TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HALİL KONUŞUK VE AYŞE EREN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/3353)
Karar Tarihi: 12/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucular
:
1. Halil KONUŞUK
Vekili
:
Av. Mehmet Erol ALSAN
2. Ayşe EREN
Vekili
:
Av. Ebru TARAKÇI ÇİMEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yaşlılık aylıklarının artış oranlarının azaltılmasınedeniyle mülkiyet hakkının; yapılan kanuni düzenleme ile devam eden yargılamasürecine sonuca etkili olacak biçimde müdahale edilmesi nedeniyle de adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 22/2/2016 ve 11/3/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. 2016/4767 numaralı başvuru dosyasının hukuki bağlantınedeniyle 2016/3353 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin2016/3353 başvuru numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğerdosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Aynı konuya ilişkin içtihadın mevcut olması nedeniylebaşvuru, Bakanlık cevabı beklenmeksizin kabul edilebilirlik ve esas yönündenincelenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Uyuşmazlığın ArkaPlanı
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucular; Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığında(Banka) çalıştıkları süre zarfında 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı SosyalSigortalar Kanunu’nun geçici 20. maddesi uyarınca kurulmuş bulunan T. VakıflarBankası T.A.O. Memur ve Hizmetlileri Emekli Sağlık Yardım Sandığı Vakfına(Vakıf) ödedikleri primler karşılığında emekliliğe hak kazanmışlardır.
10. Vakıf, kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumları dışındakalan ancak onlara denk kabul edilen bir tüzel kişilik olup söz konusu sandıkmensupları bakımından zorunlu sosyal güvenlik kurumu niteliğindedir.
11. Vakfın amacı, Vakıf Senedi’nin 4.maddesinde şöyle ifade edilmiştir:
“...
a) İş bu vakıf senedi hükümleri dairesindeüyelerin emeklilik, malullük, ölüm, hastalık, analık, iş kazaları ve meslekhastalıkları hallerinde ve eş ve çocukları ile üyenin geçindirmekle yükümlübulunduğu ana ve babasının hastalıklarında, Sosyal Sigortalar Kanunları iletemin edilen yardımlardan az olmamak üzere hak sahiplerine yardımda bulunmak;
…”
12. Vakfın gelirleri, sandık üyelerinin aylıklarından yapılanprim kesintilerinden ve diğer gelirlerden oluşmaktadır. Banka da aynı esaslarçerçevesinde hesaplanan tutarı işveren hissesi olarak her ay Vakfaaktarmaktadır. Vakıf, üyelerine yapacağı yardımın miktarını ve dolayısıylaemekli aylıklarına ilişkin artışları Vakıf Senedi’ndeyazılı hükümler çerçevesinde tek taraflı olarak belirlemekte olup bunun 506sayılı Kanun'la belirlenmiş alt sınırın altına düşmemesi gerekmektedir.
B. Başvurulara Konu DavaSüreçleri
13. Sandık üyeleri, yapılan artışların 506 sayılı Kanun’ungeçici 20. maddesine uygun bir şekilde yapılmadığı gerekçesiyle Vakıf aleyhineiş mahkemelerinde alacak davaları açmışlardır. Bu davalar sonucunda 506 sayılıKanun’un geçici 20. maddesinin nasıl anlaşılıp uygulanacağı konusunda biryargısal içtihat yerleşmiştir.
14. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu çerçeveyi çizen 24/3/2010tarihli ve E.2010/10-155, K.2010/170 sayılı kararına göre, 506 sayılı Kanun'ungeçici 20. maddesinde değinilen alt sınırın belirlenmesinde, davalı Vakfınbağladığı aylıklara yapılan artış oranlarının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK, buKuruma devredilen SSK) sigortalılarına bağlanan yaşlılık aylıklarına yapılanartış oranlarıyla karşılaştırılması usulü dikkate alınmalıdır. Böylece bulunanartış oranının 506 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığı alanlara yapılan artışoranından daha az olması durumunda da Vakıf Senedi'ndekidüzenlemelere göre aylıklarında artış olacak kişilerin ayrıca 506 sayılıKanun'un aylık artışlarına dair hükümlerinden yararlanmaları gerekmektedir.
15. Söz konusu Vakıf tarafından kendilerine aylık bağlananbaşvurucular, muhtelif tarih aralıklarında emekli aylıklarına artış yapılmamasınedeniyle Ankara iş mahkemelerinde alacak davaları açmışlardır. Açtıklarıdavalarda başvurucular, emekli aylıklarında artış yapılmayan dönemler yönünden farkınhesaplanarak kendilerine ödenmesini talep etmişlerdir.
16. Bu arada yargılama süreci devam ederken 13/2/2011 tarihli ve6111 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesineeklenen beşinci fıkra ile aynı maddenin sandık emeklilerine yapılacakyardımların düzenlendiği birinci fıkrasının (b) bendinin uygulanmasında;yardımların sağlanması ve bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesindemuadil miktar karşılaştırmasının esas alınacağı, bunun mevcut davalara dauygulanacağı düzenlenmiştir.
17. 6111 sayılı Kanun 25/2/2011 tarihli ve 27857 mükerrer sayılıResmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
18. 6111 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından davalarıgörmekte olan yargılama makamları, açıldığı tarihteki mevzuat hükümlerine görekabul ile sonuçlanacak davaların yasal dayanağını oluşturan düzenlemeninyargılama sürecindeki yasa değişikliğiyle ortadan kalktığı gerekçesiyle retkararları vermiştir. Davaların reddine ilişkin kararlar, kanun yoludenetiminden geçerek kesinleşmiş ve yargılama süreçleri sona ermiştir.
19. Yargılama süreçlerinin sona ermesinin ardından başvurucular,ayrı ayrı 22/2/2016 ve 11/3/2016 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşladır.
IV. İLGİLİ HUKUK
20. İlgili hukuk için bkz. ZekiyeŞanlı, B. No: 2012/931, 26/6/2014, §§ 20-22; Yasemin Mutlu, B. No: 2013/1426,25/3/2014, §§ 21-23.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvuruya Konu DavaTarihleri Sonrası Yaşlılık Aylıkları Yönünden Mülkiyet Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
22. Başvurucular, yüksek miktarda prim ödemelerine rağmen dahadüşük miktarda prim ödeyenlerle aynı miktarda yaşlılık aylığı almak zorundabırakıldıklarını belirterek mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
23. Başvuru konusuyla ilgili ilkeler, daha önce AnayasaMahkemesi tarafından Zekiye Şanlı ile Yasemin Mutlu başvurularına ilişkin26/6/2014 tarihli kararlarda ortaya konulmuştur. Buna göre başvurucularınemekli aylıklarına yapılması gerektiğini iddia ettikleri artış oranı yönündenkanunda öngörülen alt sınırın belirlenmesinde, SGK sigortalılarına bağlananyaşlılık aylıklarına yapılan artış oranları ile karşılaştırma ölçütü yerinemuadil miktar karşılaştırması esasının getirildiği yönündeki şikâyet mülkiyethakkı bağlamında incelenmiştir. Buna göre 506 sayılı Kanun’un geçici 20.maddesinde değinilen alt sınırın belirlenmesini muadil miktarkarşılaştırmasının esas alınması şeklinde değiştiren kanuni düzenlemebaşvurucuları, emekli aylığından veya aylık miktarının belirli bir asgaristandardın altına düşmemesine ilişkin güvenceden büsbütün mahrumbırakmamaktadır. Bu çerçevede alt sınırın belirlenmesinde, SGK sigortalılarınabağlanan yaşlılık aylıklarına yapılan artış oranları ile karşılaştırılma ölçütüyerine muadil miktar karşılaştırması esasının getirilmekte, bu durum da meşrubeklentisine konu olan eksik ödemelere ilişkin alacağın başvurucuya ödenmemesiile sınırlı bir sonuç doğurmaktadır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi; 506 sayılıKanun’un geçici 20. maddesindeki düzenlemelere işaret ederek zorlayıcınitelikte kamu yararı amacına dayanan söz konusu düzenlemenin başvurucuyu ağırve tahammül edilemez bir yük altına sokmadığı, müdahalenin amacı ilebaşvurucuya yüklenen külfetin orantılı olduğu ve bu bakımdan mülkiyet hakkınınihlal edilmediği sonucuna varmıştır (ZekiyeŞanlı, §§ 49-63; Yasemin Mutlu,§§ 49-62).
24. Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumbulunmamaktadır. Buna göre başvuruya konu dava tarihi sonrası yaşlılıkaylıkları yönünden 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesiyle getirilen kanunidüzenleme çerçevesinde davanın reddine karar verilmesinin mülkiyet hakkınınihlaline yol açmadığı açıktır.
25. Açıklanan gerekçeyle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik nedenleri incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
B. Başvuruya Konu DavaTarihleri Öncesi Yaşlılık Aylıkları Yönünden Adil Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
26. Başvurucular, 6111 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 506sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine eklenen fıkranın devam eden davalara dauygulanmasına ilişkin ibaresiyle, açtıkları alacak davasının dayanağı olan vekendilerini haklı kılan Yargıtay içtihatlarının ortadan kaldırıldığını,dolayısıyla devam eden yargı süreçlerine kanun çıkarılarak müdahale edildiğinibelirtmişler; adil yargılanma, mülkiyet ve sosyal güvenlik haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
27. Başvurucular, her ne kadar aynı şikâyet bağlamında mülkiyetve sosyal güvenlik haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüşse de buşikâyetin, ilgili olduğu adil yargılanma hakkı kapsamında, silahların eşitliğiilkesi çerçevesinde incelenmesi uygun görülmüştür (benzer yöndeki kararlar içinbkz. Zekiye Şanlı, § 44; Yasemin Mutlu, § 44).
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
28. Başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmayıp başka bir kabul edilmezliknedeni de bulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
29. Anayasa Mahkemesi ZekiyeŞanlı ile Yasemin Mutlu başvurularında,silahların eşitliği ilkesi güvencesini değerlendirirken kanun çıkarılmasısuretiyle bu güvenceye yapılan müdahalenin yargılamanın taraflarından birininkonumunda diğer tarafa nazaran orantısız ve açık bir dengesizlik veyadezavantaj oluşturup oluşturmadığının tespit edilmesi gerektiğini vurgulamış;başvuruya konu olay temelinde böyle bir dengesizlik veya dezavantaj oluşupoluşmadığını irdelemiştir (Zekiye Şanlı,§§ 64-86; Yasemin Mutlu, §§63-86).
30. Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda başvuruya konuolaya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihadının varlığı karşısında(bkz. § 14) -her ne kadar zorlayıcı bir kamu yararına dayansa da- kanundeğişikliğinin dava açılırken kişi lehine sonuçlanacağı anlaşılan durumudeğiştirmeye yönelik olduğu, davanın kişi lehine sonuçlanmasını imkânsız hâlegetirdiği tespit edilmiştir. Bu tespit ışığında silahların eşitliği güvencesineyönelik müdahalenin öngörülebilir olmaması sebebiyle meşru kabul edilemeyeceği,dolayısıyla dezavantajlı hâle getirilen başvurucuya katlanılması zor külfetleryüklendiği belirtilerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine kanaatgetirilmiştir (Zekiye Şanlı,§§ 87, 88; Yasemin Mutlu, §§ 85, 86).
31. Somut başvuruda da ZekiyeŞanlı ile Yasemin Mutlu kararlarındaaçıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı anlaşıldığındanbaşvurucuların adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesigerekmektedir.
c. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
1. Genel İlkeler
33. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işleminve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebepolduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülendiğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
34. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
2. İlkelerin OlayaUygulanması
35. Anayasa Mahkemesi başvuruya konu dava tarihleri sonrasıyaşlılık aylıklarının artış oranları ile ilgili olarak 506 sayılı Kanun'ungeçici 20. maddesine 6111 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle eklenen beşinci fıkraçerçevesinde alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar karşılaştırmasının esasalınması yönünden yapılan şikâyetleri mülkiyet hakkı bağlamında incelemiş veihlal olmadığının açık olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
36. Buna göre adil yargılanma hakkı bağlamında yeniden yapılacakyargılamanın konusunu başvuruya konu dava tarihleri sonrası yaşlılık aylıklarıoluşturmamaktadır. Diğer bir deyişle Anayasa Mahkemesinin ihlal görmediğibaşvuruya konu dava tarihleri sonrası yaşlılık aylıkları yönünden derecemahkemelerince yeniden yargılama yapılmasının mümkün olmadığı ve derecemahkemelerinin söz konusu davalar açıldıktan sonraki aylıklar yönünden AnayasaMahkemesinin ihlal görmemesi nedeniyle bu karara dayalı olarak herhangi birdeğerlendirme yapamayacağı açıktır.
37. Anayasa Mahkemesi yapılan kanuni düzenleme ile devam edenyargılama sürecine sonuca etkili olacak biçimde müdahale edilmesi nedeniyleadil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğinekarar vermiştir. Buna göre başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındasilahların eşitliği ilkesinin ihlalinin giderimi yönünden 6111 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine eklenen fıkranın devameden davalara da uygulanmasının ihlal sonucuna yol açtığı dikkate alınmalıdır.
38. Anayasa Mahkemesinin ZekiyeŞanlı ile Yasemin Mutlu kararlarındabelirtilen ilkeler doğrultusunda, devam eden davalara uygulanması sonucuna yolaçan söz konusu kanun hükmünün yürürlüğünden önceki hukuksal duruma göreuyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması adil yargılanma hakkı kapsamındasilahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasınısağlayabilecek uygun bir çözüm yolu olarak görülmüştür (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hülya Karacaoğlanve diğerleri, B. No: 2015/3068, 21/3/2018, §40).
39. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı çerçevesindeyeniden yapılacak yargılamanın konusunu yalnızca başvuruya konu dava tarihleriöncesi yaşlılık aylıkları oluşturmaktadır. Dolayısıyla adil yargılanma hakkıkapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılabilmesi için ihlal görülen başvuruya konu dava tarihlerinden önceyaşlılık aylıkları yönünden maddi tazminatın belirlenerek ödenmesine kararverilmesi gerekmektedir. Bunun için derece mahkemelerince yapılacak iş, herdava yönünden ayrı ayrı başvurucuların dava tarihlerinden önceki hangi dönemleryönünden tazminat talebinde bulunduklarının tespit edilerek yapılacak çelişmeliyargılamayla anılan kanun hükmünün yürürlüğe girmesinden önceki duruma göretazminat koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve buna göre madditazminata hükmedilmesinden ibarettir.
40. Bu bağlamda her somut olayın, özelliğine göre tazminatıgerektirip gerektirmediğinin değerlendirilmesi ve miktarının belirlenmesi kuralolarak delillere ilk elden erişme imkânı bulunan derece mahkemelerinin görevinegirmektedir.
41. Bu sebeple yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4.İş Mahkemesine ve Ankara 10. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
42. Silahların eşitliği ilkesinin ihlali nedeniyle yenidenyargılama yapılmasına hükmedilmesi yeterli bir giderim oluşturduğundanbaşvurucuların diğer tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
43. Başvuruculara ayrı ayrı 2.475 TL vekâlet ücretininödenmesine karar verilmesi gerekir. Ayrıca dosyadaki belgelerden tespit edilen2016 yılında yapılan başvurular için 239,50 TL harç tutarlarından oluşanyargılama giderlerinin her bir başvurucuya ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvuruya konu dava tarihleri sonrası yaşlılık aylıklarıyönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Başvuruya konu dava tarihleri öncesi yaşlılık aylıklarıyönünden adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın birer örneğinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 4. İş Mahkemesine (E.2011/217,K.2012/759) ve Ankara 10. İş Mahkemesine (E.2011/20, K.2012/897)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Avukat Ebru Tarakçı Çimen tarafından temsil edilen başvurucuAyşe Eren'e ve Avukat Mehmet Erol Alsan tarafından temsil edilen başvurucuHalil Konuşuk'a ayrı ayrı 2.475 TL vekâlet ücretininÖDENMESİNE; dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL tutarındaki harçlarınBAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.