TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
HALİT PAKSOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2794)
Karar Tarihi: 7/3/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Halit PAKSOY
Vekilleri
:
Av. Hülya SARSAM
Av. Mehmet Recai BAĞCI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında talepedilen tazminatın kabul edilmemesi, idari ve yargısal sürecin makul süredesonuçlandırılmaması ve yargılamayı yapan mahkemenin tarafsız olmaması nedeniyleadil yargılanma hakkının; kaçırılma nedeniyle mahrum kaldığı maaş alacaklarınınödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/3/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu; geçici köy korucusu olarak görev yapmakta ikenŞırnak'ın Uludere ilçesi Küçükkurt Tepe mevkiinde22/8/1994 tarihinde terör örgütü mensupları ile girilen çatışma sonrasındaörgüt mensupları tarafından kaçırıldığını, terör örgütü tarafından Kuzey Irak’agötürüldüğünü ve burada uzun süre alıkonulduğunu iddia etmiştir.
9. Başvurucu 11/10/1994 tarihli Şırnak Valiliğinin oluru ilegeçici köy koruculuğu görevine son verildiğini belirtmiştir.
10. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşmiş MilletlerMülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından ortak yürütülen Gönüllü Geri Dönüş programı kapsamında1997 yılı Kasım ayında Kuzey Irak’tan Türkiye’ye dönüş yaptığını ifadeetmiştir.
11. Başvurucu 6/12/2006 tarihinde, oluşan zararlarının 5233sayılı Kanun kapsamında karşılanması talebiyle Şırnak Valiliği Zarar TespitKomisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
12. Komisyon 1/2/2007 tarihli kararında, başvurucununzararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için yeterlibelge ve delil olmadığını belirterek talebin reddine karar vermiştir.
13. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine iptal vetam yargı davası açılmıştır.
14. Mardin İdare Mahkemesinin 3/11/2009 tarihli kararı iledavanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun ilerisürdüğü maddi zararın "terör örgütümensupları tarafından kaçırıldığı gerekçesiyle valilik tarafından görevine sonverilmesine ilişkin işlem" olduğu anlaşılarak söz konusuişlemden kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilmesine olanak bulunmadığı, ayrıca 5233 sayılı Kanun'da manevitazminata yer verilmemiş olması nedeniyle başvurucunun dört yıl boyunca terörörgütünce esir olarak tutulması nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevizararın da 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanamayacağı belirtilerek davakonusu işlemin hukuka uygun olduğu ifade edilmiştir.
15. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 28/2/2013 tarihli kararı ile dilekçede ileri sürülen temyiznedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek kararın onanmasına hükmedilmiştir.
16. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 26/11/2013tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu 4/3/2014 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
“BuKanunun amacı, terör eylemleri veya terörlemücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zararauğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleribelirlemektir.”
18. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:
“BuKanun,3713 sayılı TerörleMücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına gireneylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniylezarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkinhükümleri kapsar.”
19. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değişik 7. maddesi şöyledir:
“BuKanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır:
a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğertaşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.
b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölümhâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.
c) Terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklananmaddî zararlar.”
20. 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı,adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularakolayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsakusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle,hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarınauygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ilebelirlenir.”
21. 5233 sayılı Kanun’un 4., 6., 8., geçici 1., geçici 3.,geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar KuruluKararı eki kararın 1. maddesi.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tarafsız MahkemedeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, eksik inceleme yaparak ve sunduğu delillerialeyhine değerlendirerek karar veren derece mahkemelerinin tarafsız olmadığınıiddia etmiştir.
2. Değerlendirme
24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzeriddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimintarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürütenhâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişiselbir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusuolduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucularınanılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 38-41; Cahit Tekin, B. No:2013/2744, 16/7/2014, §§ 34-37).
25. Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı kararverilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
26. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu; mahkeme kararında maddi tazminat talebiningerekçesiz olarak reddedildiğini, temyiz ve karar düzeltme kararlarının gerekçesizolduğunu iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
28. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuşve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucularınhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemelerikararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,§§ 75-77). Başvurucuların yargılama aşamalarında ileri sürdükleri şikâyetlerdenvarılacak sonuç bakımından önem arz edebilecek nitelikte olanlar hakkındaherhangi bir değerlendirme yapılmaması, dosya kapsamındaki mevcut bilgi vebelgeler nazara alındığında başvurucuların iddiaları hakkındaki çelişkigiderilmeksizin hüküm kurulması nedenleriyle kararların yeterli gerekçe ihtivaetmediği sonucuna varılmış ve başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlaledildiğine karar verilmiştir (Hikmet Çelikve diğerleri, B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 50-67; Mehmet Akkuş, B. No: 2013/4266, 23/2/2016,§§ 59-74; Abdurrahman Dil ve Mehmet Sait Dil,B. No: 2013/5163, 24/2/2016, §§ 50-74).
29. Kanun yolu incelemesi yapan mercininyargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyikullanarak veya atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olmasıbakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).
30. Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucunun köy koruculuğu görevinin sonaerdirilmesi nedeniyle alamadığı maaşlarının ödenmesi talebineilişkin olarak derece mahkemesince 5233 sayılı Kanun kapsamının belirlenmesiakabinde başvurucunun maaşının kesilmesi nedeninin görevine son verilmesiişlemi olduğu belirtilmiş ve göreve son verme işleminden kaynaklanan madditazminat taleplerinin Kanun kapsamında karşılanıp karşılanamayacağı konusundadeğerlendirmeler yapılmıştır. İlk derece mahkemesince oluşturulan karar (bkz. §14) ve gerekçesi hukuka uygun bulunmak suretiyle temyiz mercii denetimindengeçerek (bkz. §§ 15, 16) kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdanbaşvurucunun talep sonucuna etki ettiğini belirttiği iddiaları hakkında derecemahkemelerine sunduğu belgeler değerlendirilerek karar verildiği tespitedilmekle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkındafarklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gerekçeli kararhaklarının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
32. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü giderimtalebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
2. Değerlendirme
33. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihlive 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupaİnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek SuretiyleÇözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
34. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
35. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi; söz konusu başvuru yolunun kişileri mali külfetaltına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilirolduğunu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul ölçüde bir başarışansı sunduğunu ve potansiyel olarak yeterli giderim sağladığını tespitetmiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
36. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
38. Başvurucu 22/8/1994 tarihinde terör örgütü mensupları ilegirilen çatışma sonrasında örgüt üyeleri tarafından kaçırılması nedeniyleValilikçe geçici köy koruculuğu görevine son verildiğini belirtmiştir. Örgüt tarafındanuzun süre alıkonulması akabindeGönüllü Geri Dönüşprogramı kapsamında 1997 yılı Kasım ayında Türkiye’ye geri dönüş yaptığınıifade etmiştir. Uzun müddet köy koruculuğu maaşı imkânından mahrum kalmasısonucu oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesigerektiğini fakat anılan olayın Mahkemece hatalı şekilde değerlendirilerek 5233sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun ve açtığı davanın reddedilmesinedeniyle Anayasa’nın 10. ve 35. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiniiddia etmiş ise de yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın hangi temele dayalıolduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecekherhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı dikkate alındığında ayrıca bukonuda da inceleme yapılmamıştır.
40. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda, mülk olarakdeğerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallarile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanısıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir(Mahmut Duran ve diğerleri, B.No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
41. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcutmal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibiolmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati nekadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alanmülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti; makul bir şekildeortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirlibir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösterenyerleşik bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki birbeklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkıkapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü içinyeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali ArslanÇelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36, 37).
42. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğiniileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bunedenle öncelikle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca korunmayıgerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındakihukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (CemileÜnlü, B.No:2013/382, 16/4/2013,§ 26).
43. Dosya kapsamında elde edilen ve BMMYK tarafından düzenlenen25/5/2009 tarihli belgenin incelenmesi neticesinde “Aşağıda kimlik bilgileri yazılı şahıs Kuzey Irak’a göç ederek Irak’ta çeşitli bölgelerde mülteci olarak kalmışolup daha sonra 22/11/1997 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ileBirleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin ortaklaşa düzenledikleri“Gönüllü Geri Dönüş” programı çerçevesinde Türkiye’ye dönüş yapmışlardır.”ifadesine yer verildiği tespit edilmiştir.
44. 5233 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde Kanun’un çıkarılışamacı “... terör eylemleri veya terörlemücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddizararlarının yargı yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süreiçinde ve sulh yoluyla karşılanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ancak buyolla sonuç alamayanların başvurmaları, verilen tazminat miktarlarının haksızzenginleşme aracı olarak kullanılmasının önlenmesi amacıyla bu Tasarıhazırlanmıştır.” şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca 5233 sayılıKanun’un 2. maddesinin madde gerekçesinde “Zararlarınsulhen karşılanması yöntemi ile mağdurların yargıyoluna gitmelerine gerek kalmaksızın kısa sürede zararlarının giderilmesiamaçlanmıştır.” ifadesine yer verilmiştir. Terör ve terörlemücadeleden doğan maddi zararların karşılanması konusunda 5233 sayılı Kanun6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun tazminathukukuna ilişkin genel hükümlerinden farklı olarak özel bir giderim usulüöngörmektedir (Hüseyin Dayan, B.No: 2013/5033, 13/4/2016, §§ 43, 44).
45. İdare Mahkemesince başvurucunun Kuzey Irak’ın çeşitlibölgelerinde mülteci olarak kaldığı ve GönüllüGeri Dönüş programı kapsamında Türkiye’ye dönüş yaptığı, örgütmensupları tarafından kaçırıldığından bahisle Valilik kararı ile geçici köykoruculuğu görevine son verilmesi sonucunda oluştuğu iddia edilen zararlarının5233 sayılı Kanun kapsamında olmadığı tespitinde bulunulmuş ve davanın reddinekarar verilmiştir. Her ne kadar başvurucu, terör örgütü üyeleri tarafındankaçırılması sonrasında görevine son verilmesi nedeniyle oluşan zararlarının5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunu beyan etmiş ise de yapılan tespitlerışığında (bkz. §§ 39, 44) mahkeme önünde talebinin haklılığını ispat edemeyenve bunu belirli bir kanun hükmüne ya da istikrarlı bir içtihada dayandırmayanbaşvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkıkapsamında ekonomik bir değerin veya en azından böyle bir değeri elde etmeyönünde meşru beklentisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesikapsamına giren korunmaya değer bir menfaati bulunmadığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının konu bakımındanyetkisizlik nedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.