TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
HALİL ÜSTÜNDAĞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5062)
Karar Tarihi: 14/1/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Mehmet ERTEN
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
Halil ÜSTÜNDAĞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Tapu sicil müdürlüğünde şefolarak görev yapmakta iken tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmek üzeregörevlendirilen başvurucu, anılan görevden dolayı tarafına vekalet ücretiödenmemesi üzerine açtığı davada verilen karar nedeniyle anayasal haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 3/7/2013 tarihindeİstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 23/10/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesindekiilgili olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, Devrekani ilçesiTapu Sicil Müdürlüğünde 7/6/2002 tarihi itibarıyla şef olarak görev yapmaktaiken müdür kadrosunun boş olması nedeniyle Kaymakamlığın 27/2/2006 tarihlioluruyla Tapu Sicil Müdürlüğü görevini yürütmek üzere yetkilendirilmiştir.
6. Başvurucu, söz konusu görevivekaleten yürüttüğünden bahisle 21/4/2006 tarihli dilekçe ile Tapu ve KadastroGenel Müdürlüğüne başvurarak tarafına vekalet ücreti ödenmesi talebindebulunmuş, anılan talebin idarece cevap verilmemek suretiyle reddedilmesiüzerine ret işleminin iptali ile vekalet ücreti ve tazminatların ödenmesiistemiyle Kastamonu İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
7. Mahkeme, 28/11/2006 tarih veE.2006/625, K.2006/871 sayılı kararıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndayer alan hükümler karşısında asilde aranan şartları haiz olmayan bir kişininvekil olarak atanamayacağı ve kendisine vekalet aylığı ödenemeyeceğinin açıkolduğu, ancak 657 sayılı Kanun’da bir görevin tedviren yürütülmesine ilişkinbir hükme yer verilmemiş olmakla beraber, idarece tedvir görevi verilen kişininAnayasa’nın angarya yasağına dair 18. maddesi uyarınca bazı maddi haklara hakkazanacağı, asilde aranan şartları taşımayan davacıya vekalet aylığı adıaltında bir ücret ödenmesi mümkün değilse de yürüttüğü görevden dolayıüstlendiği sorumluluk dikkate alındığında vekalet görevinden ötürü vekaletaylığına eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiğigerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve idareye başvuru tarihindenitibaren vekalet aylığına eş değer tutarda bir meblağın tazminat olarakdavacıya ödenmesine karar verilmiştir.
8. Davalı idare tarafındantemyiz edilen karar, Danıştay 2. Dairesinin 13/6/2011 tarih ve E.2008/1955,K.2011/2475 sayılı kararı ile bozulmuştur. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
“657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesinde,vekalet görevi ve aylık verilmesinin şartları düzenlenmiş olup; maddeninbirinci fıkrasında, memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezasıuygulaması veya görevden uzaklaştırma nedeniyle işlerinden geçici olarakayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktanvekil atanabileceği; ikinci fıkrasında, bir görevin memurlar eliyle vekaletenyürütülmesi halinde aylıksız vekaletin asıl olduğu hükümleri yer almıştır.
Anılan hükümlere göre; vekalet aylığına ve vekalet edilenkadronun zam ve tazminatlarına hak kazanılabilmesi için, söz konusu hükümdeöngörülen biçimde boşalmış olan kadroya vekaleten yapılacak atamanın, 657sayılı Kanun’un 86. maddeden bahisle ve atamanın vekaleten olduğu açıkçabelirtilmek suretiyle asili atamaya yetkili makam tarafından bizzat yapılması,yani her şeyden önce vekaleten atanılmış olmasıgerekmektedir.
Yukarıda belirtilen ilkeler dışında yapılangörevlendirmelerin ise Danıştay’ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre kamuhizmetinin aksamadan yürütülmesi amacına yönelik bir zaruret halinden doğduğuve aslında hukuki bir dayanağının da bulunmadığı dikkate alındığında, sözkonusu uygulamaların personel rejimine ait disiplini dışında kaldığı açık olup,bu anlamda, kamu hizmetinin aksamadan yürütülebilmesi amacına yönelik olarakgörevlendirilmiş bir memurun asilin sahip olduğu tüm haklardan eksiksiz birşekilde yararlanacağından söz etmek imkansızdır.
Kaldı ki, 17/5/1987 tarih ve 19463 sayılı ResmiGazete’de yayımlanan 99 sayılı Devlet MemurlarıKanunu Genel Tebliği’nin 3. maddesinde de 657 sayılı Kanun’un vekalet ücretiödenmesine ilişkin 175. maddesine göre tedvir dolayısıyla her hangi bir ödemeyapılmasının mümkün olmadığına işaret edilmiştir.
Olayda ise, davacıya şef olarak görev yapmakta iken TapuSicil Müdürlüğü görevini yürütmek üzere Kaymakamlığın 27/2/2006 tarihliOluruyla yetki verildiği, dolayısıyla davacının söz konusu göreve usulüne uygunolarak vekaleten atanmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, Tapu Sicil Müdürlüğü görevini vekaleten değil,tedviren yürüten davacıya tazminat şeklinde olsa dahi vekalet aylığı ödenmesineimkan bulunmamaktadır.”
9. Kastamonu İdare Mahkemesinin30/9/2011 tarih ve E.2011/746, K.2011/701 sayılı kararıyla bozma kararınauyularak aynı gerekçelerle dava reddedilmiştir.
10. Başvurucu tarafından temyizedilen karar, Danıştay 2. Dairesinin 31/5/2012 tarih ve E.2012/850, K.2012/3186sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme başvurusu da aynı Dairenin 1/2/2013tarih ve E.2012/9356, K.2013/453 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Kararbaşvurucuya 3/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
11. 14/7/1965 tarih ve 657sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun uyuşmazlığa konu işlem tarihinde yürürlüktebulunan “Vekalet görevi ve aylıkverilmesinin şartları” kenar başlıklı 86. maddesi şöyledir:
“Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezasıuygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarakayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktanvekil atanabilir.
Bir görevin memurlareliyle vekaleten yürütülmesi halinde aylıksız vekalet asıldır.
Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik,diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis vemimarlık, veterinerlik, vaizlik, Kur’an kursu öğreticiliği, imam-hatiplik vemüezzin-kayyımlığa ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallîidarelerde izin şartı aranmaz) ile, açıktan vekil atanabilir.
Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısiyle atanan vekil memurlara vekalet görevinin 3aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarlakurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlıkgörevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekalet aylığıödenir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veyahayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayanbelediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmeküzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekalet aylığı verilmek suretiyleatanabilirler.
Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevlerlüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekaleten gördürülebilir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğubulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıklarıtarihten itibaren vekalet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atamayapılabilir.”
12. Aynı Kanun’un “Vekalet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğerödemeler” kenar başlıklı 175. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Ancak, kurum içindenveya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için,vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.”
13. 17/5/1987 tarih ve 19463 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 99 Seri No.lu Devlet Memurları GenelTebliği’nin 3. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“657 sayılı Kanunun vekalet ücreti ödenmesine ilişkin 175inci maddesine göre, tedvir dolayısıyla herhangi bir ödeme yapılması mümkünbulunmamaktadır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 14/1/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/7/2013 tarih ve 2013/5062numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
15. Başvurucu, 28/2/2006tarihinden itibaren yaklaşık dört yıl süre ile vekaleten tapu sicil müdürlüğü göreviniifa ettiğini, görevi sırasında asil olarak görev yapan bir müdürünkullanabileceği tüm yetkileri kullanarak sorumluluk altına girdiğini, devletinhem bir personelini daha çok sorumluluk ve ücret gerektiren bir işteçalıştırmasının hem de ücret vermemesinin angarya yasağına aykırı olduğunu,İdare Mahkemesinin iptal kararı üzerine tarafına ödenen vekalet aylıklarınınbozma kararına uyan mahkeme kararı nedeniyle kendisinden tahsil edilmeyebaşlandığını belirterek, Anayasanın 10., 18., 40. ve 55. maddelerindedüzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
16. Başvuru formu ve ekleriincelendiğinde, başvurunun, üstlendiği yeni görev nedeniyle başvurucuya ayrıcaödeme yapılmamasına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu her ne kadarAnayasa’nın 10. ve 40. maddelerinin de ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de buiddiaların özü ücrette adaletin sağlanması hususu ile ilgilidir. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlıdeğildir. Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları Anayasa’nın 18. ve 55.maddeleri ile ilişkili görülerek bu kapsamda değerlendirilmiştir.
17. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
18. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireyselbaşvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği vebu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
1. Anayasa’nın18. Maddesi Yönünden
19. Başvurucu, üstlendiğigörevden dolayı tarafına ücret verilmemesi nedeniyle angarya yasağının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
20. Anayasa’nın “Zorla çalıştırma yasağı” başlıklı 18.maddesi şöyledir:
“Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angaryayasaktır. Şekil ve şartları kanunla düzenlenmek üzere hükümlülük veyatutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardanistenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlukıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikirçalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.”
21. Anılan maddenin gerekçesininilk paragrafı şöyledir:
“Çalışma, iş görme kişinin serbest iradesiyle yüklendiği birfaaliyet, diğer bir deyimle serbest iradeyle üstlenilen bir yüktür. Bu yükünkişiye zorla kabul ettirilmesi, kendisinin, iradesi dışında bir faaliyettebulunmaya mecbur bırakılması hem kişi hürriyetiyle bağdaşmayan bir husustur;hem de bu duruma sokulan kişi için bir eziyet teşkil eder. Bu nedenledir kimaddenin birinci fıkrası zorla çalıştırmayı yasaklamaktadır. Bu fıkra ile aynızamanda “Angarya yasağı” da getirilmiştir. “Angarya”, kişinin emeğininkarşılığını almadan zorla çalıştırılmasıdır. Maddenin ikinci fıkrası “Zorlaçalıştırma” sayılmayacak halleri göstermektedir ve bu sayım sınırlayıcıdır.”
22. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin “Kölelik ve zorla çalıştırmayasağı” başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“1. Hiç kimse köle ya da kul durumunda tutulamaz.
2. Hiç kimse zorlaçalıştırılamaz ve zorunlu çalışmaya tabi tutulamaz.
3. Aşağıdaki haller, bu madde anlamında ‘zorla çalıştırma yada zorunlu çalışma’ sayılmaz:
a) Bu Sözleşme’nin 5. maddesinde öngörülen koşullara uygunolarak tutulu bulunan bir kimseden, tutulmanın olağan seyri içinde veya şartlıtahliyeden yararlandığı süre içinde yapması istenilen bir iş;
b) Askeri nitelikli her hangi birhizmet veya vicdani reddin meşru sayıldığı ülkelerde, vicdani reddi seçenkişilere zorunlu askerlik hizmeti yerine gördürülebilecek başka bir hizmet;
c) Toplumun hayat veya refahını tehdit eden kriz veya afethallerinde gerekli görülen her hizmet;
d) Olağan yurttaşlık yükümlülükleri kapsamına giren hertürlü çalışma veya hizmet.”
23. Anayasa’da zorla çalıştırmayasaklanmakla birlikte bu kavramın tanımı yapılmamıştır. Bu kavramın tanımı veiçeriği belirlenirken, temel insan haklarına ilişkin uluslararasısözleşmelerden ve ilgili uluslararası otoritelerin yorum ve uygulamalarındanyararlanılabilir. Zorla çalıştırma yasağına ilişkin uluslararası kurallar, 29Numaralı Cebri ve Mecburi Çalıştırmaya İlişkin Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO) Sözleşmesi’nde düzenlenmiştir. Anılan Sözleşme’nin 2. maddesindedüzenlenen ve AİHM’ce de AİHS’nin 4. maddesinde yeralan zorla çalıştırma yasağının kapsamının belirlenmesinde esas alınan tanımagöre zorla çalıştırma, “herhangi bir kişininceza tehdidi altında ve bu kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği tüm işveya hizmetleri” ifade etmektedir. Buna göre, zorla çalıştırmadansöz edilebilmesi için, kişinin ceza tehdidi altında ve rızası bulunmaksızınçalıştırılması gerekmektedir (AYM, E.2011/150, K.2013/30, K.T. 14/2/2013).
24. Anayasa’nın 18. maddesindezorla çalıştırma yasağıyla birlikte angaryanın da yasak olduğu belirtilmiştir. Sözleşme’de yer almayan bu ifade, Anayasa’nın 18.maddesinin gerekçesinde “kişinin emeğininkarşılığını almadan zorla çalıştırılması”; Anayasa Mahkemesininçeşitli kararlarında da “bir maldan ya dabir kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma” şeklindetanımlanmıştır (Bkz. AYM, E.2011/150, K.2013/30, K.T. 14/2/2013, E.2006/21,K.2006/38, K.T. 13/3/2006). Buna göre angarya, zorla çalıştırmanın bedelödenmeksizin yaptırılan şekli olarak kabul edilebilir. Dolayısıyla, angaryayasağı ile ilgili şikâyetlerin de zorla çalıştırma yasağı kapsamındaincelenmesi gerekir.
25. AİHM’e göre bir eylemin zorlaçalıştırma veya zorunlu çalışma sayılabilmesi için: 1) Kişinin işi kendiiradesine aykırı olarak yapması, 2) İşi yapma yükümlülüğünün “haksız” veya “baskıcı” olması veya yapılmasının katlanılmaz sıkıntılarayol açması gerekir. Ayrıca kişinin bu işi önceden rızasıyla yapıp yapmadığı,bir kuruma isteyerek girip girmediği, normal yurttaşlık veya meslekiyükümlülüğünün bir parçası olan bir hizmeti ifa edip etmediği de dikkatealınmalıdır (Bkz. Van Der Mussele/Belçika, B. No: 8919/80, 23/11/1983, §32-41; Karlheinz Schmidt/Almanya,B. No:13580/88, 18/7/1994; Zarb Adami/Malta, B.No: 17209/02, 20/6/2006). (AYM, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 28).
26. Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in yukarıda belirtilen kararlarında benimsenenilkeleri çerçevesinde başvurucunun iddiası değerlendirildiğinde; başvurucununşef olarak görev yaptığı kurumda müdür olarak görevlendirilmesinin iradesidışında, bir tehdit veya baskı sonucu gerçekleştiği ya da katlanılmazsıkıntılara yol açtığı yolunda her hangi bir iddiadabulunulmamıştır. Esasen başvurucu, müdür olarak görevlendirilmekle daha önceyürüttüğü şeflik görevine nazaran daha fazla yetki ve sorumluluk üstlenmişolduğunu belirterek söz konusu görevin katlanılmazlığındandeğil, bu görevin niteliği nedeniyle tarafına ayrıca ücret verilmemesindenşikâyet etmektedir.
27. Öte yandan, somut olaydakamu hukuku kurallarının hâkim olması ve başvurucunun müdür olarakgörevlendirilmesi konusundaki rızasını belirleyen hiyerarşik yapı, yasal ya dakamusal gereklilikler gibi iradesi dışındaki etmenlerin de bulunması nedeniylebaşvurucunun rızasını, özel hukuk ilişkilerindeki irade serbestisi ile aynıağırlıkta değerlendirmek doğru olmaz. Dolayısıyla başvurucunun anılangörevlendirmeye rıza göstermiş olması, doğrudan zorla çalıştırma koşullarınınoluşmadığı sonucunu doğurmaz. Bu nedenle, başvuru konusu olayda Anayasa’nın 18.maddesi ve AİHS 4. maddesi yönünden bir ihlal olup olmadığının tespitedilebilmesi için somut olayın tüm koşullarının dikkate alınması gerekir (Bkz. Van Der Mussele/Belçika, B.No:8919/80, 23/11/1983§36-37).
28. Buna göre, üstlendiğimüdürlük görevi ile başvurucunun yetki ve sorumluluk alanı genişlemiş ise de,bu görev ile daha önce yürütmekte olduğu şeflik görevinin birbiriyle ilgisizgörevler olmadığı, başvurucunun yine mesleki faaliyet alanıyla ilgili ve dekariyer olarak daha üst bir görevde çalışmaya devam ettiği, bu görevinkendisine mesleki anlamda katkı ve deneyim sağlayacağının kuşkusuz olduğu veeski görevi ile aynı mesaiye tabi olduğu, öte yandan, başvurucunun müdür olarakgörevlendirilmesinin anılan kadronun boş olmasından ve bu boşluk nedeniyle kamuhizmetinin yürütülmesine ilişkin oluşabilecek aksaklıkların önlenmesi vegiderilmesi amacından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
29. Tüm bu hususlar birliktedeğerlendirildiğinde, üstlendiği görevin başvurucuya makul olmayan, orantısızbir külfet yüklediği söylenemeyeceğinden, daha fazla yetki ve sorumluluğubulunan tapu sicil müdürlüğü görevini yürütmesi nedeniyle başvurucuya ayrıcabir ücret ödenmemesi, Anayasa bağlamında zorla çalıştırma ve dolayısıylaangarya olarak nitelendirilemez.
30. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 18. maddesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Anayasa’nın55. Maddesi Yönünden
31. Başvurucu, daha çoksorumluluk ve ücret gerektiren bir görevi ifa ettiği halde karşılığında ayrıbir ücret ödenmemesinin anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
32. Anayasa’nın “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı 55.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Ücret emeğin karşılığıdır.
Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygunadaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmalarıiçin gerekli tedbirleri alır.”
33. Anayasa Mahkemesine yapılanbir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafındanihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasınınyanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlaliiddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkündeğildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
34. Çalışanların yaptıkları işeuygun adaletli bir ücret elde etmeleri Anayasa’nın 55. maddesinde güvencealtına alınmış olmakla birlikte AİHS’de düzenlenen haklardan değildir. Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de adaletli ücret hakkının Sözleşme’deya da protokollerinde korunan bir hak olmadığını açıkça ifade etmektedir (Bkz. Erdal Çalışkan/Türkiye, B. No: 36062/04,2/12/2008, § 17).
35. Buna göre başvurucunun ihlaledildiğini ileri sürdüğü ücrette adaletin sağlanması hakkı, Anayasa ve AİHS vebuna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanınagirmediğinden, başvurucunun bu iddiasının “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun;
1. Ücrette adaletin sağlanması hakkının ihlal edildiği iddiasıyönünden “konu bakımından yetkisizlik”,
2. Angarya yasağının ihlal edildiği iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucuüzerinde bırakılmasına, 14/1/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.