TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HALİL GÜLER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/11002)
Karar Tarihi: 3/7/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu
:
Halil GÜLER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. İnşaat işçisi olan başvurucu, satın aldığı ev için Bankadankonut kredisi kullanmıştır.
9. Başvurucu, kullandığı konut kredisinden dosya masrafı adıaltında yapılan 1.500 TL kesintinin iadesi talebiyle 1/2/2013 tarihinde Bankaaleyhine dava açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde ikamet adresini bildirmişve 1/2/2013 tarihli inceleme tutanağında bu adrese yer verilmiştir.
10. Konut kredisine ilişkin belgelerin temini amacıyla 30/5/2013tarihinde ek tensip tutanağı düzenlenmiştir. Anılan ek tensip tutanağında dabaşvurucunun bildirdiği adres esas alınmıştır.
11. Belgelerin temini ve davalı Bankanın cevap dilekçesinisunması üzerine 30/5/2013 tarihinde ikinci bir ek tensip tutanağı düzenlenerek8/10/2013 tarihli duruşma gününün taraflara tebliğine karar verilmiştir.Başvurucu hakkında düzenlenen davetiyede daha önceki adreslerden farklı bir yeradres olarak belirtilmiştir.
12. Başvurucunun dava dilekçesinde bildirdiğinden farklı bir adresiçeren davetiye 13/6/2013 tarihinde muhatabın belirtilen adresten ayrıldığı veyeni adresinin tespit edilemediği gerekçesiyle 12/1/1959 tarihli ve 7201 sayılıTebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca tebliğ evrakı muhtara verilmek vebelirtilen adres kapısına ihbarname yapıştırılmak suretiyle tebliğ edilmiştir.
13. Ankara 4. Tüketici Mahkemesi, başvurucunun 8/10/2013 tarihliduruşmaya katılmaması nedeniyle dosyanın yenileninceye kadar işlemdenkaldırılmasına karar vermiş ve 25/4/2014 tarihinde üç aylık yenileme süresidolduğundan davanın açılmamış sayılmasına (Yargıtay yolu açık olmak üzere)karar vermiştir. Mahkeme, davanın açılmamış sayılmasının yanı sıra kendisinivekille temsil ettiren davalı Banka lehine karar tarihinde yürürlükte bulunanAvukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 750 TL vekâlet ücretine de kararvermiştir.
14. Karar başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 30/3/2015 tarihli kararla ilk derece mahkemesi kararı dava değeriitibarıyla kesin olduğundan temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir.
15. Nihai karar 3/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu3/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun ''Tarafların duruşmaya gelmemesi,sonuçları ve davanın açılmamış sayılması'' kenar başlıklı 150.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1)Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veyagelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemdenkaldırılmasına karar verilir.
(2)Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir,diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafınyokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrüolmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itirazedemez.
...
(5) İşlemdenkaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenindolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden kararverilerek kayıt kapatılır.
(7)Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamışsayılır."
17. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:
"(1) Bölge adliye mahkemelerinin,26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile BölgeAdliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devamolunur.
(2)Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyizyoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılıKanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasınadevam olunur.
(3) BuKanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemeleringöreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayanhükümleri uygulanır."
18.18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nuntemyiz incelemesi sırasında yürürlükte bulunan 427. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Mahkemelerdenverilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmışolan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla, hükmü temyiz edebilir.
Miktar veya değeri onmilyonlirayı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlarkesindir.''
19. 14/7/2004 tarihli ve 5219 sayılı Kanun'un 19. maddesininilgili kısmı şöyledir:
''c) 427 ncimaddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında yer alan ve ek 3 üncümaddesine göre 'kırkmilyon' olarak uygulanmasıöngörülen parasal sınır 'birmilyar' lira; beşincifıkrasında yer alan ve ek 3 üncü maddesine göre 'sekizyüzmilyon'olarak uygulanması öngörülen duruşma sınırı 'onmilyar'lira; 'altıyüzmilyon' olarak uygulanması öngörülenkarar düzeltme sınırı 'altımilyar' lira,
...
Olarak değiştirilmiştir.''
20. 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Gösterilen adres muhatabın adres kayıtsistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adrestensürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, oyerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veyamemurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtivaeden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnameninkapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayanın kapısına yapıştırır.İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 3/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, dosya masrafı adı altında davalı Banka tarafındanhaksız olarak tahsil edilen ödemenin iadesi istemiyle açmış olduğu davadaduruşma gününün kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediği hâlde belirlenen günve saatte yapılan duruşmaya iştirak etmediği gerekçesiyle dosyanın işlemdenkaldırıldığını belirterek bu tarihten itibaren üç aylık yenileme süresi içindedavasını yenilemediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına ve aleyhinevekâlet ücretine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
23. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanmahakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvurusüresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usulhükmüdür.
26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralıfıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük)64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruların başvuruyollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veyadiğer mahkemeler ya da yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir(Yasin Yaman, B. No: 2012/1075,12/2/2013, §§ 18, 19).
27. Somut olayda ilk derece mahkemesinin kararına yönelik temyizisteği, kararın miktar itibarıyla kesin olduğu ve karara karşı herhangi birkanun yolunun bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmişse de ilk derece mahkemesianılan kararda Yargıtay yolunu açık olarak göstermiştir. Dolayısıylabaşvurucunun buna güvenerek hükmü temyiz ettiği ve Yargıtay kararınıntebliğinden itibaren otuz günlük süre içinde bireysel başvuruda bulunduğunazara alındığında bireysel başvurunun süresi içinde yapıldığının kabulügereklidir.
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Hakkın Kapsamı veMüdahalenin Varlığı
29. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişimhakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
30. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
31. Somut olayda ilk derece mahkemesince başvurucunun davasınınaçılmamış sayılmasına karar verilmesi mahkemeye erişim hakkına yönelik birmüdahale oluşturmaktadır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
32. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkinolarak Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme,haklı bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
34. Başvurucunun davasının açılmamış sayılmasına dair kararın6100 sayılı Kanun'un 150. maddesine (bkz. § 16) dayandığı görülmektedir. Buitibarla somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahaleninkanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
ii. Meşru Amaç
35. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvencealtına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlamanedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılmasımümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeniöngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğukabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlamanedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alankurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir (AYM,E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).
36. Yargılamada taraflara belirli usule ilişkin güvencelersağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri de makul sürede yargılanma hakkıdır.Anayasa'nın 141. maddesinde "Davalarınen az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir"denilmek suretiyle davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliğiaçıkça ifade edilmiştir. Bu ilke gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yereuzamasını engelleyecek etkin çareler oluşturmak zorundadır. Bu bağlamda hukuksisteminin ve özellikle yargılama usulünün yargılamaların makul süre içindebitirilmesini olanaklı kılacak şekilde düzenlenmesi ve davaların nedensizolarak uzamasına yol açacak usul kurallarına yer verilmemesi, mahkemelerinnicelik ve nitelik bakımından yeterli miktarda insan kaynağı, araç vegereçlerle donatılması makul sürede yargılanma ilkesinin bir gereğidir (AYM,E.2013/4, K.2013/35, 28/2/2013). Dolayısıyla yargılamaların makul süredetamamlanması amacıyla mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulmasımümkündür.
37. Kanun koyucu, 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesinin (1)numaralı fıkrasında; medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin davaların takipedilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına hükmedilmesini öngörmüştür.Amaç, tarafları davalarını takip etmeye zorlamak ve bu suretle yargılamanıngereksiz yere sürüncemede kalmasını önlemektir. Davanın açılmamış sayılmasınailişkin bu düzenlemenin yargılamanın makul süre içinde tamamlanmasını temineyönelik bir çare olduğu açıktır. Dolayısıyla somut olaydaki müdahalenin meşrubir amaca dayandığı anlaşılmaktadır.
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
38. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; MehmetAkdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
39. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkı mutlak olmayıp sınırlamalara konu olabilir. Ancak Anayasa'nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi uyarınca anılan sınırlamaların mahkemeyeerişimi imkânsız hâle getirmemesi ya da aşırı derecede zorlaştırmaması gerekir.
40. Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin buişlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygunşekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesiişlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçlarıdoğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Usulüne uygun olarakyapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve savunmahakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak aramahürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (AYM, 13/11/2014,E.2013/95,K.2014/176).
41. Yetkili makamların tebliğ işlemlerini yürütürken gerekliözeni göstermemesi nedeniyle tebliğin muhatabı, tebliğ konusuna vâkıfolamayabilir. Böyle bir durumda kişinin herhangi bir kusuru bulunmadığı hâldekişiyi tebligata bağlanan sonuçtan sorumlu tutmak hakkın varlığını anlamsızkılabilir ve bu suretle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi ölçüsüzhâle getirebilir (benzer yöndeki karalar için bkz. Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 65; Ertuğrul Dalbaş,B. No: 2014/7805, 25/10/2017,§ 64).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
42. Somut olayda başvurucu tarafından açılan davanınbaşvurucunun duruşmaya gitmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasınahükmedilmesinin yargılamanın sürüncemede bırakılmasının önlenmesi ve makulsürede tamamlanması amacı bakımından elverişli ve gerekli olmadığısöylenemeyecektir. Somut başvuru bakımından asıl tartışılması gereken,müdahalenin orantılı olup olmadığıdır.
43. Olayda başvurucunun dava dilekçesinde bildirdiği adresininceleme tutanağı ile 4/2/2013 tarihli ek tensip tutanağında açıkça yeralmasına rağmen 30/5/2013 tarihli tensip tutanağı ve buna göre düzenlenen duruşmagününü belirtir davetiyede farklı bir adrese yer verilmiştir. Tebliğ mazbatasıbaşvurucunun bildirmediği bir adrese gönderilmiştir. Üstelik başvurucununanılan adresten ayrıldığı belirtilerek 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesininikinci fıkrası uyarınca tebligat evrakının ilgili yer muhtarına verilmesi vekapıya ihbarname yapıştırılması suretiyle tebligat gerçekleştirilmiştir.
44. UYAP aracılığıyla Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS)adresine ilişkin yapılan araştırmada başvurucunun 10/6/2009 tarihinden itibarenmahkeme davetiyesinin tebliğ edildiği adreste ikamet etmekte iken 30/11/2012tarihinde dava dilekçesinde bildirmiş olduğu adrese taşındığı saptanmıştır. Buitibarla başvurucunun dava dilekçesinde bildirmiş olduğu adresin güncel MERNİSadresi olduğu da sabittir.
45. Davanın açıldığı tarihte güncel MERNİS adresinde ikametetmekte olan başvurucunun duruşma gününü belirtir davetiyenin önceki adresinetebligata çıkarılmasının sebebi derece mahkemesince açıklanmamıştır.Başvurucunun 10/6/2009 tarihinde taşındığı yeni evinin adresini MERNİSkayıtlarında güncellediği ve dava dilekçesinde MERNİS kayıtlarındaki yeniadresini bildirdiği gözetildiğinde herhangi bir özensizliğinden veya davasınıtakip etme niyetinden şüphe duyulmasını gerektirir bir nedenin varlığından sözedilemez. Öte yandan dosyanın işlemden kaldırılması öncesinden başlamak üzereüç aylık yenileme süresi içinde başvurucunun usulüne aykırı olarak yapılantebligatı öğrendiğine ilişkin herhangi bir iddia ileri sürülmediği gibibaşvurucu aleyhine bu hususta herhangi bir belge ve bilgi de bulunmamaktadır.
46. Hâl böyle olunca dava açılmadan önce taşındığı ve MERNİSkayıtları ile uyumlu olan yeni adresini tebligat adresi olarak davadilekçesinde yazdığı hâlde duruşma davetiyesinin başvurucunun 10/6/2009tarihinden önce oturduğu adresine gönderilmesi ve bunun sonucunda anılanadresinde bulunmayan başvurucunun davasının açılmamış sayılmasına hükmedilmesibaşvurucuya olağanın ötesinde bir külfet yüklemiştir. Bu durumda başvurucununmahkemeye erişim hakkından faydalanmasındaki bireysel yarar ile davaların makulsüre içinde sonuçlanmasındaki kamusal yarar arasında adil bir dengekurulamadığı ve mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin orantısız olduğusonucuna ulaşılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
48. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
49. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler tayin edilmiştir.
50. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının tayin edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin(1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve ihlalinsonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birörneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
51. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
52. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinintespitiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
53. Anayasa Mahkemesi; başvurucunun katılmadığı duruşmayailişkin davetiyenin dava dilekçesinde bildirdiği ve MERNİS kayıtları ile uyumluolan adresi yerine başka bir adrese tebligata çıkarılması, bunun sonucundadavanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
54.Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemesince yapılması gereken iş; öncelikledavanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararını ortadan kaldırmak, ardındanihlale yol açan tebligat işlemini yenilemekten ibarettir. Bu sebeple kararınbir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4. Tüketici Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4. TüketiciMahkemesine (E.2013/551, K.2014/694) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE3/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.