TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HALİL TARKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/70779)
Karar Tarihi: 26/2/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Halil TARKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda tek kişilik odada tutulmanedeniyle kötü muamele yasağının; kurumda kalınan süre boyunca avukatlagörüşmenin kaydedilmesi, çalışma alanı temin edilmemesi ve talep edilen yayınve belgelere ulaşılamaması nedeniyle adil yargılanma hakkının; hâkimlikmesleğinden çıkarılma nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlıkgörüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ve Ulusal Yargı AğıBilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla tespit edilen şekliyle ilgili olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel DevletYapılanması'na (FETÖ/PDY) üye olduğu gerekçesiyle 20/7/2016 tutuklanmış veAlanya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) konulmuştur.
10. Başvurucu, diğer bazı mahpusların da kaldığı odadatutulmakta iken 9/9/2016 tarihinde tek kişilik odaya alınmış olup incelemetarihi itibarıyla burada tutulmaktadır.
11. Başvurucu, tek kişilik odaya alınmasının hukuka aykırı vegerekçesiz olduğunu belirterek Alanya İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği)uygulamayı şikâyet etmiştir. İnfaz Hâkimliği 1/11/2016 tarihli kararı ilebaşvurucunun talebini reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği gerekçesinde, tutukluhakkındaki uygulamanın Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün8/9/2016 tarihli yazısına dayanması nedeniyle uygun olduğunu belirtmiştir.
12. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz 18/11/2016tarihinde Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir. Nihai karar,5/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 29/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
14. Başvurucu, başvuru formuna idari veya yargı makamlarıncaverilen herhangi bir kararı eklememiş; sadece tek kişilik odaya alınmasınailişkin sürece yönelik İnfaz Hâkimliği kararının numarasını bildirmiştir.Başvurucu ayrıca hâkimlik mesleğinden çıkarılmasına dair yeniden incelemetalebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından reddedildiğini beyanetmiştir.
15. İnfaz Kurumunun 26/11/2019 tarihli yazısına göre;
i. Başvurucunun tutulduğu oda yaklaşık 12 metrekare büyüklüğündeolup odalarda havalandırma penceresi, duş ve tuvalet bulunmaktadır. Başvurucuyaait bir radyo mevcuttur.
ii. Başvurucu, İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde yirmi birkez avukatıyla, iki kez noterle ve 328 kez yakınlarıyla açık ve kapalı görüşgerçekleştirmiştir.
iii. Başvurucu İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde süreli vesüresiz yayınlardan faydalanma hakkını kullanabilmiş, talebi üzerine kendisineon beş süresiz yayın verilmiş ve Kurum dışından gönderilen beş kitap teslimedilmiştir.
iv. Başvurucu, havalandırma bahçesinden günde bir saat olmaküzere her gün yararlanmış ve havalandırma hakkını, odasının bulunduğu B-6kısmında tek kişilik odalarda kalan ve başvurucunun suç türüne uyan başkahükümlü veya tutuklu olmadığından tek başına kullanmıştır.
v. Başvurucu, İnfaz Kurumunda bulunduğu süre içinde on kezpsikologla görüşmüş, ayrıca farklı tarihlerde yaklaşık otuz dört kez farklınedenlerle muayene edilmiş ve gerekli ilaç tedavilerine başlanmıştır. Belirliperiyotlarla Kurum hekimi tarafından düzenli muayene edilmek suretiylebaşvurucunun sağlık durumu takip edilmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. İlgili hukuk için bkz. RaşitKonya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-30; Timur Demir, B. No: 2018/33190, 9/5/2019,§§ 14-31.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 26/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayata SaygıHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu, hâkim olarak görev yapmaktayken FETÖ/PDY üyesiolduğu gerekçesiyle tutuklandığını ve ceza infaz kurumuna konulduğunu,tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu ve buna ilişkin bireysel başvurudabulunduğunu belirtmiş; öte yandan hakkında HSK tarafından meslekten çıkarılmakararı verildiğini ve bu karara karşı yeniden inceleme talebinde bulunduğunu daifade ederek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Bakanlık, başvurucunun bu iddiası ile ilgili görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucu, başvuru formunda öncelikleyaşadığı sürece ilişkin bilgi verdikten sonra HSK'nın verdiği meslekten çıkarmakararından şikâyet etmiştir. Başvurucunun söz konusu şikâyeti özel hayata saygıhakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
21. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
22. 23/1/2017 tarihli ve29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında KanunHükmünde Kararname'de (KHK) 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KHK’nın3. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygunolmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin kararınkesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarakDanıştaya dava açabilecekleri ve bu kişilerden daha önce dava açmış olanlarınidare mahkemelerinde derdest olan veya karar verilen dosyalarının Danıştayagönderileceği hükme bağlanmış ve bu şekilde anılan uyuşmazlıkların çözümündeidari yargıda hangi yargı yerinin görevli olduğuna yönelik uygulamada yaşanantereddütler giderilmiştir. Daha önce dava açanlar yönünden de geçiş hükümlerigetirilmiştir. Buna göre 685 sayılı KHK'da belirginleştirilen dava yolununbaşvurucuların durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir yargı yoluolduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden başvuruların incelenmesininbireysel başvurunun ikincil niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Hacı Osman Kaya, B. No: 2016/41934,16/2/2017; Murat Hikmet Çakmakcı,B. No: 2016/35094, 15/2/2017).
23. Somut olayda aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktaolup bu kapsamda başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
24. Açıklanan gerekçelerle özel hayata saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
25. Başvurucu, İnfaz Kurumunda diğer kişilerle birlikte koğuştakalmaktayken talebi olmaksızın tek kişilik odaya alındığını, bu odanın fizikikoşullarının kötü olduğunu ve buna ilişkin şikâyetinin yargı makamlarıncareddedildiğini ifade ederek Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen kötü muameleyasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Bakanlık görüşünde, alınan tedbirin niteliği ve süresi,amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun tek kişilik odada tutulmasının asgari ağırlık eşiğini aşan birmuamele olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.
27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, başvuruformunda dile getirdiği hususları tekrarlamış, ayrıca havalandırma bahçesindentek başına yararlandığı için sosyal izolasyonun gerçekleştiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
28. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı" kenar başlıklı 17.maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
29. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir.Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğündenkaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir vediğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
30. Diğer taraftan Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi birsınırlama öngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele vecezaların yasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muameleyasağının mutlak mahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaşveya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisnaöngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ilekötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,19/11/2014, § 33).
31. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar, ayrımcıdavranışlar, devlet görevlileri tarafından sarfedilen hakaretamiz ifadeler,kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muameleler kötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 90).Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711,23/7/2014, §§ 29-33), genel olarak Anayasa ve Sözleşme’nin ortak alanıkapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununla birlikteceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi vedisiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelikkabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda bu haklarsınırlanabilir. Dolayısıylaverilen bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veyatutuklular için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikteolmalıdır (Turan Günana, §§ 35,36).
32. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecekhususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumu idaresive görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimselhatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Ceza infazkurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğinden mahpuslarve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş biralanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışlarınmahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elemseviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).
33. Yukarıda ifade edilen hususların yanında ilave olarak birmuamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesiiçin asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade etmekgerekir.Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleridikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fizikselve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşımaktadır (Tahir Canan, §23).
34. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklu statüsüyletutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğer tutulanlardanayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı bir durumoluşturmadığı Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirtilmiştir. Buna göre,disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyi diğertutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması mümkündür (Turan Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100, 16/2/2017,§ 39). Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlik veya disiplinisağlama kaygısıyla değil mahpusların devam eden soruşturmalarda hileliişbirliği yapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için işbirliğiyapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da mümkündür (Raşit Konya, B. No: 2017/26780, 28/6/2018,§ 44).
35. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulmakoşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından ileri sürülen somutolaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi vebu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarınınbirlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana, § 38). Dolayısıyla herbaşvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi,amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir.
36. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecekhususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu bağlamda tek kişilik bir odadatutulmaya ilişkin koşullar olayın kendine özgü koşullarına göre kötü muameleyasağı kapsamında gerçek bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Bununla birlikte bukoşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlüktenmahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgaribir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir (Raşit Konya, § 50).
37. Somut olayda başvurucu, terör örgütü üyesi olduğugerekçesiyle tutuklanarak ilgili düzenlemeler gereğince İnfazKurumuna konulmuştur. Başvurucunun tutulduğu odanın hücre statüsünde bir odaolmadığı; büyüklüğü, havalandırma penceresi, tuvalet ve duş için ayrılmış uygunve yeterli bölümlerinin olması gibi özellikleri dikkate alındığında AvrupaKonseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen Avrupa Cezaevi Kurallarına(bkz. Raşit Konya, §§ 14-27)uygun koşullarda tutulduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Raşit Konya, § 46; Timur Demir, § 45). Ayrıca başvurucu, açıkhavaya çıkma imkânından günde ortalama bir saat olmak üzerefaydalandırılmıştır.
38. Diğer yandan tutuklu veya hükümlülerin; ceza infaz kurumudisiplini ve güvenliği ya da ortaya konacak diğer makul gerekçelerle infazkurumunda bulunan öteki tutuklu veya hükümlülerle temaslarının kesilmesi tek başınakötü muamele yasağının ihlalini teşkil etmez. Ancak bu durum değerlendirilirkentutulma koşulları bütün halinde incelenerek tutulan kişinin duyusal ve sosyalolarak izole edilip edilmediği hususunda bir sonuca varılması gerekmektedir.
39. Başvurucu, tek başına tutulduğu süre boyunca ailesi veavukatı ile açık ve kapalı 340 kez görüş gerçekleştirmiştir. Bu durumdayaklaşık 3 yıl 5 ay tek kişilik odada barındırılan başvurucu, her üç dört gündebir yakınları ve avukatıyla görüşmüş; dış dünyayla bağlantısını sağlamıştır.Sonuç olarak ailesiyle ve dış dünyayla iletişimi bütünüyle kesilmeyenbaşvurucunun duyusal ve sosyal olarak izole edildiği sonucuna bu aşamadaulaşılması mümkün görülmemiştir.
40. Tek kişilik odada kalma süresinin uzunluğu ve bu sürenintutulan kişi üzerindeki etkilerinin kötü muamele yasağı açısından aranan asgarieşik seviyesine ulaşıp ulaşmadığı hususu, somut olaya özgü koşullarçerçevesinde başvurucuya veya aynı başvurucunun her başvurusuna göre ayrıdeğerlendirilmektedir. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tutulmakoşulları ve süresi bakımından ise söz konusu asgari eşik derecesininaşılmadığı sonucuna varılmıştır. Başvurucunun zaman zaman psikolojikdeğerlendirmeye tabi tutulduğu da nazara alındığında iddialarının aksine tekkişilik odaya alınmasının diğer tutuklu/hükümlülerden farklı olarak kendisindepsikolojik rahatsızlık oluşturduğuna ve söz konusu uygulamanın asgari eşikseviyesine ulaştığına ilişkin somut bir veriye ulaşılamamıştır.
41. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkin birihlalin olmadığı açık olduğundan buna ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu ayrıca ceza infaz kurumunda bulunduğu süre içindeistediği zaman talep ettiği mevzuata ulaşamadığını, çalışma yeri teminedilmediğini, avukatı ile görüşmesinin kaydedildiğini, HSK'dan talep ettiğisuretlerin verilmediğini beyan ederek Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenenadil yargılanma hakkı kapsamında savunma hakkının kısıtlandığını ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
43. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkiliidari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi; buna ilişkin olağankanun yollarını tükettikten sonra bireysel başvuruda bulunması gerekmektedir.
44. Somut olayda başvurucu, hakkında ceza yargılamasının devamettiğini bildirmektedir. İnceleme tarihi itibarıyla başvurucu hakkındakesinleşmiş bir yargı kararı bulunduğuna ilişkin bir bilgi başvuru dosyasınayansımamıştır. Bu durumda başvurucunun adil yargılanma hakkına özgülediğişikayetlerinin henüz olağan kanun yollarını tüketmediği değerlendirilmiştir.Kaldı ki başvurucu bu şikayetlerini olağan kanun yollarında dile getirdiğineilişkin bir iddia ileri sürmemektedir. Dolayısıyla başvurucunun, hukuksisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin ve iddialarını yargısal makamlarönünde ileri sürmeksizin doğrudan bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
45. Açıklanan gerekçelerle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 26/2/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.