hakkı ile taşınmazın değerine uygun düşen bir tazminatödenmesi hakkının mülk teşkil ettiğini belirtmiş ve taşınmazlarınkamulaştırılmasının kabul edilmeyerek mülklerin kullanımına getirilenkısıtlamalardan doğan zararların giderilmesinin tercih edilmesinin somut olaybağlamında mülkiyet hakkının gerekliliklerine uygun düşmediği sonucunavarmıştır. AİHM; kısa mesafeli koruma alanında bulunan taşınmaz yönünden isetaşınmaz üzerinde belirli koşullar dahilinde tarım yapılabildiğini, ancakinşaat yasağı bulunduğunu belirtmiştir. AİHM bu gibi taşınmazlar yönündenkamulaştırılma hakkının düzenlenmediğini dikkate almıştır. Dolayısıyla AİHM'egöre ilgili yönetmelikle getirilen kısıtlamalardan kaynaklanan zarara uygundüşen bir tazminat ödenmesi başvurucuların hakları ile toplumun haklarıarasında adil bir denge kurabilir. AİHM, bununla birlikte somut olayda bilirkişitarafından %40 oranında değer düşüklüğü tazminatı saptanmasına rağmen derecemahkemelerince bu oranın basit bir gerekçeyle %25 olarak kabul edildiğinibelirtmiş ve sonuç olarak tazminat miktarlarının belirlenme şeklinin, sözkonusu miktarın maruz kalınan zarar ile makul bir şekilde uygun olduğunu ifadeetmesine imkân vermediği kanaatiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucunavarmıştır (Kutlu ve diğerleri/Türkiye,B. No:51861/11, 13/12/2016, §§ 65-70).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
42. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
43. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur.
45. Başvurunun 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsanHakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek SuretiyleÇözümüne Dair Kanun'a eklenen "Anayasa Mahkemesinde bulunan bazı bireyselbaşvurular hakkında Komisyona müracaat" kenar başlıklı geçici 2. maddegereği hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollar tüketilmeksizinyapıldığı anlaşılmaktadır (Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018).
46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
47. Başvurucu, maliki olduğu taşınmazın Büyükçekmece Barajı kısamesafeli koruma kuşağında ve tarımsal niteliği korunacak alanda kalmasınedeniyle tasarruf yetkisinin kısıtlandığını belirtmiştir. Başvurucu mevzuatnedeniyle taşınmazın emsali parseller gibi kullanılamaması nedeniyle açtığıtazminat davasının haksız olarak reddedildiğini belirterek adil yargılanma vemülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
48. Anayasa’nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
49. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, dilediği gibi kullanım veyararlanma hakkının kısıtlanmasına yol açan mevzuat nedeniyle taşınmazındameydana gelen değer kaybının karşılanmamasına ilişkin şikâyetlerinin mülkiyethakkını ilgilendirdiği anlaşıldığından başvurunun bu kapsamda incelenmesi uygungörülmüştür.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Mülkün Varlığı
51. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).Somut olayda başvuruya konu taşınmazın başvurucu adına tapuda kayıtlı olduğuanlaşıldığına göre Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülkün varlığında tereddütbulunmamaktadır.
ii. Müdahalenin Varlığı veTürü
52. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek vekanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma ve üzerinde tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma imkânıverir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkünsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 53).
53. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas edendiğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkınamüdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğubelirtilmek suretiyle mülkten barışçılyararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülktenbarışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddeninikinci fıkrasında, genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullardasınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülktenyoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir.Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararınaaykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımınıkontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazımaddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özelhükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakmave mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).
54. Bireysel başvuru konusu somut olaya ilişkin dava tarihindeve öncesinde yürürlükte bulunan mevzuat nedeniyle kısa mesafeli koruma alanındabulunan taşınmazlarda 25/5/2006 tarihinden itibaren mevcut olan yapılarındondurulduğu, dondurulan binalarda mevcut yapı inşaat alanında değişiklikyapmamak ve kullanım maksadını değiştirmemek şartıyla gerekli tadilat ve bakımyapılabileceği, bunun dışında turizm, iskân ve sanayi yerleşmelerine izinverilmediği anlaşılmaktadır. Bireysel başvuru tarihinden sonra yürürlüğe girenİçme-Kullanma Suyu Havzalarının Korunmasına Dair Yönetmelik'te ise köy yerleşikalanı ve civarı sınırları içerisinde ve köy gelişme ihtiyacına yönelik köynüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli ikamet edenler için barınma ihtiyacınıkarşılamak amacı ile yapılacak yapılara izin verilebileceği ve 12/11/2012tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçeKurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde DeğişiklikYapılmasına Dair Kanun çerçevesinde köy statüsünde iken belediye sınırlarıiçine alınarak mahalle statüsüne geçen kırsal yerleşim alanlarının mahalleolarak bağlandığı tarihteki nüfusları ve bu nüfusların doğal artışı içinihtiyaç duyulan yapılaşmaya izin verilebileceği belirtilmiştir. Bireyselbaşvuru dosyası ve eklerinden taşınmazın köy yerleşik alanı ve civarı sınırlarıiçerisinde veya 6360 sayılı Kanun çerçevesinde köy statüsünde iken belediyesınırları içine alınarak mahalle statüsüne geçen kırsal yerleşim alanlarıiçerisinde bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Ancak taşınmazda kısıtlıbarınma ihtiyacına izin verildiği kabul edilse dahi taşınmazın esas olaraktarımsal faaliyet yapılarak kullanılmasının benimsendiği ve bu kapsamda17/2/2014 tasdik tarihli Hadımköy Yeşilbayır Bölgesi 1/1000 Ölçekli Uygulamaİmar Planı'nda tarımsal niteliği korunacakalan olarak bırakıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla taşınmazıntarım yapılarak kullanabilmesine ve tarımsal niteliğinin korunmasına yönelikyapılan kısıtlamanın kamu gücü tasarrufu çerçevesinde gerçekleştirildiğidikkate alındığında mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.
iii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
55. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
56. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'yauygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşımasıve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).
(1) Kanunilik
57. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanunhükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518,26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi vediğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
58. Somut olayda başvurucunun maliki olduğu taşınmazın yukarıdabelirtilen kanun ve yönetmelik hükümleri nedeniyle kullanma ve yararlanmahaklarına yönelik olarak bazı kısıtlamalara tabi tutulduğu anlaşılmaktadır. Bukanun ve yönetmelik hükümlerinin belirli, öngörülebilir ve ulaşılabilirolduğunda bir tereddüt bulunmadığından müdahalenin kanuni bir dayanağımevcuttur.
(2) Meşru Amaç
59. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasınaimkân verdiğinden bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberindegetiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün hersomut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016,§§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No:2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).
60. Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli birçevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş; çevreyi geliştirmenin, çevresağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devlet ile vatandaşlarınödevi olduğu belirtilmiştir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen, sağlık ve çevreşartlarına uygunluğunun sağlanması, buna ilişkin düzenlemelerde kamu yararıbulunduğu kabul edilmelidir (SüleymanGünaydın, B. No: 2014/4870, 16/6/2016, § 71).
61. Belirli kısıtlamalar içeren mevzuat hükümlerinin etkisideğerlendirilirken taşınmazın bulunduğu İstanbul ilinin mevcut nüfusyoğunluğunun ve önümüzdeki yıllarda kullanılabilir temiz suya olan ihtiyacınında göz önüne alınması gerekir. Temiz suya erişimin sürdürülmesinin yaşam içinhayati önemi haiz olduğu dikkate alındığında su havzalarının kirlenmesininönlenmesi için bazı tedbirlerin alınması ve yasakların getirilmesi sonucuoluşan müdahalenin meşru bir amacının bulunduğu kabul edilmiştir.
(3) Ölçülülük
(a) Genel İlkeler
62. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmekiçin kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
63. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazlasınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamınageleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
64. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaçbakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahaleile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makulbir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§ 38).
65. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken bir taraftan ulaşılmakistenen meşru amacın önemi, diğer taraftan da müdahalenin niteliği ilebaşvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışları gözönünde tutularakbaşvurucuya yüklenen külfet dikkate alınacaktır (Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
66. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan malların korunmasıamacıyla mülkiyet hakkına müdahale edilmesi meşru olmakla birlikte bu kamusalkülfetin tamamının mülk sahiplerine yüklenemeyeceği ve kanun koyucunun bunauygun çözüm yolları bulması gerekeceği açıktır (AYM, E.2009/31, K.2011/77,12/5/2011). Kamu yararı amacı ile başvurucunun mülkiyet hakkı arasında olmasıgereken adil denge, başvurucuya tazminat ödenmesi veya başvurucunun zararınınbaşka yollarla telafi edilmesi şartıyla sağlanabilir (Hüseyin Akbulut ve Yusuf Akbulut, B. No:2014/7643, 6/4/2017, § 32).
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
67. Başvurucu, taşınmazının BüyükçekmeceBarajı kısa mesafeli koruma alanında ve tarımsal niteliği korunacak alandakalması nedeniyle dilediği gibi kullanma ve yararlanma haklarınınkısıtlanmasından ve oluşan değer kaybının karşılanmamasındanyakınmaktadır.
68. Dünyada artan nüfus, iklim değişikliği sebebiyle yağışlarındüzensizleşmesi ve yeraltı su kaynaklarının gittikçe azalması sonucundakullanılabilir temiz suya olan ihtiyacın her geçen gün arttığı açıktır. Somutolayda da kamu makamlarının kullanılabilir temiz suyun kesintisiz şekilde teminedilmesi ve bu maksatla su kaynaklarının korunması amacıyla yukarıda yer verilenyasal düzenlemeleri yaptıkları hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.Dolayısıyla, su kaynaklarının korunmasındaki zaruret çerçevesinde yasaldüzenleme yapılması hususunda kamu makamlarının belirli bir takdir yetkisininolduğuna dikkat çekmek gerekir.
69. Somut uyuşmazlıkta derece mahkemeleri, başvurucununtaşınmazının dere ıslah ve işletme bandında bulunmadığını, tarımsal niteliği korunacak alaniçerisinde yer aldığını tespit etmiştir. Derece mahkemelerine göre İSKİİçmesuyu Havzaları Yönetmeliği'nde yer alan kısıtlamalar başvurucunun taşınmazıüzerinde tasarruf yetkilerini kullanmasına engel değildir. Dolayısıyla derecemahkemeleri tasarruf yetkisi kısıtlanmayan başvurucuya ait taşınmazda değerkaybı ya da zarar meydana gelmediği sonucuna vararak davayı reddetmişlerdir.Başvurucu ise söz konusu taşınmazın kullanılmasına ve yararlanılmasına ilişkinhaklarında ve ekonomik değerinde azalma olduğunu öne sürmüştür.
70. Başvurucuya ait taşınmaz tarım arazisi niteliği ile tapuyakayıtlıdır. Yukarıda yer verilen olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuatkapsamında taşınmazın kullanılmasına ve taşınmazdan faydalanılmasına ilişkinbirçok kısıtlayıcı hüküm bulunmaktadır (bkz. §§ 28-35). Nitekim bu kısıtlamalardikkate alındığında başvurucunun, taşınmazı üzerindeki kullanma ve yararlanmayetkisini dilediği gibi kullanabildiğinden bahsetmek mümkün değildir. Ancaköngörülen mevzuatın yol açtığı kısıtlamaların bir sonucu olarak taşınmazıntamamen kullanılamaz hâlde olduğu da söylenemez.
71. Dolayısıyla kullanma ve yararlanma hakkına yönelik olarakbir kısım yasal kısıtlamalara maruz kalan ancak tamamen de kullanılamaznitelikte bulunmayan taşınmazın kamulaştırılması veya bedelinin tamamınahükmedilmesi gerektiğinden söz edilemez. Ancak başvurucunun mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı çerçevesinde kısıtlandığı ve bu kısıtlamaların bir zarara yolaçtığı da açıktır. Bu hâlde başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olduğundan, yani adil dengenin sağlandığından söz edebilmek içinortaya çıkan zararın en uygun giderim vasıtasıyla ortadan kaldırılması gerekir.Somut olayda kısıtlılık nedeniyle ortaya çıkan zarar başvurucuya tazminatödenerek karşılanabilir. Bu kapsamda, kamu yararı ile bireylerin mülkiyethakkının korunması arasında adil bir dengenin kurulabilmesi bakımındantaşınmazda kısıtlılık nedeniyle meydana gelen zararı karşılayacak düzeydetazminatın belirlenmesi ve başvurucunun zararının giderilmesi gerekir.
72. Taşınmazı için getirilen kısıtlamalara rağmen başvurucuyahiçbir tazminat ödenmemesi müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ilekarşılaştırıldığında bütün külfetin başvurucuya yüklenmesine yol açmıştır.Dolayısıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahale başvurucuya aşırı bir külfetyüklemekte olup başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararıarasında olması gereken adil denge başvurucu aleyhine bozulmuştur.
73. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
c. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
74.6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
75. Başvurucu, taşınmazının bedeli ile tazminat ödenmesitalebinde bulunmuştur.
76. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri, B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
77. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
78. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileİçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzerekararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasaldüzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlaliortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireyselbaşvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle AnayasaMahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararıverildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59,66-67).
79. İncelenen başvuruda kısa mesafeli koruma alanında bulunantaşınmazdan kullanım ve faydalanmanın kısıtlanması nedeniyle açılan tazminatdavasının tasarruf yetkisinin kısıtlanmadığı gerekçesiyle reddedilmesindendolayı mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıylaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
80. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gerekeniş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucunaulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni birkarar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere İstanbul 6. İdare Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
81. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebininreddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
82. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL tutarındaki yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun gizlilik talebinin REDDİNE,
B. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereİstanbul 6. İdare Mahkemesine (E.2015/1620, K.2016/748) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.257,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.