TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HALİL AFŞİN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4824)
Karar Tarihi: 25/2/2015
R.G. Tarih-Sayı: 27/5/2015-29368
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucular
:
1. Halil AFŞİN
2. Ayşe EKE
3. Ümmü TAPUR
4. Ayfer AFŞİN
5. Yaşar KILINÇ
Vekilleri
:
Av. Fatih ABAY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular,Konyaaltı Belediye Başkanlığı aleyhine açtıkları kamulaştırmasız el atılan taşınmazbedelinin ödenmesi davası sonunda Mahkemece hükmedilen bedelin ödenmediğini,Belediye aleyhine yaptıkları icra takiplerinin sonuçsuz kaldığını belirterek,mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler,tazminat talep etmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 28/6/2013 tarihindeAntalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılanön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca 20/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölümtarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 12/12/2013tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/2/2014 tarihli görüş yazısıbaşvuruculara tebliğ edilmiş, başvurucular Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamışlardır.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucular dışında A.K. ve iki arkadaşı KonyaaltıBelediye Başkanlığı (Belediye) aleyhine 21/1/2011 tarihinde Antalya 5. AsliyeHukuk Mahkemesinde, hissedar oldukları 777 parsel numaralı taşınmazlarınakamulaştırma yapılmaksızın el konulduğunu ileri sürerek, taşınmaz bedelininödenmesi talebiyle E.2011/38 sayılı dosyasında dava açmışlardır.
8. Başvurucular dışında A.K. ve iki arkadaşı KonyaaltıBelediye Başkanlığı aleyhine 21/1/2011 tarihinde Antalya 5. Asliye HukukMahkemesinde, hissedar oldukları 778 parsel numaralı taşınmazlarınakamulaştırma yapılmaksızın el konulduğunu ileri sürerek, taşınmaz bedelininödenmesi talebiyle E.2011/37 sayılı dosyasında dava açmışlardır.
9. Başvurucuların, Belediye aleyhine 16/2/2011 tarihindeAntalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde, hissedarı oldukları 777 ve 778 parselnumaralı taşınmazlarına kamulaştırma yapılmaksızın el konulduğunu ileri sürerektaşınmaz bedelinin yasal faiziyle ödenmesi talebiyle açtıkları dava, MahkemeninE.2011/67 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
10. Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, Mahkemenin E.2011/38ve E.2011/37 sayılı dava dosyası ile Antalya 7. Asliye Hukuk MahkemesininE.2011/67 sayılı dava dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğugerekçesiyle anılan dosyaların birleştirilmelerine, yargılamanın E.2011/38sayılı dosyasında devamına karar vermiştir.
11. Mahkemece, 16/2/2012 tarih ve E.2011/38, K.2012/37 sayılıkararla; davalının kamulaştırma işlemi yapmaksızın başvuruculara ait taşınmazael koyduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, her bir başvurucu için ayrı ayrı290.916,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilinekarar verilmiştir.
12. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin3/7/2012 tarih ve E.2012/9454, K.2012/14798 sayılı ilâmıyla hüküm onanmış vekarar düzeltme yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir.
13. Başvurucular, Belediye aleyhine, 19/4/2012 tarihinde,Antalya 7. İcra Müdürlüğünün E.2012/1624 sayılı dosyasında ilâma dayalı icratakibi başlatmışlardır.
14. Takibin kesinleşmesinden sonra anılan Belediyeninhesaplarına haciz konulmuştur.
15. Belediye, Antalya 7. İcra Müdürlüğüne başvurarak,4/11/1983 tarih ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu gereği tazminatların tahsiliamacıyla idarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceğini ileri sürerekhaciz işlemlerinin kaldırılmasını talep etmiş, bu talebi 7. İcra Müdürlüğüncereddedilmiştir.
16. Belediye, başvurucular aleyhine, 14/8/2012 tarihindeAntalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, 2942 sayılı Kanun gereğitazminatların tahsili amacıyla idarelerin mal, hak ve alacaklarınınhaczedilemeyeceğini ileri sürerek, İcra Müdürlüğü işleminin iptalini ve hacizişlemlerinin kaldırılmasını talep etmiştir.
17. Mahkemece, 24/9/2012 tarih ve E.2012/791, K.2012/805sayılı kararla, 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesinin son fıkrasına görekamulaştırma ve kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan alacakların tahsilindeidarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği gerekçesiyle şikâyetinkabulüne, Antalya 7. İcra Müdürlüğünce yapılan işlemin iptaline, hacizlerinkaldırılmasına karar verilmiştir.
18. Temyiz üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/3/2013tarih ve E.2012/33128, K.2013/8961 sayılı ilâmıyla hüküm onanmıştır.
19. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 6/6/2013 tarih veE.2013/14392, K.2013/20999 sayılı ilâmıyla reddedilmiştir.
20. Karar, 27/6/2013 tarihindebaşvuruculara tebliğ edilmiştir.
21. Başvurucular, 28/6/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgiliHukuk
22. 10/12/2003 tarih ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi veKontrol Kanunu’nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmişborçlar” kenarbaşlıklı 34.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
“Ödemeemri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarakemanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veyahizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyenemanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilentutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.
Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tümödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınmasırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamuidarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay vebenzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesihalinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesitalep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.”
23. 5018 sayılı Kanun’un “Taşınır ve taşınmaz edinme” kenar başlıklı45. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, kamuhizmetlerinin zorunlu kıldığı durumlarda gereken nicelikte ve nitelikte taşınırve taşınmazları, yurt içinde veya yurt dışında, bedellerini peşin veya taksitleödeyerek veya finansal kiralama suretiyle edinebilirler. Kamu idareleri,taşınmaz satın alma veya kamulaştırma işlemlerini yetki devri yoluyla bir başkakamu idaresi eliyle yürütebilir. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerininedindiği taşınmazlar Hazine adına, diğer kamu idarelerine ait taşınmazlar isetüzel kişilikleri adına tapu sicilinde tescil olunur. Hazine adına tescil edilentaşınmazlar Maliye Bakanlığı tarafından yönetilir. Bu tescil işlemleri, adınatescil yapılan idarenin taşınmazın bulunduğu yerdeki ilgili birimine bildirilir.”
24. 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesi şöyledir:
“Temyiz dava icrayı tehir etmez. Ancak müstedi indettemyiz haksızçıktığı takdirde mahkümun bihieda ve teslim edeceğine dair kefaleti kaviye göstermek veyahut mahkümunbih olan nutuk ve eşyayı bir mevkii resmiyedepozito etmek veya hasmı tarafından emval ve emlakıhaczedilmiş olmak şartiyle MahkemeiTemyiz talep üzerine müstacelen icranın tehirine karar verebilir.
Müstedi Devlet ise veya müzaharetiadliyeye nail olup da davanın ve hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın tehiri icap ediyorsa bila teminat icranın tehirine karar verilebilir.
Nafaka hükümleri müstesnadır.
Gayrimenkule ve buna mütaallikaynı haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz.
(Ek:12/6/1979-2248/9 md.) Hükmün kesinleştiği; ilamın altına veya arkasınayazılıp tarih ve mahkeme mührü konmak ve mahkeme başkanı veya hakimi tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.”
25. 9/6/1932 tarih ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “İcranıngeri bırakılması için verilecek süre” kenar başlıklı 36. maddesi şöyledir:
“İlâma karşı istinaf veya temyiz yolunabaşvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğiniispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafındankabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilâtveya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaletigösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuzise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafındankendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlindeuzatılabilir.
Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlananbir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur.
…”
26. 2004 sayılı Kanun’un “Haczi Caiz Olmıyan Mallar ve Haklar” kenar başlıklı 82. maddesinin 1.fıkrası şöyledir:
“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:
1. Devlet malları ile mahsus kanunlarındahaczi caiz olmadığı gösterilen mallar,
…”
27. 4/11/1983 tarih ve 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu’na 18/6/2010 tarih ve 5999 sayılı KamulaştırmaKanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la eklenen “Kamulaştırmasız el koyma sebebiyletazmin” kenarbaşlıklı geçici 6. maddenin son fıkrası şöyledir:
“Bu madde uyarınca ödenecek olan tazminatıntahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez."
28. 2942 sayılı Kanun’un, 24/5/2013 tarih ve 4687 sayılı BazıKanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik YapılmasıHakkında Kanun ile değiştirilen, “Kamulaştırılmaksızınkamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” kenar başlıklıgeçici 6. maddesinin sekizinci ve onbirinci fıkralarışöyledir:
“Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bumadde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkeziyönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri içinöngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veSahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal vehizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi,belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçegelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleritoplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşenalacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garametenve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacaklarıntutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göreayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdiödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklifedilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
….
Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelintahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.”
29. 3/7/2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” kenarbaşlıklı 15. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluylaelde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılanmalları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirlerihaczedilemez.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
30. Mahkemenin 25/2/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 28/6/2013 tarih ve 2013/4824 numaralı bireysel başvurularıincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
31. Başvurucular, Konyaaltı Belediye Başkanlığı aleyhineaçtıkları dava sonunda kamulaştırma yapılmaksızın taşınmazlarına el konulduğugerekçesiyle taşınmaz bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, hükmünkesinleştiğini, Antalya 7. İcra Müdürlüğü nezdinde ilâma dayalı icra takibibaşlattıklarını, takibin kesinleşmesinden sonra Belediyenin hesapları üzerinehaciz konulduğunu, Belediye tarafından Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesindeaçılan dava sonunda 2942 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi uyarınca hacizişlemlerinin kaldırıldığını, alacaklarını tahsil edemediklerini, Belediyenin,Mahkemece hüküm altına alınan taşınmaz bedelini ödemediğini, anılan Kanun ilealacaklarını tahsil etme imkânlarının ortadan kaldırıldığını, Mahkeme kararınınuygulanmadığını, haciz yasaklarının kaldırılarak alacaklarının ödenmesigerektiğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
32. Başvurucuların, Mahkeme kararıyla hükmedilen taşınmazbedelinin ödenmemesiyle ilgili şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığıgibi, bu şikâyetler için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri debulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
33. Başvurucular, kamulaştırmasız el atılan taşınmazbedelinin ödenmesi davası sonunda Mahkemece hükmedilen bedelin ödenmediğinibelirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
34. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucuların,kesinleşmiş ve infaz edilebilir Mahkeme kararının infazının sağlanmadığına dairihlal iddialarının, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlali iddialarıkapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Belediyenin 16/2/2014 tarihli yazısınagöre icra takibine konu alacağın kısmen ödendiği, bu hususun göz önündebulundurulması gerektiği belirtilmiştir.
35. Adalet Bakanlığının görüşüne karşı başvurucular beyandabulunmamışlardır.
36. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
37. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası şöyledir:
"Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkemekararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbirsuretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."
38. Başvurucuların ihlal iddiaları, iki ayrı başlık altındadeğerlendirilmiştir.
a. Adil YargılanmaHakkının İhlali İddiası
39. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir."
40. Sözleşme'nin "Adilyargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir."
41. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanmahakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHMiçtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alanve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke vehaklara, Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
42. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak aramaözgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasınıve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikteaynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanıelde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adilyargılanma hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddiave savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyide kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, K.T. 14/1/2010).
43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Anılan maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kendisi bir temelhak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın, yasama ve yürütme organları ileidarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarınındeğiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138.maddesinin de adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesigerektiği açıktır (B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 57).
44. Yargı kararının geciktirilmeksizin uygulanması,Anayasa'nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında mahkemelerin bağımsızlığınınbir parçası olarak görülmekte ve devlete yargı kararlarını değiştirmeden vegeciktirmeden uygulama yükümlülüğü getirilmektedir.
45. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde açıkça kararların icrasından bahsedilmediği için AİHM, mahkemeyeerişim hakkından yola çıkarak kararların icrası hakkını adil yargılanmahakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararınuygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması,yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan birunsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (bkz. Hornsby/Yunanistan, B.No: 18357/91, 19/3/1997, § 40).
46. Yargılama sonucunda mahkemenin bir karar vermiş olmasıyeterli değildir; ayrıca bu kararın etkili bir şekilde uygulanması da gerekir.Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını, taraflardan birinin aleyhine sonuçdoğuracak şekilde uygulanamaz hale getiren düzenlemeler bulunması veya mahkemekararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi hallerinde, "mahkemeye erişim hakkı" daanlamını yitirir (B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 28).
47. AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının,lehine karar verilen tarafın zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda,Sözleşme'nin 6. maddesinin teminat altına aldığı mahkemeye erişim hakkının biranlam ifade etmeyeceğini vurgulamaktadır. Hangi yargı makamı verirse versin,bir yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesi, 6. madde anlamında "dava"nın tamamlayıcı unsuruolarak değerlendirilmelidir (bkz. Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 34).
48. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukukauygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargıkararlarına uymasını gerektirmektedir. Şayet idare, yargı kararını uygulamayıreddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa, bu durumdadavada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince yararlandığı Sözleşme'nin6. maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybetmektedir(bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş /Türkiye, B.No:6334/05, 23/10/2012, § 115).
49. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında bir yargı yerineulaşma hakkının, sadece teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamandao yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi dekoruduğunu kabul etmiştir (bkz. Apostol/Gürcistan, B. No:40765/02, 28/2/2007, §54).
50. Öte yandan Devlet, bir kurumu aleyhinde verilen nihai vebağlayıcı mahkeme kararıyla ortaya konulan borcunu ifa etmemek için ekonomikkaynak yokluğunu da mazeret olarak ileri süremez (bkz. Burdov/Rusya, B.No:59498/00, 7/5/2002, § 35).
51. Devlet aleyhine, birey lehine verilmiş olan nihai birkararın söz konusu olduğu durumlarda, birey ayrı bir icra takibi yapmayazorlanamaz (bkz. ManushaqePuto ve Diğerleri/Arnavutluk, B. No:604/07, 34770/09, 43628/07, 31/7/2012, § 71).
52. Anayasanın 138. maddesi metninde mahkeme kararlarınauyma, bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütmeorganları ile idare makamları lehine herhangi bir istisna kuralına yerverilmemiştir. Yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerinegetirilmediği bir devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hakve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olmaz. Dolayısıyladevlet, yargı kararlarının zamanında icra edilmesini sağlayarak bireyleraleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamuotoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumaklayükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette,bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumaadına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında icraedilmeyerek, sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (B. No: 2013/1752, 26/6/2014,§ 61).
53. Kesin hükme saygı uluslararası hukuk düzenine özgühukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul görmektedir. Anayasa'nın 138.maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizinuygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilenkesin hükme saygı ilkesinin de bir gereğidir. Çünkü bir hukuk sistemindeyargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biriaçısından işlevsiz duruma getirilmişse, adil yargılanma hakkının sağladığıgüvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 65).
54. Yargı kararlarının icrasındaki gecikmenin başvurucununadil yargılanma hakkına bir müdahale olduğu kabul edilmekle beraber, kararlarınicrasında ne kadar süreli bir gecikmenin hak ihlali sayılacağının, davanınkonusu, dava konusu bir alacağın veya tazminatın ödenmesiyse alacak veyatazminatın mahiyeti, başvurucunun kararın icrasındaki menfaati, yargı kararınınicrasının başvurucu için önemi, ödeme ile sorumlu idarenin bütçe imkânları veödeme konusundaki tutumu, alacak veya tazminatın ödemenin gecikmesi nedeniyledeğer kaybedip kaybetmediği, davanın kararın icra safhasıyla beraber toplamsüresi ile kararın icrasında geçen süre gibi somut davanın koşullarına göreincelenmesi gerekir (B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 66).
55. Nitekim AİHM, mahkeme tarafından verilen hükmün yerinegetirilmesini, Sözleşme’nin 6. maddesi bakımından yargılamanın bütünleyici birparçası olarak görmekte ve yargılamanın uzunluğuyla ilgili davalarda daincelemektedir (Bkz., Di Pede/İtalya, B.No: 15797/89, 26/9/1996, §§ 20-24).
56. Başvuru konusu olayda, kamulaştırma yapılmaksızın vebedeli ödenmeksizin taşınmaza el atıldığı iddiasıyla Belediye aleyhine açılandava sonucunda taşınmazın bedelinin Belediyeden tahsiline karar verilmiş olup,bu sorunun çözümüne yönelik olarak yürütülen somut yargılama faaliyetinin,medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
57. Başvurucular, Konyaaltı Belediye Başkanlığı aleyhineAntalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava sonunda kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin Belediyeden tahsiline karar verildiğini, Mahkemekararlarının icrası amacıyla Antalya 7. İcra İcraMüdürlüğü nezdinde başlattıkları ilâma dayalı icra takibine rağmen hükmedilenalacaklarının ödenmediğini, taşınmazın mülkiyeti Belediyeye geçtiği haldeBelediyenin kamu mallarının haczedilmezliğine ilişkinkanun hükümlerine dayanarak ödemeden kaçındığını belirterek, adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
58. Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesince başvurucular lehineverilen kararın icra edilebilir olmasına ve başvurucuların hukuk sistemindedüzenlenen tüm başvuru yollarını kullanmalarına rağmen, Mahkeme kararıylahükmedilen taşınmaz bedeli herhangi bir sebep gösterilmeden İdare tarafındantam olarak ödenmemiş ve bu şekilde Mahkeme kararı başvurucular aleyhine sonuçdoğuracak şekilde uygulanmamıştır.
59. Mahkemece hükmedilen taşınmaz bedelinin ödenmesindekinormal olmayan gecikmeler, paranın değer kaybetmesi göz önünde tutulduğunda,taşınmazına el konulan kişileri belirsizlik içinde bırakarak maddi kayıplaraneden olabilir. Hatta mahkemece faize hükmedilse dahi bu faiz miktarının, maddizararların tamamını karşılama imkanı olmayabilir (bkz. Akkuş/Türkiye, B.No:19263/92,9/7/1997, § 29).
60. 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin onbirinci fıkrası, kamulaştırmasız el atmalar nedeniylemahkemelerce hükmedilen taşınmaz bedellerinin tahsili amacıyla idarelerin mal,hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği hükmünü içermektedir. Kanun'da bu amaçlaidarelerin bütçelerinden belli bir pay ayrılması ve ödemelerin bu paylarüzerinden yapılması, ayrılan payın hükmedilen tazminat miktarını karşılamamasıhalinde ödemelerin gelecek yıllara aktarılarak taksitle ve garametenyapılması öngörülmüştür. Taksitlendirme halinde kanuni faiz ödenmesi de kuralabağlanmıştır (AYM, E.2010/83, K.2012/169, K.T. 1/11/2012). Ancak hukuka aykırıolarak bireyin mülkiyet hakkına müdahale eden idarenin, kesinleşen mahkemekararıyla hükmedilen alacakları veya tazminatları ödememekte ısrar etmesihalinde, adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmişolur. Anılan düzenleme, kesinleşen mahkeme kararıyla hükmedilen alacak veyatazminatları ödememe sebebi olamaz.
61. Öte yandan, 1086 sayılı mülga Kanun’un 443. maddesi ile 2004sayılı Kanun’un 36. maddesine göre parasal bir alacağın tahsiline yönelikkararın icrası için hükmün kesinleşmesi şartı aranmadığı gibi, başvuru konusuolayda Belediye tarafından tehiri icra talebinde de bulunulmadığıanlaşılmaktadır.
62. Kesinleşmiş mahkeme kararlarının makul süredeuygulanmaması ya da icra edilmemesi adil yargılanma hakkının ihlaliniteliğindedir. Somut olayda başvurucular lehine verilen Mahkeme kararı,başvurucuların bu kararın icrası için gerekli tüm girişimlerde bulunmalarınarağmen Belediye tarafından kısmen yerine getirilmiş, taksitlendirme veya ödemeplanı düzenlenmemiş ve gerekçe gösterilmeksizin iki yıl dokuz ayı aşkın süreboyunca tam olarak icra edilmemiştir. Anılan kararların niteliği dikkatealındığında bu sürenin makul olmadığı açıktır.
63. Belediyenin, aleyhine verilen, kesinleşmiş ve infazedilebilir yargı kararının infazını sağlamak için gerekli tedbirleri almamaklabaşvurucuların mahkemeye erişim haklarını ihlal ettiği ve dolayısıylaAnayasa'nın 36. maddesini etkili sonuçları bakımından konusuz bıraktığıanlaşılmış olup, başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
b. Mülkiyet Hakkınınİhlali İddiası
64. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz."
65. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararınauygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkılarınveya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasalarıuygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez"
66. Anayasa'nın 35. maddesi ve Ek 1 No.lu Protokol'ün 1.maddesi paralel düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir.
67. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesiüç temel kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural, genel olarak mülkiyettenbarışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus, birinci fıkranınilk cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayıdüzenler ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikincicümlesinde düzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygunolarak ve bu amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluylamülkiyetin kullanımını kontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yeralmaktadır (bkz. Sporrongve Lönnroth/İsveç, B. No: 7151/75,7152/75, 23/9/1982, § 61).
68. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'yeEk 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birincifıkrasında mülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyethakkının sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir (B. No:2013/711, 3/4/2014, § 59).
69. AİHM, yargı kararlarının icrasının gecikmesini, "mülkten barışçıl yararlanma" hakkınamüdahale olarak kabul etmektedir (bkz. Burdov /Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40).
70. Somut olayda olduğu gibi, kamulaştırma işlemi yapmaksızınbireylere ait taşınmaza el atan idarenin, bu fiili nedeniyle aleyhine açılandava sonucunda hükmedilen alacağı veya tazminatı ödememesi, mülkiyettenbarışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesini ihlal niteliğindedir.
71. Anayasa'nın 35. maddesine uygun olarak bir kimseninmülkiyet hakkına devlet tarafından müdahale edilmişse veya malvarlığı üzerindekihakları kullanılamaz hale getirilmişse, bu kişinin hakkının korunması gerekir.Bu da ancak mülkiyete konu malvarlığının değerinin ödenmesi suretiylegerçekleştirilebilir. Kural olarak devlet tarafından el atılan malvarlığınındeğerini, devletin kendiliğinden ödemesi beklenir (bkz. Carbonara ve Ventura/İtalya, B. No: 24638/94, 30/5/2000, §67).
72. Bu kapsamda öncelikle mülkiyet hakkının kapsamına dâhilolabilecek malvarlığı değerlerinin belirlenmesi gerekir. Anayasa'nın 35.maddesi ile 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin koruma alanı içinde yer alanmenfaatlerin kapsamına, mevcut bir mülk girebileceği gibi kesin bir şekildetanımlanmış alacak hakları da girebilir (AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T.10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).
73. Bir mahkeme hükmünden doğan alacak, icra edilebilirolduğunun kanıtlanması durumunda mal ve mülk olarak kabul edilebilir (bkz. Burdov/Rusya, B.No:59498/00, 7/5/2002, § 40). Kamulaştırmayapılmaksızın el atılan taşınmaz bedelinin ödenmesine yönelik mahkeme kararınınicra edilebilir olduğunda şüphe bulunmamaktadır.
74. AİHM, demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğü ilkesineatıfla, alacak hakkı bulunduğunu gösteren yargı kararlarının uygulanmamasınedeniyle mülkiyet hakkının da ihlal edildiğini kabul etmektedir (bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye, B.No:6334/05, 23/10/2012, § 155).
75. Öte yandan, Sözleşme'nin 6. maddesi ile Protokol'ün 1.maddesi, devlete, yargı kararlarının uygulanması bakımından etkili bir sistemkurma yükümlülüğü getirmektedir (bkz. Fuklev/Ukrayna, B. No: 71186/01, 30/11/2005, § 84). Bir mahkeme kararını uygulamakla görevli kamu makamları, bukararın uygulanmasını engellemekte ya da kararın uygulanması için gerekli özenigöstermemekteyse bu durum Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinin ihlali anlamınagelir (B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 66).
76. Başvuruya konu Mahkeme kararıyla Belediye tarafındankamulaştırma yapılmaksızın el atılan taşınmaz bedelinin Belediyeden tahsilinekarar verilmiş olup, hüküm altına alınan taşınmaz bedeli, başvurucuların alacakhakları olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla mahkeme kararına dayalı bualacaklar "mülkiyet"hakkı kapsamında değerlendirilmelidir.
77. Yukarıda açıklandığı üzere (bkz. §§ 24-27),kamulaştırmasız el atmalar nedeniyle mahkemelerce hükmedilen tazminatlarıntahsili amacıyla idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez. Bu kuralınamacı, idarelerin yerine getirmekle görevli oldukları kamu hizmetlerininyürütülebilmesi için gerekli olan kaynaklarının korunmasıdır. Toplumsal yaşamınsürekli, düzenli ve sistemli bir şekilde sürdürülebilmesi için zorunlu olankamu hizmetlerinin kesintisiz bir biçimde yürütülmesi, idarelerin belli ayni venakdi varlıklara sahip olmalarına bağlıdır. İdarelerin, kamu hizmetleriniyerine getirmek için ihtiyaç duyduğu malların haczedilmesi halinde buhizmetlerin aksayacağı ya da hiç yerine getirilemeyeceği açıktır. İdarelerinmal, hak ve alacaklarının haczedilememesi nedeniyle bireyler tazminatalacaklarını daha geç tahsil edebileceklerse de bu gecikme için kanuni faizödenmesiyle kamu yararı ile birey hakları arasında makul bir denge kurmayaçalışılmıştır. Bu nedenle kamu hizmetlerinin aksatılmadan yerine getirilmesinigüvence altına almak amacıyla birey haklarına getirilen bu sınırlamanın ölçüsüzolduğu söylenemez (AYM, E.2010/83, K.2012/169, K.T. 1/11/2012).
78. Ancak idarelerin, mal, hak ve alacaklarınınhaczedilememesi kuralının arkasına sığınarak mahkeme kararıyla hükmedilenalacak ve tazminatları ödemekten imtina etmeleri, kamu yararı ile kişi haklarıarasındaki dengeyi kişilerin zararına olacak şekilde bozabilir. Bu durum,mahkeme kararıyla hükmedilen alacak ve tazminatları ödenmeyen kişi yönündenmülkiyet hakkının ihlali niteliğinde kabul edilir (B. No: 2013/711, 3/4/2014, §70).
79. Başvuru konusu olayda, başvurucular tarafından KonyaaltıBelediye Başkanlığı aleyhine 16/2/2011 tarihinde Antalya 5. Asliye HukukMahkemesinde açılan dava sonucunda verilen 16/2/2012 tarihli karar, Yargıtay 5.Hukuk Dairesince 3/7/2012 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Başvurucularanılan karara dayalı olarak Belediye aleyhine 19/4/2012 tarihinde Antalya 7.İcra Müdürlüğünde ilâma dayalı icra takibi başlatmışlardır.
80. İcra takibinin kesinleşmesinden sonra başvurucularıntalebi üzerine, Antalya 7. İcra Müdürlüğünün kararıyla 10/8/2012 tarihindeBelediyenin hesapları üzerine haciz konulmuştur. Belediye, haczinkaldırılmasına yönelik talebinin Antalya 7. İcra Müdürlüğünce reddedilmesiüzerine Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesinde başvurular aleyhine dava açmış veMahkemece Belediyenin şikâyeti kabul edilerek, 24/9/2012 tarihinde hacizlerinkaldırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar, temyiz ve karar düzeltmeaşamalarından sonra 6/6/2013 tarihinde kesinleşmişse de bu kararın, yalnızcadaha önce Mahkeme kararıyla hüküm altına alınan alacak hakkının icra yoluylainfazına engel olduğu, alacak hakkını ortadan kaldırmadığı ve BelediyeninMahkeme kararının yerine getirme yükümlülüğünün devam ettiği anlaşılmaktadır.
81. Başvurucuların, Mahkeme kararına dayalı ve mülkiyet hakkıkapsamında kabul edilen alacaklarının tahsili amacıyla İdare aleyhineyaptıkları icra takibinin uzun sürmesi ve alacağa ulaşmada bir belirsizlikbulunması, Mahkemece verilen kararı, etkili sonuçları bakımından konusuzbırakmıştır.
82. Açıklanan gerekçelerle; Mahkemece hükmedilen taşınmazbedelinin Belediye tarafından ödenmemesi nedeniyle başvurucuların, Anayasa'nın35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
83. Başvurucular, Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinceverilen kararda belirtilen taşınmaz bedelinden Belediye tarafından yapılanödemelerin düşülmesinden sonra, kalan alacak miktarının kamu alacaklarınauygulanan en yüksek faiz oranıyla tahsilini ve ayrı ayrı 10.000,00 TL manevitazminat ödenmesini talep etmişlerdir.
84. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların tazminattalepleri konusunda değerlendirme yapılmamıştır.
85. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
86. Başvurucular, hak ihlalinin giderilmesi için Belediyetarafından yapılan ödemelerin düşülmesinden sonra kalan alacak miktarının, kamualacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranıyla tahsilini ve manevi tazminatödenmesini talep etmişlerdir. Başvurucuların mahkeme kararına dayalıalacaklarının ödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiği anlaşılmıştır. Başvurucuların maruz kaldıkları zarar, derecemahkemelerinin nihai kararları verdikleri tarihte almaları gereken tazminatınödenmemesiyle ilişkilidir. Başvurucuların, Mahkeme kararının icrasınabaşladıkları 19/4/2012 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesince karar verildiğitarihe kadar iki yıl dokuz ayı aşkın süredir devam eden icra safhasının makulolmadığı ve başvurucuların mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiği nazara alındığında, başvurucuların yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya net 7.500,00 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
87. Başvurucular, Belediye tarafından yapılan ödemelerindüşülmesinden sonra kalan alacak miktarının kamu alacaklarına uygulanan enyüksek faiz oranıyla ödenmesini talep etmişlerdir. Başvurucuların bu taleplerimaddi tazminat talebi olarak değerlendirilmiştir. Maddi zararın karşılanmasıiçin tazminata hükmedilmesi, başvurucuların ihlal ile mali kayıp arasındailliyet bağı olduğunu kanıtlamalarına bağlıdır. Başvuruya konu karardaMahkemece, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin yasal faiziyleBelediyeden tahsiline karar verilmiş, başvurucular tarafından da icratakiplerinde yasal faizle tahsil talebinde bulunulmuştur. Başvurucular,Belediye tarafından yapılan ödemelerin düşülmesinden sonra kalan alacakmiktarının kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranıyla ödenmesini talepetmişler, başka bir sebebe dayalı olarak maddi zarar iddiasındabulunmamışlardır. Başvuru konusu olayda, Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerininihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, başvurucuların, faiz ileenflasyon oranı arasındaki farktan kaynaklanan zarar iddiasında bulunmadıkları,bakiye alacağın kamu alacaklarına uygulanan faiz oranıyla ödenmesini talepettikleri anlaşılmıştır. Başvurucuların, dava dilekçelerinde yasal faizletahsil talebinde bulundukları ve Mahkemece yasal faizle tahsile kararverildiği, bu yönden temyiz isteminde bulunulmadığı gibi icra takibinde deyasal faizle tahsil talebinde bulunulduğu dikkate alındığında, başvurucuların,bakiye alacak miktarlarına kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranınınuygulanması yönündeki maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir. Başvurucular ayrıca Belediye tarafından yapılan ödemelerindüşülmesinden sonra kalan alacak miktarının ödenmesini talep etmişlerse debaşvurucuların talep ettikleri maddi tazminatın Mahkemece hüküm altınaalındığı, dolayısıyla aynı konuda yeniden maddi tazminata hükmedilmesininmümkün olmadığı dikkate alınarak, bu konudaki maddi tazminat taleplerinin dereddine karar verilmesi gerekir.
88. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
89. Başvuruya konu yargılama sonunda verilen kararın icraedilmediği ve bu hususun başvurucuların mülkiyet ve adil yargılanma haklarınıihlal ettiği gözetilerek, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, Mahkeme kararının mümkün olan enkısa sürede yerine getirilmesini teminen, kararın birörneğinin ilgili Belediyeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların,
1. Mahkemekararının yerine getirilmemesi sonucu alacaklarının ödenmemesiyle ilgili ihlaliddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan mülkiyet ve adilyargılanma haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuların her birine net 7.500,00 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin Konyaaltı Belediye Başkanlığınagönderilmesine,
25/2/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.