TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HALİL ASLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3038)
Karar Tarihi: 10/12/2014
R.G. Tarih-Sayı: 4/4/2015-29316
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Halil ASLAN
Temsilcisi
:
Yılmaz ASLAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, kasten insanöldürme suçundan yargılandığı davada Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesincedelillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyetine kararverilmesi, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi ve akıl hastalığınarağmen cezaevinde tutulması nedenleriyle anayasal hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 10/3/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca 30/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından26/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 13/10/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucunun kasten insanöldürme suçunu işlediği konusunda yeterli şüpheye ulaşan Bakırköy CumhuriyetBaşsavcılığı, cezalandırılması talebiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamudavası açmıştır.
8. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin27/1/2011 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı kararıyla başvurucu, kasteninsan öldürme suçundan 25 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir.
9. Başvurucunun temyizi üzerineanılan Mahkeme kararı, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21/3/2012 tarih ve E.2011/6343,K.2012/2019 sayılı ilamıyla onanmış ve aynı tarihte kesinleşmiştir. Hakkındakicezanın infazı için 22/6/2012 tarihinde başvurucu cezaevine alınmış ve aynıtarihte müddetname düzenlenmiştir.
10. Başvurucu temsilcisi,başvurucunun (oğlunun) cezai ehliyeti bulunmadığı halde cezalandırıldığıgerekçesiyle Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesine yargılamanın yenilenmesitalebinde bulunmuş, Mahkeme 7/5/2013 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı ekkararı ile 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311.maddesinde yer alan yargılamanın yenilenmesini gerektiren bir neden olmadığıgerekçesiyle istemin kabule değer olmadığına karar vermiştir.
11. Başvurucunun karara itirazetmesi üzerine Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi 29/5/2013 tarih ve 2013/487 D.İş sayılı kararı ile anılan mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğugerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu temsilcisi,12/6/2013 tarihinde bu kararın kanun yararına bozulması için Adalet Bakanlığınabaşvurmuştur.
12. Başvurucu temsilcisiBakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinden, oğlu hakkındaki cezanın infazınındurdurulmasını talep etmiştir.
13. Talep üzerine Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi, 20/2/2014 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı ekkararıyla talebin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şu şekildedir:
“…Hükümlüvasisi ve babası Y. A. dilekçesinde hükümlü olan vasisi bulunduğu oğlu HALİL ASLAN’ın [Başvurucu] akıl hastası olduğunu, buna ilişkin alınan rapora istinaden infazınıngeri bırakılması için Bakırköy C.Başsavcılığınamüracaat ettiğini ve savcılıkça 16/01/2014 tarihli, 2012/1-3379 ilamat sayılı talebinin ret edildiğini belirterek, itirazen bu kararın kaldırılmasını ve hükümlü olan vasisibulunduğu oğlu Halil Aslan’ın infazının ertelenmesini talep etmiş olup,Bakırköy C.Başsavcılığının 16/01/2014 tarih ve2012/1-3379 ilamat sayılı kararında da belirtildiğiüzere mevcut Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Kurulunun 27/12/2013 tarih ve 13992karar sayılı raporu gözetilerek hükümlü vasisi Halil Aslan’ın talep ve itirazıyerinde görülmemekle, 5295 sayılıYasanın 98, 16 ve 5237 sayılı TCK’nun 57. maddelerigözetilerek talebinin reddine… kesin olarak karar verildi…”
14. Başvurucu temsilcisi bukarardan 21/2/2014 tarihinde haberdar olmuştur.
15. Başvurucu, sağlık durumunugerekçe göstererek birçok defa tahliye talebinde bulunmuş, Bakırköy CumhuriyetBaşsavcılığı taleplerin değerlendirilmesi bakımından ilgili kurumlardan adlirapor talebinde bulunmuştur.
16. Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıpİhtisas Kurulunun başvurucu hakkındaki 8/2/2013 tarih ve 1388 No.lu kararında; ‘… Halil Aslan’ın [Başvurucu] 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanunun 16/6. maddesi gereğince ağır hastalık, sakatlık kapsamındadeğerlendirilmediği, hayatını yalnız idame ettirebileceği’ oybirliği ile mütalaa olunmuştur.
17. Başvurucunun hükümlü olduğudönem içindeki sağlık durumunun tespiti amacıyla alınan Bakırköy Prof. Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesinin 2/10/2013tarih 1240 No.lu raporunda; ‘atipik psikoz saptandığı, bu hastalığın kısmi salah halindedevam ettiği, halen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanunun 18. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği’belirtilmiştir.
18. Başvurucu hakkındaki AdliTıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 27/12/2013 tarih ve 14274 No.lukararında; başvurucunun “…T.C Anayasası’nın104/2-b maddesinde belirtilen sürekli hastalık, sakatlık ve kocama halikapsamında değerlendirilmediği; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Kanunun 16/1. maddesi gereği 5237 sayılı TCK’nın 57. maddesindebelirtilen yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altınaalınmasının (infazına devam edilmesinin) uygun olduğu” oy birliğiile mütalaa olunmuştur.
19. Başvurucu, BakırköyCumhuriyet Başsavcılığının 11/03/2014 tarih ve 2012/1-3379 sayılı “Sağlık Kurumunda Koruma ve Tedavi Altına AlınmakÜzere İnfazın Geri Bırakılması ve Tahliye Kararı” uyarınca bulunduğuMetris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek, Bakırköy Prof. Dr.Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesininyüksek güvenlikli bölümüne sevk edilmiştir.
20. Bu kararın ilgili bölümüşöyledir:
“Bakırköy2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/76 esas 2011/14 karar noluilamıyla 25 yıl hapis cezasına hükümlü Halil Aslanı T.C. Adalet Bakanlığı AdliTıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurumunun 27 Aralık 2013 gün69365276-101.01.02-13/112046/142174 sayı ve 13992 karar nolukararıyla 18/12/2013 tarihli muayenesinde A tipik piskotipbozukluk tespit edildiği mevcut durumu ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının104/2-B maddesi kapsamında değerlendirilmediği 5275 sayılı Kanunun 16/1 maddesigereği 5237 sayılı TCK'nun 57. maddesinde belirtilenyüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının veinfazına devam edilmesinin uygun olduğu mütalaa edilmiştir. Hükümlü hakkındakibu rapor dikkate alınarak:
HükümlüHalil Aslan'ın cezasının infazının 5275 sayılı Kanunun 16/1 maddesince geri bırakılmasına,bulunduğu Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliyesine;
Hükümlününkurumdan tahliyesinden sonra serbest bırakılmayarak iyileşinceye kadar TCK 57.maddesince Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir HastalıklarıEğitim ve Araştırma Hastanesi yüksek güvenlikli bölümüne sevk ve teslimi ile koruma ve tedavi altınaalınmasına;
SağlıkKurumunda tedavide geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılacağından hükümlününBaşsavcılığımızca düzenlenen 22/06/2012 günlü, 2012/1-3379 nolumüddetnamede hesap edilen koşullu salıverme tarihiolan 08/10/2023 tarihinden önce şifa bularak iyileştiği takdirde hastanedentaburcu işlemi yapıldığında serbest bırakılmayıp Metris Ceza İnfaz Kurumunatesliminin sağlatılması ve cezasının infazına devam edilmesine;
Koşullusalıverme tarihi olarak hesaplanan 08/10/2023 tarihinde koruma ve tedavisinedevam edildiği takdirde bu cezasından dolayı Mahkemesinden koşullu salıvermekararı aldırılmak üzere durumun Başsavcılığımız İnfaz Bürosuna bildirilmesi gerektiğinekarar verilmiştir…”
B. İlgili Hukuk
21. 13/12/2004 tarih ve 5275sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un ilgili maddelerişöyledir:
“Hapiscezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi
Madde 16-(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır vehükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavialtına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğerhastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılanbölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı,mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasınıninfazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) (Değ.24/1/2013-6411/3 md.) Yukarıdaki fıkralardabelirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da AdaletBakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarıncadüzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yerCumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağıyükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğedilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasaltemsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmunsağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onunistemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer CumhuriyetBaşsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığıtakdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı usule uygun olarakincelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını verenCumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine kararverilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine,mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunankolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklereaykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren CumhuriyetBaşsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.
…
Akıl hastalığıdışında ruhsal rahatsızlığı olan hükümlülerin cezalarının infazı
Madde 18- (1)Hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığıdışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıklarıhastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına gerigönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerindeinfaz edilir.
(2) Birinci fıkradabelirtilenlerin cezalarının infazı için belirlenen infaz kurumlarının ihtiyaçduyduğu uzman ve diğer tıp görevlileri, Sağlık Bakanlığınca karşılanır.
Hastalık nedeniylenakil
Madde 57- (1)Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllüDevlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.
(2) Buhastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlıkkurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa birihastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekimtarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğuhastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğiniaçıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşubulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.
(3)Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğininsağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü aitolduğu kuruma iade edilir.
(4)Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acilhâllerin varlığı hâlinde Adalet Bakanlığına bilgi verilir.
(5)Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurumhekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kuruluraporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.
Hükümlününmuayene ve tedavi istekleri
Madde 71-(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı içinmuayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir.Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devletveya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.
Hükümlününmuayene ve tedavisi
Madde 78-(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağanmuayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyleyapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir vedosyasında saklanır.
(2) SağlıkBakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlıkkuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmaklagörevlidirler.
…
Hastaneyesevk
Madde 80-(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum,kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetiminebildirilir.
İnfazıengelleyecek hastalık hâli
Madde 81-(1) Kurum hekimi veya görevli hekim tarafından yapılan muayene ve incelemelersonucunda hükümlünün cezasını yerine getirmesine engel olabilecek hastalığısaptanırsa durum, kurum yönetimine bildirilir.”
22. 26/9/2004 tarih ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 57. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarışöyledir:
“(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olankişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir.Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlıkkurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenliktedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlıkkurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadankalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veyahâkim kararıyla serbest bırakılabilir.”
23. 5237 sayılı Kanun’un 81.maddesi şöyledir:
“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ilecezalandırılır.”
24. 4/12/2004 tarih ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 309. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veyatemyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukukaaykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’cabozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığına yazılı olarak bildirir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 10/12/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 10/3/2014 tarih ve 2014/3038numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
26. Başvurucu temsilcisi,başvurucunun kasten insan öldürme suçundan yargılandığı davada, delillerineksik ve hatalı değerlendirildiğini, akıl hastası olmasına rağmen mahkemececeza verildiğini, başka mahkemelerde yargılandığı suçlardan dolayı akıl hastasıolması sebebiyle ceza verilmediğini, Adli Tıp Kurumu raporunun gerçeğiyansıtmadığını, akıl hastası olan birinin cezaevinde bulunmasının hukuka aykırıolduğunu, haksız yere cezaevinde bulunduğunu, bu durum nedeniyle yargılamanınyenilenmesi talebinde bulunduğunu, ancak talebinin hukuka aykırı olarakreddedildiğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve infazın durdurulmasıtalebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
27. Başvuru dilekçesinde,başvurucunun mahkûmiyet kararına konu olan asıl dava ve yargılamanınyenilenmesi başvurusunun incelenmesi sürecinde adil yargılanma hakkının ihlalişikâyetleri ile akıl hastalığına rağmen ceza infaz kurumunda tutulduğunailişkin Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek şikâyeti yeralmaktadır. Bu sebeple başvurucunun iddiaları üç ayrı şikâyet çerçevesindedeğerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Mahkûmiyet Kararına Konu Asıl Dava Yönünden AdilYargılanma Hakkının İhlali İddiası
28. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlemve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”
29. Anılan Kanun hükmü uyarınca AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme,ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılanbireysel başvuruları inceleyebilecektir.
30. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriyeyürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B. No:2012/51, 25/12/2012, § 18 ).
31. Başvuru konusu olayda, Bakırköy 2. AğırCeza Mahkemesinin 27/1/2011 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı kararı,Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 21/3/2012 tarih ve E.2011/6343, K.2012/2019 sayılıilamı ile onanmış ve hüküm aynı tarihte kesinleşmiştir. Bu durumda başvuru,zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.
32. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusukararın 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığındanbaşvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Yenilenmesi Talebine Konu Dava Yönünden Adil YargılanmaHakkının İhlali İddiası
33. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun,başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.…”
34. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru süresi ve mazeret” başlıklı 64.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun,başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”
35. Bireysel başvuruların, 6216 sayılıKanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurtdışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.
36. Başvuru konusu Bakırköy 2. Ağır CezaMahkemesinin 7/5/2013 tarih ve E.2009/76, K.2011/14 sayılı yargılamanınyenilenmesinin reddine dair ek kararı, Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin29/5/2013 tarih ve 2013/487 D. İş sayılı itirazın reddine dair kararıylakesinleşmiştir. Başvurucu temsilcisi 12/6/2013 tarihinde bu kararın kanunyararına bozulması için Adalet Bakanlığına başvurmuştur.
37. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesigereğince hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyizincelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtaycabozulmasını isteme hakkı yalnızca Adalet Bakanlığının takdirine bırakılmıştır.Dolayısıyla başvurucunun kanun yararına bozma yoluna gidilmesi istemi, sadeceAdalet Bakanlığının takdirini harekete geçirmeye yönelik bir taleptir. Bukapsamda yapılan başvurular bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken biryol olarak kabul edilmediğinden, bu yola gidilmesinin bireysel başvuru süresiüzerinde herhangi bir etkisi olmayacaktır (B. No: 2013/1751, 13/6/2013, § 16).
38. Somut olayda başvuru yolları, Bakırköy3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/5/2013 tarih ve 2013/487 D. İş sayılı itirazınreddi kararıyla tüketilmiştir. Ret kararının başvurucuya ne zaman tebliğedildiği dosya kapsamından tespit edilememiş ise de başvurucunun en geç AdaletBakanlığına kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talebinde bulunduğu 12/6/2013tarihinde kararı öğrendiği kabul edilmelidir. Dolayısıyla nihai öğrenmetarihinin 12/6/2013, bireysel başvuru tarihinin de 10/3/2014 olduğugözetildiğinde, bireysel başvuru için öngörülen otuz günlük sürenin geçtiğianlaşılmaktadır.
39. Açıklanan nedenlerle, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bukısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Anayasa’nın 19. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası
40. Başvurucunun Anayasa’nın 19. maddesiyleilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğerkabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
41. Anayasa’nın 19. maddesişöyledir:
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartlarıkanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmişhürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi;bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarakilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahıveya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerinegetirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu maddeveya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin birmüessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygunolarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmekisteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararıverilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimsehürriyetinden yoksun bırakılamaz.
…”
42. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“1. Herkes özgürlükve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanınöngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
a) Kişinin, yetkilibir mahkeme tarafından verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygunolarak tutulması;
…
e) Bulaşıcı birhastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastası, bir alkoliğin, uyuşturucumaddelere müptelâ bir kimsenin yahut bir serserinin kanuna uygun mevkufiyeti,
…”
43. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
44. Özgürlüğünden mahrumbırakılmış bir kişinin beden ve ruh sağlığı, özgürlüğünün kısıtlanmasısırasında yetkililer tarafından kendisine şiddet uygulanmasa veya yetkililerinkendisini aşağılama niyeti olmasa bile, cezanın infazı koşullarındanetkilenebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hukuka uygun olaraközgürlüğü kısıtlanan herkesin insan onuruna uygun tutulma koşullarına sahipolma hakkı bulunduğunu, alınan tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyisıkıntıya ya da tutulmaya bağlı kaçınılmaz üzüntü seviyesini aşacak yoğunluktabir ümitsizliğe sokmaması gerektiğini vurgulamaktadır (Kudla/Polonya, B. No: 30210/96, 26/10/2000, § 94).
45. AİHM ayrıca, AİHS’in özgürlüğü kısıtlanan bir kimsenin sağlıkgerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir “genelzorunluluk” getirmediğini, ancak doğal olarak ortaya çıkan fizikselya da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının, yetkililerin sorumlututulabileceği tutulma koşullarından dolayı artması ya da artma riski bulunmasıhalinde bu durumun AİHS’in 3. maddesi kapsamınagirebileceğini belirtmektedir (Mouisel/Fransa,B. No: 67263/01, 14/11/2002, §§ 38-40). Bu bağlamda devletin, özgürlüğündenyoksun bıraktığı kişinin beden ve ruh sağlığından sorumluluğu bulunmaktadır.
46. AİHS, özgürlükten yoksunbırakılan kişilerin hastalıkları, sakatlıkları veya yaşlılıkları nedeniylesalıverilmelerini ve tedavi görmeleri için hastaneye yatırılmalarınıöngörmemiştir. Ancak, tutulan hasta bir kişiye gerekli tıbbi yardımınverilmemesi acil bir duruma veya kişinin yoğun ve uzun süreli acı çekmesine yolaçmış ise insanlık dışı muamele yasağı ihlal edilmiş olabilir. Örneğin akılhastası tutuklu veya hükümlülere ceza evinde yeterli sağlık yardımında bulunulmamasıAİHS’in 3. maddesine aykırılık oluşturabilir (Keenan/Birleşik Krallık, B. No: 27229 /95, 3/4/2001, § 111).
47. Başvurucu, rahatsızlığınıncezaevi şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerlekötüleştiği ve bu nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılmanedeniyle ortaya çıkan ızdırap ve acının ötesinde birızdırap ve acıya maruz kaldığı yönünde bir şikâyettebulunmamaktadır. Cezasının infazı sırasında akıl hastalığına tutulan hükümlünün (başvurucunun) tedavi veya kontrollerinin ihmal edilmesinedeniyle hastalığının ilerlediği yönünde de bir şikâyeti yoktur.
48. Başvurucu temsilcisi,başvurucunun cezasının infazı sırasında sağlık durumuyla ilgili hususlardikkate alınarak özgürlükten yoksun bırakılma halinin sonlandırılmamasının hakihlaline sebep olduğunu iddia etmiştir. Diğer bir anlatımla, bireysel başvurukapsamındaki talebin, hastalık nedeniyle sağlık kurumunda tedavi edilme değil, “mahkûmiyet kararına bağlı olarak”cezaevinde tutulmanın, akıl hastalığı nedeniyle sonlandırılması yani serbestbırakılması olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, başvurucunun akıl hastalığınarağmen ceza infaz kurumunda tutulduğu yönündeki şikâyetleri, Anayasa’nınözgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 19. maddesi kapsamındadeğerlendirilmelidir.
49. Anayasa’nın 19. maddesininbirinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğuilke olarak ortaya konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil veşartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrumbırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişininözgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesikapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusuolabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
50. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”başlıklı 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne veruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 19.maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumlarınşekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesindekitemel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğine dair kural ileuyumludur (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 30).
51. Kişi hürriyeti vegüvenliğine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usuleuygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derecemahkemelerine aittir. İdare organları ve mahkemeler esas ve usule ilişkin hukukkurallarına uymakla yükümlüdürler. Anayasa’nın 19. maddesinin amacı bireyikeyfi bir şekilde özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup, maddedeöngörülen istisnai hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamalarınmaddenin amacına uygun olması ve keyfi uygulamaya yol açmaması gerekir (B. No:2012/1137, 2/7/2013, § 44).
52. Başvurucu, akıl hastasıolduğu için hürriyetinden yoksun bırakılmamış, “mahkûmiyetkararına bağlı olarak” cezaevinde iken akıl hastalığınayakalanmıştır. 5275 sayılı Kanun'un 78. ve 81. maddelerinde hükümlü vetutukluların sağlık durumunun takibi ve infaza engel bir durumda yapılacaklarbelirtilmiştir. Başvurucu temsilcisinin, başvurucunun sağlık durumundan (akılhastalığı) dolayı salıverilmesine ilişkin yargı makamlarından talepte bulunmasıüzerine bu mevzuat çerçevesinde ilgili kurumlardan adli raporlar talepedilmiştir.
53. Kanuna uygun şekilde “mahkûmiyet kararına bağlı olarak”cezaevinde tutulan başvurucunun sağlık durumuyla ilgili yukarıda belirtilenkurul raporları dikkate alındığında, başvurucunun durumu, sürekli hastalık, sakatlık ve kocama hali kapsamındadeğerlendirilmemiştir. Başvurucunun rahatsızlığının acil bir duruma veyakişinin yoğun ve uzun süreli acı çekmesine yol açtığı yönünde bir tespit debulunmamaktadır. Bununla birlikte, atipik piskotip bozukluk nedeniyle başvurucunun “yüksekgüvenlikli sağlık kuruluşunda koruma ve tedavi altına alınmasının uygunolacağı” belirtilmiştir (§ 18).
54. Başvurucu alınan raporlardoğrultusunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 11/03/2014 tarih ve2012/1-3379 sayılı “Sağlık Kurumunda Korumave Tedavi Altına Alınmak Üzere İnfazın Geri Bırakılması ve Tahliye Kararı”uyarınca bulunduğu Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek,Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim veAraştırma Hastanesinin yüksek güvenlikli bölümüne sevk edilmiştir. Diğer biranlatımla, cezasının infazı sırasında akıl hastalığına tutulan hükümlünün(başvurucunun) iyileşinceye kadar yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma vetedavi altına alınmasına karar verilerek, kapalı ceza infaz kurumundantahliyesi sağlanmıştır.
55. Başvurucunun sağlıkdurumunun yukarıda bahsedilen raporlarla tespitine kadar “mahkûmiyet kararına bağlı olarak”cezaevinde tutulmasının, insanlık dışı veya aşağılayıcı bir ceza/muamele olarakdeğerlendirilmesine neden olabilecek bir olgunun bulunmadığı, başvurucunun busüre zarfında cezaevinde tutulma nedeniyle ilgili olarak gerek cezaevikoşullarından kaynaklı gerekse yetkililerce yapılan uygulamalardan hukukaaykırı bir durum da bulunmamaktadır.
56. Savcılık makamı, salıverilmetalebinden sonra ilgili kurumlardan başvurucu hakkında adli rapor tanzimedilmesi talebinde bulunmuş ve başvurucunun sağlık durumunun tespitine yönelikher türlü araştırmayı yapmıştır. Başvurucu, alınan raporlar doğrultusunda akılhastalığının tedavisinin için Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı veSinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin yüksek güvenlikli bölümünegecikilmeksizin sevk edilmiştir. Başvurucunun tahliye tarihine kadar geçenevrede özgürlüğüne getirilen sınırlamaların bir mahkûmiyet kararına dayalıolduğu ve yetkililerin bu evredeki işlemlerinin keyfi uygulamaya yol açacaknitelikte bulunmadığı anlaşılmaktadır.
57. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan özgürlük vegüvenlik hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle,
A. Başvurucunun,
1.Mahkûmiyet kararına konu asıl dava yönünden adil yargılanma hakkının ihlaliiddiasının “zaman bakımından yetkisizlik”,
2.Yargılamanın yenilenmesi talebine konu dava yönünden adil yargılanma hakkınınihlali iddiasının “süre aşımı”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan özgürlük vegüvenlik hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerininbaşvurucu üzerinde bırakılmasına,
10/12/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.